Değiniler- 28

Değiniler- 28

BÜYÜK RESMİ GÖRMEK

Büyük resmi görmek de göstermek de kolay değildir. İnsanlar içinde olayları büyük resimden okuyacak olanlar binde bir düzeyini pek geçmez.

Hudeybiye Anlaşması zahiren bütünüyle müminlerin aleyhine idi, ashab tedirgindi. Büyük resmi OKUyan Allah Resulü onlara Fetih müjdesi verdi.

Hendek kazan müminler yorgun düştü. Düşman yakın, şartlar güçtü. Dev kayaya balyoz vuran Allah Resulü; Mekke, İstanbul,İran Fethini görüyordu.

Büyük resmi görme gayreti büyük planları sezme nimeti getirir. Üst akıl sahiplerinin öngörülerinde, Velinin keşfinde hep bu bakış vardır.

Görsel- Yazılı Basın ve Sosyal Medyanın ana işlev ve gayesi; insanlara büyük resmi göstermemek, küçük resmin kısır çekişmelerinde tutmaktır.

Para- Kadın odaklı sınav yaşanır da gündeme düşerse halkın % 99.9 unun aklı, basireti kilitlenir. Bu anlarda Büyük Resmi görmek güçtür artık.

“Ateş yanmasa duman tütmez” atasözü, ne yazık ki Türk halkının sansasyona inanma eğilimine dayanak olmuş, dedikodu büyük resmi örtmüştür.

Yöresel, Göresel, Töresel bakış açısıyla yaşayanın büyük resmi görmesi mi? İmkansız! Onun işi dedikoduya, skandala, fitneye kürek çekmektir.

Milletimiz büyük resmi görmesin diye bir kesime “Din elden gidiyor” diğer kesime “Devlet elden gidiyor” yaftası yıllarca yutturulmuştur!

Büyük resmi görme önündeki büyük setlerden biri “Din- Ahlak adına insanlar hakkında hüküm vermektir.” Yorumsuz Seyir; büyük resme kapı açar.

VERİTABANI – BİLİNÇALTI ETKİSİ ve DEĞİŞİM

“Düşündüm, taşındım, böyle yapmaya karar verdim” dediğinde veritabanı birikiminden bağımsız bir karar mı almış oldun? Yoksa?!

“Yeni bir karar aldım, eski halimden çıktım” dediğinde bile yeni bir durum olarak değil veritabanının meyvesi olarak dediğini fark ettin mi?

Ham madde fabrikaya girer, işlenir, ürün bantlara verilir, kolilenir müşteriye erişir. Beyninin dahi böyle çalıştığını biliyor muydun?!..

Bilgi, haber beyne gelir; veritabanı nasılsa o yönde işlenir, bakış açısı, düşünce ve fiil olarak açığa çıkar. Sen de kendine mal edersin.

Her beynin bir işletim mekanizması; her kişinin bilgi değerlendirme tarzı vardır. Fiiil, düşünce bilgiye göre değil, işletim tarzınca çıkar.

“Ben anladım”, “Ben yaptım” dediğinde bile yapan sen değilsin; sende senin kayıtlarınla oluşmuş veritabanı işletim sistemidir.

“Robot değilim” mi dedin? Robot yüklenen programa göre hareket ediyor. Sen?!.. DNA, astroloji, çevre, kültür, eğitime göre yaşamıyor musun?

Farkındalık- Aydınlanma ne midir bilir misin? Veritabanına dayalı beyin işletim sisteminin nelerle programlandığını fark etmendir.

Fark etmek yeter mi? Kesinikle hayır. Fark edişle beraber olarak veritabanı dönüşümü ve arınması da şarttır. İşte ibadet bunun için var!..

“Düşünce değişirse her şey değişir” diyenin yanlışı ne mi? Evet, bilgi düşünceyi değiştirir ama işletim sistemini değiştirmek daha başkadır.

Veritabanına bağlı beyin işletim sisteminin değişimi bilgi- uygulama beraberliği ister. Bunun için tefekkür- ibadet senkronizasyonu şarttır.

Anlayış bilgi ile değişir; Arınış uygulama ile gelişir.

Veritabanına dayalı beyin işletim sisteminin bütünüyle değişimi, getirisi bakış açısı- yaşam tarzı devrimi din dilinde Miraç adını almıştır.

