Değiniler- 38   

Değiniler- 38  

DÜNYAN KADARDIR HÜLYAN ve RÜYAN

Arınmamış bilinçlerin sonsuz- sınırsıza dönük algıları, tasavvurları, hayalleri ve öngörüleri kendi dünyalarına göre ve onun kadardır…

Değerleriyle yaşayanlar gerçek manadaki değeri göremeden, bilemeden, çözemeden bu âlemden göçerler.

Kafanın içindeki film ne ise göz dışarı perdesinde onu görür.

Kafanda cepheler var oldukça içinde vesvese, dışında kargaşa bitmeyecektir.

Mazeret; kafanın içinden start alan dünyasını sorgulamak veya razı olmak yerine dışarı- ötekisi ile oyalanmak isteyenin tutunduğu balondur.

İŞARETLERDEN HAKİKATLER

“Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz” Beyninizin veritabanı talebinizin açığa çıkışına elverişli değilse talebinizi gerçekleştiremezsiniz!

“Planları Allah yapar, ona bırak kendini” Olman gereken noktaya seni taşıyacak potansiyel, beyninde zaten. Vehimle potansiyelini tıkama!

‘’Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmez’’ Bireysel benlik, sınırlı kimlik zorlanmadıkça,amigdala baskılanmadıkça Beyin, esas potansiyelini açmaz.

‘’Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmez’’ Sebep – sonuç hükümlerine dayalı “Hikmetten Okuma” iflas etmedikçe, “Kudretten Okuma” devreye girmez.

‘’Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmez’’ Dış dünyadan, öteden, başkasından beklentiler iflas etmeden; Derununda mevcut öz kuvve devreye girmez.

MUKARREB (Yakınlaştırılmış) OLANIN FARKI

Sanal değerlerin, gerçek değerle yer değiştirdiği sahne; Ashabı Şimal için “BELA”, Ashabı Yemin için “İMTİHAN”, Mukarrebun için sadece “STAJ” dır.

İnsanların genelinin davranışlarına hâkim olan “ETKİ – TEPKİ” mekanizmasının kendilerinde işlemediği tek bilinç grubu; “MUKARREB” lerdir…

Mukarreb; “Nimet Cenneti”ndedir. İlla özel anlam çıkarmaya zorlama kendini. Her oluşu, her olayı nimet bildin mi, cennet olmaz mı şu hayat?!

Mukarreb zatlarda etki- tepki mekanizmasının işlememesi “Ölüm de doğum da birdir onlara” diye anlatılmıştır. Söylemesi kolay, yaşaması?!

“Beklenti”lerden arındığında etki-tepki mekanizması nasıl işlemez, ölüm de doğum da nasıl nötr izlenir anlarsın. Hazmıyla kolaylaşsın (Amin)

GERÇEK ÖĞRETMEN

Hakiki Öğretmeniniz; size varlığınızın hakikatini hatırlatan, sizi gerçeğinizle yüzleştiren ve onun gereklerini yapmanızı tetikleyendir…

Doğruları öğreten, gösteren öğretmenler çoktur. Doğrulardaki yanlışlarla yüzleştirense pek ender. Onu bulan; hazine bulmuş, cennete girmiştir.

DÜŞÜNCE; ŞEYTANA, TEFEKKÜR RAHMANA MAHSUS

Ne kadar üst düzey, ne derece engin olursa olsun Düşünmek Benliğe ait bir kavramdır. Düşünen; benliktir. “Düşünmek şeytana mahsustur!..”

Düşünce Şeytani, Doğuş Rahmanidir. Düşünce bireysel kimlikten doğar. Kimlikten özgürleşen doğuşa tabi olur. Allah Rasülü de Vahye tâbî idi!

Bütün düşünceler amigdala etkisindedir! Epifiz yayını devreye girmedikçe üretilen her düşünce benliği, kimliği besler. Peki, Tefekkür ne?!

“Düşünüyorum, öyleyse varım” demiş vatandaş. Düşünce, Rahmani olsa, Hakikate ulaştırsa böyle mi derdi? Niçin “Sadece Allah” diyemedi?!..

Tefekkür; amigdala kölesi düşünme kuvvesini, Risalet eksenli OKUmalarla disipline ederek Epifiz yayınının önünü açma çalışmalarıdır.

