Kur’an Çözümünde Kavramlar- 17

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 17

“FELÂH” (Kurtulmak)

A- ÖN OKUMA

HAYYE ALE’L- FELAAAAAH!… (Haydin Kurtuluşa!)

Tespit edebildiğimiz kadarı ile 32 ayette “FELAH (Kurtulmak)” ve türevleri (Yüflihun- Tüflihun- Müflihun) geçiyor. Bu kavramları önce ayetlerde görelim.

1- AYETLER

BAKARA189-) Sana hilâllerden (ay takviminden) soruyorlar… De ki: “Bunlar (ibadetlerin ay takvimine bağlanması ile) insanların yararlanması ve hac için ölçülerdir.” Birr, evlere arka kapıdan girmek (hakikate dolaylı yoldan ulaşmak) değil, korunanlardan olmak için ön kapıdan (direkt kestirme yoldan)  girmektir. Allah`tan korunun ki felâh bulasınız.AL-İ İMRAN104-) İçinizden hayra (Hakk`a) davet eden, Hak ve hakikate göre hükmedip, Din`e ters olan şeylerden uzaklaşmanızı tavsiye eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa ereceklerdir.

130-) Ey iman edenler, kat kat arttırılmış riba (faiz) yemeyin (tefecilik yasaklanmıştır)! Allah`tan (yaptıklarınızın getirisini kesinlikle yaşatacağı içindir ki) korunun; kurtuluşa eresiniz!

200-)  Ey iman edenler… (İçinde bulunduğunuz zorluklara) dayanın, birbirinizle dayanıklılıkta yarışın, düşmana karşı hazır ve bütünlük içinde olun ve Allah`tan korunun ki kurtuluşa eresiniz.

MAİDE

35-) Ey iman edenler! Allah`tan korunun; O`na yakîni edinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O`nun yolunda azîmle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz.

90-) Ey iman edenler… Hamr (sarhoşluk veren içkiler), Meysir (kumar), Ensab (putlar, tanrı-ilâh vasfı atfetmeler) ve Ezlam (fal okları ve kehanet araçları) ancak şeytanî fiiller olarak birer pisliktir! Artık ondan kaçının ki felâha eresiniz.

100-) De ki: “Habis (pis), tayyib (temiz) ile eş değerde olmaz… Habisin çoğunluğu hoşuna gitse bile”… O hâlde ey öze ermiş derin düşünür akıl sahipleri (Ulül Elbab), Allah`tan korunun ki kurtuluşa eresiniz.

A’RAF

8 – O süreçte vezn (her şeyin Allah hükümlerine göre artısıyla eksisiyle değerlendirilmesi) Hak`tır… Artık kimin mizanları (değerlendirilmeleri) ağır basarsa (nefsinde), işte onlar, engelleri yarıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

69-) “Sizi uyarmak için, sizden bir adama Rabbinizden bir öğüt gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın, düşünün ki sizi, Nuh halkından sonra halifeler kıldı ve sizi, yaratılışta, donanımınız bakımından kat kat fazlalığa kavuşturdu… Allah nimetlerini hatırlayıp değerlendirin ki, kurtuluşa eresiniz.”

157-) Onlar ki ellerindeki Tevrat ve İncil`de belirtilmiş O Rasûl`e, Ümmî (asıl fıtratı bozulmamış-yaratıldığı saflık üzere) Nebi`ye tâbi olurlar… Onlara, Allah`a göre olumlu olanları emreder ve olumsuz fiilleri yasaklar; onlara temiz şeyleri helal kılar; pis, çirkin şeyleri haram eder; onlardan sırtlarındaki ağır yükü (benliklerinin getirilerini) kaldırır ve üzerlerindeki zincirleri (yüzlerini Allah`a döndürmelerini engelleyen tüm bağlarını) çözer… İşte Ona iman eden, Ona saygı gösteren (destekleyen), Ona yardım eden ve Onunla birlikte inzâl olunan Nûr`a (Kur`ân) tâbi olanlar var ya, işte onlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri!

ENFAL

45-)  Ey iman edenler!.. Bir topluluk ile karşılaştığınız vakit (imanınızla) sâbit durun… Allah`ı çok çok zikredin (anın ve düşünün) ki zorluğu yarıp geçip, kurtuluşa eresiniz!