Kişinin bilgiyi oluşmuş veritabanına göre işleyerek hüküm vermesi Suizan, İman nuruyla hayra yorarak yaklaşması Hüsnüzandır.

Zanların ötesi Yakiyne geçmenin ilk eşiği Yorumsuz Seyirdir. Yorumsuz Seyir; veritabanına bağlı işleme karşı kişiyi uyanık tutar.

“Kulumun zannı üzereyim” Veritabanına bağlı beyin işletim sisteminizin çalışma şekli ne ise Hakkı- Hakikati ancak o kadar tanıyabilirsiniz.

REENKARNASYON MU? ESMA GRUBU DEVERANI MI?

Reenkarnasyon; kendini beden olarak kabul edenin, ebedi beden kalarak dünyasında yaşama arzusundan doğan bir yanılsamadır.

“Belli esma terkiplerinin farklı çağlarda değişik kişilerden açığa çıkışı” ile reankarnasyonu çorba eden; aldanışına dini kılıf aramaktadır.

Bir dahaki sefere kralsın be oğlum http://youtu.be/e1xkSzWMbG0

Reenkarnasyon mu? http://www.ahmedhulusi.org/tr/video/19-reenkarnasyon

DUADAN AMAÇ OLDURMAK MI?

Dua mekanizmasını sadece bir “Oldurma” veya “Durdurma” aracı olarak görmek, bireysel egonun kişiye oynadığı en büyük oyundur.

Gayesi “Benliğin Dünyasını Güçlendirmek” olan Kişisel Gelişimin “Otur, hayal et, yarat, olsun” tezi maalesef Dua edenleri de etkilemiştir.

Gayesi “Benlik Dünyasını Hiçlendirmek” olan Tasavvuf büyüyen değil eriyen benlik ister ki o noktada dua daha farklı bir işlev- anlam kazanır.

Benlik Dünyasını Güçlendirme amaçlı Kişisel Gelişimin Benlik Dünyasını Hiçlendirme amaçlı Tasavvufa sızması Mehdiyete Deccaliyet sızmasıdır.

Duanın misyonu Ehlullah nezdinde sanılandan farklıdır. Şahı Velayet Hz. Ali’ye kulak verelim: DUALARIMI KABUL ETMEMESİNDEN TANIDIM ALLAH’I.

“Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Ayet) Duanız olmasa yaratılış terkibiniz nasıl açığa çıkıp da değerlendirilmiş olsun?

Dua; kişinin yaratılış gayesini açığa çıkarma anahtarıdır. Egonun tutku- arzularını oldurma startı, egoya ters geleni durdurma supabı değil.

Beşerî dualarım kabul olmadıkça, İnsanî dualarım hayat buldukça tanıdım kendimi. Tersi olsa iyi bir Firavun olur, ilahlığımı ilan ederdim.

Dua; yaratılış gayesini açığa çıkarma talebidir. Sadece el açmakla değil düşünce,fiil, hayal,sevgi,nefret,ilgi ve korkunla her an duadasın!

Ne bir şeyleri oldurmak, ne bir şeyleri durdurmak için değil dualarım. Olanı olduğu gibi izlemek, anlamak lütfedilirse şükürde aciz kalırım.

BAŞKALARINI KURTARMA PERDESİ

Başkalarına din tebliği yapmakla ömür tüketenlerin çoğunun dinin hakikatini tanımadan dünya hayatını tamamlamaları ne hazin…

İnsanlığa, topluma yardım gayesiyle koşturanlar; son nefeslerinde kendilerine hiç de yardım edemediklerini fark etseler halleri nice olur?

“Çokluk kuruntusu sizi oyaladı” (Tekasür/1)

Kalabalıklara, insanlara, topluma dönük yaşamakla dini yaşayacağınız zannı sizi oyaladı.

Egonun kişiyi hakikatinden perdelemekte kullandığı en sinsi yöntem; fedakarlık- yardımı yaşam gayesi edindirmesidir. Sağdan gelen şeytan?!

Toplumu kurtarmak (!) için geceyi gündüze kattığım dönemde dinin hakikatine yaklaşamadığımı @AhmedHulusi eserleriyle özüme dönünce anladım.

