Kur’an Çözümünde Kavramlar- 16

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 16

“OYUN- OYUNCAK- EĞLENCE”

A- ÖN OKUMA

Tespit edebildiğimiz kadarı ile 20 ayette “OYUN-OYUNCAK- EĞLENCE” kavramları geçiyor. Kullanıldığı yere göre çok farklı anlamlara bürünen bu kavramları önce ayetlerde görelim.

1- AYETLER

ENÂM

32-) (Esfeli sâfîliyn olan) dünyanızın yaşamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir! Sonsuz olan gelecek yaşam ortamı korunanlar için elbette daha hayırlıdır… Hâlâ aklınızı değerlendirmeyecek misiniz?

70-) Dinlerini bir oyun ve eğlence edinmiş, kendilerini dünya hayatının aldatmış olduğu kimseleri, kendi hâllerine bırak. Ancak bununla beraber hatırlat ki, bir nefs yaptıkları sonucu helâke düşmesin! Onun Allah dûnundan ne bir Velî`si ve ne de bir şefaatçisi olmaz… Her fidyeyi verse de, ondan alınmaz! İşte bunlar yaptıklarının getirisi yüzünden rehin tutulacak olanlardır… Onlar için yakıcı bir içecek ve hakikat bilgisini inkâr etmeleri nedeniyle de acı bir azap vardır.

ARAF

50-) Nâr (ateş-radyasyon) ehli, Cennet halkına: “O sudan (ilimden) veya Allah`ın sizi rızıklandırdıklarından (cennet yaşamını oluşturan kuvvelerden) bizim üzerimize de akıtın” diye nida ettiler… (Cevaben): “Muhakkak ki Allah onları, hakikat bilgisini inkâr edenler üzerine haram kılmıştır” derler.

51-) Onlar, Din anlayışlarını eğlence ve oyuna çevirmiş, (sefil) dünya hayatına aldanmış kimselerdir… Onlar bugünlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi; delillerimizi nasıl bile bile inkâr ediyorlardıysa; biz de bugün onları unuturuz!

YUSUF

32-) (Azîz`in karısı) dedi ki: “Kendisi yüzünden beni hor görüp yerdiğiniz işte bu! Andolsun ki Onu ayartmak istedim de, O, temiz kalmak istedi (sakındı)! Yemin ederim, eğer Ona emrettiğimi yapmazsa kesinlikle zindana atılacak ve aşağılanmışlar arasında olacak.”

33-) (Yusuf) dedi ki: “Rabbim… Zindan, beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir bana… Eğer sen onların oyunlarından beni korumazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.”

34-) (Yusuf`un) Rabbi Onun duasına icabet etti de onların oyunlarını Ondan defetti! Muhakkak ki O, Semî`dir, Alîm`dir.

ENBİYA

1-) İnsanlara yaptıklarının sonucunu görme süreci yaklaşmıştır! Onlar ise kozaları içinde aldırmaz bir hâldeler!

2-) Rablerinden gelen her yeni uyarıyı, alaya alarak dinliyorlar!

3-) Akılları fikirleri oyun eğlencede! O, nefslerine zulmedenler, aralarında fısıldaşıyorlar: “Sizden farklı bir beşer mi sanki! Ne olduğunu görüp dururken, sihirli sözlerine mi kapılıyorsunuz?”

16-) Semâyı, arzı ve aralarındakileri oyuncak olarak halketmedik (çok büyük işlevleri vardır)!

17-) Eğer bir oyun-eğlence oluşturmak dileseydik, elbette onu kendi ledünnümüzden edinirdik! Biz bunları yapmayız!

18-) Bilakis biz, Hakk`ı (hakikati) bâtılın (vehme dayalı fikirlerin) üzerine indiririz de, onun düşünce sistemini paramparça eder… Bir de bakarsın ki o can çekişerek yok olup gider… Tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!

54-) (İbrahim) dedi ki: “Yemin ederim ki, sizin de atalarınızın da sapık bir düşüncede olduğu apaçık ortada!”

55-) Dediler ki: “Sen bize Hak olarak mı geldin yoksa sen oyun oynayanlardan mısın?”

