Kur’an Çözümünde Kavramlar- 21

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 21

“RÜZGÂR- FIRTINA”

A- ÖN OKUMA

İçinde “Rüzgâr” ve “Fırtına” geçen ayetler çerçevesinde 20. kavram çalışmamız “Göksel olaylar” la bağlantılı olarak yeni bir tefekkürle daha sürüyor Öze yolculuğumuz. 

1- AYETLER

BAKARA

164-) Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah`ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah`la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.

266-) Sizden biriniz ister mi hiç, içinde nehirler akan ve çeşitli meyveler bulunan, hurmalık ve asmalarla dolu bahçesi olsun da, kendisine ihtiyarlık gelsin ve zayıf bir zürriyeti olsun? Derken içinde ateş olan bir fırtına bütün bahçeyi helâk etsin… İşte üzerinde tefekkür etmeniz için Allah bu işaretleri veriyor.

267-) Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve arzdan sizin için çıkardıklarımızın temiz olanlarından infak edin. Göre göre, alıcısı olmayacağınız habis şeyleri başkalarına infak etmeye kalkışmayın. İyi bilin ki Allah Ganî`dir, Hamîd`dir

AL-İ İMRAN

116-) Hakikati inkâr edenlere gelince; onların ne malları ne de evlatları Allah`a karşı hiçbir koruma sağlamayacaktır. Onlar yanmaya mahkûmdurlar, sonsuza dek!

117-) Onların şu süflî madde boyutunda (esfeli sâfîliyn-dünya hayatı) harcadıklarının misali, kendi nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinlerine isabet edip, onu mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmedi, lâkin onlar kendilerine zulmediyorlar.

ARAF

57-)  “HÛ”, ki rahmetinin önünden rüzgârları müjdeci olarak irsâl eden… Nihayet rüzgârlar ağır bulutları kaldırıp taşırken, onu ölü bir beldeye sevk ederiz; onunla su inzâl eder ve onunla her türlü semereden (meyve) çıkarırız… İşte (biz), ölüleri böyle çıkarırız… Umulur ki bunun ne anlama geldiğini düşünürsünüz!

58-) Tayyib beldenin nebatı (o beldenin) Rabbinin izni ile (Bi-izni RabbiHİ) çıkar… Habisten ise, faydasız olandan başkası çıkmaz… İşte böyle, değerlendiren bir kavim için işaretleri evirip çevirip anlatıyoruz.

71-)  (Hud) dedi ki: “Gerçek ki Rabbinizden, üzerinize bir azap fırtınası ve gadab (şirk hâli) oluşmuş bile! (Var olduklarına dair) Allah`ın hiçbir delil inzâl etmediği; (sadece) sizin ve babalarınızın taktığı asılsız tanrı isimleri hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

ENFAL

46-) Allah`a ve Rasûlüne itaat edin, birbirinizle zıtlaşmayın; (yoksa) korkuya kapılırsınız ve rüzgârınız (kuvvetiniz) gider… Sabredin… Muhakkak ki Allah “Es Sabûr” isminin özelliğiyle sabredenlerledir.

YUNUS

22-) “HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah`ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.”

İBRAHİM

18-) Rablerini (hakikatlerindeki Esmâ özelliklerini) küfür (inkâr) edenlerin yaptıklarının misali, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer… Kazandıklarından bir şey elde edemezler… İşte bu, (hakikatten) en büyük sapmanın ta kendisidir!

ENBİYA

81-)  Süleyman`a da fırtınayı boyun eğdirdik… Onun (Süleyman`ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.

82-) Onun (Süleyman) için denizin dibine dalan ve daha başka iş de yapan şeytanlardan da (Süleyman`a hizmet verenler vardı)… Biz onların bekçileriydik.

AHZAB

9-)  Ey iman edenler… Size olan Allah nimetini hatırlayın… Hani (Hendek savaşında) size ordular geldi de onların üzerine bir fırtına ve görmediğiniz ordular irsâl ettik… Allah, yaptıklarınızı (yaratanı olarak) Basîr`dir.

10-) Hani size hem üst tarafınızdan ve hem de aşağı tarafınızdan geldiler… Hani gözleriniz kaymış, yürekleriniz ağzınıza varacak hâle gelmiştiniz! Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.

11-) İşte orada iman edenler imtihan edilmiş ve şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.

HICR

22-) Biz rüzgârları (fikirleri), aşılayıcılar (yeni düşünceler-buluşlar oluşturucu) olarak irsâl ettik… Semâdan bir su (bilgi) inzâl ettik de sizi onunla suvardık… Onu saklayıcı siz değilsiniz.

KEHF

45-) Onlara dünya hayatının MİSALİNİ ver… (Dünya hayatı) semâdan indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla arzın nebatı birbirine karıştı… Derken (o bitki) rüzgârın savurduğu çöp kırıntısı hâline geldi… Allah her şeye Muktedir`dir.

