Değiniler- 26

Değiniler- 26

NİMET- BAŞARI- KAYIP ve GERÇEK

Değerlendirilemeyen, kıymeti takdir edilemeyen her nimetin elden çıkması veya el değiştirmesi de Sünnetullah işleyişinde bir mekanizmadır.

Hiç bir şey için görüntüye göre hüküm verme. Nice kayıplar kazancı, nice zaferler yenilgiyi, nice yenilgiler zaferi saklar, besler içinde.

Pire için yorgan yakana, kaybının büyüklüğünü ilk anda gösteremezsin. Bırak, biraz üstü açık uyusun, uzun vadede hastalanır, kendisi anlar zaten.

Tarafların ismi, çatışmanın resmi, söylemin rengi değişse de dünyada değişmeyecek olan; “Hak- Batıl Mücadelesi”dir. Hâbil- Kâbil ruhu bâkidir.

Ticaretin ruhu “Müşteri Daima Haklıdır” ilkesi; seçmen- siyaset ilişkisinin de ruhudur. Seçmeni yanlış ve haksız bulan; siyaseti okuyamaz.

“Allah, kişinin aklını bir an için alır, yazgısını yaşatacak fiili işletir, sonra da iade eder” Hadis-i Kudsi’deki sistem açıklaması gereği.

Başarı “Öteki”ne, kayıp “Diğeri” ne bağlı değerlendiriliyorsa; bütünlükten uzak şirk tavan yapmış demektir. Okuma; Tekil ve Mukayesesizdir.

KUDRET AÇILIRSA

Fıtratını okumuş, yaratılış gayesini çözmüş ve bütünün hayrına insanlık hizmetine adanmış kişilerin sözlüğünde “Pes etmek” kavramı yoktur.

NİYET OKUMA FİTNESİ

Önyargı duvarları; Niyet okuma temelleri üzerinde yükselir. Niyet Okuma yaklaşımı anlayış ve hoşgörüye atılmış kördüğümdür.

MİLLETİMİZ

Milletimizin yaratılış ve varlık gayesi; Evrensel Sistem İslam’ın en sade, en yalın, en arınmış yorum- yaşamının insanlık numunesi olmaktır.

Varlık sebebi İslam örneği olan milletimizin seyrinde bazen misyonu kesintiye uğrasa da kesinlikle durdurulamaz. Çünkü bu; Allah Seçimidir.

BÜYÜK RESMİ OKUMAK

Büyük Resmi görmek; günlük-beşeri gündemde boğulmayanların nasibidir. Fiillerden bakışla misyondan bakış farkıdır bu. Az geri çekilerek bak!

Leş kokusuna burun tıkayanlara “Ne güzel dişleri varmış” diyen Rasülün Ümmetisin sen! Nasıl bakman, nasıl görmen lazım, hala mı anlamadın?

Kamera neştere zumlanırsa ürperir acırsın. Tüm ameliyathane çekilirse şifa operasyonudur izlediğin. Hikmet; geriden ve büyük açıyla okunur.

Mevcut durumun takdir açığa çıkışı, takdirin de şüphesiz en iyisi olduğunu kabullenmeyen gelişmeyi okuyamaz. Bugünü okuyamayanın yarını mı?!

Geri çekil, açını genişlet, bütünü izle. Yarın daha güçlü, daha iyi olacaklar; kuşkusuz bugünü daha geniş, daha objektif okuyanlar olacaktır.

OLANDAKİ HAYIR

Açığa çıkan olayda kıymet bilmezlik- haksızlık- yanlışlık görmen; beklenti girdabından çıkamadığının resmidir. Olan; her hâlükârda hayırdır.

HANGİ AŞK?

Sen benim egomu şişir, ben senin egonu şişireyim, şişen egolarımızı beraberce havaya uçuralım adı aşk olsun. (Güncel aşk anlayışı)

Gönlümü al, benliğimi al,bitir beni ki hiçliğe yol alayım. Varımı ,varlığımı hepsini kül edeyim. Ki yokluğa; kulluğa erişeyim (Hakikisi aşkın)

DİNİ SANCILARIN TEMELİ

“Din ferde gelmiştir, ferde hitap eder” demişti. “Din adına cemaat, kurum, yapılanma olmaz” da demişti. Sancılar, buna uymamaktan doğmadı mı?

“Allah adına” konuşanlar oldukça, sen “Allah adına” konuşanlara uydukça, “Allah” isminin hakikatini de “Allah Sistemini” de kavrayamazsın.

