Kur’an Çözümünde Kavramlar- 7

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 7

 “İNFAK”

A- ÖN OKUMA

1-AYETLER: Tespit edebildiğimiz kadarı ile 30 ayette İNFAK ve türevleri ( yunfikun – tunfikun- nefeka) kökenli kelimeler geçiyor. Bazı ayetlerde bir evveli bir sonrası da alındı.

BAKARA
2-) Hakkında şüphe edilmesi mümkün olmayan o Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi (KİTAP), korunmak isteyenlere gerçeği idrak etme kaynağıdır.
3-) İşte onlar gayblarındaki (algılayamadıkları) hakikate (Nefslerinin Allah Esmâ’sının anlamlarının bir terkip-bileşimi şeklinde meydana geldiğine) iman ederler, salâtı ikame ederler (fiilen edâ yanı sıra anlamını yaşarlar) ve kendilerine verilen maddi-manevî yaşam gıdasını Allah adına karşılıksız paylaşırlar.
4-) Onlar hakikatinden sana (boyutsal geçişle) inzâl olunana ve öncekilere inzâl olmuşlara iman ederler; geleceklerindeki sonsuz yaşam süreçlerine de ikân (kesin idrakten kaynaklanan kabul) hâlindedirler. 

215-) Sana soruyorlar, neyi, kime Allah (rızası) için karşılıksız bağışlayacaklarını. Hayır olarak bağışlayacağınız şeyler, ana-baba, akraba, yetimler, yoksullar ve evinden uzak düşmüş yolcular içindir. Hayırdan ne yaparsanız, Allah (Esmâ’sıyla nefsinizi yaratan olarak) bilir.

219-) Sana sarhoşluk veren şeyler ile kumardan soruyorlar. De ki:  “Her ikisinde de büyük kötülük ve insanlar için bazı yararlar vardır. Fakat zararları yararlarından daha fazladır.” Allah yolunda ne kadar harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “El Afv (zaruri harcamalarınızdan) arta kalanı bağışlayın!” Allah böylece gereken apaçık işaretleri veriyor size… (Nedenini) derin düşünmeniz için.

 

261-) Mallarını Allah’a imanları dolayısıyla insanlara karşılıksız bağışlayanların misali, yedi başak oluşturan ve her başağında yüz tane bulunan tek bir buğday tohumu gibidir. Allah dilediğine daha da katlar. Allah Vâsî’dir, Alîm’dir.
262-) Mallarını Allah’a imanları dolayısıyla insanlara karşılıksız bağışlayan, sonrasında da bu yaptıklarına başa kakma ya da eziyet gibi davranışlar eklemeyenlerin, Rableri indînde (nefslerinin hakikatini meydana getiren Esmâ bileşimlerinden kaynaklanan) özel ecirleri vardır. Onlara korkacakları bir şey yoktur, hüzün duyacakları bir şey de!..
265-) Allah rızasını isteyerek veya enfüslerindeki bir tespitten (Esmâ bileşimlerinin kendilerinde oluşturduğu anlayış ile) mallarını infak edenlerin misaline gelince… Kendisine şiddetli bir yağmur isâbet edip, yemişlerini iki kat vermiş tepedeki bir bahçeye benzer. Ona böyle bol yağmur yerine çiseleyen bir yağmur dahi yeterlidir. Allah yaptıklarınıza Basîr’dir.

267-) Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve arzdan sizin için çıkardıklarımızın temiz olanlarından infak edin. Göre göre, alıcısı olmayacağınız habis şeyleri başkalarına infak etmeye kalkışmayın. İyi bilin ki Allah Ganî’dir, Hamîd’dir.

