Kur’an Çözümünde Kavramlar- 15

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 15

“RIZIK”

A- ÖN OKUMA

Tespit edebildiğimiz kadarı ile 40 ayette “RIZIK” kavramı geçiyor. Bu kavramı önce ayetlerde görelim.

1-AYETLER:

BAKARA

25-) İman edip hakikati yaşamayı sağlayacak fiiller ortaya koyanları müjdele, ki onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler (Allah`ın Esmâ`sının açığa çıkışının seyredildiği ortamda sürekli oluşan ilimler) vardır. Bu rızıktan rızıklandıkça (bu müşahede içinde): “Bu daha önceden de tattığımız gibi bir şey” derler. Bu önce tattıklarına benzer. Orada, sonsuza dek şirk kirinden arınmış eşleri iledirler!

57-) Ve sizi (yakıcı hakikatten perdeleyen ve beşeriyetinizin idâmesini sağlayan) bulutla gölgeledik; üzerinize menn (varlığınızı oluşturan Allah Esmâ`sındaki kudret kuvvesi) ve selva (manevî âleminizi hissetme duygusu) inzâl ettik (hakikatinizden şuurunuza)… “Rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri yeyin”, dedik. Onlar (hakikat bilgisini değerlendirmeyerek) bize zulmetmediler, kendi nefslerine zulmettiler! (Burada âyetin bir bâtın yorumuna yer verilmiştir zâhir anlamı yanı sıra. A.H.)

126-) Hani İbrahim şöyle demişti: “Rabbim burasını emin bir mahal kıl ve ehlini (nefslerinin hakikati olarak) Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenleri, yaptıklarının sonuçlarıyla rızıklandır.” (Rabbi) dedi: “Kim (hakikati) inkâr ederse onu bile kısa bir zaman (dünya yaşamı) boyunca rızıklandırır, sonra da yanma azabına bırakırım.” O ne kötü gerçekle yüzleşmedir!

172-) Ey iman edenler, sizi rızıklandırdıklarımızdan temiz olanlarını yiyin. Ve bunu değerlendirin, eğer yalnızca O`na kulluk etmek istiyorsanız.

212-) Dünya hayatı süslenip bezendi kâfirler için (hakikatlerini inkâr edenler süslü dış dünyaya yönelirler). Onlar, (bu yüzden) iman edenlerle alay ederler. Oysa o korunan iman edenler, kıyamet günü onların fevkindedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.

254-) Ey iman edenler, ne alışverişin, ne dostluğun, ne de şefaatin olmadığı günden önce, sizi rızıklandırdıklarımızda infak edin (imanınız dolayısıyla karşılıksız bağışlayın)… Kâfirler (Hakikati inkâr edenler), zâlimlerin (kendi nefsine zarar verenlerin) ta kendileridir.

A.İMRAN

27-) “Geceyi gündüze dönüştürürsün, gündüzü geceye dönüştürürsün. Diriyi ölüden çıkartırsın, ölüyü diriden çıkartırsın. Dilediğine hesapsız rızık (yaşam gıdası) verirsin.”

37-) Bunun üzerine Rabbi onu hoşnutlukla kabul etti ve nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriyya`nın himayesine verdi. Zekeriyya mabede her girişinde, Onun yanında yeni yiyecekler bulur, sorardı: “Yâ Meryem, bunlar nereden?” Cevap verirdi Meryem: “Bu Allah`ın indîndendir” (O`nun merhameti sonucu, kullarıyla ulaşmakta). Muhakkak ki Allah, dilediğine dilediğince yaşam gıdası (rızık) verir.

169-) Allah uğruna öldürülmüş olanları “ölü”ler sanmayın! Bilakis Rableri indînde hayattadırlar, rızıklanmaktadırlar!

NİSA

39-) Hakikatlerini de Esmâ`sıyla vareden Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edip, Allah`ın onları rızıklandırdığından, başkalarına da bağışlasalardı ne zarar ederlerdi ki? Allah hakikatlarinde olarak Alîm`dir.

MAİDE

87-) Ey iman edenler!.. Allah`ın sizin için helal ettiği pak rızıkları haram kılmayın ve haddi aşmayın (Allah`ın helal kıldığını haram kabul ederek)! Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.

88-) Allah`ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve tayyib olanı yeyin… Korunun Allah`tan ki siz O`na, Esmâ`sıyla nefsinizin hakikati olduğu inancıyla, iman edenlersiniz!

114-) Meryemoğlu İsa: “Allahım! Rabbimiz… Üzerimize semâdan bir maide inzâl et bizim için de, hem evvelimiz ve hem âhirimiz için bir bayram ve senden bir delil olsun… Rızıklandır bizi; sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi.

