İçinde Yaşadığım Deri filmi üzerine…

İçinde Yaşadığım Deri filmi üzerine…

Film kendini beden kabul etmenin ve cinsiyet üzerinden bakamamanın bedellerini anlatıyor.

Bedene sıkışmış hapsolmuş öz ben. Filmde yanan bir kadın ve tecavüze uğrayan bir kadın intihar ediyor. Kendilerini sadece beden kabul etmelerinin getirisi olarak bedenlerine olanları hazmedemedikleri için intihar ediyorlar. Öte yandan her iki bayanı sahiplenen süper ego timsali Robert intikam peşine düşüyor.

Visenti ise günlerce aç bırakılıp hapis edildikten sonra bedeninden başka bir beden yaratılıp tecavüze de uğradığı halde yaşamına devam ediyor. Visenti de Vera olduktan sonra bir iki kez intihar etmeye çalışıyor. Fakat seyrettiği TV programında ilk önce aslanın ceylanı kovalaması gösterilerek daima güçsüzün güçlü tarafından yok edileceği mesajını alıyor. Ve ilk uyandırılma sözlerini duyuyor. Ve burada bir kral tacı sahnesi gösteriliyor. Ardından aslanın ceylanı parçalama sahnesi. Adeta bu uyandırılma sözlerine uyar kendini bulursan kralsın, uymazsan sonun ceylanın sonu gibi olur mesajı veriliyor.

-  Bu yöntem her yerde uygulanır. Hastane ya da hapishane.

- İnsanın sığınabileceği tek bir yer vardır. Hiç kimsenin ulaşamayacağı bir yer, tahrip edemeyeceği bir yer.

-  Orası farklı bir yerdir. Orada huzur, sessizlik ve özgürlük vardır.

-  Ancak çok yoğun ve sürekli çalışmayla oraya ulaşılır.

-   Sürekli çalış, usanmadan her zaman.

Bilgisini aldıktan ve peşinden gösterilen cansız beden heykellerinden sonra Vera yerinden kalkar ve tarih atar. Ve özgürlüğüne doğru adım atmaya başlar.

Rıza haline gelmek kimi olaylarda kolay kimi olaylarda ölümdür. Ve bu ölüm olanlar asıl insanı diriltenlerdir. Söz konusu beden olunca kendisiyle bütünleştiğimiz için sanırım bu en zorudur.

Robert bizdeki süper ego. Kendini mükemmel gördüğü konuda en üst safhada başarı göstermiş bir deri üretip hem kaybettiği eşini tekrar yaratmış hem de kızının intikamını almış. Ve en sonunda o yarattığı onu yok etmiş. Sahipliklerimizin getirdiği hırs, intikam sonumuz olur. Sistemde iyi ve kötü yoktur sadece oluş vardır. Aşık oldu ve aşkı da onu yok etti.

Vera egomuz. Kaçırıldı, aç kaldı, yalnız kaldı, korktu. Tek derdi hayatta kalıp oradan kurtulmaktı. Cezalandırıldığını düşündü, kendisine uygulanan operasyonla bitti zan etti hal bu ki yeni başlamıştı. Direndi, bulunduğu durumu kabullenemedi intihar etti. Yaşadığımız olaylar karşısında dirençlerimiz, kaçışlarımız aslında kendimizden uzaklaşmamıza sebep olmaktan başkaca bir şey değil. Her kabul ve hazım sadece kendimize yakınlaşmaktır esasında. Egonun direncidir bunlar tehdit sayar, alışmış düzeninin bozulmasını, değişimi kabullenemez sürekli direnir. Mesele bu direncin nerden kaynaklandığını fark etmekte yatar. Bir şekilde bize ulaşan, TV, kitap, kişi, tek bir söz bile olabilir bazen bu, bir aydınlanma yaşanması sırasında eğer gülme tutmazsa J çıkış bulur insan. Vera da tüm bu yaşadığı olaylar ve hapis kalma durumu onu bir noktaya getirmiş ve yaptığı yoğun çalışmalar sonucunda öz benine ulaşmış. Özgürlüğü için yapamayacağı bir şey kalmamıştır. Tecavüzü dahi özgür kalabilmek için kabul etti. Ve her kabul onu özgürlüğüne daha da yaklaştırdı. Giymek istemediği kıyafetleri de makyajı da hatta kendisini o duruma getireni de bağrına bastı hepsini kabul etti. Marifetini kuşandı ve özgürlüğünü aldı. (Özgürlük; Hakikate ermektir.) Marifet egoyu dönüştürebilmektir.

Zika ise id. Sadece bedene dönük yaşam biçimini simgeliyor. Ve bizde sürekli olarak bizi Hakikatten perdelemek için şuurumuza zihnimiz tarafından edilen tecavüzü de düşündürdü. Kendisinin süper gelişmiş hali Robert tarafından yok edildi. Süper ego da hakikatimize ulaşmada hizmet etmektedir.

Anne; Robert ve Zika ile simgelenen duyguların çıkış mahalli. Özgürlük için Duyguların kaynağı da yok edilmek zorundaydı. 

Bedenine ne olursa olsun kesilsin, doğransın derisi yüzülsün bunların hiç biri öz benine değmez.

GÜLSEN ÖKSÜZ