Kur’an Çözümünde Kavramlar- 11

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 11

“KARZ- I HASEN” (Allah’a güzel borç vermek)

A- ÖN OKUMA

Tespit edebildiğimiz kadarı ile 6 ayette “KARZ-I HASEN” kavramı geçiyor.

1- AYETLER

BAKARA245-)Kimdir o kişi ki, Allah’a güzel bir ödünç versin de karşılığını defalarca katlanmış olarak geri alsın? Allah kabz eder veya bast eder (tutar, sıkar, daraltır veya açar, genişletir, yayar)… O’na döndürülmektesiniz!

MAİDE

12-)Andolsun ki Allah, İsrailoğullarının sözünü aldı… Onlardan on iki temsilci bâ’settik… Allah şöyle buyurmuştu: “Ben muhakkak sizinleyim… Salâtı ikame ettiğiniz, zekâtı verdiğiniz, Rasûllerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allah’a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım… Bundan sonra sizden kim hakikati inkâr ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır.”

HADİD

11-)Kim ki, Allah’a karz-ı hasen (güzel bir ödünç) versin de, Allah da onu, katlayarak ona artırsın! Onun için cömert bir ecir de vardır.

17-)İyi bilin ki Allah, ölümünden sonra arzı diriltir! Aklınızı kullanasınız diye size işaretleri açık-seçik beyan ettik.

18-)Muhakkak ki sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir ödünç verenler var ya, onlara kat kat artırılır… Onlar için cömert bir bedel de vardır.

TEĞABÜN

14-)Ey iman edenler! Muhakkak ki eşlerinizden ve evlatlarınızdan (onların içinden) sizin için düşman vardır! Bundan ötürü onlardan korunun! Eğer affeder, vazgeçer ve bağışlarsanız, muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

15-)Mallarınız ve evlatlarınız sizin için yalnızca sınav objesidir! Allah (a gelince), O’nun indîndedir büyük ecir.

16-)Öyleyse, olabildiğince Allah’tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun; algılayın ve itaat edin ve kendi hayrınıza olarak infak edin! Kim benliğinin cimriliğinden/ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

17-)Eğer Allah’a (Esmâ’sıyla var olmuş ihtiyaç sahiplerine) güzel bir ödünç verirseniz, verdiğinizi size katlayarak arttırır ve sizi mağfiret eder… Allah Şekûr’dur, Halîm’dir.

18-)Gayb ve şehâdetin Âlim’idir, Azîz’dir, Hakîm’dir.

MÜZZEMMİL

19-)Muhakkak ki bu bir tezkiredir (hatırlatıp düşündürtme)! Dileyen Rabbine (erdiren) yol edinir!

20-)Muhakkak ki Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında veya üçte birinde kalktığını biliyor… Seninle beraber olanlardan bir grubun da! Geceyi ve gündüzü Allah takdir ediyor! (Allah) onu asla değerlendiremeyeceğinizi bildi de tövbenizi kabul etti… Kurân’dan kolaylaşanı okuyun (idrak edin)! (Allah) bilir ki, sizden hastalar, arzda dolaşıp Allah’ın lütfundan talep eden kimseler ve Allah yolunda savaşan kimseler olacaktır. Artık O’ndan kolaylaşan kadarını okuyun; salâtı ikame edin (yönelişi kaîm kılın müşahede ile), zekâtı verin ve Allah’a güzel bir ödünç verin… Kendiniz için (önceden) hayırdan ne takdim ederseniz, Allah indînde onun çok daha büyük ve hayırlısını bulursunuz. Allah’tan mağfiret dileyin! Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