EN’AM

142-) Hayvanlardan yük taşıyanı da (yününden) döşek-sergi yapılanı da (yaratan O`dur; öyle ise) Allah`ın size verdiği rızıktan yeyin ve şeytanın fikirlerine uymayın… Kesinlikle o sizin apaçık düşmanınızdır.

ARAF

50-) Nâr (ateş-radyasyon) ehli, Cennet halkına: “O sudan (ilimden) veya Allah`ın sizi rızıklandırdıklarından (cennet yaşamını oluşturan kuvvelerden) bizim üzerimize de akıtın” diye nida ettiler… (Cevaben): “Muhakkak ki Allah onları, hakikat bilgisini inkâr edenler üzerine haram kılmıştır” derler.

160-) Biz onları on iki gruba, (on iki) topluluğa ayırdık… Halkı ondan su istediklerinde Musa`ya: “Asa olarak (kendindeki kuvvelerle asanı bütünleştirmiş olarak)  taşa vur” diye vahyettik… Ondan on iki kaynak fışkırdı… Her grup kendi meşrebini (içeceği yeri) hakikaten bildi… Bulutu üzerlerine gölge yaptık ve kudret helvası ve bıldırcın inzâl ettik… (Dedik): “Sizi rızıklandırdığımız temiz pak şeyleri yeyin”…  Onlar bize zulmetmediler, nefslerine zulmetmekteydiler.

ENFAL

3-) Onlar ki, salâtı ikame ederler (Allah`a yönelişleri sonucu tüm varlığın O`nun hükmüne uyduğu; âlemlerde Allah Esmâ`sından başka {dûnunda} hiçbir şey olmadığı yaşanarak `Bâkî Allah`tır` hakikati açığa çıkar) ve onları rızıklandırdıklarımızdan (maddi veya salâtı yaşamanın sonucu oluşan manevî rızkı) infak ederler.

4-) İşte onlardır hakkıyla (tahkike dayalı) iman edenler… Onlar için Rableri indînde (hakikatleri olan Esmâ mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esmâ kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerîm rızık (cömert-şerefli rızık, maddi veya manevî rızık) vardır.

26-) Hatırlayın o günleri ki, azınlık ve güçsüz olmanız nedeniyle insanların zarar vermesinden korkuyordunuz… Sizi barındırdı, yardımı ile sizi destekledi ve şükredesiniz (değerlendirerek müteşekkir olasınız) diye sizi temiz nimetlerle rızıklandırdı.

74-) Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda mücahede ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar imanı tam hakkını vererek yaşayan iman edenlerdir! Onlar için bağışlanma ve rızk-u kerîm (bol rızık) vardır.

YUNUS

31-) (Müşriklere) de ki: “Sizi semâdan ve arzdan kim rızıklandırıyor? Yahut işitme ve görme kuvvelerinin sahibi kim? Ölüden (ölü hükmündeki kendini sırf beden sanma yaşamından) diriyi (Hayy olanın Esmâ`sıyla diri olduğu bilincini) kim çıkarıyor ve diriden (Hakikati itibarıyla diri iken) ölüyü (kendi veya karşısındakinin hakikatini görememe veya kendini sırf beden olarak kabullenip, toprak olup yok olacağını sanma hâlini) kim oluşturuyor? Kim Hükmü tedbir ediyor?”… “Allah” diyecekler… De ki: “O hâlde niye korunanlardan olmuyorsunuz?”

59-) De ki: “Düşündünüz mü, Allah`ın sizin için rızıktan inzâl ettiğini ki ondan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldınız”… De ki: “Allah size izin mi verdi, yoksa Allah`a iftira mı ediyorsunuz?”

93-) Andolsun ki biz, İsrailoğullarını seçkin ve emin bir bölgeye yerleştirdik… Onları temiz, saf şeylerle rızıklandırdık… Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (ilim geldiğinde yorum farkları yüzünden ayrılıklar meydana geldi)… Muhakkak ki Rabbin, kıyamet sürecinde, ayrılığa düştükleri konularda hükmünü bildirecektir.

HUD

88-) (Şuayb) dedi ki: “Ey halkım… Görmüyor musunuz? Ya Rabbimden kesin bir delil üstündeysem ve O bana kendinden güzel bir rızık verdiyse? Sizden yapmamanızı istediğim şeyde size ters düşmek istemiyorum… Gücüm yettiğince sizi düzeltmek istiyorum… Başarım ancak Allah`ladır… O`na tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim ve O`na yöneliyorum.”

