Değiniler- 27

Değiniler- 27

Geçmişin acı tecrübelerinden doğan kötümser bakış açılarıyla henüz doğmamış geleceğe karamsar bakmak da bir çeşit kilitlenmişliktir.

Nehir çağlamaya başlamışsa “Akmamalı” diye direnen değil vakitlice kova sarkıtan, tarlasına kanal açan, üstüne baraj kuranlar kazanacaktır.

Hiç bir samimiyetsizlik sonsuza kadar saklanamaz.

İSRAF ve MÜSRİF

Dışsallığa dönük din anlayışı İsraf kavramını bize ekmek, su, enerji, para savurganlığı diye empoze etti. Aslında neydi israfın hakikati?!..

İsrafın hakikati; insanın kendi gerçeğini (Allah halifeliğini) yaşamak üzere verilen kuvveleri, bedensellik ve dünyası için kullanmasıdır.

Müsrif kim mi? Hakikatiini yaşamak üzere verilen beyni ve kuvvelerini; şartlanmaları, değer yargıları, duygusallığı, alışkanlığına harcayan.

“Allah israf edenleri sevmez.” Yaratılış gayesinden uzak düşen fikir- fiillerle hayatını israf edene beyin; sonsuza dönük kuvvelerini açmaz!

İsraf http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-6/

ACIYA OH ÇEKMEK Mİ?

Takdir gereği bir kişinin- toplumun başına gelen felaket hakkında “Allah hak ettiğini verdi” diyen Rahiymin merhametinden nasiplenmemiştir.

İnsanların uğradığı felakete sevinenler, bunu kendilerine vaktiyle yapılan haksızlığa bağlayanlar; İlahlığa soyunmuşlardır.

Nedensellik ilkesi bir sistem açığa çıkışıdır. Ne var ki, hadiseleri sırf nedenselliğe bağlayarak yapılan okuma; ölü bir okumadır.

Birinin yaşadığı felaketi kendine yapılan yanlışa bağlayan kim olursa olsun kaçabildiğin kadar kaç! Çünkü o Firavunun, Deccalin ta kendisidir.

Sana zarar veren kişi, derde düşünce sevinme hissi duyuyor da “Layığını buldu” diye örtüyorsan ne insanlıktan ne dinden nasiplenmemişsin demektir.

Kınadığını yaşamadan ölmemek bir sistem kuralı. Peki, birinin acısına sevinenin hali? O da küstahça sevindiğini aynen kendine davet etmiştir.

Eline diken batsa elim beynime kafa tutmuştu bedel ödedi demiyorsun, birileri acı çekince hükmü yapıştırıyorsun. Varlığın tekliği? Tövbe et!

İNFAK

İnfakın hakikati dışa doğru bir şeyler vermekten öte insanın kendi sonsuz- sınırsızlığı önündeki engeli kaldırması, benliği eritmesidir.

Mal, para, mülk infakını herkes yapabilir. İtibar, şöhret, şeref, makam infakı nasıldır acaba?! Değerler (!) den vermedikçe olur mu dersin?!

Hakikatini yaşamada yegâne sermayen beynindir. Gerçek İnfak; bağırsak beynin hoyratça emdiği enerjiyi kontrollü biçimde üst beyne vermektir.

İnfak http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-7/

VELİYİ TANIMAK

Veli, tevazu göstermez. Çünkü gösterme amaçlı bir yaşam sürmez. Onun bu hali çoklarına kibir görünür de perdelenirler Velinin hakikatinden.

Takvayı nurlu çehre zanneden Veliyi de mülayim bir tip olarak düşünür. Oysa Celalin yükseği Velidedir. Zirve; sert, soğuk, zorludur değil mi?

Velinin kimseyi aydınlatma, geliştirme, yön verme derdi de yoktur. Irmak sulama için mi akar? Sadece akar, kanal açan yararlanır, o kadar!

