Eûzü

Eûzü

Euzu, insanı hakikatinden uzaklaştıran tehlikelere karşı, beynindeki Kevser havuzunun koruyucu kuvvelerine sığınmak demektir. Burada sığınılan havuz, özümüzdeki Allah esmaları havuzu olduğundan, sığınma aslında özümüzdeki Allah’a ait olan gücedir.

Kurana göre Şeytan, Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini emreden ve öneren, kötülük, hayâsızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden, bizi fakirlikle korkutan, kuruntulara düşüren, Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi emreden, bizleri kandırmak için bizlere yaldızlı sözler fısıldayan, bize vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran, yaptığımız amellerimizle bizi şımartan, bizi azdıran, İçki (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen, Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen, kişiler ve güçlerdir.

Şeytanı tanımlayan en uygun ifade; “zan ve zanna dayalı söz”dür.

Euzübillahimineşşeytanirracim, şeytanın bu çabalarına karşı, Allahın varlığımdaki zati sıfat ve esmalarının kuvvelerine sığınmak demektir.

*

Sığınmanın tepe noktası; “Sahteliğimden hakikatime sığınırım” dır.

Kendi özümüzü örttüğümüz her şey; İblistir.

Beynin müthiş bir vehim gücü vardır… Bize en büyük oyunu oynayan da beynimizdir.

Vehim; hakikat ne değildir sorususun tüm yanıtlarıdır.

Vehim Kuvvesi olmasaydı; film perdeye yansıyamazdı.

EL-MUDİL en başta niye örtündüğünü FARK EDEMEYEN BİLİNÇ halidir.

Her’an aynı- benzer yaratım ve oluşları tekrar tekrar diriltmek… Yenilenememek durumu; Şeytaniyeti besler.

Korku, Endişe ve Ümitsizlik şeytanın gıdasıdır.

KORKU ile savaşılamaz, KORKU yokedilemez. O tipki bir ışığın geldiğinde karanliğin hükmünü bitirmesi gibi; KİM OLDUĞUMUZu bilmekle ŞUURUMUZdaki hükmünü yitirir.

RABBimiz olan beynimizin Esma ve İsimleri suretlendirerek bir terzi gibi kendine elbise dikmesidir bedensellik… Bedensellik şeytaniyeti besler.

*

Şeytan Dünya’ya İnsan ile Beraber geldi. Yani Şeytan ayrı İnsan ayrı olarak değil “beraber” geldi. Gözle görünen kısımda Adem görünmeyende ise Şeytan manasıdır. Şeytan yani İblis, Bil kuvve insanın içinde insana düşman haldedir…

Şeytan diye isimlenen varlığın insandaki adına İblis denir. Yani İnsan bilincini beden hakimiyetinde tutmaya çalışan bilinçtir. Bu bilince tabi olan Firavun Misali.

Euzü’nun insandaki çalıştırdığı potansiyel; Bilinç ve de Şuur sıçramasıdır.

Beden işleyiş sistemine baktığımızda vücüdumuzda Kan, İrin, Necaset, Süt hepsi mevcut ve hiç biri birbiri ile karışmıyor. Demek ki, her bir organ birbirlerine Euzü (sakınır) halde fakat Kalp Kandan euzu ederse yani vücuda pompalaması gereken kanı pompalamazsa cerrahi müdahale gerekiyor.. Demek ki Euzü yani NEY den NEY e sığınıcağımızı sakınacağımızı bilmektir.

İÇGÜDÜSEL SIĞINMAK: Mesela; Reflekslerimiz Vücudumuzun dışardan gelen ses ve görüntü gibi ani uyarılarda hızlı bir şekilde tepki göstermesidir.

İNSANLARDAN SIĞINMAK: İç ve Dış Hayatın rahmet(pozitif) alanından kovulup, gazap(negatif) alanına atılmış olan ve oradan yaşamı taşlamakta olan her çeşit soyut ve somut gücün, kötülük faktörünün şerrinden, kötülüğünden bilerek ve isteyerek Allah’a sığınırım.” demektir.

ÖZ’E HAKİKATİNE SIĞINMAK: Sonsuza, sınırsıza ulaşmana engel her ne var ise Euzü Anahtarı ile bu engeli kaldırırsın. Şer’lerHayır’lara- Hay’ırlarŞer’lereEuzüeder…Geceler Gündüzlere- Gündüzler Gecelere Euzü eder… Demek ki Sistemde Her şey Euzü (sığınarak dönüşüm) halinde.

