“İnception (Fikir Aşılama)” filmi üzerine- 2

“İnception (Fikir Aşılama)” filmi üzerine- 2

Cobb’un Eşi ile Cennetten indirilmesi ve Yasak meyve. (Eşi ile geçirdiği 50 Yıl)

Cobb içinde bulunduğu uyku hali onun cenneti gibiydi. Oradan çıkmadan gerçeklik kavramını göremeyecekti ve her daim hayal ettiği, var sandığı video enstantaneleri ile ömrünü geçirecekti. Cobb bu gerçekliğin ona yetmeyeceğini anladığı anda yasaklı meyveyi yemiş ve cennetten indirilmiş oldu. Eğer gözüne hoş gelen, bedenselliğini okşayan hayal âleminden yani deccalın cennetinden çıkmasaydı aslında cennet diye tasvir ettiği onun cehennemi olacaktı.

Fikir aşılama:

Kölesini azat eden cennete girer;  Doğduğun andan itibaren bağırsak beyinin etkisi altındasın ve birinci beyine her daim bir beden zannı aşılanmakta. Doğduğun büyüdüğün ortam, anne baban, öğretmenin, eşin dostun sana bunu nakış nakış, ilmek ilmek işlemekte. Her ne kadar bağırsak beyinin ve çevresel faktörlerin etkisinden kurtulursan köleni azat etmiş cennet yaşantısına adım adım geçmiş olursun.

Şeytan Amelini Süslü Gösterdi

Genç iş adamının bilinçaltına yerleştirilen fikir öyle ilmek ilmek işlenmişti ki, kendi fikriymiş gibi kabullendirildi ve o güne kadar yapmış olduğu tüm çalışmaları bir anda silmesine vesile oldu. Bilinçaltına yerleştirilmiş bir fikir bastırılmış duygular su yüzüne çıkarken böyle oyunlar oynayabilir.

Rüyadaki dürtmeler “Biz kurtarıcı göndermediğimiz kavmi helak etmeyiz”, İçinizden Resul irsal ettik”, ŞEFAAT: Resul seninle vicdan kanalından her daim konuşur, yap, yapma, git, gitme vb. gibi bu dürtülerini yalanladıkça sen sana irsal olan resulü yalanlamış ve reddetmiş olursun. Sana gelen ilim seni uykundan uyandıracak, bilinç sıçraması yaptıracak, her ilim şefaattir Hocamın bana olan şefaati göz ardı edilemez. Eskilerin anlattığı bir anlatım tarzı vardır. Sırat köprüsünden geçerken resul seni kurtarır derler şefaat eder derler. Hocamın şefaati şuan geçmekte olduğum sırat köprüsünden beni kendi cehennemime düşmeden ensemden yakalamasına benzer.

Uyku hali: Uyku hali bilincin devre dışı kaldığı haldir yani tabiatın seni yönlendirir, Olaylar seni yönlendirir, hâlbuki senin olayları yönlendirmen hatta mimarı olup biçimlendirebilmek gerekir. Uyku hali tam bir gaflet halidir neden niçin nasıl sorularının sorulmadığı her an uyku halidir. Terkip hükmünden çıkamama halidir.

Uyanmak  – Ölmeden evvel ölmek: Benliğinden öl ki, Allah ile hay ve baki olasın, Hiç ol ki hep olasın, terkip hükmünden çıkmak, dilediğin isime dilediğin anda bürünerek o isimin manası olan fiili ortaya koymandır bu da 2.beyinin etkisinden kurtulup, tabiatını yıkıp rabbinden rabbül alemiyne olan hicretle son bulur.

İbrahim TÜRKMEN

——————————–

Fikir dirençli ve bulaşıcıdır bir kere beyne yerleşti mi söküp atmak nerdeyse imkânsızdır:

Filmin başlarında geçen bu konuşma bana şunları hatırlattı; anne ile babanın birleşmesinde bir hücre oluşur. Bu hücrenin  29. günde beyinin de oluşmaya başlaması ile birlikte beyin tüm organlardan aldığı frekanslar ile programlanarak insuvar cortex dediğimiz alanda yerini alır ve yeni gelen her türlü bilgiyi bu beyinde yer almış bilgilere göre değerlendirerek bir çıkış (output)  oluşturur  ve çıkış sonucu aynı anda aynı bilgiler tekrar dönerek giriş (input) yapar.(feadback)

29. günde başlayarak tüm organların beyinde yer almasının sonucu beyinde ağırlıklı olarak oluşan bu bilgi kendisinin beden olma fikrini yerleştirmiş oluyor. Bu fikri atmak zordur.

