Değiniler- 35

Değiniler- 35

TÖVBE KAPISI

“Tövbe Kapısının kapanması nedir?” Yaşadığını karşıdan, ötekinden, sebeplerden, tanrıdan bilen; egosuna toz kondurmayan tövbe kapısını kendi elleriyle kapamıştır!

Allah, hiçbir kulu için Tövbe Kapısını kapatmaz. Kul, kendini hesaba çekip sorgulamayı bırakmadıkça…

“Yaptım, yaptım ama niye yaptım, sor hele!” diyen uyanığı filmden hatırlarsın. Tövbene takoz koyan Şeytanındır o, ki hep içinden seslenir.

“İnan öyle olsun istemezdim, şartlar zorladı beni” dedin zarar verdiğin kişiye. İnandırdın da. Sor içine, sen inandın mı? Rahat mı vicdanın? Kendini kandırma!

Tövbenin hakikati; kendi içinden seslenen Vicdanına karşı kendini rahatlatmandır. Karşıya Özür, helallik dahi bu manada kendin içindir…

“İnan o konuda tek suçlu ben değildim. Ortam ve amirler de mecbur etti beni.” dedin. Görünüşte makul. Zarar gören de inandı. Rahatladın mı?! Kandırma kendini!

Tövbe de, Özür de, Helallik de ” %100 ben suçluydum, benim hatamdı” bilinci ile yapılır. Hatayı paydaşlara bölmek şeytanın/ egonun oyunudur.

Özür dileyecekmiş de konumu itibarıyla tükürdüğünü yalamak istemiyormuş. Tükürdüğünü yalama sen, nasılsa burnun sürtülür bir gün, yerleri yalarsın!..

“Bende de o an onu dileyen Haktı, yapan eden Allah’tı, niçin özür dileyeyim ki” dedi. “Gözüm görmesin seni Firavun, benden uzak ol” dedim…

- Özür de dilerim, helallik de alırım da mahcubum. Ona gitmesem Allah’a tövbe etsem?

- Gitme tabi, Tanrın bağışlar (!) nasılsa, öyle yap!

HİCRET

İseviler Hz. İsa’nın doğumunu milat sayarken, Muhammediler Allah Rasülü (sav) nün Hicretini takvim başı milat almışlardır. Bu bize ne söyler?

Beşer, anne karnından çıkınca; İnsan, bilinç bağlarından kopunca doğar!

Vazgeçilmezlerinin vazgeçilebilir; terk edilmezlerinin terk edilebilir olduğuna ikna olduğun an, Bilincin Hicretinin başladığı andır.

Mekke’yi değil Kâbe’yi bırakmaktı Allah Rasülünün beşeriyetine ağır gelen. Kâbe’sini fark eden, bir gün onu bırakması gerektiğini de bilsin!

Yüklenilen bilgi kadar arınma olacağını sanmıştır Beşer. Terk edilen ilgi kadar arınma olacağını sezmiştir İnsan.

Öyle bir aşk isterim ki ayaklarım yerden kesilsin. (Beşer) Öyle bir sevgi isterim ki ayaklarımı yere bastırıp beni dengeye getirsin. (İnsan)

Hicret, dost eliyle Dosta ulaştıran yöneliştir. Dünya hayatında “Dost”u tanıyamamış olan hayalindeki menzile hicret edecek öyle mi? Masal…

Dünyasının kölesidir Beşer. Evreninin efendisidir İnsan.

Kayıtsız-şartsız teslim olduğunla Miracı; kayıtsız-şartsız teslim olanla Hicreti yaşarsın. Birinci Dostun, İkinci Sıddiykindir. Görebilirsen!

Aşk; seni dönüştürecek; hicrete taşıyacak ilme olan çekimdir ki bilincini teslim alarak süratle arındırır. Aşkı kişiye zanneden aldanmıştır!

Niyeti; kendinden Kendine geçmek olan, hicret dostunu da yanında bulacaktır kuşkusuz. “Ameller niyetlere göredir” hadisini daha derin düşün.

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Allah Resulü (sav) nün zaman- mekân üstü Besmelesi Hz. Ali & Hz. Fatımadır ki; Muhammedi Özü; o kanaldan gelen OKUtur ve yaşatır İnsanlığa.

