Vakıa Suresi Tetkikleri- 1

Vakıa Suresi Tetkikleri- 1

NEDİR VAKIA? (1-6. ayetler)

Vakıa; hakikat, gerçek, gerçekleri gösteren delil veya hadise gibi anlamlara gelir…

Vakıa, kişiye imanını ispat etmesi için sunulan bir Sünnetullah kaidesidir…

Kuranın bir üçte biri İhlâs suresi ise; ikinci üçte biri de bu suredir.

Vakıa yaşandığı zaman herkes gerçek değeri ile ortaya çıkar.

*

Gerçekle karşılaştığın zaman… Başına gelen hadiseler karşısında… Hayatının içinde seni zorlayan,bunaltan,yada beklemediğin bir olay olduğu zaman!..

İşte bu durumda başınıza gelen şeyler karşısındaki tutumunuz, davranışınız,onu karşılayışınıza göre sizler farklı tutumlar sergilersiniz.bu kiminizi bulunduğu durumdan aşağı çeker,mesela isyan olabilir,depresyon olabilir…kiminizi de yükseltir bu olay.nasıl?o beklemediğin olaya karşı alacağın tavır,sakinlik ve güven şeklinde ise yada “takdir böyleymiş,olan oldu” vs. gibi düşünceler sende hakimse, bu sukûnetini koruman ve güvende olduğunu hissetmen sizi bulunduğunuz manevi seviyeden yukarı çıkarır.

Olay ve olaylar karşısında beden ve bedensellikle beslenen tüm değer yargıların ve kilitlenmişliklerini fark etmen, yani sarsılman sana şifa olacaktır.tıpkı bir ameliyat gibi…Arıza neyse tespit edilip,dışarı atılıyor.

Nihayet,yani yaşadığın tek olayla değil de olaylarla, her seferinde bir değer yargın,şartlanman, hükmün ortadan kalka kalka, hepsi kırıla kırıla, bir de bakmışsın artık eski “sen” değilsin!..

*

Vakıa; Bedensel ölüm anı olduğu zaman. Veya Ölmeden önce ölme yaşandığı zaman.

Biyolojik ölüm için, için beden sarsıldığında, organların beyin ile irtibatı kesildiğinde, Veya Ölmeden önce ölme durumunda, beden sarsılıp, benlik, ego dağı parçalandığında, nihayet kendisinin hakkın varlığı yanında varlığının olmadığı hissedildiğinde.

*

Vakıa; İşte O AN tüm dengeler alt üst olur. En üste koyduğun, en üst değerlerle anlamlandırdığın bir bakarsın ki, ne kadar önemsiz olmuş gözünde.’’Ben tüm hayatımı bunun için mi harcamışım, bunca nefesi buna mı heba etmişim, ben yaşamış mıyım?’’ dersiniz…

Bu  OL’AN dan sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmaz; tüm duyuların, tüm duyguların adeta SIFIRLANMIŞ-YENİLENMİŞ gibi olur..

İşte ,yapılacak bu zorunlu değişime; FITRATINI HATIRLATMA işlemi denir.. Bu farkındalığın HAKİM olduğu yeni bilincin İNŞA ettiği bedenler de elbette ki yeni olacaktır.

Depremler olmuş, yer sarsılmış, tusunamiler coşmuş,gök gürlemiş,fırtınalar kopmuştur..Bu yer,senin bedenindir, tusunami yaratan duygularındır, gürleyen gök, aklın, tüm düşüncelerindir… Ne oldu da isyan ederler sana böyle?!!Ve hatta ,birbirlerine…

İşte bu kargaşa sürecine hastalık denir. Yeni bilinç haline dayanabilir mi hiç bu beden? Hatta hastalanır..Çünkü,şimdiye kadar böyle bir durumla karşı karşıya gelmemiştir..Alışkın olmadığı,hazırlıklı olmadığı,hesap kitap yapmaya hali kalmadığı kısacası hiç beklemediği bir anda gelmiştir bu farkındalık. Bu yüzden de ,tüm savunması alt-üst olur..Tüm kaleleri düşmüştür artık..Artık ne işe yarar ki bu halde? Tepeden tırnağa ‘’Hurda’’ya dönmüştür her bir hücresi, kendim sandığı ‘’ben’’liği.

