Kur’an Çözümünde Kavramlar- 6

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 6

“İSRAF”

 A- ÖN OKUMA

1- AYETLER: Tespit edebildiğimiz kadarı ile 17 ayette  İSRAF ve MÜSRİF kökenli kelimeler geçiyor. Bazı ayetlerde bir evveli bir sonrası da alındı.

ALİ İMRAN

147-) Onların söyledikleri şu idi: “Rabbimiz suçlarımızı ve yaptıklarımızdaki aşırılığı bağışla; bize metanet ve sebat ver; hakikati inkâr edenlere karşı bize yardım et, zafer ver.”

NİSA

6-) Yetimleri nikâhlanabilecekleri yaşa gelene kadar gözetip deneyin. Şayet onların olgunlaştığını gözlerseniz, mallarını kendilerine teslim edin. Onlar büyüyünce mallarına sahip olacaklar diye, acele edip mallarını israf etmeyin. Zengin olan iffetli davransın (yetim malını yemekten uzak dursun). Yoksul olan ise, ondan örfte olan kadarıyla (haddi aşmadan) yararlansın. Mallarını kendilerine iade ederken de şahit bulundurun (yaptıklarınızın değerlendirilmesi için). Hakikatiniz olan Allah Esmâ’sından Hasîb isminin özelliği size yeterlidir.

MAİDE

32-) Bu nedenledir ki İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: “Kim bir kişiyi bir kişiye karşılık (kısas) veya yeryüzünde fesada karşılık olmaksızın öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir… Kim de onu diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibidir…” Andolsun ki Rasûllerimiz onlara açık deliller olarak geldi; ama hâlâ onlardan birçoğu bunun ardından, yeryüzünde israf etmektedirler (verdiklerimizi değerlendirmemekteler).

EN’AM

141-) Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, hurmaları, yemişleri muhtelif ekinleri, zeytinleri ve narları, müteşabih ve gayrı müteşabih olarak inşa eden “HÛ”dur… O’nun ürünlerini meyve verdiğinde yeyin; hasadının gününde ise onun hakkını verin (zekât)… İsraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

ARAF

31-) Ey Ademoğulları her secde mahallinde zinetinizi giyin… Yeyin, için (bunları değerlendirin), israf etmeyin (gereksiz şekilde kullanmayın)… Çünkü O, israf edenleri (elindeki nimetleri gereksiz yere kullananları) sevmez!

81-) “Siz, kadınları bırakıp erkeklerle yatıyorsunuz! Hayır siz, sınırları aşan bir toplumsunuz!”

YUNUS

12-) İnsan, sıkıntı veren bir olay yaşadığında; uzanmış, otururken ya da ayaktayken bize yönelip yardım ister! Fakat o olaydan feraha çıkardığımızda, sanki kendisini sıkan o olay için bize dua etmemiş gibi yürür gider! İşte haddi aşanlara, yapmakta oldukları böylece süslendirilmiştir.

83-) Firavun ve ileri gelenlerinin başlarına belâ olacağı korkusuyla, Musa’ya, kendi halkından genç bir gruptan başka kimse iman etmedi… Muhakkak ki Firavun yeryüzünde zorba hükümran idi! Muhakkak ki O, israf edenlerdendi!

ENBİYA

9-) Sonra Onlara bildirimimizi gerçekleştirdik; Onları ve dilediğimiz kimseleri kurtarıp, müsrifleri helâk ettik.

ŞUARA

150-) “O hâlde Allah’tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin.”

151-) “Yetkisini aşanların emrine itaat etmeyin!”

152-) “Ki onlar (yetkilerini aşanlar) dünyada insanları yanlışa yönlendirirler, düzeltici olmazlar.”

YASİN

18-) Dediler ki: “Kuşkusuz sizde uğursuzluk olduğunu düşünüyoruz… Andolsun ki, eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlayarak öldüreceğiz ve elbette size bizden feci bir azap dokunacaktır.”

