Kur’an Çözümünde Kavramlar- 14

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 14

“YILDIZ”

A- ÖN OKUMA

Tespit edebildiğimiz kadarı ile 23 ayette “YILDIZ” ve yıldız cinsinden kavramlar geçiyor. Kullanıldığı yere göre çok farklı anlamlara bürünen bu kavramları önce ayetlerde görelim.

 1-AYETLER:

BAKARA62-) (Gizli şirk içinde olsalar bile {Yusuf: 106}) iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiiler (yıldızların tanrı olduğuna inanıp onlara tapanlar) arasından; nefslerinin Allah Esmâ`sından meydana geldiğine ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenler ve bunun gereği kendilerini selâmete çıkaran çalışmalara devam edenler, Rablerinin (Esmâ bileşimlerinin) indînde ecre (bunun getirisi olan kuvvelere) kavuşurlar. Onlar için ne korkulacak bir şey kalır ne de onları üzecek bir olay!ENÂM 76-) Gece (bilgisizlik-cehl) onu bürüyüp örtünce bir yıldız (bilincini fark etti) gördü… “İşte bu Rabbim” dedi… Batınca da (hakikatini anlamada yetersiz kalınca): “Batanları sevmem” dedi.

96-) Karanlığı yarıp aydınlığı ortaya çıkarandır! Geceyi sükûnet, Güneş ve Ay`ı ölçüler vesilesi kıldı… Bu, Azîz ve Alîm olanın takdiridir.

97-) “HÛ”dur; karanın ve denizin karanlıklarında, hidâyet bulmanız için yıldızları oluşturan! Gerçekten biz, bilen bir toplum için işaretleri tafsil ettik.

ARAF

54-) Muhakkak Rabbiniz O Allah`tır ki, semâlar ve arzı altı aşama sürecinde yarattı, sonra Arş`a istiva etti (sonra onlar üzerinde dilediğince tasarrufa başladı)… Geceyi hızla takip eden gündüze, gecenin örtüsünü bürür… Güneş, Ay, yıldızlar hükmünü yerine getirir… Kesinlikle bilin ki,  yaratma da O`na aittir, hüküm de! Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!

NAHL

12-) Geceyi, gündüzü, Güneş`i (enerji kaynağı olması) ve Ay`ı (çekim gücüyle tüm duyularınızı etkilemesi ile) size hizmet veren kıldı… Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O`nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir… Muhakkak ki bunda aklını kullanabilen topluluk için bir işaret vardır!

15-) Sizi sarsmaması için arzda sâbit dağlar (sâbit işlevli organlar); yolunuzu bulup hakikate eresiniz diye nehirler (ilim akıtan zevât) ve (meşrebinize uygun) yollar (anlayışlar) oluşturdu.

16-) Daha nice alâmetler! Necm (yıldız-hakikat ehli {ashabım gökteki yıldıza benzer; hangisine uyarsanız hakikate erdirir… hadisi}) olarak hakikate erdirir!

HAC

17-) Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler (Allah`a inanmayıp yıldızları tanrı kabul edip onlara tapınanlar), Hristiyanlar, Mecusiler (ateşe tapanlar) ve şirk koşanlara gelince; muhakkak ki Allah, kıyamet sürecinde onların arasını (hak ettiklerine göre) ayıracaktır… Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.

18-) Görmedin mi ki Allah (O`dur ki), semâlarda kim varsa ve arzda kim varsa; Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O`na secde etmede! Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur… Allah kimi hor-hakir kılarsa, artık onu yüceltecek yoktur… Muhakkak ki Allah dilediğini yapar. (18. Âyet secde âyetidir.)

NUR

35-) Allah, semâların ve arzın nûrudur (NÛR ilimdir, semâlar ve arzın hakikati ilimden ibarettir)! O`nun nûrunun (ilminin varlığı ve açığa çıkışı) misali şuna benzer: İçinde lamba (bilinç) bulunan bir kandil (beyin) gibidir… O lamba da bir sırça (kalp-şuur) kapsamındadır! O sırça (şuur) sanki inciden bir yıldız (yaradılış amacına göre işlevlenmiş Esmâ bileşimi) gibidir ki, doğu ve batıya (mekân ve zamana) ait olmayan mübarek bir ağaçtan (insanî hakikatin), yani zeytinden (TEK`lik şuuruna sahip olması) tutuşturulur! O ağacın yağı (şuurdaki hakikat müşahedesi) neredeyse kendisine bir nâr (arınma çalışmaları) dokunmasa da ışık saçar! Nûr`un alâ nûr`dur (Esmâ ilminin birimsel ilim sûretinde açığa çıkışı)… Allah (insanın hakikati olan Esmâ mertebesi) dilediği kimseyi kendi nûruna (kendi hakikati ilmine) erdirir! Allah insanlar için misaller veriyor… Allah her şeyi (Esmâ özellikleriyle, o şey olduğu için) Bilen`dir.

