İnce Tel

İnce Tel


Saklı Kudret baslıklı yazımızla Yunus’umuzun bir dörtlüğündeki sırrı okumaya çalışmış; teslimiyetin kudret içeren muhteşem potansiyelini fark etmiştik. Teslimiyet, sabır, yada zirve haliyle yorumsuz seyir; hakikat menziline boyutlar katan önemli kavramlar. 

Uygulamaya geçerken nelere dikkat edelim? Saklı kudreti fark ettik, ama açığa çıkısı nasıl gelişecek? İmtihan dediğimiz bizi zorlayan sahnelerin hakkını vermek için neleri okumak, çözümlemek lazım?

Kadim öğretilerden derlediğimiz notlara devam edelim:

Başınıza gelen olaylarda hangi tutumun ışığı çekeceğini anlamak için bir elektrik ampulünün yapısını incelemek yerinde olur. Ampulde 3 unsur var:yanmayan-ampul-nb17929

1- Pozitif kutup 2- Negatif kutup 3- Kutupları birbirinden ayıran ince bir tel (flaman).

Bu 3 parçadan en önemlisi ince teldir. Rezistans görevi yapar; pozitiften gelen akımın negatife doğrudan bitişmesini engellemek üzere, geri itme ve direnç işlevi ortaya koyar. Bu direnç ve geri itme ışık sebebidir. İnce tel koparsa negatif ile pozitif doğrudan bağlantı kuracağı için kısa devre oluşur, ani bir parlama ile kalıcı karanlık baslar.

Ampul misalinin yasama akislerini değerlendirmeden önce 3 unsuru zihnimize nakşedelim: 

1-Pozitif Kutup 2-Negatif Kutup 3-Karışmayı önleyen ince, esnek, latîf yapı!..

Çiftler Olarak Yarattık: Evrensel oluşumun çiftli düzenini içeren şu ayetlere bakar mısınız?

- Her şeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz. ( Zariyat-49 )

- Tüm çiftleri de yaratan O’dur. (Zuhruf-12 )

- Şanı yücedir o Allah’ın ki toprağın bitirdiklerinden, onların öz benliklerinden ve nice bilmediklerinden bütün çiftleri yaratmıştır. (Yasin-36 )

- Hiç kuskusuz, iki çifti, erkeği ve dişiyi yaratan O’dur. (Necm- 45 )

- Sizleri çiftler olarak yarattık. (Nebe’- 8 )

Evren; bir enerji okyanusu. Bu okyanusta pozitif (+) negatif (-) döngüsüyle sistem isliyor. Eskilerin “ Her şey zıddı ile kaim ” sözü; çift kutupluluğun hayatiyetini ortaya koyduğu gibi, zikrettiğimiz ayetler de yaratılış sırrının aynı minvalde deveran ettiğinin delili. Çiftli işleyişi kavramakta sıkıntımız yok.

Ancak ampuldeki ince telin misyonu ne? Tüm enerji oradan açıga çıkıyor ise, telin fonksiyonunu nasıl düşüneceğiz?

Yegane bilgi kaynağımız; evrensel ab-ı hayat pınarımız Kur’ana yönelelim. Bakalım bir ipucu görebilecek miyiz?..

cebeliktarikbogazi

- Iki denizi birbiri üstüne salan O’dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; su, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur. ( Furkan- 53 )

- Salmıştır iki denizi; kavuşup kucaklaşıyorlar. Aralarında bir berzah var, birbirinin sınırını aşamıyorlar (Rahman 19/20)

Evet; Kuran çiftler arasında, karışma- kavuşma eğilimine dikkat çekiyor. Kavuşmada belli bir ölçünün muhafazasını sağlayan esas unsur; PERDE- BERZAH diye işaret edilen olgu. Yani ampul misalimizdeki ince tel!..

Perdenin Misyonu: Klasik dini bakış; Kaptan Custo Cebelitarık Boğazında sudan bir perde keşfedince havalara zıplamış, büyük mucize diye manşetler atılmıştı. Atlas okyanusu ile Akdeniz sudan bir perde ile ayrılıyordu. Zahirden bakana bu kadarı yetiyor. Öze nüfuz etmek isteyen soracak: “ Perde sadece denizde mi? Denizin hakikati ne? ”

Evrenin dalgacık hareketi ile titresen bir denizi andırdığını kuantum fiziğinden biliyoruz. O halde ayetteki deniz; sadece su birikintisini değil; her noktada mevcut evrensel enerjiyi ifade ediyor. Bu çerçevede; iki cins enerji; karışmaksızın; asli hüviyetlerini yitirmeksizin turlarına devam ediyor. Karışmamayı sağlayan latîf perde; sınır görevinden öte; enerjinin fonksiyonel hale gelmesini temin ediyor. Konuyu az daha açmak için misalimize geri dönüp ayetlerle bağlantıya geçelim.