HAC

31-) Gayrını ona şirk koşmaksızın, Allah için hanîfler (dûnunda bir tanrı düşünmeyenler) olun! Kim Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a ortak koşarsa, o sanki semâdan düşmüş de kendisini kuş kapıyor yahut rüzgâr onu uzak bir mekâna atıp sürüklüyor gibidir.

32-) İşte böyle… Kim Allah`ın kurallarına saygı duyup uyarsa, muhakkak ki o, şuurun korunmak istemesi sonucudur.

FURKAN

48-)  “HÛ” ki… Rahmetinin (yağmur) önünde müjdeciler olarak rüzgârları irsâl etti… Biz, semâdan tertemiz bir su inzâl ettik.

NEML

59-) De ki: “Hamd, Allah`a aittir… Selâm, kullarından seçip sâfiyetine kavuşturduğu içindir… Allah mı daha hayırlı yoksa ortak koştukları mı?”

60-) Yoksa semâları ve arzı yaratan ve sizin için semâdan bir su inzâl eden mi? Onunla göz-gönül açıcı bahçeler yetiştirdik… Onun bir ağacını bile inbat etmeniz sizin için olacak şey değildi… Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onlar Hak`tan sapan bir kavimdir.

61-) Yoksa arzı (bedeni) bir karargâh kılan, aralarında nehirler (lenf kan damarları) oluşturan, onun için onda sâbit dağlar (organlar) meydana getiren ve iki deniz (bilinç-beden) arasında engel kılan mı (hayırlı)? Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onların çoğunluğu anlamıyorlar.

62-) Yoksa darda kalıp O`na dua ettiğinde icabet eden, sıkıntısından kurtaran ve sizi arzın halifeleri kılan mı? Allah`la beraber edinilen tanrı mı? Bunları ne kadar az anıp düşünüyorsunuz?

63-) Yoksa karanın (madde boyutuna ait) ve denizin (ilim-fikir boyutuna ait) karanlıkları içinde size hidâyet eden (hakikatin yolunu gösteren) ve Rahmetinin önünde müjdeciler olarak rüzgârları (Rasûlleri) irsâl eden mi? Allah yanı sıra tanrı mı? Allah, onların ortak koştuklarından Yüce`dir.

64-) Yoksa yaradılmışları ibda edip (açığa çıkarıp) sonra onu (ilk hâline-hakikatine) iade eden; sizi semâdan ve arzdan yaşam gıdasıyla besleyen mi? Allah yanı sıra tanrı mı? De ki: “Hadi getirin kesin kanıtınızı, eğer doğru söyleyenler iseniz?”

65-) De ki: “Semâlarda ve arzda gaybı Allah`tan başka kimse bilmez… Ne zaman bâ`s olunacaklarına da şuurları yoktur!”

66-) Hâlbuki sonsuz gelecek yaşam hakkında onların bilgileri birikmiştir. Hayır, onlar ondan kuşku içindeler… Hayır, onlar ondan kördürler!

RUM

46-)  O`nun işaretlerindendir, rüzgârları müjdeciler olarak irsâl etmesi; size rahmetinden tattırması ve gemilerin O`nun hükmünce akıp gitmesi için… O`nun fazlından talep etmeniz ve değerlendirerek müteşekkir olmanız için.

47-) Andolsun ki, senden önce de kendi toplumlarına Rasûller irsâl ettik de onlara açık deliller olarak geldiler… Biz de suç işleyenlerden intikam aldık… İman edenlere yardım etmek hakkımızdır.

48-) Allah`tır ki, rüzgârları (ilham yollu fikirleri) irsâl eder de bulutları (veri tabanındaki düşünceleri) sürer; onu (o düşünceleri) nasıl isterse öylece semâda (bilinçte) yayar ve onu parça parça kılar (analizler yaptırır); böylece yağmurun (keşfedilen ilmin) onun aralarından çıktığını görürsün… Onu kullarından dilediğine isâbet ettirince, bir de bakarsın ki onlar müjde edilen ile neşelenip seviniyorlar.

49-) Hâlbuki bundan önce, kendilerine (yağmur-ilim) indirilmeden önce elbette mublisîndiler (hakikatle bâtılı birbirine karıştırıp, ayrımını yapamayan).

50-)  Allah`ın rahmetinin eserlerine bak, (ahseni takvim-halife olarak yaratılıp ölümsüz kılınan kendini, beden-madde kabul ederek) ölümünden sonra, arzı (ilimle) nasıl diriltiyor? Muhakkak ki işte O, ölüleri elbette hayata (ölümsüzlüğe) kavuşturandır! “HÛ” her şeye Kâdîr`dir.

51-)  Andolsun ki eğer bir rüzgâr irsâl etsek de onu sararmış görseler, ondan sonra elbette nankörlüklerine dönerler.

52-) Muhakkak ki sen (bilgisizce kendini toprakta yok olup gidecek beden sanan) ölülere işittiremezsin; (Hakk`a) arkalarını dönüp gittiklerinde sağırlara da işittiremezsin!

