Kur’an Çözümünde Kavramlar- 19

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 19

“ D E N İ Z ”

A- ÖN OKUMA

1- AYETLER

Tespit edebildiğimiz kadarı ile DENİZ kavramı geçen ayetler aşağıda sunulmuştur.

BAKARA50-) Varlığınızdaki Allah Esmâ`sı kuvvesininin açığa çıkartılmasıyla denizi yarıp sizi kurtarmış; Firavun ailesini ise size bakıp dururken boğmuştuk!

164-) Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah`ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah`la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.

MAİDE

96-) Hem sizin hem de yolcuların bir faydalanması için, denizde avlanmak ve onun yemeğini yemek helal kılınmıştır… Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haram kılınmıştır! Allah`tan korunun ki, O`na haşrolunacaksınız.

EN’AM

59-) Gaybın (algılayamadıklarınızın) anahtarları (bilgisi) “HÛ”nun indîndedir! (Hiç kimse) bilmez onları, ancak “HÛ”! Karada (açığa çıkmış-algılanabilen) ve denizde (derinde-ilimde) ne var ise O bilir… O`nun bilgisi dışında bir yaprak düşmez (çünkü her bir şey “HÛ”nun Esmâ`sıyla açığa çıkmıştır)… Ne Arz`ın karanlıklarında bir habbe (tane), ne de yaş ve kuru (bir şey) yoktur ki Kitab-ı Mubîn`de (apaçık evren kitabında) bulunmasın.

63-) De ki: “Karanın ve denizin karanlıklarından `Bizi bundan kurtarırsan, elbette şükredenlerden olacağız` diye boyun büküp, derûnunuzdan O`na dua ettiğinizde, kim sizi kurtarır?”

64-) De ki: “Allah kurtarır sizi ondan da, bütün gam-kederden de… Sonra da siz hâlâ şirk koşarsınız!”

97-) “HÛ”dur; karanın ve denizin karanlıklarında, hidâyet bulmanız için yıldızları oluşturan! Gerçekten biz, bilen bir toplum için işaretleri tafsil ettik.

ARAF

136-) (Bu sebeple) onlara yaptıklarının sonucunu şiddetle yaşattık; mucizelerimizi-işaretlerimizi yalanlamaları ve onlardan gaflete düşmeleri dolayısıyla, onları denizde boğduk!

137-) Hor görülüp güçsüz bırakılmış topluluğu, içinde bereketler oluşturduğumuz yeryüzünün doğularına ve batılarına mirasçı kıldık… Rabbinin İsrailoğullarına olan o en güzel sözü, sabretmeleri sonucu yerine geldi. Firavun ve halkının yapageldikleri şeyleri ve dikip yükselttiklerini de yerle bir ettik!

138-) İsrailoğullarına denizi geçirttik… Kendilerine ait putlara tapınan bir topluluğa ulaştılar. Dediler ki: “Ey Musa… Onların sahip olduğu ilâhlar gibi bizim için bir ilâh oluştur”… (Musa) dedi ki: “Muhakkak ki siz çok cahilsiniz!”

163-) Onlara, deniz kıyısında olan şehir halkından sor!.. Hani Sebt`te (Cumartesi gününde balık

avlayarak) haddi aşmışlardı… Çünkü balıklar, Sebt gününde bollaşıp ortaya çıkardı da; diğer günler görünmezdi! Yoldan çıkmaları yüzünden, onları böyle denedik.

YUNUS

22-) “HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah`ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.”

90-) İsrailoğullarını denizden geçirdik… Firavun ve ordusu haddi aştı ve düşman olarak onları izledi… Tâ ki boğulma hâli Ona erişince: “İman ettim ki tanrı yoktur, ancak İsrailoğullarının kendisine iman ettiği vardır. Ben müslimlerdenim” dedi.

İBRAHİM

32-) Allah ki Semâları ve Arz`ı yarattı; semâdan bir su inzâl etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de!

NAHL

14-) “HÛ”; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi… Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün… O`nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye.

İSRA

66-) Rabbiniz ki, lütfunu arayasınız diye gemileri (bedenlerinizi) sizin için deniz (ilim) içinde yüzdürüyor! Muhakkak ki O, sizden Rahîm (El Esmâ mânâlarının özelliklerini açığa çıkaran)`dir!

67-) Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O`ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu… Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz… İnsan çok nankördür!

68-) Sizde yerin dibini (bedenselliğin en beterini) yaşatmayacağından yahut üzerinize bir hortum (yaşamınızı allak bullak eden olaylar) göndermesinden emin mi oldunuz? Sonra kendinize bir vekîl de bulamazsınız.

69-) Yoksa sizi o denize tekrar döndürüp, üzerinize bir kasırga göndermesinden ve böylece nankörlüğünüzün sonucu olarak sizi suda boğmasından emin mi oldunuz? Sonra kendinize, bize kafa tutacak birini de bulamazsınız!

70-) Andolsun ki, Ademoğullarını (şuur boyutunda yaratılmışın oğullarını) ikramlarla şerefli kıldık! Onları karada (beden) ve denizde (bilinç boyutunda) taşıdık… Onları temiz-yararlı yaşamde gıdalarıyla besledik… Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün tuttuk!

