Kur’an Çözümünde Kavramlar- 28

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 28

“ NANKÖRLÜK ”

A- ÖN OKUMA

İçinde Nankörlük (“Küfür” ve “Kâfir”) içeren ayetler çerçevesinde 28. kavram çalışmamız yeni bir tefekkürle daha sürüyor. 

1- AYETLER

BAKARA

276-) Allâh ribayı (gelirini) mahveder, sadakayı (gelirini) ise arttırır! Allâh, suçlarında ısrar eden nankörlerin hiçbirini sevmez.

HUD

9-) Andolsun ki, eğer insana bizden bir rahmet tattırsak da sonra onu ondan çekip alsak, muhakkak ki o çok umutsuzluğa düşer ve çok nankör olur.

İBRAHİM

7-) Ve hani (hatırlayın ki) Rabbiniz ilan etmişti: “Andolsun, şükrederseniz artıracağım… Şayet nankörlük ederseniz, muhakkak ki azabım kesinlikle şiddetlidir.”

8- Musa dedi ki: “Şayet siz ve tüm arzdakiler küfür (hakikati inkâr, nankörlük) etseniz, (iyi bilin ki) Allâh elbette Ğaniyy`dir, Hamiyd`dir.”

NAHL

55-) Kendilerine verdiğimize nankörlük etmek için (böyle yaparlar)… O hâlde zevklenin… Yakında bileceksiniz.

112-)  Allâh bir şehri misal verdi: Güvenli ve mutlu idi… Onun yaşam gıdası her taraftan bol bol geliyordu… Fakat o (halk) Allâh nimetlerine nankörlük etti (Sünnetullâh gereği perdelilik oluşturan, fiiller yaptı)… Allâh da kendilerine yapıp-ürettikleri dolayısıyla açlık ve korku libasını tattırdı.

İSRA

26-) Yakınlara hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışa da… (Fakat) ölçüsüz de dağıtma!

27-) Değer bilmedikleri için boş yere saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir! Şeytan ise Rabbinin nimetine nankörlük edenlerden oldu!

67-) Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O`ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu… Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz… İnsan çok nankördür!

69-) Yoksa sizi o denize tekrar döndürüp, üzerinize bir kasırga göndermesinden ve böylece nankörlüğünüzün sonucu olarak sizi suda boğmasından emin mi oldunuz? Sonra kendinize, bize kafa tutacak birini de bulamazsınız!

HAC

38-) Muhakkak ki Allâh iman edenlere sahip çıkar! Muhakkak ki Allâh hiçbir hain (emanete ihanet eden) ve nankörü (verileni değerlendirmeyeni) sevmez!

ŞUARA

18-)  (Firavun) dedi ki: “Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi?

Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?”

19-) “Bir de o fiili işledin! (Firavun`un halkından birini öldürmek)… Sen nankörlerdensin!”

20-) (Musa) dedi ki: “O filli işlediğimde ben ne yaptığımın farkında değildim.”

21-) “Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim… Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasûllerden kıldı.”

NEML

40-)  Hakikat Bilgi`sinden bir ilim olan (Esmâ kuvvesiyle tahakkuk etme özelliği olan, tecelli-i sıfat) kimse de dedi ki: “Gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm”… (Süleyman) tahtı önünde yerleşmiş görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır… Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemesidir… Kim şükreder ise şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ğaniyy`dir, Keriym`dir.”

ANKEBUT

66-) Kendilerine verdiklerimize (hakikatlerindeki kuvvelere) nankörlük yapsınlar ve (geçici şeylerden) faydalansınlar diye (şirke dönerler)! Yakında anlayacaklar!

67-) Görmediler mi ki, onların çevresinden insanlar çekilip alınırlarken güvenli bir Harem kıldık… Bâtıla (kendilerinin bedenden ibaret olup, vefat ederek yok olacaklarına) iman edip, Allâh nimetini (nefslerindeki El Esmâ kuvvelerini) inkâr ederek nankörlük yapmıyorlar mı?

68- Allâh üzerine yalan uydurandan yahut kendisine Hak olarak (Rasûl) geldiğinde bunu yalanlayandan daha zâlim kimdir? Hakikat bilgisini inkâr edenlerin yaşam ortamı, cehennemde değil midir?