SEBE’

12-) Süleyman`a da sabah gidişi bir aylık yol, akşam dönüşü bir aylık yol olan o rüzgâr (gibi hareket edeni verdik)! Onun için bakır kaynağını sel gibi akıttık! Rabbinin elvermesiyle cinnden (görünmeyen türden) kimileri de (ifrit türü) Onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden çıkarsa, ona alevli bir ateş azabından tattırırız. (Bakır kaynağı tanımlamasını, Zülkarneyn`in yaptığı, yecüc mecüc`e karşı set inşaatında kullandığı eriyik bakır-demir olayıyla birlikte düşünürsek; anladığımız maddi anlamda değil, daha farklı bir alanda düşünmemiz zorunluluğu açığa çıkar. Gerek Zülkarneyn (iki boynuzlu {antenli?}) gerekse Süleyman a.s.ın görünmez varlıklara karşı tasarruf sahibi oldukları düşünülürse, olayın maddi bakır-demir konusu değil, bu iki maddenin elementsel bileşiminin gücünü kullanma olarak, belki farklı bir düşünce kapısı açılabilir bize. Daha derine girmek istemiyorum. A.H.)

FÂTIR

9-) Allah ki, rüzgârları (rahmanî ilmi) irsâl etti de bulutları (beşerî duygu ve kabullerin şuurda oluşturduğu kara bulutları) sürüyor… Sonra onu (rahmanî ilmi) ölü bir beldeye (bilince) sevk ettik de onunla o arzı (bedeni) ölüyken dirilttik! Nüşur (aslına dönüş) böylecedir!

SÂD

34-) Andolsun ki Süleyman`ı imtihan ettik ve Onun tahtına ölü bir beden bıraktık (tahtına vâris olacak olan imansız kişiyi. A.H.)… Sonra tövbe edip yöneldi.

35-) “Rabbim beni mağfiret et (birimselliğimi ört) ve bana, benden sonra kimseye gerekmeyecek (bana has) bir özellik hibe et… Muhakkak ki sen Vahhab`sın” (diye dua etti).

36-) Bunun üzerine rüzgâr (gibi akıp gideni) Onun hizmetine verdik; Onun emriyle, dilediği yere, hiçbir şeyi sarsmadan-yıkmadan akıp giderdi.

37-) Şeytanları da onun hizmetine verdik; binaları kuran ve dalgıç olanlar!

38-) Zincirlerle birbirlerine bağlı diğerlerini de…

39-) “İşte bu (sana özel tasarruf edeceğin mülk) bizim hibemizdir; öyleyse ister ver ister verme, sınırsızca kullan!”

FUSSİLET

15-) Ad`a (Hud`un kavmine) gelince, Hak`sız olarak arzda benlik tasladılar ve dediler ki: “Kuvvetçe bizden daha güçlü kimdir?”… Görmediler mi ki kendilerini yaratmış olan Allah, kuvvetçe onlardan daha şiddetlidir! Bilerek (kasten) işaretlerimizi inkâr ediyorlardı! (Esmâ kuvvelerimizi vehmettikleri benliklerine ait sanıyorlardı.)

16-) Bu yüzden, dünya hayatında onlara rezillik-zillet azabını tattıralım diye, o bahtsız günler içinde, onların üzerine dondurucu bir rüzgâr irsâl ettik! Sonsuz gelecek yaşamının azabı elbette daha rezil-rüsva edicidir… Onlar yardımcı da bulamazlar!

ŞÛRÂ

32-) Denizde dağlar gibi akıp gidenler de (gemiler) O`nun işaretlerindendir.

33-) Eğer dilerse, rüzgârı durdurur da (rüzgârın gücü ile akıp gidenler, denizin) üzerinde durup kalırlar… Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.

CASİYE

5-) Gece ve gündüzün dönüşümünde, Allah`ın semâdan yaşam gıdası (bilgi) inzâl edip de onunla ölümü (şuursuz-kendini yalnızca beden sanan yaşamı) sonrasında arzı (şuurlu yaşamla bedeni) diriltmesinde, rüzgârları (sürekli esen fikirleri) yönlendirmesinde; aklını kullanabilen bir topluluk için işaretler vardır.

6-) İşte bunlar Allah`ın işaretleridir… Onları sana Hak olarak bildiriyoruz… Allah`tan ve O`nun işaretlerinden sonra hangi söze iman ederler?

AHKAF

22-) Dediler ki: “Tanrılarımızdan döndürmek için mi bize geldin? Eğer sadıklardansan, kendisiyle tehdit ettiğini bize getir!”

23-) (Hud) dedi ki: “İlmi Allah indîndedir! Kendisiyle irsâl olunduğumu size tebliğ ediyorum (ben sadece)… Ne var ki sizi cahil bir topluluk olarak görüyorum!”

