Ön bilgiyi okudunuz mu?

Ön bilgiyi okudunuz mu?

Kitap okurlarının büyük çoğunluğunu etkisi altına alan bir alışkanlık var. Biz Türk okurları olarak genellikle yeni aldığımız kitabın önce “İçindekiler” kısmına, sonra rastgele sayfalarına bakar, baştan değil dikkatimizi çeken yerden okumaya başlarız. “Önsöz” veya “Giriş” adı ile hazırlanan bölümler ise çoğumuza sıkıcı gelir ve çabucak geçilir. Oysa kitabı anlamanın anahtarları ve maksadı çözümlemeyi kolaylaştıran işaretler o bölümde mevcuttur.

Evrensel kitabımız Kur’an- ı Kerim’e yapılmış hizmetler noktasında bir milat olacağına gönülden inandığımız kıymetli bir çalışma kısa süre önce internet ortamında yayına girdi. ALLAH İLİMİNDEN YANSIMALAR, “B” KAPSAMINDA KUR’ANA BAKIŞ adı verilen bu çalışma ile ilgili olarak çok kapsamlı bir ön bilgi takdim edildi. http://www.ahmedhulusi.org/kuran/ veya http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-hulusi/

ANLAMAK İÇİN ÖN BİLGİ başlığı ile hazırlanan bu kısmı, diğer eserlerin önsözlerine yaptığımız gibi, bir okuyuşta geçmiş isek; doğrusu ciddi kayıplar içinde olduğumuzu düşünüyorum.

Neden mi?

1-Bu ön bilgi sıradan bir kitap için değil, Kur’an-ı Kerim için hazırlanmış!

2-“Anlamak için” kaydı konmuş ise, bu kısım anlaşılmadan yapılan çalışmanın ruhuna nüfuz edilmesi, doğru anlaşılması mümkün değil, demektir…

Kendi adıma bu ön bilgiyi okurken, şimdiye kadar tasavvuf adına okuduklarımızın çok ince bir hatırlatmasından öteye yeni bir bakışa, yeni bir idrake davet edildiğimizi hissederek hem sevindim, hem de anlayabilecek miyiz acaba kaygısı ile karışık yoğun heyecanlar duydum.

Kur’an-ı Kerim’le ilgili böylesi bir çalışma ortaya konmuş ise, Allah Kelamına, sahasında ilk ve tek olma hüviyeti taşıyan bir yaklaşımla bakış açısı getirilmiş ise; bizlerin hem anlama hem de anlatma vazifemizin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum…

Bendeniz, bu makalemde “Ön bilgide şu kısımlarda şöyle denmek istenmiştir” diyerek bir açıklama çabasına girişecek değilim. Bunu yapmak için kendimi ehil görmediğim gibi, doğrusu ön bilgiyi tam olarak anladığımı da, çözdüğümü de söyleyemem. Bu sebeple Fatiha ve Bakara açıklamalarına henüz geçemedim…

Ön bilgide dikkatle değerlendirilmesi gereken noktaları, kavramları, dönüştürücü söylem ve işaretleri kendi penceremden dikkatlerinize arz etmek istiyorum. Dikkat çekilen bu noktalara yoğunlaşarak düşünmemizin, bizden üst idraklerle fikir alış- verişinde bulunmamızın son derece önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. İşte, ön bilgiden bizim nazarımıza takılanlar:

1- HAKİKAT BİLGİSİ ve SÜNNETULLAH AÇIKLAMASI:Hakikat bilgisi oluşu yönüyle Kur’an’da neler var?… Sünnetullah Bilgisi olması itibarıyla nelere işaret ediliyor? Kur’an’ı anlama ve ona yaklaşımda ihmal edilmemesi gereken iki ana eksen olarak düşündüğüm bu kavramların Kur’an nazarından değerlendirilmesi ve kendimizde içselleştirilerek idrakine ihtiyaç var.