İnsanları dinin öz gerçeğine çağıranların dini dışa, topluma dönük yaşamak sananlar nezdinde pasiflikle etiketlenmesi tarihi bir perdedir.

Dünya hayatı ebedi yaşam boyutu nezdinde 8 saniye bile değilse; Dinin gayesi devlet, medeniyet, kültür inşasıyla dünyayı ihya olabilir mi?

RIZIK

İnsanı bedenden, hayatı yeme içmeden ibaret sananlar Kur’anın RIZIK kavramını da maişet ve geçim aracı sanmışlardır. Nedir Rızkın hakikati?

“Razzak olan Allah her mahlûkun rızkını hazır etmiştir.” İman ettik. Peki, o zaman dünyada neden açlıktan ölenler var? Rızıkları hazırdı?!..

Hz. İsa (as) Havarileriyle dua etmiş, “Allah’ım semadan bir sofra ile bizi rızıklandır” (Maide/114) Gökten paraşütle sofra mı inmiş ne?!

Hz. Zekeriya (as) ne zaman mabede girse Hz. Meryem’in yanında yeni rızıklar bulurmuş. Meryem, Allah indinden dermiş. (A.İmran-37) Nasılsa?!

Yaşadığı belalardan bunalmış. Dostu demiş ki “Rızkın kesilse canını alırdı, almadığına göre üzülme kardeş”. Rızkın kesilmesi ve ecel?!..

“Kimi HU’dan, kimi RAB’den, kimi RABBÜL ALEMİYN’den rızıklanır.” dedi. Çöz, farklarını da anlat demez mi? Ne demekse?!

Hicret edene cömertçe verilmiş bir rızık vardır diyor Kur’an. (Enfal 74) Medine’ye her hicret eden köşe olmadı ama? Hicret ve Cömert Rızık?

Ey iman edenler, sizi rızıklandırdıklarımızdan temiz olanlarını yiyin. (Bakara-172) Temiz Rızık hijyenik gıda mı? Şirk pislikse temiz rızık?

Musa kavmine semadan rızık önermiş. Yerden biten sebze,kabak, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan isteriz demişler. (2/61) Göğün ve Yerin Rızkı?

Sadece Musa kavmi mi yerin rızkını göğe tercih etti? Şu an bunu sen de ben de yapmıyor muyuz acaba? Kur’an’da Rızık? Çok geniş kavram çoook!

RIZIKhttp://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-15/

KADİR ANI

Kadir anı gecede yakalanacak bir an değil; ömürde yaşanacak bir andır. O an kişi eski bakışına, yaşamına kesin/keskin bir iradeyle veda eder.

“Hayatımın son iki yılı olmasa helak olmuştum” (İ. Azam) Ehli Beyt Din Anlayışına geçiş beyanı bu söz; İmamı Azam’ın Kadir anıdır!

Celaleddin Hoca, Hz. Şemsi Tebrizi’yi gördüğü an hayatının köklü değişim süreci start alır. İşte o an Rumi’nin Kadir anıdır.

“Yunus, tasmayı zinciri al karabaşı bul getir. Çarşıya gider o, orada ara!” Nallıhan kadısı Yunus, elde tasma çarşıda. İşte Kadir anı!

99′ da bir mimar abi kara kitapları tutuşturdu elime. Oysa “Allah’a enerji diyeni okumam” derdim. Nereden bilirdim ki o an Kadir anım olduğunu?

OYUN ve EĞLENCE

“Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir” diye çevirdiler En’am 32 yi. Doğru mu çevirdiler? Ahiretin tarlası dünya oyun- eğlence olur mu?

Bakalım Ahmed Hulusi nasıl çevirmiş En’am 32 yi? (Esfeli sâfîliyn olan) DÜNYANIZIN YAŞAMI oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir!

http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-16/

DÜNYAN”DAN ARINMADIKÇA

Dünyasından arınamayan; ahireti de dünyasına göre ve dünyası ekseninde tasavvur etmekten kendisini alamaz. Bilincin Blokajı işte budur.

Dünyasına göre bir ahiret düşündü; bedenselliğini baz alarak. Vardığı sonuç mu? Cennet, kadınlar haremi; Cehennem; işkence hücresi…

İnsanların kahir ekseriyeti dünyalarında yaşadığından, Kur’an- Hadis dahi -zahiren- dünyalarına dönük kompozisyonla seslenir genellikle.

