Kur’an Çözümünde Kavramlar- 29

Kur’an Çözümünde Kavramlar- 29

“ Ş Ü K R E T M E K”

A- ÖN OKUMA

İçinde Şükür geçen ayetler çerçevesinde 29. kavram çalışmamız yeni bir tefekkürle daha sürüyor.

1- AYETLER

BAKARA

158-) Safa ve Merve, Allâh işaretlerindendir. Kim hac veya umre niyetiyle El Beyt`i (Kâbe) ziyaret ederse, onları da (Safa – Merve) tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Kim hayır olması için daha fazlasını yaparsa, Allâh (varlığındaki Esmâ mertebesinden) Şakir`dir (yapılanları fazlasıyla değerlendiren), Aliym`dir.

ALÜ İMRAN

144-) Muhammed, Rasûlden başka bir şey değildir. Ondan önce de Rasûller gelip geçti. Şimdi o ölse veya öldürülse, siz (inancınızdan – davanızdan) geri mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allâh`a hiçbir zarar veremez! Allâh şükredenleri cezalandıracaktır (değerlendirenlere bunun getirisini yaşatacaktır).

145) Varlığındaki Allâh Esmâ`sının oluşturduğu (“B”iiznillâh) değişmez programı (kitaben müeccela) elvermedikçe hiç kimse ölmez! Kim dünyanın nimetlerini isterse, ona dünyada veririz. Kim de sonsuz gelecek sürecinin nimetlerini arzu ederse, ona da ondan veririz. Biz şükredenlerin cezasını (karşılığını) veririz (değerlendirenlerin değerlendirmelerinin sonucunu yaşatırız).

NİSA

147-) Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allâh size niye azap etsin! Allâh Şakir`dir, Aliym`dir.

EN’AM

52-) “HÛ”nun vechini dileyerek, sabah akşam Rablerine dua edenleri yanından uzaklaştırma… Onların yaptıklarının sonucundan sana bir sorumluluk düşmediği gibi, senin yaptıklarının sonucundan da onlara bir şey düşmez ki onları uzaklaştırasın… (Bunu yaparsan) o takdirde zulmetmiş olursun.

53-) İşte böylece onların kimini kimiyle imtihan ettik, “Allâh aramızdan şunlara mı (bazı yoksul, dar gelirli kimselere) lütufta bulundu?” desinler diye… Allâh, değerlendirenleri daha iyi bilen değil midir?

ARAF

16-) “Yemin ederim ki, (yudillü men yeşau = dilediğine sapmayı yaşattırır; realitesince) beni sapıttırmanın sonucu olarak, onlara engel olmak için senin sırat-ı müstakimine oturacağım!”

17-) “Sonra andolsun ki, onlara önlerinden (hırslarını tahrik ederek – benliklerini yücelterek hakikati inkâra sürükleyerek), arkalarından (gizli şirke yönelterek – saptırıcı fikirlerle), sağlarından (senden alıkoyacak hayırları ilham ederek) ve sollarından (kötülükleri güzel – süslü göstererek) geleceğim… Onların çoğunluğunu, verdiklerini değerlendiren olarak bulamayacaksın!”

18-) Buyurdu: “Çık makamından; aşağılanmış ve (hakikatini yaşamaktan) uzaklaştırılmış olarak!.. Andolsun ki, onlardan kim sana tâbi olursa, kesinlikle bilin ki cehennemi topunuzla dolduracağım.”

YUNUS

22-) “HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allâh`ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.”

60-) Allâh hakkında yalan söyleyerek iftira edenler, kıyamet sürecini ne sanıyorlar? Muhakkak ki Allâh insanlara lütuf sahibidir… Fakat onların çoğunluğu şükretmezler (bunu Allâh nimetine lâyık şekilde değerlendirmezler).

NAHL

120-) Muhakkak ki İbrahim bir ümmet idi… Allâh`a itaatkârdı… Hanîf`ti (Allâh yanı sıra tanrı kabul etmeyen)… (O), müşriklerden (Allâh`a ortak koşanlardan) olmadı.

121-) O`nun nimetlerine şükredendi… (O), Onu seçmiş ve Onu sırat-ı müstakime yönlendirmişti.