SAFFAT

5-) Semâların, arzın ve ikisi arasında olanların Rabbidir (Esmâ’sıyla açığa çıkaranı) ve doğu(ş)ların (açığa çıkacakların) da Rabbidir!

6-) Muhakkak ki biz, o Dünya semâsını gezegenler ile zinetlendirdik.

7-) (Dünya semâsını) kurallara itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

88-) Sonra (İbrahim) yıldızlara (akıl gözüyle) bir bakıp düşündü de…

FUSSİLET

11-) Sonra duhan (şekillenmemiş fıtrî benlik) hâlindeki semâya (bir kısım Esmâ mânâlarını açığa çıkarmak suretiyle) yerleşerek, ona (şuura) ve arza (bedene) dedi ki: “İsteyerek yahut zorunlu olarak gelin (Esmâ’mın gereğini açığa çıkarın) ikiniz!” İkisi dediler ki: “İsteyerek, itaat ediciler olarak geldik!”

12-) Böylece onları iki süreçte yedi semâ (yedi Bilinç {Nefs} mertebesi) olarak hükmetti ve her semâda onun işlevini vahyetti! Dünya semâsını (en yakın semâyı) (Bi-)mesabîh (aydınlatıcılar-fikirler) ile süsledik ve hıfzettik (hafızada kaydedip koruduk {beyinde değil; ruh bedende. A.H.}). Azîz, Alîm’in takdiridir bu!

TUR

48-) Rabbinin hükmüne sabret! Muhakkak ki sen gözetimimizlesin! (Gece) kalktığında Rabbinin Hamdi olarak tespih et…

49-) Gecenin bir kısmında ve yıldızlar kaybolurken de (Rabbinin Hamdi olarak) O`nu tespih et!

NECM

1-)  Necm`e (bölüm bölüm açığa çıkararak tüm hakikati anlatana) yemin olsun ki,

49-) Muhakkak ki “HÛ”dur Rabbüş Şi`ra (Sirius yıldızının Rabbi)!

RAHMAN

5-) Güneş (kavrayış) ve Ay (duygu-hissediş) (Bi-) hesap iledir (mertebelerledir).

6-) Necm (yıldız-fikirler) ve ağaç (beden) secdededirler (Esmâ indînde “yokluk” hâlindedirler).

VAKIA

75-) Yıldızların yer aldığı (Esmâ`mın açığa çıktığı) evren olarak yemin ederim!

MÜLK

5-) Andolsun ki dünyanın (düşünce) semâsını, aydınlatıcılar (hakikat bilgileriyle) olarak donattık! Onları meydana getirdik ki, şeytanları (şeytanî fikirleri) taşlayıp uzaklaştırmaları için! Onlar için alevli ateşin azabını hazırladık.

MÜRSELAT

7- Vadolunduğunuz (bâ`s) mutlaka gerçekleşecektir!

8- Yıldızlar silindiğinde (ışıkları görünmez olduğunda),

TEKVİR

1- Güneş dürüldüğünde (Akıl karşılaştığı gerçeklik ile kaplanıp gücünü yitirdiğinde),

2- Yıldızlar karardığında (Düşünme işlevi durup-fikirler ışık tutmaz olduğunda),

15-) Kasem ederim el-Hünnes olarak (Güneş`in ışığından gündüz görünmeyen yıldızlar), Not: Hz.Âli r.a. “el-Hünnes”i şöyle tefsir eder: “Bunlar gündüzün sinen-görünmeyen, geceleyin zâhir olan-çıkan yıldızlardır (gezegenlerdir)”.

TARİK

1-) Andolsun semâya ve Tarık`a,

2-) Bilir misin Tarık`ı?

3-) Delip geçen yıldızdır (PULSAR)!

