Rabbim, Hayretimi Arttır- 6

Rabbim, Hayretimi Arttır- 6

1-  Çocuklarımıza Allah İlmini nasıl anlatalım? Mesela anaokulu ve ilkokul düzeyindekilere?

Hepimiz şu anda Allah İlmi karşısında anaokulu ve ilkokul seviyesindeyiz zaten. Öncelikle biz kendimiz bu ilmi gereği gibi anlayalım, kavrayalım, yaşayalım.

“Dini ikmal etmeye, tamamlamaya geldim” (Hz. Muhammed a.s.)

Bu söz aslında “Allah size şahdamarınızdan daha yakındır.” gerçeğini size kavratmaya geldim, demektir. Yani “Olay sendedir”. Allah ismiyle işaret edilene ulaşmak konusunda kendinizden başka arada hiçbir engel yok, gerçeğini fark etmek lazım.

Allah camide, kilisede, havrada bulunacak bir olgu değil. Sizdedir ve onunla aranızda benliğinizden başka engel yoktur.

Cemaat; hakikatini bilme görüşü etrafında toplanmaktır.

Ruhbanlar, hahamlar dini dünyevi emellere yönlendirip din devleti kurdular. (İsrail) Hıristiyanlar, rahiplerle aynısını yaptı. İsrail din devleti de “Avrupa Birliği” değil mi? Onlar da öyle. Bunlar haçın gölgesinin uzandığı yere kadar kapsama alanı kurmak isterler.

Papazlar günah çıkarmakla, hahamlar dini devletleştirmekle işin orijinini bozmuşlardır.

Hz. Muhammed; İsa veya Musa eksik bıraktı da bir şeyi bütünlemek veya tamamlamak için gelmedi. Dini sadece bireye, işte yukarıdaki anlayışa; “Allah ile aranızda sizden başka engel olmadığı gerçeğini fark ettirmeye geldi.” Bunu, “Dininizi tamamlamaya geldim” diyerek anlatmıştır.

Çocuklarımıza nasıl din anlatalım? İbn-i Arabi der ki “Çocuk Rabbine daha yakındır.”

Çocuklarınızla oynayın, gezin, tozun, sinemaya gidin. Siz bu gerçeği düşünüp yaşadıkça onlar da ayna nöronlar vasıtasıyla sizden alacaklardır. Çocuklara bir şey anlatmaya çalışmayın, siz anlayın, yaşayın onlar zaten alırlar. Zaten Rabbine yakın.

Potansiyel sizdedir ve başka bir yerde değildir.

En büyük şeytanınız; kendinizsiniz.

Allah ismiyle işaret edilenin gücü bizde. Bunun önündeki engel; şartlanmalar, duygular, alışkanlıklar ve gelenekler.

Resul kendine mi davet eder? Ayette “Nefsinizden Aziz Resul ba’s ettik” buyruldu. “Aziz esması bilincinizden açılırsa Resulunuz açığa çıkar” demektir bu.

Hz. Resullulah kendine davet etmedi, seni “kendindeki Resul isimli özelliğe” davet etti.  Bu çok önemli.

Kendine davet edenler; vakıf, dernek, cemaat kuranlardır. Seni kendine değil de kendindekine ve sendekine davet edenler böylesi oluşumlara girişmezler. İşte onlar gerçek davetçilerdir.

Ezan duasında geçen “Tam Davet” ifadesi kendine değil kendindekine davet etmeyi anlatır.

“Bende sizin gibi bir beşerim” (Hz. Muhammed a.s.)
“Sen bizim gibi bir beşersin. Sana niye uyalım?” (Nuh Kavmi)

Hz. Muhammed (a.s.) bende sizi gibi bir beşerim diyerek ben beynimi, hakikatimi okudum sizde de bendeki özellikler var, siz de okuyabilirsiniz, bunu yapabilirsiniz diyordu.

Nuh Kavmi ise Nuh (a.s.)’da olanı göremiyor, onu kendi seviyesinde algılıyordu. Rasulullah üst boyutta olayı algılayıp alt boyuttakilere sizde algılayabilirsiniz diyerek onları yukarı çekmeye çalışırken, Nuh (a.s.) kavmi yukarıda olanı aşağıya çekmeye çalışıyordu.

Burası önemli. Size gelen bilgiyi kendi seviyenize çekerek algılamaya çalışmayın. Üst bilinçten geldiği gibi değerlendirmeye çalışın.

