Yemin Olsun İkiz Kardeşine ki; Sen Resullerdensin!…

Yemin Olsun İkiz Kardeşine ki; Sen Resullerdensin!…

(Yasin Suresi “özde anlama” çalışması… Bu çalışma ne bir tefsir, ne bir te’vil ne de bir ayet yorumudur.“Kur’an’ı sana inzal olur gibi oku”,uyarısının;“Kur’an İnsanın İkiz Kardeşi”Nebevi Gerçeği çerçevesinde bir yaklaşım denemesidir.  )

1. EY MUHAMMED! Ey Kişi! Fark et ki SEN MUHAMMEDSİN!… Sen MUHAMMEDî YAŞAMI açığa çıkarmak üzere yaratıldın!… Sen; hakikatle şeriati dengede marifetle yaşamak üzere yaratıldın! Nereden belli?… Hem nasıl yaşayacağım ben o hakikati?.. Devam edelim, elbette açılacak sorunun cevabı…

2- YEMİN OLSUN KUR’AN- I HAKÎME;Yeminler; dikkat çekmek içindir Kur’anda! Uyuyanı silkelemek, sarsmak, titretmek,  uyandırmak, ve KENDİne döndürmek için!..

Yemin olsun Kur’an’a! Yemin olsun İKİZ KARDEŞİNE!.. Yemin olsun KUR’AN-I HAKİYME; HİKMETLE AÇIĞA ÇIKANA, ÇIKMAKTA OLANA!

Kur’an!… Ruh ikizin senin. Bu boyutta asıl fıtratını nasıl ve ne şekilde yaşaman gerektiğini bütün yönleri ve detayları ile çok açık olarak anlatan beyandır Kur’an! Kur’an-ı Mübiyn; Apaçık Kitap…

Hakîmdir Kur’an… Hikmet yüklüdür… Sen hikmeti sadece felsefi öğreti, üst bilgi diye anlama… Bu âlemde her açığa çıkışın bir hikmetledir… Hikmeti kavrayacağın yegâne bilgi Kur’an’dır…

Sen şimdi rast gele yaşıyorsun ya… Sen şimdi bodoslama dalıyorsun ya olaylara… Sen şimdi duygusal değerlendirmelerle hakikati okuduğun zannındasın ya… İşte ne durumda olduğunu, aslında nasıl olman gerektiğini sana HİKMET SAHİBİ KUR’AN öğretecek…

Senin Muhammedîliği yaşamanı Kur’an Bilgisi sağlayacak…“seriül hisab”- “zül intikam”- “elleri ile yaptıklarının sonucunu alma”- “her an yeni şanda oluş”- “sistemde mazerete yer olmayışı”- “duygular- yargılar ve şartlanmalarla yaşamın sana bir cehennem tutuşturduğu”nu fark edeceksin Kur’an’la!…. Yani önceliklesünnetullah gerçeğiile yüzleşeceksin…

EY MUHAMMED VE KUR’AN-I HAKİMdiye peş peşe gelmiş ayetler… Muhammedî olmak üzere yanı başında, senden içeride sen olarak mevcut, sende dürülü Kitabını okuman için önüne geliyor Kur’an… Kendini okuman için geliyor…

Kur’an’a sırlar kitabı, biyolojik mucizeler demeti, şifreler yumağı, tarihi süreç özeti, sosyolojik durum tahlili diye bakmayacak kadar uyanıksan Kur’an sana okutur KENDI KITABINI!..

“Yasin, Kur’an’ın kalbi” buyurmuş Alemlerin Efendisi (sav)… Yasin; senin kalbin!… Yasin, senin Şuur boyutun! Yasin’i okursan açılacak sana terkipsel yaşamdan kayıtsız ve sınırsız seyirlere geçiş.

