Kur’an Çözümünde Kavramlar- 13

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 13

“SEYYİE- SEYYİÂT”

A- ÖN OKUMA

Tespit edebildiğimiz kadarı ile 59 ayette “SEYYİE” ve onun çoğulu “SEYYİÂT” kavramı geçiyor. HASENE kavramının zıddı olduğunu da belirterek SEYYİE yi anlamaya girişelim.

1-AYETLER:

BAKARA81-) Hayır! Gerçek onların sandığı gibi değil! Kim bir kötülük kazanırsa (elleriyle yaptıklarından dolayı) ve de o hatası kendisini kuşatırsa (hakikatı göremez hâle gelirse), işte onlar ateş (yanma) ehlidir sonsuza dek! 271-) Sadakalarınızı açıktan verirseniz ne güzeldir. Ama sadakalarınızı kimse bilmeden gizlice verirseniz sizin için daha hayırlıdır. Ve bu davranış sizin yanlış davranışlarınızın kefareti olur. Allah yaptıklarınızdan (hakikatiniz olması nedeniyle) Habîr`dir.

ALİ İMRAN

119-) İşte siz öyle (inanca sahip) kişilersiniz ki (inandığınız hakikat dolayısıyla) onları seversiniz. Onlar ise (sizinle aynı inançta olmadıkları için) sizi sevmezler! Siz hakikat bilgisinin tümüne iman edersiniz. Sizinle karşılaştıklarında “İman ettik” derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar! “Öfkenizin ateşiyle kahrolun!” de… Muhakkak ki Allah, Esmâ`sıyla varlığınızın hakikati olarak içinizdekini bilir.

120-) Başınıza iyi bir iş gelse onlar üzülürler; size bir kötülük isabet etse, mutlu olurlar. Eğer dayanır ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zaman zarar veremez. Muhakkak ki Allah onların yaptıklarını ihâta eder (mekân kavramı olmaksızın).

193-) “Rabbimiz, gerçekten biz `Hakikatinizi Esmâ`sıyla oluşturan Rabbinize iman edin` diye imana davet edeni duyduk ve hemen iman ettik. Rabbimiz, suçlarımızı bağışla, yanlışlarımızı sil; sana ermiş kullarınla birlikte olarak yanına al.”

194-) “Rabbimiz, bize, Rasûllerine vadettiğini ver ve kıyamet sürecinde bizi rezil duruma düşürme! Muhakkak ki vaadinden dönmeyensin sen.”

195-) Rableri onların duasına icabet etti: “Sizden erkek olsun kadın olsun, kimsenin yaptığını boşa çıkarmam. Hep birbirinizdensiniz (aynı özelliklerle yaratılmış olmanız dolayısıyla hepiniz aynı sisteme tâbisiniz). Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, Ben`im uğruma eziyete uğratılanlar, savaşanlar ve öldürülenlere gelince; elbette onların suçlarını sileceğim. Elbette onları altlarından ırmaklar akan cennetlere (bilinçlerine akan çeşitli ilimlerin getirisiyle kişinin dilediğini yapabileceği boyuta) sokacağım, Allah indînden bir mükâfat olarak. En güzel mükâfat Allah indîndendir.”

NİSA

17-) Allah`ın kabul edeceği, cehalet nedeniyle yapılan kötülüğün, fark edilmesi akabinde yapılan tövbedir. İşte Allah, bunların tövbesini kabul eder. Allah Alîm`dir, Hakîm`dir.

18-) Yoksa hayatı kötülük yapmakla geçip de, ölüm anı gelince “İşte şimdi tövbe ettim” diyenin tövbesi yoktur! Hakikati inkâr ederek yaşayıp, son nefeste tövbe edenlere de yoktur! İşte onlar için feci azap hazırlamışızdır.

31-)Kebairden (büyük suçlardan-şirk, insan öldürmek vs.) kaçınırsanız, küçük suçlarınızı örter, kerîm bir mekâna yerleştiririz.

78-) Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır. Sağlam ve yüksek kalelerde bulunsanız bile… Eğer onlara bir iyilik isâbet ederse “Bu Allah indîndendir” derler. Eğer bir kötülük isâbet ederse “Bu senin indîndendir” derler. De ki: “Hepsi de Allah indîndendir!” Bu insanlara ne oluyor ki hakikati anlamaya yanaşmıyorlar!

79-) Sana iyilikten ne isâbet ederse, Allah`tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir (nefsinin arzusuna uymandan). Biz seni insanlara Rasûl olarak irsâl ettik. Şahit olarak Esmâ`sıyla hakikatin olan Allah yeter.