İBRAHİM

32-) Allah ki Semâları ve Arz`ı yarattı; semâdan bir su inzâl etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de!

37-) “Rabbimiz… Muhakkak ki ben, zürriyetimden bazısını senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim… Rabbimiz, salâtı ikame (sana yönelişlerinin getirisini) yaşasınlar diye! (O hâlde) insanlardan bazı hakikati idraka açık olan şuur sahiplerini, onlara meylettir ve kendilerini ilim ve marifetlerden rızıklandır… Tâ ki değerlendirsinler, şükretsinler.”

NAHL

56-) Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden hayalî tanrılarına bir pay ayırırlar… Tallahi (hayret ihtiva eden yemin türü), yaptığınız uydurmalardan elbette sorgulanacaksınız!

HAC

28-) “Tâ ki kendileri yararına şahit olsunlar… Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları kurban ederek, bilinen günlerde Allah`ın ismini zikretsinler… Artık onlardan yeyin ve fakir, muhtaç olanlara da yedirin.”

34-) Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği) kıldık… Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK`tir! Bu durumda O`na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele!

SAFFAT

40-) Allah`ın ihlâsa (samimiyete, sâfiyete) erdirilmiş kulları (azaptan) müstesna.

41-) İşte onlar için bilinen (takdir edilmiş olan) bir rızık vardır.

MÜ’MİN

13-) “HÛ” ki, işaretlerini size gösteriyor ve semâdan (bilincinize) sizin için bir rızık (hakikatine dair ilim) indiriyor… (Bunun ne demek olduğunu hakikatine) yönelenden başkası hatırlayıp üzerinde derin düşünemez!

ŞURA

18-) Onu yaşayacaklarına iman etmeyenler, onu acele isterler! İman edenler ise ondan korku ile ürperirler ve bilirler ki o kesinlikle Hak`tır! Dikkat edin, O Saat (ölümle yeni bir boyutta yaşayacakları) hakkında tartışanlar, kesinlikle işin hakikatinden çok büyük bir sapma içindedirler!

19-) Allah kullarında Lâtîf`tir, dilediğini rızıklandırır… O Kavîy`dir, Azîz`dir.

TALAK

11-) Rasûl ki, iman edip imanının gereğini uygulayanları, karanlıklardan Nûr`a çıkarmak için apaçık hâlde Allah`ın işaretlerini size bildirir. Kim Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a iman eder ve imanının gereğini uygularsa, onu, içinde sonsuz yaşamak üzere, altından nehirler akan cennetlere dâhil eder. Allah onun için gerçekten bir rızık ihsan etmiştir.

ZARİYAT

58-) Muhakkak ki Allah; “HÛ” Rezzâk`tır, Zül Kuvvet`il Metîn`dir.

2- TANIM VE AÇILIMLAR:

“KAVRAMLAR”DA RIZIK: Zuhûra gelecek tecellîler… Nedeni-niçini sorulmayan Allah takdiri…  Yaradılış amacına göre, ‘’sana takdir edilenler’’… Her mahlûkatın fıtratına en uygun bir tarzda onu bulan-onun için takdir edilenler…  120. günde ilk beyin cevherinin kozmik ışın etkileri ile aldığı açılım…

 Yaşam gıdası… İnsanın hakikatine dair ilim… Cennet yaşamını oluşturan kuvveler…

  B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE RIZIK

İMAN VE ONUN GEREĞİ FİİLLER ORTAYA KOYMAK, HİCRET ETMEK; RIZKI (HAKİKAT İLMİNİ) ÖZÜMÜZDEN AÇIĞA ÇIKARIR!

-  İman edip hakikati yaşamayı sağlayacak fiiller ortaya koyanları müjdele, ki onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler (Allah`ın Esmâ`sının açığa çıkışının seyredildiği ortamda sürekli oluşan ilimler) vardır. Bu rızıktan rızıklandıkça (bu müşahede içinde): “Bu daha önceden de tattığımız gibi bir şey” derler. Bu önce tattıklarına benzer. Orada, sonsuza dek şirk kirinden arınmış eşleri iledirler!(Bakara-25)

-  İşte onlardır hakkıyla (tahkike dayalı) iman edenler… Onlar için Rableri indînde (hakikatleri olan Esmâ mertebesinin getirisi olan) dereceler, mağfiret (Esmâ kuvvesi olan ilmin benliği örtmesiyle oluşan bağışlanma) ve kerîm rızık (cömert-şerefli rızık, maddi veya manevî rızık) vardır. (Enfal- 4)