RUM

33-) İnsanlara bir sıkıntı dokunduğunda, O`na yönelenlerden olarak Rablerine dua ederler… Sonra onlara kendinden bir rahmet tattırırsa, bir de bakarsın ki onlardan bir fırka Rablerine şirk koşuyorlar.

34-) Kendilerine verdiklerimize nankörlükleri açığa çıksın diye… Hadi (geçici şeylerden) zevklenin bakalım; yakında bileceksiniz.

51-) Andolsun ki eğer bir rüzgâr irsâl etsek de onu sararmış görseler, ondan sonra elbette nankörlüklerine dönerler.

52-) Muhakkak ki sen (bilgisizce kendini toprakta yok olup gidecek beden sanan) ölülere işittiremezsin; (Hakk`a) arkalarını dönüp gittiklerinde sağırlara da işittiremezsin!

LUKMAN

32-) Onları kara bulutlar gibi bir dalga kapladığında, inançlarını sadece O`na hâlis kılarak Allâh`a dua ederler… Onları karaya (çıkarıp) kurtardığımızda, onlardan bazısı orta yolu tutar. İşaretlerimizi çok gaddar ve çok nankör olandan başkası bile bile inkâr etmez.

SEBE’

16-) Onlar yüz çevirdiler… Bu yüzden onlara Arım Seli`ni irsâl ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hâle dönüştürdük.

17-) Küfür (nankörlük) etmeleri ile onları işte böyle cezalandırdık… Nankörlük edenlerin karşılığı budur!

FATIR

36-) Hakikat bilgisini inkâr edenlere gelince, onlar için cehennemî yanış vardır… Ne onlara ölümle hükmedilir ki ölsünler ve ne de azaplarından hafifletilir… Her (hakikat bilgisine karşı) nankörlük edeni böylece cezalandırırız.

37-) Onlar orada (cehennemde) feryat ederler: “Rabbimiz! Bizi (bu şartlarımızdan) çıkar ki önceden yaptıklarımızdan farklı olarak esas yapılması gerekli olanları yapalım”… (Cevap verilir:) “Sizi, düşünme kapasitesi olan birinin, düşünebileceği kadar bir ömürle yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi! O hâlde şimdi tadın (kendinize hazırladığınızı)! Zâlimler için bir yardımcı yoktur.”

38- Muhakkak ki Allâh semâların (Esmâ hakikatinden gelen beyindeki kapasitenin) ve arzın (beyindekilerin) gaybını bilendir… Şüphesiz ki O, sadırların (derûnlarınızın) zâtı (hakikati) olarak Aliym`dir.

39-)  “HÛ” ki sizi arzda halifeler olarak meydana getiren (hilâfet özelliği; meydana getirilmiştir, yaratılmamıştır. Bu ince ve derin düşünülmesi gereken bir konudur. A.H.)… Kim nankörlük eder (birimsel, bedensel zevkler ve kabuller uğruna halifeliğini örter) ise, onun (hakikatini) inkârı kendi aleyhinedir! Hakikat bilgisini inkâr edenlere bu inkârları Rableri indînde şiddetli gazap yaşatmaktan başka bir şey artırmaz! Hakikat bilgisini inkâr edenlere inkârları hüsrandan başka bir şey eklemez!

ZÜMER

7-) Eğer küfür (nankörlük) ederseniz (insanlığınızı – yeryüzünde {bedende} halifeliğinizi {`B`illah işareti doğrultusunda Esmâ kuvveleriyle tasarruf gücünüzü} değerlendirip şükretmezseniz; hakikatinizden perdelenirseniz), muhakkak ki Allâh sizden Ğaniyy`dir! (Allâh) kulları için küfre (nankörlüğe; fıtratlarını zayi etmelerine, kaybolmalarına) razı olmaz! Eğer şükrederseniz (değerlendirirseniz), sizin için ona razı olur… Hiçbir kimse, bir başkasının vebalini yüklenmez! Sonra dönüşümünüz Rabbinizedir! Sizde yaptıklarınızın sonucunun ne olduğunu açığa çıkaracaktır… Muhakkak ki O, içinizdekilerin (bilinç ve şuurunuzun) Zâtı (hakikati) olarak Aliym`dir (sakladıklarınızı da, her şeyinizi de tam bilen).