19-) Dediler ki: “Sizin uğursuzluğunuz sizinledir… Eğer (hakikatinizle) hatırlatılıyorsanız bu mu (uğursuzluk)? Hayır, siz israf eden bir toplumsunuz.”

20-) Şehrin uzak tarafından koşarak bir adam geldi: “Ey halkım, Rasûllere tâbi olun” dedi.

21-) “Sizden bir karşılık istemeyen; kendileri hakikat üzere olanlara tâbi olun!”

MÜMİN

28-) Firavun ailesinden olup o ana kadar imanını açıklamamış bir adam dedi ki: “Rabbim Allah’tır, dediği için mi bir adamı öldürüyorsunuz? Oysa O, size Rabbinizden apaçık delillerle gelmiştir… Eğer o yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir… Şayet doğru söyleyen ise, sizi uyardığı azap size isâbet eder! Muhakkak ki Allah, (hakikat sermayesini) israf eden, çok yalancı kimseye hidâyet etmez.”

34-) Daha önce Yusuf da size apaçık delilleriyle gelmişti de Onun size getirdiklerinden kuşku duyarak yaşamıştınız… Nihayet (Yusuf) vefat ettiğinde de: “Allah, O’ndan sonra bir Rasûl asla bâ’s etmez” demiştiniz… Allah, israf eden, kuşkulu kimseyi böylece saptırır.

35-) Onlar ki kendilerine gelmiş reddedilemez bir delil olmaksızın Allah’ın işaretleri hakkında mücadele ederler… (Bu durum) hem Allah indînde ve hem de iman edenlerin indînde şiddetli gazaba sebep oldu… Böylece Allah, her kibirlenen, zorba bilinci kilitler.

43-) “Hakikat şu ki: Sizin beni kendisine davet ettiğinizin ne dünyada ve ne de sonsuz gelecek yaşamda bir daveti yoktur… Muhakkak ki bizim dönüşümüz Allah’adır… Muhakkak ki (ömrünü) israf edenler Nâr arkadaşlarıdır!”

ZUHRUF

4-) Muhakkak ki O, katımızda, Ana BİLGİde (İlmullah), Âliyy’dir, Hakîm’dir.

5-) Siz (hakikatinizdeki kuvveleri) israf eden bir topluluksunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?

DUHAN

31-) Firavun’dan (benliğin sembolü)! Muhakkak ki O, üstünlük taslayan, israf edenlerden (hakikatindeki kuvveleri boşa harcayan) idi.

ZÜMER

53-) De ki: “Ey nefslerinin hakkını vermede israf etmiş kullarım (nefsinin hakikatini yaşamak yerine ömrünü bedensellik yolunda harcamış olan)! Allah Rahmetinden ümit kesmeyin! Muhakkak ki Allah bütün suçları (tövbe edene) mağfiret eder… Muhakkak ki O, Gafûr’dur, Rahîm’dir.”

İSRA

33-) Allah’ın haram kıldığı nefsi, Hak olarak hariç (kısas gereği dışında), öldürmeyin! Kim haksız yere öldürülür ise, biz onun velîsine bir yetki vermişizdir. O da öldürmekte ileri gitmesin (kısas sınırını aşmasın)! Çünkü o yardım olunmuştur.

FURKAN

67-) Onlar ki, karşılıksız bağışta israf etmezler, cimrilik de etmezler… İkisi arasında ölçülü ve hakkaniyetlidirler.

2- ESERLERDE “İSRAF”:

Dosttan Dosta

-       Yaşam,  üzülerek israf edilmiyecek kadar değerli sermayedir.

-       Yaşam üzülmek suretiyle israf edilmemesi gereken, son derece değerli ve  değerlendirilmesi  zorunlu  bir  şeydir.

Cuma Sohbetleri

-       Bir adam yemeğini yemiş, sofrada bir dilim ekmek bırakmış; ona, ne müsrif insan, diyoruz.

Yalnız o adam değil, hepimiz istisnasız müsrifiz, iflâstayız! Çünkü, içinde yaşadığımız anları, ölümden sonraki hayatta bize yararlı olacak şekilde değerlendiremiyoruz.

