Değiniler- 16

Değiniler- 16

YAŞ VE CİNSİYET BEDENE AİT; ŞUUR BUNDAN MÜNEZZEH

Kişiye kendini beden zannettiren güçlü kabullerden biridir yaş. Yaş günü kutlamakla, yaşa göre hitap geliştirmekle birbirimize ne yapıyoruz?

Modern ülkelerde hitabın yaşa bakmaksızın isimle olması bize ters gelir. “Abi-abla- teyze-amca vb yaşa dayalı saygı hitaplarıyla büyüdük…

Yaşa dayalı hitaplarla birbirimizin beden zannını beslemiyor muyuz? Oysa yaş bedene aittir, şuur; halife boyutumuz yaştan münezzehtir.

“Kaç yaşındasın?” dedi. “Sonsuz-Sınırsız Şuurumun dünyada kullandığı beden arabası 67 model, 48 yaşında” dedim. Cins cins yüzüme baka kaldı!

Sahabe çocukları halifelere Ebubekir amca, Ömer dayı, Ali abi, Osman dede demedi hiç. Resulullah öğretisinde hitap sadece isimden ibaretti!

Ehil bir zata genç düşünürün kitabı verilir. Okur, hediye edeni arar; “Kızım, biz yaşlıyız ama bu eli öpeceğiz, beni ona götür” der.

Kendi gerçeğini fark edenler, ilim alacakları kişileri değerlendirirken yaşa hiç takılmamışlardır. Kendini şuurda bulanın yaşla işi olmaz.

ALIŞKANLIK HAYVANA AİTTİR.

Yapılan fiil normal veya helal de olsa şayet alışkanlık olmuşsa o dahi insan olmaya perdedir. Çünkü düşüncesiz hareket; hayvaniyeti besler.

İslam, rutin ibadetleri dahi alışkanlık haline getirmeyi uygun görmez. Her ezanda namaz eda eden bunu alışkanlıkla yapıyorsa o dahi risktir.

Tiryakilik, tutkunluk, düşkünlük, taraftarlık, fanatiklik, bağlılık, bağımlılık vb dilimizde alışkanlıkları ifade eder. Hepsi akla perdedirler!

Alışılmış düşünce-bakış açısı beynin tiryakiliğidir. Sorgulama- tefekkür beyni bu bağımlılıktan çıkarmak içindir.

Ehli, bir sohbetinde; “Aklımı kullanmadan yaptığım tek bir fiil, düşünmeden yaşadığım tek bir an yoktur!” demişti. İşte kulluk bu demiştim.

“Mescide her gün farklı yollardan gidin” buyuran Resülullah “HİÇBİR ŞEYİN SİZDE ALIŞKANLIK HALİNİ ALMASINA İZİN VERMEYİN” işareti vermiştir.

İslam’da her işe BESMELE ile başlama önerisi, her konuya uygun DUA bulunması bir manada da BEYNİ ALIŞKANLIK PERDESİNDEN KORUMAK İÇİNDİR.

ART NİYETLİYE CEVAP VERME!

Sürekli negatif yayın yapana cevap; farkında olmadan onun kapsama alanı ve enerjisine çekilmektir. Dostlarımız enerjilerini heba etmezler!

YAZILI KİTAP; YÜKLÜ VE GÜNCELLENEBİLİR YAZILIM

“Başınıza gelenler evvelce bir kitapta yazılıdır” ayetini 50.000- 100.000 sene önceden kişiye kader yazılması diye anladık senelerce.

Oysa bu, “Yaşadıklarınız; duygularınız, genetiğiniz, bakış açılarınız, düşünceleriniz, bilgilerinizle oluşan alt yazılım eseri” demekti.

Sadece ekran görüntüsü okuyana alt yazılım, abartılı seneler ve süreçler diye anlatıldı, yazılım dilini anlayamayacağı için.

Güçlü kuvvetli bir adam anlatsanız çocuğa der ki “Babamdan da güçlü mü?” Çocuk babayı baz almışsa ona gücü baba üstünden anlatırsınız.

Derin, farklı oluşumlar abartılı senelerle anlatıldı ama bu anlatım uzun süreçlerde oluştu, demek değil; derin süreçlerde oluştu demekti.

Çocuktum, “Nasıl doğdum?” soruma “Ebe, hediye etti” dediler. Bir önceki nesle de “Bacadan attı melekler” veya “Leylek getirdi” demişler.

Doğumumu Leylek, baca, ebe tahlilleriyle mi anlamalıyım? Yoksa bu artık gülünç mü olur? Kur’an- Hadis mecazlarını hala düşünmeyecek miyiz?

Bugün hissettiklerin,aklından geçenler,yaptığın fiiller ve bilgi düzeyinle yarınının; yarınlarının alt yazılımı oluşuyor farkında mısın?!

KAFA; ODAKLANDIĞINI ALGILAR

Olumsuza odaklı kafa; güneşli havada bile rengarenk çiçekli pırıltılı ortam yerine gölgeleri görecek, karanlık sürüyor diye sızlanacaktır.