“Bir anlık tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” (HADİS- Camiu’s-Sağir,II/127)

EBEDİ TEKLİK YURDU; TÜRKİYE

“Türkiye neden hep yalnız?!” TEKLİK Yayınının Kalbidir bu ülke. TEKin eşi, dostu, yareni olamaz. Buna rağmen TEKe yalnız da denemez! TEK!

Yalnızlık, Gariplik, Mahzunluk kesrete dönük yaşayanların, çokluğa nispetle Teke giydirdikleri anlamlardır… Tek; bunlardan münezzehtir.

İŞİMİZE GELEN DİN ALGILAMALARI

- Rahimden dünyaya doğan, o gerilimi aynıyla yaşar.

- Evet

- Ölümü tadan da kabir gerilimini aynıyla yaşar.

- Hayır! (İşimize gelen din!..)

*

- Yemek yenir, hazım otomatik, sana sorulmaz.

- Evet

- İşlediğin fiil otomatik sonuçlar oluşturur

- Allah dilerse oluşur. (İşimize gelen din!)

*

- Kurunun arasında yaş da yanar.

- Evet

- Genel bir felaket herkesi etkiler.

- İyiler, masumlar acı çekmemeli. (İşimize gelen din!)

*

- Ağaçları don vurur, tüm çiçekler dökülür.

- Evet

- Savaş varsa göçler de olacaktır.

- Sahilde çocuklar niye ölüyor?! (İşimize gelen din!)

*

- Mahallede kuduz var, girer misin?

- Asla!

- Dedikodu edenlerden uzak dur.

- Tüm insanları sever, kucaklarım, ayırmam. (İşimize gelen din!)

*

- Aslan etçil hayvan. Ot yiyemez.

- Evet

- Bak, ceylan yavrusuyla karnını doyuruyor.

- Kapa ekranı kapa, ay çok acıklı. (İşimize gelen din!)

*

- Güçlü zayıfa, bilgin cahile, gören köre galiptir.

- Evet

- Zengin, Çevre- İtibar sahibi öne geçer.

- Haksızlık bu! (İşimize gelen din!)

*

- Kaynak zehirlenmişse şebeke suyu zehirlenir

- Evet

- Genetik kir nesillerde açığa çıkar.

- Kimse kimsenin günahını çekmez. (İşimize gelen din!)

*

- Kuytu köşeler kirliyse evi fare ve örümcek kaplar.

- Evet

- Zihninde saklı vehimler hayatın olur.

- Ama niyetim halis (İşimize gelen din!)

*

- Kimse ekmediğini biçemez

- Evet

- Uygulanmayan bilgi idrake dönüşemez

- Çok yoğunum. Ama samimiyim, Allah lütfeder.  (İşimize gelen din!)

BEŞERİN DUASI, İNSANIN DUASI

Beşer; istemediğini durdurmak, istediğini oldurmak için dua eder.

İnsanın duası; olanın olduğu gibi açığa çıkışına uyumlanmak içindir.

DİN; ALLAH SİSTEMİ; BEYNİN SİSTEMİ

Bütün Rasül ve Nebilerin “DİN” adı altında anlatmaya çalıştığı “Allah Sistemi”; aslında “İnsan Beyninin Çalışma Sistemi”dir.

Beşerin toplumsal hafızası olarak aktarılan genetik bilinç Allah’ı uzak, yüksek, dışsal sandığından Din (Allah Sistemi) de öyle sanılmıştır.

İlk Nebi- Rasüllere “Sahifeler”, sonra Tevrat, İncil, Kur’an adıyla açığa çıkan “Kitaplar” hep Din’in; “Beyin İşletim Sistemi”nin deşifresidir.

Allah’ı dışsal algılayan; Kur’an’ı sosyoloji, psikoloji, biyoloji, tıp, antropoloji, idari- siyasi rehber vb sanıp kendisine yazık etmiştir!

Surelere, ayetlere o kadar anlamlar yükledik ki bir gün çok farklı bir gerçeğin anlatıldığı açığa çıkarsa -ki uzak değil- ters köşe olacağız.

