Değiniler- 34

Değiniler- 34

SILA-İ RAHİM

“Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ömrünün uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.” (HADİS)

“Nesebinizden sıla-i rahim yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim ailede sevgi, malda bolluk, ömürde de uzamaya vesiledir.” (HADİS)

“Rahim Arş’a asılıdır, der ki: “Kim beni vasleder, bitiştirirse Allah da ona sıla yapsın. Kim beni koparırsa Allah da onu koparsın.” (HADİS)

Sıla-i Rahim: Hısım akrabayı ziyaret emek ve onlarla görüşmek ve irtibatlaşmak; ilgiyi devam ettirmek, akrabanın kusurlarını affetmektir.

Arşa asılı olan Rahiyme ulaşmak, onunla vuslat etmekmiş Sıla-i Rahim Hz. Aişe’den gelen hadise göre. Ne demekse?

Her bayram uzak beldelere doğru yollara düşer yurdum insanı. Trafik ve daha bir dizi çileye katlanarak. Sıla-i Rahim yapmak (!) için.

Arşa asılı Rahiyme Vuslat; İstanbul’dan Anadolu’ya; Alamanya’dan Yurda akın etmekle elde edilecek kadar kolay ve basit bir olgu mudur acaba?

Putperest babasından uzaklaşan İbrahim. Oğlunu gemiye çağırınca Rabbinden ikaz alan Nuh. Kardeşlerinin haset ve  kumpasına uğrayan Yusuf (…)

Her bayram yakınlarını ziyaret etmiş. İrtibatı koparmamış ömür boyu. Ama hiç sorgulamamış; ne dinini, ne sonunu, ne de tuttuğu yolu… !?

Öğretilen din, öğretilen kültür, öğretilen ibadet, öğretilen bilgi, öğretilen gelenekle yaşamayı en iyi yaşam saymış. Sıla-i Rahime ermiş mi?!

Besmelenin son kelimesi Rahiym. Önce B işareti, ismi Allah olan, Rahman, Rahiym. Aşama aşama bunların hakkını vermeden Rahiyme vuslat mı?!..

Sıla-i Rahiym; beşeri düşünce ve kayıtlardan çıkma gayretine girerek, samimi yönelişi esas gerçeğimiz olan Allah İlmine odaklamakla başlar.

Beşeri kayıt, alışkanlık, gelenek, bilgiler bilincinde geriye itilip Allah İlmi Gerçeği önceliğin olmuşsa Sılaya Vuslatın başlamış demektir…

Zikir, tefekkür, okuma, farz-nafile ibadet çalışmalarıyla kendini yeniden inşaya girişenin Teklik Gerçeğiyle bütünleşmesi Sıla-i Rahimdir.

“İman edenler kardeştir” ayetini bilen; İhlas Suresince “Anasız, babasız, evlatsız Tekilliği” de biliyorsa Sıla-i Rahimin gerçeğini de bilir.

Sıla-i Rahiymin hakikati; Haccın sembolleriyle bizlere armağan edilmiştir. Allah Kulunun dünyada yapabileceği en zirve SILA-İ RAHİM; HACDIR.

ALLAH’IN VECHİNİ GÖRMEK

“Vechi görenin dili tutulur.” demiş Ehlullah. Nasıl bir halse bu?!..

“Vechi görenin dili tutulur”u bir şok hali veya yaldızlı tasavvuf kavramıyla Hayret mi sandın?! Kerametimsi bir sır değil işaret edilen!..

Canımı yaktı, diye sızlanacak; Haksızlık, diye öfke kusacak; zalimlik diye haykıracaktı ki birden bire sustu! Yapanı, edeni, vuranı görmüştü.

Sebepler, sonuçlar, oluşlarla sistemi irdeliyordu. “Çözmeye çalışma oğul, çözülecek hiç bir şey yok,hepsi açık zaten” dedi Vechi gören ihtiyar.

“Ona bi ulaşayım neler soracağım neler” dedi. Soru listesi yaptı uzun uzun. An oldu, Ehlinin huzuruna çıktı. Hepsini unuttu. Vechi görmüştü!

Çöllere düşen Mecnuna Leyla getirildi. Bu değil dedi. Leyla bu, dediler. Hayır dedi. Suretten sirete, simadan Veche geçmişti artık Mecnun.