YUNUS

68-) “Allah oğul edindi” dediler. Subhan`dır O! (Zira) “HÛ” El Ganî`dir (yarattıklarıyla kayıtlanmaktan ve sınırlanmaktan berîdir)… Semâlarda ve arzda ne varsa, O`nun içindir (“El Esmâ”daki mânâların açığa çıkması için)… İndînizde bununla (iftiranızla) ilgili bir kanıt yoktur! Allah hakkında, ilminiz olmayan bir şeyi konuşuyorsunuz!

69-)  De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar elbette kurtulamazlar!”

NAHL

115-) (Allah) size yalnızca ölmüş hayvan etini (leşi), kanı, domuz etini ve Allah`tan gayrı adına boğazlananı haram etmiştir… Ama kim zorda kalırsa helal saymayarak ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın (bunlardan yiyebilir)… Muhakkak ki Allah Gafûr`dur, Rahîm`dir.

116-) Aklınıza esen yalanı uydurup, “Şu helaldir ve şu haramdır” demeyin… Çünkü Allah`a iftira atmış olursunuz! Muhakkak ki, Allah üzerine yalan uyduranlar kurtulmazlar!

HAC

77-)  Ey iman edenler! Rükû edin (her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilin); secde edin (indînde “ben”liğinizin “yok”luğunu hissedin), Rabbinize kullukta olduğunuzu kavrayın; hayır (Hakkanî fiil) işleyin ki kurtulasınız!

NUR

31-) İman eden kadınlara da de ki: Nazarlarını sakınsınlar (cinsel arzuyla bakmaktan kaçınsınlar) ve cinsel organlarını korusunlar ve zinetlerini, ondan zâhir olan müstesna, açığa vurmasınlar… Hımarlarını (başlarına koydukları örtünün arkaya sallandırdıkları uçlarını, göğüs açıklıklarını kapatacak şekilde) öne getirsinler… (Allah`ın bahşetmiş olduğu) zinetlerini göstermesinler… Ancak (şu kimseler hariç): Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut erkek kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut sağ ellerinin mâlik oldukları (cariye) yahut ricalden erkekliği kalmamış ihtiyarlara sahibinden başka tâbileri (hizmetçileri) yahut kadınların avreti üzere erkek çocuklar… Göğüslerine dikkati çekmek ve erkekleri tahrik amacıyla, yürürken ayaklarını vurmasınlar… Ey o iman edenler, hepiniz topluca Allah`a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.

NUR

51-) Aralarında hükmetmesi için Allah`a ve O`nun Rasûlüne davet edildiklerinde, iman edenlerin sözü ancak: “İşittik ve itaat ettik” demeleridir… İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

 

CUM’A

9-) Ey iman edenler!.. Cuma`nın günü`ndeki o salât için çağrıldığınızda, Allah zikrine (Hakikatinizi HATIRLATMA çağrısına) koşun ve alışverişi bırakın! İşte bu sizin için daha hayırlıdır; eğer (işin gerçeğini) kavrayabilirseniz.

10-) O salât tamamlandığında arzda yayılın, Allah`ın fazlından talep edin ve (el Esmâ`sıyla hakikatiniz olan) Allah`ı çok zikredin (HATIRLAYIN) ki kurtuluşa eresiniz!

TEVBE

87-) Savaşa katılmayıp geride kalan kadınlar, çocuklar, âcizler ile beraber olmaya razı oldular… Kalplerine mühür vuruldu (anlayışları kilitlendi)! Artık onlar anlayamazlar!

88-) Fakat Rasûl ve beraberindeki iman etmişler, mallarıyla, canlarıyla mücahede ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır! İşte kurtuluşa erenler bunlardır.

MÜ’MİNUN

101-) Sur`a üflendiğinde (yeni bir bâ`s için süreç başladığında), o gün aralarında nispetler (beşerî mensubiyetler, akrabalıklar, etiketler; dünyada birbirlerini tanımalarını sağlayan görünümleri) olmayacak! Sualleşmezler de (dünyadaki nispetlere/iletişime göre birbirlerini sormazlar da).