B- ÇÖZÜMLEME

AYETLERDE KARZ-I HASEN

KARZ-I HASEN; ALLAH’A VERİLEN BORÇ KATLANARAK KARŞILIKLA KİŞİYE DÖNER: Kimdir o kişi ki, Allah’a güzel bir ödünç versin de karşılığını defalarca katlanmış olarak geri alsın? (Bakara-245) Kim ki, Allah’a karz-ı hasen (güzel bir ödünç) versin de, Allah da onu, katlayarak ona artırsın! (Hadid-11) Allah’a güzel bir ödünç verenler var ya, onlara kat kat artırılır…(Hadid-18) Allah’a (Esmâ’sıyla var olmuş ihtiyaç sahiplerine) güzel bir ödünç verirseniz, verdiğinizi size katlayarak arttırır. (Teğabün-17) Allah’a güzel bir ödünç verin… Kendiniz için (önceden) hayırdan ne takdim ederseniz, Allah indînde onun çok daha büyük ve hayırlısını bulursunuz.( Müzzemmil-20)

KARZ-I HASEN GÜNAHLARIN SİLİNMESİNE VESİLEDİR: Allah’a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim;(Maide-12)

KARZ-I HASEN MAĞFİRETE (Bağışlanmaya) VESİLEDİR: Allah’a (Esmâ’sıyla var olmuş ihtiyaç sahiplerine) güzel bir ödünç verirseniz, verdiğinizi size katlayarak arttırır ve sizi mağfiret eder…(Teğabün-17) Allah’a güzel bir ödünç verin… Kendiniz için (önceden) hayırdan ne takdim ederseniz, Allah indînde onun çok daha büyük ve hayırlısını bulursunuz. Allah’tan mağfiret dileyin! Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir. (Müzzemmil-20)

KARZ-I HASEN, ÖTEDE BİR YAPIYA DEĞİL, KENDİMİZEDİR! Allah’a güzel bir ödünç verin… Kendiniz için (önceden) hayırdan ne takdim ederseniz, Allah indînde onun çok daha büyük ve hayırlısını bulursunuz. (Müzzemmil-20)

AYETLERDE GEÇEN ESMALAR VE BU ESMALARA YÜKLENEN ANLAMLAR:

EL- KERİYM: Öylesine cömert ki, kendisini inkâr ile açığa çıkanlara dahi sayısız nimetlerini bağışlamakta. “OKU”mak yani “İKRA” ancak O’nun keremiyle bir birimde açığa çıkabilir. Her birimin hakikatinde yer almakta.

EL KABIDZ… Tüm birimleri, onları oluşturan “Esmâ”sıyla hakikatleri yönünden kudret eliyle tutup hükmünü icra eden! İçe dönüklüğü yaşatan.

EL BASIT… Açıp yayan. Boyutsallıkları ve derin görüşü oluşturan.

EL HALİYM… Açığa çıkan bir olaya ani ve fevrî tepki vermeyip, açığa çıkış amacı doğrultusunda değerlendirmeye alan.

EL AZİYM… Açığa çıkmış Esmâ özelliği olan hiçbir birimin, azametini kavrayamayacağı muhteşem büyüklük.

EL ĞAFÛR… Allâh Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahîmiyetin nimetlerine erdiren. Rahîm ismini tetikleyen!

EŞ ŞEKÛR… Verdiği nimeti çoğaltmak için o nimeti değerlendirten. Birimde verilen nimeti hakkıyla değerlendirerek “daha”sına açılmayı oluşturan. “Kerîm” isminin özelliğini tetikler. Bu ismin özelliğinin kapalı kalması ise, birimi kendisine ulaşana karşı kapanmayı; o nimeti değerlendirmek yerine başka yönlere dönerek o nimetten perdelenmeyi yaşatır. Bu da “nankörlük” yani verileni değerlendirmemek olarak tanımlanır. Verilenin gerisinden mahrum kalma sonucunu doğurur. Nimetin ardı kesilir!

C- SONUÇ:

KARZ-I HASEN TEFEKKÜRÜ

Bu tefekkürümüze has olmak üzere incelenecek metin ve kavram tanımlamalarına girmedik. Çünkü KARZ-I HASEN denilince İslam Alimlerince bugüne değin anlaşılan şeyler; “İyilikler, sadakalar, infaklar çerçevesinde fiillerdir”…Bunlar doğru olmakla birlikte işin hakikatinin daha farklı olduğunu hissediyoruz.