79-) Biz Süleyman`ı bu konuda anlayışlı kıldık! Her birine bir hüküm ve bir ilim verdik. Davud da tespih ederken, dağları ve kuş cinsini hizmetine verirdik… Fâiller biz idik.

ENBİYA

80-) Ona (Davud`a), sizin için, savaş sıkıntılarınızdan sizi korusun diye, zırh yapma sanatını talim ettik… İmdi siz şükrediyor musunuz?

81-) Süleyman`a da fırtınayı boyun eğdirdik… Onun (Süleyman`ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.

82-) Onun (Süleyman) için denizin dibine dalan ve daha başka iş de yapan şeytanlardan da (Süleyman`a hizmet verenler vardı)… Biz onların bekçileriydik.

YUSUF

38-) “Ben, atalarım İbrahim, İshak ve Yakup`un milletine (tevhid dinine) tâbi oldum… Allâh`a herhangi bir şeyi (nefsim dâhil) ortak koşmamız bizim için olacak şey değildir! Bu hem bizim üzerimize ve hem de insanlar üzerine Allâh`ın fazlındandır. Fakat insanların çoğunluğu (bu hakikati değerlendirip) şükretmezler.”

İBRAHİM

37-) “Rabbimiz… Muhakkak ki ben, zürriyetimden bazısını senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim… Rabbimiz, salâtı ikame (sana yönelişlerinin getirisini) yaşasınlar diye! (O hâlde) insanlardan bazı hakikati idraka açık olan şuur sahiplerini, onlara meylettir ve kendilerini ilim ve marifetlerden rızıklandır… Tâ ki değerlendirsinler, şükretsinler.”

NEML
19-)Karıncanın sözünden dolayı tebessüm etti (Süleyman) ve şöyle dedi: “Rabbim… Bana ve ana-babama bahşettiğin nimete şükretmeme, razı olacağın sâlih amel yapmama beni muvaffak kıl ve (hakikatimdeki Rahıym isminden gelen) rahmetinle beni sâlih kullarının içine dâhil et.”

40-) Hakikat Bilgi`sinden bir ilim olan (Esmâ kuvvesiyle tahakkuk etme özelliği olan, tecelli-i sıfat) kimse de dedi ki: “Gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm”… (Süleyman) tahtı önünde yerleşmiş görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır… Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemesidir… Kim şükreder ise şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ğaniyy`dir, Keriym`dir.”

73-) Muhakkak ki senin Rabbin insanlara lütuf sahibidir… Fakat onların ekseriyeti şükretmezler.

74-) Muhakkak ki senin Rabbin onların içlerinde sakladığını da, açığa vurduklarını da bilir.

LUKMAN

12-) Andolsun ki biz Lukman`a, Allâh`a şükretmesi için Hikmet (sistemli düşünme aklı) verdik… Kim şükrederse, sadece kendi benliğine şükreder… Kim de inkâr ederse (hakikatindeki nimeti), şüphesiz ki Allâh Ğaniyy`dir, Hamiyd`dir.

13-) Hani Lukman oğluna, ona öğüt verirken dedi ki: “Ey oğulcuğum! Esmâ`sıyla hakikatin olan Allâh`a (benliğini – bedenini tanrı edinerek) şirk koşma! Kesinlikle şirk çok büyük bir zulümdür!”

14-) Biz insana, ana-babasını vasiyet ettik… Onun anası, onu zayıflık üstüne zayıflıkla yüklenip taşımıştır… Onun sütten kesilmesi de iki yıl içindedir… “Bana ve ana-babana şükret; dönüş banadır!”

FATIR

12-) İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır… Diğeri ise tuzludur, acıdır… Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız… O`nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.

YASİN

34-) Orada hurma ağaçlarından, üzümlerden bahçeler oluşturduk, orada pınarlar fışkırttık.

35-) Onun getirisinden ve ellerinin ürettiklerinden yesinler diye… Hâlâ şükretmezler mi?

71-) Görmezler mi ki, eserlerimiz arasında onlar için kurban edilebilir hayvanlar yarattık… Onlara mâliktirler.

72-) Onları (en`amı) bunlara boyun eğdirdik… Hem binekleri onlardandır ve hem de onlardan kimini yerler.