KEHF

60-) Hani bir vakit Musa, hizmetindeki gence demişti ki: “Tâ iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar yoluma devam edeceğim; uzun yıllarıma mal olsa bile.”

61-) Vaktaki iki denizin arasının birleştiği yere vardılar, balıklarını unuttular… Bunun üzerine o (balık) da o denizde yolunu bulup gitmişti!

62-) (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinden az sonra Musa hizmetlisine: “Öğle yemeğini çıkar bakalım; gerçekten bu yolculuk bizi yordu…”

63-) (Musa`nın hizmetlisi): “Gördün mü?” dedi, “Kayanın yanındayken o balığı unuttum ben… Onu sana hatırlatmamı şeytan unutturdu!.. O (balık) acayip bir şekilde (canlanıp) denize daldı gitti!”

79-) “O tekneden başlayalım: O tekne, denizde çalışan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmayı diledim… (Çünkü) onların karşılaşacağı, her tekneye el koyan bir Melîk var idi” (yaralı tekneyi almayacağı için tekneyi kurtardım, onlara iyilik olsun diye).

109-) De ki: “Eğer Rabbimin kelimeleri (açığa çıkardığı mânâlar) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce elbette deniz tükenirdi! Velev ki onun (o denizin) bir o kadarını daha getirsek!”

TAHA

77-) Andolsun ki, Musa`ya (şunu) vahyettik: “Kullarımı geceleyin yürüt… Onlar için denizde asanla vurarak kuru bir yol aç! Yetişilmekten korkmaksızın ve (denizde boğulmaktan) dehşet duymaksızın (yürüsünler)!”

78-) Firavun, ordusu ile onları izledi de kendilerini deniz kaplayıp içine aldı, boğdu.

96-) (Samirî) dedi ki: “Onların algılayamadıklarını ben fark ettim!.. Rasûlün eserinden (bildirdiği B sırrı kuvvesini kullanarak) birazcık aldım da onu (altınların eridiği karışıma) attım… İşte böylece nefsim, (hakikatimden gelen kuvveyi) açığa çıkarmaya teşvik etti.”

97-) (Musa) dedi ki: “Git!.. Muhakkak ki hayatın boyunca insanları `bana dokunmayın` diyerek yanına yaklaştırmamalısın… Ayrıca senin için, kendisine asla karşı çıkamayacağın kesin bir son var… Tapınıp durduğun tanrına bir bak!.. Kesinlikle onu yakacağız, sonra onu un ufak edip, denize savuracağız.”

98-) Ulûhiyet sahibiniz sadece Allah`tır… Tanrı yoktur sadece “HÛ”! İlmiyle her şeyi (her yönden) kuşatandır!

ENBİYA

82-) Onun (Süleyman) için denizin dibine dalan ve daha başka iş de yapan şeytanlardan da (Süleyman`a hizmet verenler vardı)… Biz onların bekçileriydik.

HAC

65-) Görmedin mi Allah, arzdakileri de (bedenî kuvveler), denizde (yüzde seksen su olan bedendeki) hükmüyle akıp giden gemileri de (bilinç) sizin (şuur) hizmetinize vermiştir… Semâyı arza çarpmaktan O koruyor… Oluşmasına elverdiği şartları dışında… Muhakkak ki Allah insanlarda Raûf`tur, Rahîm`dir.

NUR

40-) Yahut (onun yaşantısının getirisi), derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga kaplar, onun üstüne de başka bir dalga (onu bürür), bu ikinci dalganın üstünde de bulutlar! Birbirinin üstünde karanlıklar! (İçinde bulunan) elini dışarı çıkarsa, neredeyse onu göremez… Allah kimde nûr (ilim) oluşturmamışsa (artık) onun nûru (ilmi) olmaz!

ŞUARA

63-) Musa`ya: “Asan ile denize vur” diye vahyettik… (Vurunca) patladı, ikiye yarıldı… Sonra her bir yan büyük bir dağ gibi oldu.

NEML

61-) Yoksa arzı (bedeni) bir karargâh kılan, aralarında nehirler (lenf kan damarları) oluşturan, onun için onda sâbit dağlar (organlar) meydana getiren ve iki deniz (bilinç-beden) arasında engel kılan mı (hayırlı)? Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onların çoğunluğu anlamıyorlar.

62-) Yoksa darda kalıp O`na dua ettiğinde icabet eden, sıkıntısından kurtaran ve sizi arzın halifeleri kılan mı? Allah`la beraber edinilen tanrı mı? Bunları ne kadar az anıp düşünüyorsunuz?

63-) Yoksa karanın (madde boyutuna ait) ve denizin (ilim-fikir boyutuna ait) karanlıkları içinde size hidâyet eden (hakikatin yolunu gösteren) ve Rahmetinin önünde müjdeciler olarak rüzgârları (Rasûlleri) irsâl eden mi? Allah yanı sıra tanrı mı? Allah, onların ortak koştuklarından Yüce`dir.

KASAS

40-) Bunun üzerine Onu (Fıravunu) ve ordularını tuttuk da denize attık… Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak!