  • (Esfeli sâfîliyn olan) dünyanızın yaşamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir! Sonsuz olan gelecek yaşam ortamı korunanlar için elbette daha hayırlıdır… Hâlâ aklınızı değerlendirmeyecek misiniz?  (En’am 32)
  • İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar.(hadis)
  • Ölmeden önce ölünüz.(hadis)

Filimdeki ariadne isimli karakter üniversite öğrencisi olan kız filmde cobb’un onu ekibe alarak ilk eğitimini veriyor ve kız heyecanlanıyor yaşadıkları karşısında daha sonra vazgeçiyor iş teklifinden ve gidiyor cobb arkasından şu konuşmayı yapıyor:

Gerçeklik ona yetmeyecek ve dönecek; Burada ki olay bana ehil kişilerle sohbetlerimizi hatırlattı bize bu alem rüya alemidir sonsuzluk bizi bekler sen bu beden değilsin gibi konularda yeni idrakların açılması duyduğumuz haz sonucunda dünyanın geçici olduğu kanaati ile birlikte bu gerçeklikten uzaklaşamıyoruz öğrenme isteği devam eder ve bu hazzı tadanlar gidemezler.

- Her gün rüya paylaşmak için geliyorlar son derece kararlılar.

- Her gün uyumak için buradalar hayır uyanmak için geliyorlar

Filmin ortalarında geçen bu konuşmalar şunları hatırlattı:

Ölmeden önce ölme çalışmaları rüyadan uyanma çalışmaları sohbet ortamında hepimizin bir gayesi aynı olsa gerek ölmeden önce bu rüyadan uyanmak gerçekliğe adım atmak.

Genel olarak filmin bana verdiği mesaj;

Beden olma fikri sadece doğuş anında değil bağırsak beynin ve çevrenin bizi her daim çeşitli programlarla programlaması sonucu bedenselliğe çeker. Bu beden olma fikrini atmak zordur ama imkansız değildir. Ayet ve hadislerde de belirtildiği gibi bu dünya hayatı rüya aleminden başka bir şey değil. Bu rüyadan uyanmalı ölmeden önce ölmeliyiz zaten bu gerçekliği bir idrak ettik mi dünya yaşamı rüya alemi halini alır peşinde koştuğumuz dünyalıklar değeri kaybeder. Haz duyduğumuz gerçeklik bizim tek gerçekliğimiz olur ana gayemiz bu olur GERÇEKLİĞE UYANMAK!

Ölmeden önce ölmek dileğiyle! Es selam

Emre TOLGALI

————————–

Bu filmi  seçerken başlığı ilgimi çekti çünkü bende ilk defa seyrettiğim filmi yazmaya çalışacaktım. İlk deneyimim.

Filmin konusu:
Genç bir adamın  ailesine kavuşmak için daha önce uyguladığı, rüyadayken!  Başkasının beynine gerçek olmayan bir fikri kendi fikri imiş gibi aşılamak bunun için gerekli ortamı ve planları yapmak ve uygulamak.

*Beni öldürmeye mi geldin?
Yaşlı adamın sorusuydu; çünkü onun da beklediği bir şeydi bizim de beklediğimiz bizi kendi öz gerçeğimizle yüzleştirmek bunun için de gerekli olan bazen bir kitap bazen de bu gerçeği bilen ve yaşayanı dünyaMıza çekmemiz ve gerekenlerin yapılması.

* En dirençli parazit fikirlerdir ve bulaşıcıdır yerinden sökmesi nerdeyse imkânsızdır…

Diyen genç adam bir gerçeğin üstünü çiziyor.Benim daha doğmadan önce bilinçaltıma genlerle  yerleşen kendimi beden kabulüm virusun ta kendisi ve bu nesiller boyu devam eden bir aktarım. Yapacağımız çalışmalar bu virusu atmak için gerekli.

* Rüyada korunmasız kalınır! Öldürmek sadece uyandırır (ölmeden önce ölünüz hadisini hatırlattı) ama acı zihindedir derken  de demek istiyor?.

Acaba rüyadayken bedenimize hiç bir şey olmadığı halde hislerimizin farkında oluşumuzu mu? Ve bedenimizi kullanamadığımız zamanda acıyı ve zevki algılayacağımızı mı?…

*İş adamın teklifini kabul ettikten sonra bunun için  beraber çalışacağı mimarı (yaratıcı) en önemlisi ki bu, çünkü planını işlemesi için şarttı ve arkadaşlarını seçti. Fikri aşılamak için.