Bu değişim süreci,doğal olarak sıkıntı,acı,ıstırab vb.,eskinin ,kendi varlığını devam ettirmek adına verdiği direncin,savaşın bir sonucu olarak duyulur,mülkün sahibinde.. FİTNE denen basıncın,toprağa, çamura bulanmış bir maden olan altına uygulanıp,onun arındırılması, saflığına- fıtratına ,yaşam gayesine uygun bir hale getirilmesini sağlaması gibi; VUKU BULAN da insanın asıl yaradılış amacı olan halifeliğine kavuşturulması için bir FİTNE-AYRAÇ görevi görür.

*

Vakıa; Ölenin öldürenin izleyenin de aynı olduğu bir filmdi bu.

Vakıa; Olayın kendisi Mürşiydin kendisi olan olay.

(Vakıa) Mürşiydsiz hesap kesimiymiş ya da Mürşiydin sürekli suret değiştirmesiymiş.

Mürşiydin Allah olduğunu ve alem suretlerince tasarrufuna şehadet etmek demekmiş Vakıa.

Var sandıkları yok olmuştu. Yok sandıkları var.. Yapmam dediklerini yaparken. Bu kolay dedikleri ne kadar da zor olmuştu. Nasıl da Tuzla buz olmuştu. Nasıl da Darmadağın. Can çekişiyordu. Canın asıl sahibini bilip. Canı teslim edene kadar çekiştirecekti kendinin sandığı zandan ibaret Canını. Ve görecekti ki Ölüm yoktu. Teslim olmuşlara…

*

Yaşanılması mutlak kesin olan, kaçınılamayacak olay. Vakıa; dış dünya’nın bütün bağlarını kopartan, egonun beslediği ve beslendiği tüm enerji akışını kesen, derin darbeyle tamamen egoyu bitirmeye yönelik yaşatılan olay.

”Sanki ait olduğum bir yerden köklerimle birlikte beni kopartıp almışlar… Hiç bir yere ait hissedemiyorum kendimi”

Bu olay O’nun hayatın da kesin ve net yol ayrımıydı.

Vakıa dehşet verici ve çok zor görünse bile insanın ”sonuç” olarak yaşayabileceği en güzel olaylardan biri.

Vakıa; Cennetlikler ve cehennemliklerin ayırım noktası. (Yönelişine göre açılan)

Vakıa;Net bir sekilde yönelişinin belirlenmesi.

Vakıa; hakikatine yaklaştıran ve hakikatini yaşamana sebep olay.

Vakıa; İkilikten Tek’liği açığa çıkartan olay.

Vakıa; hakikatinden başka geriye hiçbir şeyin kalmaması.

*

OLAY: Nasıl olay ?? Benlik erimesi getiren, egoyu bitiren, bilinç sıçraması yaptıracak kapasitede olan olay. Öteleyenler için maddesel ölüm; AN da yaşayanlar için ölmeden evvel ölme hali.

“Ben bittim” haykırışıyla açığa çıkan; “Ak koyun ve kara koyunun ayrıştığı” safların içte ve dışta netleştiği süreç.

Olması gereken vuku bulduğunda bizdeki mevcut özelliklerin bir kısmı pik yaparak yükseliyor, bir kısmı da törpülenmişçesine alçalıyor.

Bir sarsılış var. Benlik sarsılıyor. Öyle bir sarsılma ki; kişinin yaslandığı, güvendiği, destek bulduğu her şey tuzla buz oluyor. Kişi kendiyle baş başa kalıyor. Ve bir yol ayrımına geliyor.

*

“Ölseydim de bunu yaşamasaydım” dediğiniz, “Allah’ım beni öldür, neden yaşıyorum ki” dediğiniz andır Vakıa.

Öyle farklı bir şuur hali alırsınız ki bu süreçte, artık yeni bakış açınızı, şuurunuzu kendiniz bile yalanlayamazsınız.