ŞURA

48- Eğer yüz çevirirlerse (keyifleri bilir); seni onlara bekçi olarak irsâl etmedik! Sana düşen yalnızca bildirimdir! Doğrusu insana bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla mutlu olur… Eğer ellerinin getirisi dolayısıyla kendilerine bir belâ isâbet ederse, muhakkak ki insan çok nankördür!

ZUHRUF

15-) O`na, O`nun kullarından bir cüz kıldılar (Ehad`üs Samed oluşunu inkâr ile onu cüzlerden oluşmuş kabul ederek çocuğu olduğunu ileri sürdüler)… Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür!

KAF

24-) (Denilir): “Her inatçı hakikati reddedici nankörü, atın Cehennem`in içine!”

KAMER

13-) Onu (Nuh`u) tahta ve çivilerle oluşmuş (tekne) ile taşıdık.

14-) (Tekne) gözetimimizde akıp gidiyordu. Nankörlük edilene (Nuh`a) bir ceza olmak üzere!

15-) Andolsun ki onu (tekneyi insanlar için) bir işaret olarak (geride) bıraktık! Düşünen yok mu?

MÜZZEMMİL

16-) Firavun o Rasûle âsi oldu da onu kahredici tutuşla yakalayıverdik!

17-) Eğer (hakikatin bildirimine) nankörlük ederseniz, gençleri saçı ağarmış ihtiyar kılan o süreçte nasıl korunursunuz?

18-) Semâ onunla yarılır! O`nun vaadi gerçekleşmiştir!

19-) Muhakkak ki bu bir tezkiredir (hatırlatıp düşündürtme)! Dileyen Rabbine (erdiren) yol edinir!

ADİYAT

6-) Gerçektir ki insan Rabbine karşı elbette çok nankördür!

7-) Kesinlikle kendisi de buna şahittir!

8- Kesinlikle onda zenginlik sevgisi çok şiddetlidir!

2- KONUYLA ALAKALI ESMALAR:

EL ĞANİYY… Esmâ’sının işaret ettiği özelliklerle sınırlanıp kayıtlanmayan ve o vasıflarla etiketlenmekten dahi münezzeh olan; “Ekberiyeti” dolayısıyla! Esmâ’sıyla sayısız sınırsız zengin olan!

EL HAMİYD… Açığa çıkardığı evrensel kemâlâtı “Veliyy” ismi kapsamında açığa çıkardığı âlem sûretlerince seyredip değerlendirendir! Hamd yalnızca kendisine aittir!

EL KERİYM… Öylesine cömert ki, kendisini inkâr ile açığa çıkanlara dahi sayısız nimetlerini bağışlamakta. “OKU”mak yani “İKRA” ancak O’nun keremiyle bir birimde açığa çıkabilir. Her birimin hakikatinde yer almakta.

EL ALİYM… “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

3- ESERLERDE NANKÖRLÜK

- Değerlendiriniz ki, nankörlerden olmayasınız!.

- Nankörlerin de varacağı bir menzil vardır ki, adına “hüsran”derler!.

- Geldiğin yere, sahip olduğun ilme, kiminle eriştiğini idrâk edemiyorsan, adın nankörlerle  beraber  anılacaktır.

- Nankörlük, insansıların en belirgin özelliğidir!. 

- Nankörlüğü kime yaptığının idrâkında olmayanlar bir gün bunu pek acı bir şekilde öğreneceklerdir; ki artık telâfisi de mümkün olmayacaktır!.  

- Nankörler yaratılmasaydı şükredenlerin değeri olmazdı. 