“Kâbe’yi gördüğün ilk andaki dua makbul” buyruldu. Tabii görünce dilini kıpırdatacak halin kalırsa. Olduğu yere çöküp kalanlar olurmuş…

“Vechi görmek” demek; isimden- resimden geçerek ismin ve resmin hakikatini görmek demektir! {@AhmedHulusi}

Vechi Görmek; baş gözüyle görme değil Basirete, İlme ve Arınmış Bilince ait bir değerlendirmedir. Fark eden; kendinde fark edenin farkındadır.

“Vechi görenin dili tutulur” demek; onda beşeri, dünyevi ve kesrete dönük değerlendirme kalmaz, Vahdetten seyreder her birim ve oluşu demektir.

BESMELE

Besmele; Birimsel benliğimin hiç var olmadığı farkındalığıyla derunumdaki adına planlıyor, projelendiriyor ve yaşam alanında uyguluyorum…

Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. (B. Said Nursi ks)

Rahman ve Rahiym esmalarını Esirgeyen- Bağışlayan diye çevirmek; Kur’an’a, Dine ve Yaşamın hakikatine indirilmiş en büyük darbedir…

Bana öyle bir âyet inzal edildi ki Dâvûd oğlu Süleyman’la benden başka kimseye inzal edilmemiştir. Bu “˜Bismillâhirrahmânirrahim”dir (Hadis)

Bismillahirrahmânirrahim ile başlamayan her iş bereketsizdir, devam etmez ve köksüzdür. (Hadis)

Anadolu halkının kural tanımayan, bozguncu, gaddar ve zalim kişilere “Besmelesiz” (yapılmış) demesi oldukça düşündürücüdür.

Yaşayan Besmeledir Allah Dostları. Tabii ki görene, görüp de değerlendirebilene.

İKİLİK KAFADADIR

Kafa Maddi-Manevi, Bilimsel-Dini ayrımı ve “Manevi” etiketiyle fizikötesi hayal ettiği sürece ne Şirk kalkar, ne de Gerçek Okunabilir!

“Bedenleriniz Ruhlarınız; Ruhlarınız Bedenlerinizdir” Hadisinin bir işareti de “Madde- Mana şirkine düşmeyin” dir. Tabii ki görene!..

OKUL, HER ŞEY Mİ?

Şartlanmaların sistematik biçimde verildiği yerin adı Okuldur. {@AhmedHulusi}

Hayatta öne çıkmış girişimci, lider, filozof, mürşit ve Ehlullahın düzenli eğitim almamış veya yarıda bırakmış olmaları hayli düşündürücüdür…

“İyi Vatandaş” olmanın yolu kurumsal eğitimden geçebilir ama İyi İnsan ve İyi Kul olmanın kurumsal eğitimle uzaktan yakından alakası yoktur.

Akademik Tezlerin geçerlilik ölçüsü hala DİPNOT BOLLUĞU ise Üniversiteden yenilenmiş beyinler ve yeni fikirler beklemek ne kadar doğru olur?

EBU’L KASIM İŞLEVİ

Muhammedi Zatların bir özelliği de insanların gerçekte hangi tabiatı taşıdıklarını; saklı kimliklerini açığa çıkarıp göz önüne sermeleridir.

Allah Resülünün EBU’L KASIM sıfatı sadece oğluna nispetle midir sandın? EBU’L KASIM; BİLİNÇLERİN GERÇEK YÜZLERİNİ AÇIĞA ÇIKARAN demektir…

Bir zatın ilmi; seni kendi gerçeğinle yüzleştirmiş; “Bu yaşıma kadar boşa kürek çekmişim” dedirtmişse bil ki o Ebul Kasım’dır; Muhammedidir.

Ebu’l Kasım işlevi ortaya koyanlar; statükocular tarafından bölücü, ayırıcı, gerginleştirici görülür. Doğrudur; gerçekle yalanı ayırıyorlar!

ZAHİRİ BATINA, BATINI ZAHİRE KURBAN ETMEK Mİ?

