Değiniler- 21

Değiniler- 21

ŞEYTANA UYMAK

“Değişemem, yaratılışım bu” diyen şeytana uymuştur. “Karşıdaki de değişmeli, neden ama?” diyen de şeytana uymuştur. Şeytana uymak azaptır.

KİMİN DEĞİŞİMİ?

Kendimi değiştirmek için var gücümle çalışırım.Başkalarını değiştirmek gibi bir yanlıştan var gücümle kaçınırım.

RET PERDESİNDEN KABUL UFUKLARINA

Bir kişiyi, oluşu, durumu sevmemek; orada açığa çıkan esmaya sırt dönmektir. Esmaya sırt dönmek; Allah’a sırt dönmektir. Neyine güveniyorsun sen?!

Allah’a ne kadar uzaksın? “Aman benden uzak olsun” dediklerin kadar Allah’a ne kadar yakınsın? “Gece düşüm, gündüz hayalim” dediklerin kadar.

“Esmalar arasında fark görmek; küfürdür.” (Abdülkadir Geylani ks)

MUDİL de Allah esması HÂDİY de. Sapanlar da Allah Kulu, bulanlar da. Kulu kuldan sevgi ve nefret etiketiyle zihninde ayıran sen kimsin peki?

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız” (Hz. Muhammed sav)

NE ÇOBAN OL NE SÜRÜYE KATIL

Ehli, “Etrafınıza insan toplamayın” vurgusu yapar. Etrafına insan toplayan, o halkanın zaman içinde kendine perde olacağını göremeyebilir.

Etrafına insan toplayan; kendine çoban, topladıklarına da sürü rolü biçmiştir. Şuurlu insan ne çobanlığa soyunur, ne de sürüye katılır!

Birinin etrafına toplananların bir süre sonra ilim tefekküründen çok o zatın kerametlerini (!) konuşmayı ilim sandıklarına bizzat şahidim.

Ne birilerine pâye verin, ne de size verilmiş pâyeleri kabul edin. Biliniz ki şuurlu insan pâyelerin üstündedir. {@AhmedHulusi}

Yanlışında bile hikmet görmek istersen etrafına insan topla. Onlar bunu sana ustaca yaparlar. Ne var ki bu, yerinde saymanın ta kendisidir.

HOŞ GÖRÜ- TAASSUP

Dinin getirdiği kuralların insan için olduğunu bilen; hoş gördü herkesi. İnsanın din kuralları için var olduğunu sanan; ateşe verdi her yeri.

YEREL DİN, EVRENSEL İSLAM

Türkiye’de doğduğun için koyun ve dana eti tüketiyorsun. Tayvan’da doğsan köpek ve böcek yiyecektin. Hayır yemezdim, diyebilir misin?!..

Çevre sadece yemek kültürünü değil tüm yaşamımızı biçimlendirirken kültürel alışkanlık, şartlanma, gelenekten ne kadar bağımsız bilinçlerimiz?

Kültürler estetik, sanat, ahlak anlayışını bireylere kodluyorsa, Allah Ahlakı nedir? Toplumlara göre değişenlerle evrensellik yaşanabilir mi?!

Yemen içmen, eğlencen, eğitimin, ahlakın doğduğun topluma göre şekillendi. Ya dinin? Sanır mısın ki din anlayışın bağımsız gelişti?!

Garson: “Avrupalı ekmek arttırmaz, tabağı bitirir, teşekkür eder. Arabın israfına şaşarsın. Teşekkür ne, azar yeriz. Hangi din,hangi ahlak?!”

Sadece bir dine mensup olmak değil, yüksek bilgi ve anlayış düzeyinde olmak insanları medeni- evrensel çizgiye getiriyorsa bundan ne çıkar?

Muhammedilik; müslümanlığa mensup olmak, onun kimliğini taşımak mıdır? Yoksa bir sisteme adapte olarak evrensel akışa uyumlanmak mıdır?!

Ona, Muhammedi olmak için Hz.Muhammed- Kur’andan haberdar olmak şart mı? Yoksa bu evrensel- insani normlar yaşamı mı dedim. “Yenilen!” dedi.

Sana öğretilen dinin içine karışan/ karıştırılan Türk toplumu gelenek, şartlanma, alışkanlık ve duygusallığından arınmaya cesaretin var mı?

Dine karışan yerel virüsleri sorguladığında şaşıracak, “Dinden mi çıkıyorum?” diye hayıflanacaksın. Korkma, Müslümanlıktan çıkmadan İslam’a girilmiyor!..