24-)Ne vakit onu (tehdit olundukları azabı) vadilerine yönelmiş geniş bir bulut olarak gördüler, dediler ki: “Bu bize yağmur indirecek bir buluttur.” Hayır, o kendisini acele istediğinizdir! (O) içinde feci bir azap olan rüzgârdır.

25-) (O rüzgâr) Rabbinin emriyle her şeyi helâk edip dumura uğratır! Nitekim öyle oldular ki, geride onların meskenlerinden başka bir şey kalmamıştı! Suçlular toplumuna yaptıklarının sonucunu böyle yaşatırız!

ZARİYAT

41-) Ad`da da… Hani onların üzerine o hayır ve bereketi olmayan rüzgârı (hortum) irsâl etmiştik…

B- ÇÖZÜMLEME

AYETLERDE ÖNE ÇIKAN TANIMLAR:

RÜZGÂR:

-   İnsandaki kuvvet.

-   Fikirler.

-   Aşılayıcılar (yeni düşünceler- buluşlar oluşturucular)

-   Gemileri götüren sakin esinti.

-   Ekinleri mahveden dondurucu rüzgar.

-   Rahmetin önünden müjdeci olarak irsal olunan.

-   Rasüller.

-   Rahmani İlim

-   Ağır bulutları kaldırıp taşıyan, ölü beldeye sevk eden.

-   Süleyman’a boyun eğdirilen rüzgar.

-   Süleyman’a verilen ve rüzgar gibi giden şeklinde tabir olunan kuvve!

-   Ekinleri mahveden dondurucu rüzgar.

-   Dünya hayatında zillet ve azabı tattıran dondurucu rüzgar.

- Esmasıyla hakikati olan Allah’a şirk koşanı, kuş kapmış gibi, uzak bir bölgeye sürükleniyormuş gibi yaşatan rüzgar.

-  Veritabanındaki düşüncelerin sürülmesi.

-  Rabbinin emriyle her şeyi helak eden rüzgar.

-  RÜZGÂRLARIN YÖNLENDİRİLMESİ:  Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesi

FIRTINA:

-  İçinde ateş olan ve bütün bahçeyi helâk eden fırtına.

-  Şirk halinin getirisi olarak azap fırtınası.

-  Dalgaların her yandan gemiye vurmasını sağlayan fırtına.

-   Kafirler üerine gelen, irsal olunan fırtına. (Hendek harbi)

-  HORTUM; Hayır ve bereketi olmayan rüzgar.

AYETLERDEN İŞARETLER

AKLI OLMAK; KUR’AN MİSALLERİNİ OLDUĞU GİBİ ZAHİREN ALIP DIŞSALLIKTA DEĞERLENDİRMEK DEĞİL; BUNLARIN İNSANDA OLUŞAN HALLER OLDUĞUNU TEFEKKÜR ETMEKTİR!… (Kur’an kimlere “akıllı” kimlere “akılsız” diyor yeniden düşünülesi)

- Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah`ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah`la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır. (Bakara- 164)

- Gece ve gündüzün dönüşümünde, Allah`ın semâdan yaşam gıdası (bilgi) inzâl edip de onunla ölümü (şuursuz-kendini yalnızca beden sanan yaşamı) sonrasında arzı (şuurlu yaşamla bedeni) diriltmesinde, rüzgârları (sürekli esen fikirleri) yönlendirmesinde; aklını kullanabilen bir topluluk için işaretler vardır. (Casiye- 5)

BEDENSEL BOYUTTA OLUŞAN ARZU- ŞEHVET- İDEAL- VEHİM- HIRS FIRTINASI; ŞUURSAL BOYUTUN MEYVE (İDRAK) BAHÇELERİNİ HARAP EDER!!!!

- Sizden biriniz ister mi hiç, içinde nehirler akan ve çeşitli meyveler bulunan, hurmalık ve asmalarla dolu bahçesi olsun da, kendisine ihtiyarlık gelsin ve zayıf bir zürriyeti olsun? Derken içinde ateş olan bir fırtına bütün bahçeyi helâk etsin… İşte üzerinde tefekkür etmeniz için Allah bu işaretleri veriyor. (Bakara-266)

ŞUURDA KENDİNİ BULAMAYAN İÇİN; YANMAYI DURDURACAK HİÇBİR DESTEK KUVVESİ YOKTUR… ÜRETTİKLERİ, BESLEDİKLERİ ONA FAYDA VERMEZ… GAYRET VE ÇABASI; AYLARCA BAKIM YAPILMIŞ EKİNİ BİR GECEDE DON VURMASI MİSALİ, ANLIK BİR DEĞİŞİMDE HELAK OLMAYA MAHKUMDUR!