85-) Kim bir iyiliğin oluşması için vesile olursa, o iyilikten bir hissesi olur… Kim de kötü bir olaya vesile olursa, onda bir payı olur… Allah her şeye Mukît`tir.

MAİDE

12-) Andolsun ki Allah, İsrailoğullarının sözünü aldı… Onlardan on iki temsilci bâ`settik… Allah şöyle buyurmuştu: “Ben muhakkak sizinleyim… Salâtı ikame ettiğiniz, zekâtı verdiğiniz, Rasûllerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allah`a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım… Bundan sonra sizden kim hakikati inkâr ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır.”

65-) Eğer, önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olup (bunu değerlendiremeyenler), iman edip, (şirkten) korunsaydı, elbette onların kötülüklerini siler ve onları Naîm cennetlerine koyardık.

ENÂM

160-) Kim bir iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on misli vardır… Kim de bir kötülükle gelirse, ancak onun misliyle karşılığını yaşar! Onlar zulme uğratılmazlar.

ARAF

94-) Biz (hangi) bölge halkına bir Nebi irsâl ettiysek, mutlaka onun halkını (kendini beğenmişliklerinden uzaklaştırmak için) sıkıntı, hastalık ile kuşattık; belki içtenlik ve alçak gönüllülükle yönelirler (diye).

95-) Sonra içine düştükleri sıkıntıyı iyilik ile değiştirdik… Nihayet refaha erip (mal, evlatça) çoğaldılar ve (bu defa): “Babalarımıza da sıkıntı ve refah dolu günler gelmiştir (bunda alınacak bir ders olamaz)” dediler… Biz de onları, ne olup bittiğini fark etmeden yakaladık!

131-) Onlara bir iyilik geldiğinde: “Bu bizim getirimizdir” dediler… Onlara bir kötülük geldiğinde de, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna yordular… Dikkat edin, onların uğursuzluk kabul ettiği, ancak Allah indîndedir… Fakat onların çoğunluğu bunu kavrayamaz!

153-)

Ancak öyleleri (de var) ki, kötülükler yaptıktan sonra, ardından pişman olup tövbe ederek, iman ettiler… Muhakkak ki Rabbin ondan sonra elbette Gafûr`dur, Rahîm`dir

168-) Onları yeryüzünde topluluklar hâlinde parçaladık… Onlardan sâlihler vardır… Onlardan bunun mertebe olarak altında olanları da vardır… Belki hakikate dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denedik.

ENFAL

29-) Ey iman edenler… Eğer Allah`tan korunursanız (fıtrî ahdinize ve Rasûlullah ile ulaşanlara hıyanet etmezseniz), sizin için Furkan (Hak ile bâtılı ayırt etme kuvvesi) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar … Allah, Zül Fadlil Azîm`dir.

HUD

10-) Şayet yaşadığı bir sıkıntıdan sonra ona nimet tattırsak, elbette: “(Kendi aklımla) kötülüklerden kurtuldum” der… Muhakkak ki o, sevinçli ve kendiyle övünendir!

78-) (Lût`un) halkı, arzulu bir şekilde koşarak Ona geldiler… Ki daha önce de o kötülükleri yapıyorlardı… (Lût) dedi ki: “Ey halkım… İşte şunlar kızlarımdır… Onlar sizin için daha temizdir… Allah`tan çekinin ve misafirim arasında beni rezil etmeyin… Sizden aklı başında biri yok mu?”

114-)Gündüzün iki tarafında ve geceden zülfelerde (gündüze yakın saatlerinde) salâtı ikame et… Muhakkak ki hasenat (Hakikatini yaşamak-kişiden açığa çıkan güzel yaşantı), seyyiatı (hakikati örtme ve nefsaniyetten kaynaklanan suçların getirisini) giderir… Bu, idrak sahiplerine bir öğüttür.

NAHL

33-) (Onlar iman etmek için) ille meleklerin gelmesini (fiziki ölüm) yahut Rabbinin hükmünün (bir azabın) gelmesini mi bekliyorlar?.. Onlardan öncekiler de işte böyle yapmıştı! Allah onlara zulmetmedi; onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

34-) Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isâbet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı.

45-) Kötülükleri yapmak için planlayıp tuzak kuranlar, Allah`ın kendilerini arza batırmayacağından yahut fark edemedikleri bir taraftan kendilerine azap gelmeyeceğinden emin mi oldular?

FURKAN

69-) Kıyamet sürecinde yanma onun için katlanır ve onun içinde muhan (kendi başına bırakılmış, tard edilmiş, zelil) hâlde sonsuza dek kalır.

70-) İAncak tövbe eden, iman eden ve imanın gereğini uygulayan müstesna! Allah, onların kötülüklerini iyi niteliklere dönüştürür… Allah Gafûr`dur, Rahîm`dir.