102-) Femen sekulet mevaziynuhu feülaike hümül müflihun;                                                                       

Kimin ölçüm değerleri (tartısı) ağır gelirse, işte onlar kurtulacakların ta kendileridir.

103-) Kimin ölçüm değerleri hafif gelirse, onlar da nefslerini hüsrana uğratanların ta kendileridir… Yanma ortamında sonsuza dek kalırlar!

RUM

38-)  Yakınlarınıza hakkını verin; yoksullara ve yolcuya da… Bu, Vechullahı isteyenler için daha hayırlıdır! İşte onlar şartları zorlayarak kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

LUKMAN

4-) Onlar ki, salâtı ikame ederler ve zekâtı verirler; onlar sonsuz geleceklerine ikân sahipleridir.

5-) İşte onlar Rablerinden gelen hakikat bilgisi üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

MÜCADELE

22-) Esmâ`sıyla hakikatleri olan Allah`a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden bir topluluğu, Allah ve Rasûlü ile zıtlaşanlarla sevişir bulamazsın! Bunlar, onların babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri veya aşiretleri olsalar bile! İşte bunlar kalplerinin içine imanı yazdığı (şuurlarında imanı yaşattığı) ve tarafından ruhu olarak teyit ettikleridir! Onları, içinde ebedî kalıcılar olmak üzere, altlarından nehirler akan cennetlere dâhil eder. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah`tan razı olmuş hâlde… İşte bunlar Hizbullah`tır (Allah taraftarları)… Dikkat edin, muhakkak ki Hizbullah kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

HAŞR

9-) Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine`ye) ve imana yerleşmiş olan kimseler (Ensar), kendilerine hicret edenleri severler. Onlara (muhacirlere) verilenlerde gözleri yoktur, buna ihtiyaç duymazlar! Kendileri ihtiyaç içinde olsalar da, onları kendi nefslerine tercih ederler! Kim nefsinin (bilincinin) cimriliğinden-ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

TEĞABUN

15-) Mallarınız ve evlatlarınız sizin için yalnızca sınav objesidir! Allah (a gelince), O`nun indîndedir büyük ecir.

16-) Öyleyse, olabildiğince Allah`tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun; algılayın ve itaat edin ve kendi hayrınıza olarak infak edin! Kim benliğinin cimriliğinden/ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!

B- ÇÖZÜMLEME

1- FELAH KAVRAMINA DAİR TANIM VE AÇILIMLAR:

FELÂH Gâyeye ulaşmak, durumun iyi olması, baka (kalış), kurtuluş, yarmak, açmak gibi anlamlara gelen bir terim. Ezanda geçen “HAYYE ‘ALE’L FELAH” kurtuluşa yönelim anlamındadır. Aynı kökten gelen İFLÂH, bir şeyi elde etmek, arzu edilen şeye ulaşmak, çalışmada başanlı olmak, isabet kaydetmek gibi anlamlar ifade eder.

İflâh masdarından türetilen değişik kipler Kur’an-ı Kerîm’de kırk yerde geçer. Kur’an-ı Kerîm, Allah’a iftira edenlerin, kâfirlerin, zâlimlerin, mücrimlerin, sihirbazların felâha kavuşmayacaklarını beyân eder (el-En’âm, 6/21, 131; Yunus, 10/77; Yusuf, 12/23; Taha, 20/69; el-Müminun, 23/117; el-Kasas, 28/37, 82; Yunus, 10/69; en-Nahl, 16/116). Buna karşılık Kur’an-ı Kerîm, müminlerin, namazlarını huşû ile kılanların, sabırlı olanların, takva sahibi kimselerin cimrilikten sakınanların nefislerini tezkiye edenlerin, Allah yolunda cihâd edenlerin, tövbe edenlerin, Allah teâlayı samimiyetle ananların, felaha kurtuluşa ereceklerini de açıklar (el-Mü’minun, 23/1, el-A’lâ, 87/14, eş-Şems, 91/9, el-Bakara, 2/189, el-Maide, 5/100, el-Hacc, 22/77, el-Cum’a, 62/10, el-Nasr, 59/9, et-Teğabün, 64/16).

