“Açlık Oyunları-1″ filmi üzerine…

“Açlık Oyunları-1″ filmi üzerine…

ZİHİNSEL KÖLE MİYİZ?

Sahte özgürlük cennetinde, özgürlük adı altında yaşam tarzı olarak sunulan, aslında tüm benliğimizi silen dış dünyanın isteklerini yaşıyoruz.

Kendi yaşam tarzını dayatan bu dünyada özgür yaşamak mümkün değil mi?

Kendi beden ve iradesinin sahibi ‘kâmil insan’ nasıl oluruz?

Zihnimize yüklenen toplumsal esaretten nasıl kurtuluruz?

Bu açıdan bakılırsa tek sorun özgürlük ve çözümü de bilim ve akıl oyunu.

Bu oyunu; ya kazanacağız ve gerçek anlamda özgür olacağız, ya da iliklerimize kadar işleyen dış dünyanın eline teslim olacak ve modern köleler olacağız.

İnsan doğduğu andan itibaren ailesinin, çevresinin ve toplumun dayatmacı yaşam tarzını benimser, yaşam tarzı genelde kendi dışında şekillenir. Bu yüzden insanın kendisini değiştirmesi, kendi bedeni üzerinde söz sahibi olması yani gerçek anlamda özgürlüğünü kazanması çok zordur. Zordur çünkü taşıdığı bedenin yönetim kararı ve sorumluluğunu almak, dış dünyanın dayatmalarını karşılayacak güçlü bir iradeyi gerektirir ve bu akıntıya karşı yüzmek gibidir.

Belirli bir çevrede doğan ve büyüyen bir insan o çevrenin gelenekleri etkisinde yetişir. Hangi durumlarda nasıl davranacağı tamamen yaşadığı toplumun kültür özelliklerine bağlıdır. Çocukken oynadığı oyunlar, beslenme biçimi, evleneceği kişi vb toplumun ona öğrettiği biçimde gelişir. Bunlar için kendisinin ayrıca düşünmesine gerek yoktur. Toplum, kendi rolünü ona biçmiş ve ezberletmiştir. Kuralların dışına çıkarsa toplum onu dışlar. Toplumun değer yargıları, şartlanmaları ve bunların sonucunda gelişen duyguları yaşamak zorunda hisseder.

Bu nedenle aklını kullanmaya gerek yoktur. Toplumsal değer yargıları ve adetler, sadece o toplumu bağlar. Her toplumun değişik değer yargıları olduğu düşünülürse, sonuç görecelidir. Dolayısıyla hiç biri mutlak doğru değildir. Aklımıza yön verirken yer ve zamandan bağımsız olarak hareket etmeliyiz o zaman aklımızı en üst düzeyde kullanabiliriz.

Dış güçlerin, yaşam tarzını beynimize ve bedenimize dolanan iplerini, ya derin irademizle keseceğiz, ya da küresel robot olacağız. Seçim bizim. Hükmü altındaki organlarına hükmedemeyen, onların esiridir! Onların, esiri iken özgürlükten söz etme.

Açlık oyunları filminin konusu da; özgür olmanın güçlü irade ve akıl ile olacağını izlerken yaşattı bana.

İKRA (HAYATI OKUMAK) 

Filmin kahramanı olan kız özgüveni yüksek (eüzü mekanizmasını iyi kullanan), çevre şartlanmalarına fazla girmeyen (atalarının dinine sorgulamadan biat etmiyen), ama yinede bilinç altına yerleşmiş çevre korkularını yaşayan (arınma yolunda deccalinide tam atamamış), kendisine belirlenen sınırlarla yetinmeyen (sonsuzlugu hiisetmiş) tel ile çevrilmiş, sınırlarının dışına çıkıp kendi imkânlarını geliştiren ve bunu yaşam mücadelesinde kullanan (nasib mekanizmasını çalıştıran), öğrenen ve yaşayan biri.

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK

Filmin kahramanı kızın kendine belirlenen sınırlarla yetinmeyip bu sınırların dışına çıkması ama bir ilerisi içinde korkularının olması, hedefini ve geleceğini sınırlamasıydı. Korku aklı pasifize edip, insanın içini daraltan; endişeler uyandıran, anını hakkıyla değerlendirmesini engelleyen özellik. Ben başaramam, ben yapamam, diyen bir kişi, benim beyin ön bölgem bu işi yapacak kadar yeterli düzeyde değil demek istemekte aslında. Ne ekersen onu biçersin.