YUNUS

27-) (Yaptıklarıyla) kötülükler kazanmış olanlara gelince; kötülüğün cezası (=karşılığı=sonucu) onun benzeri olaraktır! Onları zillet bürür… Onları, Allah`ın, yaptıklarının sonucunu yaşatmasından koruyacak (hiçbir kuvveleri) yoktur… Vechleri (şuurları) gecenin zifirî karanlığına bürünmüş gibidir… Onlar sonsuza dek cehennem ehlidirler!

RA’D

6-) Senden iyilik beklemek yerine, bir an önce belâlarını isterler… (Oysa) onlardan önce, ders almaları gereken nice geçmiş topluluklar cezalandırıldılar. Muhakkak ki senin Rabbin zulümlerine rağmen insanlara mağfiret sahibidir… Muhakkak ki senin Rabbin Şedîd ül İkab`dır (işlenen suçun sonucunu en şiddetli şekilde yaşatandır).

21-) Onlar, Allah`ın BİRleştirilmesini emrettiği şeyi BİRleştirirler; Rablerinden (Esmâ özelliklerinin muhteşem sonsuzluğundan) haşyet duyarlar; hesabın kötüsünden (hakkını vermemenin sonuçlarından) korkarlar.

22-) Yine onlar Rablerinin vechini (cennet yaşamı olan rabbanî kuvvelerin açığa çıkışı yaşamını) arzulayarak, sabrettiler (mevcut şartlarına); salâtı ikame ettiler ve kendilerinde açığa çıkardığımız yaşam gıdasından gizli ve açık olarak bağışta bulundular… Yaptıkları yanlışları (arkasından yapacakları) güzel fiillerle yok ederler… İşte onlarındır geleceğin vatanı!

MÜMİN

96-) Kötülüğü (bâtılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile def et… Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.

97-) Ve de ki: “Rabbim! (Dışsal ve içsel) şeytanların vesveselerinden sana (varlığımdaki koruyucu Esmâ`na) sığınırım.”

NEML

46-) (Sâlih) dedi ki: “Ey kavmim! İyilikten önce kötülüğü niye acele istiyorsunuz? Merhamet görmeniz için Allah`a istiğfar etseniz iyi olmaz mı?”

KASAS

53-) Onlara bildirildiğinde: “Biz O’na iman ettik… Muhakkak ki O, Rabbimizden Hak’tır… Doğrusu biz O’ndan önce de, Rabbimize teslim olmuşluğumuzun farkındaydık!” dediler.

54-) İşte onlara sabrettikleri için bunun karşılığı iki kere verilir… Bunlar, kötülüğü güzel davranışla yok ederler ve beslediğimiz yaşam gıdalarından karşılıksız bağışlarlar.

84-) Kim güzellikleriyle (açığa çıkardığı Esmâ kemâlâtıyla) gelirse, onun için ondan daha hayırlısı vardır… Kim de kötülük ile (kendini toprak olacak beden kabullenerek yaşamanın getirisi olan davranışlarla) gelirse, yaptığı kötülüklerin sonuçlarından başka bir şeyle karşılaşmaz!

ANKEBUT

4-) Yoksa o kötülükleri yapanlar bizi geçip gideceklerini mi sandılar… Ne kötü hüküm veriyorlar!

7-) İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onların kötülüklerini (nefsanî özelliklerini) kendilerinden elbette sileriz ve elbette yaptıklarının en güzeli ile kendilerini cezalandırırız!

FATIR

10-) Kim izzet diliyorsa, (öncelikle bilsin ki) izzet tümüyle Allah`ındır (kendini Allah`tan ayrı birim kabullenende yaşadığı şirk hâli nedeniyle izzet olmaz)! Güzel, temiz yaratılmışlar O`na ulaşır! İmanın gereği fiiller onu yükseltir… Kötülükleri mekr (hile) yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır… Bunların mekri boşa çıkar!

ZÜMER

48-) (Yaptıkları sonucu) kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara zâhir oldu; alay ettikleri şey kendilerini çepeçevre kuşattı!

49-) İnsana bir zarar, hastalık, sıkıntı geldiğinde bizden yardım ister… Sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde “O, bana bilgim sayesinde verilmiştir” (der)… Hayır; o (nimet) bir sınav objesidir! Ne var ki onların çoğunluğu bunu bilmezler.

50-) Onlardan öncekiler de gerçekten onu söylemişti… (Ama) kazandıkları şeyler onlara bir fayda vermedi.

51-) Sonunda kazandıkları şeylerin kötülükleri kendilerine isâbet etti… Bunlardan zulmedenlere gelince, onların kazandıkları şeylerin kötülükleri de kendilerine isâbet edecektir… Onlar (Bizi) âciz bırakamazlar!