Dünyasından çıkma iradesini ortaya koyabilenler; ayet ve hadislerin zahiri manalarının ötesine geçmeye güçlü bir adım atmışlardır.

Sorgulayanlar, olayın görünen gibi olmayacağını da düşünebileceklerinden dünyalarının ötesinde bilgilere ve idraklere gönüllü talip olurlar.

Çoklarının “Esmaül Hüsnada yok” zannettiği EL MÜRİYD Ahmed Hulusi nin ilk zikir önerisi. Neden? Dünyandan çıkma iradesi sende açılsın diye!

RAHMAN KILIKLI ŞEYTAN

- Bir kaç seansta bilinçaltı temizleyenler var, gideyim mi?

- Akıllı ol. Sorgula, zikret, oku, tefekkür ve ibadetle arıt bilincini.

“Kendini bilen, Rabbini bilir” Dünyasını bütün çerçevesiyle tanıyan; dünyasından evrensele açılma iradesi gösterir ve bu hedefe yönelir.

Üç seans bilinçaltı temizliği, beş terapi aydınlanma, iki seminer ışığa kavuşma öyle mi? Secdeden kalkmayanın, oruç bağlayanın aklı yok mu?!

“Dinlerini bir oyun ve eğlence edinmişler” ayeti var mı? Kim onlar? Dinin anlam ve yaşam yolunu Allah Rasülü zaten gösterdi. Oyuna gelme!

ALLAH AHLAKI

Ego, tükürdüğünü yalamayı ar edinir. Hakikatine yönelen bilinç, her halükarda hatadan dönmekle arınacağını fark etmiştir.

Toplumsal ahlak değerleri ile yaşamayı “Allah Ahlakı” mı sandın?! Allah Ahlakı bütün ahlaki değerlerin fevkinde bir bakış ve haldir.

Toplum ve din adamları (!) taşlanmalı bu kadın derken Allah Ahlakı ” İlk taşı günahsız olan atsın” demişti. https://youtu.be/HUSoTwEhQcI 

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİNDE KESTİRME YOL

Bilinçaltı kirleri ve geçmişin negatif yüklerinden arınmanın en kestirme,en kısa,en kolay yolu mu? Hacca gitmek! Niyete alana mübarek olsun.

Hac şartları arasında zenginlik yoktur! Allah Rasulü “Yol azığı, binek bulabilen” buyurmuş sonra bu “Zenginlik şart” diye algılanmıştır. Zenginlik şart değildir. Uçak biletini bulan, hiç durmasın gitsin.

“Hacca gidecek olan evine 40 günlük azık bırakacak, borçlarını sıfırlayacak” vb kurallar da atmasyondur! Allah Rasülü bunları söylememiştir.

“Gitmeye imkânı olan herkese Beyt’i hac etmek, insanlar üzerindeki Allâh hakkıdır.” (Ali İmran-97)

“Hacı olan kadın örtünmelidir” dayatmasının İslam ibadet ruhuyla alakası olmadığını açıklayan Ahmed Hulusi kadınlara Kâbe yolunu açmıştır.

Cahil Halk “Üzerinde borç,hak varsa haccı olmaz!”

Rasulüllah; “Vakfeyi tamamlayan arınmıştır, günah tereddüdü taşıması bile günahtır”

“Hacdan dönen şöyle yaşayacak” diye olmayan hükümler icat edilmiştir. Çokları bu yüzden hacca gitmezken bunun önünü de Ahmed Hulusi açmıştır.

ISTIRABIN TEMELİ; ZAMAN, ÇARESİ; AN

Aslolan an’dır. Beşeri düşünce, an’a zam yapmanın pahasını zaman kısıtlanmışlığıyla sonsuzdan perdelenerek ödemektedir.

Fotoğraf çekerek, günce tutarak, tarih yazarak, yıldönümü kutlayarak, anma merasimi düzenleyerek, tecrübe konuşturarak AN’a şirk koşar beşer!

Beşer, yaş günü kutlamasıyla kah mutlu olur, kah hüzünlenir. İnsan, yaştan münezzeh olduğu gerçeğinin huzuruyla an’ı seyirdedir.