73-Onlarda kendileri için menfaatler ve içecekler vardır… Hâlâ şükretmezler mi?

ZÜMER

7-) Eğer küfür (nankörlük) ederseniz (insanlığınızı – yeryüzünde {bedende} halifeliğinizi {`B`illah işareti doğrultusunda Esmâ kuvveleriyle tasarruf gücünüzü} değerlendirip şükretmezseniz; hakikatinizden perdelenirseniz), muhakkak ki Allâh sizden Ğaniyy`dir! (Allâh) kulları için küfre (nankörlüğe; fıtratlarını zayi etmelerine, kaybolmalarına) razı olmaz! Eğer şükrederseniz (değerlendirirseniz), sizin için ona razı olur… Hiçbir kimse, bir başkasının vebalini yüklenmez! Sonra dönüşümünüz Rabbinizedir! Sizde yaptıklarınızın sonucunun ne olduğunu açığa çıkaracaktır… Muhakkak ki O, içinizdekilerin (bilinç ve şuurunuzun) Zâtı (hakikati) olarak Aliym`dir (sakladıklarınızı da, her şeyinizi de tam bilen).

65-) Yemin ederim ki, sana ve senden öncekilere de şu vahyolundu: “Kesinlikle, eğer şirk koşarsan, mutlaka yaptıkların boşa gidecek; muhakkak hüsrana uğrayanlardan olacaksın!”

66-) Hayır, sadece Allâh`a kulluk et ve şükredenlerden ol (kul olma nimeti ne demektir bunu değerlendir)!

MÜMİN

61-) Allâh ki, sizin için, geceyi onda sükûn bulasınız; gündüzü de görüp değerlendiresiniz diye yarattı! Muhakkak ki Allâh insanlara lütuf sahibidir… Ne var ki insanların çoğunluğu şükretmezler!

62-) İşte budur Rabbiniz Allâh, her şeyin Hâlık`ı! Tanrı yoktur; sadece “HÛ”! Nasıl (Hakk`tan) döndürülüyorsunuz!

CASİYE

12-) Allâh ki, O`nun lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için, hükmü olarak (Sünnetullâh`ı gereği) gemilerin (beyinlerin yaşamı) akıp gitmesi için, denizi (ilimleri) size (şuur) hizmetle işlevlendirdi!

AHKAF

15-) Biz insana ana-babasına güzel davranmasını vasiyet ettik. Onun anası onu zahmetle taşımış ve zorlukla doğurmuştur. Onun taşınması ve onun sütten kesilmesi otuz aydır… Nihayet olgunluğa ulaşınca ve kırk seneye erişince dedi ki: “Rabbim… Bana ve ana-babama lütfun olan nimetlere şükretmemi, razı olacağın yararlı fiiller yapmamı nasip et. Benim zürriyetime de salâhı nasip et… Ben sana tövbe ettim ve muhakkak ki ben Müslimlerdenim!”

VAKIA

69-) Onu beyaz bulutlardan siz mi inzâl ettiniz yoksa inzâl ediciler biz miyiz?

70-) Eğer dileseydik onu acı (bir su) kılardık… Şükretmeniz gerekmez mi?

İNSAN

3-) Muhakkak ki biz ona o yolu (aklını kullanarak iman etme yolunu) gösterdik. Ya şükredici olur (Rabbini değerlendirir), ya küfür (gerçeği red) edici!

2- KONUYLA ALAKALI ESMALAR:

EŞ ŞEKÛR… Verdiği nimeti çoğaltmak için o nimeti değerlendirten. Birimde verilen nimeti hakkıyla değerlendirerek “daha”sına açılmayı oluşturan. “Keriym” isminin özelliğini tetikler. Bu ismin özelliğinin kapalı kalması ise, birimi kendisine ulaşana karşı kapanmayı; o nimeti değerlendirmek yerine başka yönlere dönerek o nimetten perdelenmeyi yaşatır. Bu da “nankörlük” yani verileni değerlendirmemek olarak tanımlanır. Verilenin gerisinden mahrum kalma sonucunu doğurur. Nimetin ardı kesilir!

