Değiniler- 166

Değiniler- 166

BENDEN ÖTE; ONDAN BERİ Vermeseydi, isterdim. Görmeseydi, söylerdim. Hüzünlenirdim, uzaklaşsa Neşelenirdim, yakınlaşsa Uzaklaşmadı ki özleyeyim yanarcasına Yakınlaşmadı ki zevk edeyim uçarcasına Ben, desem sığmaz içeri O, desem çıkmaz dışarı Benden öte ise nerde gölgesi? Ondan beri ise nerde gerçeği? Bıraksaydı, yıkılırdım Sarılsaydı, sıkılırdım Ne bıraktı, ne sarıldı Var mı ki yoklar beni? Yok mu ki saklar kendini? Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze Orda öyle bir isim var ki, kuldan…Devamını Oku
Değiniler- 165

Değiniler- 165

MANEVİYAT ŞİRKİ Maddiyata ve Dünyaya düşkünlük ne kadar Allah'ı tanımaya ve Sistemine uyumlanmaya perde çekiyor ise Maneviyata ve Ahirete düşkünlük de en az o kadar Allah'ı tanımaya ve Sistemine uyumlanmaya perde çeker. İnsanı Beden ve Ruh, Hayatı Madde ve Mana diye ikiye ayırdığımız gün, kendi ayağımıza sıktık biz. Ve o gün bugün de iflah olmadık insanlık ailesi olarak. Ne diyor du Kur'an? "Onlar; Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini ayırırlar..." Her insan, doğası…Devamını Oku
Değiniler- 164

Değiniler- 164

GERÇEK SEVGİ Sevmek; birini put edinmek, Sevilmek; birine tanrı kesilmek olarak anlaşıldığı sürece Sevginin Gerçeğine eremeyeceğiz. Kölelik ve tanrılık tutkularından arındırılmamış sevginin, sahibine vereceği derin bir azap veya devleşen benlikten başkası değildir. Aşk, sevginin zirvesi sanılmıştır. Bu asırlara mâl olmuş bir yanılsamadan ibarettir. Aşk; sevginin gerçeğine ilerleyecek olanlara kölelik ve tanrılık tutkusunun dibine kadar yaşatılmasıdır. Sevgi seferinde bir aktarma istasyonudur Aşk. Orada kala kalmak mı? Sefere devam mı?! Gerçek Sevgi;…Devamını Oku
Değiniler- 163

Değiniler- 163

İNSANLIK MASKESİ TAKAN HAYVANLIK Düşük seviyeli insanlar sövmek ve yermek; Yüksek seviyeli insanlar övmek ve sevmek için bahaneler ararlar. Ve insanın bahası (ederi) bahanesi kadardır. Bâtıl, Haram, Yanlış, Kötü ve Ahlak Dışı olanın tasviri; detaylandırılarak anlatılması ve canlandırılması da bâtıla, harama, yanlışa, kötüye, ahlaksızlığa teşviktir. Bunu sanat veya özgürlük bağlamında savunmaya kalkanlar; duyarsız değil, umarsız ve utanmaz zihinlerdir... Gündeminde sürekli mahreme dönük konular olanlar hormonal dürtülerin esiri, hayvaniyetten kurtulamamış zavallı…Devamını Oku
Değiniler- 162

Değiniler- 162

ŞÜPHELER BALKONUNDA UYKUSUZ GECELER Hayatlarında büyük dönüşüm yaşayanlar; bunu birinin kendilerine el vermesiyle değil, o ana kadar sahip oldukları tüm bilgi, fikir ve bunlara dayalı değerlerin altını oyarak başarmışlardır. Daha açık söylemek lazımsa onlar kendi anlayış evlerini kendi elleriyle dinamitlemişlerdir. Bugünün hakikat talipleri ise şöyle bir hakikat istiyor: - Temellerimi sarsma! - Değerlerimi yıkma! - Beni şüphelere salma! - Eski bildiklerimi yeniye bağlaya bağlaya ilerleyeyim, beni eskiden koparma! Ben de…Devamını Oku
Değiniler- 161

Değiniler- 161

AZICIK İNSAF, BİRAZ DA EDEP LÜTFEN Konu siyaset olunca aklın tutulduğunu bildiğimden ikazımı kısa ve herkese dönük yapacağım: 23 Haziran sebebiyle iki kesimde de insani ölçüleri çiğneyecek biçimde karşılıklı yalan, iftira, algı operasyonları gırla gidiyor. İnsanlığımızı hatırlamak için illa doğal afet mi lazım?! Haklarında konuşulan insanların aileleri vardır. Anne veya Babadırlar. Evlat, ağabey veya abladırlar birileri için. Siyasi temelli eleştiri yaparken her şey bir yana hiç olmazsa bu nazardan biraz…Devamını Oku
Değiniler- 160