RUM

41-) (Allah`ın) onlara, insanların elleriyle yaptıklarının getirisinin bazısının (sonucunu) tattırması için karada ve denizde bozulma açığa çıktı! Belki geri dönerler.

LUKMAN

27-) Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de (mürekkep olsa), ondan sonra yedi deniz de ona eklense, Allah`ın kelimeleri tükenmez… Muhakkak ki Allah Azîz`dir, Hakîm`dir.

31-) İşaretlerinden size göstermek için, Allah nimeti olarak gemilerin denizde akıp gittiğini görmedin mi? Muhakkak ki bunda pek sabırlı ve çok şükreden herkes için elbette dersler vardır.

FATIR

12-) İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır… Diğeri ise tuzludur, acıdır… Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız… O`nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.

ŞURA

32-) Ve min ayatiHİl cevari fiyl bahri kel a`lam;

Denizde dağlar gibi akıp gidenler de (gemiler) O`nun işaretlerindendir.

33-) Eğer dilerse, rüzgârı durdurur da (rüzgârın gücü ile akıp gidenler, denizin) üzerinde durup kalırlar… Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.

DUHAN

24-) “Denizi açık olduğu hâlde bırak… Muhakkak ki onlar boğulmuş bir ordudur.”

CASİYE

12-) Allah ki, O`nun lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için, hükmü olarak (Sünnetullah`ı gereği) gemilerin (bedenlerin yaşamı) akıp gitmesi için, denizi (bilinç) size (şuur) hizmetle işlevlendirdi!

ZARİYAT

40-) Bunun üzerine onu ve ordusunu yakaladık da onları denize attık… O pişmanlıkla kendi kendini yeriyordu!

RAHMAN

19-) Salmıştır (melekiyet ve hayvaniyet; şuur ve bilinç) iki denizi; kavuşup kucaklaşıyorlar.

24-) O`nundur, denizde (Hakikat ilminde) inşa olunmuş, dağlar gibi (oluşturulmuş benliklerle yaşamda) akıp giden gemiler (bedenler)!

TEKVİR

6-) Denizler kaynadığında (şartlanma yollu edinilmiş bilgiler açığa çıkan gerçekler karşısında tutuşup kaynadığında),

İNFİTAR

3-) Denizler kaynayıp fışkırtıldığında,

B- ÇÖZÜMLEME

AYETLERDE ÖNE ÇIKAN TANIMLAR: 

1- DENİZ:

- İlahi İlim

- Derinlik, İlim.

- Bilinç Boyutu

- Yüzde sekseni su olan beden.

- İlim ve Fikir boyutuna ait olan.

- Hakikat İlmi.

2- DENİZLE BAĞLANTILI BAZI KAVRAMLARA GETİRİLEN TANIMLAR:

-  DENİZDE AKIP GİDEN GEMİ: İlahi ilim denizinde yüzen bireysel bilinç.

-  İKİ DENİZ: Beden- Bilinç, Melekiyet- Hayvaniyet, Şuur- Bilinç.

-  DENİZLERİN KAYNAYIP FIŞKIRTILMASI: Şartlanma yollu edinilmiş bilgiler açığa çıkan gerçekler karşısında tutuşup kaynadığında…

AH ESERLERİNDE DENİZ TANIMLARI:

ASIL OLAN ÖZE DÖNMEK : Suyun çeşitli kalıplarda donarak, değişik sayısız buzdan heykeller meydana getirmesi; ve bu buzdan heykellere değişik isimler verilerek, sayısız değişik varlıklar varmış sanılması hâlini düşünün!…

Birinin adına insan demişsin, diğerinin adına cin, bir diğerinin adına melek, ya da dağ, deniz v.s. demişsin!.

Ne varki, buzdan birimlerin isimlerinin ardındaki varlık olan o buzdan heykelleri erittiğin zaman, buz, aslı olan suya döner!.. (Akıl ve İman- Kadere İman)

ASIL YARATILIŞ AMACIMIZ: Hemen burada aklımıza Yunus Emre`nin dizeleri geldi:

“Hakikat bir denizdir, şeriât onda gemi;/ Çokları gemiden denize dalmadılar!..”

Yani, araçta takılıp kaldılar, amaca ulaşmadılar!. (Akıl ve İman- Araç Amaç)

DUYGU DALGALARI İLE İNSANI ÇARPAN ŞARTLANMALAR Duygularını oluşturan veya körükleyen değer yargılarını meydana getiren faktör de, şartlanmaların!

Bilincin, bu şartlanmalar denizinde bir o yandan gelen dalgalarla öbür yana gidiyor… Bir öbür yandan gelen dalgalarla bu yana gidiyor!.

Ve sen, sürekli olarak şunu elde edeyim, şunu elde etmeyeyim, şuna yaklaşayım, şunu kaçırmayayım, şunu kapayım derken, bir ömür böylece geçip gidiyor. Her şey yitiriliveriyor!. (Bilincin Arınışı- Nefsin Perdeleri)

DENİZDEN ÇIKMAK; İLİM NURU İLE PARLAMAK DEMEK Yunus Aleyhisselâm`ın denizden çıkması demek, ilmin nuru ile parlaması demektir.İlmin nuru ile parlayan Nebinin, mutlaka beşeriyet yanı ile dengelenmesi lâzım ki, imân edilsin, inkâr edilmesin…

İşte oradaki “kabak yaprağının gölgesi” de, Dünyanın gölgesidir. Dünyanın gölgesi de Allah Nebisinin beşeriyet yanıdır.