56-) (İbrahim) dedi ki: “Hayır (oyun değil bu)! Rabbiniz, semâların ve arzın Rabbidir ki, onları belli bir işlev ve sistemle yaratmıştır! Ben buna şahitlerdenim.”

KEHF

56-) Biz Rasûlleri sadece müjdeleyici ve uyarıcılar olarak irsâl ederiz… Hakikat bilgisini inkâr edenler ise, asılsız, temelsiz fikirlerle Hakk`ı örtme mücadelesi veriyorlar! İşaretlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler (ciddiye alıp değerlendirmediler)!

ANKEBUT

64-) Şu dünya hayatı (en sefil yaşam-esfeli sâfîliyn) bir eğlence (kendini avutarak keyifle oyalanma) ve bir oyundan (kurallarına göre oynanan senaryo) başka bir şey değildir! Sonsuz gelecek vatana gelince; işte asıl bilinçlilik-yaşam yurdu odur… Kavrayabilselerdi!

LUKMAN

6-) İnsanlardan kimi de vardır ki ilme dayanmayan bir şekilde, Allah yolundan (insanları) saptırmak için işin laf yanını satın alır ve onu eğlence (keyif aracı) edinir. İşte bunlar için hor-hakir edici bir azap vardır.

CUMA

9-) Ey iman edenler!.. Cuma`nın günü`ndeki o salât için çağrıldığınızda, Allah zikrine (Hakikatinizi HATIRLATMA çağrısına) koşun ve alışverişi bırakın! İşte bu sizin için daha hayırlıdır; eğer (işin gerçeğini) kavrayabilirseniz.

10-) O salât tamamlandığında arzda yayılın, Allah`ın fazlından talep edin ve (el Esmâ`sıyla hakikatiniz olan) Allah`ı çok zikredin (HATIRLAYIN) ki kurtuluşa eresiniz!

11-) (Allah`a yönelip hakikatlerini hatırlamak varken) bir ticaret yahut bir eğlence gördüklerinde, dağılıp ona gittiler de, seni (Cum`a salâtının imamı Hz. Rasûlullah`ı) kaîm hâlde terk ettiler! De ki: “Allah indîndeki, eğlenceden de ticaretten de daha hayırlıdır… Allah yaşam gıdasıyla besleyen, en hayırlıdır!”

DUHAN

38-) Semâları, arzı ve ikisi arasında olanları oyun olsun diye halk etmedik…

39-) Biz onları yalnızca Hak (Esmâ özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler.

MUHAMMED

36-) Dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlencedir! Eğer iman eder ve korunursanız, hem ecirlerinizi verir ve hem de sizden bütün mallarınızı (bu yolda sarf etmenizi) istemez!

HADİD

20-) İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! (Bunlar) şu misaldeki gibidir: Yağmurun yeşerttiği ekinle mutlu olurlar ama sonra bakarsın ki o yeşillikler kurur, sararır ve toprak olur hepsi! Sonsuz gelecek yaşamda ise ya şiddetli bir azap veya Allah`tan bir mağfiret ve Rıdvan vardır. Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir.

MAİDE

57-) Ey iman edenler… Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerin, dininizi alay, eğlence konusu edinenlerini ve hakikati inkâr edenleri velîler edinmeyin! Eğer iman ehliyseniz Allah`tan korunun!

58-) Salât için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler… Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür.

2- TANIM VE AÇILIMLAR:

-  Dünya Hayatı: En sefil yaşam- Esfeli sâfîliyn…

-  Oyun: Kurallarına göre oynanan senaryo.

-  Eğlence: Ciddiye alıp değerlendirmemek… Kendini avutarak keyifle oyalanma… Keyif aracı…

- Oyuncak Edinmek: Yaşadığı şeyin işlevinin ne derece büyük olduğunun farkında olmadan yaşamak.

 B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE OYUN OYUNCAK EĞLENCE

ESFELİ SAFİLİN ALGISI İÇİNDE (BEDENSEL KAYITLARDAN KURTULAMAMIŞ) OLANLAR İÇİN DÜNYA YAŞAMINI; OYUN- EĞLENCE OLARAK GÖRÜRLER.