Surelerin bedendeki organları, hormonal faaliyetleri,hangi düşünce- fiilin nereden kaynaklandığının deşifresi olduğunu duymaya hazır mıyız?!

Aşk efsanesi sanılan Yusuf Suresi, Karaciğer- Beyin ilişkisini anlatır hakikatte dese biri ve ispatlasa dinden çıkıyoruz diye korkar mıyız?

Zülkarneynin iki dağ arasını demir, bakır eritip doldurması; hakikatte beynin iki lobunun dengelenip üst seyre geçme formülüdür dense, mesela?

Mecazlara tasavvufi kavramlarla büyülü, sırlı manalar yükleme devri çoktan kapanmıştır! Devir; bilim-teknolojiyle OKUma devri. Oyalanmayın!

Tüm Dini bilgilerinin iflasına hazırsan eğer, Kur’an “Beyin (ve beden) İşletim Sistemi Kılavuzu” yüzleşmesi bizlere nasip olacak, inanıyorum.

Yüzleşmeden Özleşmek muhal. Yüzleşme; yargısız,cesur ve ufku açık beyinlerin nasibi. İşte Yüzleşerek Özleşme Rehberi: http://ahmedhulusi.org

SEVDİRİLEN ÜÇ ŞEY

“Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi; Zikreden dil, Şükreden kalp ve Belâlara sabreden beden.” (Hadisi Kudsi)

Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi; Sıkıntıları kaldırmak, Günahları Mağfiret etmek, Ayıpları setretmek (örtmek).” (Hadisi Kudsi)

Rasülullah as buyuruyor ki: “Bana dünya-nız`dan üç şey sevdirildi; Güzel Koku, Gözümün Nûru Namaz ve Kadın!” (Nesâî, İşretu`n-Nisâ 1,7,61)

Bana da 3 şey sevdirildi Ya Resûlallah; Senin yüzüne bakmak, kızımın Resûlullahın zevcesi olması, Senin yolunda mal harcamak (Hz. Ebubekir ra)

Bana da 3 şey sevdirildi Ya Rasulallah; huzurunda oturmak,malımı sana, gösterdiğin yerlere infak ve sana salâvât getirmek” (Hz.Ebubekir ra)

Bana da üç şey sevdirildi; iyilikleri emretmek, kötülükten sakındırmak, İslami cezaları uygulamak, eski kaftan giymek” (Hz. Ömer ra)

Bana da üç şey sevdirildi; Aç doyurmak, Kur’ân okumak, Çıplak giydirmek. (Hz. Osman ra)

Bana da üç şey sevdirildi; Yemek yedirmek, Selâmı yaymak ve insanlar uyurken Gece Namazı kılmak. (Hz. Osman ra)

Ben de dünyadan üç şeyi sevdim; Misafire Hizmet etmek, Yaz gününde Oruç tutmak, Düşmana kılıç vurmak.” (Hz. Ali kv)

Bana da üç şey sevdirildi; Mahlûkattan uzlet (kalabalıklardan kendine dönmek), Allah ile ünsiyet, Allah’a tövbekâr olmak. (İbni Abbas ra)

Dünyanızdan 3 şey sevdirildi; Geceler boyu İlimle meşguliyet, Kibri terk, Kin-düşmanlıktan; dünyadan meylinden arındırılmış Kalp (İmam Azam)

Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi; Resûlullah’a (sav) komşu olmak, Ravzası’na devam etmek ve Ehli Beyti’ne hürmet etmek. (İmam Malik)

Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi; Yumuşak Ahlâk, Meşakkat ve zorluğa götüren şeyleri terk etmek ve Tasavvuf Yoluna Uymak.” (İmam Şafi)

Dünyanızdan üç şey sevdirildi; Resûlullah’ın (as) Hadislernde bildirdiğine uymak, O’nun Nuruyla Bereketlenmek, İzinden gitmek” (İmam Hanbel)

Dünyanızdan üç şey sevdirildi; Allah İlminden anladıklarımı Yazmak, İlmi Hayatın İçine İndirgeyerek Okumak, Ehline Gönülden Odaklanmak! (Mehmet Doğramacı)

ÖZGÜNLÜK; ÖZGÜRLÜK; TEKLİK

Yalnızlık pahasına Özgürlüğü; Dışlanmak pahasına Özgünlüğü tercih edebilmişsen, el değmemiş hazineye kapı açtığından da şüphe etme.