RUM

36-) İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinirler… Kendi elleriyle yaptıkları sonucu olarak bir kötülük yaşarlarsa, hemen onlar ümitsizliğe düşerler!

MÜMİN

9-) “Onları benlikten-bedensellikten kaynaklanan kötü davranışlardan koru… Kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten o süreçte ona rahmet etmişsindir… İşte bu büyük kurtuluşun ta kendisidir!”

40-);”Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun misli ile cezalanır! Erkek veya kadın, imanlı olarak kim imanın gereğini uygularsa, işte onlar cennete dâhil olurlar… O yaşamda, türlü sınırsız yaşam gıdasıyla beslenirler!”

45-) Nihayet Allah onu (o imanlı adamı, Firavun ehlinin) yaptıkları mekrin kötülüklerinden korudu… Âl-i Firavun`u ise azabın kötüsü kuşattı.

FUSSİLET

34-) İyilik, kötülük ile eşdeğer olmaz! Sen en güzel olan ile (kötülüğü) uzaklaştır… O takdirde görürsün ki, seninle düşmanlığı olan kimse, sanki sımsıcak bir dosttur!

ŞURA

25-)  O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilendir.

39-) Onlar ki, zorbalıkla karşılaştıklarında birlikte mücadele ederek galip gelirler!        

40-) Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah`ın üzerinedir… Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez.

48-) Eğer yüz çevirirlerse (keyifleri bilir); seni onlara bekçi olarak irsâl etmedik! Sana düşen yalnızca bildirimdir! Doğrusu insana bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla mutlu olur… Eğer ellerinin getirisi dolayısıyla kendilerine bir belâ isâbet ederse, muhakkak ki insan çok nankördür!

CASİYE

21-) Yoksa kötülükleri kazananlar, kendilerini, iman edip imanın gereğini uygulayanlarla aynı kılacağımızı; hayatlarında ve mematlarında eşit (tutacağımızı) mi sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!

33-) Yaptıkları şeylerin kötülükleri onlarda açığa çıktı ve alay ettikler şey kendilerini kapsadı!

AHKAF

16-) İşte bunlar, cennet ehli içinde şu kimselerdir ki, onlardan yaptıklarının güzellerini geçerli kılar; kötülüklerinden vazgeçeriz… (Bu) vadedilmiş oldukları, sıdkın karşılığıdır!

MUHAMMED

2-);İman edip imanın gereğini uygulayanlar ve Muhammed`e inzâl olana -ki O, Rablerinden (gelen) Hak`tır- iman edenlere gelince, (Allah) onların kötülüklerini onlardan örttü; hâllerini ıslah etti.

FETİH

5-) İmanlı erkek ve kadınları, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması, onlardan kötülüklerini silmesi içindir… İşte bu Allah indînde azîm kurtuluştur!

TEĞABUN

9-) Toplanma süreci için sizi bir araya getirdiği süreç! işte o Teğabun (aldanışların apaçık fark edilip yaşanacağı) sürecidir! Kim, Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a iman eder ve imanının gereğini uygularsa; onun kötülüklerini ondan siler; onu altından nehirler akan cennetlere, içinde sonsuza dek kalmak üzere dâhil eder… İşte bu azîm kurtuluştur!

TALAK

5-) İşte bu (uygulamalar) Allah`ın işidir ki, onu size inzâl etti… Kim Allah`tan korunursa, kötülüklerini ondan siler ve onun için ecri büyütür.

TAHRİM

8) Ey iman edenler! Allah`a özden ve kesin bir tövbe ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi sizden örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere dâhil eder. O süreçte Allah, O Nebi`yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil-rüsva etmez! Onların nûru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki: “Rabbimiz… Nûrumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle… Muhakkak ki sen her şeye Kâdîr`sin.”

 

2- TANIM VE AÇILIMLAR:

-       Kötülük

-       Negativ, Terkibî yük

-       Rablerinin kemalinden, melekiyetlerinden örtülü olma durumu.

-       Beşeri özellik.

-       Batıl, Göresellik.

-       Nefsaniyet.

-       Yanlış Davranışlar.

-       Suç.

-       Şirk ve İnsan Öldürme dışında Küçük Suçlar.

-       Hakikati örtme ve nefsaniyetten kaynaklanan suçların getirisi.

-       Kendini toprak olacak beden kabullenerek yaşamanın getirisi olan davranışlar.

-       Benlik- Bedensellikten kaynaklanan kötü davranış.

