Değiniler- 30

Değiniler- 30

FİLOZOFU VELİ SANMAK MI?

OSHO Aleyhis Selam, ECHART TOLLE Radıyallahu Anh, KRİSHNAMURTİ Kaddesallahu Sırrahu (!) İsimlere eklediklerim içine siniyor mu?!

Ehlibeyt bir zatla, Reankarnasyona inanan herifi; Allah Velisi ile Hıristiyan mistiğini, Ârif bir gönülle bir filozofu aynı kefeye koymak mı?! İşte ben orada yokum dostum.

Söylem benzerliğini; eylem ve gaye birliği sanan aldanmıştır. “Rahman Kılıklı Şeytan”ı görecek basiret- firasetin yoksa biraz dikkat et!

Kusura bakmayın “Ana Kaynak” konusunda biraz tutucuyum. Osho’yu Rasül, Echart’ı Veli mertebesine çıkaracak kadar basiretsiz ve kör hiç değilim.

“Budizm; İslam’ın cenin halidir” demiş Ehli. Ha hayvan yavrusu, ha insan cenini. Doğmuş, büyümüş, yürümüş bir İslam varken ceninle işin ne?!

Bulanık yayınlardan kurtulmak, kaynağa odaklanmak isteyene. “Görünmezlerin Oyunu”nu fark edip kendine gelsin diye http://okyanusum.com/genel/6-taoizm-budizm-totemizm-islam

SEN HANGİSİSİN?

İnsan; kafasında ne olursa olsun, önünde yazılı olanı; Beşer; önüne ne yazılırsa yazılsın, kafasında çakılı olanı okuma eğilimindedir.

KULUNUN ZANNI ÜZERE

Keramet arayana keramet, istikamet isteyene istikamet gösterir beyin. Neyi ararsa birim onu kurgular zihin. Kulunun zannı üzere miydi Rabbin?

BİLGİ PAYLAŞIRKEN DİKKAT

Bilgi paylaştığınız kişinin hangi bakış- idraki kaynak aldığına dikkat edin. Aksi takdirde verdiğiniz hazine bile olsa nankörlük görürsünüz.

“Bu konuda filan zat şöyle diyor, sizin görüşünüz nedir?” diye sorana cevap vermek dedikoducunun dedikodusuna ortak olmaktır.

Aşkı, sevgiyi referans edinene akıl, mantık eksenli; bilgiyi,aklı referans edinene aşk,sevgi eksenli paylaşım genellikle havanda su dövmektir.

Muhatabın hangi kavrama hangi anlamı yüklediğini tespit etmeksizin, anlamda birlik oluşmadan yapılacak bilgi paylaşımı boşa kürek çekmektir.

İLİM ALMA EDEBİ

Bakkala “Marketin pirinci daha iyi” denmeyeceğni bilir, ilim sahibine “Filanca bu konuda çok iyi” denmeyeceğini bilmez. Edepsize ilim vermek?

Duşa elbiseyle girilir mi desen hayır der. Ama ilim ehline gelir, kimlerden ders aldığını anlata anlata bi hal olur. Bu haliyle arınacakmış!

Arabana aldığın, sürekli trenin faziletini anlatıyorsa ilk istasyonda sağa çek, trene gitsin. Zihnindekinden çıkamayan eldekine şükredemez.

Her “Esma-sıfat-zat” konuşanı tasavvuf ehli; her “Kuantum-string-beyin” diyeni yenilenmiş sanırsan korkarım ki çok oyalanır, çok yanarsın.

Necip Fazıl’a bir konferansında geçmişini biliyoruz demişler. Şöyle demiş “Ben mazimi çöpe attım. Çöp bidonunu kediler, köpekler karıştırır”

Seni sen olduğun için sevenle; bir başkasının ilgisinden dolayı seni seven arasındaki farkı gözden kaçırmazsan nankörlük görsen de yanmazsın.

ŞEYTANA UYMAK

Korku, kurgu, kaygı, vehim ve duyguya dayalı yaklaşımlar tetikleyen Amigdala eksenli yaşam; din dilinde “Şeytana Uyma” tabiriyle anlatılmıştır.

Sürekli kendine yontmasıyla bencil bir dünya vehmettiren Amigdala; kıvrak zeka sihriyle kişiyi özünden perdeler.

“Zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkar” tabiri amigdalanın silahı zekaya yaslanarak suçunu dahi haklı gösterme eğilimindekiler için kullanılır.

“Kafasında kırk tilki dolaşır kırkının da kuyruğu birbirine değmez” denen amigdala esiri zavallının dünya cenneti; hakikatte cehennemdir.

FİRAVUN

Allah İlminin arınmamış bilinç sahiplerince amigdala merkezli zeka eliyle kullanılması din dilinde “Firavun” sembolüyle anlatılmıştır.

Allah İlmine sahip de olsa kıvrak zekalıları; Sünnetulllah- Seriül Hisab gereği bedel ödeme realitesini hiç sindiremeyişlerinden tanırım.

Zekası aklının önünde giden Rabbini tanısa da Rabbül Alemini tanıyamaz. Bu da Allah İlmini egoya dönük kullanma şeklinde kendini gösterir.

The Secret’la başlayan furya Rahmani Akıl verilerinin Şeytani Zekaya kurban edilmesidir. “Düşün, hayal et, yarat” öyle mi? Hadi ordan Firavun!

Muhatabın her konuda bir bahane, suçlayacak birileri, geçerli görünen sebepler buluyorsa bil ki çok zekidir. Zekiler amigdala güdümündedir.

Her ikisi de bizde bulunan “Şeytani Zeka” ve “Rahmani Akıl”ın özellikleri ve mücadeleleri Kur’anda “MUSA- FİRAVUN” sembolüyle anlatılır.

Secretçıların, benlik gelişimcilerinin kutsal kitabı hüviyetindeki “Sınırsız Güç” ü yazanın nasıl öldüğünü araştırın. Araştırın ki uyanın!

BİTMEYEN ŞİRK

“Gökte değil” dersin “Her yer”e yayar. “Öteleme” dersin “İçi”ne sokar. “Gayrısı yok” dersin “Tabi ki, hepsi ben” der. Ne bitmez şirk imiş!

İlme yönel, hitabı “Alime yapışmak”, Hak görmeli, mesajı “Hatasına tapınmak”, Sahiplenme, çağrısı “İplerini koparmak” sanılmış. Vah ki vah.

MECZUPLAR

Bazı tarikatlarda ayrı bir önem verildiği halde Ehlinin neden “Meczup” sınıfını Veli kategorisinde saymadığını yıllar sonra çok net anladım.

Duygusallıklarını yenemeyen daha doğrusu yenmek istemeyenlerin tasavvuf adına (!) tutundukları idoller Meczuplardır. Muhammedilik; Dengedir.

Meczubun, Mecnunun, Delinin mükellefiyeti yok. Mükellefiyeti olmayanı rehber seçip bir de ondan sistem öğrenmek mi? Allah akıl fikir versin!

NE ZAMAN İLMİ YAŞIYORUZ DİYEBİLİRİZ?

Suçlama, zorlama, savunma, aklama bizden düşmedikçe Allah İlmini yaşama geçirdik diyemeyiz. Dileriz hazmıyla hepimize kolaylaşmış olsun (Âmin)

KAYITLARI AŞMAK

Kendi hayatının başlangıcını anne rahminden çıkışa kilitleyen beşer; evren için de benzer bir başlangıç vehmederek big banga kenetlenmiştir.

Yatay düzlemde, çoklu ve yaygın bağlarla düşünmeye şartlananların uzayda Paralel Evrenler vehmetmesine şaşırmadım.

Baş ve son kaydıyla düşünen benlik; Âdem’i gökten indirip “İlk İnsan” etiketiyle akan yaratılışı kendince bir noktadan başlatmak istemiştir.

Kur’an’daki İnsanı beden sananın evrim işine gelir mi? Hayvan yer- içer, çiftleşir, uyur, boşaltım, solunum, dolaşım yaşar değil mi? Senin bedenin o kadar orijinal (!) ki hayvanların bu yaptıklarını sen yapmıyorsun.

“Halanız hurma ağacına hürmet ediniz.” (Hz. Muhammmed as) Neee? Hurma halamız mı? Uyduruktur bu hadis, uyduruk. Takılma sen!

Yahudi Darwin’in uydurduğu evrimdense videodaki yaratılış masalına inanırım daha iyi. Yeter ki Hayvandan gelmeyeyim http://www.youtube.com/watch?v=nn0ZdgH-VWs

Teklik Bilgisi ile konuya yaklaşarak Darwin’in hakkını teslim etmiş Sn. Ahmet Fevzi Yüksel @sufafy Okunası bir tahlil http://www.hport.com.tr/ahmet-fevzi-yuksel/darwin-ve-evrim-teorisi

EŞ OLMAK

Toplum, uyumlu eşten tencere kapak olmayı anlıyor. Oysa geliştiren, dönüştüren, yenileyen eş; zıt noktalardan sizi daima tetikleyen eştir.

“Ne yaparsam onaylasın, ne söylersem kabul etsin” tasvirindeki eş; dikey sıçrama getirmeyen, yatayda oyalayıp seni yerinde saydıran eştir.

Hakikat adına uçtuğunda yere indiren, şeriat adına yerde kaldığında elinden tutup kaldıran; kısacası seni Muhammedi Dengede tutandır eş.

“Her şey zıddıyla kaim” bir sistem kuralı. Zıtların cemiyle kurulan yuvalar gerçek huzura taşıyan meyvelerin derildiği cennet bahçeleridir.

İster zıtlıkla; ister uyumla yaşansın, hakikati eşi üzerinden okumaya gayret edenin ne mürşide, ne hocaya, ne de ustaya ihtiyacı kalmaz.

Uyumdan anladığın heva ve heveslerinin tatmini ise evet öyle eşle bir dünya cenneti yaşanır. Dünya Cennetine gerçekte ne diyordu Ehli?!

“Doğum gününü unutmayan” değil “Doğmamış, doğurmamış olduğunu unutturmayan” eş iste Rabbinden. Onu bulan cennete girdim diye yemin edebilir.

Her an farklı idrakle nefsini yoklayan mı; her gün farklı çiçekle duygunu okşayan mı eştir? Bilirsen işte bu fark cennet- cehennem farkıdır.

Her yönden uyumlu; kanatlanırsın, bir uyumlu bir uyumsuz; aydınlanırsın, genelde uyumsuz; güzelce arınırsın. Kaybedeni var mı ki bu filmin?

İLMİ HAZMETMEK

“Rabbiş rahli sadriy ve yessirliy emri.” Göğsümü genişlet (hazım ver), işlerimi kolaylaştır.

Yemek mideye inmeden, ilim uygulamaya geçmeden hazmedilemez.

Hazmedilmeyen yemek gurultu, hazmedilmeyen bilgi kuruntu yapar.

Yemeğin hazmı ağızda başlar. Çiğneme, hazmın ön şartı. Bilgiyi doğru anlamak ilmi hazmın esası. Geleni geldiği gibi anlama çabasında mısın?

Hazım için yemeği tekrar tekrar çiğnemek aklına yatıyor da Esma tekrarıyla (zikir) beyinde açılımlar gelişeceği neden aklına yatmıyor?

SAKLI KUDRET; SAMİMİYET

Niceleri şiir okudu yıllarca. İbrahim Sadri okuyunca ilgi patladı. Neden? Çünkü o, redif kafiye derdi olmadan “Buzdolabını ayağıyla kapadı.”

Niceleri çalıp söyledi, türkülere ruh vermeye uğraştı.”Göğül Dağı” “Gendim ettim,gendim buldum” diyen Neşet Ertaş kadar kimse gönle girmedi.

Nice Alim ve Filozof geçti dünyadan. Unutuldular zamanla. Tam 7 asır geçti, Köylü Yunus, Kasabalı Hacı Bektaş, Kentli Mevlana hala ayakta!

“Mış gibi yaşamak” diyor modern gelişimciler. “Örtünmek” diyor ilim sevenler. “Nabza göre şerbet” diyor tilki benlikler. Ya hiçbiri diyen?

Kınanma, yanlış anlaşılma,dışlanma,yadırganma,eleştirilme,etiketlenme vb korkuları aşarak sırf “Kendi olma” iradesini yaşamaktır Samimiyet.

Bakışında “Ben- Sen- O” şirki kalkmış, özde birliği yaşadığı için muhatabına da duruşuyla “Biz” lik bilinci yaşatabilenler; Samimilerdir.

Kendine bile itiraf edemediğini ona dillendirebiliyor, üstelik bunu yapmana sen dahi hayret ediyorsan; bil ki aynan Samimi bir gönüldür.

Çoğunluk “Hesabî” tutumla hayatı kendine cehennem ederken “Hasbî” duruşla ateşi bile serin- selamet eyleyen Samimiler, daim huzurdadırlar.

Sınav heyeti torpil tercihinde zorlanıyordu. Referans? dedi Bşk. “Kendimim! Alırsanız sevinir, almazsanız gücenmem” dedi. Samimiydi. Aldılar.

Türkçesi Samimiyet, Kur’ancası İhlas. İhlasın kökeni? Çiçek özlerinden yapılan süzülmüş bal. Bal, bal şerbeti ve Rasülüllah… Düşün!

Rabbin bal arısına vahyetti (Nahl-68) Rabbi; bal özü dermek üzere yaşayan, Ben’e değil Biz’e odaklanan samimi kişiye gerçeği açar, desek mi?

“Hiç bir şey” olmadığının fakrında, “Her şey” olduğunun farkında olanlardır Samimiler.

Beklentisiz ve Riyasız Samimiler; doğal hürmet, tabii sevgi, hakiki ilgi görür çevrelerinden. Cenazeleri de omzumuzda taşımıyor muyuz?!