Olumluya odaklı kafa; karanlıkta yıldızlar ve ayı, karda ışıldayan nuru ve ortamı bürüyen beyaz saflığı görerek şükredecektir.

Kafa neye odaklıysa göz onu görür; algı onu çoğaltır. Kişi, kafasının cefasını çeker;kafasının sefasını sürer. Salt cefa- safa hiç var olmadı!

BÜTÜNDEN BAĞIMSIZ VE ÖZGÜR MÜYÜZ?

100 trilyon hücre var vücudumda. Geçenlerde onlardan biri; “Ben bağımsız, özgür, kendi başına ömrü-kaderi olan bir bireyim” demiş. Komik mi?!

100 trilyon hücremden her birinin kendini özgür, özel programlı sanması komik de, senin kendini varlıkta böyle sanman ne peki ey insan?!

Göz açıp kapayana kadar geçen sürede görünüp kaybolan dalga, kendinden yola çıkıp sorgulamış denizi. Sebep- sonuç girdaplarında kaybolarak.

Her insana özel kader mi var? Yoksa insanlığın tek kaderi mi? Veya dünyanın kaderine mi tâbiyiz? Ya da güneşin kaderine? Uf çok karıştı çok.

Soruyu birimden sorarsan “Ellerinle yaptığını yaşarsın” derler. Soruyu varlıktan sorarsan, birimin hiç var olmadığını bilirsen ne derler?!

Hayatın anlamı? Soruyu hangi düzeyden sorduğuna bağlı. Sonsuz-sınırsız kuantum potansiyelde anılır bir şey olmadığını anlamak mı en iyisi?

Denizde deprem olmuş, tsunami başlamışsa senin sahildekiler arasında dürüst,düzenli,insancıl kul olman evini ayakta tutar mı? Hangi kader?!

Tokyo, New York, Londra borsalarında dalgalanma başlamış. Bizim kapalı çarşıda bir esnaf “Bana bir şey olmaz” diyormuş. Hay Allahım hay!

Allah’ım! Bilmeyi yaşamak; ikna olmayı iman etmek zannetmekten sana sığınırım. İlimce yaşamı, imanca davranışı hazmıyla bizlere kolaylaştır!

SEVDİREREK ANLATMAK

İnsanlara OKUyamadıkları noktayı göstererek değil; OKUdukları kadarını övgüyle öne çıkararak söze gir ki, anlatacaklarına kulak tıkamasınlar.

Kişilere OKUdukları kadarını yücelterek yaklaşırsan, samimiyetinin getirisi olarak onlar kendiliğinden okuyamadıklarını sana açar, sorarlar.

Âlimler; yanlışı, günahı, haramı listeleyerek; Arifler, doğruyu, sevabı, helali göstererek İslam’ı anlattılar. İkisinin farkı çok derindir çok!

SABIR- ŞÜKÜR- HUZUR

Şükredecek nimetlerin sabredecek külfetlerden kat be kat fazla olduğunu bir an için unutan bilincin yaşadığı hale Stres derler.

Sabredilesi külfet görmeyi Rabbine nankörlük sayan, her hali şükredilesi bilen seyir sahiplerinden şu duyulur: ELHAMDÜLİLLAHİ ALA KÜLLİ HAL.

ELHAMDÜLİLLAHİ ALÂ KÜLLİ HAL; HER ANIN, HER HALİN DEĞERLENDİRMESİ ALLAH’A AİTTİR. Her anım için, her halim için sana şükürler olsun.

BENLİĞİ ERİYENİN HALİ

“Ona su verin, yemek yedirin, o şimdi çok korkmuştur” der Hz.Ali (kv) kendini hançerleyen için. Benlikten geçenin hali nasılmış anladın mı?

AKLI UYUŞTURANLAR HARAMDIR.

Suyumuza zehir atmak istese biri, elini kolunu tutar, durdurmak için ne lazımsa yaparız da havamızı zehirleyenlere neden sesimiz çıkmaz?

Soluduğum havaya duman salan ile içeceğim suya abdest bozan arasında zerrece fark yoktur!

Beyni kemirerek tüketen sigara, uyuşturucu, alkol konusunda devletin tepesinden gelen “Mahalle Baskısı Oluşturalım” daveti, anlamlıdır.

Devlet Dairelerinin yangın merdivenine ait kısımları, balkonları, depoları sigara alanına dönüştü. Denetim, esnaftan öne kamudan başlamalı.

ADIM ADIM DİNİN VE HAYATIN GERÇEĞİNE

“Allah, yeryüzüne peygamber gönderir” ezberinden “Yeryüzünde açığa çıkan Nebi-Resuller Allah Sistemini dillendirir” anlayışına geçmektir İlim.

Şahdamarından daha yakınım, buyurmuş Beynin işlevini henüz bilmeyen beşere. “Beyniniz olarak sizdeyim” buyurmaz mı, ayeti şimdi inzal etse?!