270-) Her ne nafaka verdiyseniz veya ne vermeyi adadıysanız, muhakkak Allah onu bilir (karşılığını verir). Ama zâlimlere bir yardımcı yoktur.
271-) Sadakalarınızı açıktan verirseniz ne güzeldir. Ama sadakalarınızı kimse bilmeden gizlice verirseniz sizin için daha hayırlıdır. Ve bu davranış sizin yanlış davranışlarınızın kefareti olur. Allah yaptıklarınızdan (hakikatiniz olması nedeniyle) Habîr’dir.
272-) Onların hidâyet bulması senin işlevin değildir!.. Ne var ki Allah dilediğine hidâyet eder (hidâyet kişinin varlığını meydana getiren Esmâ terkibindeki Hâdî isminin mânâsının açığa çıkmasının dilenmesiyle oluşur; dışarıdan verilmez)! Hayır olarak ne bağışlarsanız bu kendi yararınız içindir. Zaten siz vechullah için (vechullahı bildiğiniz veya gördüğünüz için) bağışlarsınız. Hayır olarak ne bağışlarsanız tamı tamına size geri ödenir ve asla hakkınız yenmez.
273-) (İnfaklarınız) şu fakirler içindir ki, kendilerini hepten Allah yoluna vermişler, dünyalık yaşam gıdası için çalışmaya vakit ayırmamışlardır. İstemekten çekindikleri için de, iç yüzlerine vâkıf olmayanlar onları zengin sanır. Ancak sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük edip kimseden bir şey talep etmezler. (Artık) hayırdan ne bağışlarsanız muhakak Allah onu Alîm’dir.
274-) Mallarını gece ve gündüz, gizli veya açık infak edenler var ya, işte onların ecirleri Rableri indîndedir (hakikatlerinden gelip şuurlarında açığa çıkacak şekildedir). Onların ne korkacağı bir şey olur ne de hüzünleneceği.

ALİ İMRAN
92-) Sevdiğiniz şeyleri başkalarına karşılıksız olarak bağışlamadıkça “Birr”e (hayra) eremezsiniz. Neyi Allah için karşılıksız bağışlarsanız, Allah onu (yaratanı olarak) bilir (karşılığını da halkeder).

116-) Hakikati inkâr edenlere gelince; onların ne malları ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir koruma sağlamayacaktır. Onlar yanmaya mahkûmdurlar, sonsuza dek!
117-) Onların şu süflî madde boyutunda (esfeli sâfîliyn-dünya hayatı) harcadıklarının misali, kendi nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinlerine isabet edip, onu mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmedi, lâkin onlar kendilerine zulmediyorlar.

133-) Koşuşun, Rabbinizden (hakikatinizdeki Esmâ bileşiminden kaynaklanacak olan) mağfirete ve semâlar (idrak mertebeleri) ile arz (bedensellik) genişliğindeki (Allah Esmâ’sının kuvveleriyle tahakkuk ortamı olan) cennete… Korunanlar için hazırlanmıştır o!
134-) Onlar ki, bollukta ve darlıkta Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar, kızdıklarında öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını affederler. Allah ihsan edenleri sever.

NİSA
38-) Hakikatlerini de Esmâ’sıyla vareden Allah’a ve gelecekte yaşayacakları sürece iman etmedikleri hâlde, mallarını, insanlara gösteriş amaçlı harcarlar. Şeytan kimin yakını olursa, o ne kötü arkadaş sahibidir.

MAİDE
64-) Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler… Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lânetlendiler! Bilakis, Allah’ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzâl olunan, onlardan çoğunun inkâr ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü… (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar… Allah inançları saptırma peşinde koşanları sevmez.

ENFAL
2-) Kesinlikle iman edenler o kimselerdir ki, “Allah”ı anıp düşündüklerinde onların şuurlarında ürperti olur (o azamet yanında kendi acziyetlerini düşünmekten); onlara O’nun işaretleri okunduğunda, onların imanlarını arttırır (düşünebildikleri oranda)… Onlar Rablerine tevekkül ederler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ederler).
3-) Onlar ki, salâtı ikame ederler (Allah’a yönelişleri sonucu tüm varlığın O’nun hükmüne uyduğu; âlemlerde Allah Esmâ’sından başka {dûnunda} hiçbir şey olmadığı yaşanarak ‘Bâkî Allah’tır’ hakikati açığa çıkar) ve onları rızıklandırdıklarımızdan (maddi veya salâtı yaşamanın sonucu oluşan manevî rızkı) infak ederler.
4-) İşte onlardır hakkıyla (tahkike dayalı) iman edenler… Onlar için Rableri indînde (hakikatleri olan Esmâ mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esmâ kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerîm rızık (cömert-şerefli rızık, maddi veya manevî rızık) vardır.
36-) O hakikat bilgisini inkâr edenler, Allah yolundan engellemek için mallarını bağışlarlar! Kalanları da harcayacaklar! Sonra bu harcamaları onlar için bir yürek acısı oluşturacak! Sonra yenilirler! (Nihayet) hakikat bilgisini inkâr edenler hep bir arada, cehenneme toplanır.

