Kur’an Çözümünde Kavramlar- 10

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 10

“İSTİĞFAR”

A- ÖN OKUMA

1-AYETLER: Tespit edebildiğimiz kadarı ile 19 ayette “İSTİĞFAR” kavramı geçiyor. Yer yer TEVBE kavramı ile bağlantısı olsa dahi bu çalışmaya TEVBE ayetleri (86 adet) dâhil edilmemiştir.

Her ne kadar Türkçede tevbe ve istiğfar aynı kavram gibi ele alınsa da Arap Gramerinin bilinen kaidesi (İSİM FARKLI İSE MANA DA FARKLIDIR) gereğince İstiğfarın daha özel bir anlamı olsa gerek. Görelim, neler yansır Allah İlminden!?….

BAKARA

198) (Hac süresi içinde) Rabbinizin fazlından istemenizde bir suç yoktur. Arafat’tan hep birlikte akıp dönerken, Meşari Haram’da (Müzdelife) Allah’ı zikredin. O’nu, hidâyetinin sizde açığa çıktığı kadarıyla zikredin. Muhakkak ki bundan önce siz (hakikatten) sapmışlardandınız.

199-) Sonra herkesin topluca döndüğü yerden siz de dönün ve (yetersizliklerinizden dolayı) istiğfar edin. Şüphesiz ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

ALİ İMRAN

17-) (Onlar) sabredenlerdir, sadıklardır, kanitlerdir (kulluğunun idrakıyla boyun eğmişlerdir), (muhtaçlara) bağışlayanlardır, seher vakti eksikliklerinden dolayı istiğfar edenlerdir.

134-) Onlar ki, bollukta ve darlıkta Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar, kızdıklarında öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını affederler. Allah ihsan edenleri sever.

135-) Onlar utanılacak bir iş yaptıklarında veya (Allah’tan perdelenerek) nefslerine zulmettiklerinde; Allah’ı düşünüp yaptıkları yanlış, kusur dolayısıyla istiğfar ederler. Suçları da Allah’tan başka kim bağışlayabilir (ki)! Onlar yaptıkları yanlışlarda ısrarlı değillerdir.

NİSA

63-)İşte onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kişilerdir. Onun için sen söylediklerine aldırma ve onlara öğüt ver ve nefsleri hakkında içlerine işleyecek açıklıkta söz söyle.

64-) Biz her Rasûlü, kendilerine Allah’ın izniyle itaat edilmeleri için irsâl ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasûl de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah’ı Tevvab ve Rahîm bulacaklardı.

110-) Kim bir suç işler ya da nefsine zulmederse (benliği yüzünden-benliğini Allah’a şirk koşarsa); sonra (suçunu idrak edip) Allah’a istiğfar ederse, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir (bağışlayıcıdır ve rahmetinden kaynaklanan güzellikleri yaşatandır)…

MAİDE

73-) Andolsun ki: “Allah, üç’ün üçüncüsüdür” diyenler de hakikati inkâr edenlerden olmuşlardır! Tanrısallık kavramı geçersizdir, Ulûhiyet sahibi TEK’tir!.. Söylemekte olduklarından vazgeçmezler ise, onlardan hakikati inkâr edenler, elbette acı veren azabı yaşayacaklardır!

74-) Hâlâ Allah’a tövbe edip, bağışlanmaları için yalvarmayacaklar mı? Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

ENFAL

32) Hani, “Ey Allahım… Eğer bu senin indînden Hakk’ın kendisi ise, (o takdirde) gökten üstümüze taşlar yağdır! Yahut bize acı bir azap ver” demişlerdi.

33-) Hâlbuki sen onların içindeyken Allah onlara azap vermezdi (sen âlemlere rahmet olarak irsâl edilmiştin)… Ayrıca, istiğfar edenler de varken, Allah onlara azap edici değildir.

TEVBE

113-) Ne en-Nebi’ye ne de iman edenlere, akraba dahi olsalar; ateş ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra şirk koşanlar için bağışlanma dilemeleri olur şey değil (zira “Allah şirki mağfiret etmez”)!