Tasavvuf bilgilerimizle Karz-ı Hasene baktığımızda da şu ana kadar, “KARŞILIK BEKLEYEREK İBADET EDENLERİN”, yani avamın algısına özgü bir kavrama işaret edildiğini görüyoruz.

Kaynaktan yansıyan yeni bilgiler ve açılımlar ışığında konuyu değerlendirmenin daha yerinde olacağını düşündük. Özellikle de tefekkürümüzde yeni boyutlar açan ŞUUR BOYUTU; ÖZ BOYUT; HALİFETULLAH YANIMIZ; İNSAN YANIMIZ ve  BEDENÎ; HAYVANİ BOYUT; BEŞER YANIMIZ ayrımı bu kavramı değerlendirmemizde yeni bir ışık oldu. Işık tutanlara şükründe aciziz.

Nedir Karz-ı Hasen?… Nedir Allah’a Borç Vermek?!.. Karşımızdaki bir birime verilen borç gibi değerlendirilebilir mi? “Malikel mülk”  yani Mülkün sahibi  olan ,dolayısıyla borç- alacak- verecek gibi beşeri kavramlardan beri olan Allah ismiyle isimlendirilen indinde tüm kavramların düşmesi ,bizi otomatik olarak  bazen Allah ismiyle de işaret edilen ama  O nun, bizim de varlığımızı oluşturduğu aslimiz olan ESMA mertebesi düzeyinden değerlendirmemizi gerektirir, zira borç alacak bir muhatabımız bu anlamda  söz konusu olamaz, olsa olsa KENDİ HAKIKATIMIZ olan ESMA mertebemizle yani  SUURumuzla  B’ilincimizin  temas‘i,iletişimi, yakınlaşması Birbirine AYN olmasi yani bilincin kendini ayri zannettiği varlığının aslini teşkil eden esma mertebesi olduğu farkındalığı söz konusu olabilir.

ALLAH’IN SEVDİKLERİ- ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ- ALLAH’IN BERABER OLDUKLARI tefekkürlerimizdeki düşünce metodumuzla Karz-ı Hasene yaklaşalım. Müzzemmil- 20. Ayet ışığı tutmuş aslında: KARZ-I HASEN KENDİMİZDEN KENDİMİZE!..

Biz, tasavvuf okumaya çalışanlar bu KENDİMİZDEN KENDİMİZE tabirini çok kullanırız da işleyiş mekanizmasını ve hakikatini yine de anladığımız söylenemez. Bunu da son bilgiler ışığında açmak gerek!..

“BİRBİRİNİZE DÜŞMAN OLARAK İNİN ! (7-24)” ayeti ile Adem’e yapılan hitap; uzun yıllar “ADEM VE EŞİ HAVVA” olarak yanlış düzlemde, dışsal değerlendirildiğinden; öteleyerek anlama illeti beynimize kene gibi yapışmış!…

İnsanın eşi diye işaret olunan dışarıda dişi bir insan değil; Onun Hakikat yanına eş olarak yaratılan BEDENi, HAYVAN yanıdır. Cennetten (Esmaları ile tahakkuk ve tasarruf etme halinden) çıkma, arza inme diye anlatılan olayda BİRİBİRİNE DÜŞMAN OLARAK aşağı boyuta düşen; beden kaydına giren ikili yapı; ŞUUR ile BİLİNÇtir…

İnsan, kendi içinde sürekli olarak bedenle özün savaşını yaşar. İnsanlığın kahir ekseriyetinde bu savaşı beden kazanmakta, neticesi hem dünyada hem de ahrette cehennem yaşamı olarak açığa çıkmaktadır… İstisna denecek kadar az bir seçkinler zümresi ise, bu bitmeyen savaşı ısrarla Şuurun kazanması yönünde tekniklerle sürdürecek ve cennet yaşamına kapı açacak nasibi ölçüsünde!..