-  Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda mücahede ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar imanı tam hakkını vererek yaşayan iman edenlerdir! Onlar için bağışlanma ve rızk-u kerîm (bol rızık) vardır. (Enfal- 74)

-  Rasûl ki, iman edip imanının gereğini uygulayanları, karanlıklardan Nûr`a çıkarmak için apaçık hâlde Allah`ın işaretlerini size bildirir. Kim Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a iman eder ve imanının gereğini uygularsa, onu, içinde sonsuz yaşamak üzere, altından nehirler akan cennetlere dâhil eder. Allah onun için gerçekten bir rızık ihsan etmiştir. (Talak- 11)

RIZKI DEĞERLENDİRMEMEK; ŞUURSAL HAZİNEYE KARŞILIK BEDENSEL KISITLANMIŞLIĞI TERCİH ETMEKTİR Kİ, AZABI ÇEKER!

-   Ve sizi (yakıcı hakikatten perdeleyen ve beşeriyetinizin idâmesini sağlayan) bulutla gölgeledik; üzerinize menn (varlığınızı oluşturan Allah Esmâ`sındaki kudret kuvvesi) ve selva (manevî âleminizi hissetme duygusu) inzâl ettik (hakikatinizden şuurunuza)… “Rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri yeyin”, dedik. Onlar (hakikat bilgisini değerlendirmeyerek) bize zulmetmediler, kendi nefslerine zulmettiler! (Burada âyetin bir bâtın yorumuna yer verilmiştir zâhir anlamı yanı sıra. A.H.) (Bakara- 57)

- Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden hayalî tanrılarına bir pay ayırırlar… Tallahi (hayret ihtiva eden yemin türü), yaptığınız uydurmalardan elbette sorgulanacaksınız! (Nahl- 56)

HAKİKATİNE SIRT DÖNEN İÇİN RIZIK; DÜNYA İLE SINIRLI; HAKİKATİNE YÖNELEN İÇİN İSE EBEDİYETE, AHİRETE AÇIK SONSUZ- SINIRSIZ SÜREÇLER DEMEKTİR…

-  Hani İbrahim şöyle demişti: “Rabbim burasını emin bir mahal kıl ve ehlini (nefslerinin hakikati olarak) Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenleri, yaptıklarının sonuçlarıyla rızıklandır.” (Rabbi) dedi: “Kim (hakikati) inkâr ederse onu bile kısa bir zaman (dünya yaşamı) boyunca rızıklandırır, sonra da yanma azabına bırakırım.” O ne kötü gerçekle yüzleşmedir! (Bakara- 126)

-  Dünya hayatı süslenip bezendi kâfirler için (hakikatlerini inkâr edenler süslü dış dünyaya yönelirler). Onlar, (bu yüzden) iman edenlerle alay ederler. Oysa o korunan iman edenler, kıyamet günü onların fevkindedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.(B.212)

RIZKIN TEMİZİ YENMELİDİR! (İlim ve Hikmet noktasında temiz rızık nedir, düşünelim)

- Ey iman edenler, sizi rızıklandırdıklarımızdan temiz olanlarını yiyin. Ve bunu değerlendirin, eğer yalnızca O`na kulluk etmek istiyorsanız. (Bakara- 172)

-  Allah`ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve tayyib olanı yeyin… Korunun Allah`tan ki siz O`na, Esmâ`sıyla nefsinizin hakikati olduğu inancıyla, iman edenlersiniz! (Maide-88)

-  Biz onları on iki gruba, (on iki) topluluğa ayırdık… Halkı ondan su istediklerinde Musa`ya: “Asa olarak (kendindeki kuvvelerle asanı bütünleştirmiş olarak)  taşa vur” diye vahyettik… Ondan on iki kaynak fışkırdı… Her grup kendi meşrebini (içeceği yeri) hakikaten bildi… Bulutu üzerlerine gölge yaptık ve kudret helvası ve bıldırcın inzâl ettik… (Dedik): “Sizi rızıklandırdığımız temiz pak şeyleri yeyin”…  Onlar bize zulmetmediler, nefslerine zulmetmekteydiler. (Araf- 160)

TAKDİRİMİZDE MEVCUT OLANI DEĞERLENDİRMEK DEMEK; ONLARI İNFAK ETMEK DEMEKTİR!…

-  Ey iman edenler, ne alışverişin, ne dostluğun, ne de şefaatin olmadığı günden önce, sizi rızıklandırdıklarımızda infak edin (imanınız dolayısıyla karşılıksız bağışlayın)… Kâfirler (Hakikati inkâr edenler), zâlimlerin (kendi nefsine zarar verenlerin) ta kendileridir. (B.254)

-  Hakikatlerini de Esmâ`sıyla vareden Allah`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edip, Allah`ın onları rızıklandırdığından, başkalarına da bağışlasalardı ne zarar ederlerdi ki? Allah hakikatlarinde olarak Alîm`dir. (Nisa- 39)

DİLEDİĞİNE HESAPSIZ RIZIK VERİR (Bir dileyen bir dilenen ikileminden çıkarak düşünürsek, ne sır var burada?)