İNFİTAR

1-) Semâ yarıldığında,

2-) Gezegenler saçılıp dağıldığında,

2- TANIM VE AÇILIMLAR:

YILDIZ:

-        Bilinci fark etmek.

-        Aydınlatıcı Fikirler.

-        Esmanın açığa çıkışı.

-        Hakikat Bilgileri.

-        Hidayet vesilesi.

-        Hakikat Ehli zatlar!

-        Hükmü yansıtarak hizmet veren.

-        Yaratılış amacına göre işlevlenmiş esma bileşimi.

NECM: Bölüm bölüm açığa çıkararak tüm hakikati anlatan.

(Biz bunu 23 senede bölüm bölüm açığa çıkan KUR’AN-I KERİM ve Onu açığa çıkaran HZ. MUHAMMED sav olarak anladık… Ayetin ilerisinden, akışından NECM kelimesi ile HZ. MUHAMMED sav kastedildiği kanaati yoğunlaşıyor…)

SABİİ: Yıldızların tanrı olduğuna inanıp onlara tapanlar.

B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE YILDIZ

BİLGİSİZLİK ANINDA ZİHİNDE YANAN ANİ IŞIKLA, AKLETMEK, BİLİNCİ FARK ETMEK

-        Gece (bilgisizlik-cehl) onu bürüyüp örtünce bir yıldız (bilincini fark etti) gördü… “İşte bu Rabbim” dedi… Batınca da (hakikatini anlamada yetersiz kalınca): “Batanları sevmem” dedi. (En’am-76)

-        Sonra (İbrahim) yıldızlara (akıl gözüyle) bir bakıp düşündü de… (Saffat-88)

YOL GÖSTERİCİ, HİDAYET EDİCİ UNSURLAR (Mecazı da düşünmeli)

-        “HÛ”dur; karanın ve denizin karanlıklarında, hidâyet bulmanız için yıldızları oluşturan! Gerçekten biz, bilen bir toplum için işaretleri tafsil ettik. (En’am-97)

İLAHİ HÜKMÜ AÇIĞA ÇIKARANLAR, BURÇLAR SİSTEMİ

-        Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O`nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir… (Nahl-12)

-        Güneş, Ay, yıldızlar hükmünü yerine getirir… Kesinlikle bilin ki,  yaratma da O`na aittir, hüküm de! Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir! (Araf-54)

-        Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O`na secde etmede! (Hac- 18)

HAKİKATE ERDİREN (ALEM SURETİ İŞLEVİ GÖREN- VELİ) ZATLAR:

-        Necm (yıldız-hakikat ehli {ashabım gökteki yıldıza benzer; hangisine uyarsanız hakikate erdirir… hadisi}) olarak hakikate erdirir! (Necm-16)

ESMANIN AÇIĞA ÇIKIŞI

-        Yıldızların yer aldığı (Esmâ`mın açığa çıktığı) evren olarak yemin ederim! (Vakıa- 75)

İNCİDEN YILDIZ; İŞLEVLENMİŞ ESMA BİLEŞİMİ; HAKİKATİNİ FARK EDEN İNSAN

-        Allah, semâların ve arzın nûrudur (NÛR ilimdir, semâlar ve arzın hakikati ilimden ibarettir)! O`nun nûrunun (ilminin varlığı ve açığa çıkışı) misali şuna benzer: İçinde lamba (bilinç) bulunan bir kandil (beyin) gibidir… O lamba da bir sırça (kalp-şuur) kapsamındadır! O sırça (şuur) sanki inciden bir yıldız (yaradılış amacına göre işlevlenmiş Esmâ bileşimi) gibidir ki, doğu ve batıya (mekân ve zamana) ait olmayan mübarek bir ağaçtan (insanî hakikatin), yani zeytinden (TEK`lik şuuruna sahip olması) tutuşturulur! (Nur-35)

DÜNYA SEMASINI (DÜŞÜNCEYİ) YÖNLENDİREN, RUHTA KAYITLI DÜŞÜNSEL UNSURLAR

-        Muhakkak ki biz, o Dünya semâsını gezegenler ile zinetlendirdik. (Saffat- 6)