İMTİHAN; HİZAYA GEL KOMUTU

Kibriya, sadece ona mahsus. Kibriya’sına ortaklığa kalkışır da kibirlenirsen bi şekilde hizaya getirilirsin! Allah Sistemi, iyi ayar çeker.

Senin bela, acı, sınav dediğin Allah’ın “Hizaya gel kulum” hitabıdır. Rabbin seni muhatap almış, daha ne? Üzülmeyi bırak secdeye var, şükret.

Yok saydığının varlığını er-geç gözüne sokması, var sandığının yokluğunu er-geç önüne koyması; Allah Sisteminin temel mekanizmalarındandır.

Parmağı acısa rahatsız olanlar; dünyanın herhangi bir yerinde acı çekenler oldukça huzur bulamayacaklarını kavradığı gün; dünya değişir.

HOŞLANMAK- HOŞLANMAMAK

Hoşlanmadığın? Kendini kapattığın esma.

Hoşlandığın? Sana kolaylaşan esma.

Kapattığını açmadıkça dikey yükseliş, değişim, yenilenme bekleme!

Hoşlanılmayanın, karşı çıkılanın haklı gerekçeleri vardır elbet zihinlerde. Ne var ki Haklı- Haksız bakışıyla Tek- Bir- Bütün; Okunamaz!..

Çoğunluk, duygularla hüküm vermeyi tespit sanıyorsa; akla, bilgiye dayalı tespitleri değerlendireceklerin azınlıkta kalması kaçınılmazdır.

VEFA PERDESİ

Bilinçlerin Yenilenmesi önündeki en büyük engellerden birisi; dünkü görüşlerine bağlı kalmayı sadakat, değiştirmeyi vefasızlık sanmaktır.

Yaşananı, Allah Sisteminin genel geçer kuralları, akıl, bilgi çerçevesinde okuyan gelişmeye; duygusal yaklaşarak okuyamayan tükenmeye adaydır.

MADDE YANILSAMASI

Varlığa madde kabulü ve beş duyu gözüyle bakan her suretin, her birimin ayrı bilinci var diye kabul etti. Madde, sadece bir yanılsama ise?

Madde, suret kesitsel algılama araçlarına; beş duyuya göre var kabul edilendir. Esas olan tek bir frekans; tek bir enerji;tek bir özdür.

Gördüklerine su, ateş, toprak, hava vb isimler vermenle denizi seyredenin her dalgaya ayrı ayrı isim vermesi arasında fark yoktur.

Esas olan; dalganın anlık görüntüsü değil deniz ise; Teki bölerek, isimler vererek onların ayrı ayrı bilinçleri olduğunu nasıl söylersin?!..

Masanın, sandalyenin, bitkinin, hayvanın ayrı ayrı, kendine özel bilinci var öyle mi? Tövbe de! Onlar sadece forma bürünmüş görüntüsü Tek’in.

Madde yanılsama ise sen nesin? Adın, kimliğin, çevren, bilincin, ruhun hatta kaderin var öyle mi? Maşallah, ne kadar da önemliymişsin sen?!

TESBİH- KUANTUM

“Yerde- gökte ne varsa Allah’ı tesbih eder” ayetini inceliyorum. Tesbih, Sebaha kökünden. Anlamı; Yüzmek. Varlık; bir dalga okyanusu muydu?!

Olayı madde sanan Hoca vaaz ediyor; “Her şey Allah’ı tesbih eder cemaat; dağlar,taşlar, denizler,bitkiler” Türlü varlıklar, türlü tesbihler?!

Hocam, Tesbihin köküne Bilimle inse Kuantumla yüzleşecek; türlü varlıkların türlü türlü tesbihi, diye çevirmeyecekti ayeti. Neydi gerçek?

Tesbih-Kuantum işareti görülse; “Her şey Allah’ı tesbih eder”i varlıklar ve tesbihler değil “Tekil yapının dalga hareketi” diye okuyacaktık!

HİÇİN HİÇE SEVDASI

Hiç var olmamışın biri, hiç var olmamışa âşık olmuş. “Varız biz” diye inandırmışlar mı birbirlerini? Bak sen işe! Kanmanın adı aşk olmuş…

100 milyar galakside bizimki çok özel. 400 milyar yıldızda Güneş çok özel.Gezegenlerde Dünya çok özel. 7 milyarda sen çok özelsin Mİ ACABA?

RABBÜL ALEMİYEN İMAN

Dalganın, kendi başına varlığı olmadığını kavrayarak aslolanın deniz olduğu gerçeğini kabulü; Rabbül Alemiyne İman diye anlatılmıştır.