Bedenen ordasınızdır belki ama ruh yoktur artık o bedende. Kimse sizi anlamaz, derler ki “buna da neler oluyor böyle”, “konuşmuyor, yemiyor, içmiyor, ölecek”. Bilmezler ki o zaten öldü, nefes alırken öldü ve yeniden dirilecek yakında, çok farklı bir bakış açısıyla, çok farklı bir surette. Beşerler diyecek ki “yüzü rengi soldu, sanki yaşlandı bir anda, çöktü” ama siz o derin yalnızlıklardan, farklı bir şekilde yeniden doğacaksınız, bunu bilirsiniz, hissedersiniz.

Vazgeçemediğiniz ne varsa vazgeçmeye hazırsınızdır artık, her şeyinizi vermeye. Yeter ki bu yangın sönsün.  Bir tarafınız “iyi oldu sana, bak, bitirdin kendini, ne olacak şimdi sana kaç kere dedik, dinlemedin bizi, şimdi bittin sen, ne yapacaksın” der, öte tarafınız “var bunda da bir hayr, Mevlam görelim neyler, imtihandır geçer” der.  Öyle farklı bir şuur hali alırsınız ki bu süreçte, artık yeni bakış açınızı, şuurunuzu kendiniz bile yalanlayamazsınız.

*

Vakıa meydana geldiğinde insanın kıyametinin kopup yeniden doğuşu gerçekleştiğinde bu olayın gerçekliğini kimse yalanlayamaz. Gerçekleşen bu olay kişide var olan bazı özellikleri aşağı çekecek bazı özellikleri gün yüzüne çıkaracak ve kişiyi dengeye getirecektir.

Bedeni yıkan, BENi yakan, sahiplikleri yıkan, alışkanlıkları yıkan, beş duyuyu sarsan, “Başkaları ne der?”i yıkan, vazgeçilmezliklerini yıkan olay Vakıa.

VAKIA insanın kendi kıyametinin kopması, kıyameti kopunca yeniden doğmasıdır.VAKIA insanın kendi hakikatine ulaşması için bir yoldur. Öyle bir yol öyle bir sahnedir ki bu: Sahipliklerin senden düştüğünde sahipliklerinden arındığında, benliğinin erimesiyle karşı karşıya kaldığın durumlarda, nefsine şartlanmalarına, değer yargılarına tabulaşmış keskin fikirlerine ters geleni yaşadığında yaptığında onları bırakabildiğinde, dış dünya ile bağlarını kopardığında ego benliğin yerle bir olduğunda ,bedeninin çöktüğünü hissettiğinde vakıa ile karşı karşıyasındır.

Vakıa ile karşı karşıya kalmadan öte Vakıa yaşandığında kişinin o olaya karşı tutumu tepkisi ve algısı önemlidir.Yaşanan sahneye verdiğiniz cevap size taşıyacaktır hakikatinize ya da perdeli olarak devam edeceksinizdir hayatınıza.

Vakıa; insanın hakikatine ulaşabilmesi Allaha yakin olabilmesi ve İsmi Azamını bulabilmesi kendini görebilmesi ve Mukerrebun seviyesine gelebilmesi için bilincinin geçirdiği yolculuklardır.

*

VAKIA nın çağrıştırdığı; yeni bir düzene geçişin, bir şeyleri terk edişin ya da fark edişin karşılığıydı anlam olarak. Öyle bir olay, öyle bir gelişme ki; hayatımızda adeta o ana kadar ki ‘’Ben’’in, o andan ya da olaydan itibaren artık ‘’Aynı BEN’’ olamayacağı derecede sıradanlıktan uzak tetikleyici durumun adı.

Mevcut kabul ve şartlanmalarımız doğrultusunda olumsuzluk algısı yaratan; oluşu ile birlikte yeni idrakler yaratarak aslında her oluşun rahmetini, güzelliğini algılamayı ve benimsemeyi sağlatan bilinç sıçramasıdır.

Gerçeklerle; zaaflarınla, arınamadıklarınla yüzleşmedir VAKIA.

Yaşanacak bu olay ya da durum, her birim için akan suyun yolunu bulması için bir tetikleme sağlayacak. Her beyin veritabanı itibariyle kendi fonksiyonlarını oluşturacak ve açığa çıkaracak.

Bu olayla ya da olaylar dizisiyle senin için takdir olana yolculuğun başlamıştır.

