Kur’an Çözümünde Kavramlar- 18

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 18

“ G E M İ ”

A- ÖN OKUMA

Tespit edebildiğimiz kadarı ile GEMİ kelimesini önce ayetlerde görelim.

1- AYETLER

BAKARA164-) Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah`ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah`la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.A’RAF64-) Onu yalanladılar… (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık… (Esmâ`nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanları ise boğduk… Muhakkak ki onlar basîretsiz bir toplumdu!YUNUS22-) “HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah`ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.”73-) (Yine de) Onu yalanladılar… Biz de Onu ve  gemide onunla beraber olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık… İşaretlerimizi yalanlamış olanları ise boğduk! Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!HUD37-) Gözlerimiz olarak (mâiyet sırrına işaret bu ifade), vahyimizce gemiyi yap… Zâlimler hakkında (şefaat için) bana yönelme… Kesinlikle onlar boğulacaklardır!

38-) Gemiyi yapıyor(du)… Halkının ileri gelenleri Ona her uğradıklarında, alay ediyorlardı… (Nuh) dedi ki: “Eğer bizimle alay ederseniz, sizin alay ettiğiniz gibi (gün gelir) biz de sizinle alay ederiz.”

İBRAHİM

32-) Allah ki Semâları ve Arz`ı yarattı; semâdan bir su inzâl etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de!

NAHL

14-) “HÛ”; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi… Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün… O`nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye.

İSRA

3-) (Ey) Nuh ile beraber (gemide) taşıdıklarımızın torunları… Muhakkak ki O, çok şükreden bir kul idi.

66-) Rabbiniz ki, lütfunu arayasınız diye gemileri (bedenlerinizi) sizin için deniz (ilim) içinde yüzdürüyor! Muhakkak ki O, sizden Rahîm (El Esmâ mânâlarının özelliklerini açığa çıkaran)`dir!

MERYEM

58-) İşte bunlar, Allah`ın kendilerine in`amda bulunduğu Nebilerden, Adem`in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail`in (Yakup) zürriyetinden hakikate erdirdiğimiz ve (ezelden) seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman`ın varlığının delilleri okunduğu zaman (yakînî müşahede ile) secde ederler ve ağlarlar. (58. âyet secde âyetidir.)

 

HAC

65-) Görmedin mi Allah, arzdakileri de (bedenî kuvveler), denizde (yüzde seksen su olan bedendeki) hükmüyle akıp giden gemileri de (bilinç) sizin (şuur) hizmetinize vermiştir… Semâyı arza çarpmaktan O koruyor… Oluşmasına elverdiği şartları dışında… Muhakkak ki Allah insanlarda Raûf`tur, Rahîm`dir.

MUMİNUN

21-) En`amda (kurban olabilecek çiftlik hayvanları; bedendeki o tür kuvveler) da sizin için elbette bir ibret vardır… Onların karınlarında olanlardan sizi besleriz… Onlarda sizin için pek çok menfaatlar vardır ve onlardan yersiniz de.

22-) Onların (hayvanların) üzerinde ve gemilerin üzerinde yüklenilip taşınıyorsunuz.

27-) Bunun üzerine Ona (Nuh`a) vahyettik ki: “Gözlerimiz olarak (gözetimimiz anlamına gelse de burada mâiyet sırrına işaret vardır) ve vahyimizle gemiyi yap… İş başladığında (sular yükseldiğinde) ve fırın kaynadığı (buhar kazanı mı vardı acaba) vakit, her eşi olandan bir çift ve onlardan, aleyhine daha önce hüküm verilmiş olanlar hariç ehlini, gemiye al. Zâlimler hakkında benimle muhatap olma! Kesinlikle onlar boğulacaklardır.”

28-) “Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleştiğinizde, de ki: `Hamd, bizi zâlimler topluluğundan kurtaran Allah`a aittir.`”

ŞUARA

117-) (Nuh) dedi ki: “Rabbim… Halkım kesinkes beni yalanladı!”

118-) “Benimle onların arasını aç ki (lâyıklarını bulsunlar; Rasûl aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar.”

119-) Biz de Onu ve Onunla beraber olan kimselerle dolu gemiyle, onları kurtardık.

ANKEBUT

14-) Andolsun ki Nuh`u kendi toplumuna irsâl ettik de onların içinde elli yıl hariç bin sene kaldı! Zulümleri üzereyken tufan onları yakaladı.

15-) Onu ve gemi halkını kurtardık ve onu insanlar için bir ibret kıldık.

RUM

46-) O`nun işaretlerindendir, rüzgârları müjdeciler olarak irsâl etmesi; size rahmetinden tattırması ve gemilerin O`nun hükmünce akıp gitmesi için… O`nun fazlından talep etmeniz ve değerlendirerek müteşekkir olmanız için.

