Değiniler- 15

Değiniler- 15

UZAY YİTİĞİ

Sonsuzu keşfe çıktığı halde geri gelmeyi başaramayan ve uzaya kapılanlara Uzay Yitiği deniyor. Ya bizlerin dünyasında bu nasıl bir hal?

Ömrünü fakirlere yardıma adamış. Çok şey başarmış. Ne var ki kaptırdığı bu alan, iç âlemini keşfe izin vermemiş. Gerçeğine hiç dönememiş.

Toplumsal Devrime adamış kendini. Dernek, Sendika, Parti kurmuş, çığır açmış. Ama hala İnsanlara adil olmayan Tanrıya çok kızgınmış.

“İslam’ı dünyaya hakim kılmak” hayaline adanmış. Cepheleşmiş, didinmiş, uğraşmış. Ahir ömründe “İslam zaten hâkim olduğunu” kavramış. Ömrüne yanmış!

“İşsizliği bitirecek bir oluşum” kurmaya girişmiş. 30 sene geçmiş, ülkenin ne işsizi bitmiş, ne bizimkinin koşturması.

Dindar gençlik oluşturmak, için kalemini hançer yapmış. Ahir ömründe akıl soran vekile “İnsanları bölme, birleştirici parti kur” demiş! Tabii kendisi gençlik içinde dindar gençlik diye bir sınıf oluşturmaya çalışmakla hiç mi hiç bölücülük yapmamış (!)

FEDAKARLIK- İNSANLIĞI KURTARMAK- MAZİYE VEFA- DİN HAKİM KILMA- DÜZEN DEĞİŞTİRME gibi kavramların insanı nereye çektiğini sezdin mi?

“UZAY YİTİĞİ” veya Sonsuzu fark etmek için yola çıkıp sonsuzda kaybolmak.  “ALLAH’A ADANARAK ALLAH’TAN PERDELENMEK” desem ağır kaçar mı?

Yasin’i yaprağa yazmış adam. Hz.Ömer’e demişler. Ödüllendirmiş önce sonra da bir güzel sopa attırmış! “UZAY YİTİĞİ” olmasın, uyansın diye!

Bir konunun ruhunu, Allah Sistemi ekseninde çözmek yerine; şekli, biçimi,detayı ve çeşitli kombinozonlarına dalmak; “UZAY YİTİĞİ” olmaktır.

Kusursuz işleyen Allah Sistemini okumak yerine kendince kusur saydıklarını düzeltmek üzere adanmak; Don Kişotluğa soyunmak! UZAY YİTİĞİ.

HANGİ SEVGİ?

“Sen beni sev, ben seni seveyim, gel beraber BENi sevelim” mantığı ile kurulan beklenti odaklı ilgileri sevgi zannettiği için yanar insan!

“Hakiki sevgi cehennemi söndürecek Nurun açığa çıkışıdır.” Bugün yanmaların sebebi sevmek (!) olmuşsa sevgiyi yeniden sorgulamak gerek.

Kendini araya katmadan sevebildiğin, dünya ve ahiret cennetini yaşatır sana.

El-Vedud gereği çekim alanlarının kesiştiği noktada yaşanır Sevgi. Kimi TENSEL, kimi TİNSEL çekime kapılır. Sizde bir türlü, bizde bir türlü.

-Hakiki Sevgi nasıl oluşur? Kim oluşturur?

-İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, Rahmân onlar için bir sevgi oluşturacaktır. (19/96)

GÖZ KARŞIYI MI, KENDİNİ Mİ GÖRÜR?

Beyinleri ön yargı kalıplarıyla donanlar; takıntılarını tapıntı haline getirenler; ne yazarsanız yazın, sizi değil kafalarındakini okurlar.

Göz, önündeki manzaranın zenginliği kadar değil, veritabanındaki bilgi birikiminin çapı kadar görür.

Veritabanı çöplüğünü paha biçilmez hazine zannedene, arınma önerisi de gerçeği gösterme çabası da nafile gayrettir.