“Gönül Kâbesi” söylemi bir dönem öyle revaç bulur ki bunu gündeme taşıyan zatın ekibi Kâbe ziyaretini yavaş yavaş hafife almaya başlar… Bunun üzerine genç bir Allah Sevdalısı, zatın kapısını çalar, karşısına dikilir ve “İlmine, yaşına hürmetimiz saygımız vardır. Fakat hiç kimse Kabe-i Muazzamanın mahremiyetini hafife alamaz! Ona yönelişi azaltamaz, kendine gel !.. ” der ve çıkar gider Celalle. Hürmete alışık zat bu çıkışla sarsılsa da şu gerçeği  teslim edecektir: “Ben yanıldım! Genç adam doğru dedi. Gelecekte onu izleyin!..”

Hz. Muhammed (sav) uygulamalarından hiçbirinin yerini bir başka tarz tutmaz! Ona iman etmişsen bu namaz kılınacak, bu hac yapılacak arkadaş!

BEYİN; ALLAH’IN TASARRUF NOKTASI

“Allah her günahı affeder sadece şirki affetmez!”

Beyin, her yanlışını fark eder ama doğrusundaki yanlışı göremez. Üst Bilinç göstermedikçe!

“Allah, israf edenleri sevmez!” Beyin; hakikatine dönük olarak var edilen enerjiyi bedenselliğe dönük kullanana gerçek kapasitesini açmaz.

“Allah, sabredenlerle beraberdir.” Beyin, bedenselliğinin acı olarak algıladığına prim vermeksizin yorumsuz bekleyene potansiyelini açar.

ALLAH NURU

“Allah’ Nuru”nu beyaz-parlak ışık diye hayal eden Beşer; hakikatin ancak ve ancak İlimle yaşanabileceği gerçeğini kendi elleriyle örtmüştür.

Dünyada, Bedene anlam yükleyenler; ahirette de Ruha ulvilik atfetmişlerdir. Oysa Ruhun aslı nar yapılıdır ve nihayetinde Ruh; Cehennemliktir.

Ruh bedenle Cennete girilmez. Çünkü nar yapıdır. Nur bedenle, nur olarak Cennete girilir. “Ruh; Cehennemliktir” sözü düşünenlere çok şey açar.

“Beden Fani; Ruh Baki” yaklaşımında ruhun bekası doğru değildir. Baki olan Nurdur, o da Alemlerin kendisinden yaratıldığı İlimdir.

Özü Nur, İlim olan İnsani Şuurun dünya bineği beden;berzah bineği Ruhtur. Takdirinde İlim açılmışsa Ruhu da atıp Nur olarak Cennete girer…

Dünyaya nispetle beden ne ise berzaha nispetle ruh o olduğu halde Tarikatlar;Şuuru,Nuru,İlmi Ruh sanıp kilitlenmişlerdir! Kutsal (!) kilit.

Vakıa Suresini basiretle tefekkür eden Nuru; İlmi ve gereği olan uyanmışlığı yaşayanların “Mukarrebun-Sabikun” diye tasvir edildiğini görür.

Vakıa Suresini basiretle tefekkür eden; kendini “Ruh” olarak bilen,”Bühl” olarak Cenneti yaşayan Ebrara “Sağ Ehli” tarifi yapıldığını görür.

Vakıa Suresini basiretle tefekkür eden; “Ben” zannıyla “Nar” boyutunda Cehennem yaşayan Kafire (Perdeli bilince) “Sol Ehli” dendiğini görür.

BELA MI, STAJ MI?

“Allah, belayı sevdiği kuluna verir.” Beyin; yönelişinde samimi-gayretli bilince, ilimin stajı olan, kesin arınma getiren sahneler yaşatır.

*

- Herkesin işi tıkırında bende aksilik bitmiyor?

- Gerçekle yüzleşme duası eden sen, beyni duaya icabet ettikçe sızlanan yine sen, öyle mi?

 *

- Bu sıkıntı biter mi?

- Hangi duanla hangi arınmayı oluşturduğunu fark edersen biter! Bi fark et,ne sıkıntı ne acı. Ateş olsa yakmaz seni!

*

- Dolar aldı başını gidiyor!

- Gövdenin üstünde başın yerinde mi? Ona şükret. Dolara da kim takar seni diye by by et. Nasılsa döner bir gün.

CENNET- CEHENNEM

Denize doğru akan ırmakta damlalardan birinin kendine varlık verip irade vehmetmesidir Cehennem. Cennet mi? Akışa teslimiyeti hissetmek…

BİRİ BEN Mİ DEDİ?