-        Dünya semâsını (en yakın semâyı) (Bi-)mesabîh (aydınlatıcılar-fikirler) ile süsledik ve hıfzettik (hafızada kaydedip koruduk {beyinde değil; ruh bedende. A.H.}). Azîz, Alîm’in takdiridir bu! (Fussilet-12)

-        Necm (yıldız-fikirler) ve ağaç (beden) secdededirler (Esmâ indînde “yokluk” hâlindedirler).(Rahman- 6)

-        Andolsun ki dünyanın (düşünce) semâsını, aydınlatıcılar (hakikat bilgileriyle) olarak donattık! (Mülk-5)

EN KIYMETLİ TESBİH ZAMANI: YILDIZLAR KAYBOLURKEN (Buradaki derin mecaz, düşünülesi)

-        Gecenin bir kısmında ve yıldızlar kaybolurken de (Rabbinin Hamdi olarak) O`nu tespih et! (Tur-49)

-        Yıldızlar silindiğinde (ışıkları görünmez olduğunda)  (Mürselat-8)

GÜNDÜZ GÜNEŞ VARKEN GÖRÜNMEYEN YILDIZLAR (Yine derin mecaz mevcut)

-        Kasem ederim el-Hünnes olarak (Güneş`in ışığından gündüz görünmeyen yıldızlar), (Tekvir- 15)

GEZEGENLERİN DÖKÜLÜP SAÇILMASI (Yine düşünülesi mecazlardan)

-        Gezegenler saçılıp dağıldığında, (İnfitar- 2)

HAKİKATİ TEDRİCEN (BÖLÜM BÖLÜM) AÇIĞA ÇIKARAN; KUR’AN- I KERİM- HZ. MUHAMMED sav.

-        Necm`e (bölüm bölüm açığa çıkararak tüm hakikati anlatana) yemin olsun ki,(Necm-1)

SABİİLER; YILDIZLARA TAPANLAR ( Burada “yıldızlara tapma” mecazına dikkat)

-        Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler (Allah`a inanmayıp yıldızları tanrı kabul edip onlara tapınanlar), Hristiyanlar, Mecusiler (ateşe tapanlar) ve şirk koşanlara gelince; muhakkak ki Allah, kıyamet sürecinde onların arasını (hak ettiklerine göre) ayıracaktır… Muhakkak ki Allah her şeye şahittir. (Hac-17)

-        Gizli şirk içinde olsalar bile {Yusuf: 106}) iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiiler (yıldızların tanrı olduğuna inanıp onlara tapanlar) arasından; nefslerinin Allah Esmâ`sından meydana geldiğine ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenler ve bunun gereği kendilerini selâmete çıkaran çalışmalara devam edenler, Rablerinin (Esmâ bileşimlerinin) indînde ecre (bunun getirisi olan kuvvelere) kavuşurlar. Onlar için ne korkulacak bir şey kalır ne de onları üzecek bir olay! (Bakara- 62)

2-  AYETLERDE GEÇEN ESMALAR VE BU ESMALARA YÜKLENEN ANLAMLAR:

http://www.ahmedhulusi.org/kuran/elesmaulhusna.htm

EL AZİYZ… Karşı konulmaz güç sahibi olarak, dilediğini uygulayan! Tüm âlemlerde dilediğini karşı çıkacak güç olmaksızın yerine getiren. Bu isim Rab ismiyle paralel çalışan bir isimdir. Rab özelliği Azîz özelliğiyle hükmünü icra eder!

EL ALİYM… “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

C- SONUÇ:

YILDIZ TEFEKKÜRÜ

Yıldız kelimesinin ayetlerin akışı içinde çok değişik anlamlarda kullanıldığı görülüyor. Bilince ansızın düşen ya da akletme, düşünme sonucu gelişen fikirlere yıldız olarak işaret edilmiş genel anlamda.