-  “Geceyi gündüze dönüştürürsün, gündüzü geceye dönüştürürsün. Diriyi ölüden çıkartırsın, ölüyü diriden çıkartırsın. Dilediğine hesapsız rızık (yaşam gıdası) verirsin.” (A. İmran- 27)

-  Bunun üzerine Rabbi onu hoşnutlukla kabul etti ve nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriyya`nın himayesine verdi. Zekeriyya mabede her girişinde, Onun yanında yeni yiyecekler bulur, sorardı: “Yâ Meryem, bunlar nereden?” Cevap verirdi Meryem: “Bu Allah`ın indîndendir” (O`nun merhameti sonucu, kullarıyla ulaşmakta). Muhakkak ki Allah, dilediğine dilediğince yaşam gıdası (rızık) verir. (A.İmran- 37)

-  Allah kullarında Lâtîf`tir, dilediğini rızıklandırır… O Kavîy`dir, Azîz`dir. (Şura-19)

ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEK; DAİMİ RIZIK ELDE ETMEKTİR:

-  Allah uğruna öldürülmüş olanları “ölü”ler sanmayın! Bilakis Rableri indînde hayattadırlar, rızıklanmaktadırlar! (A. İmran- 169)

RIZIK; CENNET YAŞAMI GETİREN ESMASIYLA TAHAKKUK EDEBİLME KUVVESİDİR

-  Nâr (ateş-radyasyon) ehli, Cennet halkına: “O sudan (ilimden) veya Allah`ın sizi rızıklandırdıklarından (cennet yaşamını oluşturan kuvvelerden) bizim üzerimize de akıtın” diye nida ettiler… (Cevaben): “Muhakkak ki Allah onları, hakikat bilgisini inkâr edenler üzerine haram kılmıştır” derler. (Araf- 50)

- “Rabbimiz… Muhakkak ki ben, zürriyetimden bazısını senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim… Rabbimiz, salâtı ikame (sana yönelişlerinin getirisini) yaşasınlar diye! (O hâlde) insanlardan bazı hakikati idraka açık olan şuur sahiplerini, onlara meylettir ve kendilerini ilim ve marifetlerden rızıklandır… Tâ ki değerlendirsinler, şükretsinler.” (İbrahim- 37)

SALATI YAŞAMAK; MANEVİ RIZIK (ŞUURDA HAKİKATİNİ DEĞERLENDİRME) AÇIĞA ÇIKARIR:

-  Onlar ki, salâtı ikame ederler (Allah`a yönelişleri sonucu tüm varlığın O`nun hükmüne uyduğu; âlemlerde Allah Esmâ`sından başka {dûnunda} hiçbir şey olmadığı yaşanarak `Bâkî Allah`tır` hakikati açığa çıkar) ve onları rızıklandırdıklarımızdan (maddi veya salâtı yaşamanın sonucu oluşan manevî rızkı) infak ederler. (Enfal- 3)

RIZKI, BİRİMSEL YAKLAŞIMLARLA  HARAM KILMAK YADA HELAL KILMAK; HAKİKATE PERDE ÇEKER! (Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal saymak, özde ne ola ki?!)

-  De ki: “Düşündünüz mü, Allah`ın sizin için rızıktan inzâl ettiğini ki ondan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldınız”… De ki: “Allah size izin mi verdi, yoksa Allah`a iftira mı ediyorsunuz?” (Yunus- 59)

HER ÜMMET KURBANLIKLARLA RIZIKLANIR! ( Ne demek acaba?… Toplumlar koyun keser de, yer, demek olmasa gerek!)

-  Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği) kıldık… Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK`tir! Bu durumda O`na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele! (Hac- 34)

HAKİKAT İLMİ VE ONUN DEĞERLENDİRİLMESİ ASIL RIZIKTIR

-  “HÛ” ki, işaretlerini size gösteriyor ve semâdan (bilincinize) sizin için bir rızık (hakikatine dair ilim) indiriyor… (Bunun ne demek olduğunu hakikatine) yönelenden başkası hatırlayıp üzerinde derin düşünemez! (Mü’min- 13)

HU; RAZZAKTIR!… ( Nereden nasıl verir rızkı, düşünülesi!..)