*

Kişiyi teklik anlayışından uzak düşüren her şey her oluş, fikir şeytaniyet vasfıdır.

Eş, dost, çevre, yakınlar bizi beden zannetirmeye çalıştıkça gaflete dalmayıp AKLIMDA diyebilirsek. BEN BU BEDEN DEĞİLİM İHLÂS SURESİYİM ”AKLIMDA” diyebilirsek şeytanımızı müslüman etmiş oluruz.

Sığınmak bir tercihtir.

Bilmek, öğrenmek algının geniş olması sürekli bir biçimde sinip sinip geri gelen şeytanı müslüman etmeye tek başına yetmeyecektir. Bedendeki hormonal akışı düzene sokmak için önerilen ibadetlere de kesin kes uymak gerekir. Çünkü hormonların düşüncelerimiz üzerine etkisi büyüktür.

*

İstiaze yani euzubillahimineşşeytanirracim; öncelikle bir tavır almadır. Uyanıklık için bir silkiniştir. Korunmak için bir kalkana bürünmektir.

Allah’tan, hayırdan ve rahmetten umudunu kesen, inatçı, boyun eğmeyen, yap denileni yapmayıp yapma denileni yapan isyankar yanlarımdan, Hakikatim olan, asıl varlığımı oluşturan Allah Esmaları na sığınıyorum.

Sığınma denince aklıma savaşlarda komutanın ”siper aaalll” komutu geldi. ve böylece askerlerin siperlere sinip, sığınıp, tetikte beklemesi canlandı gözümde.Tetikteyim, uyanıklık için siperimi aldım gibi sanki istiazede…

Neyden sığınıyorum? Şeytan-ı Racimden! Şeytanın sözlük anlamı ”Hakktan uzak olan” Kavram olarak Hakka ve akla aykırı hareket eden her türlü kişi, güç ve kurumun ortak adı…

”Şeytan” diye nitelenen vasıf insanın ”Hayata ve olaylara bakışında”dır.

Taşlamaktan kasıt şeytani her düşünce ve dürtüyü fark etmektir.

*

Ne ki bizi peşinden koşturuyor, o şeytandır!

Eûzü akla abdest aldırmaktır.

*

Şeytaniyet ise Allah ın mudill isminin açığa çıkışıdır. Bu isim şaşırtarak, karıştırarak, gerçeği örterek hükmünü icra eder. Diğer isimlerle birlikte çalışır ve onları perdeler. 

Taşlanmış şeytan; değişime direnen, hatada ısrar eden, yeniliğe dirençli yanlarım. Kalıplaşmış, yerleşmiş inançlarım. Kovulmuş şeytan sistemin işleyişine ters düşen, akışı kesen düşünce ve fiillerim.

Şeytaniyet şuurumda isimlerin üstünü örterek çalışıyor. Şaşırtıyor, karıştırıyor, ikileme düşürüyor. 

Euzu  bilinçteki perdeyi kaldırmaktır.

Euzu ile bilincimize izinsiz girecek verilere; kapıları kapatıyoruz.

*

Kişinin kapasitesinin üstünde olan şeyi ondan istemek, zulümdür. bunu düşününce hemen aklıma hz. resulullah sav.ın allah ahlakıyla ahlaklanın uyarısı geldi ve melekiyetımden perdeleyici dürtülerden,benlik körüklemesinden, övünme, ve kibirden sünetullah gerçegıne uymayan davranışlarımdan  ALLAHa SIGINDIM, zulmeden olmamak ve zulüm ile karşılık görmemek için.

Hz. Ömer kudüsu fethe gittiginde yolda veba salgını oldugunu duyar ve ordusunu geri çevirir, sahabeden biri sorar; “Ya Ömer Allah’ın kaderınden mı kaçıyorsun..!” Hz. Ömer Allah’ın kaderınden kazasına kaçıyorum” der. Yani ben yüzme bilmiyorum suya atlayım Allahın kaderı dıyebılır mıyım? Hz. Ömer burada çok buyuk bır korunma yaparak hakıkatıne sıgınmıstır. Orduyu vebaya götürmek bilgisizlik alt bılınç okuması olurken, orduyu koruması allah sıstemını oku dugunun bıze en buyk örnegı.

İslam dünyası Eüzüyü yü çok iyi anlamadığı için silahlanma sanayisini millileştirmedi, dışa bağımlı kaldı. Tanrılarına sıgınarak…

Allah’ım sıhhat ver deyip sigara içmeye devam edene Allah ne yapsın?..

