Hadis-i Şerif Tetkikleri- 2

 Hadis-i Şerif Tetkikleri- 2

“Dünyanızdan Bana Üç Şey Sevdirildi. Güzel Koku, Kadın ve Gözümün Nuru Namaz” 

(KADIN)

KADIN; Kadını da cinsiyet olarak değil insanın bir boyutu olarak algılarsak bu durumda beden ve bedene bağlı tüm duygular “kadın” diye sembolleştirilmiş oluyor. Duygu dediğimiz şey nasıl oluşuyor? Her kişi 99 ismin manasına sahip olmakla birlikte, bunlar değişik terkiplerle açığa çıkıyor ve buna da duygu deniyor. Mesela, hoşlandıklarımız, kızdıklarımız vs. bunlar kişiye göre değişir. Çünkü her toplum ve aile kişiye farklı değer yargısı, şartlanma yükler ve bu şartlanmalara göre kişi olaylar hakkında “bu böyle olmalı”  şeklinde değer yargısına sahip olur Bu yargıyla hissettikleri (duyguları) de onu harekete geçirir. Bu noktada ilim ve akıl kullanılmamaktadır. Şayet akıl duyguların önüne geçebiliyorsa bu hilafet boyutunun, bedene hâkimiyeti demektir. Duygularıyla hareket eden ise eûzusunu çekememiş demektir.

Diğer taraftan kadını “Rahimiyyet” boyutu ile düşünürsek;  Rahimiyyet, sonsuz sınırsız Esma özelliklerini yoktan var kılan, suretsizliği surete çevirendir. Yani Esma özellikleri Rahman (soyut) iken Rahim ile somuta geçer. Şu halde kadın somut olanı, sureti ve maddeyi temsil eder.

Hakikatimiz olan hilafet boyutumuz soyut ise biz surete bürünerek bu dünya, alçak boyuta indirildik ve hilafet boyutumuzu unuttuk. Şimdi onu hatırlamak için yine bu bedeni ve sureti kullanarak belirli çalışma ve ibadetler, arınma ve yöneliş ile döngüyü tamamlamak durumundayız. Yani düşünce fiile, soyut somuta dönüşecek, böylece bir “üretim” mekanizması işleyecek ki öze kavuşulsun.

*

KADIN:Kadın ve erkek sanki birbirlerini tamam etmek için varlar biri Rahmaniyet diğeri Rahimiyet deryası mübarek! Annelerimizin hayat yolunda bize katkıları büyüktür selam olsun o yürekli annelere lakin kadın erkek diye ikilikle bakmak istemiyorum sanıyorum ki hadiste kadın derken kişinin bedeninden bahsedilmiş sevdirilen bir beden yani sevilmesi gereken bir beden. Bazı kişiler bedeniyle barışık olamazlar saçından kilosundan kılından orasından burasından vs. yakınırlar memnun olmazlar. Önce bu bedeni sevmek gerek çünkü beden bize verilmiş bir nimettir beden bize verilmiş bir araçtır bizi halifelik boyutuna taşıyacak olan araçtır. O halde bu aracı sevmek gerek. Gerçek manada sevmek bedene tabi olmak değil kendini beden kabul etmek değil aksine bedeni gerektiği gibi kullanıp onu ehlileştirip amaca uygun yani halifelik boyutuna taşıyabilmektir.

*

KADIN: İkinci anahtar ise kadındı. İkinci anahtarın ilk anahtarın işlevini açığa çıkartması kuvveden fiile dönüştürmesi, görünmezden görünür hale getirmesi ve soyuttan somuta indirgemesi gerekmekteydi. İşlemden geçen adanın görünür hale gelmesini sağlamalıydı. Rahmanın rahime dönüşmesi gerekmekteydi. Bu adadaki kadın rahimiyetdi. Adadaki yaratım startının verilmesini algılananların açığa çıkartılmasın sağlayan unsurdu. Adanın rahmani potansiyelini rahimiyetle bütünleşerek açığa çıkarması gerekmekteydi. Rahmanın rahimiyetle bütünleşmesi işleve geçmesi ise AŞK dı. Rahman ve rahim bütünleşmesiyle adadaki kendini tanımaktı. Bu tanımanın söz konusu bu AŞK ın bir duruşu samimiyeti olmalıydı. Ada ne kadar bağımsız gibi gözükse de çevresini kaplayan suların yani sünnetullah kurallarına da uyabilmeliydi. Emir ve yasaklara hassasiyet göstermeliydi. Rahman rahimle bütünleşti AŞK yaşandı. Açığa çıkış gerçekleşti. Ancak üçüncü anahtarın da devreye girmesi gerekliydi.

