Değiniler- 23

Değiniler- 23

İMAN + FARKINDALIK = HUZUR

Yaşamımın; veritabanı kayıtlarım doğrultusunda beynimin dalga yayını ile çektiği kişi, oluş, olaylardan ibaret olduğuna iman ettim. Huzurluyum.

Dünyamdaki her şeyin; veritabanıma göre beynimin çektiği yarattığı suretler olduğunu kavradığımda, suçlama- öteleme benden düştü çok şükür.

Beynimin kendilerine verdiği görevi gönüllü üstlenerek Aydınlamama da Arınmama da yardım edenlere gönülden teşekkür ediyorum.

Arınmamda görev alanları, uzun süre düşman belledi egom. İçten içe ateş kustu. Hayat Filmimin Erol Taş- Aliye Rona’larına da şükran doluyum…

Beynimin görevlendirmesiyle; dedikodu, kuyu kazma, arkadan hançerleme işlevi yapanlar negatif yükümü (günah) aldılar. Nasıl teşekkür etmem?!

Bilgilerim yenilendikçe Çevrem yenilendi. Eskiler gitti, yeniler geldi. “Veritabanı değiştikçe hayat filminin sahneleri değişir” dedi beynim.

Bazen düşünmeden edemem; o çağda bilim- bilinç düzeyi şimdiki gibi gelişmiş olsaydı Hz. Muhammed (as) RABBİM yerine BEYNİM der miydi acaba?

Nasıl ki İnsan denince beden kastetmiyorsak, Beyin denince de et kastetmiyoruz! Beyin; veritabanı yazılımlarının açığa çıkış ekranı sadece…

Nefsini arındıran kurtuldu (Şems-9) Bilincin mayası veritabanını; duygu, gelenek, alışkanlık kökenli değerlendirmelerden temizleyen kurtuldu.

Aynı hakikate iman eden beyinler; birbirlerini besleyerek büyük bir çekim- idrak alanı oluşturur. “SALİHLERLE BERABER OLUN”’ emrinin hikmetini anladın mı şimdi?!

İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, Rahman onlar için bir sevgi oluşturacaktır. (Meryem- 96) Ayette işaret edilen nedir?!

ETİKETÇİ VE ARŞİVCİ BEYİN

Beyin; veri- bilgileri arşivleme tutumunu her yeni veriye uygulamak ister. Yeni bilgiyi eski bir dosyaya atarak kategorize-etiketlemek ister.

Sorgulama özelliği açılmamış beyinler, kendi arşiv dosyalarına uyduramadıkları, etiketleyemedikleri bilgiyi reddetme, yok sayma eğilimindedir

Beynin yeni bilgiyi eski arşiv içine atıp etiketleyerek yeniyi eskiyle sınırlaması veya tümden reddi, din literatüründe “Küfür” adını alır.

Dün, beyinlerde küfür “Atalar dinine bağlılık” adıyla açığa çıkarken bugün modern din açıklamalarına saldırılar “Bilim Dini- Beyin Dini” hezeyanıyla açığa çıkıyor. Küfür aynı küfür!

Ehlinin “Şartlanmalar, Alışkanlıklar, Gelenekler ve Duygular”a sürekli vurgusu; beyinde küfrün (bilgi örtme-ret) bunlar eliyle oluşmasındandır.

Beynin, eski dosya bilgilerine sarılma-tutunmasının bedeli ne yazık ki bugün yanmalar, bunalımlar, stresler olarak ödeniyor pek çok bilinçte.

Bütün alimler- arifler kendi çağlarının aparatlarıyla gerçeği anlatmışken; bu çağın aparatı bilim-teknikle anlatım niye bazılarına ters gelir?

“Din; manevi alandır, maneviyat madde-bilimle açıklanamaz” sözü şeytanî söylemdir. Ne yazık ki madde-mana şirkinden çıkamayanları etkilemiştir.