Zikrinden, ibadetinden rüyalar, görüntüler, harikuladelikler bekleme. Bu beklenti çoklarını yoldan çıkardı. Sana görüntü göstermeyi, harikuladelik yaşatmayı vaat edene değil, benliğini mendil gibi buluşturup çöpe atacak olana yönel. Gerçek Davetçi odur.

İbadetin karşılığında ne bir kolaylık, ne bir görüntü, ne bir işlerin yolunda gitmesi gibi şey bekleme! Bunların hepsi nefse paye vermektir. Nefse paye vermek seni Allah’tan perdeler.

“Ben ki koca Osmanlı padişahıyım. Bir kere bile tek vakit namazımı kaçırmadım. Ama ey Rabbim sana gelip de bir rekât namazım var diyecek yüzüm hiç yok.” (Sultan II. Abdülhamid)

İbadet ve zikirlerinizde böyle beklentisiz olun.

Beklentisiz ol, dünya hayatının oyun eğlence olduğunu bil, zevk et.

Benliksiz hayat, eğlenceli ve tatlı bir hayattır.

Seni sana sen olarak davet eden Muhammedidir.

İşin hakikatini alıp sindirenin etrafı da nasiplenir. Bırak çocuğuma Allah İlmini nasıl veririm telaşını. Sen kendin ilmi al, etrafına da doğal olarak yansır zaten.

Derdiniz, birini davet etmek olmasın, sadece siz ilmin yaşanmasına vesile olun.

“Elhamdulillahi Rabbil Alemiyn” ayetinin bir işareti de “Beynim, beyinlere amade” demektir. Her bilenin üstünde bilen vardır. Ve sen bil ki bütün beyinler senin beynine amade. Hakikatine yönel, sen yönelişinle her beyinden çekersin bilgiyi.

Tayland’da kızı doğuyor, kızım 8 yaşına geldi deyip seviniyor anne baba. Geneleve satar para kazanırız diyor. Bizim bazı bölgelerimizde de evlat sayarken kızları saymazlar. Veya töre cinayetleri işlenir. Veya bazı yörelerde Ege gibi vaktiyle kızlara sahiller verilir işe yaramaz diye toprak olarak. Takdir bu ya sonradan sahiller değerlenmiştir.

Bu farklılıklar sana niye gösteriliyor dünyada Allah tarafından? Sen şartlanmalarından arın diye bu birbirine zıt sahneler sana gösteriliyor. Değerlere tutunma, şartlanmalara kapılma diye.

Kimseye ihtiyacı yok senin beyninin. Sadece danış. Danışmak var. Ama bil ki tüm beyinler sana amade sen de her an tüm beyinlere amadesin. Çünkü hepsi alış veriş halinde. Sen öyleyse veritabanını bilgilerle geliştirmeye bak.

2- Nepal’de deprem oldu. Nasıl yorumlarsınız?

Depreme girmeden orman yangınlarını söyleyeyim. Siz orman yangınlarının yararlı ve hatta dünya için elzem olduğunu biliyor muydunuz? Orman yangınları pek çok mikro canlıyı, organizmayı yok eder. Böylelikle dünyada yaratım yenilenir. Eski türler değil, yeni organizmalar yaratılır ve dolaylı olarak dünyanın hayatiyet alanı yenilenir, dünyanın ömrü uzar. Orman yangınlarının bu faydası varmış, bilim adamları söylüyor.

Depremlere gelince…. Depremle açığa çıkan enerji olmasa yaşam olmazdı. O dünya çekirdeğinden gelip depremle açığa çıkan enerji dünya için yaşam enerjisidir. Dünya depreme muhtaçtır. Deprem yaşam için elzemdir. Depremler ve depremle çıkan enerji olmasa dünyanın atmosferi olmazdı. Sen tedbir alacaksın, deprem zararlı değil. Tedbiri olmayan zarar eder.

Nepal’de Budizm var, tapınma var, Allah ceza verdi gibi sığ yorumlara girmeyin. Tapınaklar yıkıldı derseniz, 99 da da camiler minareler yıkıldı derler adama. Siz olayı aslından ve yukarıdan okuyun.

Abdestli yatınız ki şehit olasınız! 99 depreminde ülkemizde nice insan gusülsüz, içkili olarak uykulu gitti. Lütfen abdestli yatınız.

3- Dünyada 7 milyar insan var. 1.5 milyar Müslüman var. Müslümanlar cehennemden geçse bile cennete girecek de başkaları; 5.5 milyar toptan cehennemlik mi? Adalet mi bu?