114-) Babası için İbrahim’in istiğfarı, ancak ona verdiği bir söz yüzünden idi… Onun bir Allah düşmanı olduğu açıkça kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı… Muhakkak ki İbrahim ince kalpli ve hilm sahibiydi.

NEML

46-) Merhamet görmeniz için Allah’a istiğfar etseniz iyi olmaz mı?”

MÜ’MİN

55-) Sabret! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır! Yanlışların için istiğfar et! Akşam ve sabah Rabbinin hamdi olarak tespih et!

ZARİYAT

16-) Rablerinin kendilerine verdiğini alıcılar olarak (içten dışa çıkış olarak)! Muhakkak ki onlar bundan önce muhsindiler.

17-) Geceden az bir bölümde uyurlardı.

18-) Seherlerde istiğfar ederlerdi.

19) Onların mallarında talep eden ve sıkıntıda olan için bir hak vardı.

20-) İkân sahiplerine arzda (bedende) işaretler vardır!

21-) Nefslerinizde! Hâlâ (fark etmiyor) görmüyor musunuz?

YUSUF

97-) (Yusuf’un kardeşleri) dediler ki: “Ey babamız… Bizim için suçlarımızın bağışlanmasını dile… Doğrusu biz hata edenler olduk.”

98-) (Yakup) dedi ki: “Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim… Muhakkak ki O, Gafûr’dur, Rahîm’dir.”

MERYEM

46-) (Babası) dedi ki: “Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun, İbrahim? Yemin ederim ki eğer vazgeçmezsen, seni mutlaka taşlatarak öldürürüm… Uzun müddet benden uzak kal!”

47-) (İbrahim) dedi ki: “Selâm üzerinde olsun. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Muhakkak ki O, bana çok ikramda bulunandır” dedi.

48-) “Sizden de, sizin Allah dûnundaki yöneldiklerinizden de uzaklaşıp; Rabbime dua ediyorum. Rabbimin yönelişi ile mutsuz sona ermeyeceğimi umarım.”

49-) (İbrahim) onlardan ve onların Allah dûnundaki yöneldiklerinden uzaklaşınca, Ona İshak’ı ve Yakup’u hibe ettik… Hepsini Nebi oluşturduk!

MÜNAFİKUN

5-) Onlara: “Gelin, Rasûlullah sizin için mağfiret dilesin” denildiği vakit, başlarını çevirdiler; sen onların kendini beğenmiş benlik sahipleri olarak yüz çevirdiklerini görürsün.

6-) Onlar için mağfiret dilemen yahut dilememen onlara birdir! Allah onları asla mağfiret etmez! Muhakkak ki Allah inancı bozuklar topluluğunu hakikate erdirmez!

NUH

10-)  Dedim ki: “Rabbinizden mağfiret dileyin… Muhakkak ki O, Gaffar’dır.”

MÜMTEHİNE

5-) “Rabbimiz! Hakikat bilgisini inkâr edenler için bizi sınav objesi kılma! Bizi mağfiret et Rabbimiz! Muhakkak ki sen Azîz’sin, Hakîm’sin.”

 2- İNCELENECEK METİNLER: (3. Md.de bu metinlerden özet yapılmıştır)

KAVRAMLARDA İSTİĞFAR http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/istigfar/index.htm

İSLAM ANSK.DE İSTİĞFAR http://www.sevde.de/islam_Ans/islam_ans.htm

3- TANIM VE AÇILIMLAR:

