Hasbıhal- 3

Hasbıhal- 3

S. Deniyor ki bazı ayetlerde, “Biz size gerçeği apaçık gösterdik”, “Kur’an apaçık bir kitaptır.” Apaçık ise neden bir okuyuşta anlaşılmıyor ve neden illâ mecaz ile anlatılmış?

C. Ben bir sohbet ortamında “Yağmur yağıyor” dedim. Orada bulunanlar kendi bilinç seviyelerine göre bakın neler anladılar?

- Allah’ım, güzel Allah’ım, bize acıdı, gökten rahmet yolluyor! (Çiftçi)

- Biri gökten bir şey yollamıyor. Yerden çıkan buhar, gökte bulut oluyor. Soğuk tabakaya gelince yere yağmur olarak iniyor. (Liseli genç)

- Yerden göğe çıkan, gökten yere inen bir şey yok. Sadece bir döngü işliyor. (Üniversiteli)

- Dünyayı yer gök diye ikiye ayırırsanız inen çıkan dersiniz. Bu dahi kayıt. Dünyada bir su potansiyeli var, dönse de, inse de gram azalmadan, milim çoğalmadan kendini koruyarak kulluğunu icra ediyor. (Üst bilinç sahibi)

Benim gibi aciz bir kulun bir tek cümlesini 4 kişi 4 ayrı biçimde anladı. Ben “Öyle bir laf edeyim ki 4 ü de türlü türlü manalar çıkarsın” dedim mi? Hayır. Neye göre manalar farklılaştı? Muhatabın bilinç seviyesine göre! Acizin sözü dahi 4 boyutta çeşitli anlamlara bürünüyorsa Allah Kelamı, Resulullah irsali Kur’an ayetleri kim bilir ne kadar derin ve zengin anlamlar hazinesi.

Kur’an bilinç seviyelerince çeşitli manalar taşır içinde. Yoksa ne Resulullah bir anlamı saklayıp sırra bürüdü, ne de Allah şifreli olarak bu kelamı inzal ettirdi!

Kur’an apaçık kitaptır. Yalllnıııızzzzz, sizin beyninizin açıklığına göre size kendini açar Kur’an. Kimi tek mana ile yetinir, kimi de yeni manalar bulmak üzere derinlere dalar.

“Deniz niye her şeyini açmıyor, sahilden bakınca mercanı, süngeri, balıkları niye göremiyorum?” diyor musunuz? Deniz herkese apaçık aslında. Ama, potansiyelini kim daha çok keşfeder? Onunla hemhal olan değil mi? Onunla bütünleşen değil mi? Kur’an’da öyledir.

Kur’an’a dair açılımlar içeren KUR’AN’LA KUCAKLAŞMAK- KUR’ANIN KALBİNDEN- GÖNÜL SAATİ eserlerimi okumanızı öneririm. http://kitsan.com/MEHMET-DOGRAMACI,LA_592-2.html#labels=592-2

S. Bir hadis söylendi, Bir hastalık için deve sidiği tavsiye edilmiş. Bunun aslı var mı?

C. İdrarın tıbbi bileşiminde şifa olduğuna dair hiçbir bilimsel rapor duymadım. Aksine bedende kalırsa, bedene yeniden alınırsa zararına dair açıklamalar biliyoruz. Bugün bilimin yeni keşfettiği bazı konuları 1400 yıl önceden söyleyen Allah Resulü Muhammed Mustafa (sav) gibi eşsiz muhteşem gönül, sizce böyle bir şey söyleyebilir mi? 

S. Hz. Âdem ilk insan denirken, yeryüzünde yaşayan insan suretinde insansılar vardı; Hz. Âdem bunlar içinde ilk halife vasfı ile yaratılanı mıdır deniyor, yoksa hiç insan yoktu ve Hz. Âdem ilk midir?page_atesi-cok-daha-onceden-calmisiz_831601046

C. İlk ve Son gibi kelimeler ve bakış açıları beşerin dünyasına göredir. Allah’ça düşünmeye çalışanlar bilirler ki evrenin ve evrende mevcut yapıların ne başı vardır, ne sonu!!! Ölümün bitiş oluşu da doğumun başlangıç oluşu da yine beş duyuya göredir. Hiçbir yapı bitmez, ölmez, sadece boyut değiştirir.

