Kur’an Çözümünde Kavramlar- 8

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 8

“ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ ”

A- ÖN OKUMA

1- AYETLER: Tespit edebildiğimiz kadarı ile 23 ayette “ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ” zikrediliyor. Bazı ayetlerde bir evveli bir sonrası da alındı daha net anlaşılsın diye…

BAKARA190-) Sizi öldürmek amacıyla savaşanlarla siz de Allah için savaşın. Haddi aşmayın. Muhakkak Allahnları sevmez.204-);İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah’ı da şahit tutar… Oysa o, düşmanlarının en yamanıdır.205-) O dönüp gittiği zaman arzda fesat çıkarmaya, insanın ürününü ve neslini mahvetmeye koşar. Allah fesadı sevmez.206-) Ona: “Allah’tan korun” denildiğinde, benliği onu suça sürükler. İşte onun hakkından cehennem gelir. Cidden çok kötü yataktır o!

275-) Riba yiyenler, şeytan (cin) çarpmış kişi nasıl ayağa kalkarsa öylece kalkarlar. Bu onların, ribayı alışverişle aynı tutmalarından ileri gelir. Oysa Allah alışverişi helal kıldı, ribayı haram. (Alışverişte aldığının karşılığı ödenir; riba ise verilen borcun çeşitli miktarlarda fazlasıyla karşılığının alınmasıdır. Riba, karşılıksız yardımlaşma “infak” anlayışının tam zıddıdır.) Artık her kim Rabbinden gelen öğüt ile ribadan vazgeçerse, geçmişi ona aittir, hakkındaki hüküm ise Allah’ındır. Kim de döner riba alırsa, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada sonsuza dek kalırlar.

276-) Allah ribayı (gelirini) mahveder, sadakayı (gelirini) ise arttırır!.. Allah, suçlarında ısrar eden nankörlerin hiçbirini sevmez.

ALİ İMRAN

31-)De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun; ki Allah sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”

32-) De ki: “Allah’a ve Rasûle itaat edin!”… Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak Allah hakikati inkâr edenleri sevmez.

56-) “Fakat o hakikati inkâr edenlere gelince; onlara hem dünyada hem de sonsuz gelecek sürecinde şiddetle azap yaşatacağım. Onların hiçbir yardımcıları da olmaz.”

57-) “Hakikatine” iman edip bunun gereği olan çalışmaları yapanlara gelince; onların yaptıklarının getirisi tamı tamına verir. Allah zâlimleri sevmez!

140-) Eğer size bir yara (-nın ızdırabı) dokunuyorsa, o topluluğa da bir benzeri dokunmuştur. Böyle günler, devridaim olurlar insanlar arasında. İman edenlerin Allah’ça bilinmesi (varlığındaki Esmâ mertebesince açığa çıkarılanın sonucunun meydana getirilmesi) ve hakikate hayatları pahasına şehâdet edenlerin oluşması içindir. Allah zulmedenleri (nefslerinin veya başkalarının hakkını vermeyenleri) sevmez.

NİSA

36-)Allah’a kulluk edin ve hakikatiniz olana hiçbir şeyi şirk koşmayın (hiçbir varlığa tanrılık pâyesi vermeyin)! Ana-babanıza, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara, yakın komşulara ve uzak komşulara, yol arkadaşınıza, yolda kalmışlara ve eliniz altındakilere ihsanda bulunun. Muhakkak Allah kibirlenip övünenleri sevmez.

105-) Kesinlikle biz inzâl ettik sana hakikat bilgisini, Hak olarak insanlar arasında Allah’ın gösterdiği ile hüküm vermen için. Hainleri savunma!

106-) Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

107-) Nefslerine ihanet edenleri savunma! Muhakkak ki Allah nefsine ihanet suçuna ısrarla devam edeni sevmez.

108-) (Münafıklar-ikiyüzlüler) insanlardan gizleyebilirler ama Allah’tan asla! Oysa O beraberdi (tasavvufî anlayışla mâiyet sırrı-Allah’ın, kulun her zerresini Esmâ’sıyla varetmesi hakikati) onlarla gece boyu, Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri kurgularlarken. Allah yapmakta olduklarına Muhît’tir!

148-) Zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıktan konuşulmasını sevmez Allah! Allah Semî’dir, Alîm’dir.