- Hakikati inkâr edenlere gelince; onların ne malları ne de evlatları Allah`a karşı hiçbir koruma sağlamayacaktır. Onlar yanmaya mahkûmdurlar, sonsuza dek! Onların şu süflî madde boyutunda (esfeli sâfîliyn-dünya hayatı) harcadıklarının misali, kendi nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinlerine isabet edip, onu mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmedi, lâkin onlar kendilerine zulmediyorlar. (A.İmran 116-117)

- Bu yüzden, dünya hayatında onlara rezillik-zillet azabını tattıralım diye, o bahtsız günler içinde, onların üzerine dondurucu bir rüzgâr irsâl ettik! Sonsuz gelecek yaşamının azabı elbette daha rezil-rüsva edicidir… Onlar yardımcı da bulamazlar! (Fussilet- 16)

RAHMETİN ÖNÜ SIRA ESEN MÜJDECİ RÜZGAR… AĞIR BULUTLARI KALDIRMAK?! ÖLÜ BELDEYE BULUTUN SEVK OLMASI?!

- “HÛ”, ki rahmetinin önünden rüzgârları müjdeci olarak irsâl eden… Nihayet rüzgârlar ağır bulutları kaldırıp taşırken, onu ölü bir beldeye sevk ederiz; onunla su inzâl eder ve onunla her türlü semereden (meyve) çıkarırız… İşte (biz), ölüleri böyle çıkarırız… Umulur ki bunun ne anlama geldiğini düşünürsünüz! (Araf- 57)

- “HÛ” ki… Rahmetinin (yağmur) önünde müjdeciler olarak rüzgârları irsâl etti…Biz, semâdan tertemiz bir su inzâl ettik. (Furkan- 48)

- Yoksa karanın (madde boyutuna ait) ve denizin (ilim-fikir boyutuna ait) karanlıkları içinde size hidâyet eden (hakikatin yolunu gösteren) ve Rahmetinin önünde müjdeciler olarak rüzgârları (Rasûlleri) irsâl eden mi? Allah yanı sıra tanrı mı? Allah, onların ortak koştuklarından Yüce`dir. (Neml- 63)

- O`nun işaretlerindendir, rüzgârları müjdeciler olarak irsâl etmesi; size rahmetinden tattırması ve gemilerin O`nun hükmünce akıp gitmesi için… O`nun fazlından talep etmeniz ve değerlendirerek müteşekkir olmanız için. (Rum- 46)

İNSAN BİLİNCİNİN ŞİRKTEN ARINAMAMASI; İNSANIN KENDİ HELAKİNİ-AZABINI- CEHENNEMİNİ HAZIRLAR, OTOMATİK OLARAK! (Dışarıda etki arayanlara, “beni kimse anlamadı”, “her işim ters gidiyor”, “dert başımdan eksik olmuyor” diyenlere armağan olunur!!!!)

- (Hud) dedi ki: “Gerçek ki Rabbinizden, üzerinize bir azap fırtınası ve gadab (şirk hâli) oluşmuş bile!(Var olduklarına dair) Allah`ın hiçbir delil inzâl etmediği; (sadece) sizin ve babalarınızın taktığı asılsız tanrı isimleri hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.” (Araf- 71)

- Rablerini (hakikatlerindeki Esmâ özelliklerini) küfür (inkâr) edenlerin yaptıklarının misali, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer… Kazandıklarından bir şey elde edemezler… İşte bu, (hakikatten) en büyük sapmanın ta kendisidir! (İbrahim- 18)

- Andolsun ki eğer bir rüzgâr irsâl etsek de onu sararmış görseler, ondan sonra elbette nankörlüklerine dönerler. (Rum- 51)

- Ne vakit onu (tehdit olundukları azabı) vadilerine yönelmiş geniş bir bulut olarak gördüler, dediler ki: “Bu bize yağmur indirecek bir buluttur.” Hayır, o kendisini acele istediğinizdir! (O) içinde feci bir azap olan rüzgârdır. (Ahkaf- 24)

-  Ad`da da… Hani onların üzerine o hayır ve bereketi olmayan rüzgârı (hortum) irsâl etmiştik…(Zariyat- 41)

KUVVET OLAN RÜZGAR! ALLAH VE RASULUNE İTAATTEN ÇIKMAK; İNSANLARLA ZITLAŞMAK, KORKUYU, KORKU DA RÜZGARIN KESİLMESİNİ GETİRİYOR!

- Allah`a ve Rasûlüne itaat edin, birbirinizle zıtlaşmayın; (yoksa) korkuya kapılırsınız ve rüzgârınız (kuvvetiniz) gider…Sabredin… Muhakkak ki Allah “Es Sabûr” isminin özelliğiyle sabredenlerledir. (Enfal- 46)

İŞLER (BİRİMSEL BENLİĞE GÖRE ) İYİ GİDERKEN RABBİNİ UNUTAN; TERS ESİNTİ BAŞLAYINCA (GENE BİRİME GÖRE) ALLAH’I HATIRLAYAN İNSAN!… (Hiç unutmamak için illa fırtına mı lazım?… Neden her şey yolunda iken gevşeriz?… Her şey her zaman yolunda ise Hakikatte, terslik neye göre, iyi gitmesi neye göre?)