Benim Veli dediğimi sıradan bulabilirsin. Senin Veli dediğini de ben basit sayabilirim. Veliyi onunla aynı frekanstaki tanır herkes değil.

Uyuşuk, paspal, her şeye boş vermiş tiplerde Velayet arar beşer. İnsan ise Velinin kudretini sezmiştir. Beyniyle akışı dönüştürme kudretini.

Görüşünce ego okşayan, tatlı sözler edendir Veli beşere göre. Bense onların beş dakika sohbette tüm zaaflarımı nazikçe önüme koyduğuna şahidim.

Her kim ki keramet anlatımlarıyla hüner sergiliyor; velilik imasında bulunuyorsa ondan kaçabildiğin kadar kaç! Veli; velayet iması yapmaz.

İsevilerin Azizleri ile İslam’ın Velilerini denk saymak öyle mi? Azizlik payesini ruhban heyeti verir. Velayet, paye değil Allah Lütfudur. İkisini birbirine karıştırma!

Velinin Tasarrufu nedir? Nasıl açığa çıkar? Kimler Tasarrufta bulunabilir?

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/tasarruf/

DİN DİLİNDEKİ İKİLİ ANLATIM

Bireysel Bilinç ne kadar arınırsa arınsın algılayan- algılanan ikiliği kolay kalkmayacağı için din dilinde ikili anlatımlar benimsenmiştir.

Din dilindeki ikili anlatımlar, klasik din anlayışı sahiplerince iki ayrı yapının ilişkisi zannedilmiştir ki bu bütünüyle Tekliğe aykırıdır.

Arz ve Semayı yer ve gök; Dünya ve Ahireti burası ve ötesi; Şeriat ve Hakikati ayrı formlar olarak anlamak maalesef perdenin en kalınıdır.

“Allah ve Kulu”, “Allah ve Resulü”, “Allah ve Melekleri” vb ikili anlatımları bir Allah bir de muhatapları diye mi anladın? Nerde kaldı Tek?

“Rasülullah ve Cebrail”… Böyle anladılar. Böyle anladıkları için Vahiy; getirilen götürülen bir posta mektubuna dönüştü. Ya hakikati?

“Dünya ve Ahiret.” Burası ve ölüm ötesi. Öyle mi anladın? Tıpkı çocuklar gibi. Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz addâ gidecez. Büyü artık büyü!

Birine, Dünya ve Ahireti Tekten anlatır mısın bana demiştim. Dedi ki;

- Cümleyi düşündün dünya, yazdın ahiret!

Bakar mısın izaha?!..

“Mehmet ve Düşünceleri” dediğimde beni düşüncelerimden ayrı görmüyorsun. Biliyorsun ki düşünce bende. “Allah ve Melekleri” ni nasıl ayırdın?

Zahiri halletmiş Bâtına yelken açmış. Biraz da kasılarak “Biz Zahiri aştık, örtüyü açtık, kabuğu geçtik” dedi. Şirkini Vahdet sanan zavallı.

“Beden ve Ruh” mu dedin sen? Bak Allah Rasülü (sav) ne dedi? “Bedenleriniz ruhlarınız, ruhlarınız bedenlerinizdir.”

“Allah, zalime hidayet etmez” Tanrı, zalime dönüp bakmaz (mı acaba?)

“Allah, israf edeni sevmez” Tanrı, savurgandan nefret eder (mi acaba?)

Gerçeğin algılanan yüzü Zahir, algılanamayan yüzü Bâtın. “Bâtını kavrayandan zahir düşer” zannı Teki bölme çabasıdır. Şirkin bedeli ağırdır.

ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ

Allah’ın sevmediklerinden bahseder Kur’an. Mahlûkatı yaratanın onları sevmemesi mümkün mü? O halde nedir Allah’ın Sevmedikleri işareti?!

İnsan veya diğer mahlukattan her açığa çıkan, bir esma dahilindeyse “Allah’ın Sevmediği” şeklindeki ayetler hakikatte neyi anlatıyor?!