MAİDE

64-) Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler… Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lânetlendiler! Bilakis, Allah’ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzâl olunan, onlardan çoğunun inkâr ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü… (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar… Allah inançları saptırma peşinde koşanları sevmez.

87-) Ey iman edenler!.. Allah’ın sizin için helal ettiği pak rızıkları haram kılmayın ve haddi aşmayın (Allah’ın helal kıldığını haram kabul ederek)! Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.

ENAM

141-) Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, hurmaları, yemişleri muhtelif ekinleri, zeytinleri ve narları, müteşabih ve gayrı müteşabih olarak inşa eden “HÛ”dur… O’nun ürünlerini meyve verdiğinde yeyin; hasadının gününde ise onun hakkını verin (zekât)… İsraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

ARAF

31-) Ey Ademoğulları her secde mahallinde zinetinizi giyin… Yeyin, için (bunları değerlendirin), israf etmeyin (gereksiz şekilde kullanmayın)… Çünkü O, israf edenleri (elindeki nimetleri gereksiz yere kullananları) sevmez!

55-) Rabbinize yalvararak ve derûnunuzla dua edin… Muhakkak ki O, haddini aşanları sevmez.

ENFAL

58-) Şayet bir topluluğun ihanetinden endişen varsa, anlaşmayı geçersiz saydığını önceden onlara bildir! Muhakkak ki Allah ihanet edenleri sevmez.
NAHL

22-) İlâh olarak düşündüğünüz Ulûhiyet sahibi BİR’dir! Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince, onların şuurlarını inkâr kaplamıştır ve güçlü bir benlikle yaşamaktadırlar (benliklerini şirk koşanlar)!

23-) Elbette ki Allah gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir… Muhakkak ki O, benlikleriyle yaşayanları sevmez.

HAC

38-) Muhakkak ki Allah iman edenlere sahip çıkar! Muhakkak ki Allah hiçbir hain (emanete ihanet eden) ve nankörü (verileni değerlendirmeyeni) sevmez!

KASAS

76-) Muhakkak ki Karun, Musa’nın kavminden idi de onlara haddi aşıp zulmetti… Ona öyle hazineler vermiştik ki onların anahtarları güçlü bir gruba ağır gelirdi… Hani yurttaşları ona dedi ki: “Şımarma, muhakkak ki Allah şımarıp taşkınlık gösterenleri sevmez.”

77-) “Allah’ın sana verdiklerinden, gelecek yurdunu (kazandıracaklarını) iste, dünyadan da nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et! Yeryüzünde bozgunculuk yapma! Muhakkak ki Allah bozgunculuk yapanları sevmez!”

RUM

44-) Kim küfür (inkâr) eder ise, onun inkârı kendi zararınadır… Kim de imanın gereğini uygularsa, kendi nefsi için hazırlamış olur (yaptıklarının karşılığını).

45-) (Allah,) iman edip imanın gereğini uygulayanlara kendi fazlından karşılık versin diye… Muhakkak ki O, hakikat bilgisini inkâr edenleri sevmez!

LUKMAN

17-) “Ey evladım… Salâtı ikame et… İmanına uygun olanla hükmet, kötü davranışlardan vazgeçir. Sana isâbet eden şeye de sabret! Muhakkak ki bunlar, azmetmeyi gerektiren işlerdendir.”

18-) “Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde kendini beğenerek yürüme! Muhakkak ki Allah, elindekilerle gururlanan kibirli hiçbir kimseyi sevmez!”

ŞURA

40-) Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah’ın üzerinedir… Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez.

HADİD

22-) Arzda (bedeninizde-dış dünyanızda) ve nefslerinizde (iç dünyanızda) size isâbet eden hiçbir musîbet yoktur ki, bizim onu yaratmamızdan önce, bir kitapta (ilim boyutunda takdir edilmiş) olmasın! Muhakkak ki bu Allah üzerine çok kolaydır!

23-) (Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!