Bedendeki 100 trilyon hücreden birinin kendine özel varlık iddiası ne kadar trajikomikse; senin şu âlemde varlık iddian da aynen öyledir.

CUMA

Cuma; kendini ayrı ayrı birim zannedenlerin aynı safta, aynı mekanda, aynı vakitte Cem olmuşlukları farkındalığını deneyimlemeleridir.

“Safları sıklaştıralım Aziz Cemaat” hitabı “Ayrı ayrı varlık vehmetmeyelim, tek- bir- bütün oluşun huzurunu yaşayalım” demekti hakikatte…

Kur’an, “Ey İman Edenler” hitabıyla cinsiyet ayırmaksızın Cumaya çağırırken “Kadınlara farz değil” diyen kafa nasıl bir isyan içindedir?

Şayet toplu yöneliş- duanın kıymeti takdir edilebilseydi; insanlık derin sorunlar için Cuma Anını değerlendirir, muhteşem neticeler alırdı.

“Cumada Hanımlara Yer Ayrılmıştır” tabelasını nadiren görünce seviniyorum. Aslında “Kimin mescidini kime lütfediyorsunuz?” demem de lazım.

RÜYALARDA YAŞAMAK

Kendini kandırarak ego cilalamanın en süslü, en manevi (!) türlerinden biri de sürekli Rüyada gördüğü zatlarla yönlendirildiğini düşünmektir.

 *

- Ne zaman “biriyle atışsam” o gece Gavs-ı Azamı görürüm.

- Peki, ne diyor sana?

- Kızım sabret, sen bizimlesin.

- Şeytanını Gavs sanmış!!!

*

Açıktan Sünnetullaha muhalefet edeceksin, rüya ve ilhamla tasarruf altında olduğunu ima edeceksin, her gece de Gavs göreceksin. Aldanmayın!

Beşer, rüyasına yorum yapacak olanın; İnsan, yaşamına anlam katacak olanın peşindedir.

Rüyada gördüğün her hareketini,düşünceni onaylıyor; ikili ilişkilerde hep seni haklı buluyorsa, onun Şeytan olduğundan hiç şüphen olmasın!..

Şeytan sınıfı size çeştli Evlyâ adı altında,kafanzdaki Evliyâ tasvrine uygun şeklde görüneblir,orijnal sûretni ise elbtte görmemişnizdr {@AhmeHulusi}

KULLANILAMAYAN HAZİNE

Çalışmayı sadece fiil ortaya koymak zanneden nasıl düşünebilsin ki Dua ve Zikirin kendisi için en değerli, en paha biçilmez çalışma olduğunu!

“İşimiz Allah’a kalmış” ,” İşimiz duaya kaldıysa” lakırdılarının şirkini soluyarak büyüyen zihin; nasıl bilsin Tevekkül- Dua hazinesini!?..

“Dünya dua ile dönüyor oğul…” diyen ninem özde bilir gerçeği, sözde din bilgisi almış olan gözde kalır, değerlendiremez Dua nimetini…

Bir konuda dua-zikir çalışması yapmak sana kolaylaşmışsa bil ki onda nasibin var demektir. “İstiyorum ama Allah verir mi?” diye sorma artık.

“Allah, İlmi isteyene; Zenginliği istediğine verir” e takılmış. Tanrısal düşünen, ikinci kısmı yücelerden, öteden anlıyorsa ne denebilir ki?

Bir konuda Zikir çalışması yapmanın “Sende Allah’ın ne dilediğinin, senin tarafından açığa çıkartılma çalışması” olduğunu fark edemedin mi?!

“Allah,İlmi isteyene;Zenginliği istediğine verir”i “İsteyen bilgiye erişir; Bilgiyi işlemek-Zikretmek ise seçilmiş nasibidir” diye anlasak!

DUANA İMAN EDİYOR MUSUN?

- Yağmur duasına çıkıyoruz, dedi imam.

- Yağmaz dedi meczup, yağmaz.

- Neden dedi cemaatten biri.

- Hiçbirinizde şemsiye yok, dedi meczup!