3- KESİNLİKLE SEN RASÛLLERDENSİN“Ben kimim?” diye sordun mu kendine hiç?.. Şu ançektiğin azabın; kendinin kim olduğunu bilmemekten kaynaklandığını söylersem abartılı mı gelir sana?…

- Annesin, bebeğin var. Babasın, evlatlar için yaşıyorsun.
- Meslek sahibisin ve çalışıyorsun.
- Kardeşlerin, akrabaların var.
- Toplumda mevkiin gayet iyi.
- Ülken çok güzel. İyi ki burada doğdun.
- Hanımsın, alımlı… Erkeksin, bakımlı.
- Medenisin hem, cahillerden uzaksın çok şükür (!)

Bunlar mısın sen?.. Yazık… Çok yazık…Hepsi de bedene göre tanımlar ve kayıtlar bunlar…Bunları öyle abarttın ki sen; cinsiyetinle cennete gireceğini, ailece hesaba çekileceğini, üstün bir millet olarak Allah’ın seni ve ırkını seçtiğini düşünebilecek kadar işi ileri götürdün!…

Bu musun yani?… Hayır… Sen Rasüllerdensin! Yani senŞUUR BOYUTUNLA HALİFELİĞİNİ YAŞAMAK ÜZERE YARATILMIŞLARDANSIN!…

Diğer tanımları at çöpe!… Hakkını verme demiyorum, sakın yanlış anlama, ama kaydına girme… Galaksi içerisinde senin dünyan görünmüyor bile. Sen kozmosa nispetle hardal tanesi bile olmayan dünyanda ırk- renk- kültür- medeniyet- statü kaydındasın öyle mi?… Komik, çok komik… Hem de traji-komik….

Kocasın, babasın, eşsin, bilgilisin, medenisin öyle mi?…
Kabre kadar hepsi… Çünkü beden kabre kadar…
Kabre girince bedenin adı ne biliyor musun?… LEŞ!…

Geçenlerde bir dosta, uyandırmak için; “Ölünce senin bedeninle, ölmüş köpek bedeni arasında hiç fark yoktur…İkisi de leştir”dedim de, fena halde bozuldu…

İnsan bedeni leş olamazmış, hem mucize ve keramet eseri olarak (!) hala çürümeyen bedenler varmış!… Bunları göz ardı etmişmişim ben… Özür diledim, haklısın, dedimbeden kutsaldı, kabre girdikten on gün sonra açıldığında pis kokusundan yanına yanaşılamayacak kadar kutsal (!…)

4,5-SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERESİN. AZÎZ VE RAHÎM’İN SENDE TAFSİLÂTLI OLARAK AÇIĞA ÇIKARDIĞI İLİM İLE!
Ve sen, Ey Muhammedîlik yaşamak isteyen İnsan!… Kur’anca, hayatı ve kendini değerlendirerek açılımlar elde etmek isteyen kişi! Aziz ve Rahim’in sende açığa çıkışı ile sırat-ı müstakim üzere olduğunu fark edeceksin. Bak burada SIRAT-I MUSTAKIM halinin sende açılış mekanizması anlatılıyor nolur fark et.

AZİZ baskılayan esma… Dilediğini zorla yaptıran, uygulayan demek…RAHİM; üretim, açılım ve genişleme demek….

Bu yola; Hakikate adandığında önce AZİZ esmasının baskısını yaşayacaksın ki benlik dediğin o illet, limon gibi sıkılsın da özsu çıksın senden!!!! Bir dizi baskı, fitne, imtihan, ettiklerini bulma süreçleri yaşayacaksın… Neden?.. Özsuyun açığa çıksın da gıdalanasın diye…

Sen kendini “meslek ehli”, “eş”- “bilgi sahibi” vb sanal kimliklerle tanımladın ya; AZİZ oralardan baskılayacak seni… Putun eşin mi?.. Eşinden gelecek baskı.. Mesleğin mi, mesleğinden gelecek… Çevren mi, hepsi zalim birer canavara dönüşecek…Neden?…

İyiliğin için be güzelim… Vallahi iyiliğin için!… Sende saklı öz açığa çıksın diye kuyumcu titizliği ile çalışacaklar da nakış nakış delecekler bağrını… Yıkacaklar kayıtlarını, AZİZ in zuhuru olarak…