  2- İNCELENECEK METİNLER:

ZALİM: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/zalim/index.htm

ZULÜM: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/zulum/index.htm

NANKÖR: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/nankorluk/index.htm

NİFAK: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/nifak/index.htm

UCUB: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/ucub/index.htm

BENCİL: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/bencil/index.htm

SAPMA: http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/dalalet/index.htm

KÜFÜR http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/kufur/index.htm

B- ÇÖZÜMLEME

1- ”ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ” KAPSAMINDA GEÇEN KİMSELER, HALLER, ÖZELLİKLER: (Ayetlere verilen manalardan derlendi)

A- SAVAŞ, DÜŞMANLIK, ÖLDÜRME VE KARŞI KARŞIYA GELME DURUMLARINDA HADDİ AŞANLAR:

-  Sizi öldürmek amacıyla savaşanlarla siz de Allah için savaşın. Haddi aşmayın. Muhakkak Allah haddi aşanları sevmez. (Bakara-190)

B-   ARZDA FESAT ÇIKARANLAR-BOZGUNCULUK YAPANLAR:

-    O dönüp gittiği zaman arzda fesat çıkarmaya, insanın ürününü ve neslini mahvetmeye koşar. Allah fesadı sevmez.(Bakara- 205)

-  “Allah’ın sana verdiklerinden, gelecek yurdunu (kazandıracaklarını) iste, dünyadan da nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et! Yeryüzünde bozgunculuk yapma! Muhakkak ki Allah bozgunculuk yapanları sevmez!” (Kasas- 77)

C-   RİBA YİYENLER:

-  Riba yiyenler, şeytan (cin) çarpmış kişi nasıl ayağa kalkarsa öylece kalkarlar. Bu onların, ribayı alışverişle aynı tutmalarından ileri gelir. Oysa Allah alışverişi helal kıldı, ribayı haram. (Alışverişte aldığının karşılığı ödenir; riba ise verilen borcun çeşitli miktarlarda fazlasıyla karşılığının alınmasıdır. Riba, karşılıksız yardımlaşma “infak” anlayışının tam zıddıdır.) Artık her kim Rabbinden gelen öğüt ile ribadan vazgeçerse, geçmişi ona aittir, hakkındaki hüküm ise Allah’ındır. Kim de döner riba alırsa, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada sonsuza dek kalırlar.

-  Allah ribayı (gelirini) mahveder, sadakayı (gelirini) ise arttırır!.. Allah, suçlarında ısrar eden nankörlerin hiçbirini sevmez. (Bakara-275-276)

D-   NANKÖRLER VE SUÇLARINDA ISRAR EDENLER:

-  Allah, suçlarında ısrar eden nankörlerin hiçbirini sevmez. (Bakara-275-276)

-  Muhakkak ki Allah iman edenlere sahip çıkar! Muhakkak ki Allah hiçbir hain (emanete ihanet eden) ve nankörü (verileni değerlendirmeyeni) sevmez! (Hac-38)

E-   KÂFİRLER- RASÜLE TABİ OLMAKTAN YÜZ ÇEVİRENLER- HAKİKATİ İNKÂR EDENLER:

-  De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun; ki Allah sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.” De ki: “Allah’a ve Rasûle itaat edin!”… Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak Allah hakikati inkâr edenleri sevmez.(A.İmran- 31-32)

F-    ZALİMLER- AFFEDEMEYENLER, BARIŞA YANAŞMAYANLAR:

-  “Hakikatine” iman edip bunun gereği olan çalışmaları yapanlara gelince; onların yaptıklarının getirisi tamı tamına verir. Allah zâlimleri sevmez!(A.İmran-57)

-  Eğer size bir yara (-nın ızdırabı) dokunuyorsa, o topluluğa da bir benzeri dokunmuştur. Böyle günler, devridaim olurlar insanlar arasında. İman edenlerin Allah’ça bilinmesi (varlığındaki Esmâ mertebesince açığa çıkarılanın sonucunun meydana getirilmesi) ve hakikate hayatları pahasına şehâdet edenlerin oluşması içindir. Allah zulmedenleri (nefslerinin veya başkalarının hakkını vermeyenleri) sevmez.(A.İmran- 140)

- Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah’ın üzerinedir… Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez. (Şura- 40)

G- KİBİRLENENLER- KİBİRLERİ SEBEBİYLE  İNSANLARA İHSANDA BULUNMAKTAN GERİ KALANLAR:

- Allah’a kulluk edin ve hakikatiniz olana hiçbir şeyi şirk koşmayın (hiçbir varlığa tanrılık pâyesi vermeyin)! Ana-babanıza, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara, yakın komşulara ve uzak komşulara, yol arkadaşınıza, yolda kalmışlara ve eliniz altındakilere ihsanda bulunun. Muhakkak Allah kibirlenip övünenleri sevmez. (Nisa- 36)

- “Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde kendini beğenerek yürüme! Muhakkak ki Allah, elindekilerle gururlanan kibirli hiçbir kimseyi sevmez!”(Lukman-18)

-  Arzda (bedeninizde-dış dünyanızda) ve nefslerinizde (iç dünyanızda) size isâbet eden hiçbir musîbet yoktur ki, bizim onu yaratmamızdan önce, bir kitapta (ilim boyutunda takdir edilmiş) olmasın! Muhakkak ki bu Allah üzerine çok kolaydır!