İlk İnsan kavramını da böyle düşününüz. Benim bir ilk insan arayışım olmadı. Ama ilk aydınlanan kimdir, ilk uyanan kimdir, ilk gerçeği fark eden kimdir merak ettim. Karşıma Adem çıktı. Onun da tek bir şahıs değil bir BİLİNÇ TÜRÜ olduğunu düşünürüm. http://mehmetdogramaci.com/ins-hayy/

Yeryüzünde insansılar vardı. İnsansı ve İnsan iki ayrı türdür. Halen de bu iki tür sürmektedir. Bu yazıyı tetkik ediniz:  http://www.ahmedhulusi.org/yazi/insanlarveinsansilar.htm

S. İlk yaratılış nasıl oldu?

C. Yine ilk ve son gözlüğü ile baktınız. KALBE YOLCULUK eserimi tetkik ediniz. http://kitsan.com/KALBE-YOLCULUK,PR-57.html Şimdiye kadar başlamamış iseniz, din anlayışınızı yeniden inşa edecek olan Ahmed Hulusi eserlerini tetkik ediniz. www.ahmedhulusi.org

S. “Kur’an’ı neden peygamber yazmadı da ondan sonra yakınındaki sahabeler yazdı, bir kitabı gelen vahiyleri kendisinin yazması başka duyanların bildirimleri ile yazılması başka”  derler bu konuda sorguluyorlar cevabınız ne olur? Yani güvenirliği konusunda tartışıyorlar. Bunu ben de öğrenmek isterim ve bu bilgiyi paylaşmak isterim izniniz olursa.

C. Öncelikle şunu hatırlatayım ki, birilerinin dediklerini nakil yollu soru olarak sormazsanız ilmi açıdan sizin lehinize olur. Çünkü birilerinin iddialarına cevap yetiştirmekle ilmin gerçeğine varılamaz! Benden alacağınız cevabı da “İşte gerçeği buymuş” diyerek birilerine referans tarzında kullanmamanızı öneririm. Bizim yolumuzda TARTIŞMA değil MÜZAKERE esastır. İddialaşma, münazara sadece ego güreşidir, ego şişirir. Kesinlikle gerçeğe götürmez.

Sorunuza gelince.

61397_kurana_gore_nasil_dua_etmeliyiz

Bu yanlış bir bilgi. Vahiy inzal olduğunda Allah Resulü inzal olan ayet veya sureleri “Vahiy Katipleri” isimli özel seçilmiş bir heyete bizzat kendisi yazdırmıştır. “Duyumları yazdılar” değildir!!! Resulullah bizzat nezaret etmiş, sık sık kontrol etmiştir.

Önceleri kemik ve deri parçalarına yazılan Kur’an, değişik şahıslarda çeşitli nüshalar halinde muhafaza ediliyordu. Çok insanda bulunması ve dağınık olması göz önüne alınarak Hz. Ebubekir döneminde Mushaf ( kitap) haline getirilmiştir. Bu da ciddi ve disiplinli bir çalışma ile olmuş, çalışma tamamlanınca “Şahıslarda farklı Kur’an’lar var” dedikodusu ve zannını önlemek için de heyetin inceleyip birleştirdiği parçalar tek nüsha haline getirilince, şahısların ellerindeki muhtelif nüshalar yaktırılmıştır.

“Doğrusu biz indirdik O Zikri, Biz!. . Ve muhakkak O’nun koruyucuları biziz!” (Hicr- 9) Ayeti Kur’an’ın derlenip tek kitap yapılmasında, korunmasında akla gelebilecek tüm şüpheleri silmektedir.

S. Siz namaz saatlerinde nereyi referans alıyorsunuz? Farklı 3 takvimde saatler birbiriyle çelişik geldi bana. Nereye uyayım? (Okurumuz 3 takvimden de örnekler geçti)

C. Namaz Saatlerinde Resulullah uygulaması; güneşin konumu ve hareketleridir. Zaman içinde herkes her zaman güneşi gözleyemeyeceğinden, astronomi ilminde ilerlemelere paralel olarak vakitler 24 saat üzerinden dakika dakika belirlenmiştir. Bu vakitlere temkin ekleyenler, temkinsiz milimi milimine dakika olarak verenlere göre takvimler ayrışmaktadır. Ben “Öğlen 13.15 tedir” gibi dakika keskinliği içinde bir namaz vakti düşünmüyorum. Bu vakit keskin bir dakika değil en az 20 dakikaya yaygın bir zaman dilimidir. Çünkü Resulullah uygulaması bunu göstermektedir.04af030536cce75b0125191953327a59_1288289545

Takvimlere, özellikle Ramazanda iftar ve sahur saatlerinin belirlenmesine itirazlarım olsa da ben genellikle Diyanet Takvimine uyuyorum. Malum, yazan olarak sorumluluğum var, tartışma doğuracak konuyu, genele açamam.