LUKMAN

31-) İşaretlerinden size göstermek için, Allah nimeti olarak gemilerin denizde akıp gittiğini görmedin mi? Muhakkak ki bunda pek sabırlı ve çok şükreden herkes için elbette dersler vardır.

FATIR

12-) İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır… Diğeri ise tuzludur, acıdır… Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız… O`nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.

YASİN

41-) Bizim onların zürriyetlerini o dopdolu gemilerde yüklenip taşımamız da onlar için bir işarettir!

SAFFAT

139-) Muhakkak ki Yunus da irsâl olunanlardandı (Hakikat bilgisiyle açığa çıkarılanlardandı).

140-) Hani o dopdolu gemiye kaçmıştı (Hakikat bilgisine rağmen halkına yararlı olamadığı düşüncesiyle bedensellik yaşamına dönmüştü).

MÜMİN

79-) Allah  ki, onlardan bazısını binesiniz ve bazısından da yiyesiniz diye en`amı sizin için oluşturdu.

80-) Sizin için onlarda (daha başka) faydalar vardır… Hedeflediğiniz yere onların üzerinde ulaşmanız için… Onların üzerinde ve gemilerin üzerinde yüklenilip taşınıyorsunuz.

ŞURA

31-) Siz, arzda (Allah`ı) âciz bırakamazsınız! Sizin Allah`tan başka ne bir velîniz ve ne de bir yardımcınız yoktur.

32-) Denizde dağlar gibi akıp gidenler de (gemiler) O`nun işaretlerindendir.

ZUHRUF

12-) O ki, bütün çiftleri (gen çift sarmalını) yarattı ve sizin için gemilerden (bilinçler) ve en`amdan (biyolojik beden) bindiğiniz şeyleri oluşturdu.

CASİYE

12-) Allah ki, O`nun lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için, hükmü olarak (Sünnetullah`ı gereği) gemilerin (bedenlerin yaşamı) akıp gitmesi için, denizi (bilinç) size (şuur) hizmetle işlevlendirdi!

RAHMAN

24-) O`nundur, denizde (Hakikat ilminde) inşa olunmuş, dağlar gibi (oluşturulmuş benliklerle yaşamda) akıp giden gemiler (bedenler)!

B- ÇÖZÜMLEME

AYETLERDE ÖNE ÇIKAN GEMİ TANIMLARI:

-  İlâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuur.

-  Bedenler.

-  Bilinç.

-  Bedensellik Yaşamı.

AH KİTAPLARINDA GEMİ TANIMLARI:

-   Aracı amaç edinmek, hakikate karşılık zahirde kalmak, kabuktan öze geçememek.

“Hakikat bir denizdir, şeriât onda gemi;

Çokları gemiden denize dalmadılar!..”

Yani, araçta takılıp kaldılar, amaca ulaşmadılar!.

Oysa önemi nedeniyle tekrar ediyorum; her araç, bir amaç içindir!.

İslâm`ın şartları kapsamında yapılması teklif edilmiş olan fiiller, çalışmalar insanı belli amaçlara ulaştırmak içindir!..

İşte bu yüzdendir ki, düşünebilen varlıklar olarak bizlerin, araçlara başvururken, diğer yandan da amaçları çok iyi kavramamız zorunludur!. (AKIL VE İMAN- Araç Amaç)

-  Gemi, Şeriat`tır..

Yunus Aleyhisselâm`ın denizden çıkması demek, ilmin nuru ile parlaması demektir.

İlmin nuru ile parlayan Nebinin, mutlaka beşeriyet yanı ile dengelenmesi lâzım ki, imân edilsin, inkâr edilmesin… İşte oradaki “kabak yaprağının gölgesi” de, Dünyanın gölgesidir. Dünyanın gölgesi de Allah Nebisinin beşeriyet yanıdır.

Gemi ise, onun ilim üzerinde dünyayı gezmesidir. Yani, “gemi” zahîr yaşamı ifade eder.

Yunus Emre de bir şiirinde der ki; “Çokları gemiye bindi, lâkin denize dalmadılar.”

Yani, ilmin zâhirinde kalıp, zâhirin bâtını olan “hakikat“i müşahede edemediler.

Gemi, Şeriat`tır.. Deniz, Hakikat`tir.. Şeriat demek, işin zâhir plânı demektir. İşin zâhiri ile oyalanmak, zâhiri ile yaşamı devam ettirmek demektir.(CUMA SOHBETLERİ- Balığın Karnı)

-  Gemi; GENlerdir!!!