- (Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez! (Hadid- 22,23)

H-   İHANET EDENLER; İHANET EDENLERİ SAVUNANLAR- MÜNAFIKLAR:

-   Nefslerine ihanet edenleri savunma! Muhakkak ki Allah nefsine ihanet suçuna ısrarla devam edeni sevmez (Nisa- 107)

-  (Münafıklar-ikiyüzlüler) insanlardan gizleyebilirler ama Allah’tan asla! Oysa O beraberdi (tasavvufî anlayışla mâiyet sırrı-Allah’ın, kulun her zerresini Esmâ’sıyla varetmesi hakikati) onlarla gece boyu, Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri kurgularlarken. Allah yapmakta olduklarına Muhît’tir! (108)

-   Şayet bir topluluğun ihanetinden endişen varsa, anlaşmayı geçersiz saydığını önceden onlara bildir! Muhakkak ki Allah ihanet edenleri sevmez. (Enfal- 58)

-  Muhakkak ki Allah iman edenlere sahip çıkar! Muhakkak ki Allah hiçbir hain (emanete ihanet eden) ve nankörü (verileni değerlendirmeyeni) sevmez! (Hac-38) 

İ-       MAZLUMLAR HARİÇ, KÖTÜ SÖZLERİ GÜNDEMDE TUTANLAR:

-       Zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıktan konuşulmasını sevmez Allah! Allah Semî’dir, Alîm’dir.( Nisa- 148)

J-    İNANÇLARI SAPTIRMAYA ÇALIŞANLAR:

-    Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler… Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lânetlendiler! Bilakis, Allah’ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzâl olunan, onlardan çoğunun inkâr ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü… (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar… Allah inançları saptırma peşinde koşanları sevmez. (Maide- 64)

K- ALLAH HÜKÜMLERİNİN AKSİNE HÜKÜMLER ÇIKARARAK, HEVA VE HEVESİNE TABİ OLARAK HADDİ AŞANLAR:

-  Ey iman edenler!.. Allah’ın sizin için helal ettiği pak rızıkları haram kılmayın ve haddi aşmayın (Allah’ın helal kıldığını haram kabul ederek)! Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.(Maide-87)

L-   İSRAF EDENLER:

-     Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, hurmaları, yemişleri muhtelif ekinleri, zeytinleri ve narları, müteşabih ve gayrı müteşabih olarak inşa eden “HÛ”dur… O’nun ürünlerini meyve verdiğinde yeyin; hasadının gününde ise onun hakkını verin (zekât)… İsraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez. (En’am- 141)

-     Ey Ademoğulları her secde mahallinde zinetinizi giyin… Yeyin, için (bunları değerlendirin), israf etmeyin (gereksiz şekilde kullanmayın)… Çünkü O, israf edenleri (elindeki nimetleri gereksiz yere kullananları) sevmez! (Araf- 31)

M-   DUADA ACZİYET VE YÖNELİŞİN HAKKINI VERMEYENLER:

-       Rabbinize yalvararak ve derûnunuzla dua edin… Muhakkak ki O, haddini aşanları sevmez. (Araf- 55)

N-   BENLİKLERİ İLE YAŞAYANLAR:

- İlâh olarak düşündüğünüz Ulûhiyet sahibi BİR’dir! Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince, onların şuurlarını inkâr kaplamıştır ve güçlü bir benlikle yaşamaktadırlar (benliklerini şirk koşanlar)! (Nahl-22)

- Elbette ki Allah gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir… Muhakkak ki O, benlikleriyle yaşayanları sevmez. (Nahl-23)

O-   ŞIMARANLAR, TAŞKINLIK YAPANLAR, ZENGİNLİKLE AZGINLAŞANLAR:

-  Muhakkak ki Karun, Musa’nın kavminden idi de onlara haddi aşıp zulmetti… Ona öyle hazineler vermiştik ki onların anahtarları güçlü bir gruba ağır gelirdi… Hani yurttaşları ona dedi ki: “Şımarma, muhakkak ki Allah şımarıp taşkınlık gösterenleri sevmez.” (Kasas- 76)

P-   İMANININ GEREĞİ FİİLLERi YAPMAYANLAR- HAKİKATİ İNKÂR EDENLER:

-  Kim küfür (inkâr) eder ise, onun inkârı kendi zararınadır… Kim de imanın gereğini uygularsa, kendi nefsi için hazırlamış olur (yaptıklarının karşılığını).