EL ALİYM… “İlim” özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!

EL ĞANİYY… Esmâ’sının işaret ettiği özelliklerle sınırlanıp kayıtlanmayan ve o vasıflarla etiketlenmekten dahi münezzeh olan; “Ekberiyeti” dolayısıyla! Esmâ’sıyla sayısız sınırsız zengin olan!

EL KERİYM… Öylesine cömert ki, kendisini inkâr ile açığa çıkanlara dahi sayısız nimetlerini bağışlamakta. “OKU”mak yani “İKRA” ancak O’nun keremiyle bir birimde açığa çıkabilir. Her birimin hakikatinde yer almakta.

EL HAMİYD… Açığa çıkardığı evrensel kemâlâtı “Veliyy” ismi kapsamında açığa çıkardığı âlem sûretlerince seyredip değerlendirendir! Hamd yalnızca kendisine aittir!

3- ESERLERDE ŞÜKRETMEK

Allah Rasûlü: İnsanlara şükretmeyen Allah’a şükretmiş olmaz!.. Yani muhatabın, hayâlinde yarattığın ötendeki “tanrı” değil; algıladığın her şeyin özü olan “ALLAH”tır!. Bunu farketmedikçe, “İSLAM DİNİ”nin yüceliğini anlayamayız!.. Öyle ise “Allah”a “ erkek tanrı” denir mi hiç?… (Dinin Temel Gerçekleri)

- “İnsanlara şükretmiyen Hakka şükretmiş olmaz” demiş sonsuzluk önderi… Şükredilmesi  önerilenin  kim olduğunu  idrâk  edebiliyor musun?.. Hayâlindekini  bırak,  karşındakini  değerlendir!..

-  Kadrini bilirsen  şükretmiş;  değerini inkâr edersen,  küfretmiş olursun!..

-  Şükür, nimetin Hakka aidiyetinin dile getirilişidir.  

- Teşekkür ettiğinin kim olduğunu bilmediğin sürece, “şükür” etmiş olmazsınız!.. (Dosttan Dosta)

ALLAH nankörleri sevmez!… Biz bunu genelde nasıl anlarız? Eğer birisi bize bazı nimetler ulaştırmışsa, biz de onun ulaştırdığı bu nimetin kıymetini bilmemiş, ona şükretmemiş, onu inkâr anlamına gelecek fiil veya hâl içinde olmuşsak, bunu nankörlük olarak nitelendiririz. Oysa “ALLAH nankörleri sevmez” hükmü üstte anlattığımızın derininde şu anlamı da ihtiva etmektedir… ALLAH kulunun derûnuna bahşetmiş olduğu sıfat ve esmasının kadir kıymetinin bilinmesini ve bunun değerlendirilmesini istemektedir. (İnsan ve Din)

“ALLAH iHSAN EDENLE BERABERDİR…” âyetinde işaret edilen bir biçimde, “ihsan edende veren Hak`tır”!…  Tasavvuftaki “mâiyyet sırrı”da budur işte!.. Ve sen, o ihsan edeni görüp de şükretmezsen; artık sadece, hayâlinde “tasavvurun olan tanrına” şükretmiş olursun; ki, bu da gerçek ihsan ediciye şükretmemiş olman sonucunu doğurur… (İslamın Temel Esasları)

Ahmed MUHAMMED MUSTAFA aleyhisselâm,  “Abdullah”, “Rasûlullah” ve “Hatemennebiyyin”dir!  O`nu seven, Allah`ı sevmiş olur!.  O`na şükreden, Allah`a şükretmiş olur!. O`ndan yüz çeviren, Allah`tan yüz çevirmiş olur!. (Mesajlar)

Soru; Üstadım “şükretmek” nedir? Teşekkürler.