Zemahşerî, el-Bakara suresinin beşinci ayetinde geçen “MÜFLİHUN” kelimesini açıklarken şöyle der: “Müflih, gâyesine ulaşan kişi demektir. Sanki bu kişi için bütün basan yollan açılmış ve önünde hiçbir engel kalmamıştır. Müflic kelimesi de Müflih kelimesi gibi olup, aynı manayı ifade eder. Bu harflerden, yani FA-LÂMHA ve FA-LAM-CİM harflerinden meydana gelen kelime yarmak ve açmak manalârınâ delâlet eder” (Zemahşerî, el-Keşşâf, I, 28).

Hâttâ “FA” ile ” ‘AYN” yani fiil’lin veya ismin ilk iki harfınde bu terkibe (kelimeye) benzeyen FELEKE, FELEZE gibi kelimeler de yarmaya ve açmaya delâlet ederler. (Beydâvı, Envârü’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vil, İstanbul 1282/1865, I, 105).

Demek ki, felâh ve bu kökten gelen İflâh ve bunların türevlerinde yarmak ve açmak manaları mevcuttur. Felâha eren kişi bir çeşit zafer ve başarı yollarını yarıyor, gâyeye giden yol âdeta ona açılıyor demektir. (Kaynak: İslam Ansk.)

AYETLERDE ÖNE ÇIKAN TANIMLAR:

FELAHA ERENLER (KURTULANLAR):

-   Allah’tan Korunanlar (Muttakiler)…

-  Din gerçeği konusundan tavsiyelerde bulunup, iyiliğe çağıranlar…

-   Sabreden ve dayanışma içinde olanlar…

-  Seriül Hisab mekanizmasının farkındalığı ile yaşayanlar…

-   Yakiyne erme vesilelerine talip olanlar…

-   Şeytanın pisliklerinden kaçınanlar…

-   Allah nimetlerini hatırlayıp değerlendirenler…

-   Nebiye ve Kur’an’a tabi olanlar…

-   Çok zikredenler…

-   Rabbine kulluğu fark edip, hayır fiiller işleyenler…

-   Topluca Allah’a tevbe edenler…

-   Rasülle beraber olanlar ve malını canını onun yoluna serenler, nefsleri ile mücahede edenler.…

-   Tartısı; ölçüm değerleri ağır gelenler…

-   Rasülün Çağrısına İŞİTTİK, İTAAT ETTİK yaklaşımı içinde olanlar….

-   Yakınlar, yolcular ve yoksullara hakkını verenler…

-  Salatı ikame eden, zekatı veren, sonsuz geleceğe yakiyn üzere olanlar, Rablerinden gelen Hakikat Bilgisi üzere olanlar..…

-   Allah ve Rasülü ile zıtlaşanlardan uzak duranlar….Allah Taraftarları…

-  Nefsinin cimrilik ve ihtirasından korunanlar, kardeşlerine infak edenler, kardeşlerine nefslerine tercih edenler…

KURTULAMAYANLAR:

-  Allah hakkında yalan uyduranlar…(Oğul edindi diyerek)

-  Allah’a iftira atanlar… (Kafasına göre haram – helal ölçüleri koyanlar)

 Tartısı; ölçüm değerleri hafif gelenler…

2- AYETLERDE FELÂH

MÜTTAKİLER (ALLAHTAN KORUNANLAR- KORKANLAR) KURTULMUŞTUR:

-  Sana hilâllerden (ay takviminden) soruyorlar… De ki: “Bunlar (ibadetlerin ay takvimine bağlanması ile) insanların yararlanması ve hac için ölçülerdir.” Birr, evlere arka kapıdan girmek (hakikate dolaylı yoldan ulaşmak) değil, korunanlardan olmak için ön kapıdan (direkt kestirme yoldan)  girmektir. Allah`tan korunun ki felâh bulasınız. (Bakara-189) (Evlere ön kapıdan girmek, hakikate kestirme yoldan varmak ne ki?…)

- İçinizden hayra (Hakk`a) davet eden, Hak ve hakikate göre hükmedip, Din`e ters olan şeylerden uzaklaşmanızı tavsiye eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa ereceklerdir. (A.İmran-104)

- Ey iman edenler, kat kat arttırılmış riba (faiz) yemeyin (tefecilik yasaklanmıştır)! Allah`tan (yaptıklarınızın getirisini kesinlikle yaşatacağı içindir ki) korunun; kurtuluşa eresiniz! (A.iMran-130) (Faiz sadece para ile mi ilgili ki?!)