- (Allah,) iman edip imanın gereğini uygulayanlara kendi fazlından karşılık versin diye… Muhakkak ki O, hakikat bilgisini inkâr edenleri sevmez!(Rum- 44,45)

 

2- BAZI TANIM VE AÇILIMLAR (Kur’an Çözümü ve Kavramlar’dan)

(Dünyada ve Bedende) FESAT ÇIKARMAK-BOZGUNCULUK YAPMAK: Varoluş amacına uygun olmayan şekilde hareket etmek.

RİBA: Alışverişte aldığının karşılığı ödenir; riba ise verilen borcun çeşitli miktarlarda fazlasıyla karşılığının alınmasıdır. Riba, karşılıksız yardımlaşma “infak” anlayışının tam zıddıdır.

KÂFİR: Gerçeği örten… Gerçeği değerlendiremeyen… Allah gerçeğini örten… Kendin veya karşındakinin ötesinde yönelecek bir varlık düşünen… Hz. Muhammed aleyhisselâmın açıklamış olduğu, “Tanrı yoktur sadece Allah vardır” gerçeğini örten… Sanki Tanrı varmış gibi yaşayıp ötedeki veya ötendeki tanrıya tapanlara, bu yüzden gerçeği örten ve inkâr eden… Allah’ın inzâl ettiği ile hükmetmeyen… İçinde yaşadıkları evrensel “Sistem”i “Oku”yamadıkları için kendi ayaklarıyla sonsuz bir azâba doğru yürümekte olan… “Kozası” dışındaki gerçekten “gaflet” hâlinde yaşayan… İnsanlık içinde en fazla yardıma muhtaç kişi… İstidracı ortaya koyan… Arzı , benliği kadar; sonu ise cehennem olan…

ZALİM- ZULMEDEN: Gerçeğin hakkını veremeyen… Nefsinin hakikatini bilmeyen… Nefsine zulmeden… Hâkimi Mutlak’ı, değerlendiremediği için; kendini, O’nun dışında varsayarak, şirk koşmak sûretiyle; “nefs”inin hakikatinden perdelenip, kendine zulmeden..

Nefslerinin veya başkalarının hakkını vermeyen!

NANKÖR: İlmin gereğini yaşamayandır!. Bu kelime kendisine verileni değerlendirmeyip, eline geçeni tepen, kadir kıymet bilmeyenler için kullanılır.

NİFAK: “Ya olduğun gibi görün; ya da göründüğün gibi ol” diyen Mevlâna Celâleddin, ikiyüzlülüğün ne kadar yanlış olduğunu idrak ettirmek istemiştir. İnsanların hakkında başka türlü düşündüğü halde yüzüne başka davranan gönlünde nifak taşımaktadır. Nifaksa şirkten bir cüzdür! Güvenmediğin insanla aynı mekânda bulunmamak, münafıklıktan çok daha evlâdır.

MÜNAFIK: İki yüzlü.

HADDİ AŞMAK: Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram saymak…. Sünnetullaha uymamak… Cezalandırmada ilahi sınırları aşmak…

İSRAF: Elindeki nimeti gereksiz yere kullanan. (İSRAF-MÜSRİF dosyamızda ayetlerle incelendi)

KİBİR- UCUB: Kişinin “Mutlak Kudret” sahibi yanı sıra kendini var kabul etmesi hâli… Varlığındaki ilâhi sıfatlardan gelen büyüklüğü müşahede edememe ve yaşayamama sonucunu doğuran kendisinde bir varlık, kuvvet ve kudret görme hâli…

“İlâhi sıfatların birimden zuhûru ile yaşanan hâl”den (Kendindeki kemâl sıfatlarının zuhuru olan Adn Cennet’nden) mahrum bırakan kendini beğeniş…

Sonu gelmeyen-git gide artan-benliği kuvvetlendiren-kişiyi kendini bir birim olarak görme hâlinde  sâbitleyen ve  neticesi de hüsran olan kendini beğenme…