Özgünsen Yalnızsındır! Hiç bir orijinal, taklit diyarında kabul görmez! Orijinal evreni taklit dünyası kibir olarak algılar çünkü.

“Her kuş sürüsü ile uçar” sözü gütmeyi hizmet; güdülmeyi ibadet sananlar içindir. Özgürlüğünü özgünlüğünden alanın sürü- çobanla ne işi olur?

“CEMSİZ FARK; FARKSIZ CEM”

Cem’siz fark, Şirk; farksız cem’ Zındıklık; farkla birlikte cem’ ise Tevhittir. {Hz. Ali kv}

Cem’siz fark [Teklik farkındalığı olmaksızın ayrı ayrı birimler, oluşlar, oluşumlar vehmetmek] Şirktir [İkiliktir, körlüktür, kilitliliktir.]

Farksız cem’ [Birimler, olaylar ve oluşumların hakkını verme gerekliliğini inkar eden Teklik anlayışı] Zındıklıktır [Gerçeği bedene vermedir.]

Farkla birlikte cem’ [Birimler, olaylar ve oluşlarda esmanın hakkını büründüğü surete göre vermek] Tevhittir [Muhammedi, Vahdet Yaşamıdır.]

Tek’in Bâtın yüzünü fark edince Zâhir yüzüne sırt dönen, onu çizen, önemsiz, gören, umursamayan; Tek’e erme rüyası içinde dibi boylayandır!

Tek’i Zâhir yüzünden ibaret sayıp dini sırf buna kilitleyen; Bâtını ve hakikati inkar eden de Cennet rüyası içinde Cehennemini yaşar.

- Namaz; kıldığımdan ibarettir. Daimi Namaz felsefedir. (Cemsiz Fark)

- Aslolan Daimi Namazdır. Beş vakit şekille kısıtlanamam (Farksız Cem)

- Miracıma beş vaktin, nafilelerin hakkını vererek ilerlerim. (Farla birlikte Cem)

MEYDAN OKUMAK MI?

Hakkıkızı ararken, savunurken işe benlik karıştırırak meydan okuma, baskı yapma aşırılığına düşerseniz Seriül Hisab bunun da bedelini ödetir.

% 100 haklı %100 mağdur da olsanız, zararı telafi ve özür konusunda muhataba aşırı yüklenirseniz, sonraki aşamada bu da sizden çıkacaktır.

Sert kayaya çarptığınızı bilmeden yapacağınız efelenme ve meydan okumalar, size ve sevdiklerinize telafisi güç zararlar, bedeller ödetebilir.

Yakın dönemde haklı olduğumuz konuda, bir ülkeye aşırı yüklendik. Ticaret, turizm, ilişkiler olumsuz etkilendi. Şimdi aynı sahne bize döndü.

O ülke açık özür dilemeden, tazminatı kabul etmeden ilişkileri kastık, askıya aldık. Şu an benzer sahneler aynıyla bize uygulanmıyor mu?

Özür veya tazminat konumuna düşmesek de sırf buna düşmeme adına çok daha ağır ve hesapta olmayan bedeller ödemek durumunda kalmayız inşallah.

Olayın ciddiyetini anlamak için derin tahlillere ihtiyaç yok, açın önünüze dünya haritasını ve iki ülkenin büyüklüğüne şöyle bir bakın sadece.

Haklının haklılığında ve muhataba baskıda aşırı gitmesi; kişilere, kurumlara, ülkelere bedel ödetiyor. Seriül Hisabda bu da var, kanaatimce!

Milletler arası ilişkiler milli duygularla tribüne oynayarak yürütülemez. Milli duygular yerini Evrensel Akla bırakmazsa zarar kaçınılmaz.

Duygusal ezikliktense bedeli ne olursa olsun sonuna kadar giderim diyen hep yanmıştır. Duygusal eziklik pahasına akıl devreye alınmalıdır.

Seriül Hisab- Zül İntikamın gözden kaçan bir mekanizmasına dikkat çektim. Yine de milletimiz, ülkemiz adına yanılmış olmayı niyaz ederim.

