Kendine inanmadan Allah’a inanılır mı?

Kendine inanmadan Allah’a inanılır mı?

İslam’ın özünün müslümanlar tarafından gereği gibi kavranılamamasının altında iki zihin blokajı yatar:

1- Müslümanlar kendilerine inanacak sistem okuması bilgisine de öz güvene de sahip değiller.

2- Müslümanların büyük çoğunluğu hala Allah adı altında uzak, ötede, ulu bir tanrıya inandıklarının farkında bile değiller. Allah isminin hakikatine zihinleri kapalı.

Kendine inanacak bilgi donanımının getirisi öz güven ve sistem okumasına sahip olmadıkları gibi mazinin yorumlarına duydukları vefa (!) sebebiyle Kur’anın emri AKLETME ye de ne yazık ki imanları adına (…) büyük ölçüde sırt dönmüşlerdir.

Müslümanlar, bilimsel gerçeklerle barışık, yenilenmiş din anlayışına kendilerini açtıkları gün bireysel planda da toplumsal alanda da huzur, refah, başarı ve üstün medeniyet anlayışının hayata geçmemesi için hiçbir sebep yoktur.

*

Hakikatte kendine inanmanın bağlı bulunan din algısıyla da alakası pek yoktur.

Bu bir zihniyet, arınmışlık, odaklanma, çalışma, algılama ve bakış açısı meselesidir.

“Kendine inanmak” ne demek örneklerde görelim şimdi:

KENDİNE İNANANLARDAN ÖRNEKLER:

Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u. 
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda. 
Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında. (Nazım)

{Sürgünde, İstanbul’u yüz bin gözle seyrediyor. Seyretmiyor mu hala yüzbinlerle?}

*
“Ardımda onbinlerce üniversite genci var?” Salondaki gülüşmeler esnasında hani nerede diyen hakime, geliyorlar diyen Necip Fazıl.

{Hayatı hapislerde geçti. Etkilediği gençler devlet kademelerinde şimdi}

*
“Bu mahşeri kalabalık, elbet bir gün iktidar olacaktır!.”

70′li yılların başlarında Niğde Aksaray’da otobüs üstünde konuşuyor Erbakan. Aşağıda 50 kişi bile yok. “Mahşeri kalabalık” diyor. Otobüs içinde gazeteci Yavuz Donat sorar: “Hocam, yapma Allah aşkına, nerede mahşeri kalabalık?” Hocanın cevabı; “Ben görmesem de sen göreceksin Yavuz!!! ”

{Yavuz dün cumhurbaşkanlığı seçimini gördü.}

*
“Ben idamdan kurtulmak için inkar etmek zorunda kalsam da dünya yine de dönüyor” (Galile)

{Galile kendine inandı, kilise yıllar içinde çökerken onun tezleri astronomi ile uzaya çıktı}

*
“Cumhuriyeti kurduk ama demokrasiyi kurmak için şartlar müsait olmadı. Ben ülkemde öyle bir demokrasi isterim ki; günün birinde şeriat isteyenler de padişahlık isteyenler de parti kurabilsinler! (Atatürk)

*
“İstanbul Büyükşehir Belediyesini aldığımız gün bilin ki Türkiye’de iktidarız. Kolay kolay da bir daha başkasına gitmez iktidar!”

{RTE henüz parti il başkanı iken Can Dündar’a söylüyor.}

*
“Beni asabilirsiniz ama arkamdan gelen onbinlerce devrimciye hiçbir şey yapamayacaksınız!” (Deniz Gezmiş)

*
İnsanda en büyük hata: Karşıdaki insana gereğinden fazla değer vermek değil, Kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir. (Che Guevara)

*
“La ilahe illallah deyin. İran ve Bizans sizin olacak. (Hz. Muhammed sav)

{Devrin süper iki gücü İran ve Bizans’ı alacaklarını vaat ettiği kişiler Mekke’de bir avuç müslüman. Almadılar mı?..}