Gemi ise, onun ilim üzerinde dünyayı gezmesidir. Yani, “gemi” zahîr yaşamı ifade ; eder.(Cuma Sohbetleri- Balığın Karnı)

DENİZ; HAKİKATTİR Yunus Emre de bir şiirinde der ki; “Çokları gemiye bindi, lâkin denize dalmadılar.” Yani, ilmin zâhirinde kalıp, zâhirin bâtını olan “hakikat“i müşahede edemediler. Gemi, Şeriat`tır.. Deniz, Hakikat`tir.. Şeriat demek, işin zâhir plânı demektir. İşin zâhiri ile oyalanmak, zâhiri ile yaşamı devam ettirmek demektir. .(Cuma Sohbetleri- Balığın Karnı)

YOKLUK DENİZİ; BİREYSEL VARLIĞININ OLMADIĞINI KAVRAMAKTIR “Yokluk Denizi” denen şey, senin bireysel varlığının var olmadığını anlamandır. Mutlak manâda bir yokluk denizi yoktur.

“Yokluk“tan murad, tüm varlığın kendine özgü bir varlığı-vücudu olmayışıdır!.

Elin, kendini beyinden ayrı olarak, ayrı bir varlık hissedip, “ben dilediğimi yapıyorum” diye zannetmesi ne ile ortadan kalkar?

Elin yokluk denizine girmesi ile!…

El, yokluk denizine girerse; eldeki kan, kemik, sinir, damar hepsi beyne bağlı olduğundan; bağımsız bir varlığı olmadığını farkeder. Anlar ki bedenden ayrı bir varlığı yok ve tümüyle beyine tâbi!. İşte “yokluk denizi“ denen şey, bu manâdadır. (Cuma S.- Anlamak)

DOSTTAN DOSTA’DA DENİZ İÇEREN SÖZLER;

-  Suyu bardakta görmüşseniz; buharı, bulutu, karı, buzu, denizi ondan ayrı sanmayınız!..

-  Renk denize aittir,  damlanın özelliği  renksizliğidir.

-  Dalgalar  kaybolmakla  deniz ; kaybolmaz!.

-  Dalga denizdendir ama kaybolmaya da  mahkûmdur. Yoktu, var göründü,  ve  yok  oldu!..

-  Buz, kar, yağmur, dolu, buhar  hep denizden gelir  ve döner!… Adları kalır yâdigâr.

-  Hayâl denizinin,  balıkları da  hayâlden  başka bir şey  değildir!..

-  Denizdeki ; balığa  pazarlık  edilmez!..

- Hiçlik denizinden gelen ilim dalgaları, her an “Hiç”e dönerken, dalgaların “vücudundan”  nasıl   söz edebilir?

- Yüzmeyi, yüzmesini bilen öğretir!. Hayatında deniz görmemiş adam eğer, “yüzüyorum ve öğretiyorum” derse; koyver yüzmeye devam etsin!.

- “Göldeyim emniyetteyim” deme; bir an evvel ırmağa karış ve deryaya ulaş; onda bir zerre olmaya bak!… Çünkü tarihte, çok göllerin ortadan kalktığına rastlanmıştır.. Ama denizin ise asla!..

- Denizin her bir dalgasına ayrı isim vermek, her dalgayı şekline göre ayrı özelliklerle tanımlayıp çeşitli isimlerle bunların üzerinde durmak; neticede, bilinci, global görmekten perdeler ve “a`mâ” eder!..

- Denizde yüzüyor olsanız, susuzluğunuzu deniz gidermez; suyu içip hazmetmedikçe!.

- Denizde yüzüyor olsanız, susuzluğunuzu deniz gidermez; suyu içip hazmetmedikçe!.

BELLEK DENİZİ Elf, oldukça çapraşık olan bu sual karşısında da bir an durdu; o güne dek gelişmiş bulunan bellek denizindeki bütün fikir adacıklarını gezindi… Gerekli bağlantıları kurması hiç de güç olmadı ve hemen cevabını dizeledi gene…(Evrensel Sırlar)

İKİ DENİZ; HAYAL VE GERÇEK – Evet… İki denizdir hayâl ile gerçek !.. Birarada olan iki deniz !.. Ama aralarında bir berzah vardır ki, asla birbirleriyle birleşemezler!.. Ve sen bu iki denizi çok iyi anlamaya çalış…(Evrensel Sırlar)

MÜCAHEDE VE MÜŞAHEDE Ve daha dedi ki:Yâ Gavs. Mücahede, müşâhede denizlerinden bir denizdir ve balıkları da vâkıflardır…Müşâhede denizine girmeyi irade edene, mücahede gerekir…Zîrâ, mücahede müşâhedenin tohumudur!.