 

TEVBE

34-) Ey iman edenler! Muhakkak ki ahbardan (hahamlar) ve ruhbandan birçoğu, insanların mallarını bâtıl olarak yerler ve onları Allah yolundan alıkoyarlar… Altın ve gümüşü depolayıp gizleyen ve onları Allah yolunda infak etmeyenlere gelince, onları acı bir azap ile müjdele!

53-) De ki: “Kendi arzunuzla veya isteksizce Allah uğruna, diyerek bağış yapın, sizden asla kabul olunmayacaktır… Çünkü siz fâsık (inanç sistemi bozulmuş) bir grup oldunuz!”
54-) Allah ve Rasûlüne içtenlikle durumlarını açan malî yetersizlik içinde olanlara, hastalara ve bu yolda bağışlayacak bir şeyi bulamayanlara (sefere çıkmadıkları için), bir vebal yoktur… İyilik yapmak için yaşayanların kınanması söz konusu değildir. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

92-) Kendilerine silah-binek vermen için geldiklerinde: “Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum” dediğinde; infak edecek bir şey de bulamadıklarından dolayı, üzüntüden gözyaşları içinde dönen kimselere de kınama olmaz!

99-) Bedevîlerden kimi de vardır ki, Esmâ’sıyla onların hakikati olan Allah’a ve yaşanacak sonsuz sürece iman eder ve infak ettiğini Allah indînde yakınlığa vesile olacak şeyler olarak düşünür; Rasûlullah’ın dualarında yer almak için vesile edinir… Dikkat edin, muhakkak ki o (infak ettikleri), kendileri için bir yakınlık vesilesidir… Allah onları rahmetine dâhil edecektir… Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

 

121-) Ne zaman küçük veya büyük bir bağış infak etseler, yeryüzünde yolculuk yapsalar; bu onlara kesinlikle yazılmış olduğu içindir… Bu, Allah’ın kendilerini, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlandırması içindir!

 

İBRAHİM
31-) İman etmiş kullarıma de ki: “Salâtı ikame etsinler ve verdiğimiz yaşam gıdalarından gizlice veya açıkça bağışta bulunsunlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı süreç gelmeden önce.”

NAHL
75-) Allah (şöyle) bir misal veriyor: Bir şeye gücü yetmeyen köle ile, kendisini bizden güzel bir yaşam gıdası ile beslediğimiz ve ondan, gizli ve açık başkalarına bağışta bulunan kişi… Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd, Allah’a aittir! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler.

 

HAC

34-) Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği) kıldık… Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK’tir! Bu durumda O’na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele!
35-) Onlar ki, “Allah” anıldığında o anlam şuurlarında haşyet oluşturur… Kendilerine isâbet edenlere sabredenler ve salâtı ikame edenlerdir… Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, başkalarına da bağışlarlar.

 

KASAS

52-) Ondan önce kendilerine Hakikat BİLGİsi (Kitap) verdiğimiz kimseler var ya, onlar O’na (hakikatlerine) iman ederler.
53-) Onlara bildirildiğinde: “Biz O’na iman ettik… Muhakkak ki O, Rabbimizden Hak’tır… Doğrusu biz O’ndan önce de, Rabbimize teslim olmuşluğumuzun farkındaydık!” dediler.
54-) İşte onlara sabrettikleri için bunun karşılığı iki kere verilir… Bunlar, kötülüğü güzel davranışla yok ederler ve beslediğimiz yaşam gıdalarından karşılıksız bağışlarlar.

 

SECDE

15-) Bizim işaretlerimize sadece şunlar iman ederler ki, onlarla hatırlatma yapıldığında, secde ile yere kapandılar; benliksiz, Rablerinin Hamdi olarak tespih (işlevlerini yerine getirdiler) ettiler. (15. âyet secde âyetidir.)
16-) (Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler… Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar.

 

ŞURA

38-) Onlar ki Rablerine icabet edip salâtı ikame ederler; işleri, aralarında istişare ederek çözerler… Kendilerini beslediğimiz şeylerden de infak ederler…

 

HADİD

10-) Ne oluyor size ki, semâların ve arzın mirası Allah’a ait olduğu hâlde (sonunda her şeyinizi dünyada terk edeceğiniz hâlde), Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden fetihten önce infak etmiş ve savaşmış kimse (bunu yapmayanla) bir olmaz! Bunlar derece itibarıyla, (fetihten) sonra infak etmiş ve savaşmış kimselerden daha büyüktür! Allah hepsine en güzeli vadetmiştir. Allah yaptıklarınızda Habîr’dir.