-  (Esfeli sâfîliyn olan) dünyanızın yaşamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir! Sonsuz olan gelecek yaşam ortamı korunanlar için elbette daha hayırlıdır… Hâlâ aklınızı değerlendirmeyecek misiniz? (En’am-32)

- Şu dünya hayatı (en sefil yaşam-esfeli sâfîliyn) bir eğlence (kendini avutarak keyifle oyalanma) ve bir oyundan (kurallarına göre oynanan senaryo) başka bir şey değildir! Sonsuz gelecek vatana gelince; işte asıl bilinçlilik-yaşam yurdu odur… Kavrayabilselerdi!  (Ankebut- 64)

- Dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlencedir! Eğer iman eder ve korunursanız, hem ecirlerinizi verir ve hem de sizden bütün mallarınızı (bu yolda sarf etmenizi) istemez! (Muhammed- 36)

- İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! (Bunlar) şu misaldeki gibidir: Yağmurun yeşerttiği ekinle mutlu olurlar ama sonra bakarsın ki o yeşillikler kurur, sararır ve toprak olur hepsi! Sonsuz gelecek yaşamda ise ya şiddetli bir azap veya Allah`tan bir mağfiret ve Rıdvan vardır. Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir. (Hadid- 20)

ŞUURSAL BİLGİYE SAHİP OLSA DA BEDENSELLİKTEN KURTULAMAYANLAR; İŞİN YAŞAMINDAN ÇOK LAFINDA OLANLAR; DİNLERİNİ OYUN VE EĞLENCE ARACI HALİNE GETİRENLERDİR. BU DURUM; AZABI (SÜREKLİ PİŞMANLIK VE YANIŞI) DAVET EDER.

- Dinlerini bir oyun ve eğlence edinmiş, kendilerini dünya hayatının aldatmış olduğu kimseleri, kendi hâllerine bırak. Ancak bununla beraber hatırlat ki, bir nefs yaptıkları sonucu helâke düşmesin! Onun Allah dûnundan ne bir Velî`si ve ne de bir şefaatçisi olmaz… Her fidyeyi verse de, ondan alınmaz! İşte bunlar yaptıklarının getirisi yüzünden rehin tutulacak olanlardır… Onlar için yakıcı bir içecek ve hakikat bilgisini inkâr etmeleri nedeniyle de acı bir azap vardır. (En’am- 70)

- Onlar, Din anlayışlarını eğlence ve oyuna çevirmiş, (sefil) dünya hayatına aldanmış kimselerdir… Onlar bugünlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi; delillerimizi nasıl bile bile inkâr ediyorlardıysa; biz de bugün onları unuturuz! (Araf- 51)

- İnsanlardan kimi de vardır ki ilme dayanmayan bir şekilde, Allah yolundan (insanları) saptırmak için işin laf yanını satın alır ve onu eğlence (keyif aracı) edinir. İşte bunlar için hor-hakir edici bir azap vardır.(Lukman- 6)

HAKİKATİNE YÖNELEN VE DİNİNİ YAŞAMAK İSTEYEN; DİNİ OYUN VE EĞLENCE GİBİ ELE ALANLARDAN UZAK DURMALIDIR! (Ayna Noronlar- Üzüm Üzüme Baka Baka Kararır gerçeği!!!!)

- Dinlerini bir oyun ve eğlence edinmiş, kendilerini dünya hayatının aldatmış olduğu kimseleri, kendi hâllerine bırak (En’am- 70)

- Ey iman edenler… Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerin, dininizi alay, eğlence konusu edinenlerini ve hakikati inkâr edenleri velîler edinmeyin! Eğer iman ehliyseniz Allah`tan korunun! (Maide- 57)

BİLGİSİNİ YAŞAMA DÖNÜŞTÜRÜRKEN AKLINI DEĞİL; DUYGULARINI HAREKET NOKTASI SEÇEN; DİNİ ALAY VE EĞLENCE EDİNENDİR!!!!