Hz. Resulullah sav.in yaptıgı her fiil için bir duası vardır,yemek yerken,içerken, gıyınırken,bır yere girerken ve çıkarken vb.bu dualar bilincimizi her an arı tutmak hakıkatımızden uzaklaşmamak, bilincimizin taşlaşlaşmaması için şeytani düşük frekanstan korur bizi. akliyetimizi devreye sokmaktır bu çalışmalar.

Duygusallık ve acımada aşırı gitmek de şeytaniyete kapı açar.

*

Şeytan ismiyle işaret edilen tabii ki somut, hayalde canlandırılan bir varlık ya da gözle görülebilen özellikte bir yapı değildir. Şeytan bir durum ya da özelliğin tanımlamasıdır.

Hakikatini bilme ve ulaşma, hidayete erme amaçlarında bizi engelleyen durumlar bizim şeytanımızdır.

Eûzü; Korunmadır. Korunma; Allah Sistemini algılayıp sistem doğrultusunda düşünce ve davranış ortaya koymaktır.

Zikir çalışmalarının bir anlamda kişinin boş anlarını doldurması ve oluşabilecek negatif – bedenselliğe çeken ve tutsak eden düşünce yumağını engellemesi yönüyle Zikir; en büyük korunma ve Fiili Eûzüdür.

Şeytan köpeğe benzetilir bazı âlimler tarafından. Kaçınca arkanızdan koşan. Üstüne gidince kuyruğunu kıstırıp kaçan. Bu köpekten korunmamızın 2 yolu var. Birincisi kızılcık sopasını alır üstüne gidersin. Köpek güçlüyse risk var. Yenilme riski. İkincisi, köpeğin sahibine, köpeği bağla da geçiyim Ya Rabbi. Çünkü şeytan onun kulu. Asi kulu. İşte istiaze budur. Dolayısıyla Allah a bağlanmak, sistemi kurallarına göre yaşamak.

*

Şeytan ve  Şeytaniyet; Vehim ve vesvese yaratmak suretiyle varı yok, yoku var gösterme hali.

Vehmin ve vesvesenin sebebi korkudur. Korkunun temeli de ölüm korkusu. Ölüm korkusunun sebebi de kökeni de beden olduğunu sanmadır. Bu sanı “bedeni kaybetme korkusu” “sahipliği kaybetme” korkusudur.

Kaybedecek bir şeyi kalmayanın korkusu da kalmaz.

Özgüven dedikleri kaynağını egodan almadığında aslında Allaha Güvendir.

Düşünme ve algı dünyasındaki değişiklik efal alemindeki oluşları da değiştirir etkiler.

Fakirliğin Euzusu paradır,  para kazanma yolunun açılması için gerekli duygusal – düşünsel- sezgisel dönüşümü sağlamak ve en önemlisi fiili ortaya koymaktır.

İşsiz kalan birinin Euzu’su iş bulacağı yolları aramaktır. Yeni bir meslek öğrenmektir. Gerekli girişimde bulunmaktır.

*

Her insanın kendi şeytanı var. Herkesinki bir diğerinden farklıdır. Her birimin ayrı bir noktadan ya da birçok noktadan baskın olan kilitlenmişliliği perdeliliği söz konusu olabiliyor.

Beş duyu ve beden kaydında kalan birim var oluş gayesini algılamaktan öteleniyor.

Bilincinin oluşturucusu olan beyninin hakkını hakkıyla vermeli. Sistemi okumak sistemin kurallarına ve şartlarına uymak Sunnetullah gerçeğini ortaya koyan fiillerde bulunmak. Bunları gerçekleştirebilemek; sığınmaktır. İstiaze Kur’ana değil Kur’anı OKUyana gereklidir. Kur’anı okumak, kendimi okumak evrensel sistemi okumak hakikatimi bilmek TEK in bilincine varmak istiyorsam sığınmalıyım.