-  Ey iman edenler… (İçinde bulunduğunuz zorluklara) dayanın, birbirinizle dayanıklılıkta yarışın, düşmana karşı hazır ve bütünlük içinde olun ve Allah`tan korunun ki kurtuluşa eresiniz. (A.İmran-200) (Sabrın hakikati?!..)

YAKİYN GETİRECEK “VESİLE”Yİ İSTEMEK; YAKİYN YOLUNDA GAYRET ETMEK KURTULMAKTIR! (Vesile ne ki?)

- Ey iman edenler! Allah`tan korunun; O`na yakîni edinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O`nun yolunda azîmle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz. (Maide- 35)

SARHOŞLUK VERENLER, FAL OKLARI, KUMAR, PUTLAR PİSLİKTİR! KAÇINAN KURTULUR:

- Ey iman edenler… Hamr (sarhoşluk veren içkiler), Meysir (kumar), Ensab (putlar, tanrı-ilâh vasfı atfetmeler) ve Ezlam (fal okları ve kehanet araçları) ancak şeytanî fiiller olarak birer pisliktir! Artık ondan kaçının ki felâha eresiniz. (Maide- 90)

- De ki: “Habis (pis), tayyib (temiz) ile eş değerde olmaz… Habisin çoğunluğu hoşuna gitse bile”… O hâlde ey öze ermiş derin düşünür akıl sahipleri (Ulül Elbab), Allah`tan korunun ki kurtuluşa eresiniz.(Maide-100)

MİZANI AĞIR GELEN KURTULUR ( Mizan ileride bir süreç diye almaz, şimdide düşünürsek, veznin, ölçünün, mizanın ağır gelmesi – ya da hafif gelmesi ne demek?)

-  O süreçte vezn (her şeyin Allah hükümlerine göre artısıyla eksisiyle değerlendirilmesi) Hak`tır… Artık kimin mizanları (değerlendirilmeleri) ağır basarsa (nefsinde), işte onlar, engelleri yarıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (Araf-8)

-  Kimin ölçüm değerleri (tartısı) ağır gelirse, işte onlar kurtulacakların ta kendileridir. (Mu’minun- 102)

ALLAH NİMETLERİNİ HATIRLAYIP DEĞERLENDİREN KURTULUR:

-  “Sizi uyarmak için, sizden bir adama Rabbinizden bir öğüt gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın, düşünün ki sizi, Nuh halkından sonra halifeler kıldı ve sizi, yaratılışta, donanımınız bakımından kat kat fazlalığa kavuşturdu… Allah nimetlerini hatırlayıp değerlendirin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Araf- 69) (Ayete göre Allah Nimeti ne imiş, fark ettik mi?)

RASÜLE İMAN EDEN, İTAAT EDEN, KUR’ANA GÖRE YAŞAYAN KURTULUR:

-  Onlar ki ellerindeki Tevrat ve İncil`de belirtilmiş O Rasûl`e, Ümmî (asıl fıtratı bozulmamış-yaratıldığı saflık üzere) Nebi`ye tâbi olurlar… Onlara, Allah`a göre olumlu olanları emreder ve olumsuz fiilleri yasaklar; onlara temiz şeyleri helal kılar; pis, çirkin şeyleri haram eder; onlardan sırtlarındaki ağır yükü (benliklerinin getirilerini) kaldırır ve üzerlerindeki zincirleri (yüzlerini Allah`a döndürmelerini engelleyen tüm bağlarını) çözer… İşte Ona iman eden, Ona saygı gösteren (destekleyen), Ona yardım eden ve Onunla birlikte inzâl olunan Nûr`a (Kur`ân) tâbi olanlar var ya, işte onlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri! (Araf- 157)

- Fakat Rasûl ve beraberindeki iman etmişler, mallarıyla, canlarıyla mücahede ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır! İşte kurtuluşa erenler bunlardır. (Tevbe-88)