-  Muhakkak ki Allah; “HÛ” Rezzâk`tır, Zül Kuvvet`il Metîn`dir. (Zariyat- 58)

2-  AYETLERDE GEÇEN ESMALAR VE BU ESMALARA YÜKLENEN ANLAMLAR:

ER RAZZAK: Hangi boyutta veya ortamda olursa olsun açığa çıkan birimin yaşamının devamı için gereken her türlü gıdayı veren.

EL ALİYM: “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

EL KERİYM: Öylesine cömert ki, kendisini inkâr ile açığa çıkanlara dahi sayısız nimetlerini bağışlamakta. “OKU”mak yani “İKRA” ancak O’nun keremiyle bir birimde açığa çıkabilir. Her birimin hakikatinde yer almakta.

EL GAFUR: Allâh Rahmetinden asla ümit kesilmemesi gereken. Gerekli arınmayı yaptırtarak Rahîmiyetin nimetlerine erdiren. Rahîm ismini tetikleyen!

HU: “HÛ’vAllahulleziy la ilahe illâ HÛ”! İster vahiy yollu gelsin, ister bilinç yollu üzerine eğilinsin, algılanan her “şey”in hakikatinin derûnu… Öylesine ki; Ekberiyet tecellisi sonucu önce “haşyeti”, sonucu olarak da “hiç”liği yaşatır ve bu yüzden de O’nun hakikatine erişilemez! “Basîretler ona ulaşmaz!” Mutlak bilinmezliğe ve kavranılmazlığa işaret ismidir! Nitekim “ALLÂH” dâhil tüm isimler “HÛ”ya bağlı geçer Kurân’da! “HU ALLAHu EHAD”, “HU’ver Rahmanur Rahıym”, “Hu’vel’Evvelu vel’Ahıru vez’Zahiru vel’Batın”, “HU’vel Aliyyül Azıym”, “HU’ves Semiy’ul Basıyr” ve Haşr Sûresi’nin son üç âyeti gibi! Bu arada şunu da bir diğer okunuş şekli itibarıyla fark ederiz ki, isimlerin öncesindeki “HÛ” ismi işaretiyle önce tenzih vurgulaması yapılır, sonra da söz edilen isimlerle teşbihe işaret edilir. Bu da hiçbir zaman gözden kaçırılmaması gereken bir işarettir.

EL KAVİY: Kudreti kuvveye dönüştürerek varlığın oluşmasını sağlayan ve onlardaki kuvveleri oluşturan. Melekî boyutu meydana getiren.

EL AZİYZ: Karşı konulmaz güç sahibi olarak, dilediğini uygulayan! Tüm âlemlerde dilediğini karşı çıkacak güç olmaksızın yerine getiren. Bu isim Rab ismiyle paralel çalışan bir isimdir. Rab özelliği Azîz özelliğiyle hükmünü icra eder!

EL METİYN: Tüm Efâl âlemini ayakta tutan. Metîn… Sağlamlığı oluşturan. Metanet, direnç veren!

C- SONUÇ:

RIZIK TEFEKKÜRÜ

Bazı Kur’an kavramları dilimize olduğu gibi geçmiş, bu sebeple de hakikati anlaşılamamıştır. Tevekkül- Sabır- Şükür vb kavramlar; geleneksel kalıplarla nasıl anlaşılmışsa öyle değerlendirilegelmiştir.

Yansımalarla oluşan Kur’an eksenli sorgulama- tefekkür çalışması, bu kavramların şimdiye kadar düşünülmeyen yönlerini de bizlere açıyor. Rızık da onlardan biri…Rızkı genel olarak MAİŞET- GEÇİM- DÜNYALIK diye algıladık.

Rızık ayetlerde “yaşam gıdası” olarak tanımlanmışsa YAŞAM nedir, önce bunu tespit edelim… Yaşamı beden olarak alırsanız; rızkı bedenin semirmesi için ha bire alınan hayvani- nebati gıdalar kalıbına mahkûm etmeniz, bir esmayı hayvaniyete kilitlemeniz şeklinde feci bir algı çıkar ortaya.  Bu ise şeytanın bir oyunu, Kur’an tabiri ile ŞEYTANIN KİŞİYE AMELİNİ SÜSLÜ GÖSTERMESİnden başka bir şey değil… Razzak’ı bedensel gıdaya hapsetmek öyle mi?… Hemen tevbe, hemen istiğfar edelim bu anlayıştan, ama hemen!..