- Nankörlük, değerini bilmemek veya değerlendirememektir! (Dosttan Dosta)

ALLAH nankörleri sevmez!… Biz bunu genelde nasıl anlarız? Eğer birisi bize bazı nimetler ulaştırmışsa, biz de onun ulaştırdığı bu nimetin kıymetini bilmemiş, ona şükretmemiş, onu inkâr anlamına gelecek fiil veya hâl içinde olmuşsak, bunu nankörlük olarak nitelendiririz. Oysa “ALLAH nankörleri sevmez” hükmü üstte anlattığımızın derininde şu anlamı da ihtiva etmektedir… ALLAH kulunun derûnuna bahşetmiş olduğu sıfat ve esmasının kadir kıymetinin bilinmesini ve bunun değerlendirilmesini istemektedir. Kim ki bilinç boyutunun hakikati olan bu sıfat ve esma mertebesinin hakkını vererek yaşamazsa; kendini beden kabul edip bunun sonucu olarak da bedensel dürtüleri, istek ve arzuları doğrultusunda yaşamını sürdürürse; sanki varoluşundan amaç bedenini ve bedensel zevklerini tatmin etmek gibiymişçesine fiillerine yön verirse, o nankörlerden olmuş olur! (İnsan ve Din)

Ey Rasûlü inkâr eden, “bana Kurân yeter hadislerle işim yok” diyen nankör; sil bakayım hafızandaki, Rasûllullah’tan sana ulaşanların hepsini; bakalım ne konuşabileceksin Kurân veya hadîs veya bunlara dayanan ilimler hakkında?!. Kendisini aydınlatan ve ona bilmediklerini öğreten; ismi “ALLAH” olanı tanıtan ve “sünnetullah”ı bildirene yapılan nankörlük; bunun karşılığını, ebediyen o gerçeklerin müşahade ve yaşamına karşı perdelilikle alır!. Bu da dışardan bir tanrının veya varlığın cezalandırması şeklinde değil; Özündekinin, kendisine, elleriyle yaptıklarının karşılığını vermesi şeklinde gelişir!. Bu durum, “sünnetullah” gereği beyindeki bir kilitlenmenin sonucudur. Her kişi, inkâr ettiğine karşı kendini otomatik olarak kilitler!. “Sünnetullah” konusuna bir başka yazıda açıklık getireceğiz inşallah.

Rasûlullah aleyhisselâmı, postacı peygamber olarak değerlendiren nankörler, yolun en başından, kendi zanlarına sapmış oldukları için, daha sonraki aşamaları zaten değerlendirme imkânı ile karşılaşamazlar. (İVD)

Ya Rabbî… Birbirimizle uğraşmakla ömrü heder edip, hakikatten gâfil olarak bu dünyadan ayrılmaktan bizi koru!… Bize, sevdiklerinde açığa çıkardığın fiil ve davranışları nasip et!.. Nimetlerinle beslenip, palazlandıktan sonra nankörlerden olmaktan arındır!.. Küfrün ve şükrün, kime ve niye olduğu, hakikatını idrak ettir!.. Hükmüne ve takdirine razı olarak yaşamayı ve bu imanla ölmeyi nasip et!. (İslamın Temel Esasları)

ŞÜKÜR, nimeti veren olarak görmektir! Verenin ardında bir veren düşünmek ise ŞİRK! NANKÖR, ilmin gereğini yaşamayandır!. (Mesajlar)

Şükredenin, elindeki nimet artar; nankörlük eden, zaten elindekini terkeder!. Hiç bir değer yerde kalmaz; elbet değerlendirecek olanını bulur!. Aynaya bak ve kendin hakkında gerçeği itiraf et… Sonra da geleceğini gör! Şükredenlerden misin; yoksa nankörlerden mi? (Mesajlar)

Allah Rasûlü, ALLAH Adıyla İşaret Edilen’in yaratmış olduğu SİSTEM ve Düzenin işleyiş mekanizmasına bağlı olarak, gereken bilgileri sana duyurmuş… Senin, bu bilgileri değerlendirip, gereği şekilde yaşaman, sana Allah hidâyetinin ve Rasûl Şefaatinin ulaşması demektir.. Bu ilmin gereğini uygulaman, ilmi değerlendirmen demektir ki, bu da hâl ile şükür demektir!. Aksi ise nankörlüktür!… Nankörlük, değerini bilmemek veya değerlendirmemektir!. (Sistemin Seslenişi)