“Kim Bismillah’ı gönülden inanarak okursa, onunla birlikte dağlar da tesbih getirir. Ancak ne var ki dağların bu tesbih sesi duyulmaz.” (Hadis)

“Şeytan’ın insanlardan çalmak istediği Kur’an’dan en büyük âyet, Bismillâhirrahmânirrahîm’dir.” (Hadis)

“Cehennemin başlıca memurları bulunan 19 zebâniyenin azâb etmesinden kurtulmasını arzu eden kimse Besmele-i Şerîfe’ye devam etsin” (Hadis)

GÜNEŞ, AY VE GECE

Ay; Güneşin başka âlemleri aydınlatmak üzere karanlık bıraktığı bölgeleri aydınlatır. Güneşe tapan, bunu ukalalılık, saygısızlık sansa da…

Ay, Nurunu Güneşten aldığını, varlığını ve işlevini ona borçlu olduğunu hiçbir zaman inkâr etmemiştir. O sadece görevini ve alanını bilir.

Güneşe tapanların kısa metrajlı anlayışı ona hürmeti; geceyi karanlık geçirmek sanır. Ay ise hürmetin geceyi ışıtmak olduğuna iman etmiştir.

Geceyi, sükûneti, hararetsiz ışığı fark edenin Salât Yoldaşıdır Ay. Güneşten gözleri kamaşan, gündüz yorgun düşüp uykuya dalan ne bilsin bunu!

Ben Ayımı yerde gördüm, ne işim var gökyüzünde.

Benim gözüm yerde gerek, bana Rahmet yerden yağar! (Yunus Emre)

Güneşi baz alarak takvim düzenleyenler surette kesret yaşarken; hakikat pınarı Allah Resülü (sav) Ayı baz alır ki Sirette Vahdet yaşansın.

Aşıklar, mecnunlar, meczuplar Aya beste yapar, şiir yazar diye aşağıladı Güneşte gözleri kamaşan. Düşünemedi, OKU hitabının gece açıldığını.

İkra’ gece, İsra gece, Miraç gece, Hicret gece, Kadir gece, Fetih gece; sabaha karşı. Ben sana daha ne söyleyeyim ki ey Güneş Sarhoşu!..

“Güneşi dürülmemiş”, “Ayı ikiye bölünmemiş”, “Yıldızları dökülmemiş” ama hakikati hem anlamış hem yaşıyor dediler. Sustum, sadece sustum…

SEVMEK

Sende potansiyel olarak mevcut olduğu halde açığa çıkaramadığın veya varlığından habersiz olduğun esmanın suretine duyduğun çekimdir Sevmek.

Söz konusu olan Vedudun çekimi ise orada benlik- beşeriyet işlemez! Bu yüzden seven hiç kimse, niyet ederek birini sevemez, sevmeyi seçemez.

“Niyet ettim Allah rızası için sevmeye” diyerek kimse kimseyi sevemez. “Sevmekten vazgeçiyorum” diyerek de kimse kimseye sevgiyi bitiremez.

“Muhatabımın, potansiyel açacak aynam olup olmadığını anlayabilir miyim?” Tabii, seviyorsan mutlaka sende potansiyel açacaktır. Acele etme!

“Nefret de sevgiye dönüşür mü?” Dönüşmez. Nefret dediğin, aynaya egonun direncidir. Direnç kalkınca salt sevgi kalır! Dönüşme denen budur.

“Sınırlarımı aşamıyorum, çare?” Aşmaya uğraşma zaten. Bırak sevdiğine. O, sen farkına varmadan aşırır sınırları. Yeter ki sevgiye direnme!

Biçimlendirmeye, kendine benzetmeye, beklentilerine hizmet ettirmeye çalıştığın; sevdiğin olamaz. Sevgi beklenti değil, Teslimiyet yaşatır.

Sadece benim olsun deyip sahiplenir, koparıp götürmek ister Beğenen. Nerede, kiminle olursa olsun kalbimden başka yere gidemez der Seven.