“An”ı “an”da bırakmayıp, sonraki “an” içinde canlandırmanın cezasıdır yanmak! Senden sana! Allah kullarına asla zulmetmez. (Ahmed Hulusi)

Akraba cenazesini defnedip hemen peşine dost düğününde raks edebilir misin? Ayıp mı? Yapabilirsen an’ı sonraya taşımamak en az böyle Bi şey.

Sık sık abdest tazelemek, özellikle yakıcı ve üzücü olayların peşine gusül abdesti almak; an’ı sonraki an’da canlandırmamaya yardım eder.

Cenaze çıkan evi baştan aşağı badana eden, mefruşatını temizleyen Anadolu halkı, an’ın mekâna sinen negatif enerjisini arıtmak istemiştir.

“Beş vakit namaz, vakitler arasındaki küçük günahlara kefarettir” hadisi; namazın bir önceki negatifi arıtması, yeni şarj olma işaretidir.

Sürekli Esma Zikri halinde olmak bizi an’ın negatif enerjilerinden korur. An’ı bir sonraya taşıyıp canlandırmamanın en etkin yolu; Zikirdir.

İYİ NİYET CEHENNEMİ

Herkesi sevmeyi herkese aynı mesafede olmak diye anlayanlar; kendi elleriyle kendi cehennemlerini tutuşturmuşlardır.

Kendi elleriyle kendilerini yakanların sistemi okuyamamaları şu cümleyle dillenir: “Ama ben iyi niyetliyim, insanları sevmek suç mu?”

Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir.” (Hz. Ömer ra)

Pazarda meyve seçmeye gösterdiğin özeni arkadaş seçmeye göstermiyor, insan sevgisine bağlıyorsan kafa karışıklığından şikayet hakkın yoktur.

Sistemin bir kanadı İlim diğer kanadı Korunmadır. Sevgi, iyi niyet, muhabbet, yakınlık, fedakârlık vb gerekçelerle korunmayı hafife alan yanar!

Deniz iyi niyetli cahili değil yüzme bileni üstünde taşır. Ateş çıplak elle dokunana değil maşa kullanana ışık, ısıdır. Hala mı duygusallık?

Enerjiyi yalıtım maddesiyle kapladılar ki zarar vermeden ışık, ısı olsun. Duyguyu; akıl, ilim, korunmayla yalıtırsan yanmaz, hayır bulursun.

Az önce yazdıklarım on yıl önce bana da “Ruhsuzluk” (!) gelirdi. Yana yana Ehlinin dediği yere geldim. İsterim ki sen yanmadan öğren dostum.

HALA MI MECAZI GERÇEK SANMAK?

“Gemisini kurtaran kaptan” sözü gemiyi, kaptanı değil çoğunluğun zarar ettiği ortamda kendini kurtaranı anlatır. “Nuh’un gemisi” ne o zaman?!

Hızır da Musa ile yola çıktığında gemiyi delmeye başlamış. Musa tedirgin, su alır batarız korkusunda. Ya Hızır neyin farkında?!

“Nuh (as) tufan kopacak diye gemi yaptı” dedim. Meczup dedi ki “Yanlış. Tufanı kopsun diye gemi yaptı!” Ne demek istediyse Allah’ın meczubu?

Satıcı “Batan geminin malları bunlaaaar!” diye bağırırken gemi battı, malı geldi diye anlamayanlar “Nuh’un Gemisi”ni Ağrı Dağında arıyor!..

“Yunus, kavmini gemiyle terk etti” diye anlatan hocalar, denize düşüp balina karnında namaz kıldığını da tasvir ederdi. Ne mucizeydi Allah’ım (!?)

GEMİ: http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-18/

“Salıverilen ama karışmayan iki deniz” anlatır Kur’an. Custo, Cebelitarıkta okyanusla denizin karışmadığnı keşfetti. Mana çözülmüş mü oldu?!

“Denizler kaynatıldığı zaman” (Ayet) Kıyamet saatinde denizler fokurdayacak diye mi anladın? Ortalama 70 yıllık ömürde kim göre kıyameti?

“Denizi yara yara giden gemiler” de geçiyor Kur’an’da. Keşif kitabı değilse, her bilincin hakikat rehberiyse ne anlayacağız bu tasvirden?

“Hz. Musa asasını vurdu, deniz ikiye yarıldı, müminler geçti Firavun ve avanesi boğuldu” Ne mucize ama! Dışsal yaşayana yeter de artar bile.