2- B HARFİ İLMİ ve EL AHAD-US SAMED İLMİ:B sırrı, B gerçeği, B bakışı çerçevesinde geniş bilgiler edindik şimdiye kadar. B bakışını kendimizde oturttuk mu, elbette tartışılır. Henüz B yi dahi tam hazmedememişken karşımıza yeni bir kavram çıkıyor: EL AHAD- US SAMED İLMİ…

Bizce bu çalışmanın ruhunu saklayan bir kavram bu. Ve gündeme yeni düşen bir kavram. Fatiha’nın başında yer alan Besmele’nin B si ile okumaya başlıyor, İhlas Suresi ile Kur’an’ı tamamlıyoruz. Okunası kitap Kur’an’ın, inzal sırasına göre en sonunda bulunan İhlas suresinin hakiki anlamına işaret eden EL AHAD- US SAMED kavramı; Kur’anın ruhunu okuyanın ulaşacağı zirve kemalat noktası olsa gerek!

Böylesi bir kavram gündeme getirilmiş ise üzerinde yürüdüğümüz idrakin bizi hangi hedefe doğru yaklaştırdığı, bir kez daha ciddiyetle düşünülmeli, derin derin tefekkür edilmeli…

3- GÖZLÜĞÜN İKİ CAMI:El Ahad us Samed” ilmi gündeme geldiğinde ilk etapta bu kavramı B ilminin bir üst boyutu diye düşünmek istemiştim. Ne var ki, çok dengeli ve çok hassas hazırlanan bu açıklamaya daha bir dikkatle eğildiğimde Kur’an’a bakışta iki gözlük camından birinin B ilmi, diğerinin El Ahad us Samed ilmi olduğunu gördüm. Acaba bunu yaşamak nasıl olur? Burada anlatılmak istenen ne? Bu tanımlamayla nasıl bir düşünce boyutunda olmamıza işaret ediliyor? Bunun farkındalığı bize ne kazandıracaktır?

Demek ki B bakışı da “El Ahad us Samed” bakışı da iki gözden teki görmek gibi dengeli ve sağlıklı kullanılmadıkça esas idrake erişilemiyor. O nedenle EL AHAD- US SAMED ilmini anlamaya çalışırken, B ilminden bağımsız ve ayrı görmeksizin değerlendirmek, ama bu yeni camı iyice netleştirmek gerekiyor.

4- B”İSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM, BAŞLI BAŞINA BİR SÛRE HÜKMÜNDEDİR:Kur’an ilimleri konusunda yazanlar, konuşanlar, ihtisas ortaya koyanlar; bir tefsir paradoksu olarak “BESMELE AYET Mİ, DEĞİL Mİ?” tartışmasını asırlardır sürdüre gelirken, Besmelenin başlı başına bir sure olduğu uyarısı oldukça çarpıcı. Bu cümlenin üzerinde uzun süre konuşup yazılacağını düşünüyorum.

5- İNSAN, YARATILIŞ ÖZELLİĞİ DOLAYISIYLA ÖLÜMSÜZDÜR! “ÖLÜMÜ TADAR” VE ÇEŞİTLİ “BÂ’S” AŞAMALARINDAN GEÇEREK SONSUZA DEK YAŞAMINA DEVAM EDER!

Bu cümledeki ÇEŞİTLİ BA’S AŞAMALARINDAN GEÇMEK kavramı derin derin düşünülmeye, kıyamet ve mahşerle ilgili bilgilerimizi tazelemeye yönelmemiz gerektiğini düşündürdü bize. Ölümden sonra bir kere diriliş yaşanacak şeklindeki alışılmış bilgiyi sarsan bu nokta, çeşitli açılardan yeniden değerlendirilmeli.

6- HÛ:Açıklamanın muhtelif yerlerinde geçen HU kavramını, tasavvufi kavramlardan bir kez daha incelememiz şart. “HU”; ve “HU” nun ilminde esma seyri ile işaret edilen özelliklerini seyredişi konusu, elimizin altındaki eserleri genel bir tekrarla gözden geçirmemiz gerektiği uyarısını hissettirdi bize.

7- “CEZA”, YAPILANIN KARŞILIĞI YA DA ANLATIMIMIZLA SONUCU ANLAMINDADIR: Arapçada “ceza” kelimesi salt “karşılık” anlamında iken, geleneksel etkilerle, cenneti ödül, cehennemi ceza gibi sunan yaklaşım Kur’an tefsir ve meallerine de sirayet etmişti. Bunun sonucu olarak yukarıdan bir ödül ve kayırma- torpil anlamlarına, yukarıdan bir kahır ve kızgınlık anlamlarına kayılıyor, otomatikman yol Tanrıya çıkıyordu.