- Salât için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler… Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür. (Maide- 58)

- (Esfeli sâfîliyn olan) dünyanızın yaşamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir! Sonsuz olan gelecek yaşam ortamı korunanlar için elbette daha hayırlıdır… Hâlâ aklınızı değerlendirmeyecek misiniz? (En’am- 32)

DİNİ OYUN VE EĞLENCE OLARAK YAŞAYANLAR; ALLAH’I UNUTMUŞLARDIR… ALLAH DA ONLARI UNUTUR! (Allah hiç unutur mu? Bu ne demek? Düşünülesi)

-  Onlar, Din anlayışlarını eğlence ve oyuna çevirmiş, (sefil) dünya hayatına aldanmış kimselerdir… Onlar bugünlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi; delillerimizi nasıl bile bile inkâr ediyorlardıysa; biz de bugün onları unuturuz! (Araf- 51)

KADIN FİTNESİ; DÜNYA HAYATININ EN BÜYÜK HİLESİDİR!… (Zahiri malum, Kadınla kast olunanın batini yönü ne ki?)

- (Yusuf) dedi ki: “Rabbim… Zindan, beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir bana… Eğer sen onların oyunlarından beni korumazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.” (Yusuf`un) Rabbi Onun duasına icabet etti de onların oyunlarını Ondan defetti! Muhakkak ki O, Semî`dir, Alîm`dir.(Yusuf- 33,34)

DİN GERÇEĞİNE EĞLENCE GİBİ YAKLAŞAN; HER DEVRE, HER ÇAĞA GELEN RASULLERİ TANIYAMAZ- DEĞERLENDİREMEZ!!!

- Akılları fikirleri oyun eğlencede! O, nefslerine zulmedenler, aralarında fısıldaşıyorlar: “Sizden farklı bir beşer mi sanki! Ne olduğunu görüp dururken, sihirli sözlerine mi kapılıyorsunuz?” (Enbiya- 3)

- (İbrahim) dedi ki: “Yemin ederim ki, sizin de atalarınızın da sapık bir düşüncede olduğu apaçık ortada!” Dediler ki: “Sen bize Hak olarak mı geldin yoksa sen oyun oynayanlardan mısın?” (Enbiya- 54-55)

- Biz Rasûlleri sadece müjdeleyici ve uyarıcılar olarak irsâl ederiz… Hakikat bilgisini inkâr edenler ise, asılsız, temelsiz fikirlerle Hakk`ı örtme mücadelesi veriyorlar! İşaretlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler (ciddiye alıp değerlendirmediler)! (Kehf- 56)

DÜNYAYI OYUN VE EĞLENCE OLARAK YAŞAYAN; CUMA SALATI İMAMI RASULULLAH’I TERK ETMİŞTİR. (Bu ayetteki sahneyi, iyi düşünmek gerek!)

- (Allah`a yönelip hakikatlerini hatırlamak varken) bir ticaret yahut bir eğlence gördüklerinde, dağılıp ona gittiler de, seni (Cum`a salâtının imamı Hz. Rasûlullah`ı) kaîm hâlde terk ettiler! De ki: “Allah indîndeki, eğlenceden de ticaretten de daha hayırlıdır… Allah yaşam gıdasıyla besleyen, en hayırlıdır!” (Cuma- 11)

SALATA DAVETİ ALAY VE EĞLENCE KONUSU YAPMAK, AKLINI KULLANAMAMA İŞARETİDİR! (Ezanı alaya almak ne demek ki?)

- Salât için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler… Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür. (Maide- 58)

C- SONUÇ:

OYUN- EĞLENCE- OYUNCAK TEFEKKÜRÜ

Yukarıda ayetleri gruplandırarak yaptığımız okuma çalışması; ayrıca bir tefekkür çalışmasına mahal bırakmayacak şekilde zihin açıyor zaten. O nedenle uzunca tefekküre girmek niyetinde değiliz. Kalemi tutabilir, kendimizi zaptedebilirsek, esas derin tefekkürü herkesin kendisine bırakarak birkaç noktaya dokunacağız.

Dünya hayatı; bedensel yaşam algısı içinde olanlar için eğlence… Ya gerçeği fark edenler için?!… Acımasız kuralların işlediği, duygusal değerlendirmelere yer olmayan, telafinin imkansız olduğu, mekrin derhal devreye girdiği bir süreç!… Çok mu ağır oldu?..