Değiniler- 160

HAKLI- HAKSIZ- HAKÇA Haklı olan; Merhametli olur. Haklı olanda bitmez tükenmez öfke ve hırs görülmez. Çünkü haklılığın eminliği bunları yaşamaya izin vermez. Haklı olduğunu söyleyen her fırsatta barut gibi öfke saçıyor, cephe açtığı kesimlere nefret kusuyorsa gerçekte haklı olmadığının en büyük delili onun bu halidir. Hiç değişmeyen bir gerçektir; haksız olanın sesi daima haklı olandan daha yüksek çıkar. Günlük hayatta birbirlerini sevmeyenler, birbirlerine düşman kesilenler tek bir kişiye karşı ansızın…Devamını Oku
Değiniler- 159

Değiniler- 159

HİSSETTİĞİN; İNANDIĞINDIR, GERÇEĞİN DEĞİL Endişe, kaygı ve tedirginlik hissettiğimiz konular; gerçekten endişe, kaygı ve tedirginlik gerektiren konular değildir aslında. Ya neden böyle hissederiz? Biz yetişme tarzımız olarak onların adı geçtiği anda endişe etmemiz gerektiğine inanmakla kodlandığımız için endişe ederiz... Adına acı, sorun, sıkıntı, dert veya korkunç, felaket, dayanılmaz dediklerimiz dahi bu kapsamdadır. Ve her insan; bunlar karşısında nasıl yetişmişse öyle bir atmosfere bürünmeyi kendine vazife sayar. Toplum da bu kodları…Devamını Oku
Değiniler- 158

Değiniler- 158

SU AKAR, YOLUNU BULUR İnsanların hassasiyetlerini önemsememiş, onlar için hayatî olan değerleri umursamamış, üstelik bunu onların karşısında göstere göstere yapmışsanız; oluşabilecek tepkisel karşılıklardan şikayet etme hakkınız yoktur. İnsan Sevgisi ve İnsana Saygı; her görüşten insanın hassasiyetlerine en az kendi hassasiyetlerimiz kadar değer vermek, kabul etmesek bile saygılı olmaktan geçer. Her insanın incindiği noktada göstereceği tepki; kendi anlayışıncadır. Sözle incitmişseniz tepki sözle gelir, yazıyla incitmişseniz yazıyla gelir türünden bir kayıt da…Devamını Oku
Değiniler- 157

Değiniler- 157

PUTPEREST YOK, İNSANPEREST ÇOK Mekke müşrikleri hiçbir zaman ağaç ve taştan puta tapmamıştır. Taptıkları; kendilerini Allah'a yakınlaştırdığını düşündükleri, geçmişte yaşamış kutlu ve ulu (?) zatları temsil eden ağaç- taş sembollerdi. Onlar putperest olduklarından değil "İnsanPerest" olduklarından uyarıldılar. Müşrikler, Allah'ı inkar etmemişti. Sadece ona daha yakın olmak üzere "İnsanPerestliği" sürdürmek istemişlerdi. Mekke Fethi ile putlar Kâbeden atılsa da İnsanPerestlik, insanların kalbinden hiç biz zaman atılamamıştır. İnsanPerestlik manasında Şirk, yeryüzünden hiç kalkmamıştır!…Devamını Oku
Değiniler- 156

Değiniler- 156

İNSAN; KENDİ KENDİNİ KANDIRAN İnsan; kendi kendini kandırabilen, kendi kendini ikna edebilen, realitede geçerliği olmayan durum ve konularda bile geliştirdiği bireysel mantıkla her şeyi aklına uygun hale getirebilen tek mahluktur. Kendi kendimizi nelerle, nasıl kandırmakta olduğumuzu düşündük mü hiç? Yanlış yapan, o yanlışı önce kendince mantıklı hale getirir sonra yapar. Doğası gereği insan, kendini bir şekilde ikna edemediği şeyi kesinlikle yapamaz. Günah işleyen günahı, haram yiyen haramı, hıyanet eden hıyaneti…Devamını Oku
Değiniler- 155

Değiniler- 155

GÖZÜMÜZDEN KAÇANLAR Sizi üzenler de sevindirenler de önemsedikleriniz, değer verdiklerinizdir. Değer vermedikleriniz, önemsemedikleriniz sizi ne üzebilir ne de sevindirebilir. Beklemediğiniz biçimde sizi üzenler; hal diliyle şu mesaj vermektedirler: "Bana yüklediğin anlamı gözden geçir. Senin yücelttiğin kadar değilim ben, gönlündeki yerimi yeniden ayarla!" Onların taleplerini yerine getiriniz. Herkesi layık olduğu yerde tutarsanız üzülmezsiniz. Beklemediğiniz anda sizi sevindiren, ferahlatanlar da size mesaj vermektedir: "Bugüne kadar nazarında pek kıymetim olmadı. Bil ki ben…Devamını Oku