Biz doğmadan bize ailemizi, doğacağımız en uygun zamanı ve yerin belirlenmesini, akıl ve duyguların ölçüsünü ilminde planlayanın hükmü karşısında rol verdiği oyuncu değil miyiz diye düşündürdü…

Peki  planlayıcının ilmiyle açığa çıkanın ben planlayıcıdan ayrıyım diye düşünmesi ne kadar doğru?

*Bireyin aklı düşüncenin kaynağına her zaman ulaşır gerçek ilham taklit edilemez….
*Uyanıkken Beynimizin sadece ufak bir kapasitesini kullanırız ama rüyada zihnimizin yapamıyacağı yoktur. Yarattığımız dünyayı eş zamanlı olarak algılarız  yani zihnimiz bunu öyle iyi yapar ki farkına varamayız bu o sürecin tam ortasına  girmemize izin verir
diyor Kob.

Genç kıza yaptığı teklif ise bir hayal dünyası yaratıp  ünlü iş adamının oğlunu  o rüyaya sokup bilinçaltını o dünyayla kaplıyacağız ve rüyayı gerçek sanacak,  istediğimizi bu yolla onun beynine ölmek üzere olan babasının şirketlerini istemeyip batırmasını sağlayacağız.  Bu fikri aşılayacağız diyor…

Ya biz?..  Hangi rüyanın kimin rüyasının içindeyiz gerçekle hayal nerde başlıyor ne zaman bitiyor ?.. Yaşadıklarımız bir an sonra hayal oluyorsa geleceği de  bilmiyorsak önemli şu An mı?  Geleceğimizi şu  AN da planlıyorsak bunun farkında mıyız ???!.

*Zihin korumak istediği bilgiyi korumak için kasa hapishane yaratıyor, fizik kurallarını zorlarsan bunun sonuçlarını yaşarsın diye genç kıza ikaz ediyor. Çünkü bilinçaltın bu dünyayı başkasının yarattığını algılıyor bu alyuvarların enfeksiyonla savaşı gibi. Sadece detayları kullan aynısını kullanırsan hayalle gerçeği ayırt etmek zordur. Rüyayı anlamak ve uyanmak için sadece kendinin kullanacağı bir totem kullan diyor Kob.

Biz de Anın farkındalığını EUZU BESMELEyi yaşayarak mı çözüyoruz?

* Kob: Bazen rüya için de rüya da olduğunu anlarsın çok derine girmek için çeşitli karışımlara ihtiyaçlara var. İnsana fikir aşılayınca bu onda büyür ve yönlendirilir… Bilinçaltı duygularla hareket eder mantıkla değil, düşme hissi rüyadan uyandırır, rüyada zaman daha yavaştır gerçek zamana göre. 

*Kob: Arafa ne zaman düştün ?.. Derinlerde bildiğimiz bir gerçek ama unutmayı seçtiğimiz ….
YA BİZİM ARAFIMIZ NE ???..

Kobun kendisi ve karısı için cennet yaratıp içinde uzun bir müddet kaldıktan sonra sıkılıp gerçek hayata dönmek istemesi ama karısının orda kalmayı istemesi ile ki bu orayı gerçek sandığı  için, bu fikride onun  zihnine kendi yerleştirmişdi ,sorunların başlaması ve karısının intihara varan sonuyla rüya içinde rüya  ile bununla yüzleşip tekrar gerçek hayata dönmesi..

İş adamının oğlu da babasıyla olan sorunlarını ta derinlere giderek yüzleşiyor; ama bunun için önüne çıkan engelleri yenmek zorunda…
 
Bu bizim içinde gerekli mi?.. Tıkandığımız noktanın ne olduğunu bilmezsek nasıl çözüm bulup devam edeceğiz?!..

Bizimde kendimizi beden kabul etmemiz en büyük virus olduğuna göre YA BİZ BUNUN FARKINA VARIP GERKLİ ÇALIŞMALARI YAPACAĞIZ; YA DA BİRİ DAHA GİTTİ DİYECEKLER… ÜSTADIN DEDİĞİ GİBİ.
 
Filmin konusu anlayabildiğim kadarıyla kaçınılmaz sondan önce bizi engelleyen zihne yerleşen doğru olmayan fikirleri bilinçaltı ile yüzleşip önüne ne engel  çıkarsa çıksın  yılmadan  bunun gereğini nasibimiz  ölçüsünde yapabilmek diye anlıyorum.

Hatun Sevim SÖYLEMEZ