Daha ağırını, doğumunu bir kez daha kutladığımız Alemlerin Efendisi (sav)söylemiş:

- BİLDİĞİMİ BİLSEYDİNİZ, AZ GÜLER ÇOK AĞLARDINIZ!…

- BİLDİĞİM GERÇEĞİ BİLSEYDİNİZ RAHAT YATAKLARINIZDA YATAMAZ; ALLAH ALLAH DİYEREK DAĞLARA VURURDUNUZ!…

- SİZİNLE BENİM MİSALİM; ATEŞE ATILMAK ÜZERE DÖNEN PERVANELER İLE ONLARI UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞAN ADAMIN MİSALİNE BENZER!…

Onun sözleri üzerine söz söylenmez!… Evcilik oynayanlar için, muhabbet ve aşkı varılacak son zirve sananlar için bir kez daha düşünülesi!…

***

Bizler… Evlerde, salonlarda, çarşılarda tasavvuf lakırdısı edenler!… Kısır partilerine, çay sohbetlerine; “Hak İlmini tetkik” kılıfı geçirenler!… Evet bizler!.. İŞİN LAF YANINDA OLANLAR OYUN VE EĞLENCE İÇİNDE OLANLAR imiş ayetlere göre!… Ne kadar lafında ne kadar tasasındayız? Neleri değiştirdi tasavvuf hayatımızda?…

Bakınız, Muhterem Prof. Dr Yılmaz DÜNDAR; nelerin ne kadar değiştiğini nasıl iğnelemiş:

İnsanlar gıybet ederler, ilmi almadan önce… İlim alınır, sadece gıybetin yönü değişir… Bu defa da tasavvuf yazarlarını, mütefekkirleri, bu sahada çalışanları eleştirir dururlar, ilim adına… Gıybetin sadece yönü değişmiş, gıybete, ilmi müzakere kılıfı giydirilmiştir!…. (Yılmaz Hoca çok mu acımasız?!)

***

Aklı ne kadar kullanıyoruz?… Akıl ve Mantık diyenler; batinilik açıldıkça DURUN BU İŞİN ZAHİRİNİ UNUTMAYIN diyenler, muhabbet adı altında duygular cirit atarken, AKLINIZI KULLANIN diyenler hala bize soğuk ve ruhsuz geliyorsa, aklı ne kadar öne aldık bir kez daha düşünsek mi?….

***

Allah insanı unutur mu?..  Unutmaz elbet!.. Haşa, O unutmaktan beridir. Sen, şuur varlık olduğunu, beden için, dünya için yaratılmadığını unuttun ya!.. Sen bedene, duygulara, sahipliklere, hırslara, sevgi adı altında doymayan yanlarına teslim oldun ya!.. Sen, şeytan amelini süslü gösterdi tabiri ile ifade olunan; hakikat bilgisini nefsi isteklerinle yoğurarak dini yaşadım sandın ya!…

İşte bunu yaptığında ŞUUR BOYUTU- HALİFE YANIN- ÖZ NOKTAN kapanır sana… Daha doğrusu bedene düşmen; otomatik olarak şuura sırt dönmek demektir… Sen şuur yanını unuttun öyle mi?.. O boyut da bir daha açılmamak üzere seni unutur… İşte bu da Allah’ın seni unutması diye ifade edilir, bize göre… ( Çok korkunç çoookkkk!)

***

Kadın fitnesi!… İyi ki kadınlar var, yık üstlerine suçu, kurtul gitsin… Kadın fitnesi o mu ki?.. Yusuf’a işve eden Züleyha dedikleri; Yusuf’un dışındaki miydi?.. “Eşinle sen inin oradan” ayetinde eşin ne manaya geldiğini öğrendik değil mi?… Eşinin hükümranlığına girmek; işveye tav olmak!.. Bedenin; nefsin bataklığını kuğu gölü sanarak çamura atlamak!…

Kurtuluş?!.. Yusuf’un yaptığı!… Beden girdabındansa, Şuur iklimine yönelmek… Deccalin cennetine sırt dönüp, Mehdinin cehennemine yönelmek… Ve bunun için duyguların içini kavurması, dünyevi değerlerin gözünde kararması şeklinde gelişen ve Kur’anın ZİNDAN dediği hale; dışsalıktan içsel huzura yönelmek!… Acı, yoksulluk, açlık ve yalnızlık pahasına elinin tersi ile itmek Deccalin sahte cennetini…Ve atlamak Huuuu diyerek Mehdinin cehennemine…..