*

Vehim kuvvesi ( bizdeki İblis – varı yok yoku var zannettirmekle bizi yanıltan ); 5 duyuya dayanan şartlanma yollu edinilen kabuller, bu kabullerle oluşmuş benlik ( Ego / nefsi emmare) , değer yargıları ve bunun sonucu oluşan duygular; Bilinçaltından / veritabanından gelen fikir veya düşünceler – ki, buna “ Şeytanın ilkası / telkini veya vesvese ” diyoruz… Eski fikirler,inançlar, bağlantılar, tutkular, alışkanlıklar  ve diğer zihinsel blokajlar gelir.. Bunlar içimizdeki / zihnimizdeki şeytanlardır… İblis, insanların zihinlerindedir / içindedir…

İmtihan / çokluk dünyasının oluşması için İblis ( vehim / hayal kuvvesi ) gerekli…  Zaten bu özelliğinden dolayı “ İlahi Vehim ve Hayal kuvvesi ” denilmiştir buna…

Kişi; yeryüzüne (madde boyutuna / esfeli safiliyne) indirileceği zaman, şüuru / bilinci daraldığı için ( kendi özünü unuttuğu için ) bu zahiren halk dediğimiz boyuttaki varlığını müstakilen  mevcut zanneder. Ve Hakkı da hayalde / zanda düşünür…

Ve bu sayede ihtiraslar, tutkular, bu tutkular uğrunda mücadele / yarışma, üstün olma gibi gayret ve çabalar meydana gelmiştir… Düzenin devamı için; bu gereklidir… Bu sayede tekamül işlevi oluşmuştur…

Eş Şeytan – beşeriyyet kaydından öte insanın kendini tanımasına, tekamül etmesine vesile olan “ muhalif  ” görüntüsünde bir yazılım – program – kuvvedir…

Bize göre bütün kötülüklerin kaynağı vehim kuvvesi olduğu gibi; bütün iyiliklerin erdemlerin kaynağı da farkındalıktır… Tek günah farkında olmamaktır ve tek erdemse farkında olmaktır.

*

Kiri bilmek lazım ki ona göre hangi leke çıkarıcıyı kullanacağına karar verebilesin. Eûzü kiri tanımakla başlar.

Şeytan; Allah’ın ipine sarılmaktan beni alıkoyan BEN im dediğim her şeydir.

‘Ne çok haset insan var çevremde!’ der dururdum eskiden. Bir de baktım ki asıl HASET  benmişim. KİBRimden kör olmuşum resmen. KÖR ŞEYTAN oluverirmişim de haberim yokmuş. ZANla yol alıp dururmuşum hep. HIRS bataklıklarında yüzermişim. Rakip görürmüşüm çevremdekileri kendime. En iyi eş ben olmalıyım. En iyi anne, en iyi öğretmen, en iyi şu, en iyi bu.. İnsanı tüketen HIRS beni de almış dişlilerinin arasına, oyuncak gibi çevirir dururmuş. Hele o korkular. Aaaah o korkular.. Korkuyorum dediğim ne varsa hep başıma geldi. ‘Bu da bir imtihan..’  değilmiş işte !!!.. Ben çağırmışım, ben davet etmişim ..

Reiki yapabilmek için inisiye yani uyumlanma gerekir. KUL olabilmek için de KUR’AN a uyumlanmam gerektiğini anladım. Yüksek frekansın, insanın hakikati olan ilim- Kur’an- hadis- tefekkür olduğunu anladım. TAKVA ile yol almam gerektiğini anladım. Şükürle doluyum ki tevbe kapısı kapanmadan anladım. ‘EYVAH ! ‘ demeden anladım.

*

Eûzü; Akla, bilime, teknolojiye, ahlaka ve vicdana uygun çözümler üretmek, icatlar yapmaktır.

Eûzü konusunu araştırdığımda ilk olarak doğal afetlerden yola çıkmaya çalıştım. Doğal afetler için, önlem alma konusunda Dünya devi olan Japonya, ”eûzü’yü” en iyi şekilde yaşayan ülkedir. (bence)

Eûzü’ yü kendi hayatımdan örneklemem gerekirse; beni olumsuz etkileyen insanlardan (enerjimi düşüren, devamlı olumsuz konuşan vb) uzaklaşmak, arama mesafe koymak şeklinde değerlendirebilirim.

*

İsti’aze’nin Ruhu: “ALLAH’ım ben zafiyetimi hissettim, şeytanla olan mücadelemde Sen’in gücünü ve inayetini istiyorum, Sen’in hidayetin olmadan ben başarısız olurum. Allah’ım bana yardım et inayetinle benimle beraber ol. Rabbim beni bırakma.” demektir.

Kuruntu, heves ve duygu ileriyi görmüyor. Akıl ise şimdiyi ve sonrasını muhakeme ederek kendisi için en karlı seçim ne ise onu tercih eder. Anlık ehemmiyeti olmayan lezzetin yerine sabırla hak edeceği büyük mükâfatı tercih eder Eûzüye inanan insan.