Üstad; Bir insanın eline geçen veya içinde bulunduğu hâlden mutluluk duyarak bunun büyük bir nimet olduğu düşüncesini taşıması, onun şükrüdür. (Okyanus Ötesinden)

Tavaftan sonra kılınan namaz, bunu nasibedenin huzurunda beşeriyetinin hiçliğini itiraf ve şükürdür.. (Akıl ve İman)

ŞÜKÜR; idrâk edilenin fiile dönüştürülmesidir! Bunun sonucu olarak da artış başlayacaktır! Siz idrâk ettiğinizi amele dönüştürürseniz beyninizde ek kapasiteler oluşacak ve o amel oranında beyin kapasiteniz artacak ve bunun karşılığında artan beyin kapasitesi ile yeni idrâkler oluşacaktır! Hazreti Muhammed`ın “Şükreden bir kul olmayım mı?” ifadesi, bunun en yalın anlatımıdır. (Cuma Sohbetleri)

B- ÇÖZÜMLEME

1- AYETLERDE ŞÜKÜR TANIMLARI:

- Nimeti değerlendirmek

- Verileni değerlendirmek

- Allah Nimetine uygun biçimde o nimeti değerlendirmek

- Kul olma nimetini değerlendirmek.

-  Hakikati değerlendirmek

-  Rabbini değerlendirmek

-  Yapılanları fazlasıyla değerlendiren (Şakir)

2- ESERLERDE ŞÜKÜR TANIMLARI:

- Rabbini değerlendirmek

- İnsanlığını- yeryüzünde {bedende} halifeliğini {‘B’illah işareti doğrultusunda Esmâ kuvveleriyle tasarruf gücünü} değerlendirmek…

- Fıtratını zâyi etmemek- kaybetmemek {Nankörlük etmemek-küfretmemek (Hakikatini örtmemek) }

-  Rıza hâlinin açığa çıkışının adı.

-   Nimetin Hakk’a aidiyetinin dile getirilişi…

-   Nimeti veren olarak görmek…

-   Nimeti verene teşekkür…

-   İdrak edilenin fiile dönüştürülmesi.

-  Bir insanın eline geçen veya içinde bulunduğu halden mutluluk duyarak bunun büyük bir nimet olduğu düşüncesini taşıması…

- Başkalarına verilmemiş sayısız nimetin içinde yüzdüğünü fark etmek, bunu kavramak-fark etmek…

- Kendisinde açığa çıkanın değerlendirilmesinin adı…

- Kadrini bilmek…

- Allâh nimetine lâyık şekilde değerlendirmek

- Kelimeyi tekrar değil; verilmiş olan nimeti değerlendirmek…

- Değerlendirerek müteşekkir olmak.

3- AYETLERDE ŞÜKRE DAİR ANLAM VE AÇILIMLAR:

İnsan hayatında yapılabilecek ÖMÜRLÜK ŞÜKÜR; HACTIR.  Kabenin, Haccın ruhunu kavrayarak yaşamak ve gereğini icra etmek; Tekliği kavramaya kapı açar.  Safa ve Merve, Allâh işaretlerindendir. Kim hac veya umre niyetiyle El Beyt`i (Kâbe) ziyaret ederse, onları da (Safa – Merve) tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Kim hayır olması için daha fazlasını yaparsa, Allâh (varlığındaki Esmâ mertebesinden) Şakir`dir (yapılanları fazlasıyla değerlendiren), Aliym`dir. (Bakara- 158) “Rabbimiz… Muhakkak ki ben, zürriyetimden bazısını senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim… Rabbimiz, salâtı ikame (sana yönelişlerinin getirisini) yaşasınlar diye! (O hâlde) insanlardan bazı hakikati idraka açık olan şuur sahiplerini, onlara meylettir ve kendilerini ilim ve marifetlerden rızıklandır… Tâ ki değerlendirsinler, şükretsinler.” (İbrahim-37)

Şükür; Hakikat Bilgisini açan kişinin şahsından öte İlmine yönelmeyi ve prensiplerini uygulamayı gerektirir. Muhammed, Rasûlden başka bir şey değildir. Ondan önce de Rasûller gelip geçti. Şimdi o ölse veya öldürülse, siz (inancınızdan – davanızdan) geri mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allâh`a hiçbir zarar veremez! Allâh şükredenleri cezalandıracaktır (değerlendirenlere bunun getirisini yaşatacaktır). (A. İmran- 144)