ATASÖZLERİ VE DEYİŞLERDE SÜNNETULLAH

“Kabul olunmayacak duaya âmin denmez!” Allah Sisteminin genel- geçer mekanizmalarına açıkça aykırılık içeren taleplere onay verilmez.

“Köpeğin duası kabul olsa gökten kemik yağardı.” Evrensel mekanizmayı dikkate almaksızın yapılan egosal yönelişler boştur, ölüdür, hüsrandır.

“Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı.” Allah Sistemi; yeniyi, yenileneni, yeniye açık açığa çıkışları destekler ve besler.

“İti an, çomağı hazırla!” Negatifi, olumsuzu, kötüyü dillendirmişsen beyninin bu yönde yaratımına start vermişsindir. Bari tedbir al.

“İyi adam lafının üstüne gelir.” Pozitifi, olumluyu, iyiyi- güzeli dillendirmişsen beyninin o yönde yaratımına start vermişsindir. Seyret.

“Oğlan dayıya, kız halaya çeker” Genetik aktarım, insani programın oluşumunda sanılandan çok daha etkindir. Neslin için seçeceğin eşe dikkat!

“Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur” İnsan; rol model olarak kimi benimsemiş, kimden beslenmişse onun halini açığa çıkarır.

VERİTABANIM ŞEYTANIM OLMASIN?

İnsanın her daim uyanık ve tetikte olması gereken baş düşmanı; kendi bedenselliği ve sanal kimliğini oluşturan Veritabanıdır.

Doğum öncesi genetik ve astrolojik tesir; doğum sonrası aile, okul, çevre, eğitimle oluşan Veritabanı; hem Rahmani hem Şeytani potansiyeldir.

Kendisine karşı uyanık olunması gereken bir saptırıcı, bir şeytan, bir ego varsa şayet; işte o varlığını ve gücünü veritabanından alır.

Veritabanı öyle dehşet Kandırıcıdır ki Ego cilalamayı Fedakarlık, Bastırılmış Güdü tatminini Aşk, Hırs körüklemeyi hakka hizmet gösterebilir.

Veritabanının tatmin olmamış, bastırılmış tutkularına aşk etiketi yapıştıran Gafil; elde İsyandan başka şey bırakmayacak ateşe atlamıştır!

VERİTABANI VE AŞK

Aşk isimli benlik eritici ateş, kişilerin veritabanlarına göre üç tip bilinç çıkarır onu yaşayanlardan: 1- Mecnun 2- Meczup 3- Muhammedi.

Veritabanının bastırılmış güdülerini aşk sanan; çöllere veya dağlara vurur arabesk çalkalantılarla. Mecnundur; gafletini erdem sayan zavallı.

Allah Sistemini; evrensel önerileri görmezden gelerek Hakikat zirvesine erme hayaline aşk adı verir. Kendine bile hayrı dokunmaz Meczubun.

Derdi; Allah, Arayışı; Allah, Çabası; Allah. Gayesi kulluk hakikatini yaşamaktır. “Yaşayan Kul”u bulur, kapılır Feyzine; Muhammedilik yolcusu…

Celaleddin Hoca, İslami ilimleri yutmuş, bildiğini yaşamanın hakkını vermişti. Hakikatini ararken geldi Şems. Sen ne yaptın da ne bekliyorsun?

Şems, boğazına kadar dolmuştu hakikatle.. Rabbim, ayna lütfet ki kendimi göreyim dedi de ulaştı Rumi’ye. Sen, neyle doldun ki ne istiyorsun?

Aklını başına devşir! Libido dürtüsüne, veritabanı vehmine, beşeri hislere aşk adı vererek kandırma kendini! Bunların fevkindedir Aşk dediğin!

Yöresel Celaleddin Hocadan, Evrensel Mevlana çıkarır aşk dediğin! Gaye samimi, yöneliş ciddi, gayret imanî ise tabi. Çalkantıyı aşk mı sandın?

Ne Meczuba öykünür, ne Mecnuna övgü düzerim. Muhammedi Kulluk dengesiyle Hakikatimi yaşamaktır niyetim. Niyeti bu olana Aşkı mübarek olsun!