İSRA 66) “Rabbiniz ki lütfunu arayasınız diye gemileri sizin için denizde yüzdürüyor!” Hitap gemiciler, denizcilerden öte her kula ise?!..

31/31) “İşaretlerinden size göstermek için, Allah nimeti olarak gemilerin denizde akıp gittğini görmedin mi?” İşareti gör dendi gemi-deniz gördün!

İhramlıya kara avı yasak, deniz avı serbest. (5/96)  İhramlı? Kara ve deniz avı? Hacının derdi av mı?

DENİZ  http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-19/

Kur’an’da kavimler, milletler, tufanlar, helakler, yıldızlar, kıssalar olarak anlatılan; Tek Kişinin Hakikatine Yöneliş Süreçleridir.

KAVRAMLARIN DEĞİŞMEDİKÇE

Bilinç evinin üzerinde yükseldiği duvar; kavramlardır. Bir konuda, alışılmış kavramlar değişmedikçe düşünce de bakış açısı da değişmez.

Dini alanda asırlardır süren aydınlanma ve sıçrama sıkıntısının temelinde dine sığ ve yanlış yaklaşımların yansıtıcısı kavramlar vardır.

Kur’an İNDİRİLDİ, Rasülullah Miraca ÇIKTI, Cebrail Vahyi GETİRDİ vb niceleri. İnen ayet, çıkılan miraç, gelen vahiy. Nasıl değişsin kafa?!

Sıkışınca “Allah Kerim”, daralınca “Allah yardım eder”, tereddüde düşünce “Hayırlısı Allah’tan”… Allah adıyla yaşatılan, parlatılan Tanrı!

Bir şeyleri savsaklama niyetiyle kullanılan kavramlar var. Davet ediyorum gelir misin? “Yoğunum ama inşallah” Kıvırma payı mıdır inşallah?!

Ve özünü okuyamadığımız her oluşuma Hikmet, Keramet, Mucize giydirmemiz! 6.his öngörüsü Keramet, düşünce okuma Mucize, sürpriz gelişme Hikmet.

Kur’anın “Halife” dediği Âdemi “İlk insan” algılamak? Kitapta “Dinler” geçmezken dinler arası diyalog kurmak? Neresini alalım ki hataların?

Mecaz ve sembolleri hala düz mantıkla anlamak. Mizanı terazi, Sıratı köprü, Cenneti hayal ülkesi, Cehennemi işkence hücresi diye düşünmek.

KUR’AN DIŞ DÜNYAYI MI ANLATIYOR?

RA’D 12-) “HÛ” ki size korku ve umut olarak şimşeği gösteren, yüklü bulutları inşa eden. Ra`d (gök gürültüsü) O`nun Hamdı olarak tespih eder.

NUR 43-) Görmedin mi ki Allah bulutları sürüyor, sonra aralarını birleştiriyor sonra üst üste yığıyor!

FURKAN 48-) “HÛ” ki… Rahmetinin önünde müjdeciler olarak rüzgârları irsâl etti… Biz, semâdan tertemiz bir su inzâl ettik.

Bulut,  rüzgâr, şimşek, yağmur, dolu. Kur’an meteoroloji kitabı değil ki hava durumu anlatsın? Neden bunca detaylı tasvirler? Asıl amaç?!.

GÖKSEL (!?) OLAYLAR” (Bulut- Gök Gürültüsü- Şimşek- Yıldırım- Yağmur) http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-20/

ŞİİRSEL YAŞAM PERDESİ

Bazen şiirsel yaşayabilir, şiirimsi duyguları zevk edebilirsin. Ne var ki tüm hayatı şiirsel okumaya kalkışmak; yanmanın ta kendisidir.

Nostaljiyle hüzünleri, idealizmle ümitleri coşturan şiir; kişiye AN’ı yaşatabilir mi? Şiirimsi bakış açısıyla Allah Sistemi okunabilir mi?

Şiirle hakikate erilse asırlardır huşû (!) ile Mevlid-i Şerif dinleyen bu halk Vahdete ererdi. Kusura bakmayın coşma; OKUma getirmiyor.

Bir büyük demiş ki “Söylediğiniz ilahileri az tefekkür etseniz, çoktan Hakka ermiştiniz” Kafiye,mısra,ezgi, ritim sorgulamayı örtüyor mu ne?