*

النّساء – Bu kelime de belli / özel bir duruma işaret eder…  Mesela; Hz. Hatice, Hz. FatımatüzZehra, Hz. Meryem, Hz. Asiye ( selamullaHi aleyhinne ) ve s. gibi dünya ve ahiretin kadınlık örneklerine de işaret etmiş olabilir, zahir anlamıyla…   انسانة ( ensanetun ) veya  نسوة ( nisvatun )un  çoğulu olarak kullanılmıştır… Yukarıda koku ve kadın arasındaki ilişkiye dokundum… Peki burada kadın nedir ?.. Neyi işaret veya sembolize eder ?..  Kuranda veya RasulullaHın kavramlarında; kadın, üç ayrı kelimeyle ( زوجة /   نساء/  امراّة) ayırt edilir…  Zevce muhabbet / aynı inancı paylaşma / sadakat cihetinden imraeden ayırt edilmiş olabilir… İmrae de bu durumda açık olarak görüleceği üzere ihanet / inanç farklılığı cihetinden zevceden ayırt edilmiş olabilir…  امراّة  لوط veya   امراّة  ابراهيمörneklerinde olduğu gibi… Ancak “ Ademin Zevcesi ” denir… Zevce imana, imrae ise vehime karşılık gelir… Nisa nedir ?.. Nisa yaptığım araştırmadan çıkardığım sonuca göre; Ricalin karşılığıdır…  Rical ?.. Evet… AllaH ehli Zevat… HulefaullaH… Beşeri / beşerce tanımlardan uzak, cinsiyettten ari AllaH Ehli… O zaman “ koku nedir ?” anlaşılmıştır her halde… “ EvliyaullaH okimselerdir ki; görüldükleri zaman AllaH hatırlanır…” buyuruluyor…  AllaHın kokusu üzerlerine sinmiştir… Yanlış bilmiyorsam; amellere göre yayılan kokudan ( veya auradan )  da söz edilmiştir…

*

Kadın, Maşukun, Rahim aynan. Algıladığını hayata dökmen gerek, buda iki yolla olur ya içten dışa, yada dıştan içe.

İÇTEN DIŞA: Burada derin tefekkürlere, geniş zamana ihtiyaç duyulur. Kendinde dürülü olan, mündemiç olan manaları, algıladıklarını limbik sistemi devreye sokmadan açığa çıkartırsın yani bedensel istek ve değer yargıların işin içine girmeden.

DIŞTAN İÇE: Mevlana’nın Şemsi gördüğünde atından indiren, Yunusu Taptuk Emre’nin kapısına götüren, Aziz Mahmud Hudaiyi Üftade hazretlerine götüren, hep aynı sebeptir. Maşuk olarak gördükleri aslında kendilerinde bulamadıkları manaları açığa çıkartmış bir potansiyelde gördükleri için sevmişlerdir. Rahim aynasını bulmuşlardır onlar, Sende kendini tanımak bilmek istiyorsan eğer rahim tarafını bulmalı, Rahim aynanda kendini seyretmelisin, merak etme maşuk diye gelende, rahim aynan olarak gelende sensin. Zaten bu kadar sevmen, bu kadar arzulaman o güne kadar açamadığın boyutun olduğu içindir Sen olduğun içindir.

*

KADIN ile vurgulanan aslında topun ayaktan çıkmasıdır. Şut çekeceğin köşeyi düşünüp, geçmişteki isabetsiz vuruşlarını unutup seyirci baskısı ile kayıtlanmadan, gol olacağına inanırsan, o topun ayağından çıkışıyla başlayan fiil topun ağlara gidişiyle sonlanır.

KADIN ile vurgulanan açığa çıkandır. Hedefin doğrultusunda yaptığın çalışmaların meyvesidir KADIN.

Yaradılış amacına göre hedefin gelen bilgiyi arıtılmış, saflaştırılmıştır şekliyle algılamak;  doğru, samimi yönelişle olması gereken düşünce ve davranışı ortaya çıkarmak gerekir. Allah ismi ile işaret edilenin tasarrufu alem suretleriyledir bilgisi de değişmeyen bir gerçek. Mekanizma beyin dalgaları vasıtasıyla, beyinden beyine işliyor. Dolayısıyla o açığa çıkışı yön verecek, yolundaki ışığın olan yol göstericinle gerçekleştirmektir KADIN diye anlatılan.

KADIN konusuna getirilen en büyük yaklaşım üst bilinç aracılığıyla gerçekleşmeden açığa çıkmayacak olan bir potansiyelin varlığıydı. Onunla bütünleşme, bir anlam o aynada sonuca ulaşma hidayete erme AŞK adıyla açıklanıyordu.