“Arınmamışlar Kur’an’a dokunamaz”ın bir işareti de veritabanı çöplüğünü hazine zannedenin evrensel hakikati OKUyamayacağı gerçeğidir.

VAHŞET; TOHUM MU MEYVE Mİ?

Medyası, eğlencesi, kültürü hatta eğitimiyle sürekli biçimde kişilerin  hayvani boyutunun körüklendiği yerde kahır yangınları bitesi midir?!

“Nasılsanız öyle idare olunursunuz” ilahi prensibi; kitleye hâkim algı ne ise kitle onun gereğini yaşar ve bedelini öder, tespitidir.

Düşen yıldırımı sadece oradaki sert enerji parlamasıyla açıklayamazsınız. Buharlaşmayı, bulutu, rüzgârı enine boyuna tetkik etmelisiniz.

Çıbanı merhem sürerek de dağlayarak da tedavi mümkün. Fakat asıl şifa; çıban oluşturan mikrop veya mikrop gruplarının teşhisinde saklıdır!

ŞİDDET NEYİN ESERİ

BEN ile ŞEHVET in BEŞER dairesinde, HIRS ve ARZU şahitliğinde TUTKU adlı memur tarafından kıyılan nikahından ŞİDDET isimli bir çocuk doğmuş!

BİLGİ TAKLİDİ Mİ?

İlim Ehlinin cümleleri, kendi cümlelerini kurmanı sağlamıyorsa taklitten başka bir şey yapmıyorsun! İlmî de olsa taklit taklittir.

İlim Ehline bakarak ilmi okumak; aynaya bakıp aynaya övgü düzmek! İlim Ehline bakıp kendini okumak değil miydi amaç? Aynada kendini tanımak?

Aşere-i Mübeşşere; Cennetle Müjdelenen 10 kişi. Onlara ahiret cenneti mi vaat etti? Yoksa SİZ BENDE KENDİNİZİ OKUDUNUZ beraatı mı verdi?!

ALTIN MADENİ ÜSTÜNDE AÇ OTURMAK

Ömrünü altın madeni üzerinde aç geçirdiğini öğrenenin dövünmesi ne ise; DUA-ZİKİR nimetini kullanmadan ölenin pişmanlığı en az o olacaktır.

ÖMÜR SALONUNDA HAYAT FİLMİ

Vizyondaki bir filmdir Hayat. Stres mi? “Şu sahne niye benim istediğim gibi değil?” itirazının derin sancısı! Çekim çoktan bitti ki film perdeye yansımış güzelim.

Ömür salonunda Hayat filmi oynuyor. Seyircilerin kimi ağlıyor, kimi gülüyor, kimi eleştiriyor, kimi hep tepkili. Locadakiler sakin sadece!..

Çekimi bitmiş, vizyondaki filmi eleştirerek birbiriyle veya iç aleminde sürekli kendisiyle atışmaktır stres! Aç kulağını duy, film bu film!

Tasavvuf ne mi verir? Ömür salonunda hayat filmini Locadan kahve yudumlayarak izlemeyi. Salon hop oturup hop kalkarken dingin kalabilmeyi.

Salon, gaddar rolünü başarıyla oynayan Aliye Rona ve Erol Taş’a ağız dolusu söverken, locadakiler “İkisi de büyük sanatçı” diye konuşuyordu.

Dua- Zikir önerdim. Filmi değiştirme çabasında kullanmaya kalktı. Yanlış anladın güzelim; DUA- ZİKİR sadece filmi Locadan izleme biletleri!

İşte sana Hayat denen filmi Ömür salonunda kaldığın sürece Locadan izleme bileti.  Bedava hem de. İndir, değerlendir. http://www.ahmedhulusi.org/kitap/duavezikir.htm

“BEN OLMAZSAM YAŞAYAMAZLAR, İŞLER KALIR” ALDATMACASI

Biri olmadan birileri yaşayamayacak olsaydı; bazı ölümlerde intihar eden, aynı kabre balıklama atlayanlar olurdu. Oysa kabirler hep tek kişi.

