Kur’an Çözümünde Kavramlar- 23

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 23

“TESLİMİYET”

A- ÖN OKUMA

İçinde “TESLİMİYET” ve o kökten kelimeler ( Müslim- İslam- Silm) geçen ayetler çerçevesinde 23. kavram çalışmamız yeni bir tefekkürle daha sürüyor. 

1- AYETLER

BAKARA

128-) “Rabbimiz bizi sana teslim olmuş kıl ve neslimizden de sana teslim olmuş bir topluluk oluştur. Bize menasıkın (hac uygulamasının şartlarını) göster ve tövbemizi kabul et. Muhakkak ki sen (Tevvab) tövbeleri kabul eden Rahîm`sin (sonucunda onun salt güzelliklerini yaşatansın).”

131-) Hani Ona Rabbi: “Teslim ol” demiş, O da: “Âlemlerin Rabbine teslimim” demişti (İbrahim`e Âlemlerin Rabbine teslim durumunda olduğu fark ettirilmişti).

132-) İbrahim (bu gerçek doğrultusunda) oğullarına vasiyette bulundu, Yakup da: “Oğullarım, Allah sizin için bu dini (sistem anlayışını) seçti. Allah`a teslim olmuşluğunuzun farkında olmadan sakın ölmeyin.” (Müslim, Allah`a tam kesin teslim olmuş olduğunun bilincine ermiş olan.)

133-) Yoksa siz Yakup ölmek üzereyken olaya şahit olanlardan mıydınız? Hani O oğullarına: “Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” demişti de, onlar da:”Senin ve babaların İbrahim, İsmail ve İshak`ın ilâhı olan İlâhun VÂHİD`e (hakikatlerini meydana getiren Allah Esmâ`sına) kulluğumuza devam edeceğiz. Biz ona teslim olmuşluğun bilincinde olanlarız” demişlerdi.

208-) Ey iman edenler, hepiniz teslimiyete girin, şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.

ALİ İMRAN

20-) Eğer seninle tartışırlarsa de ki: “Vechim Allah`a teslimdir; bana tâbi olanların da.” Hakikat-Sünnetullah bilgisi verilmiş olanlar ile ümmî olanlara (bu bilgiden habersiz olanlar-müşriklere) de ki: “Siz de İslâm`ı kabul ettiniz mi?..” Eğer teslim olurlarsa hakikati kabullenmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, işin onlara tebliğden ibarettir. Allah, kullarındaki Esmâ`sının sonucu olarak da Basîr`dir (değerlendirendir).

52-) Ne zaman ki İsa, onların hakikati inkâr ettiklerini hissetti, sordu: “Kim bana Allah yolunda yardım edecek?” Havariler cevap verdiler: “Biziz Allah yardımcıları… “B” işareti kapsamıyla (hakikatimizin Allah Esmâ`sı olduğuna) iman ettik; hakikatinle şahit ol! Biz Allah`a teslim olmuşlarız.”

64-) De ki: “Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar, gelin aramızdaki şu ortak anlayışa; Allah`tan başkasına kulluğu düşünmeyelim; hakikatimiz olan Allah`a hiçbir şeyi şirk koşmayalım; bazımız bazımızı (mesela İsa`yı) Allah dûnunda Rab ittihaz etmesin (Allah yanı sıra ilâh-tanrı edinmeyelim).” Eğer bunlara karşı çıkıp yüz çevirirlerse, o takdirde deyin ki: “Şahit olun ki biz Allah`a teslim olmuşlardanız.”

67-) İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan… Fakat o tanrıya (dışsal ötesinde bir ilâha) inanmayan (hanîf), yalnızca Allah`ın var olduğunun idrakında olarak O`na teslim olmuş (varlığında Allah`ın mutlak tasarrufu olan) idi. Anlayışında şirk yoktu!..

80-) Size, melekleri veya Nebileri, Rabler edinmenizi de emretmez (o ilim sahibi beşer). Siz Allah`a teslim olduktan sonra, hakikatinizi inkâr etmenizi ister mi?

83-) Semâlarda ve arzda (evrenin mânâ ve madde boyutlarında) ne varsa, isteyerek veya istemeyerek O`na teslim olmuş durumda iken, Allah Dini`nden (İslâm`dan-yaratmış olduğu sistem ve düzenden) başkasını mı arıyorlar. (Oysa) O`na döndürülmektedirler.

84-) De ki: “Hakikatimizi dahi kendi Esmâ`sından var ettiğine inanmış olarak Allah`a, bize inzâl ettiklerine; İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup`a ve torunlarına inzâl olana; Musa ve İsa`ya ve Nebilere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlar arasında ayrım yapmayız. Biz, O`na teslim olmuşlarız.”

85-) Kim İslâm`dan (teslim olunmuşluğun idrakından) başka bir Din (sistem ve düzen) arayışındaysa, bu geçersizdir! Sonsuz gelecek sürecinde de hüsrana uğrayanlardan olur.

102-) Ey iman edenler… Allah`tan (size yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) hakkıyla korunun ve ancak teslim olmuşluğunu yaşayanlar olarak ölün.

NİSA

64-) Biz her Rasûlü, kendilerine Allah`ın izniyle itaat edilmeleri için irsâl ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah`tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasûl de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah`ı Tevvab ve Rahîm bulacaklardı.

65-) Öyle değil! Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı (itiraz) duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

125-) Muhsin olarak (varlığının Allah Esmâ`sının açığa çıkışıyla yaratıldığının idrakı içinde) vechinin, Allah için olduğunun teslimiyetinde olan ve hanîf olarak (tanrı kavramı olmayan-yalnızca Allah`a kulluk edilmekte olduğunun bilincinde) İbrahim milletine tâbi olanın din anlayışından daha güzeli ne olabilir ki! Allah, İbrahim`i Halîl edindi. (Ona “Hullet makamı” yaşamı ihsan etti. Bu konuda ek bilgi: El İnsan-ı Kâmil, Abdülkerim Ceylî, Abdülaziz Mecdi Tolun çevirisi. A.H.)

MAİDE

3-) Size ölmüş hayvan eti, kan, domuz eti, Allah`tan gayrı adına boğazlananlar haram kılınmıştır. Ayrıca boğularak, dövülerek öldürülen veya bir yerden düşerek ölen veya derisi yüzülerek öldürülen veya vahşi hayvan tarafından parçalanmış olan veya tapınaklardaki dikili taşlarda kesilmiş olan hayvanların etleri de haramdır. Fal oklarıyla (veya bu amaçlı araçlarla geleceğe dönük) kısmet aramanız da! Bütün bunlar fısktır (yoldan çıkmaktır)… Bu gün hakikati inkâr edenler, sizin Dininizi geçersiz kılma konusunda umutsuzluğa düşmüşlerdir… Artık onlardan korkmayın, benden haşyet edin… Bu gün sizin için Dininizi ikmal ettim (Din konusundaki bilgilenmenizi), üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için Din (anlayışı) olarak İslâm`a (Allah`a tam teslimiyete) razı oldum… Her kim açlık dolayısıyla çok zor durumda kalırsa, haramı helal saymaksızın bunlardan yiyebilir. Muhakkak ki Allah Gafûr`dur, Rahîm`dir.

111-) Hani Havarilere, “Bana ve Rasûlüme (“B”nin işareti kapsamıyla) iman edin” diye vahyetmiştim… “İman ettik… Sen şahit ol, biz gerçekten müslimleriz” dediler.

EN’AM

14-) De ki: “Semâlar ve arzın Fâtır`ı (işlevlerine programlayarak yaratan) ve onların

hayatiyetlerinin devamı için gerekenlerle besleyen ama kendisi böyle bir şeye ihtiyaç duymayan Allah`tan gayrını mı (vehmedip onu) velî edineyim?”… “Ben teslim olanların ilki olmakla hükmolundum” de ve sakın şirk koşanlardan olma!

71-) De ki: “Allah dûnundan, bize ne fayda ve ne de zarar vermeyen şeylere mi dua edip yakaralım? Allah bizi doğru yola hidâyet ettikten sonra, gerisin geri şirke mi döndürülelim? `Bize gel` diye doğru yola çağıran arkadaşları olduğu hâlde, şeytanların ayartıp uçuruma çektiği ahmak gibi mi olalım?”… De ki: “Allah hidâyeti işte o hidâyettir! Biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

125-) Allah kimin için hidâyet murat ederse, onun sadrını (içini-anlayışını) İslâm`a (teslim olmuşluğunun farkındalığına) açar! Kimi de saptırmayı dilerse; onun da sadrını (içini) daraltır, sanki zorlukla semâya yükseliyor! Böylece Allah, iman etmeyenleri aşağılar!

162-) De ki: “Muhakkak ki salâtım (namazım), nüsukum (Allah`a yaklaştırıcı işlevi olan şeyler), hayatım ve ölümümle yaşayacaklarım; Rabb-ül âlemîn olan Allah içindir (Allah Esmâ`sına ait özelliklerin açığa çıkması içindir).”

163-) “HÛ” için ortak kavramı düşünülemez! İşte bununla hükmolundum; ben teslim olmuşluğunu yaşayanların öncüsüyüm!”

ARAF

29-) De ki: “Rabbim her şeyin hakkını vererek yaşamayı emretti… Her mescidde vechlerinizi ikame edin (tam teslim olmuşluğun sonucu olarak benliğinizin ortadan kalkışını yaşayın) ve Din anlayışınızı sadece O`na has kılarak O`na dua edin… Başlangıcınızdaki gibi (cennette Adem`in yaratılışı üzere) O`na döneceksiniz!”

126-) “Sen bizden, Rabbimizin mucizelerindeki varlığına (Esmâ`sının açığa çıkışı olan işaretlerine) iman ettik diye intikam alıyorsun… Rabbimiz bize dayanma gücü ver ve bizi teslim olmuşlar olarak vefat ettir.”

YUNUS

72-) “Eğer (bu yüzden) yüz çevirirseniz (çevirin; zaten) sizden bir karşılık istemedim… Benim ecrim (yaptığım işin getirisi) ancak Allah`a aittir… Teslimiyeti yaşayanlardan olmakla emrolundum.”

84-) Musa: “Ey kavmim! Eğer Esmâ`sıyla sizi yaratmış Allah`a iman etmiş ve teslim olmuşlardansanız, O`na tevekkül (hakikatinizdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) edin” dedi.

90-) İsrailoğullarını denizden geçirdik… Firavun ve ordusu haddi aştı ve düşman olarak onları izledi… Tâ ki boğulma hâli Ona erişince: “İman ettim ki tanrı yoktur, ancak İsrailoğullarının kendisine iman ettiği vardır. Ben müslimlerdenim” dedi.

HUD

14-) Eğer size cevap vermediler ise, (şunu) iyi bilin: O yalnızca Allah ilmi olarak inzâl olunmuştur!

Tanrı yoktur; sadece “HÛ”! Artık teslim olacak mısınız?

YUSUF

101-) “Rabbim… Gerçekten bana Mülk`ten verdin ve bana yaşamdaki olayların hakikatini görmeyi öğrettin… Semâlar ve Arz`ın (1. Evrensel anlamda: Evrenin hakikati olan ilim boyutu ve yaradılmışlarının algılamalarına göre var olan madde boyutu; 2. Dünyevî mânâda: Gökler {boyutsallığı ile} ve yeryüzü; 3. İnsanî mânâda: İnsandaki bilinç boyutları {yedi nefs mertebesi bilinci} ve beden) Fâtır`ı; Dünya`da ve sonsuz gelecek sürecinde sensin Velî`m (her anımda hakikatimi oluşturan isimlerinden Velî isminin anlamının açığa çıkışının farkındalığını yaşamaktayım)… Bu teslimiyetle beni vefat ettir (madde beden boyutundan çıkart) ve beni sâlihlerin arasına kat!”

HICR

2-) (Öyle olur ki) hakikat bilgisini inkâr edenler (hakikatlerinden perdeliler), keşke gerçekte teslim olmuşluğumuzun farkında olsaydık, diye şiddetli arzu duyarlar.

NAHL

81-) Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan sığınıp barınılacak yerler oluşturdu; sizin için, sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta koruyan zırhlar yarattı… İşte böylece üzerinize nimetini tamamlıyor ki müslimler olasınız!

89-) O süreçte, her ümmet içinde, kendi nefslerinden aleyhlerine bir şahit bâ`sederiz… Seni de bunların üzerine bir şahit getirdik! Sana bu Bilgiyi (Kitabı); her şeyi açıklayan, bir (yaşam) kılavuzu, bir rahmet ve teslimiyetlerinin farkındalığına ermişler için bir müjde olmak üzere, kısım kısım indirdik.

102-) De ki: “O`nu, Ruh-ül Kuds (Cibrîl ismi verilmiş kuvve; El Esmâ ilim kuvvesi), senin Rabbinden (hakikatini oluşturan Esmâ bileşiminden) Hak olarak indirmiştir… İman edenlere direnç vermek ve müslimler için de kılavuz ve müjde olarak.”

ENBİYA

108-) De ki: “Bana sadece şu vahyolunuyor: Sizin tanrı diye düşündüğünüz sadece Ulûhiyet sahibi TEK`tir! Siz müslimler misiniz (teslimiyetinizin farkında mısınız) peki?”

HACC

34-) Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği) kıldık… Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK`tir! Bu durumda O`na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele!

77-) Ey iman edenler! Rükû edin (her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilin); secde edin (indînde “ben”liğinizin “yok”luğunu hissedin), Rabbinize kullukta olduğunuzu kavrayın; hayır (Hakkanî fiil) işleyin ki kurtulasınız!

78-) Allah için, O`nun Hak cihadı olarak, mücahede edin! O, sizi seçti ve Dinde size bir zorluk yüklemedi… Babanız İbrahim`in milletinin (din anlayışıdır bu)… Daha önce de şimdi de O, sizi “Müslimler = teslim olmuşlar” diye isimlendirdi ki, O (Sistemi “OKU”yan, vahdeti açıklayan) Rasûl (Hz.Muhammed s.a.v.) sizin üzerinize bir şahit olsun, siz de insanlar üzerine şahitler olasınız! Artık salâtı ikame edin ve zekâtınızı verin; Esmâ`sıyla hakikatiniz olan Allah`a tamamıyla bağlanın! O, Mevlâ`nızdır (sahibiniz, her fiilinizin oluşturanı)… Ne güzel Mevlâ`dır ve ne güzel Nasîr`dir (O).

NEML

29-) (Saba Melîkesi) dedi ki: “Ey önde gelenlerim! Bana önemli ve değerli bir mektup iletildi.”

30-) “Mektup, Süleyman`dandır; muhakkak ki o(nun başlangıcı) BismillahirRahmanirRahîm`dir.”

31-) “Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslim olmuşlar olarak bana gelin!” (diyor mektupta).

38-) (Süleyman ileri gelenlerine) dedi ki: “Ey önderlerim… Onlar, teslim olmak üzere gelmeden önce, onun tahtını hanginiz bana getirir?”

42-) (Saba Melîkesi) geldiğinde şöyle denildi: “Senin tahtın işte böyle midir?”… (Melîke de) dedi ki: “Sanki o… Bundan önce (zaten) bize ilim verilmişti ve müslimler olmuştuk.”

81-) Sen körlere doğru yolu gösteremezsin, saptıkları yanlış yoldan çıkarmak için! Sen sadece teslim olmuşlar olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin.

91-) “Ben yalnızca şu beldenin Rabbine kulluk yapmakla emrolundum… Ki O (beldenin Rabbi) onu saygıdeğer kılmıştır ve her şey O`nun içindir! Ben teslim olmuşlardan (olduğumun farkındalığını yaşamakla) hükmolundum!”

KASAS

52-) Ondan önce kendilerine Hakikat BİLGİsi (Kitap) verdiğimiz kimseler var ya, onlar O`na (hakikatlerine) iman ederler.

53-) Onlara bildirildiğinde: “Biz O`na iman ettik… Muhakkak ki O, Rabbimizden Hak`tır… Doğrusu biz O`ndan önce de, Rabbimize teslim olmuşluğumuzun farkındaydık!” dediler.

ANKEBUT

46-) Aralarındaki zulmedenler müstesna! Geçmişte kendilerine BİLGİ verilmiş olanlarla, en güzeli neyse o şekilde mücadele edin ve şöyle deyin: “Bize inzâl olunana da size inzâl olunana da iman ettik… İlâhımız ve ilâhınız aynı TEK`tir! Biz O`na teslim olmuşlarız.”

RUM

53-) Sen basîretsizleri, sapık inançlarından çıkarıp, hakikati gösteremezsin! Sen ancak müslimler (teslim olmuşlar) olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin!

AHZAB

22-) İman edenler ise Ahzab`ı (destek için gelmiş grupları) gördüklerinde: “Bu, Allah`ın ve Rasûlü`nün bize vadettiğidir… Allah da Rasûlü de doğru söylemiştir” dediler… (Bu) onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırdı.

35-) Muhakkak ki İslâm`ı kabul etmiş erkekler ve İslâm`ı kabul etmiş kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sadık (sözünü yerine getiren) erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşû eden (hakikati fark etmenin getirisi olan hassasiyet hâli) erkekler ve huşû eden kadınlar, tasaddukta bulunan (sadaka-zekât veren) erkekler ve tasaddukta bulunan kadınlar, orucu yaşayan erkekler ve orucu yaşayan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah`ı çok zikreden (hatırlayan) erkekler ve zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir mağfiret ve Azîm bir ecir hazırlamıştır.

ZÜMER

12-) “Hükmolundum ki, teslim olmuşluğunun farkındalığını yaşayanların ilki olmakla!”

54-) Rabbinize yönelin (tövbe edin) ve size azap (ölüm) gelmeden önce O`na teslim olun… Sonra yardım olunmazsınız!

FUSSİLET

33-) Allah`a çağıran, imanın gereğini uygulayan ve: “Muhakkak ki ben mutlak teslimiyeti yaşayanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?

ZUHRUF

68-) “Ey kullarım… Bu süreçte size bir korku yoktur… Mahzun da olmazsınız!”

69-) Onlar ki varlıklarındaki işaretlerimize iman ettiler ve teslimi kabul edenlerden oldular…

70-) Siz ve eşleriniz (bilinç ve ruhanî bedenleriniz) neşe ve keyifle cennete dâhil olun!

AHKAF

15-) Biz insana ana-babasına güzel davranmasını vasiyet ettik. Onun anası onu zahmetle taşımış ve zorlukla doğurmuştur. Onun taşınması ve onun sütten kesilmesi otuz aydır… Nihayet olgunluğa ulaşınca ve kırk seneye erişince dedi ki: “Rabbim… Bana ve ana-babama lütfun olan nimetlere şükretmemi, razı olacağın yararlı fiiller yapmamı nasip et. Benim zürriyetime de salâhı nasip et… Ben sana tövbe ettim ve muhakkak ki ben Müslimlerdenim!”

DUHAN

17-) Andolsun ki onlardan önce Firavun kavmini de güç işlerle denedik… Onlara kerîm bir Rasûl gelmişti.

18-) “Allah`ın kullarını bana teslim edin… Muhakkak ki ben güvenilir Rasûlüm…” (dedi).

TAHRİM

11-) Allah, iman edenler için de Firavun`un karısını (ders alınası) misal verdi. Hani (Asiye) dedi ki: “Rabbim, benim için indînde, cennette bir ev bina et! Firavun`dan ve onun yaptıklarından beni kurtar! Beni zâlimler topluluğundan da kurtar!”

12-) İffetini bir kale gibi koruyan İmrân kızı Meryem de… Onun içinde ruhumuzdan nefhettik (açığa çıkardık). Rabbinin, Kelimelerindeki Esmâ`sıyla varlığını ve Kitaplarını (Bilgilerini) tasdik etti ve teslim olup itaat edenlerden oldu.

KALEM

34-) Muhakkak ki korunmuş olanlar için, Rableri indînde Naîm cennetleri vardır.

35-) Teslim olmuşları, inkârcı suçlular gibi kılar mıyız hiç?

CİNN

13-) “Biz hüdayı (Kurân`ı) işittiğimizde, O`nun hakikat olduğuna iman ettik… Kim Rabbine hakikati olarak iman ederse, (artık o) ne hakkının eksik verilmesinden korkar ve ne de zillete düşürülmekten!”

14-) “Bizden teslim olmuşlar da vardır, hükümlere âsi olan zâlimler de vardır… Teslim olanlar, hakikatin olgunluğuna talip olanlardır.”

B- ÇÖZÜMLEME

AH KİTAPLARINDA TESLİMİYET (Müslim- Teslim Olan) TANIMLARI:

MÜSLİM VE MÜMİN FARKI:   Hakiki mânâsı ile “mü’min”;Hz. Rasulullah’ın tebliğ ettiği hakikatlara imân etmiş kişidir.Hakiki manâsı ile Müslim ise; İlâhi iradeye tam anlamı ile mutlak teslim hâlinde olduğunun bilincinde olan kişidir.

Mü’minde şirk-i hafi vardır. Ama Müslim’de asla şirk olmaz. Hz. İbrahim’in Kur`ân`daki âyetini hatırlayın: “İnniy veeccehtü vechiyelillezi fatıressemavati vel’ard hanifen müslimen ve mâ ene minel müşrikiyn..” (Alî İmrân: 67) Vechim, arzın ve semâvatın Fâtır`ına dönüktür. Hanifim!. Şirkim yoktur, şirk hâlim yoktur. Ve Müslimim!..

İbrahim a.s.’ın Allah`a  teslimiyeti idrak etmesi hâlinin ifadesidir bu âyet!.. Şirk-i hâfinin kalkmış olması gerekir ki, kişi tam bir kâmil müslim olabilsin. (Cuma Sohbetleri- İman ve İkan)

MÜSLİM: ” Müslim” (Müslüman), İlâhi iradeye mutlak olarak teslim olduğunu bilenin adıdır! (Dosttan Dosta)

RİSALET VE NÜBÜVVET EKSENİNDE MÜMİN VE MÜSLİM: İşte bu “iman”, “Risâlet” işlevine ve bildirdiğine “iman”dır. Bu yüzdendir ki kelime-i şehadet`te risâlete (abduhu ve rasûlühu) “iman”dan, şahit olmaktan söz edilmiştir; “Nübüvvet” imandan değil.

“Risâlet” bildirisine “iman” edilir; “Nübüvvet” bildirimine “teslim olunur”!.. Birincisine “mümin”, ikincisine “müslim” denir. “Mümin” olmak ayrı şeydir, “müslim” olmak ayrı şeydir.

Cennet boyutuna geçecekler de “iman” faktörüne dayalı olarak vurgulanmışlardır. Amele yani fiillere dayalı olarak değil!

Eğer kişi, “Allah Rasûlü”nün açıkladığı “SIR”a “iman” etmişse, bunun getirisinin varlığında açığa çıkması için otomatik olarak “nübüvvet” işlevinin getirisi ile muhatap olur.

“Nübüvvet” işlevi, “Risâlet”in açıkladığı “iman” edilenin yaşanabilmesi için uygulanması gereken şeyleri açıklar ve teklif eder.

İnsanların büyük çoğunluğu, Risâlet kaynağından gelene “taklit” yollu ve dahi olayı anlamadan “iman” ettim sanır ve elinden geldiğince “Nübüvvet” kaynağından gelene tâbi olurlar. İşte bundan dolayıdır ki, “iman ettik derler, onlar iman etmemişlerdir, belki Müslüman olmuşlardır” uyarısı yapılmıştır.

Bu yüzdendir ki, “mümin” bambaşka bir yaşantının adıdır, “müslim” bambaşka bir yaşantının adıdır. (İman Neye)

İSLAM NEDİR?  İslam “ALLAH”a teslim olma sistemidir!.Yani varlığın üzerinde mutlak mutasarrıf, hakim, yönetici, varlığın sahibi “ALLAH”tır; her şey O`na teslim olmuş olarak mevcuttur anlayışı!.

Bu anlayış hangi devirde kimden gelirse gelsin o tek gerçek dindir. Yani, İslam diye günümüze özgü ya da Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın getirmiş olduğu bir dini anlamayalım.

KESİNLİKLE “ALLAH” iNDİNDE DİN İslâm”dır. Yani, Din denen olayın aslı; varlığın Mâlikel Mülk olan “ALLAH”`ın hükmü, iradesi, kudreti, ve tasarrufu altında olduğu gerçeğinin farkedilmesidir…

Bu anlayışı getirmiştir Hz. İbrahim Aleyhisselâm, Hz Nuh Aleyhisselâm, Hz.İsa Aleyhisselâm, Hz Musa Aleyhisselâm… Hepsi de bu Dini, bu esası getirmiştir!.

Hepsi de demiştir ki; “Bu dünya fanidir, geçicidir. Sahip olduğunuzu sandığınız her şey bu madde dünyasında kalacaktır.. Siz “ALLAH”`a ve ölümötesi yaşam boyutuna yalnız ve hiç bir şeyinizi götüremeden geçeceksiniz. Ona göre hazırlanın.”

Bütün “ALLAH” Nebi ve Rasûllerinin dediği istisnasız budur!. Bu yüzdendir ki İslâm Dini denen Din, bu “ALLAH”a teslim olma Dinidir; yani inancıdır; anlayışıdır!.(Akıl ve İman)

“İslam”, “Allah”ın, dilediği mânâları ortaya koymak üzere, kainatta mevcut tüm birimleri kendi ilmiyle, ilminden, dilediği yapı ve özelliklerle; dolayısıyla da kendine “TESLİM” bir halde halketmesi; ve birimlerin de bu gayeye yönelik davranışları doğal olarak ortaya koymalarıdır.

Kâinatın tamamında yani bütün bu evrenin tüm yapısında, her zerrede, her noktada bütün varlıklar Allah`a teslimdirler!. Burada kesin olarak işte bunu vurguluyor!.

Yalnız burada gözden kaçırmamamız gereken nokta şudur:

“Bütün varlıklar Allah`a teslim olmuş vaziyettedirler” derken, birimler kendi özgür iradeleriyle “Allah”a teslim olmuş, değil!..  Birim, “FITRATIYLA” yani var oluş şekli ve programıyla Allah`a teslim olarak yaratılmıştır, zaten!…  Birim, Allah`ın indinde, dilemesine uygun olarak meydana getirilmiştir Allah tarafından…

“FITRATIYLA” meydana getirildiği için de, teslim olmuş durumdadır!. Yani, birimin teslimiyeti dediğimiz, “Allah`a teslim olma hâli” dediğimiz, içinde bulunduğu hâl, var oluşundan yani “fıtrat”ından meydana geliyor otomatikman!…  Yapısından, nüvesinden, özünden meydana geliyor!.. İşte bunu izah içindir ki Hz.Rasûlllah :

“Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar” demiştir. (“FITRAT” konusunun içyüzü geniş bir şekilde “Hz. MUHAMMED NEYİ OKUDU” isimli kitabımızda açıklanmıştır. Arzu edenler bu konuyu detaylarıyla oradan inceleyebilirler!. A. HULÛSİ )

“İslam” kelimesi kullanım alanı olarak iki mânâdan kaynaklanıyor:  Selâmete çıkma, selâmete erme anlamına. Teslim olmak anlamına…

İslamı anlamak için, öncelikle “Hz. Muhammed Neyi OKUDU” isimli kitabımızda anlattığımız bir biçimde “İkra”-”Oku” diye başlayan, ilk âyetlerin mânâsını anlamak gerek. Bundan sonradır ki, İslam`ın ne olduğunu anlamak daha kolay olur.

Niçin İslam?  “İslam”; selâmet bulma, selâmete erme, “selâm” isminin mânâsının sizde açığa çıkması anlamında!.

“Allah”ın “selâm” isminin mânâsı ortaya çıktığı zaman kişi, bir kısım ilâhi isimlerin mânâsıyla tahakkuk etmek suretiyle, cennet yaşamı dediğimiz yaşama geçer.

İşte bunun içindir ki İslam, bunun için teslim olmak “KESİNLİKLE ALLAH iNDİNDE DİN İSLAM’DIR”  âyetinde de işaret edilen mânâ, tüm varlıkların bu “doğal ve zorunlu teslimiyeti”dir..

Yani bir diğer ifadesiyle;  “Evren tüm içindekileriyle “ALLAH”a teslim haldedir”!..  KESİNLİKLE TÜM VARLIKLAR ALLAH`A TESLİMDİR Kİ, BU, GERÇEK DİNDİR!..  Varolan hiç bir varlık, hakikatı itibariyle, esası itibarıyla “ALLAH”a isyan edemez, âsi olamaz.

TESLİMİYET:  Nasıl iman ve teslimiyet..? Sana varsayalım, git şuradan at öldür diyecek. Oradan gidip kendini aşağı atacaksın gibisine!.. Veya senin ters bildiğin bir şeyi sana söyleyecek; sen onu yapacaksın; gibisine!… Ama böyle bir şey denir mi; elbette denmez!.. Bunu iman ve teslimiyete bir ölçü, misâl olsun diye anlatıyorum..

Vehim, sana yapma diyecek; ama sen en azından şunu düşünmelisin…

“Rasûlullah`ın benden ne menfaati var ki bunu böyle demiş…Rasûlullah , benim iyiliğim için demiş!. Madem ki böyle demiş, ben bunu böyle yaparım”; deyip yapacaksın!. Neticesi de senin için mutlaka selâmettir.

Tasavvuftaki bütün gerçek tarikatlar da, Rasûlullah`a teslimiyet esasına dayalı olarak, gelen kişiye yardımcı olabilirler. Eğer Rasûlullah`ın bildirdiklerine teslim olabilirsen, sana yardımcı olabiliriz, derler!.

Mutlak teslimiyetin, söz konusu olmadığı yer ve hâl ve ortam, tarikat değil “iyi ahlâk derneği” çalışmalarıdır!..

Onun için teslimiyet şarttır!. Rasûlullah`a teslimiyet olmadığı sürece, yetiştirici yardımcı olamaz. Çünkü herşeyi akılla izah etmesi mümkün değildir.. (Akıl ve İman)

TESLİMİYET VE İKAN: Hazreti Ali`nin şu sözü “yakîn” hâli olan “ikan”ın apaçık târifidir…

“Gözümdeki perde kalksa da yakînim artmaz!”…

Yani, gerçeğe öylesine vakıfım ki, gözümle görmem buna bir ilave sağlamaz..işte bu “yakîn” haline “İKAN” denir..Önce akılla gidiyorsun… Sonra, akıl imana dönüyor, teslimiyete giriyor…

Teslimiyette, imanın gereğini yaşıyorsun… Görmediğin halde, o şeyi kabul edip onun gereğini yaşıyorsun.. Bunun neticesine geldiğin zaman orada “iman”ı da terk ediyorsun!. Niye…? Çünkü yaptığın çalışmalar sonucunda iman ettiğin şeyi görür hale geliyorsun…işte bunu yaşadığın zamanki halin adı “ikan”dır.

“Nefs”inin hakikatını bildikten sonra da, nefsinin hakikatına ermesi için dahi, o hakikatı yaşayan birini bulup, ona varlığını teslim etmesi gerekir; ki, bu teslimiyet gerçekte kişiye değil, “ALLAH”a olan teslimiyettir!…

Çünkü o hakikatı yaşayan kişide gören göz, söyleyen dil. işiten kulak, tutan el, yürüyen ayak “ALLAH”`a aittir. Dolayısıyla, bu vasıflarla vasıflanmış kişiye olan teslimiyet ancak ve ancak “ALLAH”`a olan teslimiyettir!.

“ALLAH”a teslimiyet, hayâldeki, varsayılan bir kavrama teslimiyetle olmaz!..

ALLAH”a teslimiyet RASÛLULLAH`a teslimiyet ile mümkündür:

“ALLAH`A VE RASÛLE UYUNUZ” âyeti bunun sonucudur. (Akıl ve İman)

SELAMET: Selâmet, Allah’a mutlak teslim olup, hükmünden ve tâkdirinden razı olmaktır.

TESLİMİYETE GİDEN YOL:  Ne kadar çok seviyorsan, sevgin kadar karşındakine teslim olursun; bunun sonucunda da ondan razı olmak mecburiyetindesin.

Bu sevgi, aşk noktasına ulaştığı anda artık onun yanında senin istek ve arzuların sıfır noktasına düşer. Sadece, onun yanında olayım, yeter dersin, ne hâl ve şart içinde olursam olayım. Hani, diyor ya;

“Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi.

Altım çamur, üstüm yağmur, gene gönlüm hoş idi.”

İşte, o yâr hanesinde altı çamur, üstü yağmur, başının altında sadece taş var iken mutlu olmak, aşkın sonucudur. Bu, mutlak teslimiyete götürür. (Cuma Sohbetleri)

VEHMİ YENMEK VE TESLİMİYET: Akla ihtiyaç var gayet tabii. Ama, vehmin üstesinden “iman” ve “teslimiyet” ile gelinir ancak!. Bunu hiç unutmayın!. (Cuma Sohbetleri)

“DOSTTAN DOSTA”DAN TESLİMİYET SÖZLERİ:

- Samimiyette eriyiniz ki, teslimiyete eresiniz!…

- Teslim olunuz ki, seyredesiniz!..

-  “Teslimiyet”i, idrâk; “haşyet”i , ilim oluşturur!.

- Benliğini teslim etmedikçe, “nefs”ini tanımanın bütün yolları kapalıdır!..

- Beğeni, sahip olma arzusunu getirir; muhabbet , ise teslimiyeti!..

- Teslimiyetin, muhabbetin kadardır; teslimiyetinin derecesinden, muhabbetinin ölçüsünü anlayabilirsin..

- Teslimiyet havasın;  benliğini  “Ben”likte  yok etmek  ise  haslar hasının  amelidir..

- Allaha imân ve teslimiyet dışında hiçbir şey cehennem ateşini söndüremez. 

- Seven, sevdiğine varlığını teslim edip, O`nda yok olduğunda ‘’ikilik’’ kalkar!.

- Neye bağlanırsak ondan kopmanın acısını ve ızdırabını duyacağız. Allah yalnızca kendisine bağlanmamızı istiyor, kendisine teslim olmamızı istiyor!

- ’’Teslimiyet’’ demek; kişinin kendisini İLME, İRFANA teslim etmesi demektir… Ayakkabı boyayıp, havlu tutmaya demek değil!

- İSLÂM, “ALLAH`a teslim olma sistemi”dir!. 

- Hakiki mânâda tarikata girmekten murad, “teslim” olmaktır!. 

AYETLERDE VE KİTAPLARDA ÖNE ÇIKAN TESLİMİYETE DAİR TANIMLAR:

MÜSLİM:

- Allah`a tam kesin teslim olmuş olduğunun bilincine ermiş olan.

- İlâhi iradeye tam anlamı ile mutlak teslim hâlinde olduğunun bilincinde olan kişidir.

- Müslim’de asla şirk olmaz.

TESLİM OLAN:

- Varlığında, Allah’ın mutlak tasarrufu olan kimse.

- “Risâlet” bildirisine “iman” edilir; “Nübüvvet” bildirimine “teslim olunur”!.. Birincisine “mümin”, ikincisine “müslim” denir. “Mümin” olmak ayrı şeydir, “müslim” olmak ayrı şeydir.

İSLAM:

- Teslim olunmuşluğun idraki, farkındalığı.

- Allah`a tam teslimiyet.

- ALLAH”a teslim olma sistemidir!.Yani varlığın üzerinde mutlak mutasarrıf, hakim, yönetici, varlığın sahibi “ALLAH”tır; her şey O`na teslim olmuş olarak mevcuttur anlayışı!.

- Varlığın Mâlikel Mülk olan “ALLAH”`ın hükmü, iradesi, kudreti, ve tasarrufu altında olduğu gerçeğinin farkedilmesidir…

- “İslam”, “Allah”ın, dilediği mânâları ortaya koymak üzere, kainatta mevcut tüm birimleri kendi ilmiyle, ilminden, dilediği yapı ve özelliklerle; dolayısıyla da kendine “TESLİM” bir halde halketmesi; ve birimlerin de bu gayeye yönelik davranışları doğal olarak ortaya koymalarıdır.

- “İslam” kelimesi kullanım alanı olarak iki mânâdan kaynaklanıyor:  Selâmete çıkma, selâmete erme anlamına. Teslim olmak anlamına…

- “İslam”; selâmet bulma, selâmete erme, “selâm” isminin mânâsının sizde açığa çıkması

TESLİMİYET:

- “Evren tüm içindekileriyle “ALLAH”a teslim haldedir”!..  KESİNLİKLE TÜM VARLIKLAR ALLAH`A TESLİMDİR Kİ, BU, GERÇEK DİNDİR!..  Varolan hiç bir varlık, hakikatı itibariyle, esası itibarıyla “ALLAH”a isyan edemez, âsi olamaz.

- Rasûlullah`a teslimiyet olmadığı sürece, yetiştirici yardımcı olamaz. Çünkü herşeyi akılla izah etmesi mümkün değildir.

- Madde beden boyutundan çıkmak!

- “Nefs”inin hakikatını bildikten sonra da, nefsinin hakikatına ermesi için dahi, o hakikatı yaşayan birini bulup, ona varlığını teslim etmesi gerekir; ki, bu teslimiyet gerçekte kişiye değil, “ALLAH”a olan teslimiyettir!…

- Aşk; teslimiyete götürür.

SELAMET:

- Selâmet, Allah’a mutlak teslim olup, hükmünden ve tâkdirinden razı olmaktır.

- “Allah”ın “selâm” isminin mânâsı ortaya çıktığı zaman kişi, bir kısım ilâhi isimlerin mânâsıyla tahakkuk etmek suretiyle, cennet yaşamı dediğimiz yaşama geçer.

AYETLERDEN İŞARETLER

GERÇEK TESLİMİYETİN DÜNYADAKİ UYGULAMALI SEMBOLİK YAŞAMI; HACTIR!

( Teslimiyeti ömür boyu yaşamak için; “Hacla sembolize olunan hali ve bakış açısını korumak, her anı hac kılmak lazım” dense, bu nasıl bir şeydir acaba?)

- “Rabbimiz bizi sana teslim olmuş kıl ve neslimizden de sana teslim olmuş bir topluluk oluştur. Bize menasıkın (hac uygulamasının şartlarını) göster ve tövbemizi kabul et. Muhakkak ki sen (Tevvab) tövbeleri kabul eden Rahîm`sin (sonucunda onun salt güzelliklerini yaşatansın).” (Bakara- 128)

- Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri-Rahmanî hakikatin gereği) kıldık… Sizin ilâh olarak düşündüğünüz, Ulûhiyet sahibi TEK`tir! Bu durumda O`na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele! (Hac- 34)

ALEMLERİN RABBINE TESLİM (MUSLİM) OLDUĞUNUN FARKINDALIĞI; İBRAHİMCE BİR YAŞAM VE İDRAKİN HAZMINDAN SONRA OLUŞUR!… BU FARKINDALIĞA ERMEDEN ÖLMEK; FELAKETİDİR İNSANIN.. (İbrahim’ce yaşam!? Alemlerin Rabbine teslim olmak?!… Bunu yaşamadan ölmek, niye felaket?..)

- Hani Ona Rabbi: “Teslim ol” demiş, O da: “Âlemlerin Rabbine teslimim” demişti (İbrahim`e Âlemlerin Rabbine teslim durumunda olduğu fark ettirilmişti).

- İbrahim (bu gerçek doğrultusunda) oğullarına vasiyette bulundu, Yakup da: “Oğullarım, Allah sizin için bu dini (sistem anlayışını) seçti. Allah`a teslim olmuşluğunuzun farkında olmadan sakın ölmeyin.” (Müslim, Allah`a tam kesin teslim olmuş olduğunun bilincine ermiş olan.) (Bakara- 131,132,)

- Rabbinize yönelin (tövbe edin) ve size azap (ölüm) gelmeden önce O`na teslim olun… Sonra yardım olunmazsınız! (Zümer- 54)

- Ey iman edenler… Allah`tan (size yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) hakkıyla korunun ve ancak teslim olmuşluğunu yaşayanlar olarak ölün. (A.İmran- 102)

- “Sen bizden, Rabbimizin mucizelerindeki varlığına (Esmâ`sının açığa çıkışı olan işaretlerine) iman ettik diye intikam alıyorsun… Rabbimiz bize dayanma gücü ver ve bizi teslim olmuşlar olarak vefat ettir.” (Araf- 126)

- “Rabbim… Gerçekten bana Mülk`ten verdin ve bana yaşamdaki olayların hakikatini görmeyi öğrettin… Semâlar ve Arz`ın (1. Evrensel anlamda: Evrenin hakikati olan ilim boyutu ve yaradılmışlarının algılamalarına göre var olan madde boyutu; 2. Dünyevî mânâda: Gökler {boyutsallığı ile} ve yeryüzü; 3. İnsanî mânâda: İnsandaki bilinç boyutları {yedi nefs mertebesi bilinci} ve beden) Fâtır`ı; Dünya`da ve sonsuz gelecek sürecinde sensin Velî`m (her anımda hakikatimi oluşturan isimlerinden Velî isminin anlamının açığa çıkışının farkındalığını yaşamaktayım)… Bu teslimiyetle beni vefat ettir (madde beden boyutundan çıkart) ve beni sâlihlerin arasına kat!” ( Yusuf- 101)

- De ki: “Allah dûnundan, bize ne fayda ve ne de zarar vermeyen şeylere mi dua edip yakaralım? Allah bizi doğru yola hidâyet ettikten sonra, gerisin geri şirke mi döndürülelim? `Bize gel` diye doğru yola çağıran arkadaşları olduğu hâlde, şeytanların ayartıp uçuruma çektiği ahmak gibi mi olalım?”… De ki: “Allah hidâyeti işte o hidâyettir! Biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.” (En’am- 71)

(İbrahim’ce yaşama dair açıklamalar bu iayetlerde)

- İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan… Fakat o tanrıya (dışsal ötesinde bir ilâha) inanmayan (hanîf), yalnızca Allah`ın var olduğunun idrakında olarak O`na teslim olmuş (varlığında Allah`ın mutlak tasarrufu olan) idi. Anlayışında şirk yoktu!.. (A.İmran- 67) 

- Muhsin olarak (varlığının Allah Esmâ`sının açığa çıkışıyla yaratıldığının idrakı içinde) vechinin, Allah için olduğunun teslimiyetinde olan ve hanîf olarak (tanrı kavramı olmayan-yalnızca Allah`a kulluk edilmekte olduğunun bilincinde) İbrahim milletine tâbi olanın din anlayışından daha güzeli ne olabilir ki! Allah, İbrahim`i Halîl edindi. (Ona “Hullet makamı” yaşamı ihsan etti. Bu konuda ek bilgi: El İnsan-ı Kâmil, Abdülkerim Ceylî, Abdülaziz Mecdi Tolun çevirisi. A.H.) (Nisa- 125)

- Allah için, O`nun Hak cihadı olarak, mücahede edin! O, sizi seçti ve Dinde size bir zorluk yüklemedi… Babanız İbrahim`in milletinin (din anlayışıdır bu)… Daha önce de şimdi de O, sizi “Müslimler = teslim olmuşlar” diye isimlendirdi ki, O (Sistemi “OKU”yan, vahdeti açıklayan) Rasûl (Hz.Muhammed s.a.v.) sizin üzerinize bir şahit olsun, siz de insanlar üzerine şahitler olasınız! Artık salâtı ikame edin ve zekâtınızı verin; Esmâ`sıyla hakikatiniz olan Allah`a tamamıyla bağlanın! O, Mevlâ`nızdır (sahibiniz, her fiilinizin oluşturanı)… Ne güzel Mevlâ`dır ve ne güzel Nasîr`dir (O). (Hac- 78)

ŞEYTANIN (bedenin ve bedensel dürtülerin, vehmin) HUKUMRANLIK ALANINDAN ÇIKIŞ; ANCAK TESLİMİYETLE MÜMKÜNDÜR! (İman vehmi yenemiyor, teslimiyet yeniyor, niye ki?)

- Ey iman edenler, hepiniz teslimiyete girin, şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. (Bakara- 208)

HAKİKATİN KABULÜ; DİLLE “evet anladım” DEMEK DEĞİL; HAKİKATİN GEREKTİRDİĞİ ÇALIŞMALARI ORTAYA KOYMAK ÜZERE NEFSİNİ EHLİNE TESLİM ETMEKTİR!

- Eğer seninle tartışırlarsa de ki: “Vechim Allah`a teslimdir; bana tâbi olanların da.” Hakikat-Sünnetullah bilgisi verilmiş olanlar ile ümmî olanlara (bu bilgiden habersiz olanlar-müşriklere) de ki: “Siz de İslâm`ı kabul ettiniz mi?..” Eğer teslim olurlarsa hakikati kabullenmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, işin onlara tebliğden ibarettir. Allah, kullarındaki Esmâ`sının sonucu olarak da Basîr`dir (değerlendirendir). (A.İmran- 20)

TESLİMİYET; ŞİRKİN KİŞİDE KALKMASI HALİDİR, ONA HAKİKATİ AÇAR.

- De ki: “Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar, gelin aramızdaki şu ortak anlayışa; Allah`tan başkasına kulluğu düşünmeyelim; hakikatimiz olan Allah`a hiçbir şeyi şirk koşmayalım; bazımız bazımızı (mesela İsa`yı) Allah dûnunda Rab ittihaz etmesin (Allah yanı sıra ilâh-tanrı edinmeyelim).” Eğer bunlara karşı çıkıp yüz çevirirlerse, o takdirde deyin ki: “Şahit olun ki biz Allah`a teslim olmuşlardanız.” (A.İmran-64)

- Eğer size cevap vermediler ise, (şunu) iyi bilin: O yalnızca Allah ilmi olarak inzâl olunmuştur! Tanrı yoktur; sadece “HÛ”! Artık teslim olacak mısınız? (Hud- 14)

- De ki: “Bana sadece şu vahyolunuyor: Sizin tanrı diye düşündüğünüz sadece Ulûhiyet sahibi TEK`tir! Siz müslimler misiniz (teslimiyetinizin farkında mısınız) peki?” (Enbiya-108)

- “Bizden teslim olmuşlar da vardır, hükümlere âsi olan zâlimler de vardır… Teslim olanlar, hakikatin olgunluğuna talip olanlardır.” (Cinn- 14)

- De ki: “Hakikatimizi dahi kendi Esmâ`sından var ettiğine inanmış olarak Allah`a, bize inzâl ettiklerine; İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup`a ve torunlarına inzâl olana; Musa ve İsa`ya ve Nebilere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlar arasında ayrım yapmayız. Biz, O`na teslim olmuşlarız.” (A.İmran- 84)

TESLİMİYET; TEVEKKÜLÜN HAKİKATİNİ KİŞİYE AÇAR.

- Musa: “Ey kavmim! Eğer Esmâ`sıyla sizi yaratmış Allah`a iman etmiş ve teslim olmuşlardansanız, O`na tevekkül (hakikatinizdeki El Vekîl isminin gereğini yerine getireceğine iman) edin” dedi. (Yunus- 84)

- İsrailoğullarını denizden geçirdik… Firavun ve ordusu haddi aştı ve düşman olarak onları izledi… Tâ ki boğulma hâli Ona erişince: “İman ettim ki tanrı yoktur, ancak İsrailoğullarının kendisine iman ettiği vardır. Ben müslimlerdenim” dedi. (Yunus- 90)

“SERİÜL HISAB”- “ZÜL INTIKAM”- “SİSTEMDE TELAFİ OLMAYIŞI GERÇEĞİ”Nİ FARK EDEN; KORUNMA (TAKVA) YA YÖNELİR; BU DA ONU TESLİMİYETE TAŞIR!

- Ey iman edenler… Allah`tan (size yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) hakkıyla korunun ve ancak teslim olmuşluğunu yaşayanlar olarak ölün. (A.İmran-102)

RASÜLÜ HAKEM TAYİN ETMEDİKÇE KAMİL İMAN OLUŞMAZ, BU OLUŞMADIKÇA DA HÜSRANDAN ÇIKIŞ İMKANSIZDIR!… (Rasülü hakem tayin etmeyi dışarıda düşünmeyeceksek, kendimizde nasıl düşünelim?…)

- Öyle değil! Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı (itiraz) duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa- 65)

- Kim İslâm`dan (teslim olunmuşluğun idrakından) başka bir Din (sistem ve düzen) arayışındaysa, bu geçersizdir! Sonsuz gelecek sürecinde de hüsrana uğrayanlardan olur. (A.İmran- 85)

RİSALET BOYUTU İLE YÜZLEŞMEK; TESLİMİYETİ AÇIĞA ÇIKARIR! (İsa as ile yüzleşen havarilerden açığa çıkan bilinci; kendimizde mevcut risalet boyutunun hitabını duymak diye de düşünelim mi?)

- Ne zaman ki İsa, onların hakikati inkâr ettiklerini hissetti, sordu: “Kim bana Allah yolunda yardım edecek?” Havariler cevap verdiler: “Biziz Allah yardımcıları… “B” işareti kapsamıyla (hakikatimizin Allah Esmâ`sı olduğuna) iman ettik; hakikatinle şahit ol! Biz Allah`a teslim olmuşlarız.”( A.İmran- 52)

- De ki: “Hakikatimizi dahi kendi Esmâ`sından var ettiğine inanmış olarak Allah`a, bize inzâl ettiklerine; İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup`a ve torunlarına inzâl olana; Musa ve İsa`ya ve Nebilere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlar arasında ayrım yapmayız. Biz, O`na teslim olmuşlarız.” (A.İmran- 84)

- Hani Havarilere, “Bana ve Rasûlüme (“B”nin işareti kapsamıyla) iman edin” diye vahyetmiştim. “İman ettik… Sen şahit ol, biz gerçekten müslimleriz” dediler. (Maide- 111)

TESLİM OLUNMUŞLUĞU FARK ETMEDEN YAŞAMAK DA, O ŞEKİLDE ÖLMEK DE; SAHİBİ İÇİN EBEDİ HÜSRANDIR!

- Kim İslâm`dan (teslim olunmuşluğun idrakından) başka bir Din (sistem ve düzen) arayışındaysa, bu geçersizdir! Sonsuz gelecek sürecinde de hüsrana uğrayanlardan olur. (A.İmran-85)

- (Öyle olur ki) hakikat bilgisini inkâr edenler (hakikatlerinden perdeliler), keşke gerçekte teslim olmuşluğumuzun farkında olsaydık, diye şiddetli arzu duyarlar. (Hicr- 2)

EFENDİMİZ (SAV); TESLİM OLUNMUŞLUĞU FARK EDENLERİN İLKİDİR! (Bu ilk oluşu bir de kendimizde düşünsek?!… Bir de teslim olunmuşluğun aşamalarına baksak bu ayetlerden!)

- De ki: “Semâlar ve arzın Fâtır`ı (işlevlerine programlayarak yaratan) ve onların hayatiyetlerinin devamı için gerekenlerle besleyen ama kendisi böyle bir şeye ihtiyaç duymayan Allah`tan gayrını mı (vehmedip onu) velî edineyim?”… “Ben teslim olanların ilki olmakla hükmolundum” de ve sakın şirk koşanlardan olma! (En’am-14)

- “HÛ” için ortak kavramı düşünülemez! İşte bununla hükmolundum; ben teslim olmuşluğunu yaşayanların öncüsüyüm!” (En’am- 163)

- “Hükmolundum ki, teslim olmuşluğunun farkındalığını yaşayanların ilki olmakla!” (Zümer- 12)

- “Eğer (bu yüzden) yüz çevirirseniz (çevirin; zaten) sizden bir karşılık istemedim… Benim ecrim (yaptığım işin getirisi) ancak Allah`a aittir… Teslimiyeti yaşayanlardan olmakla emrolundum.” (Yunus- 72)

HİDAYET; TESLİMİYETLE START ALIR!…

- Allah kimin için hidâyet murat ederse, onun sadrını (içini-anlayışını) İslâm`a (teslim olmuşluğunun farkındalığına) açar! Kimi de saptırmayı dilerse; onun da sadrını (içini) daraltır, sanki zorlukla semâya yükseliyor! Böylece Allah, iman etmeyenleri aşağılar! (En’am- 125)

- Sen körlere doğru yolu gösteremezsin, saptıkları yanlış yoldan çıkarmak için! Sen sadece teslim olmuşlar olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin. (Neml- 81)

- Onlara bildirildiğinde: “Biz O`na iman ettik… Muhakkak ki O, Rabbimizden Hak`tır… Doğrusu biz O`ndan önce de, Rabbimize teslim olmuşluğumuzun farkındaydık!” dediler. (Kasas- 53)

- Sen basîretsizleri, sapık inançlarından çıkarıp, hakikati gösteremezsin! Sen ancak müslimler (teslim olmuşlar) olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin! (Rum- 53)

NİMETİN KÂMİLEN VERİLDİĞİNİ FARK ETMEK; İŞLEYEN SİSTEMDEKİ KUSURSUZLUĞU GÖRMEK; TESLİMİYETİ DOĞURUR.

- Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan sığınıp barınılacak yerler oluşturdu; sizin için, sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta koruyan zırhlar yarattı… İşte böylece üzerinize nimetini tamamlıyor ki müslimler olasınız! (Nahl- 81)

- O süreçte, her ümmet içinde, kendi nefslerinden aleyhlerine bir şahit bâ`sederiz… Seni de bunların üzerine bir şahit getirdik! Sana bu Bilgiyi (Kitabı); her şeyi açıklayan, bir (yaşam) kılavuzu, bir rahmet ve teslimiyetlerinin farkındalığına ermişler için bir müjde olmak üzere, kısım kısım indirdik. (Nahl- 89)

- Semâlarda ve arzda (evrenin mânâ ve madde boyutlarında) ne varsa, isteyerek veya istemeyerek O`na teslim olmuş durumda iken, Allah Dini`nden (İslâm`dan-yaratmış olduğu sistem ve düzenden) başkasını mı arıyorlar. (Oysa) O`na döndürülmektedirler. (A.İmran- 84)

TESLİMİYET; HEM DÜNYADA, HEM EBEDİ YAŞAM BOYUTUNDA CENNET YAŞATIR!

- “Ey kullarım… Bu süreçte size bir korku yoktur… Mahzun da olmazsınız!” Onlar ki varlıklarındaki işaretlerimize iman ettiler ve teslimi kabul edenlerden oldular… Siz ve eşleriniz (bilinç ve ruhanî bedenleriniz) neşe ve keyifle cennete dâhil olun! (Zuhruf- 68,69,70)

- Muhakkak ki korunmuş olanlar için, Rableri indînde Naîm cennetleri vardır. Teslim olmuşları, inkârcı suçlular gibi kılar mıyız hiç? (Kalem- 34,35)

 ANA BABAYA İTAAT VE HİZMET; TESLİM OLUNMUŞLUĞUN NUMUNE BİR HALİDİR! (Üveys El Karniye açılan gönül boyutu ve anneye hizmetini bir kere daha düşünelim.. Müşrik olduğu halde İbrahim’in babasına hizmet ve şefkatini de, unutmayalım. “Annesi yada babası hayatta olup da cenneti kazanamayana şaşarım” demiş bir veli!….)

- Biz insana ana-babasına güzel davranmasını vasiyet ettik. Onun anası onu zahmetle taşımış ve zorlukla doğurmuştur. Onun taşınması ve onun sütten kesilmesi otuz aydır… Nihayet olgunluğa ulaşınca ve kırk seneye erişince dedi ki: “Rabbim… Bana ve ana-babama lütfun olan nimetlere şükretmemi, razı olacağın yararlı fiiller yapmamı nasip et. Benim zürriyetime de salâhı nasip et… Ben sana tövbe ettim ve muhakkak ki ben Müslimlerdenim!” (Ahkaf- 15)

FİRAVUN OLAN EGODAN KURTULUŞ; MÜLHİME GİRDABINDAN ÇIKIŞ; RİSALET BİLGİSİNE TESLİMİYETLE MÜMKÜNDÜR:

- Andolsun ki onlardan önce Firavun kavmini de güç işlerle denedik… Onlara kerîm bir Rasûl gelmişti. “Allah`ın kullarını bana teslim edin… Muhakkak ki ben güvenilir Rasûlüm…” (dedi).

(Duhan- 17,18)

RİSALETE TESLİM OLAN; NEBİ VE MELEKLERİ RAB EDİNMEKTEN KURTULUR! (Ne demek melekleri ve nebileri rab edinmek?!…)

- Size, melekleri veya Nebileri, Rabler edinmenizi de emretmez (o ilim sahibi beşer). Siz Allah`a teslim olduktan sonra, hakikatinizi inkâr etmenizi ister mi? (A.İmran- 80)

C- SONUÇ

TESLİMİYET TEFEKKÜRÜ

         Teslimiyeti, sadece tevekküle eş değer bir kavram gibi düşünürken; hem Kur’an ayetlerinde hem de onları açmak üzere hazırlanmış ehline ait eserlerde öyle değişik açılımlar gördük ki; bunları iyice düşünüp idrak etmeden tefekküre girişmek uygun bir davranış olmayacak… O nedenle konuyu tefekkürle bağlamıyor, ayetleri, tanımları, arada sorduğum soruları düşünüyorum derinlemesine…

      Tefekkür tabloma renk ve ilham katmak üzere de iki büyük şairi misafir ettim… Onların dizelerinde Teslimiyet terennüm edeceğim… Önce Necip Fazıl, VİSAL şiiri ile… Daha sonra da A. Karakoç, İSMAİLCE şiiri ile..

VİSAL

Beni zaman kuşatmış, mekân kelepçelemiş

Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş…

Perde perde veralar, ışık başka, nur başka;

Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.

Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;

Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?

Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?

Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi?

Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, Alemlerin Rabbi, sen!

Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen!

Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş

Azap var mı alemde fikir çilesine eş?

Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?

Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!

Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum;

Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!

Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli?

Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?

Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;

Belki de benliğinden kaçabilene hazır.

Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül!

Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül!

O visal, can sendeyken canını etmek feda;

Elveda toprak, güneş, anne ve yar elveda!

(Necip Fazıl KISAKÜREK )

İSMAİLCE

Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.

İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.

(Abdürrahim Karakoç)