Şükrün hakikati; insanın sonsuzluk bilinci içinde ölüm ötesine hazırlanmasıdır. Kim dünyanın nimetlerini isterse, ona dünyada veririz. Kim de sonsuz gelecek sürecinin nimetlerini arzu ederse, ona da ondan veririz. Biz şükredenlerin cezasını (karşılığını) veririz (değerlendirenlerin değerlendirmelerinin sonucunu yaşatırız). (A.İmran- 145)

Hakikati değerlendirenler için dünya yaşamında da ölüm ötesinde de azap yoktur. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allâh size niye azap etsin! Allâh Şakir`dir, Aliym`dir. (Nisa-147)

Yoksul ve fakir de olsalar dua ve zikirle şükürlerini icra edenlere yakın olmak, onları yanımızda tutmak da bir çeşit şükürdür. (Konunun içsel anlamı da düşünülmeli) “HÛ”nun vechini dileyerek, sabah akşam Rablerine dua edenleri yanından uzaklaştırma… Onların yaptıklarının sonucundan sana bir sorumluluk düşmediği gibi, senin yaptıklarının sonucundan da onlara bir şey düşmez ki onları uzaklaştırasın… (Bunu yaparsan) o takdirde zulmetmiş olursun. İşte böylece onların kimini kimiyle imtihan ettik, “Allâh aramızdan şunlara mı (bazı yoksul, dar gelirli kimselere) lütufta bulundu?” desinler diye… Allâh, değerlendirenleri daha iyi bilen değil midir? (En’am- 52/53)

Şükre engel olacak şeytani kuvveler her an hepimizin önünde ve içindedir. Bu nedenle çoğunluk şükürden uzak düşer.“Yemin ederim ki, (yudillü men yeşau = dilediğine sapmayı yaşattırır; realitesince) beni sapıttırmanın sonucu olarak, onlara engel olmak için senin sırat-ı müstakimine oturacağım!””Sonra andolsun ki, onlara önlerinden (hırslarını tahrik ederek – benliklerini yücelterek hakikati inkâra sürükleyerek), arkalarından (gizli şirke yönelterek – saptırıcı fikirlerle), sağlarından (senden alıkoyacak hayırları ilham ederek) ve sollarından (kötülükleri güzel – süslü göstererek) geleceğim… Onların çoğunluğunu, verdiklerini değerlendiren olarak bulamayacaksın!” (Araf- 16/17)

Şeytaniyete (bedenselliğine) uyanlar; cehennemdedirler (sürekli azap ve sıkma halinde) Buyurdu: “Çık makamından; aşağılanmış ve (hakikatini yaşamaktan) uzaklaştırılmış olarak!.. Andolsun ki, onlardan kim sana tâbi olursa, kesinlikle bilin ki cehennemi topunuzla dolduracağım.” (Araf- 18)

Allah hakkında yalan söyleyen ve iftira edenler; gerçek şükürlerini hiçbir zaman yapamazlar. (Ne demek Allah hk. yalan ve iftira?) Allâh hakkında yalan söyleyerek iftira edenler, kıyamet sürecini ne sanıyorlar? Muhakkak ki Allâh insanlara lütuf sahibidir… Fakat onların çoğunluğu şükretmezler (bunu Allâh nimetine lâyık şekilde değerlendirmezler). (Yunus- 60)

Allah nimetine gereği gibi şükür ancak Hanif bilinci ve yaşamıyla olur. Hanif bilincindekiler tek kişilik ordu gibidirler. Muhakkak ki İbrahim bir ümmet idi… Allâh`a itaatkârdı… Hanîf`ti (Allâh yanı sıra tanrı kabul etmeyen)… (O), müşriklerden (Allâh`a ortak koşanlardan) olmadı. O`nun nimetlerine şükredendi… (O), Onu seçmiş ve Onu sırat-ı müstakime yönlendirmişti. (Nahl- 120/121)

Allah’ın farklı ihsanları bir imtihandır. Şükreden ve nankör bu vesileyle açığa çıkar. Hakikat Bilgi`sinden bir ilim olan (Esmâ kuvvesiyle tahakkuk etme özelliği olan, tecelli-i sıfat) kimse de dedi ki: “Gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm”… (Süleyman) tahtı önünde yerleşmiş görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır… Şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemesidir… Kim şükreder ise şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ğaniyy`dir, Keriym`dir.” (Neml-40)