Teknik ve bilimin henüz emekleme devrelerinde yıldızlar; karada ve denizde YOL REHBERLERİ unsurlar olarak asırlar boyu vazgeçilmez öneme sahip olmuşlar. Açık denizlerde gemilerin, çöllerde kervanların yıldızlara göre yol haritası belirlediklerini biliyoruz. Bu haliyle yıldızlar; KENDİNİ ARAYANA YÖN VEREN ASLİ UNSURLAR olarak öne çıkıyor. Ne zaman? Geceleyin!…

Gece; içselliğimiz, düşünsel yanımız, Çokluktan Tekliğe yöneldiğimiz  AN olduğuna göre, yıldızların işlevi el’an devam etmekte!… Bu yaklaşımdan hareketle YILDIZ konusunu değerlendirirsek, hem Kur’an’ın ana ekseni İnsandan, hem de geçmiş-  gelecek kaydına girmeksizin ANda tefekkür etmiş oluruz…

1 – Hükmü Açığa Çıkaranlar: 120. Günde insan beyninin programlanması ile kodlanan kader; yıldız etkileri ile ilahi işlevini hem birimler olarak bizlerde hem de alemlerde yürütmektedir. Burçlara tabi olarak belirginleşen yaşam eksenimizde yıldız etkileri, nice hakikat ehlinin çok önceden fark ettiği, modern düşünce dünyasınca da kabul gören bir gerçek.

Hükmü açığa çıkaran olarak yıldızları; Allah Sistemini meşrep ve karakterler bazında beyin ve kalplerde hükmederek yaşatan zatlar, alem suretleri, EL- VELİ, EL- HAMİYD ismi mazharı zatlar diye düşünebiliriz… Tasarrufu ile hem birimlere, hem olay ve oluşlara yön veren zatlar, hükmü açığa çıkaran yıldızlardır!

2- Hidayet Rehberleri: Hakikat ehli; hidayete götüren, daha doğrusu hidayeti bilinçlerde açığa çıkarmada tetikleme  işlevi üstlenen zatlar; insanlığın kendini arayışında trafo merkezleri ve aktarıcı istasyonlardır!… Esma Mertebesini potansiyel enerji kabul edersek; akımın birimlere ulaşmasında, nasipli olanların aydınlanmasında onların üstlendiği işlev; “Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız yolunuzu bulursunuz” hadisi ile işaret edilmiştir!…

Bugün için ashab; Rasulullah (sav) ın varisi olan Ehlullahtır!.. Onların hepsi Birdir!.. Dışarıdan bakınca nüanslar; ufak farklar var gibi görülse de özde yansıttıkları nur; aynıdır, birdir, fark edebilene!..

3- Dünya Semasını Süsleyen Unsurlar: Dünya, insanın cennet boyutundan atılışı diye tabir olunan esfel boyutunu temsil ediyor ise; dünya semasını aydınlatan yıldızlar; şuura ait değil, bedensel benlik bilincine ait işaretlerdir diye düşünüyoruz!

Bu çerçevede dünyevi fikirler, insana ait düşünce akımları, yaşam algıları, ideolojiler, düşünsel yönelişler; dünya semasını süsleyen yıldızlardır….

“Süs” kelimesi bizatihi içinde GÖSTERİŞ, DIŞSALLIK, GEÇİCİLİK, FANİLİK barındırdığı içindir ki; bu fikirler zaman zaman şimşek etkisi yapsalar dahi; Hakikati yaşatacak kalıcı ışık olamazlar!… Bu nedenle; ideolojiler, siyasi akımlar, ekonomik gruplaşmalar, göresel değerler etrafındaki dernek- klüp vb oluşumlar; insanı kendi hakikatine taşımakta yetersiz oldukları gibi yerine göre en büyük ayak bağıdırlar da!…

Bize göre kendi hakikatine yönelen insanın ideolojisi, siyasi mensubiyeti, ateşli savunucusu olduğu fikir bağı olamaz!!!!.. Tüm zamanlar boyunca hakikat ehlinin YÖNETİM- SİYASET- SARAY VE DEVLET ERKANINDAN uzak durmasını bu çerçevede iyi değerlendirmek gerek!…

Şah-ı Velayet Hz. Ali (k.v) nesline; Ehl-i Beyte, Dünyevi (Saltanat) anlamındaki halifelik(!) nasip olmayışı, ama RİSALET İLMİNİN- HALİFETULLAH olmaya yönelik sırların o pak soydan akışı dikkatle değerlendirilmeli!…

4- İnciden Yıldız: İşlevlenmiş esma bileşimi Nur-35. Ayette inciden yıldız olarak temsil edilmiş. İstiridye içinden ham olarak alınan tanecik, ehil ellerde işlenerek inci adını alır. Sahibini ziynetlendiren inci; Allah Nurunun bizde açığa çıkışıdır!…

Beden boyutu, Şuur boyutunun hükmü altna girdiğinde Nur- 35 te açığa çıkışı resmedilen NURLU HAKİKAT bizden açığa çıkacaktır!.. İşte bu hakikatin kendini açığa vurduğu insan; inci- mercan sahiplerinin toplumsal saygınlığı gibi, ehil nazarlarda ve insanlık içinde manen saygın, istisna bir hüviyet yansıtacak, kalbi nazargâhı ilahi olarak nurlar saçacaktır.   

