Kur’an Çözümünde Kavramlar- 22

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 22

“TEVEKKÜL”

A- ÖN OKUMA

İçinde “TEVEKKÜL” geçen ayetler çerçevesinde 22. kavram çalışmamız yeni bir tefekkürle daha sürüyor. 

1- AYETLER

AL-İ İMRAN

121-) Hani sen sabah erkenden ailenden ayrılıp iman edenleri savaşmaları için uygun mevzilere yerleştiriyordun. Allah Semî`dir, Alîm`dir.

122-) O zaman sizden iki grup korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Allah onların Velî`si idi. İman edenler Allah`a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler).

123-) (Gerçekten) siz zayıf ve çaresiz bir hâldeyken, Allah size Bedir`de zafer verdi. O hâlde Allah`tan korunun ki böylece değerlendirenlerden olasınız.

159-) Allah`ın, hakikatinden açığa çıkardığı rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve keskin olsaydın onlar dağılıp giderlerdi. Onları affet ve bağışlanmalarını iste. Toplumsal konularda karar verirken onların fikirlerini al. Karar verip uygulamaya koyulduktan sonra da Allah`a güven! Muhakkak ki Allah kendisine tevekkül edenleri (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman edenleri) sever.

160-) Eğer size Allah yardım ederse, size galip gelecek yoktur. Şayet sizi yardımsız kendi hâlinize bırakırsa, bunun sonucunda size kim yardımcı olabilir! İman edenler sadece (Esmâ`sıyla hakikatleri olan) Allah`a tevekkül etsinler.

173-) “Sizinle savaşmak için bir ordu oluşturdular, korkun onlardan” dediklerinde; bu haber onların bilakis imanını arttırdı da şöyle cevapladılar: “Allâh yeter bize, O ne güzel Vekiyl’dir!”

MAİDE

11-) Ey iman edenler… Üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın… Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya (zarar vermeye) niyetlenmişti de, onların ellerini sizden çekmişti… Allah`tan korunun! İman edenler, Allah`a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin, gereğini yerine getireceğine iman etsinler).

23-) Korktukları toplum içinden gelen Allah`ın in`amda bulunduğu iki adam şöyle dedi: “Onların üzerine kapıdan girin… Ona girdiğinizde artık muhakkak ki siz galiplersiniz… Eğer iman edenler iseniz Allah`a tevekkül edin (hakikatinizdeki El-Vekîl isminin özelliğinin, gereğini yerine getireceğine iman edin).”

ARAF

89-) “Allah bizi, o asılsız din anlayışından kurtardıktan sonra, eğer sizin atasal dininize geri dönersek, gerçekten Allah üzerine yalan uydurmuş oluruz… Ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir! Rabbimiz olan Allah`ın dilemesi hariç… Rabbimiz, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır… Allah`a tevekkül ettik (hakikatimizdeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ettik)… Rabbimiz, bizimle toplumumuzun arasını Hak üzere birleştir… Sen en hayırlı Fatih`sin!”

ENFAL

2-) Kesinlikle iman edenler o kimselerdir ki, “Allah”ı anıp düşündüklerinde onların şuurlarında ürperti olur (o azamet yanında kendi acziyetlerini düşünmekten); onlara O`nun işaretleri okunduğunda, onların imanlarını arttırır (düşünebildikleri oranda)… Onlar Rablerine tevekkül ederler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ederler).

49-) Hani münafıklar ile içlerindeki şüphe dolayısıyla sağlıklı düşünemeyenler: “Bunları dinleri aldatmış” diyor(du)… Kim Allah`a tevekkül ederse (işe duygularını karıştırmayıp tabiri câiz ise kendini otomatik pilota bırakırsa, yani Allah`ın Esmâ`sının gereğini kendisinde açığa çıkaracağına iman ederse), muhakkak Allah Azîz`dir, Hakîm`dir.

61-) Eğer barışa yanaşırlar ise, sen de ona (barışa) yanaş! Allah`a tevekkül et (Allah`ı vekîl tut=El Vekîl isminin kuvvesine yönel)! Çünkü O, Semî`dir, Alîm`dir.

TEVBE

51-) De ki: “Allah`ın bize yazdığından başkası, asla bize erişmeyecektir! “HÛ”, Mevlâ`mızdır! İman edenler ancak Allah`a tevekkül (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin, gereğini yerine getireceğine iman) etsinler.”

129-) Eğer yüz çevirirler ise de ki: “Allah bana yeter! Tanrı yoktur sadece `HÛ`! O`na tevekkül ettim… Arş-ı Azîm`in Rabbi `HÛ`dur!”

YUNUS

71-) Onlara Nuh`un haberini anlat… Hani kavmine: “Ey kavmim! Eğer konumum ve Allah işaretleriyle sizi uyarmam size ağır geldiyse, (artık ben) Allah`a tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim! Siz ve ortaklarınız toplanıp, ne isterseniz yapın; sonra yaptığınızdan endişe duymayın! Sonra da hiç vakit geçirmeden, hakkımdaki kararınızı uygulayın.”

84-) Musa: “Ey kavmim! Eğer Esmâ`sıyla sizi yaratmış Allah`a iman etmiş ve teslim olmuşlardansanız, O`na tevekkül (hakikatinizdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) edin” dedi.

85-) (Onlar da) dediler ki: “Biz Allah`a tevekkül ettik (El Vekîl isminin özelliğine iman ettik, vekîlimiz O`dur)… Rabbimiz, bizi onların zulmüne alet etme!”