3- ”ALLAH’IN SEVMEMESİ” NE DEMEK? Tasavvuf gözlüğümüzün B HARFİ İLMİ ve AHADUSSAMED İLMİ camlarından değerlendirecek olursak; ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ ifadesi ile ötede bir tanrının beride bazı kulları sevmemesinin kast edilmediğini hemen sezeriz. O halde ne kast ediliyor?…

Sevmek ve Sevmemek kavramlarında İKİLİK- ŞİRK var ise; Özde bulmak gerekiyor ise bu kavramı nasıl anlayacağız?… İşte kilit nokta burası!…

Konuyu paylaştığımız dostlardan ilhamla ALLAH’IN SEVMEMESİ konusunda özet yaklaşımlar:

1- Allah’ça vasıfların örtüldüğü, Allah’ın örtünmeyi dilediği, kendini örtünerek seyrettiği mahaller.

2-  Farklılık boyutunda birinin diğerine olan üstünlüğü gibi değil de, daha ziyade aşikâr olanın olmayana göre düşünelim. Yani; esmaların bir birimde daha az, daha zayıf zuhura çıkışı bir nevi onun sevilmemesi mecazı ile anlatılmış. Ama bu olay gene Onun dilemesi ile…

3- Fıtraten şuursal farkındalıkla değil de bedensel bilinçle yaşayanlar…

4-Bedenî bilinçlerini Kalbî Şuurlarının hükmü altına verecek imana henüz sahip olmayanlar.

5- Gönle giremeyenler!… Özellikle dünyada bir ALLAH EHLİ; VELİ KULA RASTLAYAMAYIP SADECE KENDİ KALIBI İÇİNDE YAŞAYANLAR, GENİŞLEYEMEYENLER….

Ya da bir veliye düşmanlık edenler, ona tavrı alanlar, gerçeğe sırt dönenler.

Mıknatıs  Demiri sever, Altın, Gümüş, Bakir madenini ise hiç sevmez, Demiri  cezbesiyle delicesine kendine çekerken, Altın ve Gümüşü yada Bakırı yanına getirseniz  oralı bile olmaz, hiç reaksiyon göstermez..

Altının cennet madeni ,Demirinse cehennem  madeni olduğundan bahseden bir hadis hatırıma geldi, Resulullahın  Demir takılara onay vermeyip Gümüşü tavsiye ederken Altının da  erkeklerce Cennette kullanılacağından bahsettiği..

Anladığım kadarıyla  sevmek bizim anladığımız şekilde  bir sevgi tezahürü değil  bir şeyin  fıtratına  ya da frekansına uygun olan bir başka şeye karşı oluşan çekim gücü yada cazibesi, peki  Allah ismiyle tanımlanan sonsuz ve sınırsızlık kavramlarından  (Tanrısal özellikler) da münezzeh olanın  dengi benzeri muhatabı var mı ki!?, yoksa, sevmesi nasıl olur ki!?.. 

Fakat  mademki Allah sevgisinden bahsediliyor,o halde  dikkatimizin sevgi tanımlamasıyla bir özelliğe yada oluşuma  çekilmesi hatta cezbedilmesi  için bu ifade kullanılmış olamaz mı ?, Eğer öyleyse, Allah’ın sevmemesi de  tam zıddı olarak  bu sevmenin getirdiği güzellikler  ve özelliklerle yasamdan mahrum olmayı gerektirir ki ,fıtratında sevmek yada sevilmek olanların korunmaları için  nasıl düşünmeleri ve hangi fiilleri ortaya koymaları gerekir ki  sevilmemekten  yani  O MUAZZAM; MUHTEŞEM, MÜKEMMEL, özellikleri yaşamaktan mahrum kalmasınlar.

Bu özellikleri yasamak  ALLAHIN SEVMESI  yasayamamak da  SEVMEMESI olarak ifade edilmiş, elbette takdirlerinde olana kolaylaştırılacaktır. Allah indinde ise ne Altının bir değeri var ne Gümüşün ne de Demirin, bu değerler bizim için ..    

Kimyası Altın olanlar  Cennetini, Demir olanlar Cehennemini yasayacak, biz aramızda  yasadıklarımızı değerlendirirken, bunlar Allahın sevdikleri bunlar da sevmedikleri diye tasnife gideceğiz,  Oysa ilminde seyrettiklerinden GANIİ olarak, kendi kendineliğini  yasamaya devam edecek.