Kendinizi kurtarmaya ve değerlendirmeye bakın.

Müslüman; doğduğu ülkeye ve anne babaya bakılarak müslüman olan değil. Müslüman teslim olan demek.

Allah ismi işarettir. “Allah Ahad”  der Kur’an. “Sen atmadın, atan Allah’tı” da der. Bak, isim bir yerde tek benzersiz diye geçiyor, bir başka yerde ise bir kişiye sen atmadın atan Allah’tı deniyor. Nasıl anlayacağız?

Allah isminin işareti; Hz. Muhammed ile gönül, kafa, şuur, beyin birliği yapan bilinçlere açılır.

Allah ismi joker gibidir. Farklı yerlerde farklı işaretler içerir.

Müslüman Allah’a teslim olandır demek ne demek? Sen bir şeyi yapmaya karar verdiğinde beynin senden 6 saniye önce ona karar vermiş oluyor. İşte buna teslim olacaksın. Herkes beynine teslim. Herkes Allah’a teslim.

Veritabanına göre yanarsın veya huzur duyarsın. Veritabanını genişletmeye bak.

Allah adaletini sorgulamak mı? “Allah dilediğini yapar ve yaptığından ona sual olunmaz” Allah’ın adaletini böyle düşün, beşerce adalet anlayışınla olaya yaklaşma.

Dalga hareketi aynı zamanda her yerdedir. Dinde bu meleklere iman diye anlatılmış. Beynin, zaman ve mekan farkı olmadan her yerden bilgi çekebilir.

Adada maymunlar, düşen meyveler deniz kumuna bulanınca gidip denizde yıkayıp yemeyi keşfetmişler. Aynı zamanda adadan çok çok uzak ana kıtada maymunlar da aynısını yapmış. Mesafe dehşet. Nasıl oldu? Dalga yayınını aldı diğer maymunlar. Dalga hareketine zaman ve mesafe yok.

Beyninin bilgi çekmesi önünde engel yok. Yeter ki yönel.

Sende açılan bir bilgi mesafesiz olarak dünyanın her yerine dağılır, yayılır.

Dalga hareketi ile bilgi her yere gider. Her birim, o bilgiyi kapasitesi kadar algılar ve yaşar.

4- “Allah İçin” ne demek?

Kendin için yapmadığın şey; Allah İçindir.

Yemek yemek bile Allah için olabilir. Nasıl? Bağırsak beyni ve nefsi şişirmek için değil, hakikatimi yaşayacak bilgiye enerji olsun bu yemek niyeti ile yersen yemek yemen de Allah içindir.

5- Düşündüğümüz için mi olayı yaşarız, zaten yaşayacağımız için mi düşünürüz?

Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan gibi bir paradokstur bu. Yorma kafanı. Ben horozum de çık içinden. Ne yumurta konumundan bak, ne tavuk. Horozum de, dışarıdan- tepeden izliyorum de çık.

“Dünya semasına indi” derler vahiy ve bilgi için. Bu, gökten geldi demek değil, beş duyu düzeyinde algılanır hale geldi demektir. Dalga hareketinin algılanabilir hale gelmesini anlatır bu.

Rüyada bazı veriler alırsın. Bunlar yoruma muhtaçtır. Dalgayı alır, yorumlarsın çözersin.

“Size bir şey isabet ettiğinde evvelce bir kitapta yazılı” ayet.

“Herkes için elleriyle kazandığının sonucu vardır” bu da ayet.

Birisi yukarıdan aşağı doğru sistemi okuma diğeri birimden yukarı bakarak sistemi okuma. İkisini de kabul et sindir.

Dua; mevcut programından açığa çıkarma işlemidir. Dua açığa çıkışı hızlandırır. Neden? Allah’ın Mukaddim ve Muahhir ismi var. Allah öne alır, Allah ger bırakır. Duanla beynindeki programı öne çeker  veya geri bırakırsın.

6- “İnsan ömrü Allahu Ekber demeye yetmez” ne demek?

İnsan, Allahu Ekber diyemez.

Resulullah Ekberiyete iman etmiştir.

İLTİCA yazısını okuyunuz. Sonu Allahu Ekber Bismillah diye biter. Oysa Haceri Esvedi tavafa başlarken Bismillahi Allahu Ekber deriz. O yazıda tersidir.

http://tumkitaplar.org/find/default.asp?KA=0&Sub=1&chk_BKD=&chk_TMK=&chk_HPI=0&txtFind=&cmb_Kitaplar=&SubID=502

Birimden Tüme bakış; İnsan için sadece çalıştığının karşılığı var.

