Başka telden mi çalıyor ?..

Başka telden mi çalıyor ?..

İçini sıkan konuları dost bir gönülle paylaşmak, aklına takılanlara cevap aramak üzere arkadaşının bilişim marketine doğru uzandı. İkindi çayı içecek, ince belli bardaktan buğulanan buharlar eşliğinde koyu muhabbetler yudumlayacak, sevgi demleyeceklerdi.

Hoş beşten sonra aklına takılan, ruhunu sıkan konuyu açtı:

- Dualarım kabul olmuyor azizim! Okumadığım vird, çekmediğim zikir kalmadı ama olmuyor! Allah bazılarına yağdırıyor, bazılarına kıstıkça kısıyor diyeceğim ama, bu da isyan olur, tövbe tövbeee… Aklım ermedi bu işe…

Arkadaşı onu anlamlı gözlerle süzdükten sonra söze girdi:

- Benim evde emektar bir PC var. Ama, hiç şikayetim yok. Ne istedimse veriyor bana. Hangi konuyu arasam buluyorum netten, ne yazmak istesem, ne düzenlemek istesem alabiliyorum. Kullanmasını bilirsen, en sıradan PC bile derya be kardeşim…

İçinden “Bilişim işlerine çok daldı, aklı fikri işinde, ben ne diyorum o ne diyor, ya sabır!” diye hafifçe kızarken arkadaşı devam etti:

- Mesela word programı. Ben sadece düz yazı yazardım. Meğer ne çok fonksiyonu varmış wordun. Geçen gün benim ilkokula giden oğlana sordum. Dizgi- Mizanpaj dahi yapılıyormuş wordde. Soracaksın azizim, PC’n varsa çekinmeyecek, en iyi nasıl kullanırım diye soracaksın…Elindeki PC yi kullanmayı öğreneceksin…

Çaylar keyifle içilirken bizimki duramadı patladı:

- Ya, ben duam kabul olmuyor, kafamda sorunlar bitmiyor diyorum sen PC diyorsun! Bu kadar da dünyaya tapılmaz ki arkadaş. İçin dışın bilgisayar olmuş senin.

Gevrek bir kahkaha patlattı bilişimci. Peşinden de kahvecinin çırağına seslendi:

- Çayları tazele oğlum, muhabbet var, şenlik varrrr!

İkinci bardaklar gelirken devam etti:

- Şu bizim müşterileri de anlamam hani. Ya Hu, bilgisayar alırlar, yanında kullanım kılavuzu veririz, garanti veririz, servis hizmeti daim var, evlerinde çözebilecekleri basit arızalar için olmadık kişilere avuç dolusu para dökerler. Gene de verim alamazlar bilgisayarlarından.

Bizimki biraz düşüncelere dalsa da aynı yerde idi:

- Bak azizim. Anladık, işini seviyorsun, iyi de biliyorsun. Bana caka satmayı bırak da derdimle ilgilen!.. Ne zikirler yaptım, ne virdler okudum, ne nafileler kıldım. Olmuyor, olmuyor, olmuyor!… Bir yerde bir şey eksik ama ne, bilmiyorum… Dışarı bakıyorum, ben kadar ibadeti olmayan cennet yaşıyor, bense her gün azaptayım, niye?…

Dostu bu defa aheste aheste devam etti:

- Vallahi beni başkalarının bilgisayarları hiç ilgilendirmiyor. Kim neye sahip, işlem hızı yüksek mi, son teknoloji mi, onunla da işim olmaz. Ben elimdeki bilgisayardan en yüksek verimi almaya çabalıyorum, şükür alıyorum da…

Bizimki bu defa tırnaktan kızdı ve patladı:

- Konuya gel konuya!… Allah niye bana vermiyor?… Neyim eksik?.. İbadetse ibadet, hayırsa hayır, iyilikse iyilik, daha ne?!

Bilişimci, gene aynı üslupla devam etti:

- Bilgisayarım arızalandı mı ben imalat hatası aramak kolaycılığına başvurmuyorum. Çünkü bu üretilmiş, testlerden geçmiş, olması gereken tüm programlar yüklenmiş, yani bana tastamam teslim edilmiş. Bozukluk varsa sonradan, gene benden sebep olmuştur, derim.

Arkadaşı bozulmaya başladığını açıktan belli ediyordu:

 

- İstersen ben kalkayım sen başkalarının kafasını ütüle, bilgi- işlem konferansı ver ha?

Bilgisayar diliyle konuşan onu sakinleştirdi

- Kızma Cancağızım. Az sabret hele. Şu konuyu bir bitireyim. Ne diyordum?

- Benden sebep olmuştur arıza dedin.

- Hay ömrüne bereket. Evet, PC lerde arıza genelde kullanıcı hatasından oluşur. Rastgele yerlerden program indirirler, her önüne geleni uzman gibi dinlerler, dediklerini PC lerine yüklerler. Sonra da programlar çorba olur…Bilgisayar kasılır, yavaşlar, istenen verimi vermez…

Bizimki kendi sorusundan vazgeçti ve istemeye istemeye arkadaşının dilinden konuşmaya çalışarak lafa karıştı:

- Başka neden işlemez bilgisayar?

- Asıl sebep virüsler, trojanlar, spamlardır… İnternet kullanıyorsan, korunma programların yoksa, rast gele her siteye de giriyorsan, fark etmesen de virüs akar makinene… Onları zahiren göremezsin. Derinlemesine analiz yaparsan hepsi bir bir sökülür… Sökülünce de kullanım rahatlar, istediğini alırsın… Ama virüs nerede, neyi kasıyor, onu da anlamak bilgi işidir. Anlamazsan programcıya kızar, kasayı yumruklar, lanetler okursun!…

Son çaylar biterken iyice sıkılan bizimki müsaade istedi:

- Bana müsaade çay için teşekkürler.

Arkadaşı:

- Müsaade senin. Yalnız şunu unutma! Verdiğin komut bilgisayarında gerekli veriyi çekmiyor, istediğin programı çalıştırmıyorsa mutlaka virüs vardır azizim… Bunun için kimseye kızmaya gerek yok. Derinlemesine bir analiz, iyi bir antivirüs her şeyi çözer… Tıkır tıkır işler olur bilesin, diye hatırlatmayı unutmadı!…

Bizimki bilişim marketten çıkarken derin bir ohhh çekti. Bir yandan da söyleniyordu:

- Ne olacak? Sonradan görme!… Nefesinin koktuğu günleri biliriz… Herif ukala ukala akıl satıyor. Aklı fikri bilgisayar olmuş. Ben ne diyorum o ne diyor?.. Başka telden çalıyor!…

Mehmet DOĞRAMACI

dogramacimehmet@hotmail.com

03.11.2009