Ne kadar büyük bir yanlıştır ki, zikri veya ibadeti sadece câmiye ve seccadeye tahsis etmişiz. Onun dışında kalan zamanın hepsini de dedikoduya gıybete ayırmışız!.

-       Cuma günü yatağından kalkıp sabah namazını kıldıktan sonra, namazı kıldığın yerde oturup hiç olmazsa beş dakika düşüneceksin: “Şu geçen Cuma namazından bu Cumaya kadar, bu bir haftamı ben nasıl değerlendirdim, hangi kazançlı işleri yaptım, ne kadar zamanımı da israf ettim? Bu arada, ne kadar insanı da aldattım?. Menfaat sağlamak için ne davranışlar yapıp, ne yalanlar söyledim?. Bu arada neleri kaybettim?. Dünyada bırakıp gideceğim ve bir daha benimle hiç alâkası olmayacak şeyler için ne kadar zaman harcadım?..

Bilincin Arınışı

Bu arınmanın tam zirvesindeki “Hanîf” Nebi ve Rasûl, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’dır.

Öğülmüş, yüceltilmiş, ve “ıstıfa”dan “arınmış saf” gelen “Mustafa” ismi ile, tam arınmış; vehmi varlık kabullerinden tümüyle arınmak sûretiyle Allah`ın varlığını müşahede etmiş ve dolayısıyla her hangi bir tanrıya tapınmanın yersiz ve gereksiz olduğunu idrâk etmiş kişi… Onun için de diyor ki:”Lailahe illâ Allah” “Tanrı yoktur; sadece Allah”!…

Yani, insanlar kelimei tevhidin derinliklerindeki şu anlamla uyarılmak isteniyor: “Tanrıya tapınarak ömrünüzü heba etmeyin!.. Ömrünüzü israf etmeyin!..

Siz, ötede bir tanrı varsayıyorsunuz!.. Oysa ne ötede bir tanrı var, ne de sizin “ben” dediğiniz O`ndan ayrı bir varlık!. Bu, “bâtıl”dır; aslı, gerçeği olmayan boş bir var kabul ediştir!. Gerçekte asla böyle bir şey yok!… Bir tanrı, bir de siz diye bir ikilem kesinlikle sözkonusu değil!.

Lâilahe illallah” = “Tanrı yok, yalnızca Allah”

Evrensel Sırlar

Daima yeniye açık ol !… Hiç bir konuda önyargılı olma !.. Gerçeğini ve sistem içindeki yerini tesbit edemeden hiç bir şey hakkında hüküm verme !.. İnsanları yargılamak, onların dedikodusunu yapmak sûretiyle zamanını sakın israf etme !..

Hz. Muhammed’in Açıkladığı Allah

“Sen, «ALLAH»ın yeryüzündeki hâlifesi olarak yaratıldın… «ALLAH»ın bütün isimlerinin mânâları ile bezendin…

Şimdi kendini bu madde dünyasında bulman hasebiyle, sonunda çürüyüp yok olacak bir beden olarak düşünme; ve böyle düşünmek suretiyle «nefsine zulmetme»!… Kendindeki güçleri «israf» etme…

B- ÇÖZÜMLEME

YANSIMALARDA “İSRAF” “İSRAF EDEN KİMSE; MÜSRİF” TANIMLARINDAN ÖRNEKLER: (Ayetlere verilen manalardan derlendi)

İSRAF:

-       Yaptıklarımızdaki aşırılıklar (A.İmran- 147)

-       Henüz büyüme çağında iken yetimin malını yemek! (Nisa- 6)

-       Allah’ın verdiklerini değerlendirememek!… (Maide- 32)

-       Ürünlerden, kazançlardan, ele geçenlerden zekat vermemek! (En’am- 141)

 

MÜSRİF:

-       Elindeki nimetleri gereksiz yere kullanan. (Araf- 31)

-       Allah sınırlarını aşanlar. (Özellikle karşı cinse değil de tatmin için kendi cinsine yönelen) (Araf- 81)