2- İNCELENECEK METİNLER:

“KAVRAMLAR”DA İNFAK: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/infak/index.htm

İMAM GAZALİ’DE İNFAK: http://abdullahdai.com/muvahhidsahsiyet/010.htm    

İNFAK KAVRAMI:  http://www.tefekkur-dergisi.com/_infak.html

VEREN EL OLMAK: http://www.yenidunyadergisi.com/yazdir.php?id=1157&yazar_id=7

3- TANIM VE AÇILIMLAR:

İNFAK nedir?  “İNFAK”, elden çıkartma, bir başkasına verme, anlamındadır..

Neler infak kavramına girer?

           “Birr”

           “Varlığını” Allah yolunda bağışlama

           Sevdiklerinden bağışlama

           Karşılığını beklemeksizin bağışlama

           Benliğini terketmek ve arınmak….

           Bâtında “Mânâ”lardan(Mânâ rızıklarından) bağışlama…

           Esmâ bileşimlerinin kendilerinde oluşturduğu anlayış ile bağışlama…

           “Şirk-i hafi”den korunmak

           Allah rızasını isteyerek bağışlama…

           Korunma amaçlı bağışlama…

           Harcama

           Maddi harcama…

           Rızıklandırıldığından başkalarına bağışlama

           Zâhirde ve Bâtında bağışlama

           Elden çıkartma… Bir başkasına verme…

           Başkalarıyla paylaşma

           Cehennemden ve “şirk-i hafi”den korunma

 

İnfakın Dereceleri

 “İnfak”ın iki derecesi vardır…

1-”İnfak”ın birinci derecesi, yukarıdaki âyette belirtilen şekilde “rızıklandırıldığından başkalarına bağışlama”dır; başkalarıyla paylaşmadır.. Bu bağışlanan, elindekilerin herhangi bir kısmı olabilir… Elindekinin “ille de şu bölümü” diye bir kayıt yoktur…

 

2-”İnfak”ın ikinci derecesi ise “Birr” diye tanımlanır, ki buna işaret eden âyet de şudur:

-”SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN İNFAK ETMEDİKÇE BİRRE EREMEZSİNİZ”… (3-92)

Dikkat edilirse burada “SEVDİKLERİNİZDEN” kaydı mevcuttur… Rastgele bir şeyi değil!

Bu âyet nâzil olduğu zaman, Rasûlullah yanındaki inanmışların her biri, en çok sevdikleri nesneleri başkalarına bağışlamışlardı… Elbette ki, bu âyet sadece o zaman yaşayanları değil; diğer âyetler gibi, kıyamete kadar tüm hitap ettiği müslümanları muhatap alıyordu.

B- ÇÖZÜMLEME 

1- AYETLERDE “İNFAK” ANLATIMLARINDAN ÖRNEKLER: (Ayetlere verilen manalardan derlendi)

İNFAK:

-       Kendisine verilen maddi-manevî yaşam gıdasını Allah adına karşılıksız paylaşmak. (Bakara- 3)

-       Hayır olarak bağışlanacak şeyleri, ana-baba, akraba, yetimler, yoksullar ve evinden uzak düşmüş yolcular için bağışlamak.(Bakara- 215)

-       El Afv (zaruri harcamalardan) arta kalanı bağışlamak. (Bakara- 219)

-       Kazandıklarının ve arzdan çıkılanların temiz olanlarından bağışlamak. (Bakara- 267)

-       Mallarını gece ve gündüz, gizli veya açık bağışlamak. (Bakara- 274)

-       Birre ermek amacıyla sevdiği şeylerden bağışlamak. (A.İmran-92)

-       Bolluk ve darlık anlarında Allah için karşılıksız vermek. (A.İmran- 134)

-       Maddi veya salâtı yaşamanın sonucu oluşan manevî rızkı paylaşmak. ( Enfal- 3)

-       Allah için yapılan harcamalar. (Tevbe-54)

 

İNFAK EDENLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ:

-       Takva Sahibi; Müttaki; Korunmak isteyenlerdir. (Bakara- 2)

-       Onlar gayblarındaki (algılayamadıkları) hakikate (Nefslerinin Allah Esmâ’sının anlamlarının bir terkip-bileşimi şeklinde meydana geldiğine) iman ederler, salâtı ikame ederler (fiilen edâ yanı sıra anlamını yaşarlar) (Bakara-3)

-       Onlar hakikatinden sana (boyutsal geçişle) inzâl olunana ve öncekilere inzâl olmuşlara iman ederler; geleceklerindeki sonsuz yaşam süreçlerine de ikân (kesin idrakten kaynaklanan kabul) hâlindedirler. (Bakara-4)