- “HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah`ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.” (Yunus- 22)

SÜLEYMAN’A BOYUN EĞEN RÜZGAR!?… (İstesek bize de boyun eğer mi?…)

- Süleyman`a da fırtınayı boyun eğdirdik… Onun (Süleyman`ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz. (Enbiya- 82)

- Süleyman`a da sabah gidişi bir aylık yol, akşam dönüşü bir aylık yol olan o rüzgâr (gibi hareket edeni verdik)! Onun için bakır kaynağını sel gibi akıttık! Rabbinin elvermesiyle cinnden (görünmeyen türden) kimileri de (ifrit türü) Onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden çıkarsa, ona alevli bir ateş azabından tattırırız. (Bakır kaynağı tanımlamasını, Zülkarneyn`in yaptığı, yecüc mecüc`e karşı set inşaatında kullandığı eriyik bakır-demir olayıyla birlikte düşünürsek; anladığımız maddi anlamda değil, daha farklı bir alanda düşünmemiz zorunluluğu açığa çıkar. Gerek Zülkarneyn (iki boynuzlu {antenli?}) gerekse Süleyman a.s.ın görünmez varlıklara karşı tasarruf sahibi oldukları düşünülürse, olayın maddi bakır-demir konusu değil, bu iki maddenin elementsel bileşiminin gücünü kullanma olarak, belki farklı bir düşünce kapısı açılabilir bize. Daha derine girmek istemiyorum. A.H.) (Sebe- 12)

-  Bunun üzerine rüzgâr (gibi akıp gideni) Onun hizmetine verdik; Onun emriyle, dilediği yere, hiçbir şeyi sarsmadan-yıkmadan akıp giderdi. (Sad- 36)

GÖRÜNMEYEN ORDULAR VE FIRTINALARLA DESTEKLENMEK!

- Ey iman edenler… Size olan Allah nimetini hatırlayın… Hani (Hendek savaşında) size ordular geldi de onların üzerine bir fırtına ve görmediğiniz ordular irsâl ettik… Allah, yaptıklarınızı (yaratanı olarak) Basîr`dir. (Ahzab- 46)

AŞILAYICI FİKİRLER! İRSAL OLUNAN RÜZGAR!

- Biz rüzgârları (fikirleri), aşılayıcılar (yeni düşünceler-buluşlar oluşturucu) olarak irsâl ettik… Semâdan bir su (bilgi) inzâl ettik de sizi onunla suvardık… Onu saklayıcı siz değilsiniz.(Hicr- 22)

DÜNYA HAYATI; RÜZGARLA GELENİN RÜZGARLA GİTMESİDİR!… (Düşünülesi)

- Onlara dünya hayatının MİSALİNİ ver… (Dünya hayatı) semâdan indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla arzın nebatı birbirine karıştı… Derken (o bitki) rüzgârın savurduğu çöp kırıntısı hâline geldi… Allah her şeye Muktedir`dir. (Kehf-45)

HAKİKATİNE ŞİRK KOŞAN; RÜZGARLARA SAVRULUR, KUŞLARA YEM OLUR!…

- Gayrını ona şirk koşmaksızın, Allah için hanîfler (dûnunda bir tanrı düşünmeyenler) olun! Kim Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a ortak koşarsa, o sanki semâdan düşmüş de kendisini kuş kapıyor yahut rüzgâr onu uzak bir mekâna atıp sürüklüyor gibidir. (Hac- 31)

VERİ TABANININ KAYITLI DÜŞÜNCELERİNDEN KURTULMAK İÇİN ESTİRİLEN RÜZGAR!..

- Allah`tır ki, rüzgârları (ilham yollu fikirleri) irsâl eder de bulutları (veri tabanındaki düşünceleri) sürer;onu (o düşünceleri) nasıl isterse öylece semâda (bilinçte) yayar ve onu parça parça kılar (analizler yaptırır); böylece yağmurun (keşfedilen ilmin) onun aralarından çıktığını görürsün… Onu kullarından dilediğine isâbet ettirince, bir de bakarsın ki onlar müjde edilen ile neşelenip seviniyorlar. (Rum- 48)

- Allah ki, rüzgârları (rahmanî ilmi) irsâl etti de bulutları (beşerî duygu ve kabullerin şuurda oluşturduğu kara bulutları) sürüyor… Sonra onu (rahmanî ilmi) ölü bir beldeye (bilince) sevk ettik de onunla o arzı (bedeni) ölüyken dirilttik! Nüşur (aslına dönüş) böylecedir! (Fatır- 9)

RÜZGARIN DURMASI, RÜZGARLA AKIP GİDENİN OLDUĞU YERDE KALAKALMASI!!!