-  Aralarında hükmetmesi için Allah`a ve O`nun Rasûlüne davet edildiklerinde, iman edenlerin sözü ancak: “İşittik ve itaat ettik” demeleridir… İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (Nur- 51)

ZİKİR VE HAYIR FİİİLER FELAHI GETİRİR:

- Ey iman edenler!.. Bir topluluk ile karşılaştığınız vakit (imanınızla) sâbit durun… Allah`ı çok çok zikredin (anın ve düşünün) ki zorluğu yarıp geçip, kurtuluşa eresiniz! (Enfal-45)

- Ey iman edenler! Rükû edin (her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilin); secde edin (indînde “ben”liğinizin “yok”luğunu hissedin), Rabbinize kullukta olduğunuzu kavrayın; hayır (Hakkanî fiil) işleyin ki kurtulasınız!(Hac- 77)

-  O salât tamamlandığında arzda yayılın, Allah`ın fazlından talep edin ve (el Esmâ`sıyla hakikatiniz olan) Allah`ı çok zikredin (HATIRLAYIN) ki kurtuluşa eresiniz! (Cum’a- 11)

ALLAH’A TOPLUCA TEVBE EDENLER; KURTULUR: (Allah’a topluca tevbe; sadece cemaatle tevbe mi, yoksa kendimizde daha özel bir anlamı mı var?)

-  Ey o iman edenler, hepiniz topluca Allah`a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz. (Nur- 31)

YAKINA, YOKSULA, YOLCUYA HAKKINI VEREN KURTULUR! (Bunların özde anlamları ne ki?)

- Yakınlarınıza hakkını verin; yoksullara ve yolcuya da… Bu, Vechullahı isteyenler için daha hayırlıdır! İşte onlar şartları zorlayarak kurtuluşa erenlerin ta kendileridir! (Rum- 38)

SALATI İKAME EDEN, ZEKATI VEREN, SONSUZ GELECEĞE İKAN SAHİBİ OLAN KURTULUR:

- Onlar ki, salâtı ikame ederler ve zekâtı verirler; onlar sonsuz geleceklerine ikân sahipleridir. İşte onlar Rablerinden gelen hakikat bilgisi üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Lukman- 4/5)

HİZBULLAH (ALLAH TARAFTARLARI) KURTULMUŞTUR: (Allah Taraftarı ne demek ki?)

-  Esmâ`sıyla hakikatleri olan Allah`a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden bir topluluğu, Allah ve Rasûlü ile zıtlaşanlarla sevişir bulamazsın! Bunlar, onların babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri veya aşiretleri olsalar bile! İşte bunlar kalplerinin içine imanı yazdığı (şuurlarında imanı yaşattığı) ve tarafından ruhu olarak teyit ettikleridir! Onları, içinde ebedî kalıcılar olmak üzere, altlarından nehirler akan cennetlere dâhil eder. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah`tan razı olmuş hâlde… İşte bunlar Hizbullah`tır (Allah taraftarları)… Dikkat edin, muhakkak ki Hizbullah kurtuluşa erenlerin ta kendileridir! (Mücadele- 22)

NEFSİNİN İHTİRASINDAN KORUNANLAR; SERİÜL HISAB GERÇEĞİNCE YAŞAYANLAR KURTULMUŞTUR:

- Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine`ye) ve imana yerleşmiş olan kimseler (Ensar), kendilerine hicret edenleri severler. Onlara (muhacirlere) verilenlerde gözleri yoktur, buna ihtiyaç duymazlar! Kendileri ihtiyaç içinde olsalar da, onları kendi nefslerine tercih ederler! Kim nefsinin (bilincinin) cimriliğinden-ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir! (Haşr- 9)

- Öyleyse, olabildiğince Allah`tan (yaptıklarınızın sonucunu  yaşatacağı için) korunun; algılayın ve itaat edin ve kendi hayrınıza olarak infak edin! Kim benliğinin cimriliğinden / ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir! (Teğabun- 16)

C- SONUÇ:

FELAH TEFEKKÜRÜ

Yukarıda yapmış olduğumuz anlam gruplandırmaları, tefekkür noktasında epeyce fikir verdiği için, sadece o kısımda parantez içinde sorduklarımızın cevabını arayacağız bu bölümde. 