*

Duyanı şaşırtacak, yaşayanı sarsacak durum. Bir olay oldu mu, “Son Dakika” manşetiyle servis edilir. Son Dakika olayları ise genelde acı olur. Bunu tv’lerden görebilirsiniz. Son Dakika diye servis edilen haberlerin %95’i acı, sarsıcı haberlerdir. Duyan üzülür, şaşırır. Peki yaşayan? Onun için büyük bir darbedir.

“ASLA” kelimesi bu yıkımın anahtarlarından biridir. Çünkü “asla” kelimesi baştan aşağı kibir boyalıdır. Kendine güvenmişliğin yansımasıdır. Kişi “asla” kelimesiyle der ki; “Ben azametim sebebiyle; her şeyi kendim planlayıp, kendi kuvvemle, istediğim anda gerçekleştirebilirim.”Cenabı Hak’kın kibriyası azametindendir. KİBRİYA buna müsaade eder mi? İnsanda ki kibir un ufak edilir, bir çırpıda. Sonra bir bakmışsın asla yapmam dediklerinin başrolündesin. Kendine olan güvenin – kibrin yıkıldı.

Güven kavramının elinden çıktığı, sadece Allah’a güvenmeyi öğrendiğin olaydır Vakıa.

Bedenselliğe dair ne kaydın varsa hepsi çökertilir bu süreçte.

*

Vakıa; okuyamama (ama hali) dan kurtulup, okuyabilenlerden olabilmek için uyaran bir ayettir. “İkra” yapan Resulun ummetıne ıkra yapması için hediyesidir vakıa. Sistemi okuyabılmenın ve arınmanın saflaşmanın adıdır Vakıa.

Yargılama seni kaygılanmaya götürür, sorgulama ise uygulamaya. Uygulamanın sonucu yorumsuz seyir; ödülü ise doyumsuz seyirdir.

Evrensel kişiliğe ulaşmamız için, yöresel ve göresel algı kalıplarımızın yıkılması gerekir. Bunun için de bize ters gelen zor gelen, bir ya da bir dizi olayla karşılaşmamız gerekir ki yöresel yada göresel kişiliğimiz yıkılsın bu da benliğimizin ve egomuzun ölmesi demektir Vakıa.

*

Vakıa …

Yeniden diriliyorum…

Hani ölüp ölüp dirilmek gibi…

Düşüp düşüp kalkmak gibi .

Farkına varamadıklarının farkına varmak gibi..

Sessizleşmek artık sakinleşmek.

Vücudumda deprem etkisi..

Korkudan sonra gelen güven hissi..

Beynimde bir ışık çakması..

Karanlığın aydınlanması… Ve gerçek yüzümün ortaya çıkması…

Karanlıklar içinden gün doğar ya aniden.

İşte öyle son bulur bizim hikâyemiz… diyor şarkı :)

Hikâyeler son buldu. Artık gerçekler var…

*

Bez bebek gibi hissediyorum kendimi… Sanki bu beden benim değil… Tüm organlarım isyan etmiş. Beynim ayrı bir şey söylüyor, kalbim ayrı telden çalıyor, midem onları hiç dinlemiyor.

Beynimin içinde bir çekirge sürüsü, gölge gibi çökmüş… Canım boğazımda sanki… Yiyemiyorum. İçemiyorum… Bir haftadır yataktan çıkmıyorum. Perdeler kapalı, evde çıt yok. Sinan az önce sessizce girip ılık süt bıraktı bana. Sessizce geliyor çünkü patlamaya hazır bomba gibiyim. Dağıldım. Tel tel oldum. Tir tir titriyorum. Bu yaşananlar anlaşılır gibi değil… Artık insan içine çıkamam herhalde.

Bu aynadaki de kim… Saçlar rastgele toplanmış. O saçlar ki her biri dile gelmiş, isyan etmiş… Gözlerinin altı ağlamaktan halka halka morarmış.  Ya o bakışlar? Kim bakıyorsa oradan, BİTMİŞ… Ayakta duramıyorum, gözümü açamıyorum… Vakıa dedikleri bu mu ki?

(“Tefekkürü İbadet Bilen” dost bilinçlerin çalışmalarından derlenmiştir.)