“İhtiyar Delikanlı (2013)” filmi üzerine…

“İhtiyar Delikanlı (2013)” filmi üzerine…

İzlemeyenler için kısa film anlatımı:

Evli ve bir kız babası olan Joe Doucett, alkolik ve insanlarla ilişkileri kötü olan biridir. Kızının doğum gününe gitmeyecek kadar önemli olan iş bağlantısı son derece olumlu geçmiş iken,  görüştüğü kişinin yanındaki bayana sarkıntılık ederek aldığı işten olur. Sarhoş bir halde iken en son sarı şemsiyeli bir bayan görür. Ayıldığında bir otel odasında yalnızdır. Kendisine sürekli Çin yemekleri verilmesi dışında dış dünya ile hiç irtibatı yoktur. Sadece odasındaki televizyonu izleyebilmektedir. Dışarıda karısı ve kızı ile kötü ilişkileri olan Joe yıllarca yalnız kalınca, fare ile bile arkadaş olmaya çalışır. Televizyondan eşine tecavüz edip öldürüldüğünü ve kızının da bir aileye evlatlık verildiğini öğrenir.

Otelde kendisinden alınan sperm, saç ve kan örnekleri ile eşinin öldürmesinde birinci derece zanlı durumuna düşer. Bu durumu öğrenince içkiyi bırakır ve intikam alıp kızına ulaşmak için yemin eder. 20 yıl sonra bir sandıkta yanında cep telefonu ve para ile dışarı bırakılır. Bu başına gelenlerin üniversitede yaptığı bir dedikodudan kaynaklandığını öğrenir.

Üniversitede kendi babası ile yatan bir kızın (AmandaPryce), Joe tarafından tüm okula deşifre edilmesi, bu sebeple kızın çok kötü günler geçirmesi, babanın ise, kızını, karısını,  oğlunu ve kendisini vurması ile sonuçlanır. Baba oğlunu vurmuş ama öldürememiştir. Bu ölmeyen tek aile ferdi (Adrian Pryce), ömrünü intikama adar. Joe’ya kendi kızı ile bilmeden ilişki kurmasını sağlayacak ortam yaratır. Filmin sonlarında Joe, televizyonda gösterilen kızın kendi kızı olmadığını, kızını gösteren programın sahte olduğunu, kendisi ile yakınlaşan ve yattığı kişinin aslında kızı olduğunu öğrenir.

Filmden aldığım mesajlar;

 1-) Joe’ya ilk telefonunda Adrian ‘Ben seçimlerimizden sorumlu olduğumuza inanan                   biriyim.Yaşadığımız sürece söylediğimiz ve yaptığımız her şeyin olumsuz sonuçlarını kabullenmek zorundayız’ diyor.  Adrian sistem bilgisi olarak doğru ancak eksik bilgi veriyor. Sadece olumsuz davranışlarımızın olumsuz sonuçlarını değil, olumlu davranışlarımızın da olumlu sonuçlarını yaşayacağız.

Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz” (Hadis)

Bu süreçte her nefs yaptıklarının getirisiyle karşılık bulur (yaptıklarının sonucunu yaşar)! Bu süreçte haksızlık yoktur! Muhakkak ki Allah Serî ül Hisâb’dır  (Mumin 17)

Eğer, Allah’ın sistem ve düzenini anlamışsak, Hüküm şu ki;“Herkes ancak, yaptığının karşılığını alacak, yapmadığının da karşılığını almak mümkün değil!.”   (A.H)

2-) Elizabeth Kibler der ki  ‘Sefil hayatındaki, her lafı, her eylemi gözden geçir. Başarılı olursan huzuru bulabilirsin, mutluluğu bile yakalayabilirsin.’diyor filmde. Birinci maddedeki bilgilerde ‘Herkes ancak, yaptığının karşılığını alacak’ sözünü dikkate aldığımızda, bugün yaşadıklarımızın geçmişte attığımız tohumların sonuçları olduğunu anlıyoruz.

Arkadaş sakın kadere kusur bulma! Buğday ektin de, arpa mı biçtin? -Hz. Mevlana

Her canını sıkan olayında, sor kendi kendine: Eğer o zaman yapmasaydım öyle, şimdi olur muydu böyle?  Ektiğini biçersin! (A.H)

Bu durumda geçmişte attığımız bazı tohumları düşünüp gözden geçirmenin faydaları var. Nedir bu faydalar? Yanlış olduğunu düşündüğümüz davranışlar için, yaptığımız kişilerden özür ve af dilemek.  Yanlışımızı fark ederek tevbe etmek.

Yani hem karşımızdakinin bizi affetmesini sağlamak, hem halifeliğe yakışmayan davranışlar için kendimizi affetmek. Bu farkındalık ile bu davranışların sonuçlarını yaşamamak. Doğru yaptığımız ve sonuçlarından memnun olduğumuz davranışları ise arttırarak sürdürmek.

3-) Joe dışarı çıktığında kendisini 20 yıl odada tutan kişiyi ararken, patronundan şüphelenerek ziyarete gidiyor. Kısa bir görüşmede ‘patron mutlu görünüyor, o yapmış olamaz’ diyor ve oradan ayrılıyor.