Kişinin şükrü hakikatte kendinedir. Nankörlüğü de. Nankörlük ederse Rab bundan Ganiy ve Kerimdir. ( Rabbin nankörlükten Ganiy ve Keriym oluşu?) Kim şükreder ise şüphesiz ki şükrü nefsinedir! Kim nankörlük ederse, Rabbim Ğaniyy`dir, Keriym`dir.” (Neml-40) Kim şükrederse, sadece kendi benliğine şükreder… Kim de inkâr ederse (hakikatindeki nimeti), şüphesiz ki Allâh Ğaniyy`dir, Hamiyd`dir. (Lukman- 12)

Anne ve babaya şükür olarak hizmet de kişiyi kendi hakikatine taşımaya yardım eder. Biz insana, ana-babasını vasiyet ettik… Onun anası, onu zayıflık üstüne zayıflıkla yüklenip taşımıştır… Onun sütten kesilmesi de iki yıl içindedir… “Bana ve ana-babana şükret; dönüş banadır!” (Lukman- 14) Karıncanın sözünden dolayı tebessüm etti (Süleyman) ve şöyle dedi: “Rabbim… Bana ve ana-babama bahşettiğin nimete şükretmeme, razı olacağın sâlih amel yapmama beni muvaffak kıl ve (hakikatimdeki Rahıym isminden gelen) rahmetinle beni sâlih kullarının içine dâhil et.” (Neml-19)

Dünya nimetleri şükür vesilesidir. (Nimet sembolleri değerlendirilirse tabii) Orada hurma ağaçlarından, üzümlerden bahçeler oluşturduk, orada pınarlar fışkırttık. Onun getirisinden ve ellerinin ürettiklerinden yesinler diye… Hâlâ şükretmezler mi? Görmezler mi ki, eserlerimiz arasında onlar için kurban edilebilir hayvanlar yarattık… Onlara mâliktirler. Onları (en`amı) bunlara boyun eğdirdik… Hem binekleri onlardandır ve hem de onlardan kimini yerler. Onlarda kendileri için menfaatler ve içecekler vardır… Hâlâ şükretmezler mi? (Yasin- 34/35, 71/73)

Şirk düşüncesi ve yaşamı; şükrü açığa çıkarmaya engeldir.  Yemin ederim ki, sana ve senden öncekilere de şu vahyolundu: “Kesinlikle, eğer şirk koşarsan, mutlaka yaptıkların boşa gidecek; muhakkak hüsrana uğrayanlardan olacaksın!” Hayır, sadece Allâh`a kulluk et ve şükredenlerden ol (kul olma nimeti ne demektir bunu değerlendir)! (Zümer-65/66)

Şükretmek için lazım olan her şey Allah Lütfu olarak insana verilmiştir. İnsan ise çoğunlukla bundan gafildir. Allâh ki, sizin için, geceyi onda sükûn bulasınız; gündüzü de görüp değerlendiresiniz diye yarattı! Muhakkak ki Allâh insanlara lütuf sahibidir… Ne var ki insanların çoğunluğu şükretmezler! (Mü’min-61)

C- SONUÇ:  ŞÜKÜR TEFEKKÜRÜ

Kur’an’ı anlamaya set çeken ve asıl manayı örten uygulamalardan biri de bir Kur’an kavramını aynıyla alıp Türkçeleştimek olmuştur. Kafir, küfür, şükür, mümin, münafık, müşrik vb kavramlar ne yazık ki çoğu meal ve tefsirde aynıyla alınmış, bunun neticesi olarak zihinler 1400 yıl öncesine gitmiş fakat ANı ve Anda OKUmayı kaçırmıştır. Şükür de bu örtmeden nasiplenmiş bir kavram. Biz bu çalışmada olabildiğince Şükrün gerçek karşılığını yakalamaya çalıştık.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Şükrü gerçek anlamına en çok yaklaştıracak mana “Değerlendirme” kelimesidir. Dille birine teşekkür veya el açıp Rabbine şükrandan öte Nimeti, Rabbini, Verileni ve Kul Olma Nimetini değerlendirmek.