-       Sıkıntı anında dua ve niyazla Allah’a yönelip sıkıntı geçince beşeriyete düşüp Allah’ı unutan. (Yunus-12)

-       Yeryüzünde zorbalık eden. (Yeryüzü ARZ diye geçiyor, bu da beden. Ayette zorba Firavun diye geçmiş. Öyleyse BEDENSEL BOYUTTA YAŞAYARAK KENDİNE ZULMEDEN DE MÜSRİF) (Yunus- 83)

-       Allah Rasullerınin, Nebilerinin bildirdiği gerçeklere sırt dönenler. (Enbiya-9)

-       Yetkilerini aşıp insanları yanlışa yönlendiren, düzeltici olmak yerine bozgunculuğu seçenler. (Şuara- 151-152)

-       Hakikat üzere olan gerçeği tebliğ eden Rasüllere tabi olmadığı gibi, onlara tavır alan, uğursuz sayan, zulmetmeyi niyete alan… (Yasin- 18,21)

-       Hakikat sermayesini israf eden, çok yalancı… (Mümin- 28)

-       Her çağda her topluma ba’s edilen Rasulleri inkar eden, kuşkusu hiç dinmeyen ve böylece sapıtan. (Mümin- 34)

-       Kendileri için açığa çıkmış, ba’s olmuş Rasulu inkarı sebebiyle bilinci kilitlenen. Kibirli, zorba, Allah İşaretleri hakkında mücadele içinde, karşı duruş içinde olduğu için gazaba uğrayacak olan. (Mümin-35)

-       Sonsuz gelecek yaşamı fark edemeyen. Dünyaya ömrünü harcayan, bedensellikle yaşayan. (Mümin-43)

-       Hakikatindeki kuvveleri israf eden! (Şuurca-Kalpçe değil, Bedensel Bilinç kısıtlılığı ile yaşamayı seçen) (Zuhruf- 5)

-       Üstünlük taslayarak benliğinde tanrısallık vehmeden, bundan dolayı hakikatindeki kuvveleri boşa harcayan. (Duhan- 31)

-       Nefsinin hakikatini yaşamak yerine ömrünü bedensellik yolunda harcamış olan. (Zümer- 53)

-       Allah’ın Rahmetinden ümit kesen. (Zümer- 53)

-       Tevbe edenlere Mağfiret kapısının açık olduğuna ikna olamayan, günahı karşısında karamsarlığa düşen. (Zümer- 53)

-       Ceza vermede Allah sınırlarını aşan. (İsra- 33)

-       Elindeki nimetleri karşılıksız bağışlamada ölçüyü aşmayan, cimriilik de etmeyen, dengeli yaşayan. (Furkan- 67)

 

C- SONUÇ;

Yukarıda ayetlerden çıkan tanımlamaları derin derin düşünmeliyim…

Müsrifliğe düştüğüm hallerim neler? İsraf etmeyenlerden olmak için bakışımı, yaşamımı ve idrakimi yeniden gözden geçirmeliyim?!….

Her bir mana üzerine çok şey söylenebilir. Ama beni derinden etkileyen acı gerçek şu oldu:

HER ÇAĞDA, HER TOPLUMA BA’S OLAN RASULLERİ (RİSALET İLMİNİ YAYAN, KITABIN HAKIKATINI İNSANLIĞA AÇAN) MAHALLERİ TANIYAMAMAK!!!!… ONLARA SIRT DÖNMEK… DAHA FECİSİ; ONA VE ONDAN YAYILANA TAVIR ALMAK!…

BU; BAŞLI BAŞINA İKİ ŞEYİ ANINDA OLUŞTURUP DEVREYE SOKUYOR :

1-    BİLİNCİN KİLİTLENMESİ…

2-    DÖNÜŞÜ OLMAYAN GAZABA UĞRAMAK…

Kendi çağımda Risalet Gerçeğini yayan Rasulu tanıdım mı?… Haydi diyelim, duydum, haber aldım, acaba gereği gibi değerlendirebiliyor muyum kaynaktan yayılanı?…

….

Yorum yapamayacağım….

Derin derin Düşünmeliyim….