Ampulün (+) ve (-) kutupları arasında birbirine kavuşma çabasında olan iki akım mevcut. Rahman 19-20. ayetlerde YELTEGIYAN (Kavuşuyorlar, kavuşma arzusundalar) kelimesi ile doğal bir çekime işaret ediliyor. İki çubuk arasına konan teli gözlerinizin önüne getirin. Kutuplar onunla bağlandığında aydınlık açığa çıkıyor. İnce tel burgulu bir düzenek. Akımın diğer yana atlamasını zorlaştırması ve geri itmesiyle yoğun bir enerji oluşturuyor. Öyle ki orada açığa çıkan ısı 3000 C!.. Incecik teldeki 3000 derecelik enerji; ışık olarak yansıyor.

Özetle; perde görevi yapan tel; sistemin işleyişinde iki kutuptan daha önemli. Varlığının ortadan kalkışı patlama ve karanlık demek! Ne anladık? Sözü nereye getirmek istiyoruz?.. Misalden hareketle hayata bir göz atalım:

Kadın- Erkek: Iki zıt kutup. Aralarında cazibe mevcut! İnce tel; haya ve edep. Haya ve edep korunduğuGold-wedding-rings-008 ölçüde insan onuru korunacak, iki kutbun sağlıklı, huzurlu yasamı temin edilecek. Daha başka?

Işık saçma özelliğini düşünürsek kadınla erkeğin sınırlara riayetle, düzeyli birlikteliğinin ince teli; Nikâh! Nikâhla saadet enerjisi depolanan bir aile çıkacak karsımıza. Nikâhsız beraberlikler ise toplumsal hayata kısa devre yaptıracak ve ahlaksızlık patlayacak!..

Akıl- Duygu: Bizde mevcut iki akım. Akıl ve ego diye de alabilirsiniz. Birbirlerine galip gelme çabasındalar. İkisini de yerli yerince kullanıp nuru açığa çıkaracak olan ince tel; İman!.. Sağlam bir iman; akımı dengede tutup ilahi sınırlara (Hududullah) uygun yasamı getirecek. İmanla açığa çıkan Kulluk enerjisi ışık verecek bilinçlere.

gunes_info_4

Dünya- Güneş: Güneşten gelen akımı yararlı hale dönüştüren ince tel; atmosfer. Yakıcı, öldürücü güneş enerjisi atmosferde nura, bereket kaynağına dönüşüyor.

Atmosfer yıprandığında doğal denge bozuluyor. Örnekleri burada kesip, perdenin bela- imtihan sahnelerinde nasıl devreye gireceğini açalım.

Nur Nasıl Doğar? Akım geçen yerde gerilim oluşur! Gerilime karsı direnç; aydınlanma sebebi! Gerilim + Direnç = Aydınlık şeklinde formüle edip geniş bir eksende değerlendirelim:

Önce kendimizde düşünüyoruz. Pozitif; evrensel öze ait nuru açığa çıkaracak potansiyeli; negatif; birimselliğe, egoya ait tepkisel- bencil tutumu temsil ediyor. Ego; tepki vermek; evrensel olanın sesini kesmek ister! Değerlendirmeleri beş duyu ile kısıtlı ve menfaat ekseninde akan egonun, elde etmek istediği anlık bir hazdır. Egoya dayalı tepkisel çıkış; anlık bir öfke, belki ufak bir aydınlık getirir ama sonu hüsrandır. Ebedi nur ve saadet gücüne sahip değildir ego! Şeytani boyuta negatif, Rahmani olana da pozitif dersek; şeytani olanın Rahmani olana karşı daimi taarruzu söz konusu! İste ayetler:

- Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. (Fatır-6)

- Şeytan, insanın apaçık düşmanıdır. (Yusuf-5)

- Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. (Isra-64)

- Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. (Zuhruf- 62)

Şeytani olanla, Rahmani olanın bitmeyen savasında Rahmani boyutu galip kılmak ve nura ulaşmak nasıl başarılacak? Direncin İslami literatürdeki adı; Sabır! Sabır; ego baskısının geri itilmesi. Sabrın ileri boyutu seyir ile, bela; nuru açığa çıkaran muhteşem bir kuvveye dönüşecek!