-       Sadakalarını sırf Allah için gizli ve açık olarak verirler. (Bakara- 271)

-       Sevdikleri her şeyden karşılıksız verirler. (A.İmran-92)

-       Bollukta ve darlıkta veriler. (A. İmran- 134)

-       Öfkelerini kontrol ederler.(134)

-       İnsanların kusurlarını Affederler.(134)

-       İhsan ederler, Muhsindirler. (134)

-       “Allah”ı anıp düşündüklerinde onların şuurlarında ürperti olur (o azamet yanında kendi acziyetlerini düşünmekten); onlara O’nun işaretleri okunduğunda, onların imanlarını arttırır (düşünebildikleri oranda)… Onlar Rablerine tevekkül ederler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ederler). (Enfal-2)

-       Salâtı ikame ederler (Allah’a yönelişleri sonucu tüm varlığın O’nun hükmüne uyduğu; âlemlerde Allah Esmâ’sından başka {dûnunda} hiçbir şey olmadığı yaşanarak ‘Bâkî Allah’tır’ hakikati açığa çıkar) (Enfal- 3)

-       Hakkıyla (tahkike dayalı) iman ederler. (Enfal-4)

-       Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olan, ilahi  müjde alacak olanlardır! (Hac-34)

-       Kendilerine isabet edenlere sabrederler. (Hac-35)

-       Kötülüğü güzel davranışlarla yok ederler, savuştururlar. (Kasas-54)

-       Secde ederler, benliksiz yönelirler. (Secde- 15)

-       (Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler. (Secde-16)

-       İşleri aralarında istişare ederek çözerler. (Şura-38)

İNFAK EDENLERE KUR’AN’IN YAPTIĞI BENZETME VE MİSALLER:

-       Mallarını Allah’a imanları dolayısıyla insanlara karşılıksız bağışlayanların misali, yedi başak oluşturan ve her başağında yüz tane bulunan tek bir buğday tohumu gibidir. (Bakara-261)

-       Allah rızasını isteyerek veya enfüslerindeki bir tespitten (Esmâ bileşimlerinin kendilerinde oluşturduğu anlayış ile) mallarını infak edenlerin misaline gelince… Kendisine şiddetli bir yağmur isâbet edip, yemişlerini iki kat vermiş tepedeki bir bahçeye benzer. Ona böyle bol yağmur yerine çiseleyen bir yağmur dahi yeterlidir.

(Bakara-265)

-       Allah (şöyle) bir misal veriyor: Bir şeye gücü yetmeyen köle ile, kendisini bizden güzel bir yaşam gıdası ile beslediğimiz ve ondan, gizli ve açık başkalarına bağışta bulunan kişi… Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd, Allah’a aittir! Hayır, onların çoğunluğu bilmezler.

(Nahl-75)

İNFAK ETMEMENİN BEDELİ, İNFAK ETMEYENLERİN NELER YAŞAYACAĞI?..

-       Zalimdirler. (Bakara-270)

-       Korunmaktan uzaktırlar, ebedi yanışa mahkûmdurlar. (A.İmran-116)

-       Kendi nefislerine zulmektedirler. (A.İmran-117)

-       Mallarını gösteriş amaçlı harcarlar. Şeytan; arkadaşları olmuştur. (Nisa-38)

-       Kalplerine nefret ve düşmanlık yerleşir. Allah’ın lanetini çekerler. Yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İsyan ve haddi aşma onlarda artar. (Maide- 64)

-       Acı bir azapla müjdelenmişlerdir Allah tarafından. (Tevbe-34)

İNFAK EDENLERE VERİLECEK OLANLAR; ECİRLERİ; ONLARDA AÇILACAK HALLER:

-       İmanın hakikatini ve ikanı yaşarlar. (Bakara-2,4)

-       Rableri indînde (nefslerinin hakikatini meydana getiren Esmâ bileşimlerinden kaynaklanan) özel ecirleri vardır. (Bakara-262)

-       Onlara korkacakları bir şey yoktur, hüzün duyacakları bir şey de!..(262)

-       Birre ereceklerdir. (A.İmran-92)

-       Cennet onlar için hazırlanmıştır. (A.İmran-133)

-       Allah’ın Sevdikleri kapsamındadırlar. (A.İmran-134)