Yâ Gavs. Kim mücahedeyi ihtiyâr ederse, ona müşâhedem olur; istese de istemese de!.(Gavsiye Açıklaması)

DENİZLER MÜREKKEP, AĞAÇLAR KALEM OLSA DA YAZMAKLA BİTMEYEN!!!

«MÜRÎD» isminin işaret ettiği «iradesini» kullanarak, kendindeki sayısız mânâları «KADİR» isminin işaret ettiği bir şekilde, «kudretiyle» seyir hâline sokuyor. Ve seyir hâline girdiği anda, «KELİM» isminin mânâsı olarak, sayısız nesneleri yani kelimeleri, şeyleri, seyretmeye başlıyor!..

«ALLAH»ın kelimeleri yedi deniz mürekkep olsa, bir o kadarı daha olsa yazmakla bitmez!.. Biter mi?.. Sonsuz olan!.. Yedi deniz, yedi galaksi, yetmişyedi evren ne eder Sonsuzun yanında!?..

Rakkama vurulan her şey, ne kadar rakkamla ifade edilirse edilsin, sonsuzun yanında çok bir değer ifade etmez. (Hz. Muhammed’in Açıkladığı Allah)

OKUYAMAMAK; BEDENSELLİK DENİZİNDE SAVRULMAK! “Euzü B–illah…” uyarısı da, “Istaıynu B–illah” uyarısı da insanı, özündeki, ismi “ALLAH” olana yönlendirmek için bildirilmiştir!. Kişi, eğer bu uyarıları “OKU”yabilirse, görünmez varlıkların, onu, dış dünyası derinliklerinde kaybettirme çabalarından kurtarabilir, kendi hakikatindeki ilahî kuvvelere sığınarak!.

“OKU”yamazsa bu iki uyarıyı; bu defa da dış dünyasının bir objesi ve oyuncağı olarak, bedensellik denizinin dalgaları arasında bir oraya bir buraya savrularak ölümü bekler!. (İnsan ve Din- Kanmayın)

DENİZ; KİMSEYE İSTİSNA UYGULAMAZ! Yağmur yağdığı zaman su altında kalmaktan hiç hoşlanmayanlar hiç bir şey yapamazlar; sığınacakları bir yer yoksa, ıslanırlar!

Denize düşenlere, deniz, istisna uygulamaz!. Yüzmesini bilen, kendisini istisna kılar!.

Deprem geldiğinde her yeri sarsar, istisna bölge tanımaz!.  (Mesajlar)

GLOBAL TEK DENİZ! “A`mâ”lıktan kurtulmanın da yolu; dalgaların, “her an yeni şanda yeni dalgalarla görünen” görüntüsünden; “Global tek deniz” değerlendirmesine sıçramaktır…(Okyanus Ötesinden)

KAVRAM VE İÇERİK DENİZİ “Harama bakma” dedi; gözüne gözlük, kafana örtü koyup, eve TV sokmadın!.. Oysa, “bakma”nın, “haram olanı arzulama!” içeriği taşıdığını anlamadın!.

Tüm yaşamın, denizin üstünde kelimeler teknesinde geçti, bir türlü kavram ve içerik denizine dalamadın!.

Kelime ve isimler perdesinden bir kere olsun geçemedin!.. (Sistemin Seslenişi)

DALGA FANİ; DENİZ BAKİ! Ezelde ve Ebedde hep daima “Bâkî Allah`dır”!.

Bütün âlemler, fâni, “yok”dan var olmuş ve “yok”luğa gidici olan, denizin üstündeki dalgalar gibidir!…

Denizde, denizin suyundan dalgalar oluşur ve sonra tekrar denize döner… Dalgaların bağımsız varlığı, görenin gözünde, hayâlinde, zannındadır!. Dalga, fâni; deniz ise Bâkî gibidir!..

Siz eğer, denizden oluşmuş bir dalga iseniz, biliniz ki; “Her şey, aslına rücû edecektir” (Tekin Takdiri)

AYETLERDEN İŞARETLER

DÜŞÜNENLER İÇİN İŞARETLERLE DOLUDUR DENİZ

-  Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah`ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah`la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır. (Bakara- 164)

- İşaretlerinden size göstermek için, Allah nimeti olarak gemilerin denizde akıp gittiğini görmedin mi? Muhakkak ki bunda pek sabırlı ve çok şükreden herkes için elbette dersler vardır. (Lukman- 31)

- Denizde dağlar gibi akıp gidenler de (gemiler) O`nun işaretlerindendir. (Şura- 32)

- Eğer dilerse, rüzgârı durdurur da (rüzgârın gücü ile akıp gidenler, denizin) üzerinde durup kalırlar… Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.(33)

DENİZDE AVLANMAK-  KARADA AVLANMAK?!… İHRAMLIYA DENİZ AVI SERBEST KARA AVI YASAK? (Düşünülesi…)

- Hem sizin hem de yolcuların bir faydalanması için, denizde avlanmak ve onun yemeğini yemek helal kılınmıştır… Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haram kılınmıştır! Allah`tan korunun ki, O`na haşrolunacaksınız. (Maide- 96)

KARADA VE DENİZDE OLANLAR ONUN İLMİNDE… (Kara- Deniz?)