Şahdamarından daha yakın ayeti, cetvelle ölçülesi mesafe ifade etmez. “ALLAH’LA ARANIZDA MESAFE YOK” demektir.

*

Sende duyan, sende gören, sende düşünen, sende hayal edenin sen olmadığını anladığın ve buna iman ettiğin an başlayan halin adıdır Seyir.

*

“Hain; emanete sahip çıkandır” demiş bir bilge. Bütün sancıların kökeninde sahiplik hıyanetinden doğan ıstırap vardır.

*

İnsana, beş duyu ötesi bir yapı olduğu mesajı; düşünme, hayal, rüya yoluyla hissettirilmiştir. Tabii ki fark edebilir, değerlendirebilirse.

Duygularının yap, öne çık, sahip ol dediği noktada aklının dur düşün, bekle, sahiplenme hitabına kulak vermek; Basiret ufkuna ilk adımı atmaktır.

*

“Düşünme, sorgulama öylece iman et” telkiniyle yetişen neslin, dinî tefekkürlere girişenleri sapık sayması; yanlış imanı koruma refleksidir.

İnsan için en korkunç şey, evinin oturduğu zeminin çürük olduğunu öğrenmesi değil; iman sandığı bilginin çürük olduğunu fark etmesidir.

Senelerdir inandığı bilginin çökmesi; ego için cehennemin dibini boylamak kadar korkunçtur. Bunu hazmedemeyeceği için yeniyi çizmeyi seçer.

Din gerçeğine karşı çıkanların “Atalarımız yanılmış olamaz” söylemi bugün “Alimlerimiz, Hocalarımız yanılmış olamaz” şekline bürünmüştür.

*

Kimlik belgelerinin cinsiyete göre renklendiği bir ülkede İnsanın cinsiyet ötesi Allah Halifesi bilinçlendirmesi için hepimize görev düşüyor.

*

Ritüel, tapınma kültürüne ait bir kavramdır. İbadet için bu kavram kullanılamaz! İbadet, ritüele dönüştüğü gün asıl ruhunu kaybeder!

Resulullah’ın müezzini sadece ezan-kamet okurken, bugün müezzinlik namaz yönetmeye dönüştürülmüştür. Esas olan Resulullah uygulamasıdır.

Resulullah mescidinde kadınlar, erkek saflarının hemen peşine namaza dururdu. Perde, kadın mahfili Resululllah uygulaması değilse ısrar niye?

*

Töresel-Göresel yaklaşımlarla bulamaç edilmiş din anlayışını gözden geçirip sorgulamaya başlamak Dinin ruhuna doğru güçlü bir adım atmaktır!

“Müslümanlık” yöre ve algıya göre farklılıklar gösterebilir. “İslam” ise her zaman ve yerde aynıdır. Çünkü Evrenseldir.

Yöre- Göre- Töreden arındırılmış İslam; gerçek kurtuluş kapısıdır, Sistemin Ruhu ancak böyle OKUnabilir. İşte kaynak http://www.ahmedhulusi.org 

Kanser nasıl yayılma eğilimindeyse kanserleşen düşünce de öyledir. Düşüncelerin kanserleşmesinden doğan yaygın algı-uygulamaya GELENEK denir.

Sorgulayarak Uygulama; algı kanserleşmesine izin vermez. Muhammedî; Aklederek Sorgulayan, İbadetle Uygulayandır. Şifa; ikisinin dengesidir.

*

Hakikatinize dönük tefekkürler gündeminiz değilse; medya, trafik, siyaset, dedikodu vb negatif gündemlerin bilincinizi işgali kaçınılmazdır.

“Kendini Hak ile meşgul etmezsen, batıl seni istila eder.” İmam Şafi (ra)

Güne http://www.okyanusum.com sitesini tetkikle başlamak, Ehlinin gündemindeki konulara yoğunlaşmak,sanal gündemlere karşı koruma kalkanımdır.

Günlük esma zikirlerinin hiç de küçümsenemeyecek faydalarından biri kişiyi boş konuşmaktan alıkoyması ve negatif gündemlerden korumasıdır.

Gazetelerin 3.sayfa, TVlerin kanlı haberlerini gündem edinenlerin; Hakikat İlmince değerlendirmeyi kendilerinde oturtmaları bir hayli güçtür.

Sokağın, çarşının gündeminden kendini çekemezsen, onlar seni çekip yutarlar. Buna da “Toplumsal Duyarlık” etiketi vururlar. Aldanma sakın!!!

Hemen hemen bütün Hakikat Ehli zevat, halkın sorunlarına eğilmemekle suçlanmıştır. Halk gündeminin bilinç işgaline karşı korundukları için!

*

“Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir”; kişinin halinden, olayın akışından sonrasının okunacağını ifade ederken ne kehaneti,ne kerameti?!

*

Ölüm öncesi beyin, ölüm sonrası beynin üretimi ruh adlı dekoderden devam edecek bir izleme sürecinde hayal ve gerçek ayrımı nedir ki?