RAHİM açılsın, sen sende mevcut o manaları suret suret seyredesin de yaşamak sana kolaylaşsın diye yapacaklar…

Ve sen bu süreçler sonundasistemin nasıl işlediğine dair harika bir ilme sahip olacaksın… İşte o ilim seni taşıyacaksırat-ı mustakıme… O ilim seni taşıyacakherşeyı yerlı yerınce görmeye….O ilim sana açacakhoşgörü ve hak görmeyi…Yargısız- hükümsüz- kayıtsız seyredip karşılıksız vermeyi, riyasız sevmeyi

6- ATALARI UYARILMAMIŞ, BU YÜZDEN (HAKİKATLERİNDEN, SÜNNETULLAH’TAN) KOZALI OLARAK YAŞAYAN BİR TOPLUMU UYARMAN İÇİNBu ilim, ataları uyarılmamışı uyarman için verildi sana. Dışarıda birilerini mi uyaracaksın?… Yok iki gözüm yok… Kendini uyaracaksın sen. Veritabanında öylesine kayıtlı öylesine kozalısın ki önceden kimse senin o kozanı delemedi. Kimse “bir başka bakış açısı da var” demedi sana. Sen yaşaya yaşaya, deneye deneye, baskılana baskılana öğreniyorsun bunu…

Elinde Kur’an, elinde Sünnetullah bilgisi ile hem deneyimliyor hem öğreniyorsun… (Ataları) kökenleri yanlış değerlere dayanan inançların uyarılıyor böylece…

Mesela önceleri sadece “İbadet edilen bir kitap” sandığın Kur’anın “İkiz kardeşin” olduğu uyarısı ile sarsılıyorsun! Mesela “İnsan bedeni kutsal” sanırken, “Kutsal diye bir şey olmadığı”nı, “Kendinin de beden olmadığı”nı duyuyor ve uyarılıyorsun! Neden bu uyarı?

Sünnetullah Gerçeğini fark edip de korunman (takva) için… Hangi topluluğa bu hitap?…

Dışarıdan içeri gir Cancağızım… Topluluk; sende mevcut kuvvelerin hepsi… Düşünme, çalışma, başarma, idrak etme, kavrama kuvvelerindir uyarılan, iyi anla!!!!

7- ANDOLSUN Kİ ONLARIN ÇOĞUNLUĞUNA O SÖZ (CEHENNEM, İNSANLARIN VE CİNLERİN ÇOĞUYLA DOLACAKTIR; SÖZÜ) HAK OLMUŞTUR! BU SEBEPLE ONLAR İMAN ETMEZLER!Sende mevcut kuvvelerini sünnetullah bilgisi ile uyardın! Hepsi de hemen emrine girip “Aaaa ne güzel bilgi, hemen itaat ettik” diyeceklerini sanıyorsan avucunu yalarsın…

Sen “Şeytan Adem’e secde etmedi” hükmünü geçmişte oldu bitti sanıyorsun öyle mi? Perdeni aç Nurum artık, yeter şu kıssa ve efsanelerle kendini avuttuğun…

Şeytan diye biri yok!!!! Şeytan senin bu bedenin ve bedenselliğinden başkası değil…(Şeytan yok, evet ısrar ediyorum, bakalım benim hocalarım ne der bana?)