Eğer dilerse, rüzgârı durdurur da (rüzgârın gücü ile akıp gidenler, denizin) üzerinde durup kalırlar… Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır. (Şura- 33)

C- SONUÇ:

RÜZGÂR-   FIRTINA TEFEKKÜRÜ

Bir önceki tefekkürümüz GÖKSEL OLAYLARda ağırlıkla bulut- şimşek- yıldırım aşamalarından geçerek inzal olan yağmuru (rahmeti) konuşmuştuk… Rahmetin açığa çıkış sürecinde bir diğer fonksiyonel etkiyi; rüzgârı; okumaya çalışıyoruz şimdi, ayetlerdeki tanım ve açılımlarla…

Rüzgarın temel fonksiyonlarından biri; çiçekler arasında aşılama (tohumlama) yaparak, tabii canlılığın ve üremenin devamını sağlamasıdır!…

Bizde, birbirinden ayrı duran manaları uygun manalarla eşleştirebilmek; daha doğrusu, şuursal boyutta sezileni, bedensel çalışmalarla da destekleyerek süreklilik halinde yaşamak, iman edileni idrak haline dönüştürmek için bir rüzgâr etkisinin oluşması doğal hatta elzemdir!…

“İrsal olunan rüzgar”, “Rahmet müjdecisi rüzgar” adı altında her çağa her topluma hitap eden “Rasüller”in mesajı, işte bu noktada ciddi bir işlevsel oluşuma; yepyeni bir dönüşüme start vermektedir!…

Daha basit ifade etmek gerekirse…. Bizler, bizde mevcut, ama habersiz olduğumuz İNSANİ- HALİFETULLAH boyutumuzla tanışmaya Risalet Nefhaları saçan bir mahalden esen rüzgârla yöneliriz… Adına ister ilham, ister anlık farkındalık deyin, ilk yönelişte Risaletin kokusu alınmış ise rahmetin startı verilmiş demektir… Bir şiirden kalbe dokunan birkaç mısra, bir konferanstan alınan notlar, bir kitapta okunan sarsıcı satırlar bu çerçevede değerlendirilebilecek rüzgârlardır…

Bir başka açıdan ve biraz daha net söylemek gerekirse; bizde oluşan KENDİNİ ARAYIŞ VE TANIMA TALEBİ; gaybi alemden RİSALET RÜZGARLARInı çekmektedir!!!!!  Evrensel Sırlar’da, kendini arayan Cem ve Gönül’e Elf’in gelişi böylesi bir oluşuma örnektir bize göre. (Hangi talebi ile neyi çektiğini yada neyi ittiğini fark edenlere selam olsun!)

….

Bu süreç; Şuur tohumlarını Beden tarlasına, yeni idrak meyveleri yetiştirmek üzere serperken gelişmesi ve büyümesi için bulut- şimşek- yıldırım- yağmur aşamalarını da tetiklemektedir kendiliğinden!!!

Rüzgarın sadece tohumlama (Rahimiyeti açma) etkisi yok elbette… Diğer etkileri de göz ardı edemeyiz…

Ayetlerde KAFİR TOPLULUKLARIN HELAKİ olarak verilenleri sadece ŞİRK KOŞANLAR İÇİN DURUM BUDUR diye ele alırsak korkarız ki bir perdeden kurtulmak üzere yönelirken yeni ve daha güçlü bir perde ile kapanma hali yaşarız ki, ilim mekrine uğramak tabir edilen bu durum, hakikatine yönelenler için oldukça korkunç bir felakettir!…

Nasıl bakalım o halde?… Ayetlerde HELAK EDİLENLER zahiren geçmiş bazı kavimler olsa da bunlar hakikatte BİZDE MEVCUT ÖRTÜLERİN YIRTILMASI, BEŞERİ KAYITLARIN YAKILMASI, ŞARTLANMA VE YARGILARIN YOK EDİLMESİ, ALIŞKANLIK VE TUTKULARIN ESARETİNE SON VERİLMESİ olarak da ele alınmalıdır…

İşte bu noktada; hakikatimizden perdelendiğimiz anlarda DONDURUCU, EKİNLERİ HELAK EDİCİ rüzgarların gelmesi de muhtemeldir ki gerçekte onları, örtülerimizle biz davet ederiz!.. Sonucunda yaşanan büyük yanma ve ıstırap, kimilerini yeniden İTAAT VE İBADET SEMTİNE çekerken, ne acı ki ciddi bir çoğunluk İSYAN SULARINA kapılıp gitmektedir!…

Bütün mesele neyin niçin geldiğini fark etmek ise, don felaketine uğramak, ekinlerin yanması, başakların çerçöpe dönüvermesi de rahmettir, yarınları daha şuurlu inşa etmek için!…

Veritabanında mevcut düşünceleri sürüp çıkaran, beşeri değerlendirmeleri bizden uzaklaştıran rüzgar var bir de! Söylemesi ne kadar kolay değil mi?… Geliverdi bilgi, alıverdik etki, hemen beşeriyetten sıyrılıverdik, öyle mi?… AHhhh o kadar ucuz olsa!…

Yunus demiş ya

DERVİŞLİK OLAYDI TAC İLE HIRKA

BİZ DE ALIR İDİK OTUZA KIRKA….