Yasin 69-) “O’na şiir öğretmedik! O’na yakışmaz da!” Kur’anın şiir olmadığı malum. Neden bu vurgu? Şiirin yakışmaması ne? Yakışmayan kim?

O’na şiir öğretmedik! O’na yakışmaz da! O ancak bir hatırlatma ve apaçık bir Kur’ân’dır! http://mehmetdogramaci.com/ona-siir-ogretmedik/

HAVARİLİĞE SOYUNMA PERDESİ

Üstlerine vazife olmayan konulara burnunu sokmaktan geri duranlar; burunlarının sürtülmesinden emniyette olurlar.

Beşerin kendini yakma yollarından biri de şahsını ilgilendirmeyen konuda konuşması, üstüne vazife olmayan noktada havariliğe soyunmasıdır.

Sorulmadıkça söylememek, çağırmadıkça eylememek huzurun en kısa, en kolay, en basit yoludur.

“Ne olacak benim halim?” sorusunun ciddiyetini kavramaktan uzak düşenler “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusuyla ömür tüketirler.

Kendisinde her şeye karışma yetkisi vehmeden dedikoducu tipler “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisini kalkan edinirler.

Kul, iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu yüzden cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir yerine düşer gider. (Hadis)

Hayır söz hariç, dilini tutan, şeytanı mağlup eder. (Hadis)

- Kurtuluş için ne yapmalıyım Ya Rasülallah?

- Kurtuluş için dilini tut, evinde otur, günahların için ağla! (Hadis)

Sükût eden bir mümine yakın durun! O hikmetsiz değildir. (Hadis)

TEVEKKÜLÜN HAKİKATİ

EL VEKİL :Vekil tutanların işini en mükemmel biçimde sonuçlandıran!..

(Dua ve Zikir/ Ahmed Hulusi)

Teklik bilgisi- bakışı içinde “Tevekkül” kavramını nasıl anlayacağız? Allah adı ile işaret edilen; ötede bir tanrı değilse, varlıkta Tekten başkası yok ise kim, nereye, kime güveniyor ve de yaslanıyor?!…

Kur’an Çözümünde Ahmed Hulusi Tevekkül kavramını KENDİNİ OTOMATİK PİLOTA BIRAKMAK diye tarif etmiş. Neler düşündürür bu tanım?..

TEVEKKÜL http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-22/

TESLİMİYETİN HAKİKATİ

- Allah’a teslim olmalıyız. (Yanlış)

- Allah’a teslim olunmuşluğumuzu fark etmeliyiz. Her birim, her haliyle zaten ona teslim. (Doğru)

TESLİMİYET  http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-23/

HIZLI BİR ARITICI

Dedikoduya muhatap olmamış Allah Ehli yoktur! Dedikodu; arınmanın en hızlı ve en güçlüsüdür. Hakka talip olanın üstünde günah bırakmaz avam.

Vaktiyle bir zattan duymuş idim. “Hakkında en az 1000 kişi konuşmadıkça, dedikodu etmedikçe velayet açılmaz” demişti. Hikmeti ne ise?!.

ÖLÇÜ VE AYAR

“Ne zulmedin, ne de size zulmedilmesine izin verin” (Hadis) İnsanların sınırlarını zorlamayın, sınırlarınızın zorlanmasına da izin vermeyin.

Saygıya dayanmayan sevgi cıvıklığa, cıvıklık pervasızlığa, pervasızlık nankörlüğe dönüşmeye müsaittir. “Çok muhabbet tez ayrılık getirir.”

Mesafe ayarı tutturulamayan her ikili ilişki; taraflar için potansiyel bir yangın sebebidir.

Meyvenin kabuğu, gıdanın ambalajı, suyun kabı, evin kapısı, kitabın cildi, bedenin elbisesi olur da bilincin koruma bandı olmaz mı? Korun!

Üzüntü hastalığa; hastalık perhize davetiye çıkarır. Duygular-bağlar “İnsan Perhizi” yapmana engelse bilincin yağma ve işgale açık demektir.

İnsan, beden sıhhati için hijyenik gıdaya gösterdiği özeni, bilinç selameti için arınmış dost bulmaya göstermedikçe gönül huzuru beklemesin.