Sende Muhammedî idrak açılmaya, sevilmeye başladığında beden ve bilinç tavır koyacak:
“Yooooo öyle yağma yoooookkkk, bizi çiğneyip nereye öyle, dur bakalııııım” diyecekler…

Ve sen belki de o güne kadar fark edemediğin şeytanının; bedenselliğinin türlü cilvelerini göreceksin… Şehvetin ayağa dikilecek mesela… “ERKEKsin KADINsın sen” kaydından salmayacak seni de beni doyur diyecek!!! Hırsın dikilecek ayağa… “Saygın birisin sen, uğraştığın şeye de bak, geç yahu hayatını yaşa” diyecek… Çevren dikilecek ayağa… “Buna da ne haller oldu elimizden kayıp gidiyor” diyecekler… Anladın mı?…

ŞEYTANIN (BEDENIN) ADEM’E (SENDEKI MUHAMMEDİ AÇILIMA ) SECDE ETMEMESİ (TESLİM OLMAMASI) NI ŞİMDİ YAŞAYACAKSIN SEN…

Asıl iş şimdi başlıyor… Ne diyor ayet…? Onların çoğu iman etmezler. Cehennem Hak oldu!
Sendeki açılıma yanaşmayan şehvetin, hırsın, arzuların, tutkuların cehenneme girecek!… Ateşe değil Ya Hu…. Onlardan azap çekeceksin, onlarla imtihan edileceksin demek bu!!! Arınmak için yaşayacaksın, benliğe- bedene dayalı değerlerinin yanış ve yıkılışını!!!

8,9,10- MUHAKKAK Kİ BİZ ONLARIN BOYUNLARINDA, ÇENELERİNE KADAR DAYANMIŞBOYUNDURUKLAR (ŞARTLANMA VE DEĞER YARGILARI) OLUŞTURDUK! ARTIK ONLAR (KENDİ HAKİKATLERİNİ GÖREMEZLER) BAŞLARI YUKARI DOĞRU KALKIKTIR (BENLİKLERİYLE YAŞARLAR)! ONLARIN ÖNLERİNDEN BİR SET (GELECEĞİ GÖREMEZLER) VE ARKALARINDAN BİR SET (GEÇMİŞLERİNDEN DERS ALMAZLAR) OLUŞTURDUK DA BÖYLECE ONLARI BÜRÜDÜK… ARTIK ONLAR GÖRMEZLER.

Dedem, tarla sürerken öküzleri boyunduruğa koşardı. Amcam, ata binmeden atın kafasına koşumlarını takardı. At gözlükleri hayvanın sağını solunu kapar, dizginler istikametinde hareket etmesini sağlardı.

Kendisine Muhammedî Hakikat açımlamamış olanın; Benlik süvarisi elinde gözlüklü attan farkı var mı ki?…

DÜNYALARINDA yaşayan insanların hali bu… Bizdeki şartlanma ve değer yargılarımız DÜNYAMIZI oluşturmuş da KAFAMIZI ÇEVİREMEZ (Beynimizi kullanamaz ) hale getirmiş bizi. Öyle mi değil mi?.. Değer yargılarımız nedeni ile ne geçmişimizi okuyabiliyor ne geleceğimizi görebiliyoruz. Göremeyen, sağa sola dönemeyen, yeni ufukları değerlendiremeyen yanlarımız, işte o “imansız” tabir olunan “yerleşik düşünceler ve alışkanlıklarımız”. Onları ıslah hiç de kolay değil biliyor musun?..

Ama çok üzülme…Neden hızla gelişemiyorum, diye çok dert de etme. Neden mi?..

YÂSÎN; EY MUHAMMED hitabını duymuşsan, KUR’AN’I DA İKİZ KARDEŞİN diye görüyorsan, hiç merak etme eni sonu mümin olacak, emrine girmeyen yanların!… Bu müjdeyi vereyim sana… Eni sonu yola gelecekler… Ama sen dert etme, ileri bak, yolunca yürü, zikrine, tefekkürüne, çalışmana gayretine azim ve sebatla devam et…

11-ONLARI UYARSAN DA UYARMASAN DA BİRDİR; İMAN ETMEZLER! SEN ANCAK ZİKRE (HATIRLATILAN HAKİKATE) TÂBİ OLAN VE GAYBI OLARAK RAHMAN’DAN HAŞYET DUYANI UYARIRSIN. ONU BİR MAĞFİRET VE KERÎM BİR BEDEL İLE MÜJDELE!