Birde tetikleme sistemiyle bakarsak olaya  belli isimlerin özelliklerinden meydana gelen  fiiller yada düşünceler  bir başka İsmin manasının kuvveden fiile çıkmasını tetikliyorsa  Kuranda gecen  sevilmeyenlerin  ortaya çıkardıkları düşünce yada fiillerinin  sevilmeme diye bahsedilen daha doğrusu BIZIM SEVMEDIGIMIZ  yani ortaya çıktığında sonucunu  pişmanlık içinde yasayacağımız  ISMIN özelliklerini tetikler ve gereğini yaşatır..

Bir anlamda  sevgide belli isimleri tetiklemeyle yaşanıyor  sevgisizlikte,  her iki kavramın kökeni özümüzdeki ESMA mertebesine dayanıyor.   

Sevilen,Hakikatiyle yakine erenler, sevilmeyenler de mahrum olup uzaklaşanlardır.

Musluk neyi akıtırsa onun rengine bulanır. Seversen sevilirsin, sevmezsen sevilmezsin  ..seven de sensin sevmeyen de …suyu akıtırsan musluğundan elbette sende ıslanırsın .yok açmaz kapalı bırakırsan bir gün gelir suyun bozulur, kokar,ne sen içebilirsin nede başkaları….ne sen o Suyu seversin ne de o Su seni.

“Cennete iman ile girilir,birbirinizi sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız, birbirinizi sevmek için aranızda selamı yayınız..” (Hadis)

Demek  birbirimizi sevmek varlığımızdaki iman nurunu yada İsmini tetikliyor sonucu cennet  ve Allahın sevmesi  ifadesinin ta kendisi, ayrıca birbirimizi sevmeyi  tetikleyecek olan isimde  SELAM.. selamı yayabilirsek yani  cennet vari güzellikleri birbirimizle paylaştıkça   aramızda sevgi kuvveden fiile çıkacak  o da  MÜMIN ismini tetikleyip  hakikatimizi yaşamamıza vesile olacak…

Veya  tam tersi yukarda  tavsiye edilenler  es geçilecek   Kur’an da gecen Allahın sevmediği fiil ve düşüncelerle mahrumiyet ve uzaklık yaşanacak..

Somut bir örnek istersek;  Bir VELI’nin kendisinden uzaklaştığı kişi Allahın sevmediği  kişi demektir.. Zira  sevginin alameti  velayeti yaşamaktır, VELInin uzaklaşması o kişinin velayet nurlarından mahrum olmasını  gerektirir.

VELInin tutar eli yürüyen ayağı gören gözü işiten kulağı, vesair özellikleri ALLAHtır.
Niyazımız  Resulullah sevdasıyla sonsuza kadar yasamak, BIR  VELİNİN GÖNLÜNE GİRİP, KALBİNE TERS  DÜŞMEMEKTİR.

(Ufkumuzu açan bu açıklamalarından dolayı fikirlerini paylaşan dostlara teşekkür ediyoruz.)

C- SONUÇ;

TAKVA- İHLAS- İHSAN- İNFAK- TESLIMIYET- TEVEKKUL- SABIR- SEYIR- ALLAH RASULUNE TABI OLMA- ALLAH RIDVANINA TABİ OLMA- ADİL OLMA- BİRLİĞİ BÜTÜNLÜĞÜ KORUMA- ALLAH YOLUNDA GAYRET kavramlarını hayata geçirirsek ALLAH’IN SEVDİKLERİnden oluyor, Cennet yaşıyoruz nasibimizce…..

Yok eğer bizde;

ZULÜM- İSRAF- İSYAN- PERDELİLİK- KENDI AKLI İLE RASULUN HAKİKAT İLMİNE KAFA TUTMA- KUR’ANIN VE RASULULLAH’IN ÇİZDİĞİ ALLAH SINIRLARINA UYMAMA- NİFAK- KİBİR- NİMETE NANKÖRLÜK- HADDİ AŞMA- BOZGUNCULUK- RİBA YEME- BENLİK GİRDABINDA YAŞAM açığa çıkıyorsa işte o zaman ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ kavramının çevrelediği Cehennemde yanmaya başlıyoruz…. 

Çok söze gerek yok….

Düşün ve Titre!….