Evlere ön kapıdan girmek, hakikate kestirme yoldan varmak!.. Hakikat şehrine yada evine BAB-İ “ALİ” den girilir. Resulden ulasan ilmi değerlendirerek, teferruattan ibaret kesret müşahedesinden sıyrılıp vahdet şuuruyla seyre başlamak…. En kestirme yolun piramidin tepesinden yani kendini ŞUUR varlık olduğunun müşahedesiyle oluşacağını düşünürsek… VECHullah seyri..

Faiz sadece para ile mi ilgili ki?! “Mücahedesiz müşahede gerçekleşmez” “Kişi ancak kendi varlığından verdiğinin karşılığını alabilir” misliyle, HAK edilmemiş, mücahede yoluyla kazanılmamış, deneyimlenmemiş, benlik infakı ile yoğrulmamış bilgi ve beceriler FAİZ almak gibi bir durumdur ki kişiye ancak MEKR olarak geri döner..

Sabrın hakikati?... Sabr  hakikatin seyri mücahedesi esnasındaki zorlu süreçlerde , aşamalarda havlu atmayıp, ümitsizliğe düşmeyip, varlığındaki esma özelliklerini devreye sokarak Allah esmasıyla dayanıklılık kazanmaktır (Allah sabredenlerle beraberdir)! Sonuçta açığa çıkarıp kullandığın esma özellikleri nispetinde Allah’a yakınlığın söz konusu olur..

Vesile ne ki?.. Vesiyle;Hakikat müşahedesine yani salata dolayısıyla felaha yani kurtuluşa erebilmenin yegane yolunun ILMe tabi olmaktan geçtiği bir anlamda İLMin mazharı olan mahallere (Resul,Veli) iman edip teslim (nübüvvet bilgisi) olmakla mümkün olabileceği vurgulanıyor..

Teslim mi oluruz, teslim mi alınırız?.. Bize göre vesilenin kişiye açılması, o zatın, o ilmin kişiye el vermesi; askere çağrılmak gibidir… 20 yaşından önce istesen de askere gidemezsin, 20 yaşına geldin mi de yakanı bırakmazlar alırlar derhal… Bu yolda olgunlaşana vesile eller uzanacaktır elbet vakti gelince…

Mizanı ağır gelmek ne demek? “Hiç bir yere sığmam mümin kulumun kalbine sığarım” sözüyle de alakalı bu ifade.. Gönül alemi yada şuur boyutunun değerleriyle kendini tanıyan bilincin sonsuz sınırsızlık özellikleriyle var olduğunu fark ve idrak edişi MİZAN  yani ölçüsü, ölçeği her şeyi kapsar…

Yani kişinin beşleri- kısıtlı değerlendirmelerden çıkarak EVRENSEL OLANA AÇILMASI, neftsen çıkarak İNSAN BAKIŞIYLA BAKMASI Mizanın ağır gelmesi demek bir anlamda…  Belki de “RAHMAN arşını istiva eder” buyrulan hal; o açılımı yaşayanın bileceği, benliğin tamamen şuura teslim olduğu hal…..

Allah Nimeti!.. Birimin varlığını meydana getiren Allah esmaları özellikleri Allah Nimeti…

Ayete göre ise Rasüller,Vesileler, Veliler…

Bu nimeti herkes değerlendiremeyecek… Karşıda ilim yansıtan mahalli beşer gözüyle gören;

-  Aaaa O mu, dünkü çocuk canım, kısa pantolonlu halini biliriz…

-  Ona biz öğrettik bunları, aldı, süsledi, satıyor işte.. Kendi bildiği bir şey yok aslında, hepsi derleme…

-  Canım, ben gidip din tahsili almamış birinden mi din öğrenecem? Dedem, soyum, sopum hoca benim….vb diyenler; değerlendiremeyecek Rasulleri… Onlar Şükrü eda edemeyen, nimeti göremeyen körlükleri ile başkalarına değil KENDİLERİNE EN BÜYÜK NANKÖRLÜĞÜ YAŞAYACAKLAR DERİN AZAP ÇUKURLARINDA HER AN….