İSTİĞFAR NEDİR? Sonsuz, sınırsız kuvvet, kudret, ilim içinde bir hiç olduğunu fark ediş… Var oluş kemâlâtına yakışmayan fiîlinden (veya düşüncenden) dolayı bağışlama talebi… Kelime değil; bir hal… ( “Estağfirullah” demek değil; mânâsını bilerek ve hissederek hâlinden pişmanlık duyma ve üzülme…) Yanlış bir fiîli yapmaktan dolayı özür dileme… Günlük olaylar içinde, var oluş gayemizin hakkını şuûrlu bir biçimde edâ edememekten dolayı yapılan hatalı hareketlerin ardı sıra özür dileme… Hatalarını, cehâletini, Allah’ın  emrinde haddi aşmasını; lâtifeyle, ciddî olarak,  bilmeyerek veya kasten yaptığı yanlış hareketlerini itiraf edip bağışlanma dileme… Kalbinin örtülmesi neticesinde duyulan üzüntüden, içine girilen kapanıklıktan, zâtı ilâhî’nin müşahedesinden perdelenmekten dolayı özür dileme… Hakkı, hakkıyla müşahede edememenin getirdiği sıkıntı ile; bu durum hissedildikçe özür dileme… İnsanın yeryüzünde “HALİFETULLAH” olarak yaşaması gerekirken, bu kemâlâtı yaşamasını engelleyen davranışlar ortaya koyarak hayatını sürdürmesini  fark edip-o idrakla özür dilemesi…  Bağışlanmadığı taktirde, “Halifelik” yüceliğine yakışmayan ilkel beşerî değerlendirmeler batağında boğulur gideceğini fark edip bu yüzden  merhamet edilmesi ve var oluş kemâlimin gereğini yaşama yolunu kolaylaştırılmasını talep etme…

Azîm olan Arşın Rabbi Allah’ı tenzih edip, rahmet ve merhametinin gerektirdiklerine ve her iyi olana mazhar kılması ve her günahtan selâmete çıkarmasını talep…. İnsanın hakikatinin gereğini yaşayamaması; beşerîyetinin getirdiği düşüncelerle, duygularla, şartlanmalarla, tabiatının oluşturduğu güdüsel hareketlerle; ve şartlanmalardan ileri gelen değer yargılarıyla hayatı değerlendirmesi; ve bunun sonuçları olarak ortaya çıkan bütün fiîllerden dolayı özür dilemesi…

İNSAN-I KAMİLİN İSTİĞFARI: Sonsuz-sınırsız olan varlığın mânâlarını, sonsuz-sınırsız şekilde ortaya koymaktaki aczini yani yetersizliğini hissediş hâli… Sonsuz-sınırsız varlığın mânâlarını, “kulluğunun gereği olarak ortaya koymakta aciz”  olduğunu ve “O yüce Varlığın Âlemlerden Ganî”lik vasfını itiraf etme… 

ADEM’İN İSTİĞFARININ BİZDE YAŞANMASI: Yeryüzünde Halife olarak zâhire çıkarıldığı için, hilafetinin bilinci içinde, yaptığını ÖTEDEKİNE mal etmeyip; öteye atmayıp; faili hakiki olarak kendindekini görmek… Ve yaptığını nefsinin hakikatine bağlayarak; yaptığı gerçeği örtme işi dolayısıyla; nefsinin hakkını yemiş olarak, kendisine zulümde bulunduğunu idrâk etme…(Bu idrâkın bize açılması, hissedilmesi ve yaşantımızda yer alması, Âdem’in istiğfarının bizim tarafımızdan paylaşılmasıdır)

İSTİĞFARDA ALLAH İNDİNDEN BAĞIŞLANMA DİLEMEK: Beşerî kusurların örtülerek, hakikat nurlarının “nefs”inde ortaya çıkmasını talep etmek…

TEVBE VE İSTİĞFAR FARKI:  Tövbe, bir büyük suçtan sonra; ortaya konulan fiîlden duyulan pişmanlık ve geri dönüş dolayısıyla yapılır. İstiğfar ise, günlük olaylar içinde, varoluş gayemizin hakkını şuûrlu bir biçimde edâ edememekten dolayı yapılan hatalı hareketlerin ardı sıra özür dilemektir.

B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE İSTİĞFAR

Kişinin yetersiz oluşunu fark etmesi ve bu yönde gayrete gelmesi istiğfarın ilk aşamasıdır: Sonra herkesin topluca döndüğü yerden siz de dönün ve (yetersizliklerinizden dolayı)  istiğfar edin. Şüphesiz ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. (Bakara-199)