Bu noktada yine mükemmel bir şekilde bilim ile HADİS arasında bütünleşme mevcut.

Aşk Hormonu = Feromon

Feromon koku almada önemli bir moleküldür. Burun içindeki koku merkezini uyarır ve uyarı cinsine göre beynin ilgili yerine sinyal gönderir. Feromonun özellikle böcek ve arılarda uzaktan karşı cinsi tespit edip sinyal göndermesine aracılık ettiği belirtiliyor. İnsan için % 100 kanıtlanmamış henüz. Yani AŞKı dahi kontrol ettiği söyleniyor bu moleküllerin zahiri anlamda.

Aşk, bu maddenin vücutta salgılanmasıyla başlıyor. AŞKIN KOKUSU diye de adlandırılıyor.

Ayrıca her insanın kendine özgü kokusu mevcut ve bu koku ile kendilerine en uygun eşi seçmektedirler.

Şöyle bir tespit çıkıyor bu bilgiler ışığında: Mevcut düşünce ve kabullerin doğrultusunda yöneldiğin, iman ettiğin konuda potansiyelini ortaya çıkartacak rehber, ayna ile de etkileşim, birbirini çekme mevcuttur.

*

Kadın; Rahim, soyuttan somuta çıkış.

*

KADIN; Bu yönelişten sonra teklik idrakinin birimde açılması, varlığın tek olduğunu, kendisinin de o tekten başka bir varlık olmadığını, esma terkibi olduğunu, b sırrı anlamıyla bu farkında lığın YAŞAMA HALİNİN adı…

Hz. Mevlana derki; “Pertev-i hakkest an maşük ni/ halıkest an güyya mahlük ni”

KADIN MAHLÜK DEĞİLDİR. SANKİ HALİK TIR… Hayatın ve âlemlerin manası olan yaratıcı kudreti bizzat şahsında temsil edendir kadın.

Kadın cennettir, kadın RAHİMdir, kadın annedir, kadın ailedir, kadın kız çocuğudur, kadın zenginliktir, kadın sığınılan limandır, kadın Hz. Peygamberi doğuran anadır.

Kadını sevmek Allahın cemaline talip olmaktır. Allahın vechini görmek kadın iledir, kadın rahmandakini potansiyeli resmedendir. Allah rahman ve rahimdir, rahmandaki tüm potansiyelin açığa çıkması için rahim olması lazımdır.

Bunun anlaşılabilmesi için de Allahın ben gizli bir hazineydim bilmek istedim ademi yarattım, bilinmek istedim alemi yarattım sözüne ihtiyaç vardır. Kendini bilen rab bini bilir, dolayısı ile rab bini bilen kendini bilir, kişinin kendini bilmesi rab bini bilmesinden önce gelir, yani rahmanı bilmek için rahime ihtiyaç vardır.

Demek ki Akli evvel, yaratılan ilk nur, RAHMAN, sonsuz potansiyel olan Muhammed Mustafa sav in, bu özelliklerinin Âlemde yani Rahimiyet aynasında açığa çıkabilmesi için bunlara yönelmesi, icra etmesi gerekmiştir. Aksi halde yine gizli bir hazine olarak kalacaktır.

Kadın ile Fatma annemiz dünyaya gelmiş ve resulullahın soyu kıyamete kadar devam edecektir. Hz Resulullah sav. Fatma annemize hitaben babasını doğuran kızım demiştir. yaşadığımız her anda, evren yok olmakta ve aynı anda yeniden var olmaktadır bu yok oluş ve varoluş sırasında hangi birimden ne çıktıysa bir sonraki anda seriul hisab ile sünnetullahta o yürürlüğe girer bu halin hayra vesile olan en kemal hali salattir. Salati en kemal halile  ikame edecek olan zat ta resulullahtır. O salat ile bir bakıma insanlık için geleceği en güzel şekilde planlamıştır böylece yönelişlerini yaşamaktayız. Salat ile akli kül, rahman olan rasulullah sav. Rahimiyet aynasında tecelli etmektedir. Bu tecelli dünyayı terk edişlerinin ardından Hz. Fatma kanal ile başlamaktadır.

*

Bu aşktır. Yana yakıla, yalvara yakara algıladığını yaşama aşkı oluşur. Eğer ki bu aşk oluşmasın bu hamilelik düşükle sonuçlanmaya mahkûmdur. Doğum gerçekleşemez.  Böyle bir aşk olunca şu ayet düşer aklıma; İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince Rahman onlar için bir sevgi oluşturacaktır. Meryem 96 (bunu yaşamak için kolaylaştırılmış yollar, kişiler, konular açığa çıkar)

(“Tefekkürü İbadet Bilen” dost bilinçlerin çalışmalarından derlenmiştir.)