Hasbıhal- 6

Hasbıhal- 6

S. Yakın arkadaşımın benim olmadığım yerlerde gıybetimi ettiğini ve arkamdan kuyumu kazdığını öğrendim. Nasıl bir tutum belirlemeliyim?

C. Gıybet ve dedikodu onulmaz beşer hastalıklarından biridir. Bir de toplum olarak yüze karşı konuşma cesareti hususunda sıkıntımız var. Yüzleşmek yerine içtren içe kırılmayı seçer çoğumuz.

Öncelikle size bunu nakleden kovucuya yapmaması gerektiğini söyleyin ve bu nakilleri dinlemeyin!.. Sonra da arkadaşınızı kenara çekin ve anlatın bunun doğru olmadığını. Devam ederse irtibatı azaltın. Unutmayın, küsmek yok ama “Kişilerle görüşmeme hakkımızı kullanmak” vardır. Görüşmeme hakkımızı kullandığımız kişi ile küstüğümüz anlamı çıkmaz. Küsmek, içten içe kırıklık taşır ki kırıklık nefretin yavrusudur. Görüşmeme hakkı ise tercihtir. Benim şu an küs olduğum hiç kimse yok ama görüşmeme hakkımı kullandığım bir dizi insan var.

S. Sürekli biçimde migren ağrısı çekiyorum. Ağızda çıkan yaralar, uçuklar da cabası. Buna bir dua ve zikir öneriniz var mı?

C. Hastalıklar konusunda ilk yapılacak şüphesiz tıbbi yardım almaktır. Bundan şaşmayınız. Bugün modern bilim de terapi ve şifa disiplinleri de hastalıkların düşünsel sebepleri olduğunda hem fikir. O nedenle düşünce dünyanızı objektif olarak gözden geçirin. Her hastalığın bedeni sebeplerinden öte düşünsel sebepleri olduğunu tek tek tespit eden ve buna karşı olumlamalar öneren yazılar da mevcut. Google’a “Hastalıkların Düşünsel Nedenleri, Ruhsal Nedenleri, Zihinsel Nedenleri” yazarsanız bir dizi çalışma gelecektir.

S. Dini alanda çok çeşitli eserler okuyorum. Bunlardan ilhamla kendimce esmalar ve onlara çekme sayıları belirledim. Çok zikrederim. Ama şu an biraz içsel sıkıntı ve bunalım yaşıyorum. Hem zikrediyorum hem bunalım, böyle mi olmalı? Nerede yanlış yapıyorum?

C. Öncelikle belirteyim ki ibadetlerimize devam ederken karşımıza bazı sıkıntılar çıkınca Allah’la alış- veriş yapar gibi sıkıntıya girince “İbadet de ediyorum ama niye başım dertten kurtulmuyor” demeyelim. İbadeti kendimiz için yapıyoruz. 

Din alanında yazan çizen, anlatan rehberlik eden bir dizi insan var. Çoğunun dediği de birbirine uymaz anlayış ve yaklaşım çeşitliliği nedeniyle. Sıkça şunu tekrarlıyorum: “Zikir vermek; ehliyet işidir. Zikir vermek öncelikle manevi kudret ve yetkinlik işidir.” Bize böyle öğretildi ve böyle inanıyoruz. Ne var ki çoğu alanda olduğu gibi günümüzde bu alana da el atmayan kalmadı. Astrologlar, Terapistler, Şifacılar, Yaşam Koçları, Kişisel Gelişim Uzmanları da zikir veriyor artık. Manevi yetkinlik mi? Hak getire!

Önce kendinizi dini alanda geliştirmek için belli bir yol, tarz belirlemeli o çizgide ilerlemelisiniz. Çeşitli yerlerden istifade etseniz de ana kulvarınız tek olsun. Eskiler bu manada “Çiçeğin çok olsa da kovanın tek olsun” demişlerdir. O zaman kafa da karışmaz, tereddüt de oluşmaz.

S. Kocam / Karım / Arkadaşım / Kayınvalidem / Amirim vb beni anlamıyor. Bunlardan bazen baskı da görüyorum. Bunları durduracağım, kontrol edebileceğim zikir/ dua önerir misiniz?