Rabbini değerlendirmekle kendi yaratılış terkibini okumaya gayret etmek ve nihayetinde o doğrultuda gerekli çalışmaları yapmak; Verileni değerlendirmek denince bize ulaşan soyu veya somut nimet neyse verenin, ikram edenin amacına uygun biçimde karşılığını ve değerlendirmesini oluşturmak; Nimeti değerlendirme denince her şeyin nimet olarak lutfedildiğini hatırdan çıkarmadan gereği neyse onu yapmak anlaşılırsa AN bilincinde kalmak ve Kulluk Değerlendirmesine girişmek kolaylaşacaktır.

İlmin ve Hakikatin Şükrü; şahıslara veya kurumlara yönelişle değil, gelen ilmi değerlendirmekle yapılır. Bunu ifade sadedinde Hz. Ebubekir (ra) Efendimizin irtihalinde “Kim Muhammede tapınıyorsa bilsin ki o ölmüştür. Kim Allah’a kulluk halinde ise bilsin ki o bakidir” demiştir.

İnsanın en büyük şükrü; Hanif bilinci içinde Teklik Noktasından kopmadan bir yaşam sürmekle sonsuz hayatı kazanmaya dönük çalışmalar yapmasıdır hiç kuşkusuz.

Bu doğrultuda Şirk düşüncesi şükürsüzlüğün ve nankörlüğün yansımasıdır. Ayette geçen “Allah’a iftira edenler ve Allah hakkında yalan söyleyenler“ yeniden ele alınmalıdır. Kimdir onlar? Allah’ı Tanrı, Rasülünü de elçi gibi anlatanlardan başkası olabilir mi? Hala onları geçmişteki müşrikler ve günümüzde gavurlar sanmaya devam mı edeceğiz?! Yoksa kültür mirası adı altında sahip çıkılan din anlayışını yeniden gözden geçirecek miyiz?

İnsan nankörlük ederse bilsin ki Rabbi bundan Ganiy ve Kerimdir.  İnsan bedenselliğine düşerek hakikatine sırt dönse dahi onda, onunla kayda girmeyen bir halife boyutu mevcuttur. Ve Ganiydir, zengindir, kayıtsızdır ve ona Keriym ismiyle cömertçe lütfedilmiştir. Bundan ne anlayalım? Zihniniz perdelenebilir. İçiniz sıkılabilir. Beyniniz bir takım bahaneler üretip size “Olmuyor, şartlarım müsait değil, etraf da malum, ancak bu kadar oluyor” söylemini fısıldayabilir. İşte Ganiy ve Kerim vurgusu bu noktada beynamaz özrü türünden mazeretleri kaldırıyor. Yapamam edememe fırsat vermiyor. Zihin kısıtlıyım, müsait değilim dedikçe Şuur; “Ben bütün cömertliğim, ikramım ve sınırlanmaktan beri oluşumla sendeyim! Daha ne?” diyor adeta. Bu hem, mazeretleri boşa çıkaran ciddi bir ikaz hem de büyük bir nimet ve ikram müjdesi.

Ana babayı değerlendirmek, Rabbini değerlendirmeye kapı açıyor. Zahir planında onlara şükrün ifadesi hizmetler hakikatimizi bize açmayı kolaylaştırır. Daha özde düşünecek olur isek… Anne rumuzu ile kast edilen; Rahimiyete, Sevgiye, Gönle, Hoşgörüye açık boyutumuz… Baba rumuzu ile kast edilen; Akla, Mantığa, Kudrete ve İlme açık boyutumuz. Kişi o boyutuna dönük çalışmalar yaparsa ne olurmuş? “Bana ve ana-babana şükret; dönüş banadır!” (Lukman- 14) gereğince bu değerlendirme insan Hakikatini anlama ve o yönde çalışmalar açığa çıkarabilmeyi kolaylaştırırmış.

Söylenecek çok söz var aslında şükre dair.

Ehli, getirdiği tanım ve açılımlar zaten söylenmesi gerekeni pik noktadan açmış. Kur’ana getirdiği bakış açısıyla da ayetleri değerlendirmemizi kolaylaştırmış.

Hazmıyla kolaylaşarak şükreden; değerlendiren kullardan olmak niyazı ile…