5- Gezegenlerin Dökülüp Saçılması: Kıyamet sahnesi olarak alınan bu tasvir; aslında ölmeden evvel ölme sürecinde yaşanan bir durumdur. Siz, hakikate talip olmuşsanız aşama aşama gezenleriniz dökülecektir:

-        Bağlandığınız değer ve fikirlerden yavaş yavaş kopuşunuz.

-        Vazgeçilmez sandıklarınızın zaman içinde bir bir elinizden çıkışı.

-        Eski bilgiler ve hikmetlerin artık değer ifade etmez oluşu.

-        “İlke ve prensiplerim” dediklerinizin dahi perde oluşunu fark etmeniz,

-        Dostluk ve arkadaşlık olarak size yoldaş gibi görünenlerin aslında karanlığa çekenler olarak sizinle olduğunu fark etmeniz ve yavaş yavaş çevre değiştirmeniz….

İşte bunların hepsi, GEZEGENLERİN DÖKÜLÜP SAÇILMASI diye düşünülebilir… Onlar dökülüp saçıldıkça önce yolunuzu kaybetme telaşı ile panikler, derin sancılar çekersiniz… Ama unuttuğunuz bir şey vardır: Yıldızların da çekildiği, görünmez olduğu o süreç, sabahın, felahın, sahili selamete çıkışın müjdecisidir!!!!…

6- Güneş Varken Gündüz Görünmeyen Yıldız: Geceleyin yıldızı herkes görür. Ayette geçen, gündüz güneş sebebi ile görünmeyen yıldız, bize göre, özel nasiplilere görünecek olan, basireti açıkların seçeceği yıldızdır!.. Öyle olmasa, bu mana ile özel olarak işaret edilmezdi…

Birimsel aklı temsil eden güneş yaygın ışığı ile Kesret görüntüsü vehmettirir…. Gece tek renk tek manzara varken gündüz, parçalanmış, dağınık, çokluk görüntüsü vardır… Çoklukta o yıldızı seçmek, kesret kalabalığında Vahdet Rehberini görebilmek, işte bu çok özel nasip işidir… Üzerine yemin edilmesi de hayli dikkate değer!…

7- Yıldıza Tapanlar: Geçmişte yıldıza tapanlar olmuştur. Günümüzde de ilahi sistemi farklı yerlere bağlayıp hikmette boğulanlar vardır. Bize göre YILDIZA TAPMAK diye mecazen ifade olunan durumun iki vechesi mevcut:

A - Çeşitli beşeri fikirleri yaşam gayesi edinerek hayat felsefesi kuranlar, ideolojilere, akımlara kendilerini feda edenler… Kendini sağda- solda- ortada- ileride yada geride değerlendirerek kilitlenenler, hakikat güneşi yerine karanlığı, karanlıkta da sadece bir yıldızı tercih ederek o noktada bilinci kilitlenenler, kendilerine yazık edenler!!!

B- Hakikat ilmini aldığı, hidayet rehberi olarak gördüğü zatın suretinde kalarak onun ilminin ve halinin dedikodusu ile ömür tüketenler!… Kendinde esmalar ile tasarruf etme halini yaşamaya yönelmek yerine, Hakkın tecelligahını sadece karşıda ve uluhıyet verdiği mahalde vehmedenler!!!…

Rehber, yetiştirici yada mürşid adı ile öne çıkan zatları putlaştıranlar!!! Ve bunu ilahi bir ödev gibi düşünenler, ne acı ki bu dışsal yönelişi hakikate erme hali sanan zavallılar!…

“Tarikat ve mezhep devri bitmiştir, herkes kendini kurtarmaya baksın” sözünün derinlikleri  

meğer ne büyük bir perdeyi, ne büyük bir azabı, cennet sanılan ne büyük bir cehennemi ifade ediyormuş da uzun yıllar fark edememişiz…