- Gaybın (algılayamadıklarınızın) anahtarları (bilgisi) “HÛ”nun indîndedir! (Hiç kimse) bilmez onları, ancak “HÛ”! Karada (açığa çıkmış-algılanabilen) ve denizde (derinde-ilimde) ne var ise O bilir… O`nun bilgisi dışında bir yaprak düşmez (çünkü her bir şey “HÛ”nun Esmâ`sıyla açığa çıkmıştır)… Ne Arz`ın karanlıklarında bir habbe (tane), ne de yaş ve kuru (bir şey) yoktur ki Kitab-ı Mubîn`de (apaçık evren kitabında) bulunmasın. (En’am- 59)

KARANIN VE DENİZİN KARANLIKLARI…. ?

- De ki: “Karanın ve denizin karanlıklarından `Bizi bundan kurtarırsan, elbette şükredenlerden olacağız` diye boyun büküp, derûnunuzdan O`na dua ettiğinizde, kim sizi kurtarır?” (En’am 63)

- “HÛ”dur; karanın ve denizin karanlıklarında, hidâyet bulmanız için yıldızları oluşturan! Gerçekten biz, bilen bir toplum için işaretleri tafsil ettik. (En’am- 97)

- Yahut (onun yaşantısının getirisi), derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga kaplar, onun üstüne de başka bir dalga (onu bürür), bu ikinci dalganın üstünde de bulutlar! Birbirinin üstünde karanlıklar! (İçinde bulunan) elini dışarı çıkarsa, neredeyse onu göremez… Allah kimde nûr (ilim) oluşturmamışsa (artık) onun nûru (ilmi) olmaz! (Nur- 40)

- Yoksa karanın (madde boyutuna ait) ve denizin (ilim-fikir boyutuna ait) karanlıkları içinde size hidâyet eden (hakikatin yolunu gösteren) ve Rahmetinin önünde müjdeciler olarak rüzgârları (Rasûlleri) irsâl eden mi? Allah yanı sıra tanrı mı? Allah, onların ortak koştuklarından Yüce`dir. (Neml- 63)

DENİZDE BOĞULMAK?!

- (Bu sebeple) onlara yaptıklarının sonucunu şiddetle yaşattık; mucizelerimizi-işaretlerimizi yalanlamaları ve onlardan gaflete düşmeleri dolayısıyla, onları denizde boğduk! (Araf- 136)

- Hor görülüp güçsüz bırakılmış topluluğu, içinde bereketler oluşturduğumuz yeryüzünün doğularına ve batılarına mirasçı kıldık… Rabbinin İsrailoğullarına olan o en güzel sözü, sabretmeleri sonucu yerine geldi. Firavun ve halkının yapageldikleri şeyleri ve dikip yükselttiklerini de yerle bir ettik! (137)

- İsrailoğullarını denizden geçirdik… Firavun ve ordusu haddi aştı ve düşman olarak onları izledi… Tâ ki boğulma hâli Ona erişince: “İman ettim ki tanrı yoktur, ancak İsrailoğullarının kendisine iman ettiği vardır. Ben müslimlerdenim” dedi. (Yunus- 90)

-  Firavun, ordusu ile onları izledi de kendilerini deniz kaplayıp içine aldı, boğdu.(Taha-78)

- Bunun üzerine Onu (Fıravunu) ve ordularını tuttuk da denize attık… Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak! (Kasas- 40)

- Bunun üzerine onu ve ordusunu yakaladık da onları denize attık… O pişmanlıkla kendi kendini yeriyordu! (Zariyat- 40)

HÜKMÜYLE DENİZDE YÜZSÜN DİYE HİZMETİMİZE VERİLENLER?

- Allah ki Semâları ve Arz`ı yarattı; semâdan bir su inzâl etti de onunla sizin için rızık olarak semerattan çıkardı, hükmüyle denizde yüzsün diye gemiyi sizin hizmetinize verdi; nehirleri de! (İbrahim- 32)

- Rabbiniz ki, lütfunu arayasınız diye gemileri (bedenlerinizi) sizin için deniz (ilim) içinde yüzdürüyor! Muhakkak ki O, sizden Rahîm (El Esmâ mânâlarının özelliklerini açığa çıkaran)`dir! (İsra- 66)

- Görmedin mi Allah, arzdakileri de (bedenî kuvveler), denizde (yüzde seksen su olan bedendeki) hükmüyle akıp giden gemileri de (bilinç) sizin (şuur) hizmetinize vermiştir… Semâyı arza çarpmaktan O koruyor… Oluşmasına elverdiği şartları dışında… Muhakkak ki Allah insanlarda Raûf`tur, Rahîm`dir. (Hac- 65)

- Allah ki, O`nun lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için, hükmü olarak (Sünnetullah`ı gereği) gemilerin (bedenlerin yaşamı) akıp gitmesi için, denizi (bilinç) size (şuur) hizmetle işlevlendirdi! (Casiye- 12)

İKİ DENİZ?!   DENİZİ YARA YARA GİDENLER!!!?..