İstiğfarın hakikatinin yaşandığı yegâne ibadet; hactır: (Hac süresi içinde) Rabbinizin fazlından istemenizde bir suç yoktur. Arafat’tan hep birlikte akıp dönerken, Meşari Haram’da(Müzdelife) Allah’ı zikredin. O’nu, hidâyetinin sizde açığa çıktığı kadarıyla zikredin. Muhakkak ki bundan önce siz (hakikatten) sapmışlardandınız. Sonra herkesin topluca döndüğü yerden siz de dönün ve (yetersizliklerinizden dolayı) istiğfar edin. Şüphesiz ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. (Bakara-198-199)

Seher vakti; (biyolojik saat, beyin, astrolojik tesirler bakımından) istiğfar için en verimli zamandır: (Bu dışsal yorumu bir de içsel; batini yönü ile düşünelim) (Onlar) sabredenlerdir, sadıklardır, kanitlerdir (kulluğunun idrakıyla boyun eğmişlerdir), (muhtaçlara) bağışlayanlardır, seher vakti eksikliklerinden dolayı istiğfar edenlerdir. (Ali İmran-17) Seherlerde istiğfar ederlerdi. (Zariyat-18) (Seher Vakti; kanaatimizce takvimlerimizde İMSAK ile GUNEŞ arasındaki zamandır)

Kişi suçunu, yanlış fiil- düşüncesini, hakikatten perdelenip nefsine zulmedişini fark eder etmez istiğfara yönelmelidir: Onlar utanılacak bir iş yaptıklarında veya (Allah’tan perdelenerek) nefslerine zulmettiklerinde; Allah’ı düşünüp yaptıkları yanlış, kusur dolayısıyla istiğfar ederler. Suçları da Allah’tan başka kim bağışlayabilir (ki)! Onlar yaptıkları yanlışlarda ısrarlı değillerdir. (A.İmran-135)

 Kim bir suç işler ya da nefsine zulmederse (benliği yüzünden-benliğini Allah’a şirk koşarsa); sonra (suçunu idrak edip) Allah’a istiğfar ederse, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir (bağışlayıcıdır ve rahmetinden kaynaklanan güzellikleri yaşatandır)…(Nisa-110)

Sabret! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır! Yanlışların için istiğfar et! Akşam ve sabah Rabbinin hamdi olarak tespih et! (Mümin-55)

Allah ehli zatları istiğfarımızda vesile kılmak, onlardan birine yönelmek bağışlanma sebebidir. (Ayete göre; suçu ve yanlışı mağdur olan tarafa samimi itiraf ve helallik almak da istiğfar kapsamındadır.) (Yusuf’un kardeşleri) dediler ki: “Ey babamız… Bizim için suçlarımızın bağışlanmasını dile… Doğrusu biz hata edenler olduk.” (Yakup) dedi ki: “Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim… Muhakkak ki O, Gafûr’dur, Rahîm’dir.” (Yusuf- 97-98)

Hakikat ve risalet ilmini yaşayan bir zata; suçu açıkça itiraf etmek bir istiğfar çeşididir ve duası alınırsa mağfirete (bağışlanmaya) kapı açar: Biz her Rasûlü, kendilerine Allah’ın izniyle itaat edilmeleri için irsâl ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasûl de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah’ı Tevvab ve Rahîm bulacaklardı. (Nisa-64) (Bu dışsal yorumu bir de içsel düşünün)

İstiğfar; hem içte hem dışta Rahim ismini açar, merhamet görmeye vesiledir: (Sâlih) dedi ki: “Ey kavmim! İyilikten önce kötülüğü niye acele istiyorsunuz? Merhamet görmeniz için Allah’a istiğfar etseniz iyi olmaz mı?” (Neml-46)

Akrabamız bile olsa, açıkça Allah’a şirk koşan için, bağışlanma temennisinde bulunmak doğru değildir: Ne en-Nebi’ye ne de iman edenlere, akraba dahi olsalar; ateş ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra şirk koşanlar için bağışlanma dilemeleri olur şey değil (zira “Allah şirki mağfiret etmez”)! / Babası için İbrahim’in istiğfarı, ancak ona verdiği bir söz yüzünden idi… Onun bir Allah düşmanı olduğu açıkça kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı… Muhakkak ki İbrahim ince kalpli ve hilm sahibiydi. (Tevbe- 113,114)