Zaman- Mekân kaydına girmez Sevgi. Girse, Üveys El Karni (ks) yi tanıyor olmazdık. Çoğu sahabe onun kadar tanıyamamıştır Allah Resulünü!…

Aşk; sevginin kemâli sanılmıştır. Oysa Sevgi; aşkın kemalidir. Tek bir noktaya odaklıdır aşk. Sonsuz noktalarda vechi seyre çıkar Sevgi.

SEMBOLLERDEN İŞARETLER

“Yeryüzünde bir halife oluşturacağım.” İnsan bedeninde beyin adıyla esma özelliklerimi açığa çıkaracak bir işletim sistemi oluşturacağım.

“Şeytan Adem’e secde etmedi.” Bedensel bilinç, hakikatini yaşamak isteyen İnsani Bilince; Halifeye direndi- direnecek- direniyor el an.

“Melekler Adem’e secde etti.” Hakikatine yönelen Beyin; Allah Halifesi; kendinde mevcut esma özelliklerini emrine amâde buldu, bulur, buluyor.

“Yasak meyve yediler, cennetten aşağı düştüler.” Esma özellikleri seyri yerine Bedenselliklerini tercih ettiler; düşük frekans yaşamları oldu.

“Yeryüzünde kan dökecek, fesat çıkaracak birini mi oluşturacaksın” Alışkanlık,şartlanma, değer-duyguları alt üst edecek yaşama mı geçeceksin?

“Kıyamete kadar şeytana mühlet verildi.” Beyin; Allah Halifesi, ölmeden evvel ölme deneyimini yaşayana kadar bedensel bilince süre tanındı.

“Cinlerin gıdası kemik ve hayvan dışkısıdır.” Bedensel bilincin beslendiği şeyler; kişide kemikleşmiş algılar ve atılması gerekirken atılmamış bilgilerdir.

“Kabir azabının çoğu idrar sıçramasındandır.” Çektiğin bedensellik sıkıntısı; atılması gerektiği halde benliğine yapıştırdığın bilgidendir.

“Arınmamışlar ona dokunamaz!” Bedenselliğin bilinçte oluşturduğu kısıtlı algılardan kurtulamayanlar Beyni; Allah Halifesini değerlendiremez.

(Müşrik)”Allah,Resul olarak melek irsal etseydi dedi” Birimsel benlik, “Yeni Bilgiyle değil, Alıştığım bilgiyle hakikatimi yaşasam” dedi!..

BESMELENİN RUHUNA DOĞRU

Sistemde bir tanrıya yer olmadığının en açık delillerinden bir de “Bismillahirrahmanirrahim” de dürülü mekanizma anahtarıdır.

Kur’an’da Bismillah’ı yaşayan Nuh as ile Bismillahirrahmanirrahim’i yaşayan Süleyman as ve temsil ettikleri, yeniden değerlendirilmelidir.

Mektubuna Bismillahirrahmanirrahimle başlayan Süleyman; arzın hümranı imiş. Tasarrufu insana, cine, hayvanata ve rüzgara geçermiş. (..?!…)

Veritabanı kayıtlarının (şeytanın) kölesi olan  beşerin Kulluk Özgürlüğüyle; Halifeliği ile yüzleşme deneyimidir  Bismillahirrahmanirrahim.

Mektubuna Bismillahirrahmanirrahimle başlayan Süleyman; Güneşe tapanlar (?) ülkesinin Melikesini (?) hiç savaş etmeden ayağına getirtmiş!..

Besmelenin “B” siyle “İSMİ” kelimesi arasındaki “ELİF”e ne oldu Ya Rasulallah, neden yazılışta yok dediler. “Onu şeytan çaldı” buyurdu. (?!)

“Bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîm” (Hud/41) duasıyla Nuh, dev dalgalara karşın gemisini sahili selamete çıkarır.

Hayali gerçeğe, düşünceyi eyleme, duayı yaşama dönüştürme formülü Bismillahirrahmanrrahimdir. Besmele; yanmayı bitiren âb-ı hayattır.

Beynin her an Bismillahirrahmanirrahim ile dünyanı oluşturmada. Sen ne zaman Bismillahirrahmanirrahimle dünyanı seyre, inşaya girişeceksin?!

Besmele; Allah namına planlıyor, projelendiriyor (Rahman) ve hayata geçiriyorum (Rahim) demektir. Allah namına olana kim mani olabilir ki?!