Kuantsal evrenin kuantları, bizim algıladığımız hayvan boyutun (bedensel boyut) genleri gibidir!.

“GEN”ler, Kur’ân’da, “gemi” olarak sembolize edilmiştir!. Çeşitli anlamları Kuantsal boyuttan madde boyutuna “taşıyıcı” olarak “gemi”!

Öyle “Uzay gemi”leridir bunlar ki; “kuantsal uzay”dan ışık hızıyla madde boyutumuza “anlam” yolcularını taşır!.

Çiftler hâlindeki “gen”lerden, hayvanlarınızı-bineklerinizi yâni madde bedenlerinizi yaratmıştır. Kromozomlar da hücre stoplazması içinde taşıdıklarıyla yüzmektedir “gemi” olarak!.

( SİSTEMİN SESLENİŞİ-2 Kuantsal Boyut ve Genler)                     

AYETLERDE  GEMİ 

ANLATIMLARINDAN İŞARETLER

BİREYSEL ŞUUR; İLAHİ İLİM DENİZİNDE YÜZMEKTEDİR! BİRİMLİ HALİMİZLE DAHİ O DENİZDE YÜZDÜĞÜMÜZÜ HİSSETMEK  İNSANA ÇOK ŞEY AÇAR.

- Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah`ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah`la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.(Bakara- 164)

DIŞSALLIK TUFANINDAN KORUYACAK EN İYİ SIĞINAK GEMİDİR. (Bu anlamda gemiyi nasıl düşünürüz?)

- Onu yalanladılar… (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık… (Esmâ`nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanları ise boğduk… Muhakkak ki onlar basîretsiz bir toplumdu! (Araf- 64)

- Biz de Onu ve Onunla beraber olan kimselerle dolu gemiyle, onları kurtardık.(Şuara- 119)

- Onu ve gemi halkını kurtardık ve onu insanlar için bir ibret kıldık.(Ankebut- 15)

HALİFE ŞUURUNUN KİŞİYE AÇILMASI; GEMİYE SIĞINMASINDAN SONRA GELİŞİR! (Düşünülesi….)

-  (Yine de) Onu yalanladılar… Biz de Onu ve  gemide onunla beraber olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık… İşaretlerimizi yalanlamış olanları ise boğduk! Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak! (Yunus- 73)

- “Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleştiğinizde, de ki: `Hamd, bizi zâlimler topluluğundan kurtaran Allah`a aittir.`” (Müminün- 28)

“GÖZLERİMİZ OLARAK GEMİYİ YAP”! MAİYET SIRRI OLARAK “GÖZLERİMİZ OLMAK!” (Derin düşünülesi…)

- Gözlerimiz olarak (mâiyet sırrına işaret bu ifade), vahyimizce gemiyi yap… Zâlimler hakkında (şefaat için) bana yönelme… Kesinlikle onlar boğulacaklardır! (Hud- 37)

- Bunun üzerine Ona (Nuh`a) vahyettik ki: “Gözlerimiz olarak (gözetimimiz anlamına gelse de burada mâiyet sırrına işaret vardır) ve vahyimizle gemiyi yap… İş başladığında (sular yükseldiğinde) ve fırın kaynadığı (buhar kazanı mı vardı acaba) vakit, her eşi olandan bir çift ve onlardan, aleyhine daha önce hüküm verilmiş olanlar hariç ehlini, gemiye al. Zâlimler hakkında benimle muhatap olma! Kesinlikle onlar boğulacaklardır.” ( Mü’minun- 27)

GEMİ; İNSAN ŞUURUNUN EMRİNE VERİLEN BEDENDİR! (Emrimize alabildik mi?)

- Allah ki Semâları ve Arz`ı yarattı; semâdan bir su inzâl etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de! (İbrahim- 32)

- Görmedin mi Allah, arzdakileri de (bedenî kuvveler), denizde (yüzde seksen su olan bedendeki) hükmüyle akıp giden gemileri de (bilinç) sizin (şuur) hizmetinize vermiştir… Semâyı arza çarpmaktan O koruyor… Oluşmasına elverdiği şartları dışında… Muhakkak ki Allah insanlarda Raûf`tur, Rahîm`dir. (Hac- 65)

YÜZEN GEMİLERDEN HARİÇ OLARAK BİR DE , “DENİZİ YARA YARA GİDEN” GEMİLER ZİKREDİLMİŞ… ( Ne ola ki bunlar? Kimlerin gemisi, yüzmekten de öte denizi yarar acaba?)

- “HÛ”; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi… Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün… O`nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye. (Nahl- 14)

- İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır… Diğeri ise tuzludur, acıdır… Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız… O`nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün. (Fatır- 12)

ESMANIN AÇIĞA ÇIKIŞININ ARACI BEDENDİR; GEMİDİR! NESİLLERİ TAŞIYAN GENLER DE GEMİDİR.