Yüksek ego sahipleri için teslimiyet de, hakikati kabul de çok zordur. Bu yüzden bağışlanmazlar, istiğfarın hakikati onlara açılmaz: Onlara: “Gelin, Rasûlullah sizin için mağfiret dilesin” denildiği vakit, başlarını çevirdiler; sen onların kendini beğenmiş benlik sahipleri olarak yüz çevirdiklerini görürsün. Onlar için mağfiret dilemen yahut dilememen onlara birdir! Allah onları asla mağfiret etmez! Muhakkak ki Allah inancı bozuklar topluluğunu hakikate erdirmez! (Münafikun-5,6)

İstiğfar; sistem içinde geçerli, kullanılması Allah tarafından önerilen paha biçilmez bir mekanizmadır: Dedim ki: “Rabbinizden mağfiret dileyin… Muhakkak ki O, Gaffar’dır.”( Nuh-16) Hâlâ Allah’a tövbe edip, bağışlanmaları için yalvarmayacaklar mı? Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. (Maide- 74)

Bir toplulukta istiğfar edenlerin bulunması, toplu belalara karşı korunmadır, kalkandır: (Topluluğu ve kalkanı bir de içsel düşünelim) Hâlbuki sen onların içindeyken Allah onlara azap vermezdi (sen âlemlere rahmet olarak irsâl edilmiştin)… Ayrıca, istiğfar edenler de varken, Allah onlara azap edici değildir. (Enfal-33)

İstiğfarın hakikatini yaşayamamak; aleme- çevreye ibret olacak büyük belaları da çekebilir: “Rabbimiz! Hakikat bilgisini inkâr edenler için bizi sınav objesi kılma! Bizi mağfiret et Rabbimiz! Muhakkak ki sen Azîz’sin, Hakîm’sin.” (Mümtehine- 5)

İstiğfarın getirisi olacak mağfireti talep etmek; rutin duamız olmalıdır: “Rabbinizden mağfiret dileyin… Muhakkak ki O, Gaffar’dır.” (Nuh-10) Yanlışların için istiğfar et! Akşam ve sabah Rabbinin hamdi olarak tespih et! (Mümin- 55)

2-  AYETLERDE GEÇEN ESMALAR VE BU ESMALARA YÜKLENEN ANLAMLAR:

EL HALİYM… Açığa çıkan bir olaya ani ve fevrî tepki vermeyip, açığa çıkış amacı doğrultusunda değerlendirmeye alan.

EL ĞAFÛR… Allâh Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahîmiyetin nimetlerine erdiren. Rahîm ismini tetikleyen!

ER RAHIYM… Âlem sûretleri ile kendini seyir edendir! Bilinçli varlıkları, hakikatlerine erdirmek suretiyle; seyretmekte ve Esmâ’sı özellikleriyle yaşatmakta olanın, kendisi olduğu farkındalığıyla yaşatandır. “Ve kâne bil mu’miniyne Rahıyma = Hakikatine iman etmişlere Rahîm’dir” (Ahzab: 43). Cennet diye işaret edilen yaşamın kaynağıdır. Melekî boyutun “var”lığını oluşturandır

ET TEVVAB… Hak ve hakikati algılatıp kavratarak, o birimin kendi hakikatine dönüşünü oluşturan. Tövbeyi yaşatır. Yani, birime yaptığı yanlışlardan dönmeyi ve verdiği zararları gidermeyi nasip eder. Bu isim özelliği açığa çıktığında Rahîm isminin özelliğini tetikler. Sonuçta kişinin hakikatinin getirisi olan güzellikleri ve müşahedeyi yaşatır.

EL AZİYZ… Karşı konulmaz güç sahibi olarak, dilediğini uygulayan! Tüm âlemlerde dilediğini karşı çıkacak güç olmaksızın yerine getiren. Bu isim Rab ismiyle paralel çalışan bir isimdir. Rab özelliği Azîz özelliğiyle hükmünü icra eder!

EL HAKİYM… İlminin kudretiyle açığa çıkmasını sebepler zincirine bağlayarak, nedenselliği oluşturan ve böylece kesret algılamasını oluşturan.