At binme bilgisi; otomobil sürebiliyorsa eski kavram- bilgilerle yoluna devam et. Biz, çağdaş bilgi- teknik- araçlarla gerçeğe ilerliyoruz.

SÜBLİMİNAL VERİ ALIŞ VERİŞİ

Sözlü, yazılı, görsel veya işitsel her yayın; görünürdeki mesajıyla beraber hazırlayanın niyet, amaç ve yaşam anlayışını da içinde taşır.

Şu an cümlelerimi okurken, sadece mesajımı değil, beni bu fikre getiren anlayışı, yaşam algımı hatta süreçlerim beynimden beynine akıyor!..

Sevdiklerimizin, ilgilendiklerimizin, izlediklerimizin bilgi- fikirleriyle beraber anlayış,tarz, bakışını kopyalıyoruz. Bir beyin işlevi bu.

Açığa çıkardıklarımızın yanı sıra içimizden geçenlerin de beyinden beyine akışını fark edenler; bunu şeytaniyete, deccaliyete kullanmaktadır.

Tasavvufla ilgilenenlerin çoğu; içinde tasavvuf kavramı geçen her kitabı, yayını, sohbeti takiple Deccaliyet frekansına girdiğinden habersizdir.

“Allah gizlediğinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da” ayetini tanrısallığa düşmeden OKUyabilen; sübliminal- cinni frekansa karşı tetikte olur.

“Allah gizlediğinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da” ayeti bi manada beyinler beyinleri gizli-açık ayırmadan duyar, algılar demektir. Dikkat!

İlim sözlü-yazılı akarken; yayan bilincin arınmışlığı en az ilim kadar önemli. Herkesten zikir alma, her kitabı okuma nedir, var sen düşün!

İLİM KULVARINI SEÇTİN Mİ?

Yatağında akmayan ırmak ovada kaybolur, denize varamaz. Allah İlminde de öyle. Ana Kulvar seçmeyi tutuculuk sayan, bulanık zihne mahkûmdur.

Seçtiği ana yoldan, zaman zaman tali yollara çıkmanın bedelini ödemiş olarak diyorum ki kimse seçtiği İlim Yolundan bir anlık dahi çıkmasın.

Hakikat; her devirde o devrin zirve araçlarıyla sunuldu. Çağ; bilgi-teknoloji çağı. İşte ana kulvar, işte zirve ilim: http://ahmedhulusi.org

GERÇEK; GÖRÜLEN Mİ?

İnsan en büyük aldanışını elle tutulur gözle görülür olanı gerçek kabul etmekle yaşamıştır. Oysa bu kabul, beş duyu kaydının eseridir.

GAFİL: “Elle tutulur, gözle görülür ortak bir dünyada yaşıyoruz hepimiz” UYANMIŞ: “Her birim beynince kurgulanan kendi dünyasında yaşar.”

Üç boyutlu bir dünyaya mı doğdun? Yoksa iki boyutlu beyninin derunundaki öz, sana üç boyutlu bir film gösteriyor da sen onun adına hayat mı dedin?

Veritabanı bilgileri- kayıtları değiştikçe perdeye yansıyan hayat görüntüsünün değişeceği bir sistem realitesidir. Değerlendiren kurtulur! 

HAYATIN ÖZETİ; SON NEFES

Bir dönem kılıcınızın önü arkası kesmiş, dünyayı titretmiş olsanız da son gidişiniz hayatınızın özeti ve gönüllerdeki yerinizin aynasıdır.

KURTARICILADAN KURTULABİLECEK MİYİZ?

Kişilerin, kurumların, milletlerin ve dahi devletlerin gerçek manada kurtuldukları an; Kurtarıcılar (!) dan kurtuldukları andır!..

SEVMEK

Sevmek Hayat, sevilmeyi beklemek Azaptır. Beklentisiz seven; Huzurdadır.

