Yunus Okyanusundan

Yunus Okyanusundan

Aşkla yürüyen sırtında cihanı taşır. Aşksız yürüyen beden diye bir ceset taşır.

İnanmak istemeyenin bütün harfler emrindedir. İnanmak isteyene tek bir harf lazım değil.

Şeyhim için haberin müjdelisi de birdir, kötüsü de… {Yorumsuz Seyir}

- Dergâha davet ettiğiniz adam Nallıhan’ın en azılı hırsızı.

- Hepimiz dünya pazarına kefen çalmaya gelmedik mi evladım?

Yola çık, yoldan çıkma! Olacakların en hayırlısı olmuş olandır.

Yol, bura varır demek ki. Tutup da yolun istikametini çevirecek değiliz ya! Hele var çık da bak bakalım nere varır yollar?

Kullar senin, sen kulların! Ya Şafii! Şifa veren sensin Ya Rabbi!

Şifa zehirdir, zehir şifadır. Şifayı zehreyleyen, zehri şifa eyleyen sensin Ya Rabbi.

Olmadı da, ölmedi de. Ölmedi de, olmadı da…

Aşk yoluna çıkmaksa, vuslata ermekse niyetin, bela ile imtihan edilirsin. Zül Celali vel İkram. Önce kahır sonra ikram.

Ya sebep nedir? Neden önce Celal sonra İkram? Aşık-ı Sadık mı belli olsun diye.

Sabır ile dut yaprağı atlastan kumaşa döner.

İmtihan sorudur. Soruya doğru cevabı vermek gerek ki imtihanı geçesin.

Soruya muhatap olan bir kişi, imtihana giren bütün çevresi. Tek kişi mi imtihan edilir yoksa çevresi de nasiplenir mi sorudan?

İmtihan soru; sabır yanıttır. Ne demiş erenler? Tırtılın yolun sonu dediğine usta, kelebek dermiş.

Âşık dediğin İsa ile çile çekecek, Musa ile Tur’a çıkacak, Muhammed Mustafa ile Taif’te taşa tutulacak.

Davet söz ile değil hal iledir. O hal ki sağıra da görünür, köre de.

Kişi ne okumak isterse o yazar kâinat kitabında.

Deryaları geçen değil, deryalara dalan gerek.

Hakikat bir denizdir, şeriât onda gemi / Çokları gemiden denize dalmadılar.

- “Görünmez kaza” şeyhim.

- Kaza görünür de görecek insan gerek! Kiminin gözü kör, kimi de kendini kör eder kibrinden, benliğinden.

Kur’anın muhatabı her bir kişidir. Onu okuyan, fikreden her kim ise odur.

Arı bal yapar ama izah edemez. İzah ile olaydı âlimler, bilginler bal yapar idi.

Kurt ile kuş ile toprak ile su ile konuşması Süleyman’ın; kâinatı okuduğuna işarettir işin aslında.

Dinlersen su konuşur, ağaç konuşur, dilsiz taşlar dahi konuşur.

Dinle o vakit, desinler sana, sen kimsin, nesin, necisin, nerden gelir, nere gidersin? Dinle hele. Dem (an) hangi demdir, desin sana.

Merhameti olmayanın dini olmaz. Gönlünü müslüman eyleyen bilir ki merhametten daha büyük kuvvet yoktur.

Bundan sonra sen “Ben bilmem” zikri çek. Vazifen bu. Kim ne der, ne sorar ise “Ben bilmem” de.

Sen kendini bilmeyende, herkes seni bilmiş, sen de herkesi bilmişsin ne fayda?

Sen gönlünü merhametle doldurmazsan kibirle, hırsla, şehvetle doldururlar. Boş kabı doldururlar.

Ehil olmayana, âşık sırrını söylerse döner gelir, o sır kendini vurur.

Gönlünü derviş eden hakiki dervişin kuvve-i kudsiyesi vardır, eşyaya tesir eder. Sırdır söylenmez, verilmez.

Biz inandığımızı yaşar,  kimseye Hak- Batıl demeyiz. Yolun sonuna kim varmış ki hak batılı görmüş?

Gönül her dilden konuşur. Gönül kitabına harf lazım değil.

Zikir; dervişin içini arıtır. Sığırtmaç gibi çağrı yapmayız. Gelene açığız.

Yol birdir, bire varır. Varlık da birdir, bakma sudadır, havadadır; hayvandır, bitkidir. Cümlesi birdir.

Göz kendi başına görecek değil. Bu yolda gözü ama olan görür, gözü açık olan yolda kalır.

Dilindeki esma; hayatındaki müsemma olsun inşallah. (Dilinde olan yaşamında sıfatın, özelliğin olsun)

Zikir dervişin içini yakar. Yanmadan değil âşık tuğla bile olmaz. Ateş olmadan su taşınmaz.

(Benlik yanmadan ilim oturmaz.)

Suya acı ya da tatlı demek edebimize aykırıdır. Su; hakikatin remzidir. Gönlünü hakikat şelalesi altına tutmadan su dolar mı?

Suya kabıyla hüküm vermek tevhid yolcusunun edebine aykırıdır.

Dost ikaz, düşman dedikodu eder.

Soru aklın zekatıdır.

Artin Efendi:  Kelime-i Tevhidin manası nedir?

Taptuk Emre: ÖLÜM VAR!

Kişi, konuştuğu değil sustuğudur. Meğerki asıl konuşan hal ola.

Hikâye etmek (halinden dertlenmek) dahi şikâyettir. Şikâyet etmem ben halimden diye diye seni şikâyet ettirir şeytan.

Kime azar; ona nazar!{Hak Ehli kimi azarlamışsa hakikatte ona nazar etmiş; dönüştürücü feyzini; enerjisini ona vermiştir.}

Tevazu gösteririm deme kibrinden Rabbime sığınırım.

Kim karşına geçip ben şeyhim derse o Hakkın sözünü kesen bir baykuştur. Ondan uzak dur.

Gönlü gazi olana cenk bitmez.

Kimi olmaya, kimi ölmeye gelir. Ölmek için de olmak için de diri olmak gerektir.

Hizmetini zerreden kürreye (mikrodan makroya) bütün varlığa yapasın ki nasibini alasın.

Mürid; iradesini Hakka teslim eden, kendini hiçe sayan, bir tek Yaratıcısını bilendir. Mürid; gönülden teslim olandır.

Efendimizin (sav) öz be öz müridi Ali (kv) dir. O yüzden bütün tarikatlar ona çıkar.

Hakikat öyle bir sudur ki; bağrında gül de büyür diken de. Sohbete geliverdi diye herkes gül mü oluverecek? Su tarlada olanı yeşertir.