İşte Karz-ı Hasen kavramını bu noktadan ele alırsak; Şuur boyutunda; Öz boyutta kendi esmalarımızı değerlendirmek üzere; bedenimize, bilincimize biraz da zorlanarak yaptırdığımız eğitimler, uygulamalar ve imanımızın gereği olarak ortaya koyduğumuz fiillerin ALLAH’A BORÇ VERME diye misallendirildiğini görürüz..

Bu anlayisla bakarsak olaya; Esma mertebesine  yönelik yakiyn amacli yönelis ve bu yöneliste  devreye sokulan her türlü tetikleme unsurlari ,fiilleri  aynen misliyle hatta birkac misliyle(bana bir adim yaklasana BEN on adim yaklasirim)bilincte karsiligini göreceginden  borc verme kavramiyla anlatilmaya calisilmis,olabilir.

Allaha  yada özümüze ,Esma boyutumuza yönelik yaptigimiz hertürlü gayretlerimizin kesinlikle kaybolmayacagi ,mutlaka karsiligi verilecegi yada yasanacagi vurgulanmis oluyor  BORC kavramiyla,  zira sirf VERMEK  fiili kullanilsaydi geriye dönüsü kesinlik kazanmayan bir veris olurdu ki  bu, kisinin bu yolda yürümesine tesvik degil bilakis güvensizlige tesvise düsüren kelam  olurdu .

***

Ayrica  DARDA olan ve tam teslimiyetle Allaha sığınmış bir kuluna yapilan yardim da Allaha borc vermek olarak nitelendirilebileceğini göz ardı etmeyelim… Dışarıya, başkasına gibi görünün bu durum da aslında Özümüze yöneliktir.

***

Borcun karşılığı birebir iken, ayetlerde “MİSLİYLE- KAT KAT- CÖMERTÇE ECİR” kavramları da dikkat çekici!.. Hemen hatırımıza şu hadis geliyor: “KULUMUN DİĞER İBADETLERİ KENDİSİ İÇİNDİR. ORUÇ MÜSTESNA. ORUÇ BENİM İÇİNDİR! ONUN ECRİNİ BEN VERECEĞİM!”

“Orucun ecrini ben vereceğim” şeklinde dile gelen hitap; Şuur boyutumuzun; Zati boyutun bu ibadete ecir, karşılık oluşturduğunun açıklanmasıdır.

Tasavvuf ehli, zikir, tefekkür, okuma yanı sıra ORUÇ ibadetine ayrı bir değer vermiştir. Oruç; doğrudan doğruya Öz boyuttan karşılık bulur!.. Yani bedensel boyuta yaptırdığımız bazı uygulamalar, riyazatlar doğrudan doğruya Şuursal boyuttan açılımlar getirir, hem de misli ile getirir demektir bu! Oruç kavramını İMSAK (Tutmak- Sakınmak- Vazgeçmek- Baskılamak) diye düşünürsek, oruçla kastedilenin sadece açlık değil, bedenin açlıkla kontrolü ve onun beraberinde gelişen hem fiilde hem düşüncede yaşanması gereken ciddi bir disiplin olduğu fark edilecektir.

Kısaca özetlersek; Vehmi benliğinizden, sahipliklerinizden, beşeri düşünce ve değerlendirmelerinizden verecekleriniz otomatik olarak şuursal boyutun derinliklerinden ecirlerle size dönecektir.

***

Beden- Şuur beraberliği ve işaret edilen, ecir noktasında yeni açılan şu gerçeği de zikredelim: ŞUUR BOYUTUNDA AÇILIMLAR ELDE ETMEK SADECE DÜŞÜNCE- İLİM- TEFEKKÜR-OKUMA İLE OLACAK İŞ HİÇ DEĞİLDİR. ŞUURSAL AÇILIMLAR; MUTLAK SURETTE BEDENİ BOYUTUN KONTROL VE HÜKÜMRANLIK ALTINA ALINMASI İLE MÜMKÜNDÜR!..