Keşke tasavvuf; bu tefekkürleri yazmak, bu satırları okumak, internetten linkler paylaşmak kadar kolay olsaydı!…

Her etki bir yaşam sahnesi ile gelecek, her rüzgar arzda (bizde) bir bölgeyi etkileyecek, bu kesin…

Sadece düşüncede esmeyecek rüzgar, hayatında da esecek dostum… Bazen onu fırtına olarak algılayacaksın, dallarını kıran… Bazen hortumun olacak, arza (bedenselliğe) sıkı sıkıya bağlı köklerini söken…  Ve bazen kasırgan olacak, “değerleriM” dediğini hallaç pamuğu gibi göklere savuran!…

Karamsar mı yazdım?…

Kara bulutları kaldıran rüzgarı anlatınca karamsar tablo çıktı ortaya!…

Bir şarkı ile mola verelim…. KARA BULUTLARI KALDIR ARADAN VAY AMAN VAY AMAN VAAYYYY… demiş sanatçı… Şimdinin farkındalığı ile dinleyelim bakalım neler demiş?… https://www.youtube.com/watch?v=faSw7foV0i0

Şirk- küfür oluşturan kara bulutlarımız kalksın ki aradan, çağlayan olarak aksın Rahmetimiz… Yaratanın, ne kadar özenerek bizi yarattığını fark etmek nasip olsun! Şarkıya amin diyelim mi?

***

Görünmeyen ordularla ve fırtına ile desteklenmek ve de korunmaktan bahsetmiş ayet… Ne zaman inzal olmuş?.. HENDEK HARBİnde… Hendek; içe çekilerek savunma idi… İçeride kalınınca ve dışa doğru derin bir hendek kazınca, fırtına ve görünmeyen ordularla desteklendiler…

Biz, şu dışa dönük yaşamdan içselliğimize RİYAZAT- TEFEKKÜR- UZLET- ZİKİR VE NİYAZ ile dönsek ne olurmuş?… Bizi yakan şirk ve küfür güçleri; bize azap çektiren kayıtlı bakışlar, savrulurmuş melekut aleminden esen fırtına ile… Sadece bunu fark etsek, neler değişirdi kim bilir yaşamımızda?!…

***

Ayetlerde işaret edilen her şeyi burada işlemek mümkün değil….

Son olarak Hz. Süleyman(as)’ın desteklendiği “rüzgâr gibi giden” ile “onun hükmüne verilen”i de anlamaya çalışalım bir parça… Süleyman’ın hükmü ile bereketli bölgeye esen rüzgar!…

Süleyman; hükümran, kral ve nebi…

Süleyman, beden ülkesinde şuur krallığı ile hükmünü yürüten idi…

Ne diyordu Hz. İsa?…

BEN SİZİ GÖKLERİN KRALLIĞINA ÇAĞIRIYORUM!…

Süleyman… SİLM kökünden barış, teslimiyet, denge anlamlarından ilham ile halife boyutunu fark edip, bedeni hükmü altına alan, kendiyle barışık, huzur ve sükun içinde yaşayan; Allah’a teslim olmuş insan!…

Rüzgârı emri altına alırmış o insan… Yani?…

Bedenselliğinden bilincine doğru esen, bilinci dumura uğratmak üzere yoğunlaşan ŞEHVET- VEHİM- HIRS-   ARZU- SAHİPLİK rüzgarlarına boyun eğdiren insan….

Daha başka?….

İçinde kopan fırtınaları, bedensel vadilere inmek için değil; bereketli ovalara açılmak için kullanan insan!…

Şehveti; ilim aşkına…. Hırsı, okuma gayretine…. Sahiplik duygusunu, dostlara vefa ve sadakate…. Vehmi; nardan çıkarıp nura dönüştürerek; rıza ve olumlu bakış haline…. Dönüştüren insannnnnnn…..

Süleyman rüzgârı kullanırken sarsmadan, kırmadan, dökmeden ilerlermiş… Ne demek?..

İçsel dengesini kurmuş, hakiki huzuru yakalamış insan… ELİNDEN DİLİNDEN İNSANLARIN EMİN OLDUGU İNSANDIR o, hadis gereğince… Ne iç dünyasında kırıklık- eziklik yaşar, ne de dış dünyasında birilerine gazap rüzgârları estirir… İçinde de dışında da ılık meltemler eser onun….

***

Yanılmışsam özümdeki risalete sığınır himmet ve yardım dilerim boyun bükerek…. İsabet etmişsem, BENden değil EHLİndendir hepsi… Ehline selam olsun!

Şüphesiz doğrusunu ALLAH- RASÜLÜ ve de EHLULLAH bilir….

Bizi yakan sam yellerinin saba meltemlerine, nefsani kasırgalarımızın aşılayıcı rüzgarlara dönüşmesi niyazımla.