Değiniler- 18

Değiniler- 18

BİLMEK VE İMAN ETMEK FARKI

Bir konuyu iyi bilmek veya onunla ilgili sahada uzmanlaşmak; onu yaşamak anlamına gelseydi, dünya yüzünde sigara içen tek doktor göremezdik.

“İman bilgisi”, iman değildir! İnsana “iman” bilgisinin verilmesinin amacı, onun taşınması değil, anlamının yaşanmasıdır! (Ahmed Hulusi)

“Hele ben bir iman edivereyim” diyerek kimse iman edemez. İman; açığa çıktığı noktada sana tercih bırakmayan, kimlik üstü kuvvedir çünkü.

FARK ETMEK- ZANNETMEK

“Fark etmek” veya “Zannetmek” işte bütün mesele. Ve işte fırsatı yakalamanın veya elden kaçırmanın özeti.

Zannettiğin sürece kulunun zannı üzeredir O. Ya fark ettiğinde?!

Zannından arınmadıkça Farkından haberin olmayacak. Zannından arınarak farkını fark ettiğinde, sende fark eden sensiz seyredecek farkını.

“Neyinle farklısın ki seçilesin?” diyen Ehli, farkını fark etmenin getirisini apaçık müjdelemişti. Sense said-şaki ezberinden beri gelemedin.

“Yenilenin, yenilenin ki Elenmeyin” diyerek verdi kurtuluş formülünü. Videoyu izlemiş soruyor hala “Ezelde ne yazıldık acaba?” AH basiret!..

OLGUNLUK TESTİ

Kişinin olgunluk derecesi el üstünde tutulurken değil bel altına vurulurken açığa çıkar. O an vakarını koruyabileni bir daha kimse sarsamaz!

DIŞARIDA MEHDİ BEKLEME, İÇİNDE BUL ONU

“Sen bu beden değilsin” “Sen ölümsüz varlıksın” “Sen esmasını sana talim edenin Halifesisin” hitabını duyduğunda özünden seslenen Mehdi’ndir.

Egosuna cehennem görünenin hakikatte cennet; egosuna cennet görünenin hakikatte cehennem olduğunu fark eden Mehdiyetten nasiplenmeye başlar.

“Gerçek, öğretilmiş kalıp algılar- tekrarlanan beyanlar mı? Yoksa bir başka şey mi?” sorusunu sorabilen Hidayet eşiğinden adımını atmıştır.

Herkes yalnızlık korkusuyla gruba, cemaate,kulübe,derneğe sürüleşerek akarken; yalnızlık pahasına öz gerçeğe yönelebilme cesaretidir Mehdiyet

“Topluca Allah’ın ipine sarılma” (!) adına birileri grup grup bölünürken, “Allah yalnızdır, yalnızları sever” in kokusunu almandır Mehdiyet.

BEYİN; HARF GÖRMEZ RESİM GÖRÜR

Beynin harfleri tek tek değil; bütün resim görme eğilimi; gerçeği değerlendirme noktasında kişilerde TOPTANCI YAKLAŞIMLAR doğurmuştur.

Toptancı Yaklaşım İnsana değil Beşere hastır. Beşer sevdiğini toptan sever, övdüğünü toptan över, sildiğini toptan siler. Cehennemi bundandır!

Toptancı Yaklaşım; sevdiğinde yanlış, sevmediğinde doğru görmeme eğilimindedir. Beşeri acıya, kavgaya, helake sürükleyen de işte budur.

Ehil Zevatın, tarih boyunca siyaset- yönetim mekanizmalarından uzak durmaları; bir manada kendilerini Toptancı Yaklaşımdan korumak içindir.

“ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR” diyen ecdadımız, beynin hangi özelliğine karşı bizi uyandırmak istedi, fark ettik mi?!..

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR; kişiye Hayvani tarafıyla Rahmani tarafı arasındaki farkı gösterecek işaret; detayına inmediği bilgide mevcuttur.

İnsan; beyninin kendine oynadığı oyunları gören, kurduğu pusuları sezendir. Beşer mi? O beyninin elinde bir kukla ve figürandan başkası değil.

RESİM GÖRME ARZUMUZ, GERÇEĞİ DEJENERE ETTİ

Resim görme eğilimiyle yaratılan Beyne, hayatın resimlerini gösteren Kıssalar anlatır Rabbi… Kur’an’ın 3/4 ü niye kıssa, sezebildik mi?!

Kur’an’da Yusuf var Züleyha yok. Süleyman var Belkıs yok. Aşk resmi çekmek isteyen beyinler Yusuf’a Züleyha, Süleyman’a Belkıs eklediler!

“Kur’an’da Adem var Havva” yok dedim. “Desene onda bile Kadının adı yok” demez mi? İnsanlığı cinsiyete kilitleyen beyne ne verebilirsin ki?!

Kur’an’ın hiçbir yerinde “İLK İNSAN” tabiri geçmezken “Adem”le ilgili ayetleri ilk insan etiketi altında anlamamız ne tuhaf bir yanılsamadır.

ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ

Esas itibarıyla sonsuz-sınırsız, zamansız- mekânsız, kayıtsız -hükümsüz mana demeti İnsana özüyle er geç yüzleşeceği nasıl anlatılabilirdi?

ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ ifadesi; kayda, hükme, surete, zamana, mekâna hapsedilemeyecek özgünlükte bir yapı olduğunun insana hatırlatılmasıdır.

ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ; er-geç kayda, hükme, surete, zamana, mekana hapsedilemeyecek özgünlükte bir yapı olduğunuz gerçeğiyle yüzleşeceksiniz.

ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ; er veya geç kendinizin, hayatın, evrenin gerçeğinin sandığınızla uzaktan yakından alakası olmadığını göreceksiniz.

Dayanağının yıkılışını, tutamağının kopuşunu, var sandığının yok, yok saydığının var oluşunu kesinlikle göreceksin; ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİN.

ANLAYIŞ GÖSTERMEK

İkili ilişkilerde taraflardan hangisi Allah İlmini daha iyi kavramış ve yaşıyorsa anlayış göstermek ona düşer. Çünkü İlim bunu gerektirir.

Sataşma, dokundurma, topluluk içinde imalı iğnelemeler beşerce hallerdir. İnsanlığını fark eden bunu yapmaz, kendine yapılınca da umuru olmaz.

Cevap Hakkı adı üstünde Haktır. Ne var ki bunu kullananın, saldıranın negatif alanına girme riski fazladır. Akıllı, negatif bataklığa girmez.

Anlayış gösterdiğinde “Fedakârlık ediyorum, Alttan alıyorum, Acıyorum” hissi içinden geçiyorsa bu anlayış değil, şeytanına oyuncak olmandır!

Muhatabına gösterdiği anlayışı ona lütufta bulunmak gibi gören, içine düştüğü şirkten habersiz bir zavallıdır. Lütfetmek tanrılık iddiasıdır.

Sataşanı izlerken Hz. Ebubekir, gülümsedi Resulullah. Cevap verince derhal ayrıldı. Düşün; Resulden uzaklık mı, cevap hakkı mı, Tercihin?!

Bir sen, bir de öteki varsa, sen ötekine Anlayış Gösterebilirsin. Sen ve öteki hakikatte hiç var olmamışsa kim kime ne gösterebilir ki?!

“SÜNNETULLAHTA DEĞİŞME GÖREMEZSİN”-  ayeti ile “HER AN YENİ ŞE’NDEDİR” ayeti arasında tezat mı var? Anlatılan nedir acaba?

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞME GÖREMEZSİN; Güneş her gün aynı şekilde doğar, batar. HER AN YENİ ŞE’NDEDİR; Her yeni gün farklı gelişmeler yaşanır.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; İnsanlar doğar, büyür, gelişir, ölümü tadar. HER AN YENİ ŞE’NDEDİR; Kimsenin süreçleri kimseye benzemez.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; Dolaşım- Solunum herkeste aynı. HER AN YENİ ŞE’NDE; Kimi hasta, kimi zinde, kimi yorgun, kimi solgun.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; İnsanların yaşam alanı evleri. HER AN YENİ ŞE’NDE; Kimi kulübede, kimi villada, kimi dairede, kimi müstakilde.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; İnsanlar kendi benzerlerini doğururlar. HER AN YENİ ŞE’NDE; Her çocuk, farklı ve özel programla doğar.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; İnsanların gözleri, parmakları vardır. HER AN YENİ ŞE’NDE; Her insanın parmak izi ve göz irisi farklıdır.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; Vahdet Gerçeği bellidir, nettir. HER AN YENİ ŞE’NDE; Gerçek her çağda farklı Zatlardan farklı usulde yansır.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; Resim yapanlar fırça, boya, tuval kullanır. HER AN YENİ ŞE’NDE; Bir ressamın eseri, tarzı ötekine benzemez.

SÜNNETULLAHTA DEĞİŞİM GÖREMEZSİN; Kur’an ayetleri net, açık, belli. HER AN YENİ ŞE’NDE; Aynı ayeti okur insanlar ama aynı manayı anlamazlar.

SINAV MI? STAJ MI?

Talip olduğun gerçeğin büyüklüğü ile tabi olacağın sınav doğru orantılıdır. Sınava acı- bela diyen beşerdir. İlmin stajıdır, lütuftur sınav.

Nasıl ki her tahsil sürecinin stajı varsa, her tahkik sürecinin de sınavı vardır. İster sınav, ister staj de, veren bir kur daha ilerler.

Sınav sahnelerinin en güzel, en hayırlı yönü yanınızdakilerden ne kadarının insan olduğunu göstermesidir. Ne yazık ki, insanlar hep azdır.

Birileri sınav sahnenizde bir bir sıvışırken sizinle, her şeye rağmen yanınızda kalabilen var ya, İnsandır. Ötekilere ne isim verirsen ver.

Geçmiş hakikat taliplilerinin ağır sınavlarını sohbet konusu yapıyor da benzerini kardeşiniz yaşayınca kınıyorsanız “İlim Münafığı” sınız.

ALLAH BİLİR İŞİNİ, DİYEBİLMEK

Hoşlanmadığı olayda fail Allah diyerek teslimiyet huzuru kuşanmak; bilgisi çok olanın değil samimiyeti yoğun ve imanı güçlü olanın nasibidir.

Nice ilim sahibi, nice olgun görünen, egosuna diken değince tası tarağı toplayıp isyan semtine gitti. Kapı açılmasa da Ehlinin eşiğine yatabilir misin?

Krizde işi bozuldu. Ne olacak dedim, “Dün patronluk diliyordu, bugün ücretli çalış diyor. Emre uyarız vesselam” dedi gülerek. İNSAN işte İNSAN.