- “HÛ”; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi… Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün… O`nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye.(Nahl- 14)

- Hani bir vakit Musa, hizmetindeki gence demişti ki: “Tâ iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar yoluma devam edeceğim; uzun yıllarıma mal olsa bile.”

- Vaktaki iki denizin arasının birleştiği yere vardılar, balıklarını unuttular… Bunun üzerine o (balık) da o denizde yolunu bulup gitmişti! (Kehf- 60,61)

- Yoksa arzı (bedeni) bir karargâh kılan, aralarında nehirler (lenf kan damarları) oluşturan, onun için onda sâbit dağlar (organlar) meydana getiren ve iki deniz (bilinç-beden) arasında engel kılan mı (hayırlı)? Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onların çoğunluğu anlamıyorlar. (Neml- 62)

- İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır… Diğeri ise tuzludur, acıdır… Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız… O`nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.(Fatır-12)

-  Salmıştır (melekiyet ve hayvaniyet; şuur ve bilinç) iki denizi; kavuşup kucaklaşıyorlar. (Rahman- 19)

DENİZDE SIKINTI GELİNCE RABBİNE YÖNELEN, KARAYA ÇIKINCA NANKÖRLEŞEN İNSAN…. (Yöneliş için fırtına- tufan sürekli olmalı mı yani?… Neden bu tavır insanda var?)

- “HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah`ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.” (Yunus- 22)

- Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O`ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu… Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz… İnsan çok nankördür! (İsra- 67)

- Yoksa sizi o denize tekrar döndürüp, üzerinize bir kasırga göndermesinden ve böylece nankörlüğünüzün sonucu olarak sizi suda boğmasından emin mi oldunuz? Sonra kendinize, bize kafa tutacak birini de bulamazsınız! (İsra- 69)

DENİZLER MÜREKKEP OLSA DA RABBİMİN KELİMELERİNİ YAZMAYA GÜCÜ YETMEZ, TÜKENİRDİ…

- De ki: “Eğer Rabbimin kelimeleri (açığa çıkardığı mânâlar) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce elbette deniz tükenirdi! Velev ki onun (o denizin) bir o kadarını daha getirsek!” (Kehf-109)

- Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de (mürekkep olsa), ondan sonra yedi deniz de ona eklense, Allah`ın kelimeleri tükenmez… Muhakkak ki Allah Azîz`dir, Hakîm`dir. (Lukman- 27)

ASA İLE DENİZE VURMAK?! DENİZİN YARILMASI İLE GELEN KURTULUŞ! ( Ne demek asa ile denize vurmak? Ne demek denizin yarılması?)

-  Andolsun ki, Musa`ya (şunu) vahyettik: “Kullarımı geceleyin yürüt… Onlar için denizde asanla vurarak kuru bir yol aç! Yetişilmekten korkmaksızın ve (denizde boğulmaktan) dehşet duymaksızın (yürüsünler)!” (Taha- 77)

- Musa`ya: “Asan ile denize vur” diye vahyettik… (Vurunca) patladı, ikiye yarıldı… Sonra her bir yan büyük bir dağ gibi oldu. (Şuara- 63)

- Varlığınızdaki Allah Esmâ`sı kuvvesininin açığa çıkartılmasıyla denizi yarıp sizi kurtarmış; Firavun ailesini ise size bakıp dururken boğmuştuk! (Bakara 54)

DENİZLERİN KAYNAMASI!..

- Denizler kaynadığında (şartlanma yollu edinilmiş bilgiler açığa çıkan gerçekler karşısında tutuşup kaynadığında), (Tekvir- 6)

-  Denizler kaynayıp fışkırtıldığında, (İnfitar- 3)

C- SONUÇ:

DENİZ TEFEKKÜRÜ

Deniz kavramı; hem Kur’an Çözümünde hem Üstad AH kitaplarında o kadar değişik fonksiyon ve manalarla açıklanmış ki; şahsen tekrar yorum yapmak yerine; verilen bilgiler üzerine yeniden düşünmem gerektiğine kanaat getirdim…

Bu tefekkürde sadece birkaç noktayı anladığım kadarı ile açmaya çalışacağım.

İhramlıya kara avı yasak, deniz avı serbest: Olayın zahir yanına bakacak olursak İhramlı; Kabe’yi tavafa niyet eden, haccı veya umreyi yaşamak isteyenin kıyafetidir. Özde değerlendirecek olursak; Kabe; Kişinin kendi derinliğine yönelmesi… Tavaf; tüm esmaları deneyimlemek üzere çeşitli bakış açılarını turlayarak kendi dairesini tamamlaması…

Ya ihram ne? İhram; hacca özel elbise… Günlük elbisenin haricinde… İki parça dikişsiz kumaş ve beyaz… Sen hakikat yolcusu! Bedenselliğinden, nefsinden, egondan, değer yargıları ve şartlanmışlıklarından soyunacak; hakikate yönelişinin gereği olan KORUNMUŞLUK ve ALLAH SINIRLARINA riayet telkin eden elbiseni giyeceksin şuur boyutunda!..