BESMELE

Filmin kahramanının kız kardeşinin yerine gönüllü olması, mücadelesi onun hayatı (ikra) okumasındaki başarısının aklını kullanmasının göstergesiydi.

Akıl önceden edinilen deneyimler doğrultusunda gelişen yeni bir olaya çözüm bulma özelliğidir. Yeni olay üzerinde değerlendirme yapılır, önceden çıkarılan sonuçlar irdelenir ve düşünceler akıl yoluyla eyleme geçirilir. Tefekkür etmek, düşünmek, yargılamak, sorgulamak olaylarla ilgili taktik analiz yapmak, aklın PARAMETRESİDİR.   

HİCRET

Kızın kendi mıntıkasından, yaşadığı yerden başka şehre gitmesi orda ölmeden önce ölmenin mücadelesini vermesi, orda arınıp, mücadeleyi kazanıp, yurduna tekrar zaferle dönmesi bana hicreti hatırlattı. Kim Allah yolunda [zulüm gördüğü yerden, yada (Allaha firar edin, ayetince) özüne doğru) hicret ederse, arzda pek çok gidilecek genişlik bulunur.                                           

NASİP

Kızın başarı için irade gösterip, mücadelesi sonucunda başarının kendine gelmesi, özündeki mürid esmasını açığa çıkarmasının sonucuydu. Nasibi olan üstüne gider alır.! Nasibi olmayanda, bana ne, deyip bir yana bırakır, eline verileni.! Ahmed Hulusi. Anne ve babamdan aldığım bilgileri aklım yatıncaya kadar sorgulayacağım. (Gazali)

DECCALİYET

Filmin kahramanı kızın kendi mıntıkasının dışına çıkarken (arınma ya giderken) daha önce hiç görmediği, bolluk, teknoloji, rahatlık, deccalin bedensel yaşam cennetinin şaşasıydı.

Aklını yeteri kadar kullanamayan kişi, gerçek değerini yitirmiş, halife özelliklerini kullanamayan ve kendini beden kabul eder biçimde yaşamına yön verir.  Örneğin sigara sağlığa zararlıdır. Buna rağmen sigarayı bırakamayan kişinin bedensel isteği aklına üstün gelir.

SAVAŞTA HİLE YAPMAK

Kızın bedensellikle savaşında jüriyi etkilemek adına, aşık rolüne girmesi savaşta hile yapmanın, aklını çalıştırması da, Kişinin, kendisiyle savaştığı kimseye, gerçekte Öyle olmadığı halde zahirin tersine bir şey söylemesidir ki, bana hz ali olayını hatırlattı;  Tıpkı Hendek Savaşında Hz. Ali’nin düello yaptığı Amr b. Abdivüd’de söylediği gibi. Hz. Ali (r.a.) ona: “Hani, kimsenin sana yardım etmeyeceğine dair bana garanti vermiştin? Peki, sa­na şu yardıma gelenler kimlerdir?” demişti. Amr, kendisine bu söylenen­leri garipser gibi arkasına bakınca, Hz. Ali, birden iki ayağına vurup ikisini de kesmişti.

SONUÇ;

İnsanlar beden yapıları ve arzsal yaşamları açısından hayvanlardan farklı değillerdir. İnsan ve hayvan bedeni dünyadan beslenir. Farkında olan insan bilinci, evrensel enerjiyle beslenir. Bilincindeki evrensel enerji özelliklerini fark edemeyen insanın yaşam anlayışı “dünyasal” olur. Var olan akıl ve sınırsız düşünebilme özelliğimiz nedeniyle bu evrende çok özeliz, kutsalız.

  • Tüm insanlar özde bir’dir. Hepimiz eşitiz.
  • Varlığı nedeniyle tüm insanlar hoşgörüyü hak ederler.
  • Değişim tüm sorunların ana ilacıdır.
  • Sadece kendimizi değiştirebiliriz.
  • Sadece insan karşılıksız paylaşır.

BAYHAN AY