BİLİNCİN ORUCU

Bilincin Orucu; 24 saat boyunca “Halife oluşum her an aklımda, bedenden ibaret değilim” farkındalığının korunmasıdır.

KABİR SÜREÇLERİ

“Hayat; anladığımdan, ilim; bildiğimden ibarettir” bakışıyla kendini, kendi sınırlarıyla kilitleme yaşamı “Kabir Âlemi” diye anlatılmıştır.

Sıkıntı, daralma ve çözümsüzlüklerin kendi algısından kaynaklandığını görememe sonucu yaşanan bunalım hali “Kabir Azabı” diye anlatılmıştır.

Beşer, kabir âlemini bedeni toprağa gömülünce yaşayacağına inanır.

İnsan; şuuru bedensellikle kısıtlamanın kabir âlemi olduğunu sezmiştir.

Tefekkür ve Sorgulama melekesi açılan kişi, Münker- Nekirini ölmeden önce konuşturmuştur.

Duygular, alışkanlıklar, gelenekler ve şartlanmaların şu dünya hayatının, şu anın Zebanileri olduğunu fark ettin mi? Cehennem ne öyleyse?!

“Çözdüm”, “Bildim”, “Anladım”, İşte budur” dediğin noktada sonsuz- sınırsız akışı ellerinle kesersin. Bu sözler kilitlenmişlik ilanıdır!..

“Olmazsa olmazları” ile azabını, “Oluruna bıraktıkları” ile huzurunu inşa eder insan. Allah; ceza ve ödül derdinde bir tanrı değildir!

İMANIN HAKİKATİ

Kimileri Allah’a iman eder, kimisi de kendinde iman edenin Allah olduğunu fark etmiştir.

Çocuk nasıl bedenen ve zihnen belli bir kemale erince âkil- bâliğ oluyorsa bilinç de belli bir olgunluk düzeyine gelince iman açığa çıkar.

Nasıl ki “Ergen oldum” demekle âkil- bâliğ olunmuyorsa “İman ettim” demekle de iman açığa çıkmaz. İkisi de belli bir sürecin meyvesidir.

Ergenlik durdurulabiilir mi? Çocuk kendini ergen edebilir mi? Çabaya bağlı olmayan, zihni- bedeni olgunluğun neticesidir bu değil mi? İman?

Sende, seninle, sana rağmen, seni dinlemeden ve seni aşarak açığa çıkan genel kabul ve köklü dönüşümdür iman. Tıpkı ergenlik gibi.

Olgunluk öncesi çocuğu eğitir, hayata hazırlarlar. Zikir, dua, tefekkür, ibadet, infak vb çalışmalarla imanın hakikatine hazırlanıyoruz..

- Bir bilgi konusunda imanı yaşayıp yaşamadığımı nasıl anlarım?

- Kolay. “İnanıyorum ama yaşayamıyorum” diyorsan henüz iman etmemişsindir.

- Bir konuda imanı yaşadığımı anlama ölçüsü var mı?

- Tabi. Bilgiyi yaşamak sana zor gelmiyor, tereddütsüz uyguluyorsan iman açılmıştır.

“Onun ilmiyle bir tanıştım, bir daha hayatımda hiçbir şey eskisi gibi olmadı” diyen imanın kendine yaşattığı dönüşümü dillendirmektedir.

SIRADAN OLANI KUTSALLAŞTIRMA PERDESİ

Beşer, hemen tüm mahlûkat için sıradan ve normal sayılan oluşumlara kutlu anlam yüklemekle kendi kendini insani hakikatten uzaklaştırmıştır.

Mahlûkat çiftleşir, doğurur, ana-baba olur. Bu sıradan, doğal oluşumlara beşer törenler, anma günleri düzenleyerek kutsallaştırmak istemiştir.

Doğum, evlilik törenleri, cenaze merasimi, anneler ve babalar günü… Törenselleşme kutsallaşmayı, kutsallaşma putsallaşmayı getirir.

Düğün merasimine çiftleşme töreni, doğum kutlamasına yavrulama seremonisi, cenaze merasimine ceset gömme gösterisi desem, sarsılır mısın?!..

Kocası evlilik yıldönümünü unutmuş, adama hayatı zehir etmiş. Karısı doğum gününü hatırlamamış bozulmuş. Bunları unutan günaha girer di mi?

SOFRAYLA CAKA SATMAK

Arslan ceylanı yer ötekilere nefisti diye ballandıra ballandıra anlattığı görülmemiştir. Yeme- içme gösterisi beşere mahsus bir hastalıktır.

Yediğinin içtiğinin resmini çekip insanlara paylaşmanın nasıl bir tutum olduğunu şöyle bir insanca düşünür müsün? Az sorgular mısın?

