Değiniler- 160

Değiniler- 160

HAKLI- HAKSIZ- HAKÇA Haklı olan; Merhametli olur. Haklı olanda bitmez tükenmez öfke ve hırs görülmez. Çünkü haklılığın eminliği bunları yaşamaya izin vermez. Haklı olduğunu söyleyen her fırsatta barut gibi öfke saçıyor, cephe açtığı kesimlere nefret kusuyorsa gerçekte haklı olmadığının en büyük delili onun bu halidir. Hiç değişmeyen bir gerçektir; haksız olanın sesi daima haklı olandan daha yüksek çıkar. Günlük hayatta birbirlerini sevmeyenler, birbirlerine düşman kesilenler tek bir kişiye karşı ansızın birleşmiş, can ciğer kuzu sarma olarak cephe açmışlarsa; sen o kişinin haklı mı haksız mı olduğu konusunda başını ellerinin arasına al, bir daha düşün. Hem de iyice bir düşün... Gerçekten…Devamını Oku
Değiniler- 159

Değiniler- 159

HİSSETTİĞİN; İNANDIĞINDIR, GERÇEĞİN DEĞİL Endişe, kaygı ve tedirginlik hissettiğimiz konular; gerçekten endişe, kaygı ve tedirginlik gerektiren konular değildir aslında. Ya neden böyle hissederiz? Biz yetişme tarzımız olarak onların adı geçtiği anda endişe etmemiz gerektiğine inanmakla kodlandığımız için endişe ederiz... Adına acı, sorun, sıkıntı, dert veya korkunç, felaket, dayanılmaz dediklerimiz dahi bu kapsamdadır. Ve her insan; bunlar karşısında nasıl yetişmişse öyle bir atmosfere bürünmeyi kendine vazife sayar. Toplum da bu kodları desteklemiştir. Seçim hakkınız yok gibidir. İki arkadaş kadim dostlarını ziyaret için yoldaydılar. Muhabbetle yol alırken lastik patladı. Şoför olan lanet okuyordu. Yanındaki "Sağa bak! Dere şırıl şırıl. Rabbimiz az mola…Devamını Oku
Değiniler- 158

Değiniler- 158

SU AKAR, YOLUNU BULUR İnsanların hassasiyetlerini önemsememiş, onlar için hayatî olan değerleri umursamamış, üstelik bunu onların karşısında göstere göstere yapmışsanız; oluşabilecek tepkisel karşılıklardan şikayet etme hakkınız yoktur. İnsan Sevgisi ve İnsana Saygı; her görüşten insanın hassasiyetlerine en az kendi hassasiyetlerimiz kadar değer vermek, kabul etmesek bile saygılı olmaktan geçer. Her insanın incindiği noktada göstereceği tepki; kendi anlayışıncadır. Sözle incitmişseniz tepki sözle gelir, yazıyla incitmişseniz yazıyla gelir türünden bir kayıt da kural da yoktur. Her insan tepkisini anlayışınca ortaya koyar. Tepki; adı üstünde tepkidir, kuralı yoktur ve zapt edilemez. Görüşlerimiz kendimize ne kadar kıymetli ise bize en zıt görüş sahipleri için…Devamını Oku
Değiniler- 157

Değiniler- 157

PUTPEREST YOK, İNSANPEREST ÇOK Mekke müşrikleri hiçbir zaman ağaç ve taştan puta tapmamıştır. Taptıkları; kendilerini Allah'a yakınlaştırdığını düşündükleri, geçmişte yaşamış kutlu ve ulu (?) zatları temsil eden ağaç- taş sembollerdi. Onlar putperest olduklarından değil "İnsanPerest" olduklarından uyarıldılar. Müşrikler, Allah'ı inkar etmemişti. Sadece ona daha yakın olmak üzere "İnsanPerestliği" sürdürmek istemişlerdi. Mekke Fethi ile putlar Kâbeden atılsa da İnsanPerestlik, insanların kalbinden hiç biz zaman atılamamıştır. İnsanPerestlik manasında Şirk, yeryüzünden hiç kalkmamıştır! İnsanPerestliğin şimdilerde nasıl devam ettiğini açıkça yazsam çokları delirir, kudurur, bir kısmı da hazmedemez -Allah muhafaza- eldeki imandan da olacak şekilde şüpheye savrulur. İyisi mi biz, bu hala devam ediyor…Devamını Oku
Değiniler- 156