Rızkın ikinci tanımında İNSANIN HAKİKATİNE DAİR İLİM geçiyor… Şimdi iki tanımı birleştirecek olursak şuna çıkar yolumuz: BİZİM ASIL YAŞAM GIDAMIZ; HAKİKATİMİZE DAİR İLMİ DEĞERLENDİRMEMİZDİR….

Onu ne kadar değerlendirmişsek o kadar nasipliyiz demek… Yoksa dünyada şu kadar malımızın olması değil Razzak’tan nasiplenmek!!!

Şuurun gıdası ilim, bedenin gıdası yemektir…  Ve bu bahsi yeni duyduğumuz sarsıcı biz sözle noktalayalım: SAĞLAM VÜCUD; SAĞLAM KAFADA BULUNUR!… (Tersi diye bilirdik değil mi; düşünün!)

***

Rızık konusunda bize en çarpıcı gelen DİLEDİĞİNE HESAPSIZ RIZIK VERİR ifadesi oldu. Bu ifade üç yerde geçiyor. Geçtiği yerlerden hareketle tefekkür edecek olursak;

Dileyen- Dilenen ikileminden bizi çıkaracak olan esma; EL- MURİYD esmaıdır ki Ehli tarafından Hakikat İlmini anlama ve yaşamada bu esmaya özel vurgu yapılmıştır! El Muriyd esmaı kendinde açılanlar; kendilerinde neyin dilendiğini, ne için yaratıldıklarını, yaşam gayelerini fark etmektedirler!… Bu fark edişle birlikte yöneliş ve çalışmaların o doğrultuda yoğunlaşması; maddi-manevi-ilmi- düşünsel rızık genişliğini davet etmektedir, diye düşünüyoruz.

Ayette ÖLÜDEN DİRİ, DİRİDEN ÖLÜ çıkarma ifadesini kendimizde düşünecek olursak; beynimizde ham halde duran (ÖLÜ) manalardan, dış dünyamızda, canlı (DİRİ) suretler oluşmaktadır an be an! Her an yeni şanda prensibi çerçevesinde beyin; her an ham olguları, olay ve şahıslar suretlendirmesi ile hayatımıza çekmektedir diye de düşünebiliriz bunu.

GECEYİ GÜNDÜZE, GÜNDÜZÜ GECEYE DÖNÜŞTÜRME ise; gece diye tabir olunan içselliğimizde yoğunlaştıklarımızın gündüz diye işaret edilen fiiller aleminde, dışsal dünyada önümüze gelişini, bunun kaçınılmaz bir gerçek ve devinim olduğunu vurgular. Gündüzün geceye dönüşmesi de yine; fiiller aleminde, dış dünyamızda yaşananların, içselliğimize; karakterimize, düşüncemize tesir gücünü işaret eder ki AYNA NORONLAR realitesi bunu çok açık ortaya sermektedir…

Bize göre ÖLÜDEN DİRİ, DİRİDEN ÖLÜ- GECEYİ GÜNDÜZE, GÜNDÜZÜ GECEYE DÖNÜŞTÜRME ifadelerinden hemen sonra gelen DİLEDİĞİNE HESAPSIZ RIZIK VERME müjdesi; BEYNİN VE SİSTEMİN BU GERÇEĞİNİ KABUL EDEN, BU DOĞRULTUDA DÜŞÜNEN, BUNA GÖRE YAŞAMINI DÜZENLEYEN KİMSEYE; SONSUZ- SINIRSIZ MANALAR AÇILIR, HAKİKATİ ONA AŞİKAR OLUR ANLAMINADIR!… En büyük zenginlik, hesapsız hazine bu olsa gerek!…

Meryem kıssasında geçen hesapsız rızkı ise şöyle düşünebiliriz: Meryemce, kendini Allah’a (Hakikatini tanıma ve yaşama çalışmalarına) adayan; Mıhraba (Dışsallıktan İçselliğe, Kalbe, Şuura) sığınan; Zekeriya (zikir ve salat çalışmaları)nın himayesinde yaşayan kimse için; INDALLAHtan (Özünden) sonsuz bir idrak genişliği kendiliğinden açılmaya başlar, demektir!  