Sevdiğini kendine benzetmeye çalışmak; Cehennem. Kendini sevdiğine benzetmeye çalışmak; Cennet. Sevende asıl seveni görmek; Huzur.

Yeni İdrakler Ülkesine iki kanatla uçulur: Sevgi ve Samimiyet.

Beşerden İnsana uzanan köprünün adıdır sevmek. Sevginin hakkını veren İnsan; Halife olur.

“Niyet ettim Allah rızası için sevmeye” diyerek kimse sevemez! Sevgi; niyet-yöneliş üstü açığa çıkıştır ki BENi silme geçerek hükmünü uygular.

“Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden.. Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri. http://www.ahmedhulusi.org/yazi/sevmek.htm

Herkesi sevmeye çalışarak sevgiye ulaşmaya çalışmak mı? Zor yol. Bir kişiyi sevebilene herkesi sevme potansiyeli otomatik açılıyor zaten!..

Hz.Ebubekir (ra) her şeyini Resulullah’a (as) verdi derler. Yanlıştır. Hz.Ebubekir her şeyini KENDİne vermiştir. Seven; KENDİni sevmiştir.

Organın, hücren, nefesin gibi hissetmediğine seviyorum deyip kandırma kendini. Sevdiğini; mesafesiz-zamansız hissedemiyorsan sevmiş değilsin.

“Anam- babam sana feda olsun Ya Resulallah” Duygusal ve Yöresel; Akılcı ve Göresel veritabanım; sana feda olsun Ey Evrensel Bilgi Yayını!

ŞÜPHE, SORGULAMA; GÜVENSİZLİK, ARAŞTIRMA DEĞİLDİR.

Suyu markalı şişeden içmeye alışmış olanı; kaynak başına getirdiğinde sana marka, tahlil, rapor sormaya başlarsa şaşırma. Alışmış napsın?!

Şüpheciliğine sorgulama, güvensizliğine araştırma etiketi vurursan, korkarım ki kısır döngü içinde dolanıp duracak, mesafe alamayacaksın.

Tasavvuf; her şeyden şüphe ederek konuya yaklaşanların değil, arif olan gönle teslim olarak mesafe alanların yoludur.

Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür/ Sana çöl gibi gelen, O göl diyorsa göldür. (NFK)

Felsefe mi? Beş duyu verilerini ilah kabul ederek aramak gerçeği. Tasavvuf mu? İlah namına hiç bir şey olmadığını bilerek seyretmek hakikati.

“Filozoflardan intihar eden çoktur. Velilerden ise hiç yoktur!” Düşünürsen bu cümledeki realite yol tayini hakkında sana çok şey söyler…

Derununu bilmesen de açıklanan gerçeğe hemen uyup gereğini yapanlardan mısın? Yoksa “Deliller bulayım, mantığıma vurayım” diyenlerden mi?

“Kervan yolda düzülür” Teçhizatın olmasa da yoldakilere katılırsan tamamlanırsın demektir bu. Bil ki hazır değilim diyen hiç yola çıkamadı.

ALLAH, TANRI DEĞİLDİR.

İğrenç tecavüz olayı veya kanlı zulüm sahnesinde “Hani Allah’ın merhameti?” diye hezeyan eden; Allah’ı Tanrı sanma isyanını haykırmaktadır.

Yaşanan bir takım haksızlıklarda “Allah bunu görmüyor mu, dur demeyecek mi?” diyen de Allah’ı Tanrı sanma ıstırabı içindedir.

Şirkin en büyüğü Allah’ı Tanrı kabul etmektir. Maalesef asırlardır yürürlükteki din anlayışları, milletin iliklerine kadar bunu işlemiştir.

Allah’ı Tanrı sanma şirkinden çıkışın anahtarı; Allah Sistemini kavramaktır.

Allah Sistemi; Sünnetullah nedir?

https://www.youtube.com/watch?v=VHDaTayo2ss  

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/sunnetullah.htm