Yöresellik- göresellikten arınmış bir din anlayışı ancak Kur’an’ın Ruhunu, objektif bilimsel veriler eşliğinde değerlendirmekle oluşur.

Yöresellik- göresellik karışmamış din anlayışı kaynağı: http://www.ahmedhulusi.org 

O anlayışı her an güncelleme alanı: http://www.okyanusum.com 

NE İŞ OLSA YAPAR, NE BULURSA OKUR; YOLUNU NASIL BULUR?

Nasıl ki “Ne iş olsa yaparım abi” diyen düzeyli çalışma ortamı bulamıyorsa, “Ne bulursam okurum” diyen de düzeyli bir ilim zemini bulamaz!

“Tasavvuf adına nasıl bir program izliyorsun?” dedim. “Tasavvuf geçen her şeyle ilgiliyim” dedi. Bilincini çorbaya çevirene ne denebilir ki?

Nasıl ki güzergâh çizmeden çıkılan seyahat her an her şeye gebeyse; temel düşünce kavramlarını öğrenmeden okunan ilim de öylesine risklidir.

Irmak, yatağına dolmadan denize varası değil. Tefekkür, kulvarını bulmadan menzile eresi değil.

Kimi, neyi okuyacağından önce tefekkürünü hangi kavramlarla inşa edeceğini tespit etmeyen bilinç, rüzgârda savrulmaya hazır yaprak gibidir.

Tasavvuf düşüncesiyle din anlayışını formatlamak mı istiyorsun? İşte kendi gerçeğinin yol haritası kavram hazinesi: http://www.allahvesistemi.org/ 

Bir konu Kur’an,Hadis,Tefsir ve Temel Tasavvuf Düşüncesinde nasıl geçiyor? Cevaba anında erişebilirsin. Ücretsiz indir http://download.ahmedhulusi.org/download/prog/tumkit.exe

VERİTABANI; HEM DÜNYA HEM UKBA

Veritabanı; doğrularıyla yaşamakta ısrar edenin evrensel bilgi yağmuruna açtığı şemsiyedir. Pahası yanmak olsa da!

Kişinin veritabanına göre şekillenen doğrularını evrensel sistem gerçekleri içinde sıfırlamasına Ölmeden Evvel Ölmek tabiri kullanılmıştır.

Allah Resulünden dillenen BEN OKUMA BİLMEM, NE OKUYAYIM beyanı VERİTABANIMA GÖRE DOĞRULARIM YOK, EVRENSEL AÇILIMA HAZIRIM demekti bi anlamda.

Doğrularını, sevdiğinin doğrularında yok etmekti aşk. Tekkeye ilk gelene aşkı tat önce denmesi doğrularından geçmeyi deneyimle önce demekti.

Şeriat ehli mal- mülkten vererek arınmayı emrederken Hakikat ehli, doğrularından ve tutkularından geçerek arınma önermiştir. Hangisi kolay?

Resulullahı canından çok sevmek sadece bedeni fedakârlık ölçüsü değil; Sünnetullah Kurallarını daima kendi doğrularına tercih etmek demektir.

“ANAM-BABAM SANA FEDA OLSUN; Veritabanımın duygusal ve akılcı temeline dayalı doğruları, Sünnetullah Gerçeğine uyumlanıp erisin YA RESULALLAH”

Bir seminer sonunda 20 kişinin hepsi “Anladım”, “İşte bu” deseler bile hepsi ortak bir anlama değil ayrı ayrı anlamlara anladım demiştir.

Cumaya gidemeyen, giden üç kişiye notlarınızı okur musunuz dedi. Okudular sırayla. Hepsinin notları birbirinden farklıydı. Oysa vaiz tekti.

Her kişi, kendisine gelen bilgiyi veritabanınca algılıyor ve değerlendiriyorsa ilmi en iyi anlamanın tek ölçüsü olabilir mi?! Varsa nedir?!

Beyin, mevcut veritabanı bilgisi- değerlerine benzer olanı işitip görünce doğru diyorsa, doğrularım ne kadar hakikattir?!

Yanma; kişisel doğruların ilmi gerçek önünde iflasının sonucudur.”Yanmada derman bulan” acı zevki değil, doğruları gerçeğe feda tadı almıştır.

Tasavvuf nedir, dedim. “Dikildiğin halının ayaklarının altından çekilmesidir” dedi. Tasvir kötüydü. Tüm doğrularımın iflasıymış meğer bu.