***

Rasülleri tanıyor muyuz?..  Her çağa, her topluma gelen Rasulleri tanıdık mı?.. Onlar içinde bir çağda bir tane olanı, biricik olanı; ALLAH RASULUnü bilmekten bahsetmiyoruz… Çok özel bir nasip işi Onu bilmek.. Hiç olmazsa rasulleri tanımak!..

Din gerçeğine oyun gibi yaklaşan, tanıyamazmış Rasülünü… Oyun oynarcasına mı yaklaşıyoruz tasavvufa, yoksa yaşarcasına mı?..

Kavramlardan evler kurduk kendimize… Kağıttan, kitaptan hayali evler… “Mutmainnede ne yaşanır”, “Radıyede ne olur”, “Uluhiyet nedir?..” Hakikatini yaşamaksızın konuşmak!.. Erkek çocukların şoförcülüğü, kız çocukların bez bebekleri ne kadar gerçekse o kadar yaşamak tasavvufu!?…

Dini oyun ve eğlenceye alanlar!!! Kimler ki?!…

Biz değiliz canıııımmmmm, gavurlar, yüzyıllar önceki müşrikler…. Avam canım, tanrısına tapınanlar var ya onlar işte… Ama biz olmadığımız kesin! (…)

Sahi, siz hala, Medine’ye ağıt yakanlardan mısınız?.. Yoksa siz hala Rasulullah’ı değerlendirmeyi naatlarda gözyaşı dökmek sananlardan mısınız?..

Rüyada göremediğiniz için üzülür müsünüz?.. Onu rüyada o kadar çok gören var ki! Her dem görürler ama ne yanışları biter, ne sitemleri, ne de sistem gerçeklerine yabancılıkları….

Sahi, “Rasulullahın sözleri de mecaz” denmişti.. Kur’an baştan ayağa mecaz ise Kur’anın inzal olduğu sinenin sözleri sadece zahir olur mu hiç?… 

***

Cuma Salatı İmamı Rasulullah’ı o namazda iken terk etmek! Ayakta öylece bırakıvermek onu.. Bir de bakacak arkasına, çoğu gitmiş!…

Cem edebildik mi manaları?.. Cuma kılmak; haftanın o günü camiye gitmek mi sadece? Yoksa Cuma Salatı; tüm birimleri, tüm seyirleri, tüm esmaları Hak görerek; aralarında fark görmeden gönlünde bir eylemek mi?!….

Ne kadar birledik esmaları?…CELAL tezahürü olunca şikayetlenen, CEMAL olunca mest olan; KAHHAR işlevi başlayınca sızlanan, VEHHAB olunca şımaran bizler; ne kadar yakınız CUMANIN HAKIKATINI KILMAYA?!…

Risalet ilmini al, kavramları ezberle, tefekkür yap, ama hala kalbinde nefret olsun, kalbinde ayrım olsun, gözünde hala farklar görünsün!.. Kimmiş Cuma imamını öylece yapayalnız bırakan?!…  (…)

***

Ezan!.. “Yükseltmek” fiili ile kullanırlar Arap lisanında ezanı, Türkçedeki “okumak” fiili ile değil!.. Yükseltir, ezan… Manasını düşünene Şehadeti, Müşahedeyi getirir ezan!…

Müşahede ehlinden misin? Mükaleme ehlinden mi diye sormuştu bir zat!

Müşahedeye bir türlü erişemeyen, Risalet bilgisini bir türlü yaşama geçiremeyen; ezanı alaya alıyor olmasın!…

Çok sert ve acı mı yorumlar?… Bağışlayın, şu günlerdeki durgunluğumuza verin…

Unutuyordum, sahi Ramazan Ayınndayız değil mi?…

Mübarek olsun…

Ben Rasülümü özledim!…

GÜNDE 70 KEZ SESLENİRİM DE DUYMAZSIN, HER AN SENLEYİM diyeni özledim… “İçindeyim” dedi de çekiliverdi dışımdan…. 

“İçindeyim” dedi, ama doyamadım dışımda da görmeye… Onun için özledim…

Özleyen yanım; içindekini göremeyen yanım olmasın?!…

Selam olsun Salat olsun RASÜLÜME!..