HANGİ RAMAZAN?

Belediyelerin en uzun en kalabalık iftar sofrası yarışı yapıp 10 km ve 10 bin katılımla birinin Rekorlar Kitabına girdiğini biliyor muydun?!

İftar sofrasını tıkınma merasimine, ibadet gecesini Ramazan Eğlencesine çevirerek Rahmanın sağanak rahmetine Şeytani bir şemsiye açar beşer.

İnsanı beşer yığınlarından ayıran ve farklı kılan; sorgulamasıdır. Sorgulamanın yol haritası Kur’an’dır.

Teravihi 20 rekat cemaatle kılmak, namaz arası ilahi korosu kurmak, Hatimle kılmak vb adetler Rasülullah uygulaması değildir! Araştırınız!

Saat, alarm olmayan devirde sahur davulcusu vardı. Cep, alarm, saat var ama davulcu yine iş başında! Nostalji tutkusu aklı nasıl da biçiyor?!.

Din gelenek-bidatle bulamaç edilmişse gerçeğine dair açıklamalar kolay anlaşılmayacaktır. Ne mutlu hakikat sevdalısı yeniye açık bilinçlere!

Orucumuzun kıymetini bilelim. Onlara oruç da yasak. Doğu Türkistan kan ağlıyor. http://www.haber7.com/uzak-dogu/haber/1419062-cin-yonetimi-bu-yil-da-orucu-yasakladi

DOKUNDURMA BAYAĞILIĞI

Beşere has bayağılıklardan biri de hoşlanmadığı kişilere laf dokundurmaktır. İnsan, ne varsa yüze söyler, açık söyler, kimseye dokundurmaz.

Ölen bir makam sahibine taziye görüntüsü altında o makamda şu an bulunan zata ağız dolusu hırs, kin, nefret kusmak! Hem de Ramazan günü…

ESKİLER VE BÜYÜKLER PERDESİ

Bilginin gerçekliğini; onun eskiliğine, çoğunluk- büyüklerin benimsenmesine bağlayana; akıl, mantık, veriyle anlatsan da değişmesi zordur.

“Ayet mushafa dokunma değil şirk anlatıyor, abdestle alakası yok” dersin. Eskiyle bloke olmuşsa “Abdestli okusak ne zararı var” der çıkar.

Müşriklerin İslam’a itirazı “Atalar Dini” bağı idi. Bugünkü Müslümanların çağdaş din açıklamasına itirazı “Geçmiş Alimler”e vefa. Fark ne?!

“Arınmamışlar dokunmasın” ayetini “Ciltli sayfaya abdestsiz dokunma” diye açıklamak Allah Kelamına vurulmuş sonucu en ağır darbelerdendir.

MANA KATİLİ DETAYCILIK

Yönetmelik hazırlarcasına uygunluk- uygunsuzluk şartlarıyla uygulama esası detaylandırılan her konunun ruhunun öldüğü açık bir gerçektir.

Okullarda eğitim programları, iş yerlerinde etik kurallar çok detaylıdır. Bunun eğitime ruh, verimliliğe kalite kattığı nedense söylenemez.

İslam İlmihali ibadet şartlarını, gereklerini ince ince, madde madde detaylandırır. Müslümanlar bilir, uygular. Kulluk Ruhu niye gelişmedi?!

“Orucu bozan şeyler” sayfalarca anlatılırken “Orucun insana kattıkları” kısaca geçilmişse ibadetin şekil hükümleri ruhunu biçmiş demektir.

Şekil de mana da elzemdir dengeli idrak için. Şeklin manaya, mananın şekle kurban edilmesi aşırılıktır ki orada denge yok olmaya başlar.

Zahir ehli şekil ve şartı; Batın ehli ruh ve manayı öne çekti. Muhammedi; ortada durdu, öylece seyretti.

DİNİN RUHU

İslam; emir ve yasaklar bütünü değil, akıl sahiplerine öneri ve uyarılar demetidir.  Din, sadece tekliftir. Hiç kimseye zorlama yoktur.

“Zorlama kafire yok ama müslümana her zaman var” şeklindeki yaklaşım, Kur’an ayetine terstir, bütünüyle vaiz ve âlim uydurmasıdır.

“DİN”de (Allâh yaratısı sistem ve düzeni {Sünnetullah} kabul konusunda) zorlama yoktur! (Bakara- 256)

“Şu ibadeti yapıyorsan şunu da yapmalısın yoksa kabul olmaz” sözü dini paket program sananın vehmidir. Kişi, yaşayabildiği kadar dini yaşar.