“Zikir önerisi ehliyet işidir” dediğim için ben bu hususa çok girmiyorum. Bu alanda DUA VE ZİKİR eserini öneriyorum. Bu eserde korkulara, düşmanca baskılara da dua önerileri olduğunu biliyorum. Ne var ki böyle bir işlem yerine ben size öncelikle kendinizi sorgulamanızı öneririm. İnsanlar bize ayna olduğuna göre sizden nasıl bir yayın ürüyor ki, siz neyi OKUyamadınız ki bunlara muhatapsınız? Öncelikle bunu sorgulayın. Bir de zikir ve duanın üstün gelme, birilerine galebe çalma, birilerini alt etme aracı olarak kullanılmasını nefse prim verme noktasında sağlıklı bulmadığımı söylemeliyim.

S. Mehdi çıkınca ona iman gerekiyor. Çıktığında nasıl tanıyacağız, ya bilemezsek, ya bulamazsak?

C. Her cemaatin, her ekolün kendi önderini Mehdi sayması ve millete kabul ettirmeye çalışması gibi tuhaf bir tutumun revaç bulduğu ülkemizde Mehdi’nin şahsen açığa çıkışı benim girmek istemediğim bir konudur.

Mehdi çıkışından benim anladığım kişide yaşanan bir haldir. Size Mehdiyet İlminin açılmasıdır. Bu da bizim zaman zaman “Allah İlmi”, “Sünnetullah”, “Evrensel Sistem Gerçeği” adları altında anlatmaya çalıştığımız ilimdir. Sn. Ahmed Hulusi bu ilmin bilimsel, çağdaş temeller üzerinde anlatılmasının önünü açan ilk Hak Ehlidir. Bu ilmi kendinizce değerlendirmenizi, adı veya kendine yakıştırdığı unvan ne olursa olsun kişi peşinde koşmamanızı öneririm. 

S. Bir konuda bilginizi rica edeceğim. Ölüler için Yasin, Fatiha, İhlas, Kelime-i Tevhid okunur mu? Bu konuda herkes bir şey söylüyor. Yani hemen öldükten sonra değil örneğim 10 yıl önce ölmüş yakınlarımız için.

C. Kur’an ve onda geçen dualar en yüksek frekanstır. Ölenlere okumak da onlara enerji yüklemesi yapmaktır. Bu yükleme onların ahrette bulunacakları ortamı değiştirmez. Yani kapanan amel defterine faydası olmaz. Şayet kabir surecinde azap çekiyorlarsa azapların hafiflemesine, orada hoşnutlar ise hoşnutluklarının artmasına vesile olur. Yıllar önce ölseler de faydalıdır.

S. Filmler öneriyorsunuz, fakat bu filmler yapımcılara sorulmadan, telif ödenmeden sitelere konuyor. İzlemek kul hakkına girmez mi?

C. Siz izlemezseniz kul hakkına girmezsiniz!.. Malum herkes kendinden mesul. Sadece filmlerde değil, hayatınızın her alanında bu derece hassas iseniz sizi tebrik ederim. Bindiğiniz dolmuşta/ takside şoförün çaldığı, gittiğiniz düğünde piyanistin icra ettiği, gezdiğiniz avm’de dinletilen ve bestecilerine telif ödenmeden sunulan müziklere kulaklarınızı tıkayabiliyor musunuz? Çiçekçinin önünden geçerken burnuma orkide kokusu gelmiş, ben de bunu dostlarıma güzel koku diye anlatmış, paylaşmışım, günah mıdır ki?

S. Önerdiğiniz filmlerde hoş olmayan sahneler var. Hatta bazen Hristiyan propagandası da oluyor. Amacınız ne?

C. Filmleri ben çekmedim. O dediğiniz sahne ve propagandaları da hiç görmedim!!! Biz filmleri; buradan hayata dair, Allah gerçeğine dair ne alabiliriz, ne okuyabiliriz diyerek izliyoruz. Sizi rahatsız eden şeylere odaklanıyorsanız lütfen izlemeyin. Daracık cami avlularında ve çöllerde çekilmiş masalsı evliya filmleri de var. Onları öneririm size.

S. Bilimle paralel bir din anlayışını savunuyorsunuz. Önerileriniz bu yönde. Her şeyi bilime, maddeye vurursak işin manevi boyutunu hafife almış olmaz mıyız?