Kişi kendine kolaylaşana bu anlayışlar ile yöneldiği takdirde DİLEDİĞİNE HESAPSIZ RIZIK VERİR manasının yaşamını kendinde bulur, esması ile tahakkuk ederek cennet yaşar, bi iznillah!…

Rızkı değerlendirmek; ahirete dönük çalışmalar yapmaktır. Burada ahiret kavramını “dünyayı boşlayarak sadece ukbaya yönelmek” şeklinde anlamak; yıllar boyu çok yanlış bir din anlayışını hayata hakim kılmış; geri kalmış milletler, hayatın gerçeklerinden uzak düşünen ve yaşayanlar güruhunu çoğaltmış, şeytanın süslü gösterdiğini kutsal saymak gibi bir kilitlenmişliği de beraberinde getirmiştir…

Yaşam çizgisini ahirete dönük ayarlamak; dünya; yani şimdiki ANın, ahiret; yani bir sonraki ANı oluşturduğu gerçeğini dikkate alarak yaşamak demektir…Yoksa fakirliği, sefaleti, çağdışılığı kutsamak değil!!!!…

***

Rızıklardan temiz olanını, helali yemek ne demek?!.. Burada ehlinin BASİT DÜŞÜNCE TEKNİĞİ dediği metotla ve bir çapraz okuma ile konuya yaklaşalım. MÜŞRİKLER PİSTİR, ŞİRK PİSLİKTİR mealindeki ayetleri biliyoruz… Bunu YAŞAM GIDAMIZ İLİM üzerine uygulayacak olursak; ilim ve hikmet adına sunulanların temiz ve helalini alıp değerlendirmek gerektiğini fark ederiz. Ne demek ilmin temizi, ne demek ilmin helali?!…

İlmin temizi; İÇİNE ŞİRK DÜŞÜNCESİ, ŞİRK METODOLOJİSİ, KARIŞMAMIŞ İLİMDİR. Daha açık söylemek gerekirse ALLAH ADI ALTINDA TANRI, KUR’AN ADI ALTINDA HİKAYE, RASULULLAH ADI ALTINDA ÖTEDE, GEÇMİŞTE YAŞAMIŞ BİR ZATA NOSTALJİ şeklinde açığa çıkan İslami(!) anlatımlar; içine şirk karışmış yaklaşımlardır ki bizim onlarla işimiz olamaz!…

İlmin helali ise… Helal; Allah tarafından ölçüleri çizilen gıdalar ise; ilmi yaklaşımda Allah’ça ve Rasülullahça yaklaşım; ilmin helalini almaktır!.. Bu ise; AYET- HADİS- EHLULLAH KEŞİFLERİ çerçevesinde düşünce çatımızı inşa etmekle oluşur!.. Hareket noktasında SÜNNETULLAH olmayan, hareket noktasında Kur’ani ve Nebevi hakikate aykırı söylem ve yaklaşımlar barındıran ilim; bize haramdır!!!!…

***

Rızık olarak takdir edilenlerde Allah’ın helal kıldığını haram, haram kılığını helal kılmak ne demek?..  Bu tavrın İsrailoğullarından (bedene dönük yaşayanlardan) çıktığını ayetlerden anlıyoruz!.. Şu halde kısaca ifade etmek gerekirse; bize bahşolunan kabiliyetleri sadece bedensel yönde kullanarak yaşamak; Allah’ın haram kıldığını helal saymak, asıl yaşam gayemiz olan şuura ait melekelere sırt dönmek ise helali haram saymak olarak düşünülebilir… Düşünmeyen, akletmeyen, tefekkür etmeyen bir yaklaşım; helali kendine haram eden yaklaşım olsa gerek!

***

Her ümmet kurbanlıklarla rızıklanır….  Et yemek olmadığı çok açık!… Kestirmeden söyleyelim; BENLİĞİNİ KURBAN EDEREK, BEDENİNİ ŞUURUN  EMRİNE VEREN ÖZE ERMİŞLER; TOPLUMLARIN KURBANLIKLARIDIR!… Birer Alem Sureti olarak onlar vesilesi ile Hakikatin İlmi rızık olarak yağar toplumlara….

***

HÛ; RAZZAKTIR!… Rızık tefekkürümüzün can damarı burası!… Ayette geçen esmaya bakın. EL METİYN… Ne demek EL METİYN?  Tüm Efâl âlemini ayakta tutan. Metîn… Sağlamlığı oluşturan. Metanet, direnç veren!

ZÜL KUVVET; Bizatihi, kuvvet sahibi demek! Çok söz söylenemez artık. Hû Razzaktır’ı anlayan; “Hesapsız Rızkı” da çözer ve yaşar!!!

Doğrular Ehlinden, yanlışlar beşeriyetimiz nedeniyle bizdendir. En doğrusunu, Allah, Rasülü ve de Ehlullah bilir!..