EL ALİYM… “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

EL ĞAFFAR… Kudret veya hikmetin gereği olarak oluşmuş noksanlıklarını fark edip, bunların sonuçlarından kurtulmayı irade edenlere, örtüleyiciliğini yaşatan. Bağışlayan.

C- SONUÇ:

İSTİĞFAR TEFEKKÜRÜ

Tanımlar, ayetlerde görülen manalar ve esmalar doğrultusunda istiğfar konusunu değerlendirdiğimizde istiğfar etmemiz gereken en büyük suçun, en büyük yanlış algının, en büyük hatanın; ŞU ANKİ HAYATIMIZ, ŞU ANKİ HALİMİZ OLDUĞUNU GÖREBİLİYOR MUYUZ?…

“KİMSİN?”, SORUSUNA HALA İSİMLERİMİZLE, MESLEKLERİMİZLE, TOPLUMSAL UNVANLARIMIZLA CEVAP VERİYORSAK, BEDENE DAYALI BİR KİMLİK TANIMI  VE YAŞAMI İÇİNDEYİZ DEMEKTİR Kİ; İNSAN OLUŞUMUZA, HALİFE BOYUTUMUZA EN BUYUK İHANET, EN BÜYÜK GÜNAH DA BUDUR!…

İstiğfarı tevbe ile karıştırmışız ve günahlarımıza tevbeyi istiğfarın hakikati sanıyoruz. Oysa Rasulullah’ın istiğfarı noktasından konuya bakarsak; yukarıda tanımını aldığımız ADEM’İN İSTİĞFARI VE İNSANI KAMİLİN İSTİĞFARINI düşünerek neye istiğfar edip, neyden bağışlanma dilememiz gerektiğini fark etmemiz gerekiyor!

Bedeni algıdan, bedensel yaşamdan; hayvanca yaşamdan İNSANCA-ŞUURCA-HALİFETULLAH OLARAK yaşamaya yönelmek ve bunu talep etmek; bu yönde çalışmalara girişmektir asıl istiğfar!… Hakiki mağfireti (bağışlanmayı ) getirecek olan da bu idrakin yaşamıdır.

Rasulullahın istiğfarından bizim anlayacağımız! Rasulullah günde 70 kez istiğfar edermiş. Geçmiş ve geleceği bağışlanmış Efendimiz (sav) elbette günaha istiğfar ediyor değildi.

Bizim bundan anlayacağımız; Beşeriyet gereği insanlar arasına girmekle, Kesret kalabalığına düşmekle; Zati boyutun hakkını verememe durumunu fark ederek istiğfar etmektir. Günde 70 kez bunu fark edebilir miyiz?…

70 li rakamlar Arapçada ÇOKLUK bildirmek üzeredir, sayı bildirmek üzere değil!…

Yani ÇOK ÇOK İSTİĞFAR, YANİ HER NEFESTE HER AN İSTİĞFAR!… Her perdeliliğimizi her fark edişte derhal istiğfar!…

Daha başka ne anlarız Rasulun 70 kez istiğfarından?!…

GUNDE 70 KEZ İÇİMİZDEN SESLENİYOR RASUL:

“SEN BU BEDEN DEĞİLSİN!”

“SEN BU ÇÜRÜYECEK TEN DEĞİLSİN.”

“SEN YUNUS’UN “ÖLEN HAYVAN İMİŞ” DEDİĞİ ÖLÜMLÜ HAYVAN DEĞİLSİN…”

“SEN, EZELİ VE EBEDİ ŞUUR VARLIK OLAN İNSANSIN!!!!!”

“SEN HALİFESİN!…. SİLKİN KENDİNE GEL….”