Sabırda destek alacağımız ilk ve en önemli kuvve; iman!.. İman denge timsali. Islam; sırat-ı mustakim olarak tanımlanırken sıratın “ yol” ve “ köprü ” anlamını da hatırdan çıkarmayalım. Nâri boyuta düşmeden Nûrî boyuta geçişi sağlayan muhkem bir köprü; iman!.. İmanı diri tutansa salih amel. Yani inandığı gibi düşünmek, inandığı gibi yasamak! Salih amelin getirisi; birimlerin Hakkın görüntüsü olduğunu fark etmek! En önemli direnç kaynağı da bu zaten. Böylece kızdığınız, kötü gördüğünüz olay yada kişinin de Hak olduğunu bilecek, Haktan başkasının hiç var olmadığı gerçeğine açılacaksınız! Hepsi Hak, hepsi Rabbimizdense o halde yeni bir boyuta geçerek düşüneceğiz.

Erhamur Rahimin olan Allah; kulunun aleyhine olanı irade eder mi? Haşa! Başımıza ne gelirse gelsin lehimize! “Cehennem Rahmettir” diyen bilinç, iste bunu gören bilinç! Bela ve musibetlere sabrımız; açığa çıkaracağımız nur potansiyeli için eşsiz bir fırsat! Iyi düşünün! Size uygulanan gerilim; maruz kaldığınız yoğun baskı; direnç ortaya koyarak özdeki nuru yansıtmanız için! Gerilimi, ego ile karşılayanlar, isyan edip esfele düserken; imanla, sabırla, salâtla direnenler ahsene kapı açtılar. Örnek mi?..

Bela + Sabır = ? Nebiler ve Rasuller! Kuran kıssalarına bir bakın! Bizim anladığımız gibi rahat bir hayat mı sürdüler, çile mi çektiler? Allah Dostlarının hayatı niye imtihan yumağı?.. Belaya ego ile cevap veren, Rablik iddiasındaki zalimler saman alevi gibi parlayıp karanlığa gömülürken sabır ortaya koyanlar mensubu milyonları, milyarları bulan ekollere, hayat kaynağı oluşumlara öncülük ettiler. Ölüm dahi onların nurunu söndüremedi. Sorarım size, Osmanlı devrinde yaşamış, hala çekimi- feyzi devam eden kaç vali, kaç yargıç hatırlıyorsunuz? Geçip gittiler.

Egonun iştahını kabartan makam tutkusunu imani bir dirençle alt ederek hakiki nura talip olan, ciğer satan, A. Mahmud Hüdai (ks) hala Üsküdar’dan nurlar saçıyor? Egosuyla dünyalığa yapışan mı kazançlı yoksa fani olanı fena eyleyip, bakiye talip olan mı?.. Şairler, mütefekkirler geçti dünyadan. Mevlana’yı evrensel kılan ne? Niçin köylü Yunus, şırıl şırıl akan bir gönül ırmağı hala?! Rahmani boyuta teslim olanlar, vesveseyi bastırıp tevekkülü seçenler; hakiki aydınlığa, selamete erdiler!..ciger

Konuyu bağlamadan önce bir başka noktaya da değinelim. Seçilmişseniz, kulluğa talipseniz; farkındalığa ermekse gayeniz; biliniz ki gerilime muhatap olacaksınız! Niçin? Formüle ettik; nur dirence, direnç gerilime bağlı! Sünnetullah bu! Formülümüzü tasavvufi düzlemden okuyalım:

Gerilim (BELA-IMTIHAN)+ Direnç (SABIR-TESLIMIYET) = Nur (KULLUK FARKINDALIGI)

Hüner; formülü fark edebilmekte. Bakın fark edenlerden bir zat neler söylemiş:

N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm/ Derd-u gam ile doldu bu gönlüm

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm/ Yanmada derman buldu bu gönlüm 

(Hacı Bayram Veli)

Yanmada derman bulan neyi çözmüş dersiniz?! Ayete dikkat:

Ey iman edenler, sabır ve salat ile yardım dileyin… Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir. Ve elbette sizi korku ve açlıktan; mallardan, canlardan, semarattan noksanlaştırma seklinde bir şeyler ile muhakkak deneyeceğiz. Müjdele o sabredenleri. Onlar ki kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun = doğrusu biz Allah’ınız/ Allah’a aidiz/Allah içiniz ve O’na dönücüleriz, derler.

( Bakara 153/157)

(VAHDET BEY kitabımızdan) 

http://kitsan.com/MEHMET-DOGRAMACI-10-KITAP-TAKIM,PR-925.html