Bu cümle, kendi dünyamızda, kavgamızın kendimizle olduğunu hatırlatıyor. Kendisi ile bu kadar barışık olan birinin dışarıya karşı farklı olamayacağını vurguluyor. Sonrasında Adrian görüldüğünde bu konu daha net anlaşılıyor. Adrian sorunlu, kindar ve mutsuz biri. Her şeyi dışarıda aramanın kendine bakmamanın sonucu görülüyor.

 4-) Joe’nin kızı Mia, Joe ilk çıktığında yardım etmek istiyor. Joe kabul etmiyor. Kartını veriyor gerekirse ara diyor. Yaralandığında Joe’nin arkadaşı Mia’yı çağırıyor. Joe kendine gelince Mia’yı istemiyor,  Mia yine yardım etmek istiyor. Ve sonucunda çektiği acılar.

Adrian, zorda olana yardım etmeden duramayacak biri olsun diye Mia’yı özel ailelerde eğittiklerini söylüyor. Yardım istemeyene zorla yardım eden sonuçlarına katlanır.

5-) Joe’nin kaldığı odada tek haber kaynağı televizyondu.  Filmin sonunda da yayınların kendisine özel olduğunu ve gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı.

Bu oda bedenimizi, televizyon da beş duyumuzu,  özellikle de göz ve kulağımızı çağrıştırdı. Dışarıda ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok. İzleyebildiğimiz film kadarı ile dışarıyı anlayabiliyoruz. Bu filme göre, kızıyoruz veya gülüyoruz. Oysa hem dinimize göre hem de kuantum fiziğine göre dışarıda gördüklerimiz aslında yok.

6-) Adrian, Joe’ya geçmişi anlatırken, babasının, hem kız kardeşi ile hem annesi ile hem de kendisi ile yattığını anlatıyor. Bunları anlatırken de babam bizi severdi. Sahip olduğumuz şey özeldi ve güzeldi şeklinde anlatıyor. Bizi sonsuza kadar seveceğini sanıyorduk ama sen onu bizden aldın diyor.

Burada yaşadığımız şeylere değil, ona yüklediğimiz anlama göre mutlu ya da mutsuz olduğumuz anlaşılıyor. Dışarıdan gelen tepkilerden dolayı ölen ve öldüren aile fertlerinin dünyası farklıymış. Bu olanları sevgi gösterisi gördüğü için tüm aile mutluymuş.

Biz küçükken arkadaşlarla güreşirken pes ettirmek için birbirimizi gıdıklardık. Sonucunda da yenilgi geldiği için gıdıklayana çok kızardık. Sonraları oyuna başlamadan, gıdıklamak ve ısırmak yok diye kural koyduk. Ben halen gıdıklanmaktan hoşlanmam.

Sanırım bunun sonucu olarak ben çocuklarımı yıllardır severken bazen gıdıklarım. Ama severek ve kızdırmadan.  Oynamak istediklerinde gelip ikisi de ‘baba beni gıdıklasana’ der. Bu onların hoşuna gidiyor.  Onlardaki anlamı sevilme, bendeki anlamı yenmek için hile. Basit bir konuya bile tepkilerimiz bu kadar farklı. 

7-) Joe televizyonda gördüğü ve kızı sandığı biri için hayatını tehlikeye atıyor, çabalıyor ve kıza ulaşıyor. Adrian ona ‘bu senin kızın değil, bu kız benim çalışanım, televizyon programı da yalandı’ diyor. Bu cümleden sonra kız gidiyor. Joe için kız hiçbir şey ifade etmiyor artık.

Kızın dediler hayatını tehlikeye attı. Değil dediler, kızın çekip gitmesini umursamadı. Ne garip değil mi?  Yıllarca intikam diye yandığı kişi kızın değil dediler ve bitti. Kızı değil diye onunla yattı. Kızın dediler yandı.

Hep dediler ile yaşıyoruz. Olayın bizdeki kayıtlara göre anlamı ne? Bu filmdeki biraz uç örnek olsa da herkese göre doğru farklı.

Besmele tefekküründe, lise yıllarında güç ve dövüş konularına merakımı yazmıştım. Van’da doğup büyüdüm. Liseyi orada bitirdim. Van’da ‘erkek dediğin biri ona yanlış bir şey yaparsa vurur’ kodu almıştım. Sorun çıktıkça da uyguluyordum. Bana çok da doğru geliyordu. Van’da böyle bir durumda arkadaşlarımın övgülerini hatırlıyorum.

İzmir’e geldik. Üniversiteye başladık. İki kez kavga ortamına girdim. Baktım aferin diyen yok ama yadırgayan çok. Kod değişti. Yeni kod; Maganda değilsen kavgaya karışmamaya çalış.

Birkaç yıl sonra bulunduğum bir ortamdaki hoşgörümü gören arkadaşım ‘üç yıl önceki Ünsal şimdi neler yapardı?’ diye güldü. Ama artık içimden gelen davranış buydu. Çünkü artık kod değişmişti. Yani doğrum artık farklıydı. İnsanları da yadırgarken, acaba biz aynı ortamda yetişseydik ne yapardık diye düşünmek gerekiyor sanırım.

Ünsal BÖKE