Değiniler- 156

İNSAN; KENDİ KENDİNİ KANDIRAN İnsan; kendi kendini kandırabilen, kendi kendini ikna edebilen, realitede geçerliği olmayan durum ve konularda bile geliştirdiği bireysel mantıkla her şeyi aklına uygun hale getirebilen tek mahluktur. Kendi kendimizi nelerle, nasıl kandırmakta olduğumuzu düşündük mü hiç? Yanlış yapan, o yanlışı önce kendince mantıklı hale getirir sonra yapar. Doğası gereği insan, kendini bir şekilde ikna edemediği şeyi kesinlikle yapamaz. Günah işleyen günahı, haram yiyen haramı, hıyanet eden hıyaneti beyninde meşrulaştırmadan yapamaz. Fıtrat izin vermez çünkü. Gerçekler karşısında radikal, cesur, kararlı duruş gösteremeyeni zihni şöyle kandırır: - Sabrın ne güzel - Gün doğmadan neler doğar - Karıncayı bile incitmemen…Devamını Oku
Değiniler- 155

Değiniler- 155

GÖZÜMÜZDEN KAÇANLAR Sizi üzenler de sevindirenler de önemsedikleriniz, değer verdiklerinizdir. Değer vermedikleriniz, önemsemedikleriniz sizi ne üzebilir ne de sevindirebilir. Beklemediğiniz biçimde sizi üzenler; hal diliyle şu mesaj vermektedirler: "Bana yüklediğin anlamı gözden geçir. Senin yücelttiğin kadar değilim ben, gönlündeki yerimi yeniden ayarla!" Onların taleplerini yerine getiriniz. Herkesi layık olduğu yerde tutarsanız üzülmezsiniz. Beklemediğiniz anda sizi sevindiren, ferahlatanlar da size mesaj vermektedir: "Bugüne kadar nazarında pek kıymetim olmadı. Bil ki ben dostum. Kıymet ölçülerini incele, beni de gönlüne al!" Onların mesajını iyi okuyunuz. Görmediklerinizdeki değeri görürseniz, yıkılmazsınız! Kişi, hal ve hareketleriyle ona yüklediğiniz anlamın uzağında olduğu mesajı verdiği halde siz hala…Devamını Oku
Değiniler- 154

Değiniler- 154

İNSANİ İLKELER Mİ, YÜCE KİŞİLER Mİ? Sen, Hakkı kişilerle tanıma, Kişileri Hakikat ile tanı! Önce Hakkı bil sonra Hak Ehlini! {Hz. Ali k.v.} * Hakikati; Kişilerden öğrenenlerde fanatizm, aşırılık ve sapkınlık görülebilirse de Hakikati; Hakikatin Temel İlkeleri üzerinden öğrenenlerde bu tip tutarsızlık ve savrulmalar görülmeyecektir. Aşırılıkların temelinde İlke odaklı anlayış değil Yüce (?) Kişi odaklı anlayış vardır. İlke odaklı hakikati benimseyenler "Değişmeyen tek şey değişimdir" çerçevesinde hür ve relaks bir anlayışla yürürken Kişi odaklı hakikat izcileri, yıllar geçse de değişmeyen söylemlere ve sahibine sadakati hakikate sadakat bilmişlerdir. Yerinde saymayı yürüyüş zannederek. Hz. Muhammed (sav) son peygamber oluşunu ilan etmekle bi manada…Devamını Oku
Değiniler- 153

Değiniler- 153

KADER Hakkımızda her şey yazıldı bitti; kalem kırıldı, mürekkep kurudu ve sonradan hayat adıyla dünya perdesine yansıdı öyle mi? Hakkımda her şeyi yazıp bitiren Allah, şimdi benle hiç ilgilenmeyip bizim maçımı saha kenarından mı izliyor? Levh-i Mahfuzu yazan Kalemin cızırtısını duymuş Resulullah (sav) Miraçta! Nasıl duyar? Yazma işlemi bitmişti hani? Yazı yazıldı, alem kırıldı, mürekkep kurudu ise nasıl duyar? Kader anlayışımızda eksik ve çarpık bir şeyler olmasın sakın?! Sahabeden bazıları onun hakkında şöyle demişler; "Bu çocuk Peygamberlerin üslubuyla konuşuyor. Ona dikkat edin. Sanırım, Dinin yerinden oynayan taşlarını o tekrar oturtacak yerine!" Kimden bahsediyor? Resulullah'a yetişemese de 15 yaşına kadar Medine'de…Devamını Oku
Değiniler- 152