 

B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE SEYYİE VE SEYYİAT

ELLERİMİZLE YAPTIKLARIMIZIN SONUCU OLARAK AÇIĞA ÇIKAN, YANMA VE AZAP OLUŞTURAN DURUMLAR:

-       Kim bir kötülük kazanırsa (elleriyle yaptıklarından dolayı) ve de o hatası kendisini kuşatırsa (hakikatı göremez hâle gelirse), işte onlar ateş (yanma) ehlidir sonsuza dek! (Bakara- 81)

-       Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isâbet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı. (Nahl-34)

-       Kötülükleri yapmak için planlayıp tuzak kuranlar, Allah`ın kendilerini arza batırmayacağından yahut fark edemedikleri bir taraftan kendilerine azap gelmeyeceğinden emin mi oldular? (Nahl-45)

-       (Yaptıklarıyla) kötülükler kazanmış olanlara gelince; kötülüğün cezası (=karşılığı=sonucu) onun benzeri olaraktır! Onları zillet bürür… Onları, Allah`ın, yaptıklarının sonucunu yaşatmasından koruyacak (hiçbir kuvveleri) yoktur… Vechleri (şuurları) gecenin zifirî karanlığına bürünmüş gibidir… Onlar sonsuza dek cehennem ehlidirler! (Yunus-27)

-       Yoksa o kötülükleri yapanlar bizi geçip gideceklerini mi sandılar… Ne kötü hüküm veriyorlar! (Ankebut-4)

-       Kötülükleri mekr (hile) yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır…(Fatır-10)

-       (Yaptıkları sonucu) kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara zâhir oldu; alay ettikleri şey kendilerini çepeçevre kuşattı! (Zümer- 48)

-       Sonunda kazandıkları şeylerin kötülükleri kendilerine isâbet etti… Bunlardan zulmedenlere gelince, onların kazandıkları şeylerin kötülükleri de kendilerine isâbet edecektir… Onlar (Bizi) âciz bırakamazlar! (Zümer- 51)

-       Kendi elleriyle yaptıkları sonucu olarak bir kötülük yaşarlarsa, hemen onlar ümitsizliğe düşerler! (Rum-36)

-       Eğer ellerinin getirisi dolayısıyla kendilerine bir belâ isâbet ederse, muhakkak ki insan çok nankördür! (Şura-48)

-       Yaptıkları şeylerin kötülükleri onlarda açığa çıktı ve alay ettikler şey kendilerini kapsadı! (Casiye-33)

SADAKA VERME İLE TELAFİ EDİLEBİLECEK KÜÇÜK SUÇLAR:

-       Sadakalarınızı açıktan verirseniz ne güzeldir. Ama sadakalarınızı kimse bilmeden gizlice verirseniz sizin için daha hayırlıdır. Ve bu davranış sizin yanlış davranışlarınızın kefareti olur. (Bakara- 271)

BAŞA GELEN, İMTİHAN VE BELA:

-       Başınıza iyi bir iş gelse onlar üzülürler; size bir kötülük isabet etse, mutlu olurlar. Eğer dayanır ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zaman zarar veremez. Muhakkak ki Allah onların yaptıklarını ihâta eder (mekân kavramı olmaksızın). (A. İmran-120)

-       Eğer onlara bir iyilik isâbet ederse “Bu Allah indîndendir” derler. Eğer bir kötülük isâbet ederse “Bu senin indîndendir” derler. De ki: “Hepsi de Allah indîndendir. (Nisa- 78)

-       Sana iyilikten ne isâbet ederse, Allah`tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir (nefsinin arzusuna uymandan). (Nisa-79)

-       Sonra içine düştükleri sıkıntıyı iyilik ile değiştirdik… (Araf-95)

-       Onları yeryüzünde topluluklar hâlinde parçaladık… Onlardan sâlihler vardır… Onlardan bunun mertebe olarak altında olanları da vardır… Belki hakikate dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denedik. (Araf- 168)

ŞİRK VE ADAM ÖLDÜRME DIŞINDA, KÜÇÜK SUÇLAR:

-       Kebairden (büyük suçlardan-şirk, insan öldürmek vs.) kaçınırsanız, küçük suçlarınızı örter, kerîm bir mekâna yerleştiririz. (Nisa-31)

HAKİKİ İMAN, SALATI İKAME, RASULE İTAAT, SIDK, TEVBE VE  KARZ-I HASEN İLE SİLİNECEK OLAN SUÇLAR:

-       Salâtı ikame ettiğiniz, zekâtı verdiğiniz, Rasûllerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allah`a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım… (Maide- 12)

-       Eğer, önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olup (bunu değerlendiremeyenler), iman edip, (şirkten) korunsaydı, elbette onların kötülüklerini siler ve onları Naîm cennetlerine koyardık. (Maide- 65)