Şeytan: iblistir, Allah’tan ümidi kesen Hakikati inkar edendir, Ateşten yaratılmış, görünmez bir enerjidir, İnsanın apaçık düşmanıdır, Allah’a karşı itaadsizliği telkin eder, Kötülüğü, haramı, kumarı, içkiyi telkin eder, Allah’ın yarattıklarını değiştirtmeye çalıştır, İnsanın amellerini güzel gösterir, İnsanlara vesvese verir, kuruntuya düşürür, Şeytan sizi fakirleşeceğiniz yolunda korkutur, Varı yok yoku var saydırır, vehme yöneltir, Dostlarını korkutur, Şeytan hipotalmusu kullanır.

İsti’azeyi tam anlamda yaşamak için aklın hür olması gerekir. Kayıtlanamayacağı, engellenemeyeceği ve bastıralamayacağı bir zemin oluşturmalıyız. Çünkü her aklın dayanağı olan bir en alt sınır, tabanı vardır. Bu tabanı da “iman” ile inşaa etmek gerekmektedir. . Ama hür olabilmesi için zaaflarını da bilmesi lazımdır.

İsti’aze bir şuur boyutudur. İnsanın aczini anlayıp Akıl melaikesine müracaat etme halidir. İsti’aze, iman ile yoğrulmuş aklın; ÖZ’lükHAK’larına sığınmasıdır.

Kişide iman eksikliğinden dolayı, ikilik varsayımında bulunan vehim hakimse; düşünceleri sürekli olarak şeytaniyet sınırında gelişir.

Kişide ki şeytan olgusu nefisteki isteme arzudur. İsteklerimiz şeytanımızdır.

Şeytanı Müslümanlaştırmaktan anladığım: kalbin kendisinin idrakinde olması sonucunda iman ile tazelenerek; nefsi kendisine benzetip, nefsin de kendisini kalb olarak görmesidir. Aczinin farkında olup aciz (basit) olanı istememesi, fani olduğunun farkında olup geçici heveslerin yerine Baki olanı istemesidir.

İsti’azeyi yaşamak yani sözden fiile dönüşmesi ise; kişinin her sözünün eğrisini bulması, her bakışının yanlışını görmesi, her hareketinin kusurunu bilmesinden geçer. Kişinin kendini gözlemlemesidir! Kişi kendini gözlemlesin ki, istiğfar etsin. İstiğfar etsin ki, arınsın. Arınsın ki, hiç olsun. Hiç olsun ki, HEP OLSUN.

*

Pencereden bakıp düşmanları gördüğümüzde yaşadığımız telaşı niçin şeytan denince hissedemiyoruz. Düşmanımızı çok mu hafife alıyoruz yoksa? Ya da bilgisizlikten mi bu tavra düşüyoruz? Galiba bizimkisi cahil cesareti…

Ne zaman karşımızdaki “Esma Bileşimi Birim’e” kibirlenip gururlanıyorsak Allah’tan perdeleniyoruz, uzaklaşıyoruz, kovuluyoruz, bedenselliğe birimselliğe düşüyoruz yani TAŞLANIYORUZ!

Adem’e secde etmeyen şeytan; hakkatte bizi kullanan ve emrimize girmek istemeyen egomuzdur.

*

Sığınmayı, hep bir ben var, bir de benden kat be kat üstün, büyük, korumacı bir Allah var ve ben her istiaze okuduğumda o büyük zata sarılıyor veya arkasına gizleniyor ve “Ben sana sığındım, kovulmuş şeytandan” şeklinde hayal ederdim eskiden. Benden bana işleyen bir sistemde, B sırrını bilmeden neye, kime sığınıyorsun?

Sure ve esmadan yola çıkarak, her istiazemizde bizde bulunan Es Semi ve El Aliym isimleri de tetiklenmiş oluyor. Böylece Ya Mudill esmasının tecellisi olan şeytaniyet vasıflarından da korunmuş oluyoruz. Semi ismi ile,  farkındalığımız ve kavramamız artar, Alim ismi ile de sistemi OKU yabilmemiz ve ilim öğrenmemiz kolaylaşır. Ve sonuçta da El Basıyr tecellisi yani seyr hali başlar.

Şeytan olmasaydı imtihan da olmazdı. Şeytan Adem’e secde etse idi seriul hisab, zül intikam, merhamet, rahmet, kahhar v.b. sıfatların tecellileri olmazdı.

(“Tefekkürü İbadet Bilen” dost bilinçlerin çalışmalarından derlenmiştir.)