Sordum; ilimce yakına aldıklarınızı nasıl seçersiniz? “İlmimden beslenecekleri değil ilmimi besleyecekleri yakın tutarım” dedi. Bencil mi?

DALALETİN HAKİKATİ

“Seni dalalette bulup hidayet etmedi mi?” (Duha-7) Dalaleti sapıklık- yol bilmezlik diye çevirenler, ayet Rasulullaha. O da mı?! Hâşâ!

Tümevarım çıkışlı bütün hakikat arayışları Dalalettir. Tümdengelim şeklindeki arayışlar Hidayete vesile olurlar.

Allah’tan Muhammed’e doğru bakış Dalalettir. Çünkü bu; kişinin yolunu Tanrısala saptırır. Muhammed’de Allah ve Sistemini okumak; Hidayettir.

Tarih boyunca yaşanan Medrese- Tekke çatışması gerçekte Tanrısal Din Anlayışı ile Muhammedi Din Anlayışının çatışmasıdır. Dalalet? Hidayet?

Âdem’le başlayan Nebi-Rasuller Muhammed’de kemale erdi (Dalalet)

Muhammed açığa çıkacağı için Adem, Nebi- Rasuller programlandı (Hidayet)

DALÂLET http://mehmetdogramaci.com/kuran-cozumunde-kavramlar-25/

2/16-)İşte onlar hakikatlerini oluşturan gerçeğe (bilhüda) karşılık DALÂLETi (KENDİ HAKİKATİNİ FARK EDEMEME)yi satın almışlardır!

Gerçeği fark edenlerin gerçeği fark edemeyenlerce dalalette olmakla; sapıklık, delilik, bölücülükle suçlanması da bir Sünnetullah kuralıdır.

İslam öncesi ona “Muhammedül Emin” diyenler; İslam’ın açığa çıkışı ile “Mecnun” demeye başlamıştı.

Yakınların ve çevre senin hakkında “Âlem gider mersine sen gidersin tersine” demeye başlamışsa Dalaletten çıkışın başlamıştır. Ne mutlu!

FITRAT DEĞİŞİR Mİ?

Her insan, her haliyle mayasının; fıtratının; tabiatının gereğini yaşamakta ve yapmaktadır. Fıtrat; kesinlikle değişmez!

Tasavvufa başlayanlar “Terkip kalıplarını kırmak” tabirini çok kullanır değişim-yenilenme için. Hakikatte Terkip de kesinlikle değişmez!

Kişinin, fıtratına ait zaaf-üstünlükleri tanıması Terkip Kırmak diye anlatılmıştır. Gerçekte terkip kırılmaz, tanınır, tanımanın gereği yapılır.

İstediğiniz kadar gelişin, medeni olun, genlere işlenen bazı terkip özellikleri kaçınılmazdır. Türkler göçebe hayattan geliyordu değil mi?

Dikkatinizi çekti mi biz hala at biner gibi araba kullanırız. Süvari için kırmızı ışık mı olurmuş? Trafik mi? O da ne? Mahmuzla atı, geç git!

Sokağa çöp atmama, tükürmeme bizde hiç tutmaz. Genlerdeki oba hayatıyla dağda gezercesine kenti yaşayan bunları niye yapmasın? Terkibi bu…

Şiddet, kötülük dahi fıtratın gereğidir. Okutsan da, geliştirsen de, medeni hizmeti ayaklarına sersen de terkibinde şiddet varsa yapacaktır.

“Sütü bozuk”, “Cibilliyetsiz” kavramları büyüklerin işte bu terkibe yüklenen şiddet- kötülüğü okumasıdır. Herkes cibilliyetini icra eder!

BİR DÖNGÜDÜR YAŞAMAK

Senin gönlün hep barış olsun ister ama bil ki dünyada savaş ve barış gece – gündüz gibi bir döngüdür. Hiç biri kalıcı değildir. Sindir bunu.

“Öyle bir dünya istiyorum ki şiddet olmasın, hep sevgi,barış olsun” dedi. Ehil zat celallenerek; “Tövbe et! Sünnetullaha karşı gelme” dedi.

Hayat; akan bir ırmaktır. Akışın tersine yüzen kendine eziyet eder. Akışa uyumlanan, nasibinde varsa denize karışacaktır.