-       Onlar ki, salâtı ikame ederler (Allah’a yönelişleri sonucu tüm varlığın O’nun hükmüne uyduğu; âlemlerde Allah Esmâ’sından başka {dûnunda} hiçbir şey olmadığı yaşanarak ‘Bâkî Allah’tır’ hakikati açığa çıkar) (Enfal-3)

-       Onlar için Rableri indînde (hakikatleri olan Esmâ mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esmâ kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerîm rızık (cömert-şerefli rızık, maddi veya manevî rızık) vardır. (Enfal-4)

-       Dikkat edin, muhakkak ki o (infak ettikleri), kendileri için bir yakınlık vesilesidir… Allah onları rahmetine dâhil edecektir… (Tevbe- 99)

-       Yapmakta oldukları Allah’ça en güzeliyle mükafatlandırılacaktır. (Tevbe-121)

-       Aşağıdaki esmaların hakikatleri ve getirileri onlara açılacaktır. (MD)

2- AYETLERDE; İNFAK KELİMESİ İLE BERABER ZİKREDİLEN ESMALAR VE BU ESMALARA YÜKLENEN ANLAMLAR: (İnfak ile bağlantılı esmalar ayetlerden seçildi. Bağlantıya dair yoruma girmedim. O yorumu düşünmeliyim, infak hangi esmalarda hangi mekanizmaları tetikliyor, bizde neler oluşturuyor?)

http://www.ahmedhulusi.org/kuran/elesmaulhusna.htm

EL ALİYM… “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

EL VASİ’… Esmâ özellikleriyle tüm âlemleri kapsamış olan.

EL BERR… Fıtratların gereğini kolaylaştırarak oluşmasını sağlayan! Bu konuda vaatlerini yerine getiren.

EL BASIYR… Açığa çıkan Esmâ özelliklerini her an seyir ile onlardan çıkanları değerlendirip sonuçlarını oluşturan.

EL ĞANİYY… Esmâ’sının işaret ettiği özelliklerle sınırlanıp kayıtlanmayan ve o vasıflarla etiketlenmekten dahi münezzeh olan; “Ekberiyeti” dolayısıyla! Esmâ’sıyla sayısız sınırsız zengin olan!

EL HAMİYD… Açığa çıkardığı evrensel kemâlâtı “Velî” ismi kapsamında açığa çıkardığı âlem sûretlerince seyredip değerlendirendir! Hamd yalnızca kendisine aittir!

EL HABİYR… Açığa çıkan Esmâ özelliğinin “var”lığını, “Esmâ”sıyla meydana getiren olarak, onun durumundan haberi olan. Birime, kendisinden açığa çıkanla, ne mertebede anlayışa sahip olduğunu fark ettiren!

EL HADİY… Hakikate erdiren… Hakikatin gereğini yaşatan! Hakk’ı dillendirten! Hakikate yönlendiren!

EL VEKİYL… Açığa çıkan her birimin işlevinin gereğini yerine getirmek için gerekeni yapan. Bunun idrakıyla kendisine tevekkül edene sahip çıkarak, onun için en hayırlı sonucu oluşturan. Hakikatindeki el Vekiyl isminin özelliğine iman eden Allâh’ın tüm isimlerine (tüm kuvvelerine) de iman etmiş olur! Halifelik sırrının kaynağı bir isimdir!

EL ĞAFFAR… Kudret veya hikmetin gereği olarak oluşmuş noksanlıklarını fark edip, bunların sonuçlarından kurtulmayı irade edenlere, örtüleyiciliğini yaşatan. Bağışlayan.

ER RAHIYM… Âlem sûretleri ile kendini seyir edendir! Bilinçli varlıkları, hakikatlerine erdirmek suretiyle; seyretmekte ve Esmâ’sı özellikleriyle yaşatmakta olanın, kendisi olduğu farkındalığıyla yaşatandır. “Ve kâne bil mu’miniyne Rahıyma = Hakikatine iman etmişlere Rahîm’dir” (Ahzab: 43). Cennet diye işaret edilen yaşamın kaynağıdır. Melekî boyutun “var”lığını oluşturandır.

C- SONUÇ;

Bu açılımlardan sonra söylenecek çok söz yok. Sadece, vaktiyle duyduğum, hafızama kazınan, bir vecize ile bitireyim.

“MÜ’MİNLE KAFİRİN FARKI; İMAN, MÜMİNLE MÜNAFIKIN FARKI; İNFAKTIR!”

Rabbim bizi münafık olmaktan “İnfak” ile korusun, bu manayı bize kolaylaştırsın hazmı ile…