Tümden Birime bakış: Sizi de yapageldiklerinizi de Allah yarattı.

“Yakiyn geldikten sonra küfre düşmekten koru” duası var Resulullahın.

Adam “Ben ne yaparsam Allah diledi” der, Firavunlaşır, küfre düşer. Buna Tahkiki Küfür deniyor. Tahkiki Küfür Taklidi İmandan üstündür de denir de dikkat etmek lazım. Bunlar ince konular.

Ehl-i Beyt; sonsuz potansiyeli kendinde bulandır.

Rüku; Hz. Muhammed’e ve Ümmetine nasip oldu. Yani; ete kemiğe bürünüp Muhammed diye görünmesi. Dalga hareketi algılanır ve değerlendirilir hale geldi.

Ekberiyet sonsuz potansiyeli ilmiyle kuşanan olarak açığa çıkar. Ekberiyet kokusu Mardiyede alınır.

“İnsan ömrü ekberiyete yetmez” demek, bu iş öyle seyri sülukla ulaşılmaz. Buna Velayeti Suğra ile ulaşılamaz demek.

“Allah Allah’lığını kimseye vermez” biraz da buna işaret.

7- Tövbe ve İstiğfar ne?

Beden kabulünün ortadan kalkmadığı durumlar tövbe var. Bedensizliği yaşayan ise İstiğfar eder.

Fetih Suresinde geçen “Senin gelmiş geçmiş günahlarını affettik” ayeti; sende bedensizlik açığa çıktı demek.

8- Ey iman edenler. . . Sizi, sizi dirilten şeye (hakikat ilmine) çağırdığında, Allâh ve Rasûlünün davetine uyun! İyi bilin ki (davet edildiğinize uymazsanız) Allâh (beynindeki var olan sistemiyle) kişinin bilinci ile kalbi arasına girip engel olur. . . Siz O’na haşrolunacaksınız. (Enfal- 24)

Bu ayet ne demek istiyor? Bilincimiz ile kalbimiz arasına girip engel olma ne demek?

Beyin; et beyin

Kalp; kuantum beyin

Et Beyinle kuantum beyin arasına girme demek benliğinin hakikatinle arana girmesi demek.

Tövbe doğru bilgiyi almaya bağlıdır.

Doğru bilgi; benim varlığımın olmadığını, izafi benimin şeytanım olduğunu kavramamdır.

9- “Allah Boyası” nedir?

Varlıkta açığa çıkan her şeyden haberdar olabilme, algılayabilme, empati kurabilme demektir Allah Boyası.

“Kenar- ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu/ Gelir adli ilahi Ömer’den sorar onu”

Demiş Hz. Ömer. Öyle varlıkla bir olmuş, öyle Allah Boyasına boyanmış ki Medine’den Dicle kenarındaki koyunun halini algılamış.

Sevgisizlik ve nefretin altında empati kuramamak vardır.

Sevelim birbirimizi demekle bu empati kurulmaz. Bu empati Varlığın Tekliği Bilgisini almak ve onu oturtmakla oluşur. O zaman empati bizde otomatik oluşur.

“Rabbül Alemiyne İman etmek” demek; bir anlamda kendini sürekli karşıdakinin yerine koymak demektir.

RaufürRahiym açılınca sana “Sen tüm mahlukatsın, tüm mahlukat da sen” olarak algılarsın. O zaman senden sevgiden başka şey zaten açığa çıkmaz.

“Ar u namus şişesini taşa çaldım” Değer yargılarını ve şartlanmaları bitirmiş beyninde.

Sevgi işte o zaman rengarenk tür tür olur. Ne diyor ilahide?

SEVGİ BAHT OLMUŞ EZELDEN BİZE

SİZDE BİR TÜRLÜ BİZDE BİR TÜRLÜ

https://www.youtube.com/watch?v=urolGVz9f7E

10- Hep Hiç, Hiç Heptir ne demek?

Hiç olun ki Hep olun. Olanı olduğu gibi kabul etmektir bunun yolu. Hiç olacaksınız, benlikle yaklaşmayacaksınız, olanı olduğu gibi kabul edersiniz Hepi yaşarsınız.

“Allah var idi, onunla beraber hiçbir şey yok idi” El an da öyle demiş Hz. Ali. Allah var. Senin varlığın yok. Bunu hisset.

{Bir sohbet ortamından not aldıklarımdır. Şahsıma ait değildir.}