-       Ancak öyleleri (de var) ki, kötülükler yaptıktan sonra, ardından pişman olup tövbe ederek, iman ettiler… Muhakkak ki Rabbin ondan sonra elbette Gafûr`dur, Rahîm`dir. (Araf-153)

-       Eğer Allah`tan korunursanız (fıtrî ahdinize ve Rasûlullah ile ulaşanlara hıyanet etmezseniz), sizin için Furkan (Hak ile bâtılı ayırt etme kuvvesi) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar… (Enfal- 29)

-       Gündüzün iki tarafında ve geceden zülfelerde (gündüze yakın saatlerinde) salâtı ikame et… Muhakkak ki hasenat (Hakikatini yaşamak-kişiden açığa çıkan güzel yaşantı), seyyiatı (hakikati örtme ve nefsaniyetten kaynaklanan suçların getirisini) giderir… Bu, idrak sahiplerine bir öğüttür. (Hud-114)

-       Ancak tövbe eden, iman eden ve imanın gereğini uygulayan müstesna! Allah, onların kötülüklerini iyi niteliklere dönüştürür… Allah Gafûr`dur, Rahîm`dir. (Furkan-70)

-       Yine onlar Rablerinin vechini (cennet yaşamı olan rabbanî kuvvelerin açığa çıkışı yaşamını) arzulayarak, sabrettiler (mevcut şartlarına); salâtı ikame ettiler ve kendilerinde açığa çıkardığımız yaşam gıdasından gizli ve açık olarak bağışta bulundular… Yaptıkları yanlışları (arkasından yapacakları) güzel fiillerle yok ederler… İşte onlarındır geleceğin vatanı! (Ra’d-22)

-       İşte onlara sabrettikleri için bunun karşılığı iki kere verilir… Bunlar, kötülüğü güzel davranışla yok ederler ve beslediğimiz yaşam gıdalarından karşılıksız bağışlarlar. (Kasas- 54)

-       İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onların kötülüklerini (nefsanî özelliklerini) kendilerinden elbette sileriz ve elbette yaptıklarının en güzeli ile kendilerini cezalandırırız! (Ankebut- 7)

-       O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilendir. (Şura-25)

-       Bir kötülüğün karşılığı, onun benzeri bir kötülüktür! Kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah`ın üzerinedir… Muhakkak ki O, zâlimleri sevmez. (Şura-40)

-       İşte bunlar, cennet ehli içinde şu kimselerdir ki, onlardan yaptıklarının güzellerini geçerli kılar; kötülüklerinden vazgeçeriz… (Bu) vadedilmiş oldukları, sıdkın karşılığıdır! (Ahkaf- 16)

-       İman edip imanın gereğini uygulayanlar ve Muhammed`e inzâl olana -ki O, Rablerinden (gelen) Hak`tır- iman edenlere gelince, (Allah) onların kötülüklerini onlardan örttü; hâllerini ıslah etti. (Fetih-5)

-       Kim, Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a iman eder ve imanının gereğini uygularsa; onun kötülüklerini ondan siler; onu altından nehirler akan cennetlere, içinde sonsuza dek kalmak üzere dâhil eder… İşte bu azîm kurtuluştur! (Tegabun-9)

-       Kim Allah`tan korunursa, kötülüklerini ondan siler ve onun için ecri büyütür. (Talak-5)

-       Ey iman edenler! Allah`a özden ve kesin bir tövbe ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi sizden örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere dâhil eder. O süreçte Allah, O Nebi`yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil-rüsva etmez! Onların nûru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki: “Rabbimiz… Nûrumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle… Muhakkak ki sen her şeye Kâdîr`sin.” (Tahrim- 8)

MİSLİ İLE KARŞILIĞI ALINACAK OLAN SUÇLAR:

-       Kim bir iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on misli vardır… Kim de bir kötülükle gelirse, ancak onun misliyle karşılığını yaşar! Onlar zulme uğratılmazlar. (En’am-120)

-       “Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun misli ile cezalanır! (Mümin-40)

CİNSEL SAPMALAR, BEDENİ BOYUTUN TANRI EDİNİLMESİ,ALLAH SINIRLARININ ÇİĞNENMESİ:

-       (Lût`un) halkı, arzulu bir şekilde koşarak Ona geldiler… Ki daha önce de o kötülükleri yapıyorlardı… (Lût) dedi ki: “Ey halkım… İşte şunlar kızlarımdır… Onlar sizin için daha temizdir… Allah`tan çekinin ve misafirim arasında beni rezil etmeyin… Sizden aklı başında biri yok mu?” (Hud-78)