Gece namazına kalkarken gel gitler yaşayan bizler; günün birinde bedenimize, bir köleye emredercesine “KALK NAMAZA” dediğimizde anında kaldırabilir hale gelirsek; işte o zaman hayvani boyutun esareti son bulmaya başlamış demektir.

Gece uykudan güç kalkan, yemeğe oturunca iştahını frenleyemeyen, canının çektiğini almak, gözünün değdiğine sahip olmak isteyen ve bunlardan hala vazgeçemeyen bizler iyi bilelim ki; özlediğimiz HALİFE BOYUTU YAŞAMI sadece düşünce ile açılmayacak, mutlak surette bu bedeni, şuur önünde secde ettirmemiz gerekecektir. Başkaca da yolu yoktur.

Başkaca yolu olmadığı gerçeğini tarihsel süreç içinde öze erenler şu veciz cümle ile zikretmişler: MÜCAHEDE OLMAKSIZIN MÜŞAHEDE MÜMKÜN DEĞİLDİR!..

Bedeni, beşeri anlamda yoğun gayret ortaya konmadıkça Özden seyir ve müşahede imkansızdır.

KARZ- I HASEN; Şuur boyutundan rızıklanmak üzere Beden boyutundan verilen, vazgeçilen tüm halleri ve bu uğurda yapılan çalışmaları içerir. Ecri MAĞFİRETtir. Ecri ŞÜKÜRdür. Ecri RAHİM esması gereğince yeni idraklere, fark edilmemiş gerçeklere, açılmamış sırlara, yaşanmamış yaşamlara açılmaktır!..

***

Karz-ı Hasen geçen ayetlerde EŞ ŞEKUR esmasının varlığı; bu çalışmaların bizi NİMETİ HAKİKİ MANADA DEĞERLENDİRMEYE taşıyacağını, ER RAHİM, EL KERİYM esmaları, bunun bize çok yeni idrakler- yaşamlar bahşedeceğini; EL HALİYM esmaı; sukunet ve güzel değerlendirmenin bizde açılacağını, EL ĞAFUR esması, istiğfar ve mağfiretin hakikatinin Karz-ı Hasenin hakkını vermekle bizde oluşacacağını işaret ediyor.

EL KABİDZ ve EL BASİT esmaları da, bedeni boyutta yaşanan sıkmaların hakikatini idrak eder ve gerekli korunmayı sağlarsak, EL BASİT gereğince boyutsal genişlikler elde edileceğini işaret ediyor. (Bedeni boyuta uygulayacağımız sıkma ve disiplinin, şuursal boyutta genişlik getireceği demektir bu)

EL AZİYM esması ile de daha önce şahit olmadığımız bir azamet ve muhteşemlikte açılımlar vereceğini işaret ediyor…

***

Bir başka açıdan “En güzel borç vermeyi” , Allah ismiyle de  tanimlanan ESMA mertebesinin ,arzda aciga cikmis en mükemmel mahallerine (Veli kullara) teslim-i nefs ederek borc vermek de kasdedilmis olabilir mi acaba ? Bir gönle borc vermek, pardon girmek  her seyden ala imis!..“

***

ALLAH’A GÜZEL BORÇ; BEDENSEL YANINIZDAN; ŞUURSAL YANINIZA YATIRIM YAPMAKTIR!.. KARŞILIĞI TAHMİN EDİLEMEYECEK ŞEKİL VE BİÇİMLERLE DÖNECEKTİR Bİ İZNİLLAH…

Allah’a güzel borç vermek  ve ESMA B’ANKA’SI nda borçları tahsil etmek cümle Resulullah sevdalılarına hazmiyla birlikte kolaylaştırılmış ola.

Bunlar okuyabildiklerimiz.

Hatalar beşeriyetimizden, gerçekler ehlindendir.

Doğrusunu Allah, Rasülü ve de Ehlullah bilmektedir.

Allah’a Güzel Borç Verenlere Selam Olsun!…