C. Kafanızda madde ve mana şirki sürüyorsa, hala bu çağda sürüyorsa ben size ne diyeyim?! Bilim, maddenin bir göz ve beş duyu yanılsaması olduğunu, mana ayrımının olmadığını, her şeyin enerji olduğunu ispatladı. Bizim izlediğimiz anlama yolu ise bilimin Resulullah önerilerine paralel tespitlerini din ile birleştirerek anlama odaklı. Bu zihinlerde şimşek çaktırıyor çünkü. Mana Âlemi- Madde Âlemi gibi ikili ayrımları atın kafanızdan. Allah tek, alem de tek!. Tek-Bütün olanı anlamaya çalışmak dilerim hepimize hazmıyla kolaylaşsın.

S. Sanal ortamda seneler önce basit bir mevzuda size muhalefet etmiştim. Epeyce de yüklendim. Sonradan içim acıdı pişman oldum. Beni affedebilecek misiniz?

C. Hatırlasam, hatırlamıyorum ki dostum. Keşke hepimize senin gibi farkındalıklar nasip olsa. Sıkma canını. Allah İlmini etraflıca kavramaya talipseniz, bu tür küçük şeylere takılmayınız. İlla duymak istiyorsan, aramızda helallik gerektirecek hiçbir şey kalmadığını bil. 

S. Biz sadece zikir ve çeşitli nafilelere odaklanıyoruz. Sizin önereceğiniz can alıcı bir Salih Amel veya çalışma var mı?

C. Bu sorunuza çok teşekkür ederim. Çünkü bana bizzat yaşadığım bir müşahedemi açma fırsatı verdiniz. İnsanı hoşnut eden ve muhatap olduğu kişi veya kişilere de hoşnutluk veren en güzel Salih Amellerden biri HASTA ZİYARETİdir. Bunu merhum abimin hastane süreçlerinde müşahede ettim. İzmir başta olmak üzere çeşitli illerden ziyarete gelen kişilere karşı öyle bir kalbi muhabbet ve minnet oluştu ki bende bunu huzur ve hoşnutluğunu kelimelere dökemem.

Üç gün üst üste gelen, sorunca da evimin yolu burası deyip geçiştiren o insan; abiniz hangi yemekleri sever yapıp getireyim diyen ve getiren, ameliyat öncesi ve sonrası komşularıyla toplanıp gelen, sayfamda atıştığım ve engellediğim halde ziyarete gelen, uzak ilçeden kalkıp gelip amcamda kalıyorum merak etmeyin, bir iki gün de ben refakatçi kalayım diyen o genç ve arkadaşı ve daha nice güzellikler bahşeden bir dizi insan.. Bu hassas ve zorlu süreçte uzaktan yakından dua yollayanlar, destek verenler…

Onlara ömür boyu ve ebediyete kadar minnet, sevgi ve dua dolu olacağım. Böylesi bir hoşnutluğa vesile olmak az şey midir?…

Onun için size HASTA ZİYARETİ, YAŞLI ZİYARETİ, HUZUR EVİ DÜŞKÜNLER YURDU ZİYARETİ öneririm. Toplumun dışladığı, kınadığı, kenara ittiği kimselerin de gönlünü almaya bakınız.

İnsanların hassas anlarını kollayıp yanlarında olunuz lütfen.

Ve mutlaka mümin kardeşinizin CENAZE NAMAZına katılmaya, taziye ziyaretlerine gitmeye bakınız. Emin olun bu size çok şey katacak, çok idrak açacak.  

Mahallemdeki fırından her ekmek alışımda 3-5 kuruş “ASKIYA EKMEK” bırakıyorum. Gücünüz ve imkânınız nispetinde bunu yapınız.

İmkan bulduğunuz anda ağaç dikiniz, diken kuruluşlara yardım ediniz.

Ülkemizde bir dizi ulusal ve uluslar arası hayır organizasyonu var. Kuyudan çamurlu su içen Sudan’lı kardeşimize temiz su ulaştırılmasına; Gazze’li çocuğa alınacak kırtasiye ve elbiseye destek olmak az şey midir?

Rabbinize yakınlaştıracak ve size kolaylaşan her yolu deneyiniz kardeşim. Bunlar da zikirdir!