RİSALET BİLGİSİNE SIRT DÖNMENİN SONUCU OLUŞACAK ACI HAL:

-       İyilik beklemek yerine, bir an önce belâlarını isterler… (Oysa) onlardan önce, ders almaları gereken nice geçmiş topluluklar cezalandırıldılar. (Ra’d-6)

-       (Sâlih) dedi ki: “Ey kavmim! İyilikten önce kötülüğü niye acele istiyorsunuz? (Neml- 46)

KENDİNİ BEDEN KABUL ETMENİN SONUCU DURUMLAR:

-       Kim güzellikleriyle (açığa çıkardığı Esmâ kemâlâtıyla) gelirse, onun için ondan daha hayırlısı vardır… Kim de kötülük ile (kendini toprak olacak beden kabullenerek yaşamanın getirisi olan davranışlarla) gelirse, yaptığı kötülüklerin sonuçlarından başka bir şeyle karşılaşmaz! (Kasas- 84)

-       “Onları benlikten-bedensellikten kaynaklanan kötü davranışlardan koru… Kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten o süreçte ona rahmet etmişsindir… İşte bu büyük kurtuluşun ta kendisidir!” (Mümin-9)

2-  AYETLERDE GEÇEN ESMALAR VE BU ESMALARA YÜKLENEN ANLAMLAR:

EL HABİYR… Açığa çıkan Esmâ özelliğinin “var”lığını, “Esmâ”sıyla meydana getiren olarak, onun durumundan haberi olan. Birime, kendisinden açığa çıkanla, ne mertebede anlayışa sahip olduğunu fark ettiren!

EL ALİYM… “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

EL HAKİYM… İlminin kudretiyle açığa çıkmasını sebepler zincirine bağlayarak, nedenselliği oluşturan ve böylece kesret algılamasını oluşturan.

EL KERİYM… Öylesine cömert ki, kendisini inkâr ile açığa çıkanlara dahi sayısız nimetlerini bağışlamakta. “OKU”mak yani “İKRA” ancak O’nun keremiyle bir birimde açığa çıkabilir. Her birimin hakikatinde yer almakta.

EŞ ŞEHİYD… Varlığıyla varlığının şahidi olan. Açığa çıkardığı Esmâ özelliklerinden varlığını seyredip açığa çıkanlara şehâdet eden! Şehâdet edilenin kendisinden gayrı olmadığını yaşatan.

EL AZİYM… Açığa çıkmış Esmâ özelliği olan hiçbir birimin, azametini kavrayamayacağı muhteşem büyüklük.

EL ĞAFÛR… Allâh Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahîmiyetin nimetlerine erdiren. Rahîm ismini tetikleyen!

ER RAHIYM… Âlem sûretleri ile kendini seyir edendir! Bilinçli varlıkları, hakikatlerine erdirmek suretiyle; seyretmekte ve Esmâ’sı özellikleriyle yaşatmakta olanın, kendisi olduğu farkındalığıyla yaşatandır. “Ve kâne bil mu’miniyne Rahıyma = Hakikatine iman etmişlere Rahîm’dir” (Ahzab: 43). Cennet diye işaret edilen yaşamın kaynağıdır. Melekî boyutun “var”lığını oluşturandır.

C- SONUÇ:

SEYYİAT TEFEKKÜRÜ

Kişinin, Şuursal Varlık oluşunu unutarak Bedensel boyuta düşmesi sonucu oluşan tüm fiilleri SEYYİE kapsamında değerlendirebiliriz… Ayetlerden okuduğumuz kadarı ile ŞİRK VE ADAM ÖLDÜRME haricinde tüm günah diye tanımladıklarımız bu kavramla işaret edilmiş. (Eskilerden kalma BUYUK GÜNAH tanımını da yeniden ele almak gerekiyor sanırız. ZINAyı büyük günah sayıp GIYBET i es geçmek artık idraklerimize sığmıyor!..)

Ellerimizle yaptıklarımızın (ılım ve kudret ile; düşünce ve fiil üreterek) ortaya koyduğumuz hallerin “seriul hisab” ve “zulintikam” gereğince birebir önümüze gelişi de SEYYİE!…

Demek ki hakikatinden gafil olarak, aslını oku-yamadığımız ve okuyamadığımız için de BELA- ACI- KEDER- ÜZÜNTÜ adını takarak kendimize bir cehennem tutuşturduğumuz tüm oluşlar da SEYYİE olarak bildirilmiş…

Başta söylememiz gerekeni şimdi söyleyelim: Aslında SEYYİE- HASENE ayrımı da bize göre!!!! Kur’an, bizde belli bir farkındalık açmak üzere oluşları kategorize etmiş ve bize göre olanla hitap ederek bizi hakikate taşımak istemiş!!!

