Egonun Fedâkârlık Oyunu!…

Egonun Fedâkârlık Oyunu!…

Mehmet Doğramacı

Mehmet Doğramacı

Bazı kavramlar vardır ki; son derece büyülü ve de sihirlidir. Kullanıldıkları yerde düşünceye, tefekküre, yeni bir sorgulamaya yer olmaksızın – ender beyinler hariç – hep aynı titreşimi yayarlar!… İnanç, vatan, toprak, din, milli ve manevi değer ilk planda aklımıza geliverenler. Bu titreşim toplumlarca öylesine kanıksanmış, öylesine benimsenmiştir ki; o konuda farklı bir söylem geliştirmeniz düşünsel planda adeta bir lince kurban gitmeniz demektir.

Biz herşeyi göze alarak o kutsallaşan kavramlardan birini; “FEDÂKÂRLIK” yada biraz daha Türkçeleşmiş haliyle “DİĞERKAMLIK” kavramını bir ucundan ele alıp sorgulamak istiyoruz.

Kısaca “Kişinin, bir başka kişi yada değer için kendi istek ve haklarından gönüllü olarak vazgeçmesi” diye tanımlayabileceğimiz bu kavrama bir de madalyonun öbür yüzünden bakalım.

Kardeşleri için fedakarlık eden abiler ve ablalar, kadınlık haklarından geçerek kocaları için fedakarlık eden hanımlar, kocalık haklarından geçerek hanımları için fedakarlık eden beyler, anne- babaları için fedakarlık eden evlatlar, sorunlu iş arkadaşının yerine fazladan çalışarak onun eksiğini kapamaya gayret eden çalışma arkadaşları, komşusu için kendi evindeki hür yaşamdan feda eden hane sahipleri… Bunları çoğaltabiliriz istediğiniz kadar…

Hiç sordunuz mu, neden ve niçin fedakarlık ederiz?…

- Allah Rızası…

- İnsan Sevgisi….

- Vatan Aşkı…

- Eş Dost Hatırı…

- Vefa Duygusu…

Ben şimdi aykırı bir şey söylesem ve desem ki;

FEDAKARLIK EDEN; BAŞKASI İÇİN DEĞİL, ASLINDA SADECE KENDİSİ İÇİN BUNU YAPIYOR!…

FEDAKARLIK VE ADANMAK EGONUN EN SEVDİĞİ ŞEYDİR desem mesela?!..

Ne dersiniz?…

Adanmak ve bir şeyleri feda etmekten çok büyük haz alırız farkında mısınız?…

Nefis ve ego uçar bu noktada….

Ayaklar yere bastığında ise kişiler, kendi yaşamından, kendi özgürlüklerinden, kendi zamanından ve hatta kendi ihtiyacından çalmanın pişmanlığını yaşasalar da başta gönüllü girdikleri yoldan bu defa mecburiyetler nedeniyle dönemezler.

Ne acı ki; fedakarlık edenler belli bir süre geçtikten sonra yaşadıkları düş kırıklıkları nedeniyle SİTEM VE STRES DOLU BİREYLER olarak karşımıza çıkarlar… Hele bir de Nankörlük görmüşlerse – ki genellikle görürler- fedakarlık ederken melekleşen yapıları hezeyan püskürten birer volkana dönüşür sukut-u hayalin kaçınılmaz tepkisi olarak…

“Bugün olsa gene aynını yaparım”, “Ne zaman olsa ben gene aynı davranırım” istikrarında olanlar elbette konumuz dışındadırlar. Ne var ki toplumda görülen umumi manzara; fedakarlık edip de nankörlük yada kadr u kıymet bilmezlik yaşayanların bunalım ve isyan içinde oldukları yönündedir.

O halde sormak gerek?..

Kimin içindi senin fedakarlığın?…

Allah Rızası içinse bu fedakarlığın sana sadece kulluk huzuru vermeli değil miydi?!.. Oysa bunalımda ve isyanlardasın!

Vatan içinse, bundan derin bir coşku ve heyecan duyuyor olman lazım!

İnsan sevgisi içinse sevgi zaten başlı başına mutlulukken sen niye gerginsin?..

Eş Dost hatırı ise bu da gönlünü mest etmeli değil miydi?

Vefa duygundan ise çektiğin acı ve ıstırap neredeeeee vefa neredeee?..

Tekrar soralım; “Sıkça vurguladığın fedakarlığın kimin içindi dostum?…”

Haydi çekinme birlikte söyleyelim:

SEN SADECE EGON TATMİN OLSUN DİYE BUNLARI YAPTIN. EGO; BEKLEDİĞİNİ ALAMAYINCA ÇILDIRDIĞI İÇİN DE ŞU AN SIKINTIDASIN!…

***

Evet Dostlar;

FEDAKARLIK VE ADANMAK; EGOMUZUN YALDIZLI BİR ZEHİRİ OLMASIN?!….

Bunu egosu için yapmayanlarda değil isyan etmek dile dökmekten bile kaçındıklarını, utandıklarını seyrettim.

Biri Kore, diğeri Kıbrıs gazisi olan iki büyüğüme sormuştum: Savaşı biraz anlatır mısınız?…

Sadece sustular…. Utandılar, kızardılar… Sanki can vermeyi göze alan onlar değildi!… Üstelediğimde ise işimiz çıktı deyip çekip gittiler…

Toparlarsak;

FEDAKARLIĞINIZIN EGONUZ İÇİN Mİ YOKSA HAKİKAT UĞRUNA MI OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN BASİT BİR TEST İSTER MİSİNİZ?…

Gayet basit;

Şu an pişman mısınız? Hezeyan içinde misiniz? Kalbiniz kırık mı?…

SİZ ADANMIŞLIK ADINI VERDİĞİNİZ ŞEYİ SIRF EGONUZ İÇİN YAPTINIZ!…

Mutlu ve Huzurlu musunuz?…

FEDAKARLIĞINIZ; İBADETİNİZDİR, MÜBAREK OLSUN!…

Mehmet DOĞRAMACI
27.08.2012 – İstanbul