Sorumluluğunu aldıklarının sensiz yaşayamayacağını zannetmen; seni İHLÂS SURESİndeki asıl hakikatinden perdelemektedir. Farkında mısın?

HUZUR ANAHTARLARI

Başına gelenlerinin başından kaynaklandığını bilen ve iman edende baş ağrısı şikâyeti kalmaz.

“Öteki” ve “Dışarısı” Cehennemdir. “Biz” ve “İçerisi” Cennet.

Kendine inanan hakikate koşar. Koşunun bir yerinde, inandığına inanan ikinci bir dosta daha ihtiyacı vardır. İşte o Hayat Arkadaşı; Eş’tir.

Değiştirmek istediği kişiye “Seni seviyorum” diyenden daha büyük yalancı yoktur. Sevgi; sevileni öylece kabul ve her haline rızadır çünkü.

Kişi, muhatabına rıza göstermenin onda sessiz bir dönüşüm başlatacağını bilse ve iman etseydi kimse kimseyi değiştirme niyetiyle zorlamazdı.

Razı olmaktan daha büyük dönüştürme-değiştirme gücü yoktur. Ne yazık ki egosuna yenik düşen beşer; buna sığınmayı; yenilgi sanıp aldanmıştır.

KURTARICI KİŞİ Mİ? KURTARICI BİLGİ Mİ?

Beşer, kurtarıcı kişinin; İnsan, kurtarıcı bilginin peşine düşer.

“YANLIŞ YOLDAYMIŞIM” DİYEBİLECEK MİSİN?

Ego için en ağır, en zor, en sarsıcı açığa çıkışlardan biri de uzun süredir tuttuğu yolun yanlış olduğu gerçeği ile yüzleşmektir.

Vicdan, tuttuğu yolun yanlışlığını kabul etse de Ego bu yıkımı göze alamayacağı için onun sesini bastırarak yanlışa kılıflar arar.

Tarih boyunca küfür-isyandan dönemeyenler; egolarının yanlış yoldaymışız gerçeğini görmek istememesinden dolayı kendilerini yakmışlardır.

Gerçeklere rağmen cemaat, parti, lider peşinde koşanların inatlaşmalarının altında egonun “Yanlış yoldaymışız”ı sindirmek istemeyişi yatar.

Fetih günü Ebu Süfyan’ın; biliyordum Onun gerçek olduğunu, sindiremedim, demesi egonun yanlış yoldaymışımı hazmedemeyişine çarpıcı bir örnektir.

İman-İlmi gönlünde, yaşamında birleştiren samimi insan, senelerce baş koyduğu yol yanlış çıksa da dönmekte zorlanmadan gerçeği kabul eder.

İmam Caferi Sadık (as) sohbetinde, hayatımın son iki yılı olmasa helak olmuştum, diyen E.bu Hanife (ks) egonun yanlıştaymışımı sindiremeyiş oyununu bozar!

“Tutunduğu dalın eline gelmesi”, “Güvendiği dağa kar yağması” egoist için ölümden beterdir. İman ehli için? Umuru bile olmadan Yenilenir.

Dün “Atalarımız yanılmış olamaz” diyerek ahiretini yakardı beşer. Bugün “Liderimiz, imamımız, önderimiz yanlış olamaz” diyerek bunu yapıyor.

“Boşsun, hiçbir şey bilmiyorsun” dedi. Egom, ama sen ilahiyat okudun, diyecekti ki, Evet bilmiyorum, dedim. Öğretelim, dedi çok şükür.

Egonun yanlış yoldaymışımı sindiremeyişi, secdeden kalkmayanları, yollarını savunmak için iftira, bühtan, karalama kampanyasına iter!

Secde ederken iftiraya girişmek. Dua okurken suizanlar üretmek. Unutma ki; seni İMAMın değil, İMANındır kurtaracak olan! İman yakmak mı?

Beşer, kurtuluşu İMAMı ve peşine düştüğü grupta ararken; İnsan, kurtuluşun İMANı ve ibadetle beslediği şuurda olduğunu fark etmiştir.