Topluca tevbe!.. Tüm varlığıyla, tüm algıladıklarıyla yüzünü Allah’a dönme, yani varlığın tümüyle vechullah olduğunu idrak etmek ‘’Her ne yana dönsen Allah’in vechi oradadır’’ ’’Her şey helak olucudur, baki olan Allah vechidir’’ hakikatini müşahede (haniflik bilinci açılımı).

Nasıl yapılacak toplu tevbe? Kadir gecesi camide ağlayarak mı herkesle?!..

İdrakini tüm organlarına yaşatmandır topluca tevben!… Ellerine abdest aldırdın, şuuruna düşüncene hayaline aldırdın mı?… Bedene namaz kıldırıyorsun, hırsların secdeye vardı mı?… Eski bilgilerden geçerek kurbanlar veriyorsun, dünyadan da geçebiliyor musun?.. Kolaylaşanlardan veriyorsun, ya damarına basılınca cıyakladıkların, onları verebilecek misin?..

Yakın, Yoksul, Yolcu.. Yakin;Sah damarindan yakin olan.Yoksul; Allah esmasinin  var sandirdigi, Allahtan gayri HİÇ bir varlığı olmayan Hayalde var görünen.Yolcu ;gizli hazinesini seyreylemek amaciyla hayalinde var ettiği seyrinde büründüğü esma sureti…

Bir başka açıdan yakın AKRABA demek…Kim senin akrabaların?… Kocan, karın, çocukların, dayınlar, halanlar öyle mi?..

Nuh da oğlunu akrabası sanıyordu Rabbının sesini duyana kadar!… Uyarıldı, onlar değil akraban, iman ettiğinde seninle beraber yürüyenler diye!…

Nuh, oğlu gözlerinin önünde ölürken fark etti ASIL YAKINLARINI…

Sen şimdiden fark etmeye bak, çok geç olmadan!!!!

Yoksul… FAKR boyutun senin.. İddiasız, sahipliği olmayan yanın… Gönlunu boşaltıp yoksul olabilir misin heva ve hevesten!?

Yolcu… Beden kervansarayında uykuya yatırdığın Halife yanın yolcu!.. Uyan artık, kervan yola düzüldü, beden denen ve günün birinde leşlerden bir leş olarak gömülecek bu oteli ne kadar sahipleneceksin daha?!..

Allah Taraftarı… VECHini Allah’a hanif olarak yöneltmiş olan(O’ndan gayrı görmeyen), Allah vechinden gayrisi kalmamış ŞUUR, BİLİNÇ. Herkes kendini beşer olarak algılarken, çoğunluk dünya uğruna ömür tüketirken SEN BU BEDEN DEĞİLSİN diye seslenen yanın var ya?.. İşte boyutun senin ALLAH TARAFTARI OLAN!…

Hizbullah da derler; Allah partisi de derler, dışsallıkta dini sömürenler…

Allah Partisine mensup olmak, parti kurup örgüt kurup dini saltanata dönüştürmek değil; VELİLERİN SAFINDA OLMAK demek!… Safını belirledin mi?.. Kiminlesin?!..

“İşittik ve İtaat Ettik” ne demek?… Hakikat ilmine  iman ile teslim olanın yaşadığı HAL.. Sahabesi öyle imiş Rasulullah’ın… Aldığını, duyduğunu anında yaşarmış…Lak lak ettiklerimizin ne kadarı yaşanıyor bizde?!

Ve son not….

Ezan OKUnurken ayni kelimeleri bizde tekrar ederiz yanliz “hayyaalelSALAH , hayyaalelFELAH” kısmında aynen tekrar edilmez de  “La havle vela kuvvete illa B’illah”  deriz. Felahı ve Salatı LA HAVLE İLE KARŞILAMAK NE Kİ?.. Bu da düşünülesi bir konu….

***

Doğrular ehlinden yanlışlar beşer yanımızdandır…

En doğrusunu Allah, Rasülü ve de Ehlullah bilir…

HAYDİN FELAHA çağrısına SEMİ’NA VE ATA’NA diyenlerden olasınız!…