Evet günde 70 kez, her an böyle sesleniyor içimizden O Şefkatli, O merhametli, O kendinden çok bizi düşünen Rasül!…. Duyabiliyor muyuz?!…

Seherde istiğfar!… Ne demek?… Kur’an zaman üstü ise… Kur’an İNSANI, insandaki oluşum sistemlerini anlatıyor ise ne demek seherde istiğfar?…

Bize göre bu şu demek…. SEHER; uykudan uyanılan ilk vakit… Karanlığın aydınlığa dönüştüğü ilk an… Siz bir günah işlediniz… Siz gaflet içindesiniz… Siz, Kesret kalabalığında bedensel hayvanlık içinde yaşıyorsunuz… Ne zaman istiğfar edeceksiniz?…

GAFLETTEN UYANIŞI KENDİNİZDE İLK FARK ETTİĞİNİZ AN; İSTİĞFARIN HAKİKATINI ORTAYA KOYMANIZ GEREKEN ANDIR!… YOKSA OLAY SADECE GUN VE GECE BAGLAMINDAKİ SEHER İLE KAYDA GİRMEZ!… GAFLETTEN UYANMAYA BAŞLADIGINIZ İLK AN SİZİN SEHERİNİZDİR!…

Rasüle İtiraf ve Ondan mağfiret istemek ne demek?.. Enfüsünüzden bir Rasul demiş Kur’an… Size sizden merhametli, üzerinize titreyen bir Rasul demiş…. Kim o?.. Dışarıda Risaleti açan zatlar mı sadece?… Sadece onlar değil….

Sizin ŞUURSAL ASLINIZ, SİZDEKİ HALIFE BOYUTU içinizdeki Rasulunuz… Beden kaydı ile işlediğiniz suçu, düştüğünüz gafleti, acziyeti; suçu sağa sola atmadan Ona itiraf edin.. Kendinizi tanımladığınız beden halinizle, içinizdeki Rasule, kendi aslınıza zulmettiğinizi ona söyleyiniz!… “Ben sana yanlış yaptım ey Özüm” deyiniz!… “Ben kendime; hakikatime sırt döndüm” deyiniz. Bunu içtenlikle ve gayretle diyebilirseniz, içinizdeki Rasulun merhameti ve şefkati ile sizi hem içeriden hem dışarıdan sarmaladığını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Rasüle böyle bir itirafın mağfireti çekeceğine ayet teminat vermiş, Tevvab ve Rahim mekanizmalarının tetiklenmesini işaret ederek; Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasûl de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah’ı Tevvab ve Rahîm bulacaklardı..

Bir toplulukta istiğfar edenler varsa diğerlerinin de azaptan korunması ne demek? Topluluk dışsal olarak sosyal hayat ve insan kalabalığı… Ya içsel?… SİZDEKİ ESMA BİLEŞİMİ TOPLULUK…

Her esmanıza olan ihanetinizi itiraf da istiğfar da ilk planda mümkün olmayabilir… Fark ettiğiniz esmalarda, fark ettiğiniz perdeli noktalarda aczinizi itiraf ve istiğfara girişmeniz (içinizde istiğfar edenler) diye anlatılmış… Diğer itiraf edemediğiniz, perdeli kaldığınız manalar ise (topluluk) diye ifade edilmiş… Şu halde FARK EDEBİLDİĞİMİZ PERDELERİ ARALAMAYA ÇALIŞMAK, FARK EDEBİLDİĞİMİZ ESMALARIN HAKKINI VERMEYE ÇALIŞMAK; DİĞER GAFLET ALANLARIMIZ SEBEBİYLE İNECEK BELA VE AZABI DURDURMAKTADIR!..

Hakikatine, Allah İlmine yönelenler kendi hayatlarına baktıklarında, Allah tarafından nasıl korunduklarını fark edebileceklerdir.

Bu ayetten çıkacak diğer bir mana ise; Özündeki Risalet boyutu ile tanışmanın, bir bir tüm gaflet alanlarımızda istiğfara ve onun sonucu mağfirete start veren bir açılım olduğu noktasıdır!.. Ki bu da büyük bir müjdedir.

Ve İstiğfarın Hakikatinin yaşandığı ibadet: Hac!.. Nasip olanlara ne mutlu. Olmayanlara en tez zamanda, mebrur olarak nasip olsun!… (Amin amin amin)

Ben acizin, okuyabildikleri bunlar. Yanlış düşünceler benden, doğrular; Allah, Rasulu ve de Ehlullahtandır…

İSTİĞFARIN HAKİKATİNE EREN, MAĞFİRETE EREN KULLARDAN OLMAMIZ NİYAZIMLA…