Sen, hakikat yolcusu; 24 saat bu ihramla yaşadığının farkında mısın?…

Sana kara avı yasak! Sana BEDENSEL- NEFSE DÖNÜK- KISITLI YAŞAM ALGILARI VE DEĞERLERE DÖNÜK ZEVKLER YASAKKKK!!!! Beden denizindeki bedensellik balıklarına olta atarsan, oltaya gelen balık olmaz, sen olursun bilesin!!!!

Deniz avı serbest sana… Bilinç boyutunda yüzen idrak balıklarından, gönül tespitlerinden, tefekkür meyvelerinden yemek serbest… Alabilirsin… İhram halini bozmaz onlar, hatta katkı sunar hakikat yolculuğundaki gönül turuna…

Kara ve Denizde olanlar Onun İlminde… Bedenselliğinde yaşadıkların, bilinçte düşündüklerinin hepsi onun ilminde… Onun bilmesi sıradan bilme demek değil… Ya ne demek?.. GİZLEDİĞİN DE AŞİKAR ETTİĞİN DE BİR GUN ÖNÜNE KONULUR SERİUL HISAB GEREĞİ demek!… Karada gezinirken, denizde yüzerken çok dikkat et nolur, olur mu?.. Yaşadığın- Düşündüğün- Hayal ettiğin- Arzuladığın her şeyin sonuçları ile tek tek yüzleşeceğini hatırdan çıkarma…

Denizde boğulmak ne ki?.. Firavun ve ahalisi boğuldu biliyorsun… Mülhime; senin seyrinin keskin dönemeci dostum… Çok bilgin olur mülhimede… Çok şey sezer, derin ilhamlar da alırsın… “Alemlerin Rabbi- Alemlerden Ganiy” dengesini benliğinde boğarsan, ilmini, sezgini, ilhamı, kendine mal eder, egoya dünyaya dönük kullanırsan; boğulur gidersin denizin anaforlarında…

Asa ile denize vurmak!.. Kurtuluş getirdi değil mi Musa ve ehline bu vuruş! İsrailoğulları (bedenselliği ağır basanlar) o asanın açtığı yoldan yürüyüp geçtiler sahili selamete…

Asa; sende mevcut esma ile tasarruf kuvvesi… Çok kavramsal, çok kestirme mi oldu?.. Daha basit yazalım… Asa; senin ismi azamın… “İsmi Azamınla dua etme” kavramını “asanı denize vurmak” kavramı ile paralel düşün!

Girdaplardan ne ile çıkacaksın…?

Ehli ne demişti: SANA KOLAYLAŞANA YÖNEL…

Sana kolaylaşana, ücretsiz yaptığına, kulların faydası için severek icra ettiğin eyleme, sana en sevimli davranışa ibadet şuuru ile yönel!… Önünü kesen şeytani vehim denizini böylelikle yavaş yavaş açacaksın… Bana göre İSMİ AZAMINLA DUA ETMEK; SANA KOLAYLAŞAN EYLEMLE HAKİKATİNE YÖNELMEKTİR bir yönü ile…. Ehlullah çok daha derin yönlerini bilmektedir…

Denizler kaynayacak! Ne zaman? Kıyamet koparken… Senin kıyametin koparken, yani ölmeden önce ölme yoluna girdiğinde denizlerin kaynayacak… Yani bilincine hükmeden eski bilgiler, beşeri fikirler, davranışlar, tutunduğun haller, şartlanmaların, alışkanlıkların yanacak gün be gün dostum… Her yanma can yakacak….

Her yanma derinden, bedeninin kabuğundan parçalar koparacak!!!…

Her yanma ile kayıtlarını ateşe vereceksin…

Fokur fokur kaynayacak da buhar olacak bilinç denizinin sanal dalgaları!…  Denizler kaynamasa, buharlaşmasa yağmurlar yağar mı?… Şuur semandan Rahmet yağmurların yağsın diye kaynayacak denizlerin…

Denizi yara yara gidenler!… Dikkat et dostum, DENİZDE YÜZMEK ile DENİZİ YARMAK kavramını ayırmış Kur’an… Yüzmek; denize dahil olanın denize karşı kendini savunması… Yüzene, dalgalar galip gelebilir mi? Gelebilir… Tayfunda boğulabilir mi? Boğulabilir… Ters akıntıda kapılıp sürüklenebilir mi? Evet…

Denizi yara yara giden?… Kavrama dikkat! Denizi yarıyor!… Dalgalara, akıntıya, girdaba tasarruf ediyor… Hükmüyle hükmediyor denize… Kim onlar…? Olsa olsa TASARRUF EHLİ VELİLER diye düşündük… Onlar insanlık bilincini yarar, açar, yön verir, istedikleri biçimde dalgalandırırlar!… Onlardan birinin gemisinde isen; bahtiyarsın!… Değme keyfine… Onların dalgası sahilini ıslatmışsa gene şanslısın!.. Tabii evimin önü ıslandı, suya battım diye sızlanmaz da nimeti görebilirsen!!!!!

….

Deniz kavramı, adı üstünde denizler kadar geniş ve derin…

Benim kâseme bunlar döküldü, paylaştım…

Doğrusunu Allah, Rasülü ve de Ehlullah bilir….