8- Yıldızlar Kaybolurken Tesbih:  Yukarıda bahsettiğimiz dökülüp saçılma vakti; kendi özünüze döneceğiniz, kesret perdesinden kurtulduğunuz, çokluktan tekliğe döndüğünüz en harika süreçtir… Duanın, yönelişin kabul göreceği, daha doğrusu şuursal boyutta en zirve karşılığı alacağı süreç işte o süreçtir…

Bunu zahiren gecenin sabaha en yakın vaktinde salat ve zikir diye kabul ettiğimiz gibi, batinen, mecazen Teklik- Yalnızlık kavramlarının kişide iliklerine kadar bir hissediş ve titreyişle yaşanması diye de ele almak; sanırız yeni idrakler açar! 

***

Yıldızların kayboluşunu bir başka açıdan da okumaya çalışalım.

Yıldız; biraz sonra geleceği üzere Hakikati Bir Sistem olarak insana yansıtan mahalleri de işaret eder. Mevlana’nın yıldızı Şems-i Tebrizi, Yunus’un Taptuk Emre, Hüdainin Üftade Hazretleridir… O ana rehberlerle hidayeti yaşamışlardır.

Ne var ki; yöneliş ve sevgi, zaman içinde kayıt oluşturur, hidayet olması gereken rehber; talip ve mürid için kadife perdeye dönüşür…. Çünkü yönelenin gözleri ondan başkasını görmez, ondan başkasını işitmez olmuştur. Bu süreçte insan, farkında olmadan kendinde açması gereken asıl hakikati sadece karşıda kayıtlamaya, kendinden perdelenmeye başlamıştır!…

İşte bu durum oluştuğunda Yıldız olan zat, bir şekilde ya kendini çeker, ya talibi uzaklaştırır, yada ilahi kader, ecelle hükmünü devreye koyar!… Şems şehit olur, Üftade “Git evladım” der, Taptuk Yunus’a yol verir… İşte o zorlu süreç, talibin yüreğini yakan, içini acıtan o dayanılmaz ayrılık; içeride saklı volkanı patlatır ve marifet yolcusu HALİFETULLAH boyutunu kendinde açacak süreçlere yol alır!…

Acıdır ayrılık, yakar ayrılık, hasret demektir, özlem demektir, biz kez daha görsem, demektir bu ayrılık…(((

Ama elzemdir!… “Ben yokum artık, bundan böyle kendiniz bulacaksınız yolunuzu” dendiğinde sevenin gönlüne hançer saplanır!… Nice sonra anlaşılacaktır ki; acılar, hasretler tortulaşınca görülecektir ki; ölmeden evvel ölme sürecine, benliğin idam sehpasına yol veren son hüküm, karara atılan son imza, kırılan son kalemdir bu!…

Vuran güzelse, hüküm veren güzelse, şüphesiz ölüm de güzeldir. Ne gam! :)

9- Necm; Hakikati Bölüm Bölüm Açan: Bir yönüyle Kur’an-ı Kerim, bir yönüyle onu tedricen açığa çıkaran Hz. Muhammed’dir, Necm, Odur yıldız!…

Şimdide, ANda düşünürsek!… MUHAMMEDİ HAKİKATİ sistematik biçimde, bölüm bölüm, aşama aşama, yıllara, aylara yayarak açan Hakikat Ehlidir Necm…

Rasüller çoktur, ama “ALLAH RASÜLÜ” bir tanedir!… Onun bir tane oluşu hiç bir çağda değişmez. Bize göre, her çağda Muhammedi Hakikati açan bir tek “ALLAH RASÜLÜ” vardır… Değerlendirebilene, görebilene, Rasüller arasında gözleri onu seçebilene!…

***

Kur’an’dır Necm…

Bölüm bölüm, aşama aşama size sizi anlatan Kur’andır…

Bazen uzay, bazen bitkiler, bazen hayvanat, bazen madenler adı altında size sizdeki hakikati anlatan Kur’andır Necm….

Kur’an’dan yansıyanı, kendi hakikati olarak algılayıp değerlendirebilene!..

….

Yıldız dedik nerelere geldik….

Doğrular ehlinden, yanlışlar acizdendir!…

Hakikatini Allah, Rasülü ve de Ehlullah bilmektedir!…

NECM’i değerlendirmek nasibimiz olsun!

Selam; yaşamımız olsun!