86-) “Rahmetini bizde açığa çıkararak, hakikat bilgisini inkâr edenler topluluğundan kurtar.”

87-) Musa ve erkek kardeşine: “Mısır`da halkınız için evler hazırlayın… Evlerinizi ibadethane yapın ve salâtı ikame edin… İman edenleri müjdele” diye vahyettik

HUD

56-) “Kesinkes ben, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah`a tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim… Hareket eden hiçbir canlı yoktur ki onun “Bi”nasiyesinde (alnında olarak) tutmuş olmasın (Fâtır`ın beyni programlaması) (lafında kalanlara göre: Hükmüne boyun eğdirmek)… Muhakkak ki benim Rabbim sırat-ı müstakim üzeredir.”

88-) (Şuayb) dedi ki: “Ey halkım… Görmüyor musunuz? Ya Rabbimden kesin bir delil üstündeysem ve O bana kendinden güzel bir rızık verdiyse? Sizden yapmamanızı istediğim şeyde size ters düşmek istemiyorum… Gücüm yettiğince sizi düzeltmek istiyorum… Başarım ancak Allah`ladır… O`na tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim ve O`na yöneliyorum.”

YUSUF

67-) Ve dedi ki: “Ey oğullarım… Tek bir kapıdan girmeyin… Ayrı ayrı kapılardan girin… (Gerçi) Allah`tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam… Hüküm ancak Allah`ındır… O`na tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl ismi özelliğinin gereğini yerine getireceğine iman) ettim ve O`na yöneliyorum… Tevekkül edenler O`na tevekkül etsin.”

RA’D

30-) İşte böylece, kendinden önce nice toplumlar gelip geçmiş bir topluluk içinde seni açığa çıkardık ki; Rahman`ı inkâr edenlere, sana vahyettiğimizi okuyup bildiresin… De ki: “Rabbim “HÛ”! Tanrı yoktur sadece “HÛ”! Tevekkülüm O`nadır ve metab (tövbe-dönüş) O`nadır.”

İBRAHİM

11-) Rasûlleri onlara dediler ki: “Biz sizin misliniz bir beşeriz… Fakat Allah, kullarından dilediğine (risâlet) nimetini ihsan eder… Allah`ın izniyle açığa çıkması dışında (Bi-iznillah), size sultan (mucizevî güç, kanıt) getirmemiz mümkün değildir… (O hâlde) iman edenler Allah`a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler).”

12-) “Hem bizi hakikate giden yola yönlendirmişken ne diye Allah`a tevekkül etmeyelim ki? Bize eziyet etmenize elbette sabredeceğiz… Tevekkül edenler Allah`a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler).

NAHL

41-) Zulmedildikten sonra Allah`ta muhacir olanlara gelince; elbette onları dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz… Gelecekteki mükâfatı ise elbette çok büyüktür. Eğer bilselerdi!

42-)Onlar ki, sabrettiler ve Rablerine tevekkül ederler.

99-) Gerçektir ki, onun (şeytanın) iman eden ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde bir sultası (gücü) yoktur!

FURKAN

58-) Ölümsüz Diri`ye (özellikleriyle hakikatin olana) tevekkül et; Bi-HamdiHİ (O`nun Hamdı olarak) tespih et! Kullarının suçlarına, Habîr (vâkıf) olması yeterlidir!

ŞUARA

217-) (Hakikatin olan Esmâ mertebesine) Azîz Rahîm`e tevekkül et!

218-) Ki O, işlevine kalktığında seni görür…

NEML

78-) Muhakkak ki senin Rabbin aralarındaki hükmünü açığa çıkartır onlarda… “HÛ”; Azîz`dir, Alîm`dir.

79-) O hâlde Allah`a tevekkül et! Muhakkak ki sen apaçık hakikat üzeresin.

ANKEBUT

59-) Onlar ki sabrediyorlar ve Rablerine tevekkül ediyorlar (nefslerinin hakikatindeki El Vekîl isminin özelliğine iman edip işlevine güveniyorlar)!

AHZAB

3-) Allah`a tevekkül et! Esmâ`sıyla hakikatin olan Allah, Vekîl olarak yeterlidir!

48-) Hakikat bilgisini inkâr edenlere de, münafıklara da uyma! Onların eziyetlerine aldırma! Allah`a tevekkül et! Esmâ`sıyla hakikatin Allah, Vekîl olarak yeterlidir!

ZÜMER

38-) Andolsun ki eğer onlara: “Semâları ve arzı kim yarattı?” diye sorsan, elbette: “Allah” diyeceklerdir… De ki: “(Bu cevabınıza göre) Allah dûnunda isimlendirdiklerinizin (yerini) gördünüz mü? Eğer Allah bende bir zarar, sıkıntı irade ederse, O`nun verdiği zararı, sıkıntıyı onlar açıp kaldıracaklar mı? Yahut (Allah) bende bir rahmet irade ederse, O`nun rahmetini onlar engelleyebilirler mi?”… De ki: “Allah bana yeter! Tevekkül edenler O`nu Vekîl kılar!”

ŞURA

10-) Herhangi bir şey hakkında fikir ayrılığına düştüğünüzde, onun hükmü Allah`a aittir! İşte budur Allah, Rabbim! O`na tevekkül ettim… O`na dönerim!

36-) Size verilmiş olan şeyler, dünya (dünya=en sefil, anlamında) hayatının zenginliğidir! Allah indîndekiler ise, iman edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

MÜCADELE

10-) Fısıldaşma (suç olan fiskoslar) şeytandandır (şeytanî fikirler); iman edenleri mahzun etmek için! Allah izni müstesna, (şeytanî fikirleri) onlarda (iman edenlerde) hiç zarar açığa çıkartamaz! İman edenler Allah`a tevekkül etsinler.

MÜMTEHİNE

4-) İbrahim`de ve Onunla beraber olan kimselerde sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine dediler ki: “Muhakkak ki biz sizden de, Allah dûnunda kulluk yaptıklarınızdan da uzağız! Sizi inkâr-reddettik. Sizinle aramızda ebediyen düşmanlık ve buğz başlamıştır; siz Esmâ`sıyla hakikatiniz olan Allah`ın Vâhidiyetine iman edinceye kadar!”… Ancak İbrahim`in babasına: “Mutlaka senin için mağfiret dileyeceğim; ama senin için (dua edip istemekten başka) Allah`tan bir şeye mâlik değilim” sözü hariç! “Rabbimiz, sana tevekkül ettik, sana yöneldik ve dönüş sanadır!” (dediler).

TEĞABUN

12-) Allah`a itaat edin, Rasûl`e itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, Rasûlümüzün üstüne düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.

13-) Allah, tanrı yok; sadece “HÛ”! İman edenler Allah`a tevekkül etsinler!

TALAK

2-) İddetlerinin sonuna ulaştıklarında, ya onları örfe uygun nikâha devam ettirin veya örfe göre onlardan ayrılın… Sizden iki adalet sahibini şahit tutun… Allah için şehâdeti ikame edin… İşte bu, Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden kimsenin kendisi ile öğütlendiğidir… Kim Allah`tan korunursa, ona bir çıkış yeri oluşturur.

3-) Ona ummadığı bir taraftan yaşam gıdası verir! Kim Allah`a tevekkül ederse, O, ona yeter! Muhakkak ki Allah, emrini yerine ulaştırandır! Gerçekten Allah, her şey için bir kader meydana getirmiştir!

MÜLK

 

29-) De ki: “O, Rahman`dır; O`na hakikatimiz olarak iman ettik ve O`na tevekkül ettik! Kimin apaçık yanlış düşünce içinde olduğunu yakında bileceksiniz!”

B- ÇÖZÜMLEME

AYETLERDE ÖNE ÇIKAN TEVEKKÜL TANIMLARI:

- Kişinin kendi hakikatinde mevcut EL VEKîL isminin gereğini yerine getireceğine iman etmesi.

- İşe duygularını karıştırmayıp tabiri câiz ise kendini otomatik pilota bırakmak, yani Allah`ın Esmâ`sının gereğini kendisinde açığa çıkaracağına iman etmek.

- El Vekîl isminin kuvvesine yönelmek.

- Nefsinin hakikatindeki El Vekîl isminin özelliğine iman edip işlevine güvenmek.

AYETLERDEN İŞARETLER

TEVEKKÜL; KİŞİNİN VELİSİNİN ALLAH OLDUĞUNU FARK ETMESİDİR VE KORUNMA (TAKVA) EŞLİĞİNDE AÇIĞA ÇIKAR!

Hani sen sabah erkenden ailenden ayrılıp iman edenleri savaşmaları için uygun mevzilere yerleştiriyordun. Allah Semî`dir, Alîm`dir. O zaman sizden iki grup korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Allah onların Velî`si idi. İman edenler Allah`a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler). (Gerçekten) siz zayıf ve çaresiz bir hâldeyken, Allah size Bedir`de zafer verdi. O hâlde Allah`tan korunun ki böylece değerlendirenlerden olasınız. (Al-i İmran 121-123)

İddetlerinin sonuna ulaştıklarında, ya onları örfe uygun nikâha devam ettirin veya örfe göre onlardan ayrılın… Sizden iki adalet sahibini şahit tutun… Allah için şehâdeti ikame edin… İşte bu, Esmâ`sıyla hakikati olan Allah`a ve sonsuz yaşam sürecine iman eden kimsenin kendisi ile öğütlendiğidir… Kim Allah`tan korunursa, ona bir çıkış yeri oluşturur.

Ona ummadığı bir taraftan yaşam gıdası verir! Kim Allah`a tevekkül ederse, O, ona yeter! Muhakkak ki Allah, emrini yerine ulaştırandır! Gerçekten Allah, her şey için bir kader meydana getirmiştir! (Talak- 2-3)

YUMUŞAK DAVRANIŞ (HİLM), AFFETMEK, BAĞIŞLAMAYI DUADA ÖNE ALMAK, BARIŞÇI OLMAK, İSTİŞARE ETMEK, DANIŞMAK VE KARŞIDAKİLERE DEĞER VERMEK; BİZDE ALLAH’A TEVEKKÜLÜN AÇIĞA ÇIKMASINI KOLAYLAŞTIRAN AŞAMALARDIR!

Allah`ın, hakikatinden açığa çıkardığı rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve keskin olsaydın onlar dağılıp giderlerdi. Onları affet ve bağışlanmalarını iste. Toplumsal konularda karar verirken onların fikirlerini al. Karar verip uygulamaya koyulduktan sonra da Allah`a güven! Muhakkak ki Allah kendisine tevekkül edenleri (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman edenleri) sever.( A.İmran- 159)

Eğer barışa yanaşırlar ise, sen de ona (barışa) yanaş! Allah`a tevekkül et (Allah`ı vekîl tut=El Vekîl isminin kuvvesine yönel)! Çünkü O, Semî`dir, Alîm`dir. (Enfal- 61)

TEVEKKÜL; ALLAH YARDIMI VE ZAFERİ DAVET EDER!

Eğer size Allah yardım ederse, size galip gelecek yoktur. Şayet sizi yardımsız kendi hâlinize bırakırsa, bunun sonucunda size kim yardımcı olabilir! İman edenler sadece (Esmâ`sıyla hakikatleri olan) Allah`a tevekkül etsinler. (A.İmran- 160)

ÜZERİMİZDEKİ ALLAH NİMETİNİ DAİMA HATIRLAYAN BİR TEFEKKÜR İÇİNDE OLMAK; ALLAH’A TEVEKKÜLÜ BİZE KOLAYLAŞTIRIR…

Ey iman edenler… Üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın… Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya (zarar vermeye) niyetlenmişti de, onların ellerini sizden çekmişti… Allah`tan korunun! İman edenler, Allah`a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin, gereğini yerine getireceğine iman etsinler). (Maide- 18)

TEVEKKÜL; KORKULANA KARŞI BİR GÜVEN OLUŞTURDUĞU GİBİ; EMİNLİĞİ DE DAVET EDER! (Bu ayette ve Yusuf suresinde geçen KAPIDAN GİRMEK bize göre İLİMLE HAYATI DEĞERLENDİRMEKtir… [“Ben ilmin şehriyim Ali kapısı” hadisi…] Doğrusunu Allah bilir)

Korktukları toplum içinden gelen Allah`ın in`amda bulunduğu iki adam şöyle dedi: “Onların üzerine kapıdan girin… Ona girdiğinizde artık muhakkak ki siz galiplersiniz… Eğer iman edenler iseniz Allah`a tevekkül edin (hakikatinizdeki El-Vekîl isminin özelliğinin, gereğini yerine getireceğine iman edin).” (Maide-23)

Ve dedi ki: “Ey oğullarım… Tek bir kapıdan girmeyin… Ayrı ayrı kapılardan girin… (Gerçi) Allah`tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam… Hüküm ancak Allah`ındır… O`na tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl ismi özelliğinin gereğini yerine getireceğine iman) ettim ve O`na yöneliyorum… Tevekkül edenler O`na tevekkül etsin.” (Yusuf- 67)

TEVEKKÜL; TOPLUMLA ARAMIZDAKİ ORTAK BİRLEŞME NOKTASINI DA BİZE KOLAYLAŞTIRIR….  (Ayette TOPLUMLA (Kavmimizle) ARAMIZI BİRLEŞTİR duası bize göre KENDİ İÇİMİZDE MEVCUT OLAN AMA HENÜZ PERDELİ BAZI KUVVELERİMİZDE DE PERDEYİ BİZE AÇ, HER YÖNDEN İMAN EDELİM, PERDELİ YANIMIZ KALMASIN da demektir… Doğrusunu Allah bilir!)

“Allah bizi, o asılsız din anlayışından kurtardıktan sonra, eğer sizin atasal dininize geri dönersek, gerçekten Allah üzerine yalan uydurmuş oluruz… Ona dönmemiz bizim için olacak şey değildir! Rabbimiz olan Allah`ın dilemesi hariç… Rabbimiz, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır… Allah`a tevekkül ettik (hakikatimizdeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ettik)… Rabbimiz, bizimle toplumumuzun arasını Hak üzere birleştir… Sen en hayırlı Fatih`sin!” (Araf- 89)

KİŞİ; TEFEKKÜR EDİP DERİN DÜŞÜNEBİLDİĞİ, SORGULAYABİLDİĞİ ORANDA TEVEKKÜLÜN HAKİKATİNİ YAŞAR!…

Kesinlikle iman edenler o kimselerdir ki, “Allah”ı anıp düşündüklerinde onların şuurlarında ürperti olur (o azamet yanında kendi acziyetlerini düşünmekten); onlara O`nun işaretleri okunduğunda, onların imanlarını arttırır (düşünebildikleri oranda)… Onlar Rablerine tevekkül ederler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ederler). (Rabbe Tevekkül ve Allah’a Tevekkül arasında çok ince bir çizgi var bize göre… Son kısımda açıklanacak)

HAYATA DUYGUSAL BAKAN, DUYGULARIYLA OLAYLARI DEĞERLENDİREN; ALLAH’A TEVEKKÜLÜN HAKİKATİNİ YAŞAYAMAZ!

Hani münafıklar ile içlerindeki şüphe dolayısıyla sağlıklı düşünemeyenler: “Bunları dinleri aldatmış” diyor(du)… Kim Allah`a tevekkül ederse (işe duygularını karıştırmayıp tabiri câiz ise kendini otomatik pilota bırakırsa, yani Allah`ın Esmâ`sının gereğini kendisinde açığa çıkaracağına iman ederse), muhakkak Allah Azîz`dir, Hakîm`dir. (Enfal- 49)

TEVEKKÜLÜN ÖN AŞAMASI SAĞLAM BİR İMAN; KADERİN DEĞİŞMEZLİĞİNİ KABÜLDÜR.

De ki: “Allah`ın bize yazdığından başkası, asla bize erişmeyecektir! “HÛ”, Mevlâ`mızdır! İman edenler ancak Allah`a tevekkül (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin, gereğini yerine getireceğine iman) etsinler.” (Tevbe- 51)

TEVEKKÜL; İÇTE VEHME, DIŞTA ZULME KARŞI DURACAK KUDRETİ AÇAR!..

Onlara Nuh`un haberini anlat… Hani kavmine: “Ey kavmim! Eğer konumum ve Allah işaretleriyle sizi uyarmam size ağır geldiyse, (artık ben) Allah`a tevekkül (hakikatimdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) ettim! Siz ve ortaklarınız toplanıp, ne isterseniz yapın; sonra yaptığınızdan endişe duymayın! Sonra da hiç vakit geçirmeden, hakkımdaki kararınızı uygulayın.” (Yunus- 71)

Musa: “Ey kavmim! Eğer Esmâ`sıyla sizi yaratmış Allah`a iman etmiş ve teslim olmuşlardansanız, O`na tevekkül (hakikatinizdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) edin” dedi.

(Onlar da) dediler ki: “Biz Allah`a tevekkül ettik (El Vekîl isminin özelliğine iman ettik, vekîlimiz O`dur)… Rabbimiz, bizi onların zulmüne alet etme!” “Rahmetini bizde açığa çıkararak, hakikat bilgisini inkâr edenler topluluğundan kurtar.”

Musa ve erkek kardeşine: “Mısır`da halkınız için evler hazırlayın… Evlerinizi ibadethane yapın ve salâtı ikame edin… İman edenleri müjdele” diye vahyettik. (Yunus- 85-87)

ESKİDEN YENİYE, BEDENDEN ŞUURA, DUYGUDAN İLME HİCRET VE SABIR; HEM DÜNYA HEM AHİRET YAŞAMINDA GÜZELLİKLER ELDE ETMEYE VESİLEDİR.

Zulmedildikten sonra Allah`ta muhacir olanlara gelince; elbette onları dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz… Gelecekteki mükâfatı ise elbette çok büyüktür. Eğer bilselerdi! Onlar ki, sabrettiler ve Rablerine tevekkül ederler. (Nahl-41-42)

Onlar ki sabrediyorlar ve Rablerine tevekkül ediyorlar (nefslerinin hakikatindeki El Vekîl isminin özelliğine iman edip işlevine güveniyorlar)! (Ankebut- 59)

Size verilmiş olan şeyler, dünya (dünya=en sefil, anlamında) hayatının zenginliğidir! Allah indîndekiler ise, iman edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. (Şuara- 36)

Ona ummadığı bir taraftan yaşam gıdası verir! Kim Allah`a tevekkül ederse, O, ona yeter! Muhakkak ki Allah, emrini yerine ulaştırandır! Gerçekten Allah, her şey için bir kader meydana getirmiştir! (Talak- 2)

TEVEKKÜL EDENDE ŞEYTANIN (BEDENİN VE BEDENSEL DÜRTÜLERİN) SULTASI SON BULUR!..

Gerçektir ki, onun (şeytanın) iman eden ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde bir sultası (gücü) yoktur! (Nahl- 99)

Fısıldaşma (suç olan fiskoslar) şeytandandır (şeytanî fikirler); iman edenleri mahzun etmek için! Allah izni müstesna, (şeytanî fikirleri) onlarda (iman edenlerde) hiç zarar açığa çıkartamaz! İman edenler Allah`a tevekkül etsinler. (Mücadele- 10)

HAKİKAT BİLGİSİNİ İNKAR EDENLERLE DÜŞÜP KALKMAK; MÜNAFIKLARA UYMAK; PERDELİ KİMSELERDEN GELEN EZİYETLERE ÇOK ÜZÜLMEK; TEVEKKÜLÜN ÖNÜNÜ KESER! (Kimlerle düşüp kalktığımızın, sivrisinek kanadı kadar Allah katında değeri olmayan şeylere üzülmekle neyi kaçırdığımızın farkında mıyız?!)

Hakikat bilgisini inkâr edenlere de, münafıklara da uyma! Onların eziyetlerine aldırma! Allah`a tevekkül et! Esmâ`sıyla hakikatin Allah, Vekîl olarak yeterlidir! (Ahzab- 48)

TEVEKKÜLÜN HAKİKATİNİN KİŞİDE AÇILMASI; KİŞİNİN ŞİRK EHLİ (HAKİKAT BİLGİSİNDEN HABERSİZ BENLİĞİ İLE YAŞAYANLAR) İLE ARASINI KESİNKES AYIRMASINA, İMAN ETTİĞİ İLMİ YAŞAMAYA KESİN KARARLI OLMASINA BAĞLIDIR!

(Şirk ehlinden uzaklaşmak sadece dış dünyadakilerden kaçmak değil; kendini şirke düşüren düşünce ve bilgilerden de uzaklaşmaktır!)

İbrahim`de ve Onunla beraber olan kimselerde sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine dediler ki: “Muhakkak ki biz sizden de, Allah dûnunda kulluk yaptıklarınızdan da uzağız! Sizi inkâr-reddettik. Sizinle aramızda ebediyen düşmanlık ve buğz başlamıştır; siz Esmâ`sıyla hakikatiniz olan Allah`ın Vâhidiyetine iman edinceye kadar!”… Ancak İbrahim`in babasına: “Mutlaka senin için mağfiret dileyeceğim; ama senin için (dua edip istemekten başka) Allah`tan bir şeye mâlik değilim” sözü hariç! “Rabbimiz, sana tevekkül ettik, sana yöneldik ve dönüş sanadır!” (dediler). (Mümtehine- 4)

C- SONUÇ:

TEVEKKÜL TEFEKKÜRÜ

Otomatik Pilot ya da El- Vekîl

Konumuz; Tevekkül ve onun özü olan El- VekÎl esmaı… Ayetleri ve onlardaki tanımları inceledik. Şimdi yeni bir bakışla tevekkülü anlamaya çalışalım.

Tevekkül kavramı bugüne değin, Arapça aslında nasılsa öylece alındı meal ve tefsirlere. Bazen “Allah’a Güvenmek” “Hakka Dayanmak” şeklinde çevrilse de zihinlerde hep şu sorular kilitli kaldı:

  • Allah adı ile işaret edilen; ötede bir tanrı değilse, varlıkta Tekten başkası yok ise, kim, nereye, kime güveniyor ve de yaslanıyor?!…
  • Teklik bilgisi ve bakışı içinde tevekkül kavramını nasıl anlayacağız?…

Ezber bilgiler çerçevesinde; “Avam tedbir alır, tevekkülden uzaktır. Havass tedbiri terk eder, takdir ne ise o diyerek takdir edeni görmeye çalışır, Hasulhavas oluşu seyreder, seyreden kendi olur” şeklinde özetlenebilecek klişe sözleri çok tekrar ettik ama, tevekkülün hakikatini kendimizde nasıl bulup değerlendireceğimizi doğrusu yerli yerine oturttuğumuz hala söylenemez.

Tevekkül ve El- Vekîl esmaına dair bilgilerimizdeki bazı işaretlerin, yukarıdaki ayetlerde getirilen misal ve açıklamalarla yeni bir boyut kazandığı görülüyor. Ayetlerde geçen iki kavram ve onlara getirilen açılım üzerine tefekkürümüzü yoğunlaştıralım.

Dikkatimizi çeken iki kavramdan ilki ALLAH’A TEVEKKÜL, diğeri RABBİNE TEVEKKÜL

Önce Allah’a Tevekkül konusunu  değerlendirelim. 

Enfal 49’da ALLAH’A TEVEKKÜL açıklanırken KENDİNİ OTOMATİK PİLOTA BIRAKMAK tabiri kullanılıyor. Bizce tevekkül kavramının birinci yönü olan ALLAH’A TEVEKKÜL bundan daha çarpıcı bir başka misalle açıklanamazdı. Otomatik Pilot kavramının neleri içerdiğini kısaca düşünürsek, seçilen misalin hangi bilgi ve gerçeği derlediğini daha net görebileceğiz….

Uçak yolculuğu yapanlar ve havacılığa ilgi duyanlar, iniş- kalkış haricinde havada geçen süreçte uçakların otomatik pilota bağlı olarak yol aldıklarını bilirler… Uçuş öncesi çizilen rota paralelinde uçağın bilgisayar sistemine girilen koordinatlar, hız limitleri, hava ve yol durumu doğrultusunda belirlenen uçuş tarzı; otomatik pilotta kayıtlıdır. Kalkış ve iniş haricinde pilot kumandayı otomatik pilota bırakır ve keyifle kahvesini yudumlar… Kule kontrolüne duyulan güven, teknik donanımın sağlamlığı, mevcut şartlara göre en iyisinin programlandığı şuuru içinde otomatik pilot üzerine düşeni tıkır tıkır işleyen bir saat gibi yerine getirecektir… Otomatik pilotun verdiği güven, uluslararası deneyimlerle de tescillenmiştir.

Kendini otomatik pilota bırakmak kavramını  bu doğrultuda düşünecek olursak;

  1. Kadere İmanımızın bir gereği olarak Fatır tarafından çizilen programı yaşamaktayız.
  2. Bunu açığa çıkarmak üzere gereken tüm kuvveler potansiyel olarak bizde mevcut.
  3. Geçmiş, gelecek kavramlarının izafi ve “bize göre” olduğunu, hakikatte “olmuş bitmişi, AN içre yaşamakta olduğumuzu” da biliyoruz.
  4. Yazılanın dışında ne bir fiil, ne bir düşünce, ne bir hareket ortaya koyamayacağımız da ALNINDA ÇEKİP GÖTÜREN gerçeğince malum.
  5. Olaylar karşısında tedbir alsak da almasak da bunun dahi o programın elvereceği ölçüde olacağını da biliyoruz.

Bunlardan sonra ALLAH’A TEVEKKÜL kavramını OTOMATİK PİLOT misali ile yoğuralım:

  1. Otomatik pilot uçuş kulesine bağlıdır… Şeriat adı da verilen SÜNNETULLAH KURALLARINA bağlı bir yaşam benimsenmedikçe gerçek tevekkülden söz edilemez.
  2. Otomatik pilota hava ve yol şartlarına uygun bir harita yüklenmiştir…. Sünnetullah gerçeğini dikkate alarak yaşamak, işe birimsel duygu ve şartlanmışlıklarını karıştırmadan gerçeğe uygun konumları akıl ve bilim ekseninde belirlemek, tevekkülün ön şartıdır.
  3. Otomatik pilot işi devraldığında görevli pilot devreden çıkar… Kendini Allah’a bırakan kişi, olayların akışını tamamen işleyişe teslim etmiş, adeta denize yatan usta yüzücü gibi bırakıvermiştir. Birimsel benlik kaynaklı vehim ve vesveseyi akışa dahil etmek, işleyen programa çomak sokmaktır ki, kişiye sadece azap yaşatır.
  4. Otomatik pilotun uçak için en iyisini sağlayacağı bilgisi pilotların hem tecrübe hem bilgi birikimlerince malumdur… Rasül ve Nebiler Tarihi, tevekkülün hayırlı neticeleri ile doludur.

Şimdi tüm bunlardan sonra, tevekkül etmek gerektiğinde nasıl davranılacağını özetleyelim.

Çizilen programı yaşıyoruz öyle mi?.. Evet…

Ne yaşarsak yaşayalım bizden, bizde mevcut esmalar gereği açığa çıkmıyor mu? Evet…

Tıpkı bedenimize mikrop girince bağışıklık sisteminin otomatik devreye girişi gibi, başımıza gelen herhangi bir hadisede açığa çıkan o manaya karşı koruma sistemleri olarak diğer manaların devreye gireceği de malum mu?… Evet…

Bize göre bela- zarar- kayıp- acı  vb görülenlerin “bize göre” olduğu, aslında “olması gerekenin olduğu” ve “her şeyin yerli yerince işlediği” de malum mu? Evet…

Dilediğimiz kadar sızlanalım, dilediğimiz kadar çare arayalım, “her halükarda olması gerekenin mutlak surette oluşacağı” da malum mu?… Evet…

Eeeeee?! Sorun  ne o zaman?… Akışa müdahale gayreti niye?… Neden bu telaş?!….

Bırakın otomatik pilota, kendinizi teslim edin akan sisteme, oturun kahvenizi için!…

Vücuduma giren mikroplara kanımdaki akyuvarların gerekli savunmayı yapacağına nasıl iman etmişsem, başıma gelen olaylarda ve acı gördüklerimde de özümde mevcut esmaların gereğini ortaya koyacağına öylece iman edebilirsem; Allah’a Tevekkülü Otomatik Pilot misalince keyifle zevk ederim…. Tabii iman edebilir, vehmimi devreye sokmaz, bedensel dürtülerime prim vermez, birimsel bilinç algısından, HU nun yansıması Şuurca değerlendirmeye geçebilirsem… 

TEK BİR ANAHTAR MI, YOKSA KAPILAR AÇAN MAYMUNCUK MU? Allah’a Tevekkül kavramından Rabbine Tevekkül noktasına geçmeden önce El- Vekîl esmaını yeniden incelememiz gerekiyor.

Her bir esma belli bir manayı kuvveden fiile çıkarmak üzere mevcut. El- Vekîl esmaının diğer esmalara göre daha farklı bir işlevi olduğunu düşünüyoruz. Bunu açıklamadan önce VEKALET verme konusunu günlük hayatta seyredelim.

Neden bazı konularda başkalarına vekalet veririz?…

Kendi güç ve kudretimizin yetmediğini, bilgi ve kabiliyetimizin yetersiz kaldığını hissettiğimiz durumlarda işin ehli olanlara yöneliriz. Hukuki bilgimiz, kendimizi savunmaya yetmeyeceği için, davalarda avukata vekalet veririz. Ekonomik bazı işlerimizde ise mali müşavirlere müracaat ederiz.

Vekalet verdiklerimiz; bizim adımıza, bizim lehimize, bizim için kendi birikim ve kabiliyetlerini olanca gayretleri ile ortaya koyarlar…Böylelikle kendimizde açamadığımız kabiliyetleri de kullanmış, devreye sokmuş oluruz…

Vekalet kavramı nasıl ki genel bir vekil kılma durumunu işaret ediyor, özel bir anlama hapsedilemiyorsa, El- Vekîl esmaı da bize göre, sadece tek bir mana değil, pek çok manaları devreye sokan, pek çok esmayı harekete geçiren, kilitleri açan harika bir maymuncuk adeta. Irmak önüne konulan bent kapaklarını, baraj savaklarını açıvermek gibi bir şey El- Vekîl’i devreye koymak!…

Peki, nasıl devreye konulacak?.. Yoksa zaten devrede de, biz mi açamıyoruz?!…

Tüm esmaların “zerre- küll” prensibince bizde yüklü oluşu gibi El- Vekîl esmaı da potansiyel olarak özümüzde mevcut. Onun önünü kesen; birimsel vehim, bedensel bilinç, kişisel bakış kısıtlılığından başkası değil….

Herşey yerli yerince işlerken, devreye konulan birimsel algılar; ikilemli değerlendirmeler; acıyı- sevinci, kârı-zararı, hayrı-şerri gündemimize çekiyor ve bizi şirk girdabında bocalattıran ağır sınavlar olarak algımıza çörekleniyor….

Oysa El- Vekîl’e yöneliş; kendiliğinden güzel sonuçları zaten devreye alacak!

Bunu, neden bu derece emin söylüyoruz?… DUA ZİKİR kitabında EL- VEKÎL esmaına verilen manaya dikkatle bakınız:

VEKİL :Vekil tutanların işini en mükemmel biçimde sonuçlandıran!..

Müjdeyi görebildiniz değil mi?…Vekil tutanın işleri en mükemmel biçimde sonuçlanıyor!… Tevekkül hali; en mükemmel sonucu davet ediyor, oluşturuyor, onu hoşnut olacağı güzel neticelere taşıyor!… Bundan daha büyük müjde olamaz herhalde…

Otomatik pilota kendini bırakmak olarak açıklanan Allah’a Tevekkülü bir parça anladık. Şimdi Vekil esmaının bu müjdesi ile birlikte tevekkülün ikinci boyutunu; bize göre asıl sırlı boyutunu; RABBİNE TEVEKKÜL konusunu inceleyelim… (Hemen şunu da söyleyelim ki; Tevekkülü Allah’a ve Rabbine diye kesin çizgilerle ikiye ayırmak çok doğru değil. Biz bunu anlama sadedinde dile getiriyoruz.) 

RABBİNE TEVEKKÜL 

Rab kelimesi geçen yerde Rububiyet boyutu ve terkipsel yapı hatıra gelir. Allah ismi geçince de genel, tümel bir sistemin düşünüldüğünü görürüz. Bu nedenle Rab eksenindeki anlatımların kısıtlılıklar taşıdığı düşünülür.

Yukarıya aldığımız ayetlerde geçen Rabbine Tevekkül kavramı, bize göre kısıtlı- terkipsel bir Vekillik değil, daha derin bir mana işaret ediyor… Kur’anın Rab kelimesini bazen Allah yerine de kullandığını unutmayalım.

Yansımalar yayına girerken sunulan ön bilgide bu çalışmanın B SIRRI bilgisine ek olarak AHADÜSSAMED değerlendirmesi içerdiği, ağırlıkla bu çerçevede bir açılım getireceği zikredilmiş idi… B Gerçeği söz konusu olduğunda SÜNNETULLAH BİLGİSİ, Ahadüssamed geçince HAKİKAT BİLGİSİ söz konusu olduğunu biliyoruz…

RABBİNE TEVEKKÜL kavramının AHADÜSSAMED  çerçevesinde bir mana işaret ettiğini düşünüyoruz… Enfal 2’ nin son kısmını bir kere daha okuyalım: Onlar Rablerine tevekkül ederler (hakikatlerindeki El-Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman ederler).

Hakikatlerindeki El- Vekîl isminin gereğini yerine getireceği!… Nerede El- Vekîl?… Senin hakikatinde, özünde!… Bu ne demek?…

Sen şimdi bir konuda bunaldın, daraldın, sıkıldın, acı çekiyorsun öyle mi?…

Deva, çare, çözüm, açılım yine sende!..

İyi ama nasıl açığa çıkaracağız?…

İşte kilit soru bu!..

Öncelikle kabulü güç gelen bazı gerçekleri kabul edeceğiz… Ehlinin ilminden ilhamla bazı gerçekleri hatırlayalım:

  • Yaşam, bizden açığa çıkanların sürekli biçimde bize dönüşünden ibaret!.. Bize kimse bir şey yapmıyor, ne ediyorsak kendi kendimize ediyoruz… Suçlayacak ne bir kişi var, ne bir olay!…
  • Her halükarda kendi programımızı yaşıyoruz… Hepsi de bunun bir gereği…
  • Yaşadıklarımız an içinde oluşuyor, zaman izafiyeti içinde önümüze geliyor. Dün ektiklerimizi deriyoruz bugün…
  • Hatadan dönüş, yanlıştan vazgeçme, günahtan tevbe olmazsa olmaz. Ne var ki; günah ve hata diye nitelenenin dahi program dahilinde oluştuğunu fark etmek, hem yanışı söndürecek hem de yeni bir idrake taşıyacak…

İşte bu doğrultuda yaklaşılır ise Rabbe Tevekkül diye ifade edilen hakikatimizde mevcut El-Vekîl isminin gereğine iman açığa çıkar ve yöneliş başlar… Yönelişin neye olması gerektiğini Ehli, daha evvel Tevekkül bahsinde biraz örtülü olarak işaret etmiş:

 Tevekkül, olaya tedbirle yaklaşmamak değil; ne olursa olsun, olanın Allah’ın takdiriyle bu şekilde meydana geldiğini görmektedir!.

 “Allah’ı -özünde- vekil tutmak”, bâtınen tedbir alma kuvvesini devreye sokmaktır; işi başkasına ve dışındaki tanrıya havale etmek değil! Burayı iyi anlamaya çalışın. 

Batinen tedbir alma kuvvesini devreye koymak; yukarıda bahsettiğimiz sisteme dair realiteyi kabul, kul olduğunu idrak ve öteye atmaksızın özüne yönelişin getirisi olan mükemmel sonucu Rabbinden istemek olsa gerek!…

Batinen tedbir alma kuvvesini devreye sokmakta, Ahadüssamed gereği gizli bir tasarrufun açığa çıkışı  da start alır ki, akışı mükemmele çeviren de budur bizce… (Batinen tedbir alma mekanizmasını devreye koymak üzerine derin düşünelim…)

Tevekkül bahsi de bu konudaki ayetler de sayfalarca yazılsa yeridir.

Bunlar bizim anlayabildiklerimiz.  Doğrusunu Allah, Rasülü ve de Ehlullah bilir.

Selam; Sünnetullah Gerçeğine ve Hakikat Bilgisini dengeli değerlendirerek KİTABI OKUMA gayreti içinde olanlara olsun!.