Sende yıkılması gereken duvarlar yıkılacak, bırakılması gereken tutamaklar bırakılacak, kopulması gereken bağlar koparılacak… Bundan emin ol…

İkiliğe de düşme…“Hem bağlarımdan kopmayayım hem hakikati yaşayayım”gibi bir yanlış algıya saplanırsan, ben sana azabın mübarek olsun derim. Bizim Şoför İsmail Amcanın tabiri ile “ Hem şoför mahalli hem cam kenarı” olmuyor hayatta azizim. Yeni idrake talipsen, eskiyi vereceksin eskiciye… Sat gitsin, at gitsin…

Onun için bağlarına da takılmadan yürü. Bırak bazı yanların hala kalsın ikilikte… İflah ve ıslah edebildiğin yanlarına yönel… Sen, zikri işiten yanına bunu kabul ettirirsin ancak… Ne demek bu?…

Kendini başkalarından ilhamla zorlama… Filanca çok okuyarak keşfetmiş olabilir… Sen okuma sevmiyor da dinleme mi seviyorsun… Olsun, okuma, ama iyi dinleyici ol… Dinleyen yanın işte senin zikre tabi olan yanın… Anladın?… Kolay tâbi olan yönlerinle sarıl bu işe demek bu, anladığım kadarı ile…. Ötekileri de akışa bırak… Nasılsa yanacaklar cehennemde ve arınacaklar da günün birinde sana secde edecekler…

12- KESİNLİKLE BİZ, EVET YALNIZ BİZ ÖLÜLERİ DİRİLTİRİZ! ONLARIN YAPTIKLARINI VE MEYDANA GETİRDİKLERİ ESERLERİ YAZARIZ! BİZ HER ŞEYİ İMAM-I MUBÎN’DE (BEYİNLERİNDE VE RUHLARINDA) İHSA ETTİK (TÜM ÖZELLİKLERİYLE KAYDETTİK)!

Canlı olan dirilmez, dirilme kavramı varsa dirilecek olan ölüdür… Ne demek bu dostum?…

Ahhhh aaaahhhh selam olsun AH’a…Öğrettiklerine binlerce şükran olsun. Öğrendiklerimizin şükrünü nasıl eda ederiz bilmem.

Yalnız ölüler diriltilir! Ne demek bu?… Ziyaret ettiğim bir Melâmî büyüğü şöyle demişti: BELLİ MANALAR SENDE ÖLMEDİKÇE ÖTEKİLER DİRİLMEZ…

Benim anneciğim de şöyle der: SEVDİĞİN GİTMEDEN SEVDİĞİN GELMEZ oğlum!…

Hırsını öldüreceksin ki Gayretin dirilsin!… Şehvetini öldüreceksin ki Sevgin tavan yapsın!
Tutkularını öldüreceksin ki Yönelişin açılsın! Kısacası beyninde yüklü esmalar açılsın istiyorsan; belli manaları beden kaydında yaşamaya son verecek, öldüreceksin azizim…

Evrensele açılmak, herkesi sevmek mi istiyorsun?… “Hemşerilik”, “Akrabalık”,  “Menfaat” ekseninde sahte sevgilerden sıyrılacak, bu tanımları öldüreceksin beyninde…
Ülke, ırk, millet ayrımı gözetmeden insanlığı kucaklamak mı istiyorsun; annenin evlada bakışıyla bakacaksın kara- kuru, cahil, zalim, ukala, görgüsüz vb bedensel nitelemelerle yaklaştığın insanlara… Hele bir anne gözünden bak aleme… Neler değişir sende hayret edersin!..
***

Bunlar öldürülürken her şeyin beyinde olduğu ve yapılanların ve eserlerin yazıldığı da işaret edilmiş ayette!… Diriltenin BİZ diye konuşması da ayrı bir sır mevzu. Burayı açamayacağım.

Henüz erken… Hele sureyi şöyle bir tarayalım, görelim Mevlam neyler?!…

[ .. ] devam edicek [ .. ]

Mehmet Doğramacı

dogramacimehmet@gmail.com