Değiniler- 11

Değiniler- 11

NEDEN NANKÖR, NİÇİN HIRÇIN?

Insanın özü Halife olduğundandır ki Muhtaç olmak, Yardım almak onun içine hiç sinmez! Kişiyi nankörlüğe götüren bilinçaltı neden de budur.

Uzun süre hasta bakanlar bilir ki hasta en çok kendine bakanı kırar, hırpalar. Bu dahi, Halife bilincinin muhtaçlığı kaldıramamasındandır!

ÂLEMLERİN ASLI HAYALDİR

Beyin; algı alanına düşen her kavramı bir imaja büründürmek gibi hem iyi hem kötü bir özelliğe sahiptir.

“Âlemlerin aslı hayaldir” ifadesi; beynin çalışma mekanizmasının özünün imajlama olduğuna işaret eder. “Beyinlerin esası şekillendirmedir!”

Beynin algı alanına düşen bir bilgiyi suretlendirerek kavramasının iyi yönü; insanın bilmediğini daha kolay kavramasını sağlamasıdır.

Beynin suretlendirerek bilgiyi kavramasının kötü yönü; özü sınırsız- sonsuza açık bilginin suretlendirmeyle kalıba dökülüp dondurulmasıdır!

ALLAH VARKEN TANRI NASIL DOĞDU?

Beynin her kavramı suretlendirmesinin getirisi olarak Allah kavramını da suretlendirmeye çalışması; Onu da sınırlı bir algıda dondurmuştur.

“Allah” varken “Tanrı” nereden mi çıktı? Beynin işleyiş mekanizmasından! Her şey gibi beyin onu da aldı, suretlendirdi. Böylece Tanrı doğdu!

“Alemlerin aslı hayaldir” = Beyinlerin esası; çalışma prensibi suretlendirme, şekle bürümedir.

“Allah alemlerden ganiydir” = Allah, beynin ana işleyiş mekanizmasına uyarak değil; suret ötesi ilimle, sezgilerle tanınır ancak!..

“İlim; suretsizdir” Beynin hakikati olan öz; beynin normal işleyişi olan suretlendirmeyle tanınamaz. Bir üst frekansı çalıştırmak şarttır.

Allah Beyinleri, Beyinler Tanrıları yarattı. Ve insan, Allah derken Tanrısını şekillendirmek gibi bir gol yiyerek ters köşeye yattı…

DUA ve ZİKİR

Dua; ekim yapan çiftçinin semadan yağmur istemesi.

Zikir, o çiftçinin kendi tarlasına artezyen vurmasıdır.

Dua; bilgisayarı kasılan kullanıcının format atma arayışları.

Zikir; bilgisayar kullanıcısının kendi kendine format atabilir hale gelmesi.

Kişinin kendi kendine, kendinde yüklü programları farkındalıkla biçimlendirmesinin; kendi derunundan ek kapasiteler açmasının adıdır Zikir.

Zikir kavramı sadece tespih çekmeye, zikirmatik basmaya hapsedilemeyecek kadar engin ve zengin manalar içerir!..

Esma zikrinde zayıfım, ne önerirsiniz dediğimde “Sizin zikriniz ayet- hadis tefekkürü olsun” demişti. Deyiş o deyiş, kitaplarım öyle oluştu!

İLMİ SAHİPLENMEK

Birinin derdine çözüm önerdikten sonra önerini itibara alıp almadığını takip ediyor ve yapmayınca yanıyorsan, ilmi sahiplenmişsin demektir.

Kimseyi kurtarma görevimiz yoktur. Kişiye düşen sadece gerçeği anlatmaktır. Ne var ki bazen kurtarıcı rolüne soyunup kendi kendimizi yakarız

HEM MUHTAÇ HEM UKALA

“Sıkıntım var, ne okusam?” Cevaplıyorum;”Şunu şu kadar oku” “Sayı şart mı, aşk ile bir kez yetmeli”diyor. Aşk kadar başına taş düşsün diyorum!

Hem muayeneye gelip hem de doktora akıl verene yapılacak şey kapıyı göstermektir. Hele reçeteye karışan ukalayı anında postalamak lazımdır!

MALİK ve RIDVAN

Cehennem kapısındaki meleğin adının “MÂLİK” oluşu; Sahiplenilen her şeyin sahibini yakacağının işaretidir.

Cennet kapısındaki meleğin adının “RIDVAN” oluşu; Razı Olunan ve Seyredilen her şeyin bunu uygulayana Cennet yaşatacağının işaretidir.