S. Bir çok yazınızda Emevilerin İslam anlayışını bozduğunu belirtiyorsunuz. Emeviler dönemi ile ilgili internette biraz gezinince bazı sitelerde bu dönemde siyasi baskılarla hadis uydurtulduğu belirtilerek bütün hadis külliyatı reddedilmekte Hadislerin dinin kaynağı olarak kabul edilemeyeceği, yalnızca Kuran’ın yeterli olduğu ifade edilmektedir. Ancak sizde bu dönemi tasvip etmemekle birlikte Hadisleri delil olarak kullanmaktasınız. Acaba burada hadisleri değerlendirmede ölçü ne olmalıdır. Bu konuda bir yazı kaleme alırsanız faydalı olur kanaatindeyim.

6f355f39-3e2b-e311-ae67-14feb5cc13c9

C. Necm Suresinde “O KENDİ HEVA VE HEVESİNDEN HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEZ. ONUN SÖYLEDİĞİ SADECE VAHİYDİR” ayeti varken Hadislerin hepsi toptan nasıl reddedilir, anlamıyorum. “Kur’an yeterli” demek, Hadisi veya Resulullah uygulamalarını çizmek Allah Sistemini okuyamayanların tavrıdır.

Biz bir insana, bir gruba veya tarihin bir dönemine toptancı yaklaşımlarla bakmayız.

Emevileri, dini saltanata çevirmeleri ve sonsuz anlam hazinesini zahir kalıplarına hapsetmeleri yönüyle eleştirirken; İslami İlimlerin onlar döneminde branşlaştığını, büyük alim ve ariflerin o dönemde çıktığını, İmamı Azam gibi bir deha ile İbni Arabi gibi bir büyük Kutbun o dönemde yetiştiğini de beyan ederiz. Emevilerin, İslam topraklarını İspanya içlerine, Kuzey Afrika’ya, İran’a, Hint illerine kadar yaydığını da takdirle zikrederiz.

Emevilere eleştirimiz; dine bakış açılarındaki eksiklik ve hatalardır.

Hadisler Emevi döneminde tertip edildi, nakledildi, yazıldı diye Hadise sırt dönmek mi? Haşa. Necm Suresinin yukarıdaki ayetleri varken bunu nasıl düşünürüz?

Hadisleri değerlendirmede ölçü; rivayet zincirinin sağlamlığı olduğu kadar metnin de sağlamlığıdır. İlk esasımız; hadisin Kur’anla çelişmemesidir!..

Ben okul yıllarımda sadece rivayet sağlamlığına bakarken tasavvuf ilmi ile birlikte hadisleri Kur’anın ruhu ve sünnetin ruhu olarak da tetkik etmeye başladım. Kısaca; yaklaşımım şudur; Bu hadisi tanıdığım, ölçülerini bildiğim Resulullah söyleyebilir mi? Onun açıkladığı genel ilkelere uygun mu? Bunları düşünürüm.

Size önerim, konuya işin ruhundan bakmanızdır. Şu videoları çok dikkatli, ama çok dikkatli olarak bir daha izleyelim.

http://www.youtube.com/watch?v=x4Elx9CooEw

http://www.youtube.com/watch?v=1DlNqfdlAxY

http://www.youtube.com/watch?v=INoRsu0lLE8

S. Sosyalleşme problemi olmayan bir insan olarak buraya; yeni işime adapte olamıyorum. Şartlanmalarımdan dolayı oldu sanırım. Kimse bana selam vermiyor, çünkü kendim olamıyorum bir türlü. Kös kös oturan ve bir iş yapmayan gereksiz biri olarak algılanmaya başladım. Özgüvenim gidiyor. Şirketin yaptığı iş ve insanlardan dolayı olumsuz şartlanmamdan dolayı oluştu bir durum sanırım.

C. Hele Bismillah. Bu kadar negatif olmayı nasıl başarıyorsunuz? :) Simit-Sarayi-Dereotlu-Corek

Yeni işe başlamışsınız kendiniz ve insanlar hakkında bir dizi peşin hüküm ve zanlarınız var.

“Her yeni başlangıç hayırdır” diye başlarız biz.

Yarın sabah abdest alın. Besmele ile yola çıkın. Mesai arkadaşlarınıza kahvaltılık simit, poğaça alın, bunlar benden deyin, ikram edin gülümseyerek. Arada bir şeker, çikolata da ikram edin. Temiz niyetle günü yaşamaya hele bir girişin. Sonrasına Allah  Kerimdir. Siz de güzellikleri göreceksiniz zaten. Dualarım sizinle.