- Rabbiniz ki, lütfunu arayasınız diye gemileri (bedenlerinizi) sizin için deniz (ilim) içinde yüzdürüyor! Muhakkak ki O, sizden Rahîm (El Esmâ mânâlarının özelliklerini açığa çıkaran)`dir! (İsra- 66)

- Onların (hayvanların) üzerinde ve gemilerin üzerinde yüklenilip taşınıyorsunuz. (Müminun- 22)

- Sizin için onlarda (daha başka) faydalar vardır… Hedeflediğiniz yere onların üzerinde ulaşmanız için… Onların üzerinde ve gemilerin üzerinde yüklenilip taşınıyorsunuz. (Mümin- 80)

- O ki, bütün çiftleri (gen çift sarmalını) yarattı ve sizin için gemilerden (bilinçler) ve en`amdan (biyolojik beden) bindiğiniz şeyleri oluşturdu. (Zuhruf- 12)

- Allah ki, O`nun lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için, hükmü olarak (Sünnetullah`ı gereği) gemilerin (bedenlerin yaşamı) akıp gitmesi için, denizi (bilinç) size (şuur) hizmetle işlevlendirdi! (Casiye- 12)

- O`nundur, denizde (Hakikat ilminde) inşa olunmuş, dağlar gibi (oluşturulmuş benliklerle yaşamda) akıp giden gemiler (bedenler)!( Rahman- 24)

RASÜLLER; YAKIYN EHLİ, EHLULLAH; GENETİK DİZİN OLARAK DA RİSALET PINARINDAN AKIP GELEN BİR SOYA, SEÇİLMİŞLİĞE SAHİPTİRLER…

- İşte bunlar, Allah`ın kendilerine in`amda bulunduğu Nebilerden, Adem`in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail`in (Yakup) zürriyetinden hakikate erdirdiğimiz ve (ezelden) seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman`ın varlığının delilleri okunduğu zaman (yakînî müşahede ile) secde ederler ve ağlarlar. (58. âyet secde âyetidir.) (Meryem- 58)

- Bizim onların zürriyetlerini o dopdolu gemilerde yüklenip taşımamız da onlar için bir işarettir! (Yasin- 41)

GEMİ; ALLAH İŞARETLERİNDENDİR! (Allah ismi zaten işaret, gemi de ona işaret, gel de çık işin içinden)

- O`nun işaretlerindendir, rüzgârları müjdeciler olarak irsâl etmesi; size rahmetinden tattırması ve gemilerin O`nun hükmünce akıp gitmesi için… O`nun fazlından talep etmeniz ve değerlendirerek müteşekkir olmanız için. (Rum- 46)

- İşaretlerinden size göstermek için, Allah nimeti olarak gemilerin denizde akıp gittiğini görmedin mi? Muhakkak ki bunda pek sabırlı ve çok şükreden herkes için elbette dersler vardır.(Lukman- 31) 

HAKİKATİNE SIRT DÖNENİN, ONDAN KAÇANIN SIĞINDIĞI BEDENSEL YAŞAM DA GEMİ OLARAK İFADE EDİLİR.

- Hani o dopdolu gemiye kaçmıştı (Hakikat bilgisine rağmen halkına yararlı olamadığı düşüncesiyle bedensellik yaşamına dönmüştü). (Saffat- 140)

DENİZDE DAĞ GİBİ GİBİ AŞIP GİDEN GEMİLER! (Denizi kolaylıkla aşan, heybetli gemi! Ne ola ki?)

-  Denizde dağlar gibi akıp gidenler de (gemiler) O`nun işaretlerindendir. (Şura- 32)

C- SONUÇ:

GEMİ TEFEKKÜRÜ

Bu hafta şahsi tefekkürümü buraya almayı uygun görmedim. Kendi tefekkürümle düşüncelere yön veren olmak, (yada öyle ZANN edilmek), istemedim…

Tefekkürü belli bir kanala yönlendirmek yerine, verilen donelerle herkes kendi aksın istedim…. Hatta bizim ayetlerle ilgili donelerimize dahi çok takılmayınız… Onlar da “bize göre”dir! Doğrusunu Allah ve Rasülü bilir.

BULANMADAN, DONMADAN AKMAK NE HOŞ demiş Mevlana.

Etkilenmeden, kayda girmeden, hür tefekkür zevkini yaşayınız hepiniz….

Denizi yara yara giden gemiler gibi hür ve kudretli!!!!…

“Gemisini kurtaran kaptan” olmanız niyazımla…