Hakikat nazarında sadece OLMASI GEREKEN oluyor… Hakikatini fark ederek yaşadıklarımız HASENE- SEVAP-HAYIR- İYİ adını alırken; perdelenerek yaşadıklarımız SEYYİE- GÜNAH- ŞER- KÖTÜ isimleri ile anılıyor….

Haseneye kat kat karşılık verilirken Seyyieye 1 e 1 karşılık verilmesi de çok dikkat çekici… Bunun nedenini anlamamıza şu söz yardımcı olacak: “Sevap” denen sistem düşünceye, “günah” denen sistem ise beyindeki fiile dönük devreyle çalışır…Şirk ise, fiile değil, imâna bağlı olarak çalışır ve düşünceye yansır!…(AH)

Seyyienin karşılığı bire bir iken neden hasenede 1 e 10 ve kat kat karşılıklardan söz ediliyor?.. Bunda nasıl bir sistem işliyor?…

Günah; beynin fiile dönük, yani bir üretime karşılık olarak bir bedel çeken devresi ile çalışıyor. Burada tetikleme olmaksızın, bir manadan bir esmaya olarak öne çıkıyor. Bir mana ile birden fazla esma tetiklenmiyor.

Sevap ise düşünceye yönelik yanı açıyor. Düşünceye son ve sınır yoktur!!!.. Fiil ise bir oluşla kayıtlıdır!… Düşünce; sonsuza açılım demek olduğu için sevap- hasene, birden fazla mekanizmayı tetikleyerek pek çok esmanın açılımını ve seyrini getirebiliyor..

Sevabın şuursal farkındalıkla bilerek ve isteyerek, niyet ederek oluşunu, günahın ise bedensel bilinçle perdelenme, bilincin aşağılara düşmesi sonucu oluşunu da dikkate alırsak, günahta esmaların kapanması, örtülmesi; sevapta ise bir esma ile birden fazlasının açılımı mevcut…“Rahmetim gazabımı geçmiştir” diye ifade edilen şey de düşüncenin; perdelenme ve unutma haline baskınlığını işaret ediyor olsa gerek!…

***

Seyyienin Hasene ile telafisi de hayli dikkat çeken bir müjde.. Seyyienin panzehiri Hasene olarak öne çıkıyor…Yine, ne kadar yanlışa düşülürse düşülsün ayetlerde GAFUR- RAHİYM- KERİYM isimlerinin geçişi; seyyie sonrasında tevbe ve istiğfarın hakkı verilirse, çok yeni idrak açılımlarının oluşacağını da işaret ediyor!…

Adeta günah, tevbe edildiği takdirde şuursal sıçrama yaptıran bir tramplene dönüşüyor diye anlıyorum bu ayetlerden sonra…  “ ŞEFAATİMİN BÜYÜĞÜ BÜYÜK GÜNAH SAHİPLERİNEDİR” hadisini bu ayetlerden sonra çok daha derin düşünelim… Dine, Hakikat Bilgisine çok derinden bağlananların büyük çoğunluğunun geçmişinde berbat ve düşük hayat algılarının oluşu da manidar…. (Günahı meşrulaştırma gibi bir yanlış algıya sebep olmamak için daha ötesini söylemiyor, susuyorum… ) Yana yakıla yapılan bir tevbenin peşine gelen içsel açılımları, herhalde yaşayanlar daha iyi bileceklerdir.

***

Tüm seyyiat ve seyyie olarak gecen kavramları irdelediğimizde seyyie ve seyyiatin belli bir takım faaliyetler neticesi (Karzı Hasen, Hakiki İman, Rasule İtaat, Salatı İkame vb ile) hasenata dönüştürüldüğü vurgusu çok önemli!

Seyyiat yada seyyienin kişiyi Allah’tan perdeleyen yada özündeki hakikati yasamaya engel olan düşünce yada fiil olduğunu yinelersek, seyyiatin silinip hasenata dönüşmesini de  belli fiillerin belli ESMAlari tetikleyerek  HADİ ismini açığa çıkararak seyyie olan uzaklık anlayışının kalkıp hasenat olarak tarif edilen ve semeresi yakin halinin bilinçte yerleştiğini düşünebiliriz sanırım.

Rabbimiz, seyyiatımızı hasenata dönüştür!…

Rabbimiz, bizi göz açıp kapayana dek de olsa bedensel boyutumuzun eline bırakma!

Zikreden; aslını hatırlayanlardan olmayı hazmıyla kolaylaştır bizlere!…

Doğrular ehlinden, yanlışlar beşeriyetimizdendir…

En doğrusunu ALLAH, RASULU ve de EHLULLAH bilir.