Bu çalışmada “ceza” kelimesinin salt “karşılık” oluşuna sadık kalınması, peşi sıra yaptıklarımızın, düşündüklerimizin, ürettiklerimizin karşılığını alma gibi bir gerçeği kabulü kolaylaştırıyor. Zaten işin ruhu da budur, malumunuz.

Bu eksende Kur’ana yaklaşım; Tanrısala çeken Deccal etkilerinin önünü keseceği gibi, Sünnetullah bilgisi doğrultusunda kulluğun hakkını verme yönündeki gayretleri de artıracaktır.

8- KURÂN, “ULÜL ELBÂB” İNDİNDE, “TEKLİF” GÖRÜNÜMÜNDE “TESPİT”TEN İBARETTİR!Bu çalışmanın ruhunu kavramada bize göre en çarpıcı cümlelerden biri de bu. Klasik dini yaklaşımın Kur’ana EMİR- YASAK penceresinden bakışı dayatması, B anlamıyla düşününce TEKLİF olduğu gerçeği bize öğretilmişken şimdi ise TESPİT olduğu, bunun da Kur’an tabiri ile ULUL ELBAB olan bilinçlerce anlaşılabileceği zikrediliyor.

Kur’ana yaklaşımda TEKLİF ve TESPİT bakışı arasında ne gibi farklar var?…

ULUL ELBAB kimlerdir, gerçekten yoğunlaşarak düşünmemiz gerekiyor.

9-”KİTAP”, “HAKİKAT’İ VE SÜNNETULLAH’I İÇEREN BİLGİ” ANLAMINADIR. Kitap kavramı Kur’anda çok farklı anlatımlar halinde geçmesine karşın, bizler zihinsel bir geriye ket vurma ile bunu, “Cilt arasına sıkıştırılmış sayfalar bütünü” olarak anlıyoruz ne yazık ki!..

Basitçe, ama uyanık bir düşünce ile şunu fark ederiz ki; ayetler içinde kitap kelimesi geçmesine rağmen inzali esnasında, Rasülullah (sav) ın sağlığında Kur’an bir Mushaf, bir Kitap değildir! Mushaf haline getirilme ve çoğaltma işlemleri Hz. Muhammed (sav) in ebedi yaşam boyutuna irtihalinden sonradır.

Buna göre Kitap kavramına Mushaf anlamı vermememiz gerektiğini fark ediyorduk. Ancak kitap nedir, henüz çözmüş değildik. İşte bu açıklama, Kitabın iki boyutlu bilgi; hakikat ve sünnetullah bilgisi olduğunu tespit ediyor.

Buna göre içinde kitap kavramı geçen; “Kitapta İbrahim’i de hatırla” “Meryem’i de kitapta an” gibi ayetleri farklı bir mana ufkundan değerlendirmemiz için bu açıklama ile göremediğimiz alanlara yoğun bir ışık tutulduğunu düşünüyorum.

Başta ifade ettiğimiz gibi, ALLAH İLMİNDEN YANSIMALAR, “B” KASPAMINDA KUR’ANA BAKIŞ adıyla yayınına başlanan çalışmanın daha iyi değerlendirilmesi için ANLAMAK İÇİN ÖN BİLGİ adlı makalede dikkatimizi çeken noktaları sizlere takdim ettik.

Düşünen beyinlerin, kendini arayanların, Allah’a talip olanların bunları ve bizim göremediğimiz hususları çok daha geniş perspektiflerle değerlendireceğini ümit ediyoruz.

Kur’anı açıklama ve anlamada bir milat olduğuna inandığımız bu çalışma, klasik algı kalıplarından çıkarak hakikati değerlendirmeye vesile olacağı gibi, yakın ve uzak gelecekte Kur’an ilimlerine hizmete adanacak genç beyinler için bir referans, bir mihenk, bir ölçüt olarak hak ettiği yeri bulacaktır.

Allah ilmini, düşünen beyinlere ulaştırmada senelerdir yoğun bir çalışma ve gayret ortaya koyan, eserlerini karşılıksız paylaşan Üstad Ahmed Hulusi’ye en derin şükranlarımızı arz ederken, yayınına başlanan bu eser vesilesi ile önümüzdeki günlerde ağırlıklı uğraşımızın, Kur’an-ı Kerim olmasını, bunun bizlere hazmıyla kolaylaşmasını şahsım ve siz değerli dostlarım adına Rabbul Alemiynden niyaz ediyorum.

Mehmet DOĞRAMACI

10.11.2008