YANMAMAK İÇİN

Allah Sistemindeki tekliflerin, hakikatte tespit olduğunu bilen, kimseyi emir- yasaklarla zorlamaz. Bilir ki, her birim programını yaşıyor.

Duymama, görmeme, bilmeme üzerine programlanana işittiremez, gösteremez, bildiremezsin! Unutma, Allah Resulü dahi sadece Tebliğci idi.

Muhatabınla konuşurken kelimelere yüklediği anlamları çözmeye bak. Bunu yapmazsan, aynı kavramı konuşsanız da ortak sonuca varamazsınız.

Sorulmadıkça cevap vermez, talep edilmedikçe arz etmez isen başın rahat eder. Ticaret arz- taleple işler. Emin ol, Allah Sistemi de öyle!!!

***

“Eğer insanların adetlerini, inançlarını ve geleneklerini yok etmek imkânım olsaydı, bir dakika bile tereddüt etmezdim.” (Halil CİBRAN)

***

BİLİNCİN CEHENNEMİ; DUYGUSALLIK

Duygusal yapılardan Sünnetullahı kavrayan, kabul eden, sindiren hiç görmedim. Onlar, hayallerinde icat ettikleri Allah Sistemine inanırlar.

- Duygusal mıyım,nasıl anlarım?

- Yaşadığın her şeyin ellerinle yaptığının sonucu olduğu içine siniyor mu?

- Hayır

- Yanışın mübarek olsun!!

Duygusal Yapılar yaşadıkları kendilerini yakınca sevmek, iyi niyet, insanlık için vb kavramlara sığınırlar. Oysa Sistem; bahane kabul etmez!

Yanışına anlam giydiren, yaşadığına bahane üreten; sevgi,vefa,fedakarlık vb kavramları kendince anlayanı rahatsız etme, mışıl mışıl uyusun!

OKUMAK VE ANLAMAK

Allah Sistemi hiç bir zaman “Bana göre” kabul etmez! O, kendi kurallarınca işler. İyi niyeti sebebiyle kimseye de torpil geçilmez o sistemde

“Beni anlamadı” “Yanlış anladı” “Oysa ben öyle olsun istememiştim” cümleleri, sadece Sistemi OKUyamayanlardan duyulur!

Kendince bir Allah Sistemi olduğuna inanan; deliksiz uyku çekene benzer. Üzerine ilim dökmeye kalkma, uyandırırsan yüzünü tırmalar!!!

Hakikatte, kimse kimseyi yanlış anlamaz, herkes herkesi kendi programınca anlar, anlaması gerektiği gibi anlar. Bu gerçek içine siniyor mu?!

İlahide geçen “Yanmada derman buldu bu gönlüm” sözü duygusallıkla yanışını kutsayandan değil; yanışından ibretle sistemi okuyandan dillenir.

VELİYİ TANIMAK

Her velinin kendini sakladığı, layık olmayanlardan korunma kalkanı olarak kullandığı beşeri bir örtüsü vardır.

Velilerin örtüsü avama “O mu veliymiş, hadi canım sende!” dedirtecek türdendir.

Velinin cinsiyeti yoktur. Her ne kadar beş duyu kaydındakiler onları kadın- erkek görse de…

Takva Ehli, nurânî görüntü verebilir. Velayet Ehli ise asla. Velayeti takva görüntüsünde arayanlar, Veliyi tanımaktan mahrumdurlar çoğu zaman.

Etrafın kendisini nasıl gördüğü ve değerlendirdiği; toplumun değerleri Velinin umuru bile değildir. O sadece kendi halini yaşar.

Velayetin çok bilgi sahibi olmakla hiç alakası yoktur. Öyle olsaydı bütün filozofları, bilginleri veli sayabilirdik.

Muhatabını dini, milli, insani çeşitli kalıplarla değerlendiren; veliyi tanıyamaz. Veli; kalıba sığmaz, kalıba takılmaz!

Çoğunluk, kalıplarını okşayana koşup, pervane oluyor. Veliden nasiplenmek istersen; kalıplarını kıranı, değerlerini yakanı bulmaya bak!

Kimde samimiyet bilginin, kalıbın, değerlerin üstünde yer tutarsa o kişi Veliyi tanımaya, Şahadet kokusu almaya yaklaşmış demektir.

Veliyi tanıma ölçün; keramet, harikuladelik, gaipten haber verme, bilgi satma ise korkarım ki çok suistimal edilecek, perdeleneceksin!..

Ateş, kendisine düşeni kül etmeden; Veli, kendisini seveni hiç etmeden bırakmaz!