Değiniler- 152

KİM BİLEBİLİR DIŞARI ÇIKMADAN Hiç bir balık, yaşam alanının akvaryum mu, havuz mu, göl mü, deniz mi, okyanus mu olduğunu bilemez. Suyun içinden çıkana kadar. Çıkmadığı sürece su paydaşları, yaşamlarının en iyisi en güzeli, en konforlusu ve en seçkini olduğu telkinini birbirlerine yaymaya devam edeceklerdir. Her yaşam çevresindekiler anlayışına göre farklı ve planlı empozelere maruz kalır. Seviye düşükse düşman ve helakle korkutulurlar. Orta ise imkan/ kaynakla mutludurlar. Seviye yüksekse seçilmişlik okşar gururları. Akvaryumu, camdan hapishane bilse hangi balık durabilir ki orada?! Sudan çıkmak ölüm; akıntı burnundan başka denizlere açılmak tehlikeli olarak kaydedilmiştir balık hafızalara. Gerçekten öyle midir bir denesek mi…Devamını Oku
Değiniler- 151

Değiniler- 151

AŞKTIR OKUMAK Millet olarak kökleri Orta Asya'ya uzanan genetik birikimimiz de miras devraldığımız inanç eksenimiz de "Sohbet" odaklı bir yaşamı içselleştirmiştir. Bizler sözlü kültürün çocuklarıyız. O nedenle yazılı eser okuma oranı düşüktür bizde. Okumaktansa anlatıver bakayım demeyi severiz. Tek başına okumak ve düşünmek pek hoş görülmez bizde. Bireyselliğini fark edip değerlendirenlerin uç görüş ve akımlara savrulmasından korkulur. Okuyacaksan işe yarar ve geneli rahatsız etmeyecek şeyler okumalısındır. Çocukluğumda cesur abiler için "Okudular, anarşist oldular" deniyordu. Kitaba olan rağbet eskiye nazaran epey artsa da radikal ve dönüştürücü okumalar yaptığımız kanaatinde değilim. Çoğunluk zaten akmakta olduğu kulvara paralel alanların eserlerini okuyor. İnanç, görüş…Devamını Oku
Değiniler- 150

Değiniler- 150

İNSAN OLMAK İnsan olmak; bambaşka ve çok özel bir olgudur. Bir karakter meselesidir. İnsan olmanın; dindarlık, kariyer, uzmanlık, mesleki kalite, hayati tecrübe, bilgi ve dışarıdan bakıldığında ölçü alınabilecek hiçbir değer, unvan ve paye ile uzaktan yakından zerre kadar alakası yoktur. Dinin gayelerinden biri İyi İnsan yetiştirmektir. Ne ki dinin gayesi budur diye dini çevrede yaşayanın, din sahasında boy gösterenin de iyi insan olduğu hüsnü zannı yanılsamadır. Din ve Ahlak sahasındakini peşinen iyi saymak insan olma ve insan tanımada yapılan en büyük yanlıştır. Her insan önce Beşerdir. Sonra İnsan olabilirse olur. Olamazsa beşeri özellikleri ondan beklenen insani, ahlaki ve medeni özellikleri…Devamını Oku
Değiniler- 149

Değiniler- 149

İYİ NİYET ALDATMACASI Sizi insanlardan gelecek kötülükler ve hayatın tehlikelerinden koruyacak olan "İyi Niyet"iniz değil, hayatın gerçekleri ve insanların karakterlerine göre geliştireceğiniz korunma ve sakınma tedbirleridir. Sahip olduğu nimetleri, Allah Lütfu güzellikleri insan ve ortam farkı gözetmeksizin ulu orta paylaşan, açan, anlatan ve gösteren; dedikodu başta olmak haset, iftira ve bühtana uzanan ağır enerji kasırgasına tutulursa hiç kimseyi suçlamasın. Kendinden başka... - Herkesi kendim gibi bildim. Allah Kullarını sevdim. Hepsine hizmete koştum. Yüreğimi açtım, özverili oldum. Suç mu? - Hiç bir ahlak- inanç disiplini herkesi kendin gibi bil demez. Akıl- mantık da rastgele fedakarlık önermez. Duygusallığınla uydurduğun şeyler bunlar. Evet,…Devamını Oku