Din; paket program değil öneriler demetidir. Uygulayan, uyguladığı kadar huzura erer. Uygulamadıklarında bedel çalışır. Hepsi kişiye kalmış.

GÜVENDEN VE GÜVENMEKTEN DE ARIN!

“İtimat ettiğini (güvendiğini) dost seçebilirsin… Ancak dost seni itimaddan (güvenden) arındırandır…”  {@AhmedHulusi}

Beşer, güvendiği dağlara yağan karla yıkılır. İnsan, güvendiği dağlara yağan karla uyanır.

Güven; itimat hayatî bir can simidi gibi görülse de hakikatte koltuk değneğidir. Koltuk değneği olan tek başına yürümekten daima korkar…

Dışarıda güvendiklerin oldukça içeride öz güvenin açılacağını mı sanırsın?

En sevdiğinden vefasızlık görmüş, arkadan hançerlenmiş. İyi ya, kişiyi en sevdiği arındırır zaten! Dost; güvenden arındıran değil miydi?!..

Her gece vahiy açıklayan Resululullah, İfk Hadisesinden aklanmak için vahiy bekleyen Aişe’sine; Hümeyra’sına susmuştu uzun süre. Hikmeti?!..

Yaklaşık 40 küsur gün boyunca iftirayı aklayacak vahiy açığa çıkmamıştı. Rasül; en sevdiğini Rasüle yaslanmaktan da arındırandı… Bilene!

Hz.Ebubekir vahiy açılınca Aişe’ye Resulullah’a teşekkür et dedi. “Vallahi Rasulullaha değil Allah’a teşekkür ederim” dedi. Neydi sözün özü?

Hz. Aişe, sadece Allah’a teşekkür ederim demekle, Dostun kendisini güvenden arındırması sonucu kendisine açılan gerçeği dillendiriyordu.

Rasul en sevdiğini Rasüle yaslanmaktan da arındırdı. Tekliğini kudretle yaşayabilsin diye.Ne demişti Ehli? Dost seni itimaddan arındırandır!

İSTEMEZÜK!

“İstemezük” bir tepki biçimi değil, bir kafa biçimidir. Yıllar su gibi akar da o kafa zerre değişmeden durur yerinde.

GÖRELER DÜNYASI

Her beyin; dünyasına göre düşünür, hayal eder. Göreler dünyasını aşmak; yeniye açık beyinlere has bir özelliktir.

SEVGİ VE NEFRET PERDESİ

Sevmediğinin doğrusuna kör, yanlışına projektör olmak; sevdiğinin yanlışına sağır, doğrusuna borazan kesilmek beşerce bir kilitlenmişliktir.

Kimden ve nasıl açığa çıkarsa çıksın sadece gerçeğin peşindedir insan. Doğru ve yanlış hükümleriyle işi olmaksızın sadece gerçeğin.

ANNE- BABA HAKKI

Allah İlmi okumasına rağmen ana-babasını eleştiren; bir de bunu -güya- ilme yaslanarak yapan küstahlık- nankörlüğün zirvesindedir. Yazık!

Ana-babası 60′lı yaşları geçmiş. Kuantum, atom, string anlatıyor. Kendini kurtarmış ya onları da kurtaracak. Nasıl zulmettiğini bir görse!

Babasının kafasını öyle ütülemiş ki, bunalmış adamcağız. Bir başladık peygamber kıssalarına, nefes aldı garibim. Yakınlarını ilimle boğma!

Sana düşen ana-babana kayıtsız şartsız hürmettir, onların veritabanlarını zorlamak değil. Unutma, bilgiç cenneti yok ama bühl cenneti var…

“Üç dua müstecaptır / makbuldür. Mazlumun yaptığı dua, Misafirin yaptığı dua ve Babanın evladı için yaptığı dua.” (Tirmizî, Bir,7)

ALLAH’IN SEVMESİ

Uyumlanma, korunma çalışmalarının  getirisi olarak bazılarına sistem akışının kolaylaşması din dilinde “Allah’ın Sevmesi” diye anlatılmıştır.

“Allah infak edenleri sever”

Yürürlükte olan Evrensel Sistem varlığından vereni, karşılıksız paylaşanı, beklentisiz iyilik edeni destekler.

Bir esma havuzu olan beynin hangi hal- çalışmalarla hakikatini açığa çıkaracağı din dilinde “Allah’ın Sevdiği Fiiller” olarak işaretlenmiştir.

“Allah samimiyet sahiplerini sever.”

Özüne sadık olarak riyasız düşünen ve yaşayanlar; hem beyinlerince hem de çevrelerince desteklenirler.