İnsan duasına bir iman etse neler olmazdı! Yazık ki vehmiyle, zihniyle zehirledi duasını. Sonra da sırtını kadere yaslayıp topu Allah’a attı.

HANGİ AHLAK? HANGİ ADALET?

Allah İlmini alarak Sünnetullahı okumaya çalışanların en çok zorlandıkları temel konular; “Toplumsal Ahlak” ve “Toplumsal Adalet” kavramlarıdır.

“Toplumsal Ahlak” anlayışınızı “Muhammedi Ahlak” normlarıyla yeniden gözden geçirebilecek kadar cesur musunuz? Sahi, “Allah Ahlakı” nedir?

Hz. Aişe (ra) “Allah Resulünün ahlakı Kur’andır” buyurmuş. Sen bunu kendi ülkendeki müslümanlık anlayışı mı sandın yoksa?

Öğretilmiş din, öğretilmiş ahlak, öğretilmiş bilgi. Sorgulanmış din, sorgulanmış ahlak, sorgulanmış bilgiye geçmedikçe mümkün mü ki arınmak?

Ego, adanmayı ve kahramanlığı çok sever! Uzlaşana “Yalaka”, Uyumlanana “Omurgasız” demeyi ne çok sever ego! Sen öyle demiyorsun değil mi?

Ego, adanmayı ve kahramanlığı çok sever! Uzlaşana “Yalaka”, Uyumlanana “Omurgasız” demeyi ne çok sever ego! Sen öyle demiyorsun değil mi?

“Vatan için ölmek de var/ Fakat borcun yaşamaktır” dense susar “Bu vatan toprağın kara bağrında, sıradağlar gibi…” dense coşarız. Hikmeti?

Kur’an’da kafir var, müşrik var,münafık var,nankör var,zalim var,alçak var, hain var, iftiracı var, dedikoducu bile var. Kur’an Ahlakı ne ki?

Resulullah Hadislerinde Mekke için “Sıla”, Medine için “Gurbet” ifadesi gördünüz mü hiç? Sahabe ömür boyu ahh sılamızın bağları dedi mi hiç?

Seneler önce Sivas’tan, Rize’den İstanbul’a gelmiş. Hemen hemşehri derneği kurup adetleri yaşatmış. Direnci İstanbul’a mı Allah Sistemine mi?

Y. Kemal, Ankara için “Trenle İstanbul’a dönüşü güzel” derken, F.Rıfkı Atay, Çankaya romanında köhne Ankara’yı allar pullar. Hangisi Sistemi OKUyan? Hangisi Duygusal ve Tutkulu? Hangisi Uyumlu?

AH DUA VE ZİKİR AH

Önerilen bir dua- zikir çalışmasını; kendince yorumlamadan,eğip bükmeden önerildiği gibi uygulayabilen “Nasipli” olduğundan şüphe etmesin!..

Önerilen bir dua- zikir çalışmasını; kendince yorumlayan, sündüren, önerildiği gibi uygulama yerine icat çıkaran “Nasipsiz” liğini açığa vurur!

Zikir çalışmasının, beş duyu kaydından çıkış, beynin sınırsız duyularını açma ve onları kullanır hale gelme olduğunu nasıl göremez insanlar?

Issız adada susuz- ekmeksiz, kimsesiz kalsanız, yanınızda sadece bu kitap varsa size yeter! Bilir, değerlendirirseniz! http://ahmedhulusi.org/tr/kitap/dua-ve-zikir

İnsanların % 99,9 u beyinde kodlu veritabanı köleliğini yaşamak sanmıştır. Zikredenler mi? Ana kumandaya geçerek, ipleri ele alanlardır!..

İnsan; Esmaül Hüsna, Ayetler, Kur’anda geçen Resul, Nebi Dualarından oluşan Zikir çalışmasının kıymetini bilseydi kimse kimseye el açmazdı!

Kimi fellik fellik gezerek, didinerek nasibini arar; kimisi de nasibini ayağına getirir de önüne koyar. İkinciler kimlerdir, anladınız siz.

Dua ve Zikirlerin önündeki bariyerlerin en büyüklerinden biri de “Allah kabul etsin” cümlesinde düğümlü algılama biçimidir…

(Ressam Peyami Gürel tablosudur öne çıkan görsel. Kendisine şükranla.  https://www.facebook.com/peyamigurel )