Kur’an Allah’ın Sevmedikleri adı altında bazı kişi, kişilik, karakter, düşünce, fiillerden bahsediyor. Bunlar bir tanrının karşı oldukları mı?!

Takdirleri gereği EL- MUDİLL esmasının gereğini ortaya koyanlar; “Allah’ın Sevmedikleri” kapsamında tarif edilir Kur’an’da.

Ayetlerde “Allah’ın Sevmedikleri” olarak anlatılanlar Yaratıcının dışladıkları değil beşeriyet kozasından çıkamayan, gerçeğe eremeyenlerdir.

Bilincin hangi hal, bakış açısı ve fiillerle hakikatini seyirden uzak düşeceği ayetlerde “Allah’ın Sevmediği Fiiller” olarak işaretlenmiştir.

“Allah ihanet edenleri sevmez.” Kendini beden kabul ederek asıl hakikatine ihanet edenler; sonsuza dönük kuvvelerini harekete geçiremezler.

“Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!” Benlik kabulüne dayalı düşünce, söylem, eylemlerle yaşayan; sonsuzla rezonansa giremez.

Allah’ın Sevmedikleri  http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-8/

ALLAH’IN BERABER OLDUKLARI

Bazı ayetler “Allah’ın Beraber Oldukları” nı anlatıyor. Varlık Tek, Allah’ın eşi benzeri yoksa, Allah’ın Beraberliği nasıl açıklanabilir?!..

Mağara önünde karaltılar göründüğünde Hz. Ebubekir ra tedirgindi. Allah Rasulü sav LA TAHZEN İNNALLAHE MAANÂ Üzülme, Allah bizimle, buyurdu.

İnsanî gayelerle bir araya gelen iki arkadaşın üçüncüsü Allah’tır.

Beşerî gayelerle bir araya gelen iki kafadarın üçüncüsü Şeytandır.

(Mağarada) “Üçüncüsü Allah olan iki dosta kim ne yapabilir ki Ya Ebubekir? Hüzünlenme! Allah bizimle!” (Hz. Muhammed sav)

“Allah sabredenlerle beraberdir” Hakikatini çözemediği konuda beşerce tepki yerine insanca beklemeyi seçen;sonsuz potansiyeliyle bütünleşir.

Men Sabera Zafera; Kim sabrederse zafer kazanır (Hz.Muhammed as) Hakikatine ulaşmak üzere beşeriyetinden feda eden mutlaka gayesine ulaşır.

“Allah’ın Beraber Oldukları” http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-9/

SİSTEM BÜTÜNLÜKTEN YANADIR

Dünyasını evrensel normlara aykırı olarak yöresellik- töresellik üzerine inşa eden kişi ve kurumlar; uyumsuzluğun bedelini er geç öderler.

Allah Sistemi; bütünün hayrına, bütüne açık, bütünü kucaklayanı destekleme üzerine çalışır. Parçanın fazileti üzerine nutuk atanı değil.

İSTİĞFAR

Rasülullah (sav) günde 70 kez istiğfar edermiş. Kendisi için günah ve hata düşünülemeyecek olan bir zatın bu istiğfarı nasıl açıklanabilir?

İsevilerin günah çıkarmasını yanlış bulduk. Üst bilinç sahibi bir zata günah itirafı da istiğfar kapsamında olabilir mi? Ayet buna ne diyor?

Ayetler “Seher vaktinde istiğfar” öneriyor. Bu sadece gece aydınlığa dönerken istiğfar etmek mi? Yoksa daha farklı işaretleri olabilir mi?!

Virüs, spam, trojan bilgisayarı nasıl kasar, erişimi zorlaştırırsa; hata,günah,yanlış da bilinci öylece kasar, hakikate erişimi zorlaştırır.

İstiğfar http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-10/

DİNİN RUHU VE RAMAZAN

Takvime,saate bakmak; minare ışığı,top atışı izlemek ümmet için “Ufka bakan Resulullah” uygulamasının yerini almışsa o ümmete geçmiş olsun!

İbadet bireysel bir çalışmadır. İbadet konusundaki yanlış- yanılgılarda filan kişi veya kuruma uydum mazereti geçerli olur mu dersiniz?

KARZ-I HASEN

Bazı ayetlerdeki KARZ-I HASEN kavramı “Güzel Borç” olarak Allah’a dönük açıklanıyor. Es Samed borç alır verir mi? Nedir Allah’a borç vermek?

Eğer Allah’a güzel bir ödünç verirseniz, verdiğinizi size katlayarak arttırır ve sizi mağfiret eder. Allah Şekûr’dur, Halîm’dir (Teğabun 17)

Karz-ı Hasen  (Allah’a Güzel Borç Vermek)

http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-11/

DİN DİLİNDE HİKAYELEŞTİRME VE SAHNELEME

Tek bir insanın dünyasında yaşananın sanki iki kişi veya kişiler arasında yaşanmış gibi anlatılması Din dilinde çok kullanılan bir metottur.

“Sahneleme” ve “Hikâyeleştirme” temel bir eğitim metodudur. 7 den 70 e mesajı anlaşılır kılmak için bu yöntem oldukça yaygındır.

Tüm bilinç katmanlarına hitap eden Kur’an-ı Kerim dahi hikayeleştirme metodunu kullanmıştır. Kur’an’ın 3/4 ünü “Kıssalar” oluşturur.

İlkokuldan hatırladığımız Cin Ali serisi okuma- çizim kabiliyetini taze beyinlerde açmak içindi. Birinin maceralarını okumak değildi amaç.

“Sibel Kütüphanede”, “Ayşegül Sinemada” vb seri hikayeler de genç beyinlere yaşam bilinci vermek içindi. Hayali kişilerin masalı değil.

Hikayeleştirme metodu tüm bilinç katmanlarına ortak bir hitap taşıdığından, her birim kendi idrak düzeyince algılar ve anlam çıkartır.

Din dilindeki hikâyeleştirme; işi sadece zahirden ele alanlarca çoklu olay zannedile gelmiştir. Oysa hepsi Tek İnsanın hayat açılımlarıdır.

Adem, Havva, Şeytan, Cennet, Dünya vb anlatımlar dahi tek bir insanın iç aleminde yaşananların / yaşanacakların hikayeleştirilmiş özetidir!

Kur’an, tek bir kişideki halife şuurunu “Adem”, bedensel bilinci “Havva”, bedene dayalı dürtüleri “Şeytan” sembolü ile anlatmıştır.

Adem’in cennetten çıkarılarak dünyaya inişi; tek bir kişinin bedensel dürtülere yenilerek halife şuurundan uzak düşmesidir hakikatte.

“Ademlik”, “Havvalık”, “Şeytanlık” tek kişiye ait sıfatların sembolüdür. Yaşamda bunlarla kendini gösteren birimler de bu işaret içindedir.

“Cin Ali” serisini bir çocuğun macerası diye anlamak ne ise, Adem, Havva, Şeytan adlı yapılar var, yaşadıkları var diye anlamak da odur!..

“Adem’in dünyaya inişi” ni uzayın derinliklerindeki birinin küüüttt diye dünyaya düşmesi anlamak; beşerce anlayıştır, hakikatten uzaktır.

KUR’AN SIRLAR, ŞİFRELER KİTABI MI?

Kur’an’da sırlar yoktur. Bilinç katmanları adedince fark edilesi anlamlar vardır. Üst Bilincin malumu; alt bilince sır görüle gelmiştir.

Kur’an; Kitab-ı Mübiyndir; Apaçık, Okunası Bilgidir. İçinde sır / gizem yoktur. Formül de yoktur. Şifre de yoktur.

Her kim ki size Kur’an ayetlerinden sırlar, şifreler, formüller çıkarıyorsa kaçabildiğiniz kadar ondan kaçınız! Çünkü bu; şeytana uymaktır!

Cinnî Frekans, beşeri emri altına almak istediğinde oltasına sır,gizem,özel anlam,özel formül, rakam-harf yemi takar. Uyanan; oltaya gelmez.

Oltaya gelenler sığ sularda ve yüzeye yakındırlar. Derine dalmayı göze alanlar; oltadan, dalgadan, yüzey kiri ve tehlikelerinden emindirler.

- Ebced,cifir,numeroloji vb ilimlere ne dersin?

- Ölçüm; Ehlinin yolu. O bunlara girmemiş.

- Ama filan zat girmiş.

- Diyeceğimi dedim ben.

KOŞULSUZ RIZA; KUDRETTİR

Zıt kutuplar uzlaşmak üzere buluştuğunda sistem “Şartlarım, olmazsa olmazlarım var” diyeni değil “Koşulsuz her şeye varım” diyeni destekler.

Aleyhine de olsa en kötü ihtimale razı olanlara, Allah’ın en iyi ihtimalle lütufta bulunduğuna bizzat şahidim. Razı olmak; saklı kudrettir.

SEVGİ

Sevgi, şehvetin alt kümesi olarak kaldıkça hayvaniyet; şehvet sevginin alt kümesi oldukça insaniyet kişide artmaya başlar.

Şehvet; her tür tutkudur. Arapça’dan Türkçe’ye geçişte cinsellik anlamıyla daraltılmıştır. Tutku; ikinci beynin üst beyne vurduğu kelepçedir.

Kişinin dünyasına ikinci (bağırsak) beyni hakimse şehvet ve sahiplik; üst beyni hakimse sevgi ve şahitlik hayatında öne çıkar.

Sevemeyen veremez, veremeyen eremez.

ALLAH’I TANRI ZANNEDENİ KİLİTLEYEN SORULAR:

1- Yeryüzünde masum insanlara zulmediliyor. Allah buna neden dur demez? Şöyle yere geçiriverse hepsini!.

2- Ortaokula giden kız çocuğuna üç kişi tecavüz edip cesedini ormana atmış. Ne suçu vardı? Neyi hak etti?..

3- Secdeden başım kalkmıyor ama çekmediğim kalmadı. Hırsızın,yolsuzun işi rast gider. Allah ne yapmak ister?

4- Onun rızası için yapmadığım hayır kalmadı. Geçen yıl dükkanı,bu yıl evi soydular. Hayrın karşılığı bu mu?

5- Kader yazılmış cennetlik cehennemlik belliymiş. Cehennme yazılanın suçu ne? Allah’ın adaleti? Anlamıyorum.

6- Cennete amelle değil imanla girilirmiş. O zaman niye amel- ibadet ister Allah? Nasılsa amelle cennet yok.

DİNDEKİ MECAZ VE SEMBOLLERİ ANLAMAK

 “Bunu anlaman için 40 fırın ekmek yemen lazım” demişler, fırına gitmemiş. “Kader 50 bin sene önce yazıldı” demişler, asırlar öncesine gitmiş.

“Başımdan aşağı kaynar sular döküldü” nün şok tasviri olduğunu sezmiş ama “Onlara cehennemde kaynar su içirilir” i sıcak su içmek anlamış.

“O an dilim tutuldu” diyenin dil değil hayret anlattığını anlamış “Rabbim dilimin bağını çöz” diyen Musa’yı peltek, pepe sanmaktan çıkamamış.

“Geç kalan personeli müdür yerin dibine geçirdi” sözündeki utandırmayı görmüş de “Kavimlerin yere geçirilmesi” ndeki mecazı görememiş.

“Kafasında kırk tilki dolaşan” da hilekâr karakter sembolünü bilen “Maymuna dönüşen insanlar” la taklit yaşamı anlatıldığını niye düşünmez de maymuna çevrilmiş insanlar var sanır?