Değiniler- 12

Değiniler- 12

DÜN, BUGÜN, YARIN

İçinde bulunduğun şu an, bir önceki anın çocuğu; bir sonraki anın annesidir.

DUANIN HAKİKATİ

Ellerini açmadığında da beynin dua ediyor. Duygun, düşüncen, niyetin, korkun, kaygın, ümidin kısacası her anın, her halinle beynin duada!..

Diliyle neye dua ettiğinden çok bilinçaltı ile neye dua ettiğini fark eden; bela ve yanışlara karşı kendi erken uyarı sistemini kurmuştur.

“Allah, suretlerinizden çok kalplerinize bakar” işareti “Hayat, dildeki duadan çok niyetinizi-bilinçaltınızı önünüze getirir” demek olmasın?

Ehlinin öğrettiği “HAZMIYLA VE KOLAYLAŞARAK” niyazını her duanızın sonuna mutlaka ekleyiniz. Unutmayınız ki her lütuf bedeliyle geliyor.

ALLAH’A YAKLAŞMA ÖLÇÜSÜ

Tefekkür edip okuyabiliyor, zikredip nafileler eda edebiliyorsan hiç şüphen olmasın, Yakiyne doğru yol almak sana kolaylaşmış işte!

ÖLÜM

Asansörle çıkarcasına yüksel, çalış, yoğunlaş duana. Ama şunu hiç unutma, cereyan kesilince asansör olduğu yerde kalır. İşte bu ölümdür!

TRİBÜNLERE OYNAMAK MI?

Sünnetullah stadında tribünlere oynayarak gelen alkışlarla kendilerine bir yer biçenler; hakikatte kendi kendilerini biçmişlerdir.

Tribünlere oynayan değil, kuralınca oynayan kazanır. Bu, sünneetullahta da böyledir. Ne var ki çoğu “İlgi Mahkûmu” olarak kendini kilitler!

ÇAĞDAŞ DECCALİYET

Son dönemde açığa çıkan en büyük Deccaliyet; Hakikat Bilgisine sahip olmanın onu yaşamak zannedilmesidir!

İMANIN ÖZÜ

İman; sorgulayan bir bilincin, aradığını bulduğu nokta ile bir- bütün olmasıdır. Tıpkı füzenin uzay istasyonuna kenetlenmesi gibi!

Arayanın, aradığını bulduğu noktada açığa çıkan İman; aklın- mantığın- bilginin- duygunun silme tepesinden geçer ve bilince hâkim olur!

Halkın Dininden çıkmadan, Hakkın Dinine Girilmez!..

TÖVBENİN TARLASI; FARK ETMEK

Günahının, yanlışının, hatasının farkına varabilmek; tövbeden çok daha mühimdir. Ne yaptığını bileceksin ki gereğini yapabilesin.

Duygusallık perdesi bilinci kaplamış ve kapatmışsa kişi günahını, yanlışını bilebilir mi? Hava sisli, önünü görebilir misin? O halde?!

Toplumsal değer ve gelenekler, kişisel arzu ve ihtiraslar, kökleşmiş şartlanma ve alışkanlıklar ayaktayken vicdanın sesini duymak? Muhal…

İnsanlık ailesini bir beden, hayatı bir bütün göremeyen günahını, yanlışını, hatasını, kardeşine verdiği zararı nasıl görsün?!

Kendisini evrenin merkezi görenin değil; sistemin bir parçası olduğunu fark edenin nasibidir özür dilemek, tövbe etmek, helallik almak!

Nasipli? Günahını fark edip tövbe, özür, helallik mekanizmalarının düğmelerine basan! Nasipsiz? Bedel ödeyene kadar aklı başına gelmeyen!

İçten tövbe, gönülden özür, samimi helalleşme; saatli bomba kablosunu kesmektir! Bunu değerlendirmeye engel egonsa kendine çok yazık edersin!

Ehl-i Hakkın şöhreti afet saymasının altında; alkışlanan, övülen kişinin kendini münezzeh sayarak günah-hata görme şansını yitirmesi yatar.

SORGULAMAMANIN NETİCESİ

Müslümanlar, sorgulayarak Dinin hakikatini kavramadıkça dünya oyun alanında oyun kurucu değil, oyun kurulan olmaya devam edeceklerdir.

Sünnetullahtaki bir kavramı kendinizce anlar, ötekileştirme aracı haline getirirseniz; birilerinin de algınızla sizi vurması kaçınılmaz olur.

DİNİN GERÇEĞİ?

Cihadı, başkalarına din dayatmak diye anlarsanız, algınızın size pusular olarak dönmesinden şikâyet hakkınız yoktur. Cihadın özü?

https://www.facebook.com/notes/mehmet-do%C4%9Framac%C4%B1/haydi-cihada/770471303008749

Gönlüme diken gibi batan o dua bugün hutbede yine tekrarlandı. “Allah’ım İslama ve Müslümanlara yardım eyle!” Neden tüm insanlığa değil?!

Yaşadıklarının sebeplerini dışarıda, ötede arayan bireyler ve toplumlar işlemekte olan sistemi okuyamadıkları gibi huzur da bulamazlar.

İSLAMOFOBİ Hristiyan Batının Yahudi kökenli projesi olabilir; fakat onlara bu projeyi pazarlama gücünü veren, bazen haklı çıkaran kimlerdir?

Halkı Müslüman ülkeler Din Eğitimini gelenek, görenek, geçmişi tekrar sarmalından temizlemedikçe dünya nezdinde edilgenlikten kurtulamazlar.

Kafanda insan ayrımı varsa, insanlar tarafından ayrımcılığa tabi tutulmaktan şikâyet hakkın yoktur. Çevren; kafanın içini yansıtır sana!

“Ben hepinizden üstünüm” diyerek masaya oturanlar değil, “Ben hepimizi üstün kılacak bir yol öneriyorum” diyenler insanlığın ilgisini çeker!

Müslümanlar, farklı din mensuplarına “Sizden üstün ve doğruyuz” bakışıyla değil, “Hepimizi üstün kılacak yol öneriyoruz” diye yaklaşmalılar.

İnsanlığı üstün, huzurlu, barışık kılacak yol; Tasavvuf ekseninde bir Sistem Okumasıdır. Onun çağa tebliği bu sitede: http://www.ahmedhulusi.org

HAKİKAT BİLGİSİYLE HAKİKATTEN PERDELENMEK

Ehli; “Yenilenin, yenilenin, yenilenin ki Elenmeyin” diyor, bizim ki “Acaba 120. günde yenilenmeye elverişli mi yaratıldım?” diye soruyor.

İşte bu soru <HAKİKAT BİLGİSİ İLE HAKİKATTEN PERDELENME> nin ta kendisidir!…

Ben gelen ilmi anlayıp anlayamadığıma, yaşama geçişinin bana kolaylaşıp kolaylaşmadığına bakıyorum. 120. gün mü? Hiç işim olmadı onunla.

İlmi OKUyamama ve yaşama geçirememe eksikliğini Burçlara ve 120. güne bağlayan kişi; Firavunlaşmıştır.

MUHATABINI TANIMAK, KOLAY MI?

Beşer; muhatabını “Kendine göre” anlamak ve değerlendirmek gibi bir algı blokajına mahkûmdur. Sistemi Okuyan İnsan bundan müstesna.

Her kişinin hakikatini saklayan beşeriyet örtüsü vardır. Çoğunlukla insan kıymetinin ölünce anlaşılması, ölümün bu perdeyi yırtmasındandır.

Sevgi, ilgi, nefret,ön yargı perdelerini aşarak muhatabı tanımak için başlangıç noktası; Sünnetullahın duygulardan bağımsız işlediğine imandır.

“Gördüğün yarattığındır” realitesini sindiren; görüş alanına giren kişileri, olayları en iyi değerlendirme imkânını elde eder, kanısındayım.

BİR AYET- BİR GERÇEK

Geceyi Gündüze, Gündüzü Geceye geçirirsin. (A.İmran 27)

Düşüncemizi yaşantımızda önümüze koyar; yaşadıklarımızla düşüncemizi oluşturursun!

BİLGİYE İMANIN ÖNÜNÜ KESENLER

Sanıldığı gibi önce bilgiyi almak sonra da yaşama geçirmek gibi bir süreç yoktur. Bilgi, iman edildiği anda yaşamını otomatik oluşturur.

Anlamana, kavramana rağmen bilginin yaşamı sende açığa çıkmamışsa bilgiye iman etmemişsin demektir. Anlamakla İman etmek aynı şey değildir.

Ehlinin yıllardır DUYGULAR-ŞARTLANMALAR-ALIŞKANLIKLAR-GELENEKLER vurgusunun bir sebebi; BİLGİYE İMANIN ÖNÜNÜ KESENLERi gösterme çabasıdır!

Tarlanın taşı ayıklanır,toprağı gübrelenir,suyu periyodik olarak ve usulünce verilirse ürün filizlenmesinin önünde engel kalır mı?!..

Eski bilgi tortları ayıklanır, zikirle desteklenir,yeni bilgi periyodik-usulünce olursa; bilinçte İman filizlenmesine engel kalır mı?!

Taşı, dikeni ayıklamadan yapılacak ekim; duygu, şartlanma, alışkanlık, gelenek aşılmadan alınan ilim; nafile çabadır, kendini kandırmadır.

Eski Bilgilerin kalıplaşmış yargılarıyla değil de objektif yaklaşımla yeni bilgiyi alabilirsen merak etme, çok yorulmadan yenileneceksin!

SORGULAMA VEYA İMANA HAMİLE KALMAK

İmanın açığa çıkması için sadece akıl veya sadece bilgi kesinlikle yetmez. İmanı tetikleyen motor kuvve; SORGULAMA dır.

Soru sormayan beyin için Allah’a giden yol kapalıdır, ifadesi; sorma ve içine doğduğu ortamı gözden geçirmenin iman için önemini gösterir.

İçine doğduğu ortam şartlarından memnun olan veya o ortamı kutsayan mı yeni bilgiyle yepyeni imana kavuşacak?! Balık kavağa çıkınca kavuşur!

Sorgulama; kişinin gerçeğe kanca atmasıdır. Sorgu kancası bilinçten imanı çekip çıkarabildiğindeyse kanca gider NOKTA Hazinesi kalır! Ah AH!

Sorgulamak; İmana hamile kalmaktır. Her hamile, er geç doğurur. İman doğduğunda sahibi OKUR-YAZAR olur.

OKUR; Allah Sisteminin işleyiş kurallarını bilen, fark eden.

YAZAR; O kurallara ve işleyişe göre kendini tanıyan ve buna uyumlanandır.