NANKÖR! Bu kelime kendisine verileni değerlendirmeyip, eline geçeni tepen, kadir kıymet bilmeyenler için kullanılır. Bana denildiği gibi! Nankörlerin alacağı en büyük ceza, nimetin ulaştığı kapının kapanmasıdır!… Kapıyı kapatan da o nimeti veren değil; o nimeti önemsememesi, değerli bulmaması sebebiyle kendisidir!. Nankör, kendine eder!. İlmi değerlendirmeyen nankörler, kendi kendilerini, o ilimden ebeden mahrum kalarak cezalandırırlar!. “Kur’ân” en büyük nimettir bize, Allah Rasûlü tarafından ulaştırılan!. Kur’ân ’ı, anlamını düşünmeden, yalnızca teyp çalar gibi seslendirerek, tekrar etmek; içindeki evrene geçmemek en büyük nankörlüktür!. (SS)

Dengesizin alâmetidir fitneci olmak… Dengesizin alâmetidir dedikodu-gıybet yapmak… Dengesizin alâmetidir nankörlük! (SS)

“Veli”den Kur’ân ‘ın cevâz vermediği haller sâdır olmaz!. “Veli”, dedikodu, gıybet yapmaz, insanları çekiştirmez; nankörlük yapmaz!. (SS)

Risâlet Nurunu değerlendirelim… “NUR” ilimdir!. Böylece de şükredenlerden olalım; nankörlük edenlerden olmaktan sakınarak. (Yenilen)

B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE NANKÖR- NANKÖRLÜK TANIMLARI:

-  Suç, günah ve yanlışında ısrar eden

-  Riba yiyen, tefecilik eden.

-  Nimete erişince sevinip nimet elinden çıkınca ümitsizliğe düşen.

-  Nimeti; verileni değerlendirmeyen.

-  Nimeti değerlendirmediği için kendi azabını kendi elleriyle tetikleyen.

-  Sünnetullâh gereği perdelilik oluşturan, fiiller yapan.

-  Nimeti saçıp savuran, israf edenler.

-  Hakikatindeki kuvvelere sırt dönüp geçici şeylere yönelmek, böylece şirke kapı açmak.

-  Özündeki, nefsindeki El Esmâ kuvvelerini inkar etmek.

-  Kendini beden sanmak, ölümlü sanmak.

-  Hakikat Bilgisini kabul etmeyen.

-  Birimsel, bedensel zevkler ve kabuller uğruna halifeliğini örtmek.

-  Fıtratını zayi etmek {Yaratılış amacı dışına yönelmek}

-  Allah’ın çocuk edindiğini savunmak.

2- ESERLERDE NANKÖRLÜK TANIMLARI:

-  İlmin ve Nimetin değerini bilmemek, değerlendirememek.

-  Üzerinde emeği olanların kıymetini idrak edememek.

-  İnsansıların temel özelliği.

-  Şükredenlerin şükrü fark edilsin diye yaratılmış olanlar.

-   Bilinç boyutunun hakikati olan sıfat ve esma mertebesinin hakkını vererek yaşamayan; kendini beden kabul edip bunun sonucu olarak da bedensel dürtüleri, istek ve arzuları doğrultusunda yaşamını sürdüren; sanki varoluşundan amaç bedenini ve bedensel zevklerini tatmin etmek gibiymişçesine fiillerine yön veren.

-   Rasülü inkar eden “Kur’an bana yeter, hadislerle işim yok” diyen.

-   Kendisini aydınlatan ve ona bilmediklerini öğreten;ismi “ALLAH” olanı tanıtan ve “Sünnetullah”ı bildirene itiraz eden.

-   Rasûlullah aleyhisselâmı, postacı peygamber olarak değerlendiren.

-   İlmin gereğini yaşamayan.

-   Kur’ân ’ı, anlamını düşünmeden, yalnızca teyp çalar gibi seslendirerek, tekrar etmek; içindeki evrene geçmemek.

-  Dedikoduculuk, Fitnecilik; Dengesizlik.

-  Risalet Nuru olan ilmi değerlendirememek.

3- AYETLERDE NANKÖRLÜĞE DAİR ANLAM VE AÇILIMLAR:

Allah nankörleri sevmez. Allâh ribayı (gelirini) mahveder, sadakayı (gelirini) ise arttırır! Allâh, suçlarında ısrar eden nankörlerin hiçbirini sevmez. (Bakara 276)

Muhakkak ki Allâh iman edenlere sahip çıkar! Muhakkak ki Allâh hiçbir hain (emanete ihanet eden) ve nankörü (verileni değerlendirmeyeni) sevmez! (Hac-38) (Allah’ın birilerini sevmemesi ne demek?)

Ümitsizlik Allah’a nankörlüktür. Andolsun ki, eğer insana bizden bir rahmet tattırsak da sonra onu ondan çekip alsak, muhakkak ki o çok umutsuzluğa düşer ve çok nankör olur. (Hud- 9)

Nankörlük görünce Ganiy ve Hamiyd olana sığınmak gerekir. (Ne demektir acaba?) Musa dedi ki: “Şayet siz ve tüm arzdakiler küfür (hakikati inkâr, nankörlük) etseniz, (iyi bilin ki) Allâh elbette Ğaniyy`dir, Hamiyd`dir. (İbrahim- 8)  Hakikat Bilgi`sinden bir ilim olan (Esmâ kuvvesiyle tahakkuk etme özelliği olan, tecelli-i sıfat) kimse de dedi ki: “Gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm”… (Süleyman) tahtı önünde yerleşmiş görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır… Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemesidir… Kim şükreder ise şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ğaniyy`dir, Keriym`dir.” (Neml-40)

Sıkıntı anında Rabbine yöneliş, sıkıntı geçince yüz çevirmek nankörlük ve azap sebebidir.  Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O`ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu… Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz… İnsan çok nankördür! Yoksa sizi o denize tekrar döndürüp, üzerinize bir kasırga göndermesinden ve böylece nankörlüğünüzün sonucu olarak sizi suda boğmasından emin mi oldunuz? Sonra kendinize, bize kafa tutacak birini de bulamazsınız! (İsra 67/69) İnsanlara bir sıkıntı dokunduğunda, O`na yönelenlerden olarak Rablerine dua ederler… Sonra onlara kendinden bir rahmet tattırırsa, bir de bakarsın ki onlardan bir fırka Rablerine şirk koşuyorlar. Kendilerine verdiklerimize nankörlükleri açığa çıksın diye… Hadi (geçici şeylerden) zevklenin bakalım; yakında bileceksiniz. (Rum-33/34) Andolsun ki eğer bir rüzgâr irsâl etsek de onu sararmış görseler, ondan sonra elbette nankörlüklerine dönerler. (Rum- 51) Onları kara bulutlar gibi bir dalga kapladığında, inançlarını sadece O`na hâlis kılarak Allâh`a dua ederler… Onları karaya (çıkarıp) kurtardığımızda, onlardan bazısı orta yolu tutar. İşaretlerimizi çok gaddar ve çok nankör olandan başkası bile bile inkâr etmez. (Lokman- 32) Onlar yüz çevirdiler… Bu yüzden onlara Arım Seli`ni irsâl ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hâle dönüştürdük. Küfür (nankörlük) etmeleri ile onları işte böyle cezalandırdık… Nankörlük edenlerin karşılığı budur! (Sebe’ 16-17)

Firavun, Risalet açılan Musa’ya nankörsün der. (İçselde nedir bu?)  (Firavun) dedi ki: “Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi? Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?” “Bir de o fiili işledin! (Firavun`un halkından birini öldürmek)… Sen nankörlerdensin!” (Musa) dedi ki: “O filli işlediğimde ben ne yaptığımın farkında değildim.” “Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim. Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasûllerden kıldı.” (Şuara 18/21)

Ölümü bir yok oluş saymak, yaşamı sadece dünyadan ibaretmiş gibi algılamak nankörlüktür. Görmediler mi ki, onların çevresinden insanlar çekilip alınırlarken güvenli bir Harem kıldık… Bâtıla (kendilerinin bedenden ibaret olup, vefat ederek yok olacaklarına) iman edip, Allâh nimetini (nefslerindeki El Esmâ kuvvelerini) inkâr ederek nankörlük yapmıyorlar mı? (Ankebut- 67)

Hakikat bilgisini inkâr ebedi yanış; stres- bunalım- kaygı- üzüntü- vehim demektir. Hakikat bilgisini inkâr edenlere gelince, onlar için cehennemî yanış vardır… Ne onlara ölümle hükmedilir ki ölsünler ve ne de azaplarından hafifletilir… Her (hakikat bilgisine karşı) nankörlük edeni böylece cezalandırırız. (Fatır- 36)

Halife boyutunu unutup kendini beşer kabul edip buna göre yaşamak nankörlüktür. “HÛ” ki sizi arzda halifeler olarak meydana getiren (hilâfet özelliği; meydana getirilmiştir, yaratılmamıştır. Bu ince ve derin düşünülmesi gereken bir konudur. A.H.)… Kim nankörlük eder (birimsel, bedensel zevkler ve kabuller uğruna halifeliğini örter) ise, onun (hakikatini) inkârı kendi aleyhinedir! Hakikat bilgisini inkâr edenlere bu inkârları Rableri indînde şiddetli gazap yaşatmaktan başka bir şey artırmaz! Hakikat bilgisini inkâr edenlere inkârları hüsrandan başka bir şey eklemez! (Fatır- 39)

Kendini beden kabul eden, kendi eliyle kendini gerçeğe ebediyen kilitlemiştir. Eğer küfür (nankörlük) ederseniz (insanlığınızı – yeryüzünde {bedende} halifeliğinizi {`B`illah işareti doğrultusunda Esmâ kuvveleriyle tasarruf gücünüzü} değerlendirip şükretmezseniz; hakikatinizden perdelenirseniz), muhakkak ki Allâh sizden Ğaniyy`dir! (Allâh) kulları için küfre (nankörlüğe; fıtratlarını zayi etmelerine, kaybolmalarına) razı olmaz! Eğer şükrederseniz (değerlendirirseniz), sizin için ona razı olur… Hiçbir kimse, bir başkasının vebalini yüklenmez! Sonra dönüşümünüz Rabbinizedir! Sizde yaptıklarınızın sonucunun ne olduğunu açığa çıkaracaktır… Muhakkak ki O, içinizdekilerin (bilinç ve şuurunuzun) Zâtı (hakikati) olarak Aliym`dir (sakladıklarınızı da, her şeyinizi de tam bilen). (Zümer- 7)

Cüzlerden oluşmuş bir bütün olarak Allah’ı düşünmek nankörlüktür. (Başka ne gibi işaretleri olabilir?) O`na, O`nun kullarından bir cüz kıldılar (Ehad`üs Samed oluşunu inkâr ile onu cüzlerden oluşmuş kabul ederek çocuğu olduğunu ileri sürdüler)… Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür! (Zuhruf-7)

Nankörlüğe uğrayan mutlaka zorluk anında bir kolaylık ve ihsanla desteklenir Rabbi tarafından. (Tekne) gözetimimizde akıp gidiyordu. Nankörlük edilene (Nuh`a) bir ceza olmak üzere! (Kamer- 14)

Hakikat bilgisini inkâr; korunma melekesini kapatır. Eğer (hakikatin bildirimine) nankörlük ederseniz, gençleri saçı ağarmış ihtiyar kılan o süreçte nasıl korunursunuz? (Müzzemmil-17)

Zenginlik sevgisi insanı Rabbine nankör eder. / Nankör, gafil değildir, aksine yaptığı nankörlüğün bilincindedir. Gerçektir ki insan Rabbine karşı elbette çok nankördür! Kesinlikle kendisi de buna şahittir! Kesinlikle onda zenginlik sevgisi çok şiddetlidir! (Adiyat- 6/8)

C- SONUÇ:

NANKÖRLÜK TEFEKKÜRÜ

Firavun Musa’ya nankörsün demiş. Elimizde büyüttük seni, demiş.

Sen, kendi hakikatine yöneldiğinde içinden vesvese halinde; dışından eş, dost, akraba, arkadaş suretinde nankör suçlamasına muhatap olacağını düşünmüş müydün hiç? Beşerin dünyası kesret. Kalabalıklar, ilşkiler, temaslar, bağlar. Sense özüne yöneldin şimdi. Bırakırlar mı? “Bize vakit ayırmıyorsun” dan tut da “Üzerinde ne emeklerimiz var arayıp sormuyor” a kadar bir dizi laf işitmeye hazır mısın?

Ya içinden? Esas içindeki hain seslenecek. ”Çok fazla değil mi bunca zikir?” “Çok oruç tutmadın mı, bak kemiklerin çıktı?” “Okumaktan gözlerin bozulacak!” “Hem sen iyi bir kulsun, sokaklar günah galerisi, millet gırtlağına kadar günaha, harama batmış, sen bayağı iyisin, yetiversin bunca ibadet. Hem ölçülü olmak da lazım, di mi ama?”

Bunları kim duymuş? Kendisine Risalet açılan Musa! Yani, hakikatine dönen, gerçeğe dair algılamaları açılan, bilgisi değişen her insan bunları içinden de dışından da duyacak dostum.

Çok mu bunaldın? Ümitlerin, ideallerin kırıldı öyle mi? Hiçbir şey düzelmez artık diyorsun.

Nefes alıyor, aklediyorsun. Ecelim gelse canımı alır diyorsun. Almamışsa, ümit var olmak gerek. Sahi niye ümit keser insan? Hayal balonu gerçeğin atmosferinde patlayınca. İyi de gülüm kim dedi sana balona yapış. Yerde yürümek neyine yetmedi? Yeri (bedenini- dünyanı- bilincini) yeterince keşfettin mi ki göğe ( üst boyut sorgulamalarına)  balon yolmaya (hakikati kendine mal edip benlik zevkine dalmaya) çıktın?! Koca Yunus ne demiş?

Ben ayımı yerde buldum, ne işim var gökyüzünde?

Benim yüzüm yerde gerek, bana rahmet yerden yağar!

Ayaklarının bastığı yere şükreden, kendini tanımaya gayret eden uçmaya kalkmaz. Uçmaya kalkmazsa da balonu patlayıp ümitsizliğe düşen nankörlerden olmaz.

Nankörlük görünce Ganiy ve Hamiyde, Ganiy ve Keriyme sığınmak ne demek?

Ne zaman bir konuda ailece bunalsak annem “Sabahın sahibi var, sabah olsun hayır bize gelsin” derdi. Kısıtlanıp sıkıştın mı? Sıkışan bedeni kimliğin. Şuursal halife yanın sıkışmaktan da darlıktan da münezzeh. Çok zengin çok. Değerlendirmelerin yaktı mı seni? Değerlendiren Hamiyd olan Allah’tır. Geri çekil, Allahça bakmayı dene konuya. Hiç çözemezsen şuna şükret. Ölüm var azizim. Sistemde kimsenin hakkı kimsede kalmayacaksa, hesap anında görülüyorsa, bedel adil olan Allahça bi hakkın verilecekse ne gam? Keriymdir Halife boyutun. Cömerttir, yönel ona.

Kadının çocuğu diş çıkarmış. Sütten kesecek, çocuk gıda almaya başlayacak. Bey hamal. Çok çok fakir. Bey demiş dişleri de çıktı, ne yapacağız? Bey demiş ki; “Dişleri veren düşünsün. O bizi bırakmaz hanım, üzülme!”

Cömerttir Rabbin. Yeter ki yönel sen.

Cüzlerden oluşmuş bir bütün olarak Allah’ı düşünmek nankörlükmüş. Ne demek bu? Hem kimse Allah’ı artık cüzlere de bölmüyor. O halde nasıl anlayacağız.

Sen- ben; öteki- beriki, iç- dış, düşman- dost, yakın- uzak, vatan- sıla, benim fikrim- onun fikri vb diye hayatı bölen kim? Ne yapmış oldun? Varlığı cüzlere böldün? Allah’ı cüzler diye anlamak bu işte. Şirkin dik alası! Nankörlüğün zirvesi. Bedeli mi? İşte şu an ki halimiz.

Allah’a çocuk atfetmek de nankörlükmüş. Ne demek mi? Kızın, oğlun, anan, baban  yok mu? Halife olan, Tek olan, Yalnız olan gerçek HUviyetine; ana baba, kardeş, eş, dost, çoluk çocuk ilavesi yaparak güya kimlik oluşturdun! Hristiyanlara atma topu dotum. Bu halinle Allah’a çocuk atfeden nankör sensin, benim, biziz!…

Konuya dair ne görebilmişsem